Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘Diger Konular’ Category

Kemalizm ile İslam Bağdaşmaz

Posted by Site - Yönetici Eylül 18, 2012

Kemalizm ile İslam Bağdaşmaz.

M. Kemal Paşa’nın ölümünden sonra oluşturulmuş Kemalizm ideolojisi ile Din-i Mübin-i İslam kesinlikle uyuşmaz ve bağdaşmaz.

Birtakım Kemalist ilahiyatçıların İslam ile Kemalizmi bağdaştırma gayretleri gülünçtür ve boştur.

Şuurlu bir Müslümanın Kemalist olması mümkün değildir.

İslam, Son Peygamber Muhammed Mustafa’nın (Salat ve selam olsun ona) Allah katından getirdiği dindir. Kemalizm, M. Kemal’a atf edilen bazı ilkeleri, görüşleri, inançları, dogmaları esas alan bir ideolojidir. Yukarıda beyan edildiği gibi bu ideoloji Paşa’nın ölümünden sonra oluşturulmuştur.

Kemalizm dört başı mâmur bir ideoloji midir? Değildir, ideolojiye benzeyen eklektik bir sistemdir.

Kemalizm’in temel prensipleri nelerdir?

Allah inancı konusunda inkarcı veya agnostiktir.

Pozitif ilimleri en büyük mürşid kabul eder.

Ahiret inancı, hesap kitap, Cennet Cehennem yoktur.

İslam Şeriatını reddeder.

Risalet-i Muhammediyeyi zımnen reddeder.

Kemalizm İslam’a karşı bir reaksiyondur.

Kemalizm uzun yıllar boyunca Türkiye’deki vesayet rejiminin resmî ideolojisi olmuştur.

Müslümanlar bu ideolojiyi kabul etmeye zorlanmıştır.

Kemalizmi tenkit eden Müslümanlara eziyet edilmiş, bazısı zindanlara atılmıştır.

12 Eylülden sonra bütün din görevlilerine Kemalizm’e inanacaklarına ve sadık olacaklarına dair taahhütname imzalatılmıştır.

Bugün dünyanın, insan haklarına bağlı ve saygılı hiçbir medenî ve ileri ülkesinde resmî ideoloji yoktur.

Kemalizm Türkiye’nin millî kimliğine ve millî kültürüne aykırıdır.

Kemalistler Türkiye’de çoğunluğu oluşturan Sünnî Müslümanları uzun yıllar vesayet rejimi gölgesi altında ezmişlerdir.

Yakın tarihimizde din hizmetlisi, İslam hocası yetiştiren medreseler kapatılmış, tasavvuf tekkeleri kapatılmış, on bine yakın cami, medrese, tekke, vakıf binası tahrip edilmiştir.

İsmet İnönü zamanında Kemalistler dinî yayın yapılmasına izin vermemişlerdir. Kemalistler TCK’nun 163’üncü maddesiyle din adamlarını, Müslüman yazarları`nı ağır cezalarda yargılamış ve zindanlarda çürütmüştür.

Kemalistler Müslümanlara karşı devlet terörü uygulamıştır.

Kemalizm Müslümanlar için bir heyûla olmuştur.

Birtakım ilahiyatçıların Kemalizm ile İslam’ı bağdaştırmaya yeltenmeleri cinnetten öte bir şeydir.

M. Kemal sağlığında Mason derneklerini kapattırmıştı. İnönü bu dernekleri açmış, lakin İslam tekkelerini kapalı tutmuştur.

Kemalizm halen yürürlüktedir.

M. Kemal’in devrimlerine bağlı ve sadık kalacağını dair yemin etmeyen bir milletvekili mazbatasını alıp Meclise girememektedir.

M. Kemal’in ölümünden sonra inşa edilen Anıtkabir bir Sezar mâbedi haline getirilmiştir.

Sünnî ilahiyatçıların, İslam ile Kemalizm’in bağdaşmayacağına ve uyuşmayacağına dair yüksek seviyede ilmî, ciddî, objektif kitaplar yazmaları onlar için zarurî bir vazifedir.

Kemalizmin, en kısa zamanda inanılması mecburî resmî ideoloji olmaktan çıkarılıp özelleştirilmesi şarttır. İsteyen inansın, istemeyen inanmasın. Müslümanlara bu konuda baskı ve terör yapılmasın.

M. Şevket Eygi – Milli Gazete

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Din Uğrunda Çekilen Çile ve Zahmetler

Posted by Site - Yönetici Eylül 18, 2012

din-ugrunda-cekilen-cile-ve-zahmetler

Din Uğrunda Çekilen Çile ve Zahmetler

Habbab bin Eret (r.a.) buyurdular:

Biz Rasûlüllah (s.a.v.) hazretlerine şikâyette bulunduk.

0. Kâ’benin gölgesinde, cübbesini yastık yaparak dayanıyordu.

Biz ona:

-“Bizim için Allah’tan yardım ve zafer dileyemez misiniz?” dedik. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:

-“Sizden önceki ümmetler içinde öyleleri bulunmuştur ki, müşrikler tarafından onun için yerde bir çukur kazılır, o kişi bu çukura gömülürdü. Sonra büyük bir testere getirilir, başı üstüne konulur ve ikiye bölünürdü de bu işkence o mü’mini dîninden döndüremezdi. (Bir başkasının da) demir taraklarla etinin altındaki kemiği ve siniri taranırdı da bu işkence, o mü’mini dîninden çeviremezdi. Allah’a yemin ederim ki, bu iş yâni İslâm dîni elbette tamamlanıp kemâle erecektir. Bir süvari tek başına San’â’dan Hadramevt’e kadar gidecektir. Allah’tan başka hiçbir şeyden korkma­yacaktır. Koyun sahipleri sâdece koyunlarına kurtların saldırmasından korkacaktır. Fakat sizler acele ediyorsunuz.”

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 2/495-500.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

İLAHİ – Geldim Kapına – Ahmet Turan – Müziksiz İlahiler.

Posted by Site - Yönetici Eylül 18, 2012

İLAHİ – Geldim Kapına – Ahmet Turan – Müziksiz İlahiler.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İlahi Ve Kasideler | Etiketler: , | Leave a Comment »

DİNİMİZİN HAYVANA VERDİĞİ DEĞER

Posted by Site - Yönetici Eylül 17, 2012

DİNİMİZİN HAYVANA VERDİĞİ DEĞER


Peygamberimiz (asv)’in hayvanlara olan merhametini açıklar mısınız?

Yüce dinimiz İslam, kainatta her şeyin bir denge ile yaratıldığını bildirir. Kainattaki tüm varlıklarda görülen denge, Allah’ın varlığının birer işareti ve belgesidir. Kainattaki ekolojik dengeyi sağlayan en önemli unsurlarından birisi de hayvanlardır. Kur’an-Kerim ekolojik sistemin önemli üyeleri olan hayvanları, “ümmet” olarak isimlendirmektedir. En’am suresinin 38. Ayetinde;

Yeryüzünde yürüyen hayvanlar ve (gökyüzünde) iki kanadıyla uçan kuşlardan ne varsa, hepsi ancak sizin gibi ümmettir. Biz o kitapta hiç bir şeyi eksik bırakmadık. Nihayet (hepsi) toplanıp Rablerinin huzuruna getirilecekler.

buyrulmaktadır. Bu Ayet-i Kerime’de, yeryüzündeki bütün canlıların insanlar gibi birer tür oldukları, tek hücrelilerden, omurgalılara, sürüngenlerden, ayaklarıyla yürüyenlere ve kanatlarıyla uçanlara kadar bütün canlıların müstakil birer varlık oldukları bildirilmektedir.

Allah’ın yarattığı her şey güzeldir ve O’nun engin sevgisiyle yaratılmıştır. Bu gerçek Kur’an-ı Kerim’de şu şekilde ifadesini bulmuştur:

O ki yarattığı her şeyi güzel yaratmıştır.”(1)

Hayvanları da O yaratmıştır.”(2)

Canlı cansız yaratılmışların tamamı, kendi lisanı halleriyle Allah’ı tesbih etmektedir. Cuma Suresinin birinci ayetinde şöyle denilmektedir:

Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan her şey (herkes) O’nu tesbih eder. Göklerde ve yerde olanların hepsi, mülkün sahibi, eksiklikten münezzeh, aziz ve hakim olan Allah’ı tesbih eder.

Yaratılmışların en şereflisi ve en üstünü olan insandan beklenen de, Allah’ı tesbih eden her varlığa şefkat ve merhametle muamele etmektir.

Resulullah (asv) sadece insanlara değil, bütün canlılara karşı merhametli olunmasını istemiştir. Bir hadis-i şerifte şöyle buyuruluyor:

Merhametli olanlara Rahman olan Allah merhamet eder. Yerde olanlara da merhametli olun ki, gökte olanlar (melekler) de size rahmet merhamet etsin.”(3)

Hadiste geçen “yerde olanlara” ifadesinin içine her çeşit canlı girmektedir.

Hz. Peygamber (asv)’in bu nasihatinin tarih boyunca Müslümanlar üzerinde çok etkili olduğu görülmektedir. Hz. Muhammed (asv)’den aldıkları bu öğütle hareket eden Müslümanlar, bütün canlılara merhamet ve hoşgörü ile bakmışlardır. Bu merhamet, sevgi ve hoşgörü medeniyetinden hayvanlar da nasibini almışlardır.

Büyük gönül insanı ve halk şairi Yunus Emre’nin “Yaratılanı sev, yaratandan ötürü.” şeklindeki sözü, atalarımızın kendi çevrelerine ve bu çevrede yaşayan her türlü canlıya karşı takındıkları tutumu çok özlü olarak dile getirmektedir.

Atalarımız hayvanlara karşı olan sevgi ve merhametlerini, hayvan hastaneleri, kuş evleri, kuş hastaneleri ve hayvanları korumaya yönelik çeşitli vakıflar kurarak göstermişlerdir.

Hayvanlara iyi davranmanın, cennete girmeye sebep olacağını bildiren Peygamberimiz (asv) sahabîlere şu olayı nakleder:

Yolda gitmekte olan birisinin susuzluğu artar. Hemen bir kuyuya inip suyundan içer. Kuyudan çıkınca susuzluktan dilini çıkarıp soluyan ve rutubetli toprak yalayan bir köpekle karşılaşır. Adam kendi kendine:Bu hayvan da benim gibi susamış.” deyip kuyuya tekrar iner. Ayakkabısına su doldurur ve ağzıyla tutarak yukarıya çıkar, köpeği sular. İşte Allah bu kulunu övmüş ve günahlarını bağışlamıştır.

Bunun üzerine sahabîler: “Hayvanları sulamakla bize de sevap var mıdır?” diye sordular. Resulullah (asv): “Yaşamakta olan her canlıyı sulamakta sevap vardır.” buyurmuştur.(4)

Hayvanlara kötü davranmanın insanı cehenneme götüreceğini bildiren Hz. Peygamber (asv):

Bir kadın, bağlayıp yemek vermediği ve yer haşerelerinin yemesi için serbest bırakmadığı kedi yüzünden cehenneme girdi.” buyurmuştur.

İslam dini, insana işkence yapmayı yasakladığı gibi hayvanlara da eziyet etmeyi ve işkence yapmayı yasaklamıştır. Sevgili Peygamberimiz (asv), “Cenab-ı Hakk’ın haksız olarak bir serçeyi öldürenden kıyamet gününde hesap soracağını...”,(5) bildirmiş; “Kuşların yuvalarının bozulmamasını, yumurta ve yavrularının alınmamasını”(6) emretmiştir.

Ömer b. Abdulaziz, hilafeti döneminde valilerine gönderdiği mektuplardan birinde, atların boş yere koşturulup eziyet edilmemesini, bu şekildeki tatbikata kesinlikle mani olunmasını, atlara ağır gemlerin takılmamasını ve altında demir bulunan yularla eziyet verilmemesini istemiştir. Ömer b. Abdulaziz’in bu talimatı, hayvan haklarını koruma altına alınması bakımından son derece önemli tarihi bir örnektir.

Osmanlıların örfi hukukunda da hayvan haklarının korunduğu ve ihlal edenlere cezalar verildiğine dair bilgilere sahibiz.

Netice itibarıyla İslam, hayvanların sevilmesi, fıtrî yapılarına uygun işlerde çalıştırılması, kaldırabilecekleri kadar yük vurulması, yiyeceklerinin zamanında verilmesi, dövülmemeleri, hasta oldukları zaman tedavi ettirilmelerini emretmektedir.

Dipnotlar:

1. Secde, 32/7
2. Nahl, 16/5
3. Tirmizi, Birr, s. 16
4. Tecrit, c. vii, s. 223
5. Ebu Davud, 2/11
6. Buhari. Edebü’l-Müfred, 139

Bu yazıyı Gönderen Şerife Şevval Kardelen Hoca Hanıma Teşekkür Ederiz.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

İşte Göynem Dedikleri Yer – Cır Cır Böceği Sesi Eşliğinde..

Posted by Site - Yönetici Eylül 15, 2012

İşte Göynem Dedikleri Yer – Cır Cır Böceği Sesi Eşliğinde..

Posted in Diger Konular, Göynem Videoları, Göynem`den Resimler......, Güncel, Genel, Video | Leave a Comment »

Yetim`in Gözünü Kör Eden Komutan ! Zâl oğlu Rüstem.

Posted by Site - Yönetici Eylül 15, 2012

Zal oglu rustem,Yetim`in Gözünü Kör Eden Komutan ! Zâl oğlu Rüstem

Yetim`in Gözünü Kör Eden Komutan ! Zâl oğlu Rüstem.

Hikâye olundu: Zâl oğlu Rüstem, İsfendiyâr ile mücâdele ettiğinde güçlü ve fazla bir kuvvete sahib olmasına rağmen; onu mağlûb etmeye bir türlü gücü yetmiyordu. Her hamle’de İsfendiyâr onu yaralıyordu. Rüstem, İsfendiyâra bir zarar veremiyordu. İsfendiyârın bedeni, balığın cildi gibiydi. Ona hiçbir şey işlemiyordu…

Sonra Rüstem, babası Zâl ile bu konuyu istişare etti. Babası ona:

-“Oğlum! İsfendiyarı mağlûb etmeye gücün yetmez. Çünkü İsfendiyara hiçbir şey kâr etmez. Ancak iki başlı bir ok yaparsın ve onunla İsfendiyârın iki gözünü vurabilirsen, onu öldürürsün!” dedi.

Zâloğlu Rüstem bunu yaptı.

O okla İsfendiyârın iki gözünü vurdu. Bununla onu mağlûb etti.

Bunun sebebini şöyle hikâye ederler.

İsfendiyâr, gençliğinde (Ilgın ağacı) dalı ile bir yetime vurmuştu. O vurmayla yetim gözünü kaybetmişti. Çok ağladı. Sonra yetim o dalı aldı ekti. O dal zamanla büyüdü kocaman bir ağaç oldu. Rüstem, o Ilgın ağacının dalından bir dal koparıp onunla ok yaptı. İsfendiyârı gözünden vurduğu oku, o ağacın dalından yapmıştı.

Zâloğlu Rüstem Kimdir ?

Zâloğlu Rüstem, efsânevî kahramanlardandır. Tek başına bir orduya karşı koyabilecek bir güce sahipti. 650 (altıyüzelli) sene veya daha fazla yaşadığı rivayet edilir, iranlılar ile Turanlılar arasındaki mücâdelede büyük bir cesaret ve yiğitlik gösterdi. İsfendiyâr İle olan mücâdelesi ve onu katletmesi çok meşhurdur. Bu konuda daha geniş bilgi için bakınız: Tarihi taberi tercemesi, c. 1. s. 572-596,

İsfendiyâr Turanlıların büyük kahraman ve komutanıdır. Tek başına bir orduya bedeldi. Zâloğlu Rüstem tarafından öldürüldü. Gerçekten hoş ve manidar olan hayat hikâyesini. Tarihi taberi tercemesi. c. 1, s. 572-596*de okuyun.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 2/561.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kim Kimdir ?, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Şarap’tan Sirke helaldir.

Posted by Site - Yönetici Eylül 14, 2012

Şarap’tan Sirke helaldir.

Şarap’tan Sirke helaldir.

Bilki şarabın sirkesi helaldir. Yâni şarap sirkeye dönüşürse helal olur. Bu ilâç ile olur:

1Sıcak suyun katılması,

2Tuz ile

3-EkmekIe Şarabı sirkeye dönüştürmek mekruh değildir.

En hayırlı sirkeniz, şarabınızın sirkesidir. Bu. şarap konusundaki, beyandır… ( Keşfül – hafa: 1248)

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 2/544.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | 1 Comment »

İsm-i Âzam duasını Kimler Ögrenebilir ?

Posted by Site - Yönetici Eylül 14, 2012

ismi azam duasi

İsm-i Âzam duasını Kimler Ögrenebilir ?

Adamın biri meşâyihten birine hizmet eder ve ona:

-“Bana ismi Âzam duâsanı öğretmeni istiyorum,” der. O da:

-“Senin bunu öğrenebilme ehliyetin var mı?” der. Adam:

-“Evet!” der. Meşâyih ona:

O halde sen, şehrin giriş kapısına git, sonra gel, orada gördüklerini bana anlat!” der. Adam şehrin giriş kapısına gider. Oturur ve beklemeye başlar. Bir de bakar ki, yaşlı bir oduncu, eşeğiyle odun getiriyor. Askerin biri gelip yaşlı oduncuyu döver ve odunlarını elinden alır. Bu olaydan sonra döner şeyhine gördüklerini anlatır. Şeyh, ona:

-“Eğer İsm-i Âzam duasını bilseydin bununla o askere ne yapmak isterdin?

Adam:

-“O askerin helak olması için bedduada bulunurdum” der. Şeyh kendisine:

-“O gördüğün yaşlı oduncu var ya, işte bu İsm-i Âzam duasını bana öğreten odur.” Der. Adam şaşar kalır. Şeyh devam eder:

-“Şunu iyice bilmelisin ki, İsm-i Âzam duasını şu sıfatlara sahip halim ve selim birisi öğrenebilir:

1Sabır,

2 Mahlukata merhamet.

3 Mahlukata şefkat.

Sonra, muhakkak ki, az konuşmak, nefsi islâh etme yolunda en faydalı şeylerdendir. Helâl ve temiz lokma, tabiat ve ahlakı islâh etmek ve nefsi saflaştırıp nurlandırmakta en faydalı şey olduğu gibi…

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 2/532-533.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Fazilet Takvimi İçin İstifade Edilen Kaynaklar‏

Posted by Site - Yönetici Eylül 14, 2012

Fazilet Takvimi İçin İstifade Edilen Kaynaklar‏

Fazilet Takvimi İçin İstifade Edilen Kaynaklar‏

Bu Takvîmin Hazırlanmasında İstifâde Edilen Bazı Kitaplar:

Tefsir: İ.H. Bursevî, Rûhu’l-Beyan. Süyûtî, el-İtkân. F. Râzî, Tefsîr-i Kebîr. Hamdi Efendi, Hak Dîni. Ö. N. Bilmen, Kurân-ı Kerîm Meâl-i Âlîsi ve Tefsîri, Tefsir Tarihi. Suyutî, ed-Dürrü’l-Mensur.

Hadis:
Kütüb-ü Tis’a. el-Münâvî, Feyzü’l-Kadîr. Alâuddin el-Hindî, Kenzu’l-Ummâl. el-Heysemî, Mecmau’z-Zevâid. Buhari, el-Edebü’l-müfred, et-Tarîhu’l-Kebîr. Taberânî, el-Mu’cemü’s-Sağir, el-Evsat ve el-Kebîr. Hâkim, el-Müstedrek ale’s-sahîhayn. Beyhakî, Şuabü’l-imân, Sünen-i Kübra. Sahîh-i İbn-i Huzeyme. Hatib-i Bağdadî, Tarihi Bağdat. İbn-i Hacer, Fethu’l-Bârî. Ö.N.Bilmen, Beşyüz Hadis. A. Naîm ve K. Mîras, Tecrîd-i Sarîh Terc. İbn Ebi’d-dünyâ, Mekârimü’l-Ahlâk. Münzirî, et-Tergîb ve’t-terhîb.

Akâid-Fıkıh: Şerh-i Akâid. Ö. N. Bilmen, Hukuk-ı İslamiye, B. İslam İlmihali, Ashab-ı Kiram Hakkında Müslümanların Nezih İtikatları. Birgivî Vasiyetnâmesi-Kâdızâde şerhi. Şürünbülâlî, Merâkı’l-Felah. M. Zihni Efendi, Ni’met-i İslâm. İmâm-ı Gazâlî, İhyâü Ulûmi’d-dîn. M. Reşîd, Bedru’r-reşîd fi’l-mükeffirât. Ahmed Cevdet Paşa, Eser-i Ahd-i Hamîdi. Kurban Risalesi, Hac ve Umre Rehberi, Nikah Risalesi, Muhtasar İlmihal (Fazilet Neşriyat).

Tasavvuf-Mevize-Nasihat: Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî (K.S.). Fahreddin Ali Safî, Reşahât. Ebû Nuaym Isfehânî, Hilyetü’l-Evliyâ. Ferîdüddin Attâr, Tezkiretü’l-Evliya. Molla Câmî, Nefehâtü’l-üns. Abdülm. el-Hânî, el-Kevâkibü’d-dürriyye. Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ. Ahmed el-Mekkî, Menâkıb-i Ebî Hanîfe. Seyyid Ali Zâde, Şerhu Şir’ati’l-islâm. ez-Zebîdî, İthâfü’s-sâde. Semerkandî, Tenbîhu’l-Gâfilîn. İmâm-Gâzâlî, Minhâcu’l-Abidîn, -el-Mürşidü’l-Emîn. Zemahşerî, Rebiu’l-Ebrâr. Kâdı İyaz, Şifâ-i Şerîf. İmâm Gazâlî, Bidâyetü’n-Nihâye, Eyyühe’l-veled ve şerhi, Merâkı’l-ubûdiyye, Mükaşefetü’l-Kulub. M. Demîrî, Hayâtü’l-Hayevân. Mehmed Saîd, Vezâifü’l-İnâs. E.İbrahim Hakkı, Marifetnâme. S. Hulûsî, Mecmau’l-Âdâb. Ebû Gudde, Safahât min sabri’l-ulemâ. Berekât. Abdulkadir Geylanî, Gunyetü’t-Talibîn. Alasonyalı M. Cemal Öğüt, Ana Baba Hakları. Kınalızâde, Ahlâk-ı Alâî. Süheylî, Nevâdir-i Süheylî. Ebu Necib Sühreverdi, Nehcü’s-Sülük. Ahmet Rıfat, Tasvîr-i Ahlâk.

Tarih: İbn-i Hişâm, es-Sîratü’n-Nebeviyye. İbn-i Hallikân, Vefeyâtü’l-âyân. İbnü’l-esir, el-Kâmil. M.A. Köksal, İslam Tarihi. E.Sabri Paşa, Mirât-ı Haremeyn. Nişancızâde, Mirât-ı Kâinât. A. Cevdet Paşa, Kısas-ı Enbiyâ, Takvimu’l-Edvar. İbnü’l-esîr, Üsdü’l-Gâbe. İbn-i abdi’l-berr, el-İstîâb. İbn Hacer-Askalânî, El-İsâbe. İmâm Beyhakî, Menâkıb-i İmâm-ı Şâfiî. Abdülmecid Sivâsî, Menâkıb-i Cihâr-ı Yâr. Taşköprüzâde, Mevzuatü’l-ulum. M. Zihnî, Meşâhiru’n-nisâ. İbnü’l-Adîm, Buğyetü’t-taleb fî tarih-i Haleb. Zahidü’l-Kevserî, Lemehâtü’n-nazar. M. Raif, Mirât-ı İstanbul. Zehebî, Siyeru’l-a’lâm. İbn Sa’d, et-Tabakâtü’l-Kübra. İbn-i İyâs, Bedâyiu’z-zuhûr. İ. Hami Danişmend, İzahlı Osm. T. Kron., (Çamlıca Basım Yayın) Tarihi Hakikatler. M. Osmanlı Tarihi, Osmanlı Târihi, Hicaz Vilayet Salnâmesi. İbn-i Asakir, Tarih-i Dımışk. Mecdi Mehmed Efendi, Şakaik-ı Nu’maniye ve Zeyilleri. Faik Reşad, Külliyat-ı Letaif.

Lügat ve Ansiklopedi: Ş. Sami, Kâmûs-ı Türki, Kâmûsu’l-A’lâm. Lügat-ı Nâci. Ahter-î Kebîr. Kâmus-ı Muhît. Okyanus. Târifât-ı Seyyid Şerif. Rehber ve Laorusse Ansiklopedileri. M. Z. Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri. E. K. Eyüboğlu, Atasözleri ve Deyimler.

Bu yazıyı Gönderen Şerife Şevval Kardelen Hoca Hanıma Teşekkür Ederiz.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | 3 Comments »

1980 – Diyanet – Çankaya ve Şeyh Süleyman Hilmi Efendi ( k.s.a )

Posted by Site - Yönetici Eylül 13, 2012

1980 - Diyanet - Çankaya ve Şeyh Süleyman Hilmi Efendi

1980 – Diyanet – Çankaya ve Şeyh Süleyman Hilmi Efendi ( k.s.a )

12 Eylül 1980’de askerî darbe yapılmış, halkın seçtiği sivil iktidar tepetaklak edilmiş, ülke karanlıklar içinde kalmıştı. Hoş, eskiden de pek aydınlık değildi ama yeni rejim çok karanlıktı.

Çoğunluğu oluşturan Sünnî halk tehditler, baskılar, zulümlerle sindirilmişti. Askerî düzen dine, imana karışıyor, halkın inanç hürriyetini hiçe sayıyordu. Diyarbakır hapishanesi bir facialar meşheriydi. Milyonlarca Kürt vatandaş eziliyordu. Ben Kürdüm demek, sokakta Kürtçe konuşmak yasaktı. Bu yasağı çiğneyen ve delenler feci şekilde eziliyordu.

Ordu, vatan müdafaasıyla ilgili asıl vazife ve hizmetlerini ikinci plana atmışfaşist vesayet rejimini ayakta tutmaya çalışıyordu.

İşte bu hava içinde Ankara Diyanet Başkanlığı‘nda çok gizli hummalı bir faaliyet yürütülüyordu. Çankaya’da generallere dinî durum hakkında bir brifing verilecekti. Bu maksatla, günlerce çalışılarak kapalı kapılar ardında hazırlanan bir rapor, bir matbaada çok az sayıda bastırılmıştı. Nihayet brifing günü geldi ve bizim Diyanetçiler köşke çıktılar. Generaller can kulağıyla dinliyorlardı.

İslâmî kesimin iki büyük cemaati orada gammazlandı. Biri merhum Süleyman Hilmi Efendi Hazretleri’nin cemaati, ötekisi Risâle-i Nur talebeleri…

Gammazlar raporda özetle şöyle yazmışlardı:

Süleymancılar, tarikat esaslarına dayalı teokratik bir devlet kurmak istiyor. Onların kursları, pansiyonları ellerinden alınmalı, dernekleri kapatılmalı, talebeleri Kemalist rejime sadık Diyanete ve devlete verilmelidir.

Bu maksatla kararlar alındı fakat askeri konseyin bütün üyeleri tarafından imzalanmadığı için hayata geçirilemedi.

Gammazların kışkırtmalarıyla başta Şeyh Süleyman Efendinin damadı merhum Kemal Kacar olmak üzere yüzden fazla Süleyman Efendi bağlısı  yakalandı, Antalya’ya götürüldü hapse atıldı, aleyhlerinde davalar açıldı...

Bendeniz Süleyman Efendi cemaatini yakından tanıyan bir kimseyimOnlar Ehl-i Sünnet Müslümanıdır, Şeriata sımsıkı bağlıdır, beş vakit namaz kılarlar; imanlı, dindar, ahlaklı, faziletli gençler yetiştirmek için çalışırlar. Her cemaatin olduğu gibi onların da meşrepleri vardır. Lakin esasta dindar Müslümanlardır. Askeri bir idareye onları yukarıda anlattığım şekilde gammazlamak, hizmetlerinin engellenmesini istemek, kurslarının kapatılmasını, mallarına el konulmasını tavsiye etmek vicdanlı bir Müslümana yakışmaz.Arada meşrep farkı olabilir, lâkin her hal ü kârda Kemalist darbe idaresine onları şikayet etmek bir mü’mine yakışmaz.

Bu satırları yazarken Diyanet‘i kurum olarak, Diyanetçileri de kâffeten suçlamayı ve karalamayı aklımın köşesinden geçirmem. İsim vermedim, kimlik belirtmedim, benim şahıslarla bir alıp vereceğim yoktur.

Gençliğimde 1950 yıllarının sonunda iki sene Diyanette mütercim olarak kadrolu memuriyet yaptım. Eski hocaları tanıyorum. Onlar Osmanlı medreselerinde okumuşlardı, sahih itikatlı, âlim, fakih, âbid kimselerdi. 

1960’tan sonra Derin Devlet, vesayet rejimi, resmî ideoloji çeteleri Diyaneti bozmaya çalıştılar ve maalesef bunda hayli başarılı oldular.

Diyanetteki bütün gerçek hocaefendilere selam ve hürmetlerimi arz ediyorum… Camilere kiliselerde olduğu gibi sıra konulması aleyhindeki fetvalarını, İslâm’da teravih namazı olmadığı hezeyanına verdikleri ilmî cevabı yürekten alkışlıyorum.

Hiçbir İslâm hocası Resulullah Efendimizin (salat ve selam olsun ona) hadîslerinin AB normlarına, Feminist ideolojisi ilkelerine göre ayıklanması cinayetini kabul etmez.

Hiçbir gerçek İslâm hocası Fazlurrahman denilen zındığın Tarihsellik ve Tatiliyye mezhebine sempati duymaz.

Namazların cemaatle kılınması erkeklerin vazifesidir. Binaenaleyh geçen sene Hacı Bayram Camii’nde yapıldığı gibi yatsı ve teravih namazında cami içinin erkeklere kapatılması, dışarıdan otobüs ve minibüslerle kadın taşınması gibi bid’atler tecviz edilemez.

Askerî darbeden sonra, darbeci generallere Çankaya’da brifing veren ve bir kısım Müslüman hizmet erbabını onlara gammazlayan, onların Kur’an kursları, pansiyonları, dershaneleri kapatılsın diyen zihniyeti kınıyorum…

Mehmet Şevket EYGİ – 09 Eylül 2012 Pazar

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: