Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘Diger Konular’ Category

Allah-ü Tealâ, Musa (A.S.) şöyle buyurmuştur:

Posted by Site - Yönetici Eylül 5, 2010

Allah-ü Tealâ, Musa (A.S.) şöyle buyurmuştur

Allah-ü Tealâ, Musa (A.S.) şöyle buyurmuştur

Allah-ü Tealâ, Musa (A.S.) şöyle buyurmuştur:

Ey Musa! Ben Kadir Gecesi’nde Arş’ı taşıyan meleklere, o gece dua edenlerin duasına amin demeleri için, ibadet etmemelerini emrederim. O gece dua edenlerin duasına icabet ederim. Yarattığım her şey; O gece filden sivrisineğe kadar, denizlerde, karalarda, nehirlerde, ağaçlarda, çöllerde, dağlarda, havada, semavât ve arzda, Arş-ı Âlâ’ dan yeryüzüne kadar her şey Kadir Gecesini ihyaya çalışanlar için mağfiret taleb ederler.

Ey Musa! Ümmeti Muhammed’in ibadet için toplandığı hiçbir yere ben azâb ve ceza indirmem.

Ey Musa! Kıyamet günü bana yakın olmak istersen,

Kadir Gecesinde uyanık ol.

Ey Musa! Seninle meleklerime karşı iftihar etmemi istersen,

Kadir Gecesi’nde tesbih et

Ey Musa! Sana iyilik etmemi istersen,

Kadir Gecesi’nde anne ve babana iyilik ve merhamet et.

Ey Musa! Sana merhamet etmemi istersen,

Kadir Gecesi’nde zayıflara ve yoksullara merhamet et.

Ey Musa! Güneş, ay, yıldızlar ve bulutların senin için dua etmesini istersen,

Kadir Gecesi’nde güzel ahlâklı ol.

Ey Musa! Ölümünün kolay olmasını, kabrinin geniş olmasını istersen,

Kadir Gecesi’nde ilim öğren.

Ey Musa! Cehennemi ebediyen görmemek istersen,

Kadir Gecesi’nde istiğfar et.

Ey Musa! Selâmetle Cennet’e girmek istersen,

Kadir Gecesi’nde sadaka ver.

Ey Musa! Muhammed (A.S.)’ a arkadaş olmak istersen,

Kadir Gecesinde ona salât oku.

Ey Musa! Benim cemâlime bakmak istersen,

Kadir Gecesi’nde beni zikret.

Ey Musa! Açlık ve susuzluk gününde sana yiyecek vermemi istersen,

Kadir Gecesi’nde bir oruçluya iftar ettir.

Ey Musa! Kıyamet gününün korkularından seni korumamı istersen,

Kadir Gecesi’nde benim mescidlerimden birine yakın ol.

Ey Musa! Sırat üzerinden çakan şimşek gibi geçmek istersen,

Kadir Gecesi’nde hastaları ziyaret et, esirlere yardım et.

Ey Musa! Eğer mü’minler Kadir Gecesinde benim katımdaki ikramları bilmiş olsalardı;

sabaha kadar hem kendileri uyumazlar, hem de aile efradını uyutmazlardı.

..

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Musa, Kadir Gecesi, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Kadir Gecesi ve H.z Fatih’in Vakfiyesi – VAAZ – Seyfeddin Alkan Hocaefendi

Posted by Site - Yönetici Eylül 5, 2010

Kadir Gecesi ve H.z Fatih’in Vakfiyesi – VAAZ – Seyfeddin Alkan Hocaefendi

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kadir Gecesi, Ramazan-ı Şerif, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | 2 Comments »

MUBÂREK GÜN – KADİR GECİSİ

Posted by Site - Yönetici Eylül 5, 2010

Kadir gecesi

MUBÂREK GÜN – KADİR GECİSİ

Allahü teâlâ, kullarına çok acıdığı için, bazı gecelere kıymet vermiş, bu gecelerdeki, duâ ve tevbeleri kabûl edeceğini bildirmiştir. Kullarının çok ibâdet yapması, duâ ve tevbe etmeleri için bu geceleri sebep kılmıştır.

Kıymetli geceye, kendinden sonra gelen günün ismi verilir. Önceki günü öğle namazı vaktinden, o gecenin fecrine kadar olan zamandır. Yalnız, Arefe ve üç kurban günlerinin geceleri böyle değildir. Bu dört gece, bu günleri takip eden gecelerdir.

Bu geceleri ihyâ etmeli, yâni kazâ namazları kılmalı, Kur’ân-ı kerîm okumalı, duâ, tevbe etmeli,Tesbih namazi kilmali, sadaka vermeli, müslümanları sevindirmeli, bunların sevaplarını ölülere de göndermelidir. Bu gecelere saygı göstermelidir. Saygı göstermek, günâh işlememek ve ibâdet etmekle olur.

Mübarek günler ve geceler, Cenâb-ı Hakkın bu ümmete ihsanıdır. Geçmiş ümmetlerin ömürleri uzundu. Beşyüz, binyıl yaşayan ümmetler vardı. Ömürleri uzun olduğu için elde ettikleri sevaplar da o oranda fazlaydı.

Peygamber Efendimiz, ümmetinin ömrü kısa olduğu için sevapları da az olacak diye üzülüyordu. Allahü teâlâ, mübarek gün ve geceleri ihsan buyurarak, bu gecelerde verdiği kat kat fazla sevaplarla diğer ümmetlerden daha çok sevap kazanmalarına imkan verdi.

Nitekim, Peygamberimiz geçmiş ümmetlerin işledikleri amelleri, aldıkları sevapları anlatırken, Eshab-ı kiram hayret edip, “Biz bu kısa ömrümüzle bu sevaplara nasıl kavuşubiliriz?” diye üzüldüler. Bu anda, Cebrâil aleyhisselâm geylerek:

Ya Resullallah! Sen ve Eshâbın geçmiş ümmetlerin bin ay ibadet edip, bu müddet içinde göz açıp kapayacak kadar Allahü teâlâya isyanda bulunmadıklarına hayret ettiniz. Allahü teâlâ sana bundan hayırlısını indirdi. Kadir suresinde beyan olunun faziletler, sen ve Eshabının hayret ettiğiniz şeylerden üstündür.

Ayet-i kerimede bildirilen “Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır” müjdesine Resulullah ve Eshabı çok sevindiler.

Müslümanların on mubarek gecesi vardır:

KADİR GECİSİ

Ramazan-ı şerîf ayı içinde bulunan bir gecedir. İmâm-ı Şâfi’î hazretleri onyedinci, imâm-ı a’zam Ebû Hanîfe hazretleri, yirmiyedinci gecesi olması çok vâkı’ olur dedi. Yirmi ile otuzuncu geceleri arasında arayınız denildi. Kur’ân-ı kerîmde medhedilen en kıymetli gecedir. Kur’ân-ı kerîm, Resûlullaha bu gece gelmeğe başladı.

Ayların içinde, Receb, Şa’ban ve Ramazan ayları diğerlerinden daha fazîletlidir. Bu ayların içinde de, bazı geceler ve günler, diğerlerine göre daha fazîletlidir. Receb ve Şa’bân ayındaki günler, geceler bellidir. Ramazan-ı şerîfin içinde gizlenmiş olan Kadir Gecesi ise, kesin olarak bildirilmemiştir. Ramazan-ı şerîfin başından sonuna kadar, herhangi bir gecede olabileceği, hadîs-i şerîflerle bildirilmiştir. Âlimlerimiz buyurdu ki:

Allahü teâlâ, beş şeyi beş şey içinde gizlemiştir. Rızâsını tâ’atta, gazabını günahlarda, kıymetli olan orta namazı beş vakit namaz içinde, evliyâsını insanlar içinde, Kadir Gecesini de Ramazan ayında gizlemiştir.

Bir kimse, Peygamber efendimize gelerek, Kadir Gecesi’nin ne zaman olduğunu suâl etti. Resûlullah efendimiz, cevaben buyurdu ki: “Ramazanın birinci gecesi idi, geçti.

Bir seferinde de hazret-i Âişe vâlidemiz Peygamber efendimizden Kadir Gecesi’nin ne zaman olduğunu suâl etti. O zaman da Resûlullah efendimiz buyurdu ki:”On üçüncü gece idi geçti.

Değişik zamanlarda Kadir Gecesi’nin vakti ile alâkalı sorulan suâllere, Peygamber efendimiz, değişik cevaplar vermiştir. İslâm âlimlerinden bazısı, hadîs-i şerîflerdeki bildirilen değişik zamanlar sebebi ile, Kadir Gecesi’ni, Ramazan-ı şerîfin başından i’tibâren aramak lâzım olduğunu bildirmişler ve bunun için de mümkün olduğu kadar her geceyi ihyâ etmeye çalışmalıdır, buyurmuşlardır. Kadir

Gecesi, çok kıymetli bir gecedir. Böyle kıymetli bir gecenin fazîletinden mahrûm kalmamak için, Ramazan-ı şerîfin her gecesini ibâdetle, tevbe etmekle, Kur’ân-ı kerîm okumakla ihyâ etmeye çalışmalıdır.

Kadir Gecesi’nin fazileti hakkında hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

Kabirde aydınlık istersen, Kadir Gecesi’nin karanlığında ibâdet eyle!

Kadir Gecesi’ni ihyâ edene, bir saatlik sevap olarak, yüz senelik ibâdet sevabı verilir.”

Allahü teâlâ: İzzet ve Celâlime yemin ederim ki, Kadir Gecesi’ni ihyâ edenin günahlarını bağışlarım. Kıyâmette suâl sormam. Onu Cehennem ateşinde yakmam.buyurdu.”

Mübârek ayların, gecelerin, günlerin kıymetini bilmeli, böyle zamanlarda, çok tevbe istigfâr etmeli, ağlamalı, affolunmak için yalvarmalıdır. Herkes kendi hâline göre bir miktar ibâdet etse, o geceyi ihyâ etmiş sayılır.

Allahü teâlânın rızâsına kavuşmak için hiçbir tâ’ati küçük görmemelidir. Gazabı, günahlar içinde saklı olduğu için, hiçbir günahı küçük görüp işlememelidir. Orta namazı kaçırmamak için beş vakit namazı vaktinde kılmalıdır. Evliyâsı insanlar arasında gizli olduğu için herkese iyi muâmele etmelidir.

Kadir gecesinin rastladığı geceleri ihyâ etmek de çok kıymetlidir. Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “Kadir gecesine rastlamış bir geceyi ihyâ eden, Kadir gecesini ihyâ etmiş gibidir.”

Bu hadîs-i şerîfe göre, Ramazan-ı şerîfin yirmiyedinci gecesini, Kadir gecesine daha önce çok tesadüf etmiş olduğu için ihyâ eden büyük sevâba kavuşur.

Kadir gecesi hakkında İmam-ı a’zam, yirmi ilâ otuzuncu geceleri arasında aranması da bildirilmiştir. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:

Kadir gecesi Ramazanın 21, 23, 25, 27 29’uncu tek geceleri veya son gecesidir.”

Ramazan-ı şerîfin yirmiyedinci gecesini ihyâ edenin Cennete girmesine ben kefilim.”

Ramazan-ı şerîf ayının yirmi yedinci gecesini ihyâ edenin, amel defterine yirmiyedibin senelik ibâdet sevâbı yazılır. Cennette ona yirmiyedibin köşk yapılır. Her köşk, hatırdan hayâlden geçmediği şekildedir.

Kadir gecesinin alâmetleri hakkında hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: “O gece ne soğuk, ne sıcak olur. Sabah güneş doğunca, sisli olmaz, tatlı ve hoş bir hava olur. Fırtına olmaz.”

Bazı âlimler, Kadir gecesinde köpek sesinin duyulmadığını, ertesi günü güneşin şuasız doğduğunu, Kadir gecesinin gününün de fazilette gecesi gibi olduğunu bildirmişlerdir. Hadîs-i şerîte “Allahü teâlâ katında en sevgili gece, Kadir gecesidir.” Buyuruldu.

Bu gecede okunacak duâ

Peygamber efendimiz, Âişe vâlidemize, Kadir gecesinde şu duâyı okumasını bildirmiştir:

Allahümme inneke afüvvün tühıbbül afve fa’fu annî.

Bu gece çok kelime-i tevhid okumalıdır. Hadis-i şerifte;

Kadir gecesinde üç defa lâilâhe illallah diyenin, birincisinde bütün günahları affolur. İkincisinde Cehennemden kurtulur. Üçüncüsünde Cennete girer.” buyuruldu.

Kaynak : 365 Gün dua

..

Posted in 365 Gün Dua, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kadir Gecesi, Oruç, Ramazan-ı Şerif, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

Hazreti Ali´nin eğitim metodu

Posted by Site - Yönetici Eylül 3, 2010

Hazreti Ali´nin eğitim metodu

Hazreti Ali´nin eğitim metodu

Hazreti Ali´nin eğitim metodu

Hazreti Ali’nin (kv) Şahadeti ve Vasiyeti -Hz. Ali’nin, Hz. Hasan’dan Sordukları

Eğitimin en önemli şekillerinden biri, soru cevap şeklinde sohbet etmektir. Hz. Ali (kerremellahu vechehu) zaman zaman çocukları ile sohbet eder, onlara sorular sorarak eğitirdi.

Kadı Ebu’l-Ferec’in de dediği gibi Hz. Hasan’ın babasına verdiği cevaplar oldukça hikmetli ve faydalıdır. Bu cevaplar onun ilim, anlayış ve kavrayışının çok yüksek olduğunu, hayatı ve insanları çok iyi tanıdığını, ilmi ile amel eden, nefsini terbiye etmiş müstesna bir şahsiyet olduğunu göstermektedir.

Hz. Ali (kv) mahdumlarından Hz. Hasan’a (radiyallahu anhu) sorar;

Ey oğlum! İstikamet nedir? Hz. Hasan:
Ey babacığım! İstikamet, kötülüğü iyilikle önlemektir.

Şeref nedir?
Halkını ve aşiretini eğitmek, bu sırada sana karşı yaptıkları hataları kaldırabilmektir.
Başka nedir?
Kardeşlerin ile anlaşmak, komşularını korumaktır.

Mürüvvet nedir?
Kişinin iffetli olması ve hatalarını sürekli düzeltmesidir.

Dikkat nedir?
Sıradan işleri dahi önemsemek, basit de olsa kötülükten uzak durmaktır.

Islah nedir?
Öncelikle kişinin kendini kötülüklerden koruması, sonra yakınlarının iyi olması için gayret göstermektir.

Semahat nedir?
Kolay ve zor zamanlarda adaletten ayrılmamaktır.

Cimrilik nedir?
Elindekini şeref vesilesi, infak ettiğini kayıp ve zayi saymandır.

Kardeşlik nedir?
Zor ve rahat zamanlarda vefalı olmaktır.

Korkaklık nedir?
Dostuna karşı cüretli, düşmanına karşı çekingen olmaktır.

Ganimet nedir?
Takvaya yönelmek, dünyaya meyletmemek peşinde koşulması gereken ganimettir.

Hilm nedir?
Nefsine hâkim olup kızgınlığı yenmektir.

Zenginlik nedir?
Az dahi olsa, Allah’ın taksimine razı olmak. Asıl zenginlik müstağni olmaktır.

Fakirlik nedir?
Her şeye heveslenmek, istemektir.

Menfaat nedir?
Çok cesaretli olup insanların en güçlüsünü yenmektir.

Zillet nedir?
Saldırı anında korkmaktır.

Cesaret nedir?
Akranları ile mücadele edebilmektir.

Külfet nedir?
Kendini ilgilendirmeyen şeyler hakkında konuşmaktır.

Mecd nedir?
İhtiyacı olduğu zaman verebilmek, kendine karşı yapılan suçları affetmektir.

Akıl nedir?
Kalbi korunması istenen her şeyden korumaktır.

Ahmaklık nedir?
Liderini, yöneticini ziyaret edip ona karşı sesini yükseltmektir.

Övgü nedir?
Güzel şeyleri yapıp, kötü şeylerden sakınmaktır.

Güven nedir?
Sürekli hilim, yakınlarına şefkat, insanların suizan edeceği şeylerden kaçınmaktır.

Sefahat nedir?
Dünyaya dalmak, kötülüğe sürükleyen kişilerle arkadaşlık etmektir.

Gaflet nedir?
Camileri terk edip fesatçı insanlara itaat etmektir.

Mahrumiyet nedir?
Sana arz edilen nasibini almamaktır.

Aciz kimdir?
Aciz, sürekli sakalı ile oynayan ve yerlere çokça tükürendir.

Güzellik nedir?
— Ahlak güzelliğidir.

— İman ile yakin arasında ne kadar mesafe vardır.
— Dört parmak ara vardır.
— Nasıl?

İman kulağının duyduğu, kalbinin tasdik ettiği her şeydir. Yakin ise gözünün gördüğü ve kalbin kabul edip mutmain olduğu şeylerdir. Göz ile kulak arasında ise yalnızca dört parmak vardır. (1)

Hz. Hasan Efendimizin verdiği cevaplar, ahirzamanın kirli felsefi görüşleri karşısında; değer yargıları bozulmuş, paradigmaları bozulmuş bazı Müslüman kardeşlerimizin aklını ve kalbini aydınlatıcı ve arındırıcı niteliktedir.
Kavramların düzgün anlaşılmadığı hiçbir hayat nizamı insanı kurtuluşa götüremez. Belki insanı doğruyu yanlış anlamaya götürdüğü için helak eder. Bu sebepten Müslümanlar Hz. Hasan’ın Hz. Ali’ye verdiği ve “neyin ne olduğunu” açık ve kesin anlamlarla ortaya koyduğu cevapları tekrar tekrar okunmalı ve en iyi şekilde anlaşılmalıdır.

Hz. Ali’nin Vasiyeti

Şehit olacağını anlayan Hz. Ali, oğulları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’i yanına çağırarak onlara vasiyet etti:
Size Allah’a karşı takva sahibi olmanızı tavsiye ediyorum. O size yönelse dahi siz dünyaya yönelmeyin. Kaybettiğiniz hiç bir şeye ağlamayın. Her zaman hakkı ve hakikati söyleyin. Yetime merhamet edin. Yardım isteyenin yardımına koşun. Ahiret için hazırlanın zalimin hasmı mazlumun yardımcısı olun. Kınayanın kınamasından çekinmeden kitap ve sünnete göre amel edin.

Muhammed b. Hanif’e bakan Hz. Ali:
Onlara söylediklerimi aklında tuttun mu? Diye sordu. O:
Evet, dedi. Hz. Ali:
Onlara tavsiye ettiğim şeyleri sana da tavsiye ediyorum. Kardeşlerine saygıda kusur etme. Üzerindeki haklarını yerine getirmeye özen göster, emirlerini yerine getir. Onlardan habersiz bir iş yapmaya kalkışma!

Cehenneme Nispetle Her Bela Afiyettir

Sonra Hz. Hasan’a döndü.
Ey oğlum! Sana takvayı, namazı vaktinde kılmanı, zekâtını yerine ulaştırmanı, abdesti güzel bir şekilde almanı tavsiye ediyorum. Abdestsiz namaz olmadığı gibi zekâtı engelleyenin namazı da kabul edilmez. Kızgınlığını yenip sana karşı yapılan haksızlıkları bağışlamayı, sıla-i rahmi, cahilce hareket yapanlara karşı yumuşak davranmayı, dinde anlayışlı olmayı, kararında sebatı, Kur’ân’ı rehber etmeyi, güzel komşuluğu, kötülüklerden sakınmayı, iyiliği emredip kötülükten sakındırmayı tavsiye ediyorum.” (2)

Ey oğlum! Sana gizli ve açık her yerde takvaya riayet etmeyi, kızdığın veya razı olduğun zamanlarda hakkı söylemeyi, zengin ve fakirlikte tutumlu olmayı, dost ve düşmana karşı adil olmayı, canlı (yani dinçken) ya da üzerine tembellik çöktüğünde amel etmeyi, sıkıntı ve geniş anında Allah’tan razı olmanı tavsiye ediyorum.

Ey oğlum! Cennete gitmemekten daha büyük şer, cehennemden kurtulmaktan daha büyük hayır yoktur. Cennetin dışındaki her nimet onun yanında çok küçüktür. Cehenneme nispetle her bela afiyet sayılır.

Ey oğlum! Nefsinin ayıbını gören kişi başkasının ayıpları ile uğraşamaz. Allah’ın taksim ettiğine razı olan, kaçırdıkları şeylerden dolayı hüzünlenmez. Haksız olarak kılıç sıyıran kişi aynı kılıçla öldürülür. Kardeşine kuyu kazan, kendi kazdığı kuyuya düşer. Kardeşinin sırlarını çıkaran kişinin ayıpları ortaya saçılır. Başkası ile alay eden, aynı konuda hafife alınır. Kendi hatalarını unutan başkalarının hatalarını büyük görmeye başlar. Görüşünü beğenen sapar, kibirlenen zelil olur. Kötülük yapılan mekânlarda bulunan ithama maruz kalır. Aklını öne çıkarıp başkasını dinlemeyenin ayağı kayar. Âlimlerle oturanlar saygınlık kazanır. Kişi ne ile fazlaca meşgul olursa onunla tanınır. Çok konuşan çok hata yapar, hatası fazlalaşanın hayâsı azalır. Hayâsı azalanın sakınması azalır. Sakınması azalanın kalbi ölür. Kalbi ölen cehenneme girer.”

İşleri Allah İçin Olana Müjdeler Olsun!

Ey oğlum! Edep en hayırlı mirastır. Güzel ahlak en iyi dosttur. Ey oğlum! İnsanı kurtuluşa götüren yol on kısma ayrılır. Bunlardan dokuzu (Allah’ı anmak hariç) susmak, biri sefih insanların meclisinden uzak durmaktır.

Ey oğlum! Fakirliğin süsü sabır, zenginliğinki şükürdür. Ey oğlum! İslam’dan daha yüce bir şeref, takvadan daha aziz bir değer, verâdan daha sağlam sığınak, tövbeden daha iyi şefaatçi, afiyetten daha güzel elbise yoktur. Hırs yorgunluğun anahtarıdır. İş yapmaya başlamadan önce gerekli tedbirleri almakta acele etmek pişmanlıktan kurtarır. İnsanlara düşman olarak ahirete hazırlanmak ne kötü azıktır. Öğrenmesi, ameli, sevgisi, kızması, alması, bırakması, konuşması, susması, işi ve sözü Allah için olana müjdeler olsun!” (3)

Hz. Ali, (kerremellahu vechehu) Ramazan’ın yirmi birinci günü şehit edilince, Hz. Hasan halka bir konuşma yaptı. Babasının yaşamından örnekler vererek faziletlerinden bahsettikten sonra:
O Kur’ân’ın indiği, Hz. İsa’nın Rabbine yürüdüğü, Hz. Musa’nın vefat ettiği gün öldürüldü. Allah ona salât ve selam etsin!” (4)

Hz. Hasan’ın oğlu Ali anlatıyor: “Babam, babası Hz. Ali öldürülünce halka bir konuşma yaptı. Allah’a hamd ve sena Resulüne salât ve selam yaptıktan sonra şöyle dedi: “Bu gece, önceki insanların fazilette kendisini geçemediği, sonrakilerin faziletine kavuşamayacağı bir insan vefat etti. Allah Resulü’nün (sallallahu aleyhi vesellem) ona sancağı verdiğinde sağına Cebrail (aleyhisselam), solunda Mikail (aleyhisselam) geçer, onlarla birlikte savaşır, zafer kazanmadan dönmezdi.

Ehl-i Beyt’i Sevmek Farzdır

Vefatından sonra geriye bıraktığı altın ve gümüş paranın tamamı ailesi için almayı düşündüğü hizmetli için ayırdığı 700 dirhemdir.

Ey İnsanlar! Beni tanıyan tanır. Tanımayan bilsin ki ben Hz. Ali’nin oğlu, Peygamberin, müjdeci ve uyarıcı, insanları Allah’ın izniyle Allah’a çağıran, parıldayan ışığın torunuyum. Ben Cebrail (aleyhisselam)’ın hanesine inen Ehl-i Beyt’ten biriyim. Ben Allah’ın kendilerinden kötülükleri gidererek tertemiz yaptığı Ehl-i Beyt’tenim. Ben Allah’ın her Müslüman’a sevmeyi farz kıldığı Ehl-i Beyt’tenim.

Allah Tebâreke ve Teâlâ Peygamberine şöyle buyurdu: ‘…De ki: ‘Ben buna karşılık sizden yakınlık sevgisi dışında hiçbir karşılık istemiyorum. Kim bir iyilik yaparsa onun sevabını fazlası ile veririz. Şüphesiz Allah bağışlayan ve şükrün karşılığını verendir.’ buyurmaktadır. (Şûrâ, 42/23.)

Ayette geçen iyilik yapmaktan maksat, bizim yani Ehl-i Beyt’in sevgisidir. Kim bizi severse yaptığı iyiliklerin sevabı kat kat artar.” Konuşması bittiğinde, gözlerinden akan yaşlar sakalını ıslatmıştı. Onu dinleyen herkes ağlıyordu.(5) n

Notlar: 1-Mizzî, Tehzibü’l-Kemal, 1248; İbn Manzûr, Muhtasar, 7/30, 31; İbn Kesîr, el-Bidaye ve’n-Nihaye, 11/202. 2-Taberî, Tarih, 6/62. 3-Ahmed b. Hanbel, Fedâilü’s-Sahabe, 2/560. 4-Hâkim, Müstedrek, 4688. 5-Hâkim, Müstedrek, 4802; Şâmî, Sübülü’l-Hüdâ, 11/67

ABDULLAH KARA-DR. ELİF HİLAL KARA

Gülistan dergisi

102. Sayı
Haziran 2009

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Ali, Nasihat, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İbretlik | 4 Comments »

Sadaka-i fıtır

Posted by Site - Yönetici Eylül 2, 2010

 Sadaka-i fıtır

Sadaka-i fıtır

Sadaka-i fıtır

Hadis-i  Şerif : Cerir (R.A. ) ‘dan : Ramazan orucu , sadaka-i fıtır verilinceye kadar sema ile arz arasında askıdadır .

Hadis-i  Şerif : Sadaka-i  fıtır oruçlu için , hatalı ve çirkin sözlerden bir temizlik , yoksullar için bir yemektir .

Kim onu bayram namazından önce verirse , makbul bir sadakadır . Kim de onu bayram namazından sonra verirse , sadakalardan bir sadaka olur sevabı azalır .  ( İhya C.1 628 )

Sadaka-i  fıtır , nisaba malik olan Müslüman’a vacibtir . Vacib olmasının şartları : Müslüman olmak , hür olmak ve asli ihtiyaçlarından fazla nisab miktarı mala sahib olmaktır .

Zekatta olduğu gibi bu malın üreyici olması ve üzerinden bir yıl geçmesi şart deyildir .


Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Oruçlu için iki sevinç !!!

Posted by Site - Yönetici Eylül 1, 2010

Oruçlu için iki sevinç !!!

Oruçlu için iki sevinç !!!

Oruçlu için iki sevinç !!!

Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri, orucu açtığı zamanki sevincidir; diğeri de Rabbine kavuştuğu zamanki sevincidir. Oruçlunun ağzından çıkan koku (halüf), Allah indinde misk kokusundan daha hoştur.”

Hz. Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) rivayet ediyor:

ResuluIIah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Ramazan ayı girdiği zaman cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar da zincire vurulur.” (Buhari, Savm 5, Nesâi, Sıyâm 5)

Bir münâdi, her gece şöyle nida edip bağırır:Ey hayır isteyen, gel! Ey şer isteyen kendini şerden tut!

(Nesâi, Savm 5)

Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm): “Ramazandan sonra hangi oruç efdaldir?” diye sorulmuştu, şu cevabı verdi:

Ramazanı ta’zim için Şa’bân!”

Tekrar soruldu:

Hangi sadaka efdaldir?”

Ramazanda verilen!cevabını verdi.

(Tirmizi, Zekat 28).

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Ramazan’a neden “Sultan” denilir?

Posted by Site - Yönetici Ağustos 31, 2010

Ramazan'a neden “Sultan” denilir?

Ramazan'a neden “Sultan” denilir?

Ramazan’a neden “Sultan” denilir?

İradi bir mahrumiyet ve meşakkat ayı olmasına rağmen Ramazan ayına “sultan” denmesinin sebebi, Müslümanların hayatında orucun taşıdığı büyük ehemmiyettir. Ramazan’ın bir başka özelliği “bin geceden hayırlı Kadir Gecesi”nin bu ayda olması ve Kur’an’ın yine bu ayda indirilmeye başlanmasıdır.

Sahuru ihmal etmeyin

Sahurda kalkıp yemek müstehaptır. Peygamberimiz: “Sahurda yemek yeyiniz, çünkü sahurda bereket vardır” (Buhârî, Savm, 20) buyurmuştur. Sahur yemeği, oruca dayanma gücü verir. Duaların kabul edildiği vakitlerden biri de sahurdur. Oruçlu sahura kalktığı zaman, dilekleri için dua etmeli ve Allah’tan günahlarının bağışlanmasını istemelidir. Hele tam da zamanı olan sahurda iki rekat teheccüd kılıversek, sahurumuz teheccüdle bereketlenmiş olur.

İftarı yalnız yapmayın

Oruçlulara iftar yemeği vermek hayırlı bir davranış olduğu gibi bu sofralarda misafir ağırlamak unutulmaması gereken geleneklerimizdendir. Herkes imkanları nisbetinde evinde ya da dışarıda iftar verebilir. Peygamberimiz buyuruyor ki: “Bir oruçluya iftar veren kimseye, o oruçlunun sevabı kadar sevap verilir. Ancak o oruçlunun sevabından da bir şey eksilmez.” (Et-Terğib ve’t-Terhib, c.2, s.144)

Oruçlunun sevinci

Oruç ibadetini tamamlayıp iftar vaktine yetişen kimse, bundan büyük bir mutluluk ve sevinç duyar. O, tuttuğu orucun mükâfatını almak üzere, kıyamet gününde Allah’ın huzuruna vardığı zaman en büyük sevinci tadacaktır. Peygamberimiz şöyle buyuruyor: “Oruçlunun iki sevinci vardır: Biri iftar ettiği vakit, diğeri de Allah’a kavuştuğu zamandır.” (Buhârî, Savm, 20; Müslim, Sıyam, 9)

Dualar kabul edilir

İftar vakti yapılan dualar kabul edilir. Peygamberimiz (sas) bu konuda şöyle buyurmuştur: “Üç kimsenin duası geri çevrilmez, kabul edilir:

1- Oruçlunun iftar vaktindeki duası,

2- Adaletli hükümdarın duası,

3- Mazlumun duası.

(Tirmizî, Deavât, 128)

Ramazan’ın hikmetlerinden haberimiz var mı?

Oruç, nefsin ve dolayısıyla onun üzerinden bizimle uğraşmaya azmetmiş Şeytan’ın zincire vurulduğu bir aydır. Eğer oruç yanında affedici, fedakar, cömert, sakin olamıyorsak, kin ve düşmanlık gibi hastalıkları içimizden atamıyorsak Ramazan’ın hikmetlerinden habersiz kalmışız demektir.

Ramazan dünyevileşme ara verdiğimiz zaman dilimi

Sanki Allah, dünyevi tarafı ağır basan meşguliyetlerimizin senede bir ay beklemeye alınmasını murat etmektedir. Hele kapitalist üretim ve tüketim süreçlerinin hayatımızın her anını işgal etmeye çalıştığı böyle bir dünyada bu daha da önemli olmaktadır.

Kur’an’ın muhtevasını kimler anlayabilir?

Kurân’ın ledünnî muhtevasını ancak, onda bütün varlığın sesini duyabilenler ve onun derinliklerinde insan ruhuna ait korku ve ümit, tasa ve sevinç, keder ve neş’e mûsikîsini birden dinleyebilenler anlar.

Orucu ve namazı gösteriş oluyor diye terketmek doğru mudur?

Zaman olur kişi namaz, oruç ve benzeri ibadetlerini riya ve yapmacıktan kurtulamıyor endişesiyle terk eder. Hâlbuki, Allahu Teâlâ bunların yapılmasını emretmektedir. Bu yanlıştır. Nefsiyle zor bile olsa mücadele etmelidir. Şayet bu endişesiyle hareket edip ibadetleri terk ederse riya korkusu girmediği hiç­bir ibadet kalmaz. Zaten insanlar bu noktadan sorumlu tutul­mamışlardır. Veya alenî yaptığı ibadeti gizli yapmak üzere terk eder. Hâlbuki, gizli yapılmak istenen birçok ibadetin nefsin aldatmasıyla yapılmadığı tecrübeyle sabittir. Ancak gerçekten söz konusu ibadeti gizli yapmaya Allah tarafından verilen üstün bir güce sahipse, o zaman gizli yapsın. Çünkü, gizlisi daha faziletli ve oturaklıdır.

Oruçlu kişinin etrafına kötü davranması orucunu etkiler mi?

Bu soruya iki açıdan cevap vermek mümkün, bir; ahlakî, iki; hukukî. Hukukî açıdan cevap verecek isek, soruyu şöyle düzeltmemiz gerekir; oruçlunun etrafına kötü davranması orucunu bozar mı? Bozarsa, kaza mı, keffaret mi gerekir? Bunun cevabı basit; hayır, bu davranış şekli orucu bozmaz. Dolayısıyla ne kaza ne keffaret gerekir. Çünkü orucu bozan şeyler, orucun tanımında belirttiğimiz yeme, içme ve cinsel ilişki yasağına aykırı olan davranışlardır.

Ahlakî açıya gelince; bir müslümanın etrafındakilere daima iyi davranması onun müslüman olmasının gereğidir. Oruçlu olunca şöyle, oruçlu olmayınca böyle …vb gibi ikili bir davranış şekli yoktur İslam’da. Hatta oruçlu olmak iyi davranmayı zorunlu hale getiren bir unsurdur. Buna rağmen kişi, etrafına kötü davranıyorsa, o davranışının Allah nezdindeki cezası -tabii varsa, o davranışa göre değişir- neyse, onu görecektir. Belki Allah’a her zamankinden daha çok yakın olması gerektiği bir zaman diliminde böyle davrandığı için, cezası katmerli olarak verilebilir. Bunu sadece Allah bilir.

Oruca niyet nasıl olmalıdır?

Niyet, vakti, şekli ve sıhhati gibi farklı yönleri bulunan bir ibadettir. Okuyucunun niyet nasıl olmalıdır sorusu ise, oruca ait bu yönlerin hepsini içine alabilecek ölçüde genel bir sorudur. Soruda bir alan belirlemesi yapılmadığına göre, biz bu üç yöne ait tesbitleri kısa kısa ifade edelim. Tabii Ramazan orucu ile ilgilidir söyleyeceklerimiz.

Niyetin vakti; vakit bir önceki günün akşam vaktinin girmesi ile başlar, ertesi günün kuşluk vaktinde sona erer. Bazı İslam fakihleri bu vaktin öğle namazı vaktinin az öncesine kadar uzanabileceği kanaatındadır. Vakit noktasında ihtilaflardan kurtulmak için, niyeti sabah vakti girmeden önce mutlaka yapmak gereklidir.

Niyetin şekli; niyet, arapça ifadesiyle “kasdü’l-kalb” yani kalbin kasdetmesidir. Dil ile bunu söyleme ise şart değildir. Fakat dil ile niyet kalben yapılan niyeti destekler, kesinlik kazandırır gibi bir düşünceye de açık olmak lazım. Bunun için İslam fakihleri niyetin dil ile yapılmasına mendup demişlerdir. Ama bu “dil ile söylenmeyen niyet niyet değildir, oruç geçerli değildir” şeklinde anlaşılmamalıdır.

Niyetin sıhhati; Ramazan orucu için her gün ayrıca niyet etmek şarttır. Hem Ramazan hem de sözgelimi nafile oruca niyetin olmaması gerekir. Böyle niyet yapıldığı takdirde, niyet Ramazan orucu için geçerlidir. “Hasta olmazsam, yolculuğa çıkmazsam, misafirliği çağırılmazsam orucum, aksi takdirde değilim” gibi tereddütlü bir niyet sahih değildir.

Oruç hangi durumlarda bozulur?

Beslenme amacı taşımayan, yenip içilmesi normal olmayan ve normal insanın fıtraten yiyip içmek istemeyeceği şeyleri alması durumunda oruç bozulur, fakat keffaret yerine sadece kaza orucu tutması gerekir. Bunların bir kısmı şöyledir.

1- Çiğ pirinç gibi, çiğ olarak yenmesi âdet olmayan şeyleri yemek

2- Katkısız un ve hamur yemek

3- Taş, toprak, altın, demir gibi cisimleri yutmak

4- Kabuğuyla beraber yenmeyen, fındık, ceviz ve badem gibi şeyleri yemek

5- Boğaza kaçan, yağmur, kar ve doluyu istemeyerek yutmak.

6- Abdest alırken genze ve boğaza hatayla su kaçırmak

7- Uyurken kendi kendine veya başkası tarafından bir şey yiyip içmek, mesela, boğazına su dökülmesi de orucu bozar; keffaret gerektirmez.

8- Kendi isteğiyle ağız dolusu kusmak.

9- Sahurdan dişleri arasında kalan nohut tanesi büyüklüğünde olan bir şeyi yutmak.

10- Eşine sarılıp öperken meni gelmesi de orucu bozar. Genel olarak orucun manası Allah rızası için beslenme, tat ve keyif alma isteğinin bir sonucu olarak yapılan yemek, içmek ve cinsel ilişkide bulunmaktan uzak durmak, yani nefsi, istek, iştah ve şehvet duyduğu şeylerden uzak tutmak olunca, nefse bu hazlarını veren şeylerin orucu bozduğu açıktır. Bunların belli başlı olanlarını sıraladıktan sonra herkesin kendi durumunu gözden geçirmesini, yaptığı işlerde bu duyguların yerinin ne olduğunu kendisinin gözden geçirmesini ve orucu manasına uygun olarak tutmaya çalışmasını söylemek gerekiyor.

Orucu bozmayan şeyler

Bazı durumlar vardır ki, insan orucunun bozulduğunu zannedebilir. Ancak bu durumlarda oruç bozulmaz.

1. Unutarak az veya çok bir şey yemek. İnsan unutarak karnını doyursa sonra da çay içerken aklına oruçlu olduğu gelse, çayını hemen bırakır ve orucuna devam eder. Bu kişinin orucu bozulmadığı için ne kaza ne de keffaret gerekir.

2. İstemeyerek kusmak orucu bozmaz.

3. Abdestte ağza su alındıktan sonra kalan az bir yaşlığı tükürük ile yutmak orucu bozmaz.

4. Boğaza bir sineğin kaçması gibi yenilmesi kastedilmeyen ve kaçınmanın da mümkün olmadığı şeyler orucu bozmaz.

5. İnsanın derisinden içeriye sızan şeyler orucu bozmaz. Bunun için vücuda sürülen bir krem, koku veya vücudun soğukluğunu hissettiği su orucu bozmaz.

6. Baştaki veya karındaki bir yaraya konulup yaranın ıslaklığı ile damağa veya boşluğa gitmeyen bir ilaçtan dolayı oruç bozulmaz


Kaynak : Habervakti.com

..

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Oruç, Ramazan-ı Şerif, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Çocukları Yaşamayan Kadın

Posted by Site - Yönetici Ağustos 30, 2010

Çocukları Yaşamayan Kadın

Çocukları Yaşamayan Kadın

Çocukları Yaşamayan Kadın

Bir kadın vardı. Her yıl doğurur, çocukları ise, altı aydan fazla yaşamazdı. Kadın yirmi çocuk doğurmuş yirmisi de ölmüştü. Her çocuğun ardında feryat ederdi.

Sonunda, ”Ey Allahım! Bu çocuklar bana dokuz ay yük olur, bense onlar altı aydan fazla sevemem. Altı ay geçmeden elimden alırsın” diyerek canını yakan ıstıraptan şikâyet etti.

O gece rüyasında cenneti gördü. Cennetteki sayısız nimetlerin arasında kendi adının yazılı olduğu bir köşk vardı. Kadına, ”Bu köşk acılara katlanan, ıstıraplara tahammül eden, Allah sevgisiyle her şeyini feda edenindir. İbadetlerinde gevşeklik gösteren kullarını, Allah musibetleriyle sınar” dediler.

Cennet nimetlerini görmenin sarhoşluğuyla kadın, ”Allah’tan gelen başım gözüm üstüne” dedi. Yavaş yavaş cennet bahçesinde ilerleyip köşküne girdiğinde, bütün çocuklarının orada olduğunu gördü.

***

Bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur:

Bir annenin çocuğu ölünce Allah (c.c) meleklerine,

Kulumun çocuğunun ruhunu aldınız mı?” der. Melekler,

Evet” derler.

Cenâb-ı Hak, ”Onun kalbinin yemişini, hayatının meyvesini kopardınız mı?” der.

Melekler, ”Evet” derler.

Allah Teâlâ, ”Kulum ne dedi?” diye sorar.

Melekler, ”Sana hamdetti. ‘Biz Allah’a teslim olmuşuz, ancak ona döneriz’ dedi” derler.

O zaman Allah Teâlâ, ”Kulum için cennette bir ev yapın, o evin adını da, hamd evi diye koyun” buyurur.

Kaynak : Mesnevide Geçen Hikayeler

..

Posted in Ölüm - Ecel, Bunları Biliyormuydunuz, Cennet, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Mesnevi’de Geçen Hikayeler - Mevlana, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Ramazan ve oruç için bazı terimler

Posted by Site - Yönetici Ağustos 30, 2010

Ramazan ve oruç için bazı terimler

Ramazan ve oruç için bazı terimler

Ramazan ve oruç için bazı terimler

Ramazan kelimesinin bir manası ‘sonbahar yağmuru’dur. Ramazan ayı ve oruç, sonbahar yağmurunun etraftaki tozları ve pislikleri götürüp temizlediği gibi günah kirlerini götürüp kalbimizi temizler. Ramazan kelimesinin ‘ramad‘ kelimesinden türediği de düşünülmüştür ki, bu da güneşin ısısından taşların yanıp kızması manasına gelir. İşte mümin de oruçla böyle yanar kavrulur ve günahları eriyip gider.

İmsak

Oruçlu olan insanın orucu bozan şeyleri yapmamaya başlaması gereken zamandır. İmsak vaktinde tan yeri ağarmaya başlar. İmsakla beraber artık oruç başlamıştır.

Sahur

Oruç tutmak için gecenin imsaktan önceki vaktinde yenen yemeğe sahur denir. Efendimiz bir hadislerinde “Sahura kalkıp sahur yemeği yiyin. Zira sahurda bereket vardır.” (Buhari, Savm 20) buyuruyorlar.

Oruç

İmsak vaktinden (ikinci fecir) akşam güneş batıncaya kadar hiçbir şey yememek, içmemek ve cinsel münasebette bulunmamaktır.

İftar

Orucun bitirilmesi gereken vakittir. Bu da akşam güneşin batmasıyla olur. Akşam namazını bildirmek üzere okunan ezan aynı zamanda iftar vaktini de bildirmektedir. Akşam ezanı okununca geciktirmeden iftar yapılmalıdır. Bir hadis, iftarda acele edilmesi gerektiğini şu şekilde ifade eder: “İnsanlar iftarı yapmakta acele ettikleri sürece, hayır üzere devam etmiş olurlar.” (Buhari, Savm 45)

Teravih

Ramazan ayında yatsı namazıyla birlikte kılınan, yirmi rekatlık bir namazdır.

Fidye

Sürekli bulunan bir hastalıktan veya yaşlılıktan dolayı oruç tutamayanların tutmaları gereken her gün için bir fakiri doyuracak miktarda tasaddukta bulunmalarına fidye denir. Fidye sürekli hastalar, çok yaşlı kimseler için bir sevaba ortak olma vesilesidir.

Fitre

Temel ihtiyaçlarının dışında belli bir miktar mala sahip olan Müslümanların Ramazan bayramına ulaşmalarının bir şükrü olarak yerine getirmeleri gereken bir ibadettir. Buna fıtır sadakası da denmektedir. Aile reisi bütün aile fertleri adına, fakirlerin de bayrama aynı toplumun bir ferdi olarak kavuşması ve sevinmesi için fitreyi verir. Müslüman’ın, normal bir insanın bir günlük yiyeceği miktarda fitre vermesi en uygun olandır.

İ’tikaf

Ramazan ayının son on gününde ibadet niyetiyle bir insanın, belli kurallara uyarak bir mescitte inzivaya çekilmesidir. Allah Rasulü (sas) Medine’ye hicretten sonra Ramazan’ın son on gününü i’tikafta geçirirdi. Bazı alimler bir saat bile i’tikaf yapılabileceğini söylerler. Önemli olan insanın, hayatın bunca telaşesi içinde belli bir süre de olsa Rabbiyle baş başa kalması ve kendini ibadete vermesidir.

Keffaret

Ramazan orucunu kasten bozan kimsenin bir günlük Ramazan orucu yerine, ceza olarak peşi peşine iki ay oruç tutmasıdır. Keffaret, orucu tutmamanın değil; tutulan orucu kasten bozmanın cezasıdır. Oruçlunun dikkat etmesi gereken durumlar: Başlanmış olan orucu bilerek bozmanın dünyevi bir karşılığı olarak keffaret orucu cezası vardır. Ramazan’da bile bile yemek yiyip bir şeyler içmek ve cinsel ilişkide bulunmak orucu bozduğu gibi keffaret gerektirir. Bu keffaretin peşi peşine olması şarttır. Kısaca ifade etmek gerekirse, bir şey yiyip içme ve cinsel ilişkide bulunmayla, bu kapsamda değerlendirilen şeyler orucu bozar. Bunlar bilinçli ve kasten olursa orucu bozdukları gibi keffaret gerektirirler. Ancak unutarak bunları yapan bir kimse, ne yaptığının farkına vardığı an bunları terk ederse orucu bozulmayacağı için kaza ve keffaret orucu tutmasına gerek yoktur.

Kaynak : Habervakti.com

..

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Oruç, Ramazan-ı Şerif, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Usame Bin Ladin CIA ajanı!

Posted by Site - Yönetici Ağustos 29, 2010

Usame Bin Ladin CIA ajanı!

Usame Bin Ladin CIA ajanı!

Usame Bin Ladin CIA ajanı!

ABD karşıtı sert açıklamalarına alışık olduğumuz eski Küba lideri Fidel Castro bu kez kesin konuştu. Litvanyalı ünlü bir komplo teorisyeni olan Daniel Estulin’i ziyaretinde çarpıcı açıklamalarda bulunan Castro, 11 Eylül saldırılarını düzenlediği varsayılan El Kaide örgütünün lideri Usame bin Ladin’in aslında CIA ajanı olduğunu ve son dönemde ABD istihbaratına ait gizli belgeleri ifşa ederek tartışma konusu olan Wikileaks sitesinin de bizzat bin Ladin tarafından kurulduğunu söyledi. Castro, iddiasına gerekçe olarak da yine Wikileaks’de yayınlanan belgeleri gösterdi.


“WiKiLEAKS BELGELERi BUNUN KANITI

CIA’in Usame’yi ‘satın aldığını’ iddia eden Castro, eski ABD Başkanı George W. Bush’un korku ortamına ihtiyaç duyduğu her dönemde bin Ladin’in derhal devreye girerek tehditler savurduğunu anımsattı. “Bush hiçbir zaman bin Ladin’in desteğinden mahrum kalmadı. O başkalarının adamıydı” diyen Castro “Bush ne zaman dünyayı korkutmak istese o (Usame) ortaya çıkıyor ve yapacaklarına dair bir hikaye uydurarak insanları korkutuyordu” şeklinde konuştu. Binlerce gizli ABD belgesinin Wikileaks’de yayınlanması Usame’nin gerçekte kimin için çalıştığının bir kanıtı olduğunu söyleyen Castro, “Belgeler kanıtlıyor ama tam olarak bunun nasıl olduğunu göstermiyor” iddiasını dile getirdi. Sağlık sorunları nedeniyle uzun süre ortalıkta görünmeyen Küba lideri, dünyanın bir nükleer savaşın kıyısında olduğu uyarısında da bulundu.

Habervakti

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 569 takipçiye katılın