Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘Diger Konular’ Category

ÂŞÛRÂ GÜNÜNÜN FAZİLETİ

Posted by Site - Yönetici Kasım 22, 2012

bismillahirrahmanirrahim,besmele

ÂŞÛRÂ GÜNÜNÜN FAZİLETİ

Muharrem ayı içinde, Allâhü Teâlâ’nın o günde itaat ve ibadet edenlere çok büyük sevablar ihsan edeceği âşûrâ günü vardır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Her kim Âşûrâ günü çoluk-çocuğuna cömert davranırsa, Allâhü Teâlâ senenin tamamında ona rızık genişliği verir.” buyurmuştur.
Tâbiînin büyüklerinden Süfyân-ı Sevrî (r.a.) (v. 161) “Biz bunu elli sene tatbik ettik, rızık genişliğinden başka bir şey görmedik.” demiştir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Medine’ye hicret buyurduğunda Yahûdilerin âşûrâ günü oruç tuttuklarını gördü de “Bu ne orucudur?” diye sordu.
Onlar da “Bu gün büyük bir gündür. Bu gün Allah Azze ve Celle’nin İsrâiloğullarını Firavundan kurtardığı gündür. Mûsâ (a.s.) (Allâh’ın bu lutfuna şükür için) oruç tutmuştur. (Biz de tutarız)” dediler.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Biz Mûsâ(nın sünnetini ihyâ)ya sizden daha lâyığız.” buyurdu da o gün oruç tuttu ve ashaba da tutmalarını emreyledi. Böylece âşûrâ orucu vacib oldu. Ancak Ramazan orucu farz kılındıktan sonra âşûrâ günü oruç tutmak müstehab olmuştur.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) âşûrâ günü oruç tutup ashabına da tutmalarını emrettiğinde; “Yâ Resûlallâh! Yahudi ve Hıristiyanlar o güne hürmet ediyorlar.” dediler.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Öyle ise gelecek sene -inşaallâhü Teâlâ- dokuzuncu günü(yle beraber) tutarız.” buyurdular. Ancak gelecek sene Muharrem ayı geldiğinde Resûlüllâh (s.a.v.) âhirete irtihal buyurmuşlardı.

KABİR SUÂLİ
Kabirde meyyite Münker Nekir dört şey suâl eyler:
Rabbin kim, nebîn kimdir, nedir dînin ve kıblen gâh.
Cevâbın verenin canıyla cismi zevk eder anda
Şaşub küffâr ve âsîler çeker anda azâbullâh.
(E. İbrahim Hakkı) 

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

MUHARREMİN 9. VE 10. GECELERİ

Posted by Site - Yönetici Kasım 22, 2012

20120603_194237 copy.jpgtu

MUHARREMİN 9. VE 10. GECELERİ

Muharremin 9’uncu ve 10’uncu geceleri birer tesbih namazı kılmalıdır. Yine 9’uncu ve 10’uncu geceleri teheccüd vaktinde Allâh rızâsı için 4 rek’at namaz kılınır. Her rek’atte Fâtiha-i şerîfeden sonra 50’şer İhlâs-ı şerîf okunur.

Bu günlerde hatm-i enbiyâ’ya devâm etmelidir. Bilhassa 9’uncu günü akşamı, (yâni 10’uncu gecesi) hatm-i enbiyâ yapılması çok fazîletlidir. (Hatm-i Enbiyâ’nın nasıl yapıldığı, Duâ ve İbâdetler isimli kitabımızda târif edilmiştir.)

Muharrem ayı içerisinde mümkün olduğu kadar çok istiğfâr etmelidir. (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

Muharrem ayının onuncu (Âşûrâ) günü; önceki bir gün yâhut sonraki bir gün ile birlikte oruç tutmak sünnettir. Yalnız Âşûrâ günü oruç tutmak tenzîhen mekruhtur. Hadîs-i şerîfte, “Âşûrâ orucunu tutunuz ve ona dokuzuncu yâhut on birinci günü ilâve ederek Yahûdilere muhâlefet ediniz, onlara benzemeyiniz.” buyurulmuştur.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

ÂŞÛRÂ GÜNÜ MEYDANA GELMİŞ VE GELECEK BÂZI MÜHİM HÂDİSELER

Posted by Site - Yönetici Kasım 21, 2012

Abdulkadir Geylani Hazretlerinin Duası

ÂŞÛRÂ GÜNÜ MEYDANA GELMİŞ VE GELECEK BÂZI MÜHİM HÂDİSELER

Muharrem ayının onuncu günü Âşûrâ günüdür. Âşûrâ gününde çok büyük ve mühim hâdiseler meydana gelmiştir. Fakîh Ebu’l-Leys Hazretleri’nin Tenbîhü’l-Gâfilîn kitabında rivâyet ettiği hadîs-i şerîfte, Âşûrâ günü meydana gelen hâdiselerden bâzıları şunlardır:

1. Göklerin ve yerin yaratılması,
2. Âdem aleyhisselâmın tevbesinin kabul edilmesi,
3. Nûh aleyhisselâmın gemisinin karaya oturması,
4. Mûsâ aleyhisselâmın, Firavun’un şerrinden kurtulması ve Firavun’un helâk olması,
5. İbrâhim Aleyhisselâmın dünyâya gelmesi ve ateşten kurtulması,
6. Eyyûb aleyhisselâmın hastalıktan şifâ bulması,
7. Yûnus aleyhisselâmın balığın karnından kurtulması,
8. Süleyman aleyhisselâma saltanat verilmesi,
9. Hz. Hüseyin (r.a.)’in şehîd edilmesi.
10. Kıyâmetin kopması da Âşûrâ günü olacaktır.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Diyanet’te Militan Feministlerin Yeri Yoktur!

Posted by Site - Yönetici Kasım 20, 2012

1 rabita ft5

Diyanet’te Militan Feministlerin Yeri Yoktur!

Feminizm İslama, bilime, Kur’ana, Sünnete, gerçeklere aykırı sapık ve bozuk bir ideolojidir.

Gizli, derin, sinsi güçler Diyanet İşleri Başkanlığına militan feminist elemanlar sokarak dinimizi bozmaya çalışıyor.

İnsanlar erkek veya kadın hukuk önünde eşittir ama mutlak eşitlik yoktur.

Kadınların erkeklerden üstün tarafları vardır.

Erkeklerin kadınlardan üstün olduğu taraflar.

Soruyorum:

1. Niçin futbol takımları kadın erkek karışık değildir?

2. Niçin atletizm yarışmalarında kadınlar ve erkekler ayrı takımlarda yarışır?

3. Niçin ordularda kadınlarla erkeklerin sayısı eşit değildir?

4. Niçin millet meclislerinde kadın vekillerle erkek vekillerin sayısı eşit değildir?

Çünkü erkeklerle kadınlar her konuda eşit değildir.

Son yıllarda Diyanet kadrolarına binlerce müftü yardımcısı, vâize ve diğer kadın eleman doldurulmuştur.

İslam tarihinin hangi devrinde müftülerin kadın yardımcıları olmuştur? Hiçbir devirde…

Bir ara çok büyük bir vilayetimizin müftülüğü, imamlara açık bir hanımı müzik ve şan dersi hocası olarak tayin etmişti. Bu da İslam tarihinde görülmemiş bir bid’attir. İmamlara müzik ve şan dersi verilecekse bu iş ehliyetli erkek bir öğretmene verilemez miydi?

Büyük vilayetlerimizden birinin kadın müftü yardımcısı bundan birkaç yıl önce ilmî bir seminerde Sahih-i Buharî’de geçen bir hadis için “Peygambere söyletmişler” tabirini saygısızca kullanmıştı. Sahih-i Buharî Ehl-i Sünnet Müslümanlarının katında ve gözünde “Kur’andan sonra kitapların en doğrusudur”, feminist bir Diyanetçi böyle bir sözü söyleme cesaretini nereden almıştır? Diyanet bu kadın müftü yardımcısı hakkında ne gibi muamele yapmıştır?

Kadın müftü yardımcısı olamaz.

Sadece kadınlara vaaz edecek kadın vaizeler olabilir.

Kız çocuklarını ve kadınları eğitecek kadın Kur’an hocaları olabilir.

Onların da mutlaka Ehl-i Sünnet ve Cemaat itikat ve mezhebinde olmaları gerekir.

Hiçbir din görevlisi ve Diyanet mensubu militan feminist olamaz. Çünkü feminizm İslam’a aykırı bozuk bir ideolojidir. Bir Diyanet mensubu nasıl Marksist, Nazi, rasist olamazsa feminist de olamaz.

İmamlara, açık genç bir kadın müzik ve şan hocalığı yapamaz. Erkek öğretmenlerin kökü mü kurudu ki, Diyanet böyle açık bir kadın hoca bulmuş?

İslam dini erkek Müslümanların, farz namazlarını cemaatle kılmalarını emr eder. Kadınlar isterlerse camilere gelebilir ve kendilerine ayrılan yerlerde namaz kılabilirler ama onlar için cemaat sünnet-i müekkede-i ‘ayn değildir, namazları evlerinde kılmaları daha hayırlıdır.

Bir yatsı ve teravih namazında büyük camiye erkek cemaati sokmamak, mâbedin içini otobüs ve minibüslerle taşınmış kadınlarla doldurmak, on dört asırlık İslam tarihinde görülmemiş bid’at ve rezalettir.

Genç kadınlardan bir koro kurup erkeklere konser verdirmek, işte bunun İslamda ve Şeriatta yeri yoktur.

Feministler Kur’andaki muhkem hükümlerin bir kısmını reddediyor.

Miras konusundaki Kur’anî hükümleri reddeden dinden çıkar.

İslam dinine göre ailenin reisi erkektir.

Bir kısım militan ve aşırı feministler Ehl-i Sünnet İslamlığını yıkmak, onun yerine bozuk Fazlurrahmancılık mezhebini getirmek istiyor.

Bu feministler dinde reform, yenilik, değişiklik yapmak istiyor. Onlar dinimizi tahrif etmek istiyor.

M. Kemal bile bu kadarını yapmamıştı, Diyanet kadrolarına kadın elemanlar almamıştı.

Ülkemizde oldukça hürriyet vardır, militan ve reformcu feministler de hürdür ama onların Diyanet kadrolarında yeri yoktur.

Müslüman kadınların vazifesi Hz. Hatice, Hz. Fâtimatü’z-Zehra, Hz. Âişe, diğer Ezvac-ı mutahharat, Râbiatü’l-Adeviyye, Ehl-i Beyt’e mensup saliha hanımlar, veliyye hanımlar gibi taqvalı bir hayat sürmek, kadınlar alemine güzel bir örnek ve model olmaktır.

Buyursunlar Hz. Aişe gibi ilimde, fıkıhta, edebiyatta, en yüksek dereceye çıksınlar, buna kim itiraz edebilir?

Erkeklerle ihtilât etmemek şartıyla öğretmenlik yapsınlar, insanî hizmetler yapsınlar, hayır işlerinde yarışsınlar. Bunlara kim itiraz edebilir?

Feminist kadınlar, samimî iseler, devletin TC başlıklı vesikalarla niçin KDV’li seks köleliğine izin verdiğini sorgulasın ve protesto etsinler.

Esahhü’l-kitab bâde Kitabillah olan Buharî’deki sahih bir hadîs için “Peygambere söyletmişler” diyen zihniyeti protesto ediyor, bir Ehl-i Sünnet Müslümanı olarak hakkımı helal etmiyorum.

Laik bir düzende çarşaflı bir İslam kadını cumhurbaşkanı da olabilir, başbakan da… Feminist Müslüman kadınlar bid’at fantezilerini bir kenara koysunlar, laik rejimin başına çarşaflı güçlü kadınlar geçirmek için çalışsınlar.

İndira Gandi, Şansölye Merkel, Madam Thatcher gibi…

Bu dediğim, açık ve genç bir kadın öğretmene, imamlara müzik ve şan dersi verdirtmek kadar kolay olmasa gerek!

Kaynak : Mehmet Şevket Eygi

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

HZ. ÖMERU’L-FÂRUK’UN (R.A.) ŞEHİT EDİLMESİ

Posted by Site - Yönetici Kasım 20, 2012

Hz. Ömer,

HZ. ÖMERU’L-FÂRUK’UN (R.A.) ŞEHİT EDİLMESİ

Mecûsî Ebû Lü’lü, Hz. Ömer’e (r.a), efendisinden şikâyet edip “Mugîre benden günde iki dirhem haraç istiyor, bunu biraz hafifletin.” dedi. Hz. Ömer (r.a.) onun sanatını sordu. Köle “Tüccâr, nakkâş(nakışcı), demirci.” dedi. Hz. Ömer “Bu sanatlara göre haracını çok görmüyorum. Hem, ‘Yel değirmeni bile yaparım.’ demişsin.” buyurdu. Köle “Evet” deyince. Hz. Ömer “Öyle ise bana bir yel değirmeni yap.” dedi. Köle “Sana öyle bir değirmen yapacağım ki, doğudan batıya kadar bütün dillere destan olacak.” dedi. Hz. Ömer (r.a), “Bu kâfir beni öldürmek istiyor.” dedi. Etrafındakiler: “Emir buyurun, hemen onu öldürelim.” deyince de “Öldürmeden evvel kısas yapılmaz.” buyurdular.

Zilhicce ayının 23. günü sabah namazını kılmak üzere cemaat saf olurken, Ebû Lü’lü içeri daldı ve iki taraflı bir hançerle altı yerinden Hz. Ömer’i ve daha on kişiyi yaralayıp kaçtı. Yaralı sahabîlerden dokuzu şehîd oldular.

Asıl ismi Firûz olan Ebû Lü’lü yakalanıp öldürüldü.

Hz. Ömer (r.a.): Abdurrahmân İbni Avf (r.a)’a namaz kıldırmasını emredip, Ashâb-ı kirâmı topladı ve “Allâhü Teâlâ’ya hamd olsun ki bu ümmetin katlettiği kimse olmadım, bir Mecûsi’nin elinde şehid oldum. Hem diri, hem ölü iken halîfeliğin benim üzerimde olmasını istemem. Aşere-i Mübeşşere’den altı kişi söylüyorum. Bunlar halife olmağa lâyık kimselerdir. Aralarında müşâvere etsin, birini halife seçsinler. Ben onların hiçbirini kat’i olarak seçemedim. Bu altı kişi

Osman bin Affan, Ali bin Ebi Tâlib, Talha, Zübeyr, Sa’d bin Ebî Vakkas ve Abdurrahman ibni Avf’dır.” buyurdu. (Radıyallâhü anhüm)

Hicretin 23. senesi Zilhicce’nin son günü irtihâl-i dâr-ı bekâ eylediler. Hilâfeti on sene altı aydır. Cenâzesi Peygamber Efendimizin (s.a.v.) türbesinde Hz. Sıddîk’in yanına götürüldü. Birisi ilerleyip: “Esselâmü aleyke yâ Rasûlallâh! Ömer’i getirdik. Eğer izniniz olursa Ravza içine defnedeceğiz.” dedi. Oradaki Ashab-ı Kirâm, Rasûlullâh’ın (s.a.v) mübârek sesini duydular: “Benim yârimi bana getirin.” Hücre-i Saâdetin kapısı açıldı. Hz. Ebû Bekir’in sol yanında hazırlanan kabrine defnedildi. (Radıyallâhu anhüm.)

Kaynak : Fazilet takvimi 04.11.2012

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Ömer, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

Başka Mezhebi Taklit

Posted by Site - Yönetici Kasım 19, 2012

20120603_194237 copy.jpgko

Başka Mezhebi Taklit

Dünyalığa, şehvetine kavuşmak için, başka mezhebi taklit caiz değildir. (Ukud-üd-dürriyye)

Muhammed Bağdadi hazretleri buyurdu ki:
Başka mezhebi taklit etmek için üç şart vardır:
1– Kendi mezhebine göre başladığı bir işi, başka mezhebe uyarak tamamlayamaz. Mesela, Şafii’nin şartlarına uymadan, sadece Hanefi’ye göre aldığı abdestle, Şafii’ye göre namaz kılamaz.
2– Taklit ettiği iki mezhep de, bu işe bâtıl dememeli. Bir Şafii, (Şafii’de abdestte uzuvlarını ovmak farz değil, Maliki’de de kadına dokunmak abdesti bozmaz) diyerek, yabancı kadına dokunarak ve uzuvlarını ovmadan aldığı abdestle namaz kılarsa, bu iki mezhebe göre de namazı sahih olmaz; çünkü yabancı kadına dokunmak Şafii’de abdesti bozar. Ovmak ise Maliki’de farzdır.
3– Mezheplerin kolaylıklarını toplamak caiz değildir. Mesela, Hanefi’de velisiz veya Maliki’de şahitsiz yapılan nikâh sahihtir; ama hem velisiz, hem de şahitsiz olan bir nikâh sahih olmaz. (Taklid risalesi)

Taklidin zaruret olduğu durumlara örnek:
1– Şafii’ye göre zekâtın, Kur’an-ı kerimde bildirilen sekiz sınıfın her sınıfına verilmesi gerekir. Bunlardan, müellefe-i kulub sınıfı [ve zekât toplayan memur sınıfıyla, kölelikten kurtarılacak borçlu sınıfı] bugün yoktur. Bunları bulup zekât vermek imkânsız olduğu için, Şafiilerin bu sınıflardan sadece birine verebilmek için, Hanefi’yi taklit etmeleri gerekir. (Mektubat-ı Rabbani 3/22)

2– Hacda kadınlara dokunarak, abdestinin bozulma ihtimali olan Şafiilerin, Hanefi veya Maliki’yi taklit etmesi gerekir.Zaten tatbikat da böyledir.

Taklidin caiz olduğu durumlara örnek:
1– Şafii’de sütkardeş olmak için, ayrı ayrı 5 kere, doya doya emmek gerekir. 1–2 kere emen bir Hanefi, (Şafii’de sütkardeş olmaz) diye, sütkardeşiyle evlenemez; ancak evlendikten sonra sütkardeş oldukları meydana çıkmışsa, o zaman bir yuvanın yıkılmaması için, Şafii taklit edilerek evliliğe devam edilebilir.

2– Üç talakla boşanan kadın, başka bir erkekle evlenip, o erkek de, bunu boşamadıkça, eski kocasıyla evlenemez. Böyle bir durumda, ilk nikâhları Şafii’ye uygun yapılmamışsa, Şafii mezhebi taklit edilerek, Şafii’ye uygun nikâh yapmaları caiz olur. (Redd-ül-muhtar)

3– Şafii’de, fitre için, buğdayın veya diğer maddelerin kıymeti kadar altın, gümüş vermek caiz değildir. Hanefi taklit edilerek, buğday yerine, değeri kadar altın veya gümüş vermek caizdir. (Şemseddin-i Remli fetvası)

4– Hanefi’de lavman, orucu bozar. Ancak şiddetli kabızlık çeken, Maliki’yi taklit ederek, oruçluyken lavman yaptırırsa, oruca devam edebilir; çünkü Maliki’de lavman orucu bozmaz. (Mizan-ül-kübra)

5– Hanefi’de, ödünç verirken ödeme tarihi belirlemek caiz değildir. Ödeme tarihi koyabilmek için, Maliki’yi taklit etmek caiz olur. (Eşbah)

6– Şafii’de, ölü için iskat yapılmaz. Hanefi taklit edilerek iskat yapılabilir. (Neful-enam)

7– Şafii’de, oruca imsak vaktinden önce niyet etmek şarttır. Uyumak, unutmak gibi herhangi bir sebeple bunu yapamayan bir Şafii, hatırlayınca, orucunu kurtarmak için, (Bu orucumu Hanefi mezhebine uyarak tuttum) derse oruç sahih olur.

8- Bir işi yapmakta harac [zorluk, sıkıntı] olursa, zayıf kavle uyulur. Buna uymakta da harac [zorluk, sıkıntı]olursa, başka mezhep taklit ederek yapılır. (İbni Abidin, Hadika)

Zaruret halinde taklit gerektiği gibi, ihtiyaç halinde de taklit gerekir. Bir farzı yapmanın veya bir haramdan sakınmanın imkânsız veya meşakkatli, güç olması durumunda, önce kendi mezhebimizde çare aranır. Kendi mezhebimizde çare yoksa, diğer üç mezhebe bakılır. Hangi mezhepte çare varsa, o iş için, o kohnuda o mezhep taklit edilir. Bu konuda muteber kitaplardaki bilgiler şöyledir:
Bir kimse, kendi mezhebine göre yapamadığı veya güçlükle yaptığı bir işi, o işin başka bir mezhepte yapılması kolaysa, o mezhebin şartlarına uyarak, o mezhebe göre yapması caizdir. (Redd-ül-muhtar, Mizan, Hadika, Berika)

Zaruret olsa da, olmasa da, harac [zorluk, sıkıntı] olduğu zaman, diğer üç mezhepten biri taklit edilir. (Redd-ül-muhtar)

Zaruret olmasa da, bir ibadeti yapmakta güçlük olunca, bunu yapmak için, başka mezhebi taklit caizdir. (Mizan, F. Hayriye, F. Hadisiye, Mafüvat)

Tâbi olduğu mezhebe uyarak bir işi yaparken harac hâsıl olursa, bu iş, diğer üç mezhepten, harac bulunmayan birini taklit ederek yapılır. (İbni Emir Hac)

Bir Hanefi’nin kendi mezhebine göre yapamadığı bir işi yapabilmesi için, Şafii’yi taklit etmesinde bir mahzur yoktur. (Bahr-ür-raık, Nehr-ül-faık)

Âlimlerimiz, zaruret olunca, Maliki’ye göre fetva verdi. Bir mesele Hanefi’de bildirilmemişse, Maliki taklit olunur. (Redd-ül-muhtar)

Şafii âlimleri, kendi mezheplerinde yapılması güç olan şeylerin, Hanefi’ye göre yapılmasına fetva vermişlerdir. (Mektubat-ı Rabbani)

İkinci mezhebe göre de özrü olanın, üçüncü mezhebi taklit etmesi caizdir. (İ. Hümam)

Abdest ve gusülde, başka mezhebi taklit etmek için, o mezhebin o konudaki şartlarına da, mümkün olduğu kadar uymak gerekir. Sebepsiz uymazsa, taklit caiz olmaz. Kendi mezhebine uymayan işi yaptıktan sonra bile, taklit yapmak caiz olur. İmam-ı Ebu Yusuf’a, Cuma’yı kıldıktan sonra, abdest aldığı suyun necis olduğu söylenince, (Şafii kardeşlerimize göre, guslümüz sahihtir) buyurdu. (Hadika) [Müctehid, müctehidi taklit edemez. Bir müctehid olan İmam-ı Ebu Yusuf’un ictihadı, burada İmam-ı Şafii’ye uygun gelmiştir.]

Herkes, kendine kolay gelen, dilediği bir mezhebe uyabilir. İhtiyaç halinde, bir işini bir mezhebe, başka işini başka mezhebe göre yapabilir. Ancak bir işin hepsini, bir mezhebin o konudaki bütün şartlarına uyarak yapması gerekir. (Redd-ül-Muhtar)

Bir işi bir mezhebe göre yaparken, bu mezhebin, bu işin sahih olması için koyduğu şartlardan, yapılabilmesi mümkün olanların hepsini yapması gerekir. Bunlardan biri yapılmazsa, bu iş sahih olmaz. (Hulasat-üt-tahkik)

Bir işi bir mezhebe göre yaparken, başka bir mezhebi de taklit etmek gerekiyorsa, iki mezhepte de bâtıl olacak bir şey yapmamak şarttır. Mesela abdestte, Şafii mezhebini taklit ederek uzuvlarını ovmayan kimse, kadına eli dokununca, Maliki’ye göre abdest bozulmaz diyerek namaz kılsa, bu namazı batıl olur; çünkü kadına dokunduğu için Şafii’ye göre, uzuvlarını ovmadığı için de Maliki’ye göre abdesti sahih değildir. (Tahrir)

Bir iş için, başka mezhep taklit edildiği zaman, o mezhebin bu iş için koyduğu şartların hepsine uymak gerekir. Bu şartlardan biri eksikse, ibadet sahih olmaz; çünkü meşakkat olunca, mezheplerin kolaylıklarını yapmak, zaruret olmadıkça, ancak bütün şartları yerine getirmekle caiz olur. (Mizan-ül-kübra)

İsmail Nablüsi hazretleri buyuruyor ki:
İhtiyaç olunca, başka mezhebi taklit ederek işini yapabilir; fakat bu iş için, o mezhepte olan şartların hepsini, uyabildiği kadar yerine getirmesi gerekir. (İkd-ül-ferid)

Bu yaziyi gønderen Şerife Şevval Kardelen Hoca Hanıma Teşekkür Ederiz.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Fetvalar, Fıkıh, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Etiketler: | Leave a Comment »

Açlık ve servet = Allah yolunda tasadduk – Şakîk-i Belhî (r.h.) hazretleri

Posted by Site - Yönetici Kasım 18, 2012

Altin (2)

Açlık ve servet  = Allah yolunda tasadduk – Şakîk-i Belhî (r.h.) hazretleri

Hikâye olundu. Şakîk-i Belhî (r.h.) hazretleri, üç gün yemek bulamadı. Hiç bir şey yemedi. İbâdetle meşgul idi. Açlıktan zayıf düşüp ibâdet yapamayacak hâle gelince, ellerini semâya dergâhı ilâhiyeye kaldırdı:

-“Yâ Rabbî! Bana yemek nimeti verip, beni yedir!” diye duâ etti. Duayı bitirdiğinde, etrafına baktığında kendisine bakan bir adam gördü. Adam, kendisine selâm verdi ve:

-“Ey şeyh! Benimle gel!” dedi.

Şakîk-i Belhî hazretleri onu takip etti. Adam onu bir eve götürdü. Türlü türlü leziz ve nefis yemekler hazırlanmıştı. Sofranın çevresinde, hizmetçiler, cariyeler ve köleler vardı. Şakîk-i Belhî hazretleri yemeğini yedi. O yemeğini yerken adam ayakta bekliyordu.

Şakîk-i Belhî hazretleri, karnını doyurdu. Adama duâ ve teşekkür etti. Kalkıp gideceği sırada adam yine sordu:

-“Ey şeyh! nereye gidiyorsun?” O:

-“Mescide!” dedi. Adam:

-“Senin adın nedir?” dedi. O:

-“Şakîk!” dedi. Adam:

-“Ey Şakîk! Bilgin olsun, muhakkak ki bu ev, içindeki her şey, senindir. Bu cariyeler ve köleler de senindir. Ben de senin kölenim. Ben babanın kölesiydim. Beni ticârete göndermişti. Babanın parasıyla ticâret yaptım. Bütün bunları kazandım. Geri döndüğümde babanın vefat ettiğini gördüm. Babanın mirasına konman için sana haber vermeye geldim,” dedi. Şakîk sordu:

-“Bunların hepsi benim mi?” Adam:

-“Evet!” dedi. Şakîk-i Belhî hazretleri:

-“Eğer bu köle ve cariyeler benim ise, ben hepsini Allah için âzâd ettim. Bundan böyle hepsi hürdürler. Eğer bu mallar benim ise, ben onları size bağışlıyorum. Aranızda paylaşın. Beni ibâdetten alıkoyacak hiçbir şey istemiyorum!” dedi.

Şakîk-ı Belhî (k.s.) Kimdir ?

Şakîk-ı Belhî (k.s.) hazretlerinin doğum tarihi belli değildir. Tebe-i tabiîn ve evliyâ’nın büyüklerindendir. İbrahim Edhem hazretlerinin talebesi, Hâtem-i Esâm’ın da hocasıdır. Ticâretle uğraşırdı. 174 (M: 790) yılında vefat etti.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri, Fatih Yayınevi: 2/700-701.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Helal Tavuk..

Posted by Site - Yönetici Kasım 17, 2012

tavuktavuk-harammitavuk-nasil-tavuk-kaynatilirmi-haramtavuk-haramtc3bcylerinin-kolay-yolunmasc4b1-ic3a7in-kesilen-tavuklar-sc4b1cak-suya-bc4b1rakc4b1lc4b1yor-bc3b6yle-tavuklar

Helal Tavuk...

TAVUK ETİ; TAVUĞUN BESLENMESİNDEN KESİMİNE KADAR HELAL-HARAM KONUSUNDA ÇOK ÜZERİNDE DURULMASI GEREKEN BİR KONUDUR

1-YEM FAKTÖRÜ
Tavuk yetiştiricileri yem kullanırlar ve bu yemde hayvan kemiği tozu kullanılması şarttır. Bu yemler yurtdışından gelir ve içinde hangi hayvanın kemiği var bilemezsiniz. Çünkü ülkemize girişte bir kontrol ya da ciddi bir ceza uygulaması yoktur.
2- ANTİBİYOTİK
Tüm üreticiler tavuğa antibiyotik verirler. Tavuk kesimden 3 gün önce antibiyotik verilmemelidir. Ama bırakmazsa mundar olur tavuklar. Köylerde bile kesimden 3 gün önce kafese kapatılır ki fıkhi olarak temizlensin diye. Çünkü tavuk her bulduğunu yer. Belki akrep yedi. Antibiyotikli tavuğun paketini açtığınızda zaten tavuk eczane gibi kokar.
3- KESİM
Bazı üreticiler kesmeden önce bayıltıcı elektirik veriyorlar. Tavuğu banttan çıkarıp yere geri bırakırsan 60-90 sn arası dirilmesi lazım. Ama bazı firmalar elektrik ile öldürüyor. Bu durumda hayvan mundar olur. Bu elektriği vermelerinin nedeni tavuğun çırpınarak banttan çıkmaması için.
Makinelerde otomatik kesildiği için hayvan besmelesiz yani mundar olmaktadır. Kesim konusunda helal tercih edilen firmanın elle kesim yapıp yapmadığına dikkat edilmelidir.
4- KURU YOLUM
Tavuk vücut ısısı normalde 42 derecedir. Kesilince tavuk ölür ama hücreleri bir süre canlı kalır. Bu nedenle derisi büzüşüyor ve tüylerin deriye giren kısımları sıkışarak yolumu zorlaştırıyor. Eğer keser kesmez yolunmazsa büzüşmeden dolayı yolarken derisi de kopar. Ayrıca seri üretimde çok fazla tavuk kesilir ve bu nedenle bazı firmalar elle yolunmasından kaçınıyorlar. Tüylerin yolumu için tavuklar kesildikten sonra kaynar suya atılıryor ve bağırsakları dağılarak içindeki pislik etine bulaşarak necis duruma düşüyor. GİMDES helal tavuk yönetmeliğinde tavuk 52 derece suya sokuyorlar (dinimizde haram olan kaynar suya sokmaktır). Böylece vucut ısısı 42 derece oluyor ve makina yoluyor. Bağırsakları dağılıp necis duruma düşmeden yolum inkanı sağlanıyor.
5- KAN
Bir tavukta 200gr kan olur. Kanı akmamış tavuğun kanları kılcal damarlarında kalır. Ve bu tavuğun rengi morumsu olur. Tavuk kesilince kanının tam akması ve renginin açık olması gerekir.

.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Haramlar - Helaller, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | 1 Comment »

Bir kişi kafiri kafir olarak bilmem dese(?)

Posted by Site - Yönetici Kasım 16, 2012

mezhepler t0

Bir kişi kafiri kafir olarak bilmem dese(?)

Ebu Muti Hakem b. Abdullah el-Belhi, Ebu Hanife’ye Fıkh-ul Ekberi sordum şöyle dedi:

Ebu Muti: Bir kişi kafiri kafir olarak bilmem dese(?)

Ebu Hanife: – O da kafir gibidir

Ebu Muti: Eğer kafirin son gideceği yer neresi bilmem derse(?)

Ebu Hanife: – O Allahın kitabını inkar etmiş ve kafir olmuş olur.

Ebu Muti: Kendisine “Sen mümin misin?”diye sorulan kimse “Allah daha iyi bilir” diye cevap veren kimse için ne dersin?

Ebu Hanife: – Onun imanında şüphe vardır.

Kaynak : FIKH-UL EKBER ( İmam-ı Azam Ebu Hanife ) Ehl-i Sünnet İnançları

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Fıkıh, Güncel, Gündem, Genel, Soru Ve Cevaplar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İmam-ı Azam | Leave a Comment »

MUHARREM AYI ve MUHARREMİN 1’ İLE 10’U ARASINDA KILINACAK NAMAZ

Posted by Site - Yönetici Kasım 15, 2012

MUHARREMİN 9. VE 10. GECELERİ

MUHARREM AYI

Tevbe Sûresi’nin, 36. âyet-i kerîmesinde; (meâlen)

Muhakkak ki; Allâhü Teâlâ katında ayların sayısı, Cenâb-ı Hakk’ın kitabında gökleri ve yeri yarattığı günden beri on ikidir. Bunlardan dördü haram olanlardır...” buyrulmuştur. Bu aylar Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Receb aylarıdır. Bunlara eşhuru hurum; (haram aylar) denilir.

Bu aylarda yapılan isyanın günahı diğerlerinden daha şiddetli, ibadetin sevabı diğerlerinden daha kıymetli olduğundan öbür aylardan daha fazla hürmet edilmesi lâzım gelir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Muharrem ayından bir gün oruç tutan kimseye, bir gününe karşılık otuz günlük sevab vardır.” buyurmuştur.

Bir başka hadîs-i şerîfte; “…Ramazan orucundan sonra oruçların en faziletlisi Muharrem ayında tutulan oruçtur.” buyrulmuştur.

MUHARREMİN 1’ İLE 10’U ARASINDA KILINACAK NAMAZ

Muharrem ayının 1’i ile 10’u arasında bir defa olmak üzere, 2 rek’atte bir selâm vererek 6 rek’at namaz kılınır. Bu namaz akşamla yatsı arasında kılınabileceği gibi, bu vakitte kılınamadığı takdirde yatsıdan sonra da kılınabilir. Namaza şöyle niyet edilir:

Niyet eyledim Yâ Rabbi senin rızâ-yı şerîfin için namaza. Herhangi bir komşumun ve din kardeşimin veyâ herhangi bir kimsenin bana hakkı geçmiş ise bu hakkın ödenmesi için.” Allâhü Ekber…

1. rek’atte: 1 Fâtiha-i Şerîfe, 1 Âyetü’l-Kürsî, 11 İhlâs-ı Şerîf.
2. rek’atte: 1 Fâtiha-i Şerîfe, 10 İhlâs-ı Şerîf.
3. rek’atte: 1 Fâtiha-i Şerîfe, 1 Elhâkümü’t-tekâsür, 11 İhlâs-ı Şerif.
4. rek’atte: 1 Fâtiha-i Şerîfe, 10 İhlâs-ı Şerîf.
5. rek’atte: 1 Fâtiha-i Şerîfe, 3 Kul yâ eyyühe’l-kâfirûn, 11 İhlâs-ı Şerîf.
6. rek’atte: 1 Fâtiha-i Şerîfe, 10 İhlâs-ı Şerîf okunur. Namazdan sonra duâ edilir.

Kaynak : (Duâ ve İbâdetler)

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: