Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘Diger Konular’ Category

İl il bayram namazı saatleri

Posted by Site - Yönetici Ekim 22, 2012

Diyanet İşleri Başkanlığı bayram namazı saatlerini açıkladı

Diyanet İşleri Başkanlığı 2012 İl İl Kurban Bayramı Namaz Vakitlerini açıkladı.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın verilerine göre Kurban Bayramı Namazı, Adana’da 07.35, Ankara’da 07.51, İstanbul’da 08.08, İzmir’de 08.11, Iğdır’da 07.06, Çanakkale’de 08.17‘de kılınacak.

Bayram namazı vakti, Mekke’de 06.55’te, Medine’de 07.00′de, KKTC’nin başkenti Lefkoşa’da ise 07.40‘ta başlayacak.

2012 KURBAN BAYRAM NAMAZ VAKİTLERİ

ADANA 07. 35
ADIYAMAN 07.25
AĞRI 07. 10
ANKARA 07. 51
ANTALYA 07. 54
ARTVİN 07. 17
BALIKESİR 08. 10
BİLECİK 08. 03
BİNGÖL 07. 18
BOLU 07.57
BURSA 08.06
ÇANAKKALE 08.17
ÇORUM 07.44
DİYARBAKIR 07.18
EDİRNE 08 .19
ERZİNCAN 07. 24
ERZURUM 07. 17
ESKİŞEHİR 08. 00
GİRESUN 07.31
HAKKARİ 07.03
ISPARTA 07.56
MERSİN 07.38
İSTANBUL 08.08
İZMİR 08.11
KARS 07.11
KAYSERİ 07.38
KIRKLARELİ 08.17
KIRŞEHİR 07.44
KOCAELİ 08.04
KONYA 07.48
KÜTAHYA 08.01
MANİSA 08.10
MARDİN 07.14
MUĞLA 08.04
NEVŞEHİR 07.41
ORDU 07.33
RİZE 07.22
SAKARYA 08.02
SAMSUN 07.40
SİNOP 07.46
TEKİRDAĞ 08.14
TRABZON 07.26
TUNCELİ 07.22
UŞAK 08.02
YOZGAT 07.43
AKSARAY 07.43
KARAMAN 07.44
KIRIKKALE 07.48
BATMAN 07.14
ARDAHAN 07.14
KİLİS 07.28
KARABÜK 07.54
YALOVA 08.07
OSMANİYE 07. 32
DÜZCE 07.59
AFYON 07.58
AMASYA 07.40
AYDIN 08.07
BİTLİS 07.11
BURDUR 07.57
ÇANKIRI 07.49
DENİZLİ 08. 02
ELAZIĞ 07.23
GAZİANTEP 07.27
GÜMÜŞHANE 07.25
HATAY 07.31
KASTAMONU 07.50
MALATYA 07.26
K.MARAŞ 07.30
MUŞ 07.14
NİĞDE 07.40
SİİRT 07.11
SİVAS 07.34
TOKAT 07.37
Ş.URFA 07.22
VAN 07.06
ZONGULDAK 07.58
BAYBURT 07.22
ŞIRNAK 07.08
IĞDIR 07.06
BARTIN 07.56

.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | 1 Comment »

KURBAN NASIL KESİLİR?

Posted by Site - Yönetici Ekim 22, 2012

KURBAN NASIL KESİLİR?

Kurban kesmeye ‘Yâ Rabbi! Şu vücudum sana karşı o kadar hata ve isyan etti ki affedilebilmem için bu vücudu sana kurban etmem lazım. Fakat sen insan kurban etmeyi haram kıldığından vücuduma bedel olarak bu hayvanı kesiyorum, kabul eyle.’ diyerek niyet edilir. Besmele-i şerîfe ile “İnnî veccehtü vechiye lillezî fetara’s-semâvâti ve’l-arda hanîfen ve mâ ene mine’l-müşrikîn.” ve; “Allâhümme hâzâ minke ve leke. Allâhümme inne salâtî ve nüsükî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbi’l-âlemîn, lâ şerîke lehû ve bizâlike ümirtü ve ene evvelü’l-müslimîn” duâlarını okuduktan sonra;

Allâhü ekber, Allâhü ekber, lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber, Allâhü ekber ve lillâhi’l-hamd, Bismillâhi Allâhü ekber.” deyip hemen kesilir.

Kurbanın şu dört şeyi kesilir:

1) Nefes borusu.

2) Yemek borusu.

3 – 4 ) İki şah damarı

Bu dördünü de kesmek sünnettir. Bunlardan üçünü kesse helâl olur.

Deveyi gerdanından, koyun, keçi ve sığırı çene ile göğüs arasından, yumrucuk denilen kemiğin altından boğazlamak sünnettir.

Kurbanı kıbleye doğru yatırıp (ön ayakları ile arka sol ayağını) bağlayarak kesmek sünnettir.

Kolaylık için sığırların dört ayağını bağlamak câizdir.

Deve ayakta kesilir.

Eğer hayvan kaçarsa veya insana hücûm ederse yâhut kuyuya düşüp de boynundan kesmek mümkün olmazsa, kesilmesi niyetiyle “Bismillâhi Allâhü Ekber” diyerek, bir bıçakla veya kesici bir şeyle (herhangi bir yerinden) yaralamak sûreti ile öldürülse helâl olur.

Fazilet Takvimi : 20.10.2012

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | 1 Comment »

Yetimlere Bakmak Büyüklerin Ahlakıdır

Posted by Site - Yönetici Ekim 21, 2012

Yetimlere Bakmak Büyüklerin Ahlakıdır

Yetimlere Bakmak Büyüklerin Ahlakıdır

Bilk ki: Yetimlerle beraber olmak, onlara karışmak ve onlarla ilgilenmek kerim (büyük ve yüce) kimselerin ahlakındandır. Yetimlere merhamet etmek ve acımakta büyük faydalar vardır. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:

Kim merhamet ederek, elini bir yetimin başının üzerine koyarsa, elinin üzerinde geçtiği kıllarının sayısınca kendisine hasene (iyilik ve sevab) yazılır.

Yine hadîs-i şerifte buyuruldu:

Üç kişi kıyamet günü, Allah`ın Arşının gölgesinde olacaklar­dır.

(Birincisi:) Kocası ölen, kendisine bir çok küçük yetim bırakan, nasibi çıktığı halde: “(Ben evlenmem) Allah, bu yetimleri, zengin edinceye (yani büyüyüp bana ihtiyaçları kalmayıncaya) ve Ölesiye kadar (yetimler veya kendisi ölesiye kadar) ben oturacağım diyen kadın.

(İkincisi:) Malı olan bir adamdır. Bu adam, bir yemek yaptı. Yemeğini çok temiz ve güzel yaptı. En güzel şeyleri harcayarak yemek pişirdi. O yemeğe yetim ve miskinleri çağırdı.

(Üçüncüsü:) Sıla-ı rahim yapan kişidir. Sıla-ı rahim yâni yakın akrabaları ziyaret etmek, rızkında genişlik yapar, ömrünü uzatır ve Allah’ın Arşının gölgesinde olur.

Allahü Teâlâ Mûsâ Aleyhisselâm’a şöyle buyurdu:

Ey Mûsâ! Yetime rahîm bir baba gibi ol! Dullara şefkatli bir koca gibi ol! Yabancıya merhametli kardeş gibi ol! Ben de sana böyle olayım!

Şeyh Sadî (k.s.) buyurdular:

Sen yetime iyilik yap. Onun başını okşa.

Yetim ağladığı zaman vallahi Arş titrer.

İnsan bütün kuvvetiyle, yetimin hakkını ihlâl etmekten kaçınmalı, onun malından bir habbe (tane) bir şey yememelidir. Asla ona zulüm etmemeli ve ona kahretmemelidir.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 2/559-561.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Göynem’de mezar üstü ( Arefe günü ) Yıl 1991.

Posted by Site - Yönetici Ekim 20, 2012

Göynem’de mezar üstü ( Arefe günü ) Yıl 1991.

Posted in Diger Konular, Göynem Videoları, Göynem`den Resimler......, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, Video | Etiketler: | Leave a Comment »

Hadislerde Beş Rakami

Posted by Site - Yönetici Ekim 20, 2012

Hadislerde Beş Rakami

Beş şey gelmeden önce beş şeyin kıymetini bilmeli:

1- Ölüm gelmeden önce hayatın.
2- Hastalık gelmeden önce sağlığın.
3- Meşguliyetten önce boş vaktin.
4- İhtiyarlamadan gençliğin.
5- Fakirlikten önce zenginliğin.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Hadis-i Şerifler, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Kader Ve Kaza

Posted by Site - Yönetici Ekim 19, 2012

Kader ve kaza

Kader Ve Kaza

Ve bil ki: Kader ve kazadan kesinlikle meydana gelecek olan şeylere hiçbir şey fayda vermez. Yâni onların meydana gelmesini engelleyemez.  Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdukları gibi:

Sakınmak, kadere fayda vermez. Muallakta olan kadere sadaka ve benzerleri fayda verir. Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin buyurduğu gibi: Sadaka ve akrabayı ziyaret, hastalıkları giderir ömrü uzatır.

Muhakkak ki sakınmak kazâ’yı reddetmez. Lakin duâ kazayı reddeder.

Kader’den sakınmak fayda vermez. Lakin inen ve inmeyen şeylere duâ fayda verir. Ey Allah’ın kulları size duâ etmeyi tavsiye ederim.”

Bâzı muhakkikin buyurdular: Mukadderat iki kısım üzeredir. Bir kısım külliyâta mahsustur. Bir kısım da cüz’iyât ve tafsilâta mahsustur.

Külliyat, insana mahsustur. Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin haber verdikleri üzere dört şeye münhasırdır.

1 – Ömür,

2– Rızık,

3– Ecel,

4– Saadet ve şakaavet.

Bunlar değişikliği kabul etmezler. Sıla-ı rahim gibi iyilikler buna fayda vermez. Ancak farz-ı muhal yolu hariç. (Bunu) şu mânâda (söylüyorum) meselâ: Sıla-ı rahm yapan kişinin  rızkının geniş olduğu ve ecelinin tehîr edildiği, hayır (ve iyiliklerin) eserindendir. Eğer gerçekten, rızık ve ecelin değiştirilmesi mümkün olsaydı, bu sıla-ı rahim ile olurdu, demektir.

Kendisine bir hikmet taalluk ettiği bu şekilde, farz-ı muhal caizdir. Meselâ şu âyet-i kerîmede Allahü Teâlâ buyurduğu gibi:

De ki: Rahmân’ın bir veledi olsa, ben ona tapanların birincisi olurdum‘ Yâni farz-ı muhal demektir…

Amma cüz’iyât ise. tafsîliyet levâzımındandır. Cüz’iyâzın bâzısının insan için zuhuru ve meydana gelmesi, sebeblere ve şartlara bağlıdır.

Dua, kesb, çalışmak ve kasdetmek. bu sebeb ve şartların cümlesindendir. Yâni bunlar (dua, kesb, çalışmak ve kasdetmek gibi sebepler ve şartlar olmadıkça) onlar meydana gelmezler.

Kader ve kaza: Kadere îmân etmek imanın şartlanndandır.

Kader; ezelden ebede kadar hayır ve şer (iyi-kötü) meydana gelecek bütün hadiseler hakkında Cenab-ı Allanın kendi ilmi icabı bilip takdir buyurmasıdır.

Benim katımda söz değiştirilmez ve ben kullara zulm’edici değilim!” El-Kamer: 54/49,

Irâde-i cüziyye; Cenab-ı Allanın kuluna verdiği belirli bir selâhiyet ve tercih etme hakkıdır. Kader ve kazâ’da irâde-i cüziyye’nin önemi çok büyüktür. Çünkü insan irâdesini iyiye kullanırsa Cenab-ı Allah, hayrı {ve iyiliği), kötülüğe sarfederse, kötülük (ve şerri) yaratır.

Bu itibâr ile Cennet ve Cehennemi insan kendi İradesiyle kazanır… Cenab-ı Allah, Hâlık (yaratıcı)dır. Kul (insan) kâsib (İsteyen ve elde temeye çalışan)dir. insan, fiilinin yaratıcısı değildir. Ama, isteyenidir. Bu imtihan dünyasında Cenab-ı Allah, iyi ve kötü kulunun bütün irâdelerini yaratır. Bu konuda daha geniş bilgi için bakınız: Mektubât: 217. ve 289. Mektub.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri, Fatih Yayınevi: 2/713-714.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Ebu Hureyre ( r.a. ) Kimdir ?

Posted by Site - Yönetici Ekim 18, 2012

Ebu Hureyre ( r.a. ) Kimdir ?.

Ebû Hüreyre Abdurrahmân ibn-i Sahr ed-Devsî (ö. 58 / 678

Yemende yaşayan Ezd kabilesinin Devs koluna mensub olup ne zaman doğduğu belli değildir. Câhiliye devrindeki adı çeşitli kaynaklarda Abdüşems, Abdüamr, Sükeyn, Amr b. Abdüganm gibi farklı şekillerde kaydedilmektedir. Hazret-i Peygamber onun adını Abdurrahman veya Abdullah olarak değiştirmiştir.

Künyesiyle ilgili en yaygın rivayet, koyun otlatırken bulduğu kedi yavrularını (Ar. hir [kedi], ism-i tasgîri hüreyre) elbisesinin eteğine koyup onlarla oynadığı için kendisine Ebû Hüreyre dendiği şeklindedir. (Tirmizî, Menâkıb, 46; Hâkim, III, 506).

İlk karşılaştıkları zaman Resûl-i Ekremin ona Ebû Hüreyre diye hitap etmesi bu künyenin Hazret-i Peygamber tarafından verilmediğini göstermektedir.
Ebû Hüreyrenin bu adla anılmaktan hoşlanmadığı, kendisine zaman zaman Peygamberin hitap ettiği gibi Ebû Hir denmesini arzu ettiği rivayet edilmektedir.

Adı unutulan Ebû Hüreyre nin baba ve annesinin adı hakkında da değişik rivayetler vardır. Babasına Ganm (Abdüganm), Âiz, Âmir, Amr, Umeyr, Hâris, Abdüşems, dendiği, annesinin adının Ümeyme veya Meymûne bint-i Subeyh (Sufeyh) olduğu kaydedilmektedir.

Yetim olarak büyüdüğünü söylemesi babasını küçük yaşta kaybettiğini gösterir. Amcası Sad ibn-i Ebû Zübâbın Hazret-i Peygamber, Ebû Bekir ve Ömer devirlerinde Devs kabilesinin reisliğini yapması (Abdülmünim Sâlih Ali el-İzzî, s. 18-19),

yakaladığı Kureyşlileri intikam almak için öldüren dayısı Sad ibn-i Sübeyin devrinin tanınmış yiğitlerinden biri diye bilinmesi (İbn-i Sa6, IV, 325; İbn-i Kuteybe, el-Maârif, s. 277), bazı iddiaların aksine Ebû Hüreyrenin hem baba hem de anne tarafından tanınmış bir aliye mensub olduğunu göstermektedir.

Ebû Hüreyrenin 7. (628 yılın başlarında Tufeyl ibn-i Amr ed-Devsî vasıtasıyla müslüman olduğu ve kabilesinden altmış veya yetmiş aile ile birlikte Tufeylin başkanlığında Rasûlüllah ile görüşmek üzere aynı yılın muharrem ayında (Mayıs 62 Medineye gittiği bilinmekle beraber onun daha önce müslüman olmayıp Medineye İslâmiyeti kabul etmek üzere geldiği de rivayet edilmektedir. (Buhârî, İtk, 7).

Aralarında Ebû Hüreyrenin de bulunduğu Devsliler Hazret-i Peygamberin Hayberde olduğunu öğrenince oraya gittiler. Ebû Hüreyrenin, henüz fethedilmeyen bazı Hayber kalelerinin fethine katıldığı kendi ifadesinden anlaşılmaktadır (Buhârî, Eymân, 33; Vâkıdî, II, 636).

Ebû Hüreyre Medineye ulaştığı günden itibaren kendisini tamamen dine verdi ve Rasûlüllahın yanında bulunduğu sürece dünyevî hiçbir arzu peşinde koşmadı. Bazlarının ganimetlerden de daha fazla pay almaya çalıştığı günlerde Hazret-i Peygamberin, ganimet talibinde bulunup bulunmadığını sorması üzerine Allahın verdiği ilimden kendisine bir şeyler öğretmesini istedi (İbn-i Hacer, el-İşâbe, VII, 436-437).

İsâmiyeti geç benimsediği için kaybettiği yıllarını telâfi etmek amacıyla, açlıktan bayılacak dereceye geldiği halde Mescid-i Nebevîdeki Suffeden ayrılmazdı.

Ebû Hüreyre, kısmen Hayber fethine ve daha sonra yapılan gazvelerin hepsine katıldı. Umretül-kazâda Resûlüllahın kurbanlıklarını Mekkeye götürmekle vazifeli olanlar arasında yer aldı.

Hazret-i Peygamberin düşmanlara karşı oluşturduğu bazı özel timlerde de görev aldı (Ebû Dâvud, Cihad, 112; Tirmizî, Siyer, 20). Daha sonra onun Yermük Savaşına (İbn-i Hacer, el-İşâbe, III, 254) ve Cürcânın fethine (İbnül-Esîr, el-Kâmil, III, 30) katıldığı kaydedilmektedir.

Hazret-i Peygamber Hindistanın fethedileceğini müjdeleyince ömrü yeterse canıyla ve malıyla bu savaşa da katılacağını söylemesi (Nesâî, Cihâd, 41) onun cihada karşı duyduğu arzuyu göstermektedir.

Ebû Hüreyrenin Medineye geldiği tarihten Hazret-i Peygamberin vefatına kadar dört yıllık bir süre geçmekle beraber Resûlüllahın yanında üç yıl kaldığını bizzat söylediğine göre, Alâ ibn-i Hadramî başkanlığında Bahreye gittiği (8/629-30) ve orada bulunduğu süreyi bu zamanın dışında tuttuğu anlaşılmaktadır.


Onun Hazret-i Peygamberin yanında iki yıldan daha az kaldığını ileri sürenler, kendisini Alâ ibn-i Hadramînin ölümüne kadar (21/642) Bahreynde kalarak valilik görevini ondan devraldığını zannetmiş olmalıdırlar. Halbuki Alâ 9 (630) yılında bu görevden alınarak yerine Ebân ibn-i Saîd getirilmiş, Hazret-i Ebû Bekir irtidat olayları sırasında Alâ ibn-i Hadremîyi tekrar Bahreyn e gönderirken Ebû Hüreyreyi de onunla birlikte yollamıştır.

Halife Ömer, Kudâme ibn-i Mazûnu zekât ve vergi âmili olarak Bahreyne gönderirken Ebû Hüreyreyi de orada namaz kıldırıp kazâ işlerine bakmakla görevlendirdi (İbn-i Hacer, el-İşâbe, V, 425).

Daha sona onu görev yaptığı Bahreyne iki defa vali olarak tayin etti. Ebû Hüreyre valilikten ayrılıp Medineye döndüğü zaman halife bütün valilerine uyguladığı yöntemi ona da uygulamış ve Bahreyn den ne getirdiğini sormuştur. Yazının devamını oku »

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kim Kimdir ?, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Köy Odası – Göynem – Beyşehir -Belgesel.

Posted by Site - Yönetici Ekim 18, 2012

Köy Odası – Göynem – Beyşehir -Belgesel.

Posted in Beyşehir Göl Festivali – Video, Diger Konular, Göynem Videoları, Göynem`den Resimler......, Göynem`in Tarihi, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Teşbih Duasını İlk Olarak Okuyanlar

Posted by Site - Yönetici Ekim 18, 2012

kuran,Teşbih Duasını İlk Olarak Okuyanlar Kimlerdi ,.

Teşbih Duasını İlk Olarak Okuyanlar Kimlerdi ?

Sübhânallah” (Allahım! Seni noksan sıfatlardan ten­zih ederim.) teşbihini ilk defa söyleyen Cebrail Aleyhisselâm’dır.Bu da (yani ilk defa teşbih okumasının sebebi de:) Allahü Teâlâ hazretleri onu yarattığında, gözü Arş’a ilişti. Arşın büyüklüğünü gördü. Ve hemen: “Sübhânellah” (Allahım! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim.) dedi. Kim Sübhânallah  derse Cebrail Aleyhisselâm’in sevabına nail olur.

Elhamdü LillahHamd Allah’a mahsustur.” İlk defa hamdeden Safiyullah Âdem Aleyhisselâm’dır. Âdem Aleyhisselâm’a ruh üflendiği zaman: “Elhamdü üllahHamd Allah’a mahsustur.” Dedi. Kim bunu söylerse, Âdem Aleyhisselâmın faziletinden nasîbdâr olur .

Lâ ilahe illallah” (Allah’tan başka ilâh yoktur.) kelime-i tevhidini ilk söyleyen En-Neciyyüllah Nuh Aleyhisselâm’dır. Nuh Aleyhisselâm, tufanı görüp, şiddetli belâları müşahede ettiği zaman; “Lâ ilahe illallah” (Allah’tan başka ilâh yoktur.) demişti. Kim bunu söylerse, Nuh Aleyhisselâm’m sevabından büyük bir nasîb ve pay alır.

Allahü Ekber” (Allah en büyüktür) İlk defa tekbir getiren İbrahim Aleyhisselâm’dır. İbrahim Aleyhisselâm, İsmail Aleyhisselâm için gelen fidyeyi -o da bir koçtu- görünce “Allahü Ekber” (Allah en büyüktür) dedi. Kim bunu söylerse, ibrahim Aleyhisselâm’ın feyzinden bir feyze nail olur.

Allahım! Bizleri, zikredenler ve şükredenler eyle. Amin!

Hamd   âlemlerin   Rabbi   olan   Allah’a mahsustur.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 2/554-555

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Beyşehir Eşrefoğlu Camiinde Bir Gün.

Posted by Site - Yönetici Ekim 17, 2012

Beyşehir Eşrefoğlu Camiinde Bir Gün.

Posted in Beyşehir Göl Festivali – Video, Diger Konular, Eşrefoglu Camii Beyşehir, Güncel, Gündem, Genel | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: