Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘Diger Konular’ Category

Efendimiz (S.A.V.) Hazretlerinin Öğrettiği Faydalı Dua

Posted by Site - Yönetici Mart 14, 2012

Efendimiz (S.A.V.) Hazretlerinin Öğrettiği Faydalı Dua

Efendimiz (S.A.V.) Hazretlerinin Öğrettiği Faydalı Dua

İmrân bin Husayn’den rivayet olundu.
“İmrân bin Husayn’den rivayet olundu. Dedi ki: Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, babam Husayn’a sordu:
-“Bu gün kaç ilâh’a tapıyorsun?” Babam:
-“Yedi ilâh’a tapıyorum. Bunların altısı yeryüzünde biri göktedir,” dedi. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri;
-“Bunların hangisine rızâsına uyarak ve gazabından korkarak ibâdet edersin?” diye sordular. Babam:
-“Gökte olana...” Efendimiz (s.a.v.):
(Bundan sonra Efendimiz (s.a.v.) hazretleri onun mekandan münezzeh olan Allahü Teala inanana en yakın inanç olarak gökteki ilah sözünü yakın buldu ve : “Öyleyse senin inancına göre gökte olan ilah sana kâfidir,” dedi. Ve sonra devamla:)
-“Ey Husaynî Eğer Müslüman olursan, sana faydası dokunacak iki kelime öğreteceğim” dedi. O da Müslüman oldu. Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: Ey Husaynî Şöyle dua et: ,
Allahümme elhimnî rüşdî ve eizni min şerri nefsî, Allahım! Bana rüşdümü ilham et! Ve beni nefsimin şerrinden koru!” buyurdular

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 2/223-224.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Dualar, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Sahte Şeyhler, Yol Kesen Eşkiyâdırlar

Posted by Site - Yönetici Mart 13, 2012

Sahte Şeyhler, Yol Kesen Eşkiyâdırlar

Sahte Şeyhler, Yol Kesen Eşkiyâdırlar

Dünya ehli olan âlim ve şeyhler, dünyâ muhabbeti çölünde yollarını şaşırdılar.  Kendilerinin ilim ehli olduğunu iddia ederler ama, asla ilim ehlinden değiller. Onlar, sâdece, mal kazanmak ve makamlara yükselmek için ilim edindiler. Onlar, kuttâ-i tarik olup hakkı talep edenlerin yollarını kestiler. Yâni. dünyâya muhabbet eden, mal ve makam için ilim elde edenler, yol kesen hırsızlar olup, hakkı arayan kişilerin yollarını kesen eşkiyâlardır. indirilen bâzı ilâhî kitaplarda Allahü Teâlâ şöyle buyurdu:
Dünya sevgisiyle gerçekten sarhoş olmuş olan âlimler(in Cehennemde ki yerin)den (veya bağışlanmalarını) benden istemeyin. Çünkü onlar, kullarımın üzerindeKuttâ-i tarik“dirler.
Yâni, onlar yol kesen eşkiyâ olup, hakka gitmek isteyen kullarımın yollarını kesmektedirler.”
Kim ki, hak caddede olup, sırât-i müstakîm ve şeriat yolu üzerinde olur ve yanında da tarikatın makamlarına seyr-ü suluk etme ma’rifetine de varırsa, ona iktidâ etmek ve ona uymak caizdir. Çünkü bu kişi, hakîkat âlemine hidâyet bulanların ehlindendirler. Kişiyi de hakka götürür

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 2/247-248.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , , | Leave a Comment »

Rüzgârların Çeşitleri Ve İsimleri

Posted by Site - Yönetici Mart 12, 2012

Rüzgârların Çeşitleri Ve İsimleri

Rüzgârların Çeşitleri Ve İsimleri

Bekir bin Abbas buyurdular: Şu dört rüzgâr, bulutlar üzerinde çalışmadıkça buluttan bir damla yağmur çıkmaz.
Sabâ rüzgârı, bulutlan heyecanlandırıp harekete geçirir.
Cenûb (güney) rüzgârı, onu takdir eder, biçer.
Debûr rüzgârı (mağrib yeli, yâni batıdan esen rüzgâr), bulutlan aşılar.
Şimal (kuzey) rüzgârı, bulutlan birbirinden ayırır.
Rüzgârların aslı bu dördüdür.
Şimal rüzgârı, Şam (Kuzey) tarafından eser. Cenûb rüzgârı, onun mukabilinde yâni zıddı olan rüzgârdır.
Sabâ rüzgârı, doğudan eser.
Debûr rüzgârı, onun mukabilinde esen rüzgârdır, yâni batıdan eser.
Abdullah bin Amr bin As (r.a.) buyurdular: Rüzgârlar sekiz türlüdür. Bunların dördü rahmet, dördü de azabtır.
Rahmet olan rüzgârlar:
Nâşirât; bu tabii rüzgârdır.
Mübeşşirât; bu yağmuru müjdeleyen rüzgârdır.
Levâkıh; bu ağaçları aşılayan rüzgârdır.
Zâriyât; toprak ve başka şeyleri, kırıp ufalayan rüzgâr.
Azab olan rüzgârları:
Sarsar, Akîm; bu iki rüzgâr, karada olur.
Âsıf, Kâsıf; bu iki rüzgâr da denizde olur.
Akîm rüzgârı, ne bulutları ve ne de ağaçlan aşılamayan rüzgârdır.
Âsıf rüzgârı, çok şiddetli esip, çadırları yerlerinden söken fırtınadır

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri, Fatih Yayınevi: 2/217-218.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kim Kimdir ?, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

Kalb İlede Kabe’ye Yönelmek Lazım

Posted by Site - Yönetici Mart 10, 2012

namaz,niyet,Kalb İlede Kabe'ye Yönelmek Lazım

Kalb İlede Kabe’ye Yönelmek Lazım

Eşbâh ve nezâirde buyuruldu: Müslümanların kendisinden faydalanacakları rabıta binalarını inşâ etmek yani, kervansaraylar ve islâm ülkesinin hudutlarını bekleyenlerin irtibat yerlerini ve hayır kurumlarını yapıp, müslümanların faydasına sunmak, ikinci hacdan yâni nafile hac’dan daha faziletlidir. Nafile hac nafile sadakadan daha faziletlidir. Farz olan hac, anne ve babaya itaat etmekten daha evlâdır. Ancak nafile hac böyle değildir.

Zenginin haccı, fakirin haccından daha faziletlidir. Çünkü fakir kişi, farzı Mekke’de edâ eder. Onun gidişi nafiledir.( Fakir kimseye hac farz olmadıgındandır – Yaptıgı hac nafiledir ) Farz’ın fazileti, nafilenin faziletinden daha üstündür.

Akıllı kişi, Allah’ın beytine yâni Kabe’ye yönelir ve onu ziyaret eder. Eğer mal bakımından Kabe’yi ziyaret etmeye musâit değilse, himmet ve haliyle musâit olmalıdır. Yâni düşüncesi, gayreti, hali ve kalbiyle Beytüllahı ziyaret etmelidir.
Muhakkak ki, Beytüllahı ziyaret etmede en önemli şey, kişinin sâdece kalıbı ile değil, kalbi ile manen Kabe’ye yönelmesidir. Mesnevide buyuruldu: Sen nice yollar yürüdün de gül biçemedin.

.
Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 2/198.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar | Leave a Comment »

Mü’min ile bir kâfir`in balık avlama hikâyesi

Posted by Site - Yönetici Mart 9, 2012

Mü’min ile bir kâfir`in balık avlama hikâyesi

Mü’min ile bir kâfir`in balık avlama hikâyesi

Eski zamanlarda bir mü’min ile bir kâfir balık avlamaya gittiler. Kâfir kendi ilahlarını anıyor ve balık tutuyordu. Hatta bu şekilde çok balık tuttu. Mü’min, Allah’ı zikrediyordu, ama balık adına hiçbir şey onun ağına gelip düşmüyordu. Sonra güneşin batışı sırasında, bir balık ona isabet etti. Balığı çekti fakat balık ağdan kurtulup yine suya düştü. Akşam oldu. Eve döndüler. Mü’minin eli boştu. Yanında hiçbir şey yoktu. Kâfir ise, ağını doldurmuştu.
Mü’minin üzerine müvekkel olan melek, bu duruma özüldü. Bu müvekkel melek daha sonra göğe çıktığında, mü’minin Cennetteki makamını gördü. Kendi kendine: -“Vallahi! O mü’minin gelip varacağı yer burası olduktan sonra ona isabet eden hiçbir şey ona zarar vermez” dedi.

Müvekkel melek, kâfirin de Cehennemdeki yerini gördü. Onun için de:
-“Vallahi! O kâfirin düşeceği yer bura olduktan sonra, dünyâda ona isabet eden hiçbir maddî fayda artık ona hiçbir şey sağlamaz,” dedi.Şerhü’l-Hutab isimli kitapta da böyle beyan edilmektedir.

Gaflet içinde geçen güzellikler için, bülbül vuslata kavuşmak için etmektedir.
Bu ne devlettir ki. ona hep hasetçiler, onun hasedini kaldırmaktadır.
İsyan edenler. Cehennem azabını hakikâtiyle bilmiş olsalardı, günah ve isyanları asla irtikab etmezlerdi. Bir delikte zehirli bir yılanın olduğunu bilen kişinin, elini o deliğe sokması nasıl ki imkansız ise, Cehennem azabına inancı tam olan kişinin de ateşten ve azabtan dolayı asla isyan irtikâb etmez.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 2/206-207

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Yorumlar | 1 Comment »

Timurlenk Kimdir ?

Posted by Site - Yönetici Mart 8, 2012

timurlenk-kimdir

Timurlenk Kimdir ?

Timurlenk, Tarihin en büyük cihangirlerinden biridir. Babası Moğol Barlas aşireti reislerinden Emir Turgaya, annesi Tigin Hatundur. 1336 tarihinde Keş kasabasında doğdu. Âlimleri ve eviiyâ’yı seven babası, oğlunun aklî, naklî ilimler ve askerî bilgiler için özel hocalar tuttu.

Timur Han Çin’e ve Delhiye kadar bütün Asyayı, Irak, Suriye ve İzmire kadar bütün Anadoluyu hükmünün altına aidi. Kaderin bir cilvesi olarak,

Yıldırım Bayezid Hanı mağlup etti.

Timurlenk, islâm dinine ve Müslümanlara en büyük hizmeti o günlerde halk arasında yayılmaya Çalışılan “Hurufîlik” adındaki sapık cereyanı söndürmesidir. Allah, din, kitap, peygamber, namus ve aile mefhumunu tanımayan hurufîliğin kurucusu Fazlullah Hurufiyi öldürttü.

Timurlenk, Taftazanî ve Seyyid Şerif Curcânî Hazretleri gibi büyük alimlerin meclislerine gider, onlardan nasihat alırdı.

Allah dostlarına çok bağlı bir insandı. Bir gün Buhârâ caddesinde geçerken Şah-ı Nakşı Bend Muhammed Behâuddin Hazretlerinin hânegâhının halılarının temizlenmekte olduğunu öğrenince, oraya koştu. Tozları yüzüne sürdü. “Belki Allah dostlarının ayak tozları hürmetine Cenab-ı Allah bana yardım eder” diye…. 200.000 kişilik bir ordu ile Cin seferine giderken 19 mart 1405tarihinde vefat etti.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 2/209-210..

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kim Kimdir ?, Tavsiyeler, Türkiye | Etiketler: | Leave a Comment »

İmam Busayrî Hazretleri Kimdir ?

Posted by Site - Yönetici Mart 7, 2012

imam-busayri-hazretleri-kimdir-imam-c4b1-busirc3ae-kimdirthe-maqam-of-imam-al-busiri-q-s-copy

İmam Busayrî Hazretleri Kimdir ?

İmam Busayrî Hazretlerinin asıl ismi, Muhammed bin Saîd bin Hammâd olup. evliyanın büyüklerinden ve islam alimlerinin önde gelenlerindendir. Peygamber aşığıdır.

Peygamber Efendimize olan sevgisini, aşk ve muhabbetini dile getirdiği bir çok şiir. beyt ve na’t-ı şerif yazmışlardır.

Özellikle felçli bir hasta iken yazıp okuduğu ve Efendimiz (s.a.v.) hazretlerini rüyasında görüp şifâ bulduğu “Kaside-i Bürde” isimli kitabı çok meşhurdur.

Günümüzde bile gönül erleri tarafından büyük bir aşkla okunmaktadır.

İmam Busayrî Hazretleri. 1212 (609) veya 1211 (H. 608} tarihinde Mısır’ın Busayr şehrinde doğdu. 1295 (H. 695) senesinde Mısır’ın iskenderiye şehrinde vefat etti. Kabri oradadır

İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri : 2/135-138.

Posted in Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kim Kimdir ?, Türkiye | Etiketler: | Leave a Comment »

Süfyân-I Sevrî’nin Haccı

Posted by Site - Yönetici Mart 6, 2012

Süfyân-I Sevrî’nin Haccı

Süfyân-I Sevrî’nin Haccı

Süfyân-ı Sevrî’den rivayet olundu. Süfyân-ı Sevrî buyurdular: Bir sene hacca gitmiştim. Arafat’tan dönüp, o seneden sonra hac yapmama görüşündeydim. Hacılara baktım; asasına dayanmış yaşlı bir adam gördüm. O, beni süzercesine uzun uzun bana bakıyordu. Ben ona:»
-“Esselâmü aleyke yâ şeyh! Ey yaşlı adam, Allah’ın selâmı senin üzerine olsun,” diye selâm verdim. O da bana:
-“Ey Süfyân! Senin de üzerine olsun!.” Ben hayretle ona bakarken; o konuşmasına devam etti. Bana:
-“Niyetinden dön!” dedi. Ben:
-“Sübhânellah! Sen benim niyetimi nereden biliyorsun?” dedim. O:
-“Rabbim bana ilham etti,” diye cevap verdi. Ve şöyle devam etti:
-“Gerçekten ben otuzbeş defa hac ettim. Otuz beşinci haccımda Arafat’ta vakfede bulunuyordum, insanların şu zahmetine bakıp, Allahü Teâlâ hazretleri, onların ve benim haccımı kabul edecek mi, diye düşünüyordum. Ben bu düşünceye kalmışken güneş battı ve hacılar, Arafat’tan Müzdelife’ye indiler. Benim yanımda kimse kalmamıştı. Gece karardı. O gece uyudum. rüyâm’da şöyle gördüm. Sanki gerçekten kıyamet kopmuştu. İnsanlar, haşr olmuşlardı. Amel defterleri uçuşuyordu. Mizan kurulmuştu. Sırat ortaya konmuştu. Cennet ve Cehennemin kapıları açılmıştı. Cehennemin şöyle dediğini işittim:
-“Ey Allahım! Hacıları benim sıcağımdan ve soğuğumdan koru!” diyordu. Bunun üzerine Cehenneme şöyle nida geldi:
-“Ey Ateş! Hacılardan gayri için de dua et, çünkü onlar, çölün susuzluğunu ve Arafat’ın sıcaklığını tattılar. Bundan dolayı onlar, kıyametin susuzluğundan muhafaza olundular (bu gün onlara susuzluk yok) ve onlar, şefaate nail oldular, şefaate ermenin zevkini tattılar. Zîrâ onlar, canları ve mallarıyla benim rızâmı taleb edip aradılar.
Şeyh buyurdu:
-“O anda ben uyandım. İki rekat namaz kıldım. Sonra yine uyudum. Aynı rüyâ’yı aynı şekilde yine gördüm. Bu rüya rahmânî mi yoksa şeytanî mi, diye düşünüyordum ki, bana:
-“Hayır! Belki bu rüya rahman olan Allah tarafindandır. Sağ elini uzat!” denildi.
Ben de sağ elimi uzattım. Bir de baktım ki, avucumda bir mektub: Şöyle yazılıydı:
Her kim Arafat’ta vakfe yapar ve Beytullahı ziyaret ederse, ben onu kendi ehli beytinden yetmiş kişi hakkında şefaatçi kılarım.”
Bu hadiseyi bize aktaran, Süfyân-i Sevrî hazretleri buyurdular:”O zât o mektubu bana gösterdi ve ben de okudum.” Sonra Şeyh efendi buyurdular:
-“O zamandan beri her sene haccettim. Ta ki, bu şekilde yetmiş üç haccım tamam oldu.” Bu hadise, “Zühretü’r-Riyâz” isimli kitabta zikredildi.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 2/196-198.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Safa İle Merve Tepelerine Dikilen Putların Hikâyesi

Posted by Site - Yönetici Mart 5, 2012

sehirlerin anasi mekke,kabe,Mekke'ye Ümmü'l-Kurâ şehirlerin (ve köylerin) anası Denilmesi.

Safa İle Merve Tepelerine Dikilen Putların Hikâyesi

Rivayet olundu: Safa tepesinde kendisine “İsaf denilen erkek şeklinde bir put vardı. Merve tepesinde de kendisineNaile” denilen kadın şeklinde bir put bulunuyordu. (O zaman câhiliyye halkı) Bu iki putun insan olduğu, Kabe’de zina ettikleri için taş kesildiklerini ve kendilerinden ibret alınması için bu iki tepeye konulduklarını rivayet ediyorlardı.

Uzun bir zaman geçtikten sonra, insanlar, Allah’tan başka bu iki puta tapmaya başladılar. Câhiliyye halkı. Safa ile Merve arasında sa’y ederlerken bu iki puta saygı gösterisinde bulunur ve ta’zîm için bu iki puta dokunurlardı. İslâm gelip putlar kırılınca, Müslümanlar, Safa ile Merve arasında sa’y edip bu iki tepenin arasını tavaf etmeyi kerih gördüler, hoş görmediler. Müslümanların bu hareketleri üzerine Allah, bu iki tepe arasında tavaf etmelerine izin verdi ve bunların Allah’ın alâmetlerinden olduğunu bildirdi.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 2/193-194.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar | Etiketler: | 7 Comments »

Kör Bir İhtiyarın Kur’an Okurken Gözlerinin Görmesi

Posted by Site - Yönetici Mart 4, 2012

kor-bir-ihtiyarin-kuran-okurken-gozlerinin-gormesi

Kör Bir İhtiyarın Kur’an Okurken Gözlerinin Görmesi

Yoksul bir şeyh, kör bir ihtiyarın evine misafir oldu. Evde, duvarda asılı duran bir Kur’an vardı. Şeyh bu duruma hayret etti. Çünkü evde kör bir ihtiyardan başka kimse yaşamıyordu.
Kendi kendine, ‘‘Burada kör bir ihtiyardan başka kimse yok. Bu Kur’an’ı kim okur?” diye düşündü. Bu durumu ev sahibine sormak istedi, fakat uygun olmayacağı fikrine kapıldı. Bu işin sebebinin kendiliğinden ortaya çıkıncaya kadar, sabretmeye karar verdi.

Bu düşünceyle yatıp uyudu. Gece yarısı Kur’an sesiyle yatağından sıçrayıp uyandı. Gördüğü manzara karşısında şaşırdı kaldı. Kör ihtiyar, Kur’an’ı önüne almış okuyordu. Okuyuşunda en ufak bir yanlış da yoktu. Bir yandan da parmağıyla okuduğu satırı takip ediyordu. Şeyh daha fazla dayanamayarak sordu:
Kör olduğun halde, Kur’ân-ı Kerîm’i böyle nasıl okuyabiliyorsun? Parmağınla takip ettiğine göre, harfleri görmemen imkânsız.” Kör ihtiyar, misafir şeyhe tatlı bir
tebessümle cevap verdi. ”Dostum, Allah’ın kudretinin büyüklüğü yanında, benim halimin şaşılacak nesi var? O diledi mi sebepli veya sebepsiz yaratır.
Allahıma yalvardım.Yâ rabbi! Ben Kur’an okumayı, her şeyden çok seviyorum. Kur’an okuduğum zaman gözlerime nur ver.
Âyetlerini duraklamadan, yanlışsız okuyabileyim.’ Rabbim duamı kabul etti. Ne zaman Kur’an’ı elime alsam, rabbimin lutfuyla gözlerim açılır. Harfleri görürüm.”

Kaynak : Mesnevi`de Geçen Hikayerler

.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Mesnevi’de Geçen Hikayeler - Mevlana | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: