Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘Cennet’ Category

Cennet Nehirleri

Posted by Site - Yönetici Haziran 28, 2010

20,cennet nehirleri,havzi kevser,cennet,Dinler Arası Diyalog Tuzagı

Cennet Nehirleri

Eğer sen: “Nehirler nasıl cennetlerin altından akar?” diye sorarsan, cevaben derim ki: “(Bu durum) Senin akar suların kenarında bittiğini gördüğün ağaçlar gibidir.

Mesrûk’tan[1] (rivayet edildiğine göre,) Cennetin nehirleri hendeksiz olarak akar. Hendek, yerin uzunluğuna yarılıp (su kanal ve yataklarının meydana gelmesine) denir. Bahçelerin en temizi ve manzara bakımından en hoş ve güzeli ağaçları gölge veren ve aralarında su nehirlerinin aktığı bahçelerdir. Çünkü akar su en büyük nimetlerdendir. Gerçekten bahçeler, ne kadar güzel olursa olsun, içinde sular akmadıkça neşeyi celbetmez. Eğer bahçelerde su akmazsa insana sevinç vermez ve ürünlerini de kaybeder. Susuz olan bir bahçe, ruhsuz bir heykel ve cansız bir suret gibidir. Allahü Teâlâ Hazretleri cennetleri zikrettiği zaman elbette onlara bağlı olarak, altlarında nehirlerin aktığını zikretti.

Cennetteki nehirler: Şarap, süt, bal ve su (nehirleridir).

Su nehrinden içtikleri zaman hayat bulurlar. Bundan sonra onlar asla ölmezler.

Süt’ten içtikleri zaman ise, bedenlerinde terbiye hasıl olur. (1/82) Bedenlerinde düzelme ve arınma olur. Bundan sonra noksanlık olmaz (eksiklik diye bir şey hissetmezler).

Bal nehrinden içtikleri zaman şifâ ve sıhhat bulurlar. Bundan sonra onlar hastalanmazlar.

Şurup nehrinden içtikleri zaman, içlerinde bir neşe, huzur ve sevinç duyarlar. Bir daha üzülmezler.

Mesnevi de buyuruldu: Sabrın, cennet ırmağı olur. Sevgin oradaki sütten pınarlar gibidir. İbâdet zevki, bal ırmağı, kullukta duyduğun şevk, şarap pınarlarıdır. Bu sebepler, o eserlere benzemez. Bunun nasıl böyle olduğunu kimse bilmez. [2]

Cennet Nehirlerinin Kaynağı

Rivayet olunduğuna göre, Arşın direklerine enine yazıldı.

Su pınarı, mim’inden kaynamaktadır.

Süt pınarı, “Allah” kelimesinin he harfinden kayna­maktadır.

Şarap pınarı  “Rahman” kelimesinin mim harfinden kaynamaktadır.

Bal pınarı,”Rahim” kelimesinin  mim harfinden kaynamaktadır. [3]

Kaynak: İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri : 1/320-321

[1] Mesrûk: Tabiinden meşhur fıkıh ve hadis âlimidir. İlk adı Mesrûk bin Ecdâ bin Mâliktir. Ecdâ kelimesi, çekişen, şeytan ve kötü insan manasına olduğu için Hazreti Ömer onun adını Mesrûk bin Abdurrahman bin Mâlik diye değiştirdi. Doğum tarihi bilinmemektedir. 683 (H, 63) yılında Hazreti Ali {k.v.) döneminde şehld oldu.

..

Posted in Cennet, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

Cennetin Meyveleri

Posted by Site - Yönetici Haziran 27, 2010

Cennetin Meyveleri

Cennetin Meyveleri:

Cenab-ı Allah’tan, kendi lütuf ve keremiyle bize o meyvelerden yedir­mesini diliyoruz. Amin.

Cennet meyveleriyle ilgili olarak Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurulmaktadır:

İkisinde de türlü türlü meyveler hurmalıklar ve nar ağaçları vardır.” (Rahman, 55/68)

Bu cennetlerde her türlü meyveden çift çift vardır.” (Rahman, 55/52)

Orada örtüleri parlak atlastan yataklara yaslanırlar. İki cennetin meyve­lerini de kolayca toplarlar.” (Rahman, 55/54)

Meyve ağaçlarının gölgeleri üzerlerine sarkmış ve onların koparılması kolaylaştırılmıştır.” (İnsan, 76/14)

Defterleri sağdan verilenler; ne mutlu o sağcılara! Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında, bitip tükünmeyen ve yasak da edilmeyen bol mey­veler arasında; yüksek döşekler üzerindedirler.” (Vakıa, 56/27-34)

Oranın yiyecekleri ve gölgeleri devamlıdır. Bu, sakınanların elde ede­ceği sonuçtur.” (Ra’d, 13/35)

Orası, yani cennet; meyveleri bazı mevsimlerde ortaya çıkan, bazı mev­simlerde yok olan, ağaçları bir zaman yapraklanan, bir zaman da ağaçları yaprak döken dünyâ gibi değildir. Meyveleri her zaman mevcud olup yasak da değildir. İsteyene vardır ve elde edilmesi de kolaydır. Meyvelerle, onları koparmak isteyenler arasında bir engel yoktur. Hatta meyve, ağacın en yük­sek yerinde olsa bile kişi onu koparmak istediğinde  aşağı doğru sarkıp kendisini koparmak isteyene yaklaşır.

Onların koparılması kolaylaştırılmıştır.” (insan, 76/14) Yani onlar uzanmaktayken meyveler onlara yaklaştırılır ki koparabilsinler. Ebû İshak, Berâ’ın bu âyeti böyle açıkladığını söylemiştir. Nitekim Yüce Allah buyurmuş ki:

İnananlar ve yararlı işler yapanlara, kendilerine altlarından ırmaklar akan cennetler olduğun müjdele. Onlara buranın bir ürünü rızık olarak veril­diğindeBu, daha önce de rızıklandığımizdırderler. Bunlar, söylediklerinin benzerleri olarak sunulmuştur. Onlara orada tertemiz eşler vardır ve orada te­melli kalırlar.” (Bakara, 2/25)

Allah’a karşı gelmekten sakınmış olanlar, elbette gölgeliklerde ve pı­nar başlarındadırlar. Canlarının istediği meyveler arasmdadrılar. Onlara de­nir ki:İşlediklerinize karşılık afiyetle yeyiniz, içiniz. Biz, iyi davrananlara işte böyle karşılık veririz.” (Mürselât, 77/41-44)

Seçecekleri meyveler, arzulayacakları kuş eti ile dolaşırlar. İşledikleri­ne karşılık olarak, sedeflerdeki inciler gibi ceylan gözlüler vardır.” (Vakıa, 56/20-24)

Orada güven içinde olarak her yemişi isteyebilirler.” (Duhân, 44/55)

Önceki sayfalarda naklettiğimiz hadislerde anlatıldığına göre Cennetin toprağı misk ve safrandır. Oradaki her ağacın gövdesi de altundur. Cennetin toprağı ve ağaç gövdeleri böyle olduğuna göre, bu ağaçların verdiği parlak, olgun ve o güzelim meyveleri varın siz düşünün. O meyveler ki, dünyada kendileri değil, sadece isimleri vardır.

İbn Abbas (r.a.) demiş ki: “Dünyada cennetten sadece isimler vardır.”

Örneğin dünyadaki sedir ağacı, sadece nebak gibi zayıf bir meyve ve çok diken veriyor. Muğaylan ağacı da dünyada sadece gölgesinden yararlan­mak amacıyla dikiliyor. İşte bu iki ağaç, cennette çok güzel ve bol meyveler verecektir. Hatta bunların bir meyvesi yarılarak ondan, tad ve renk bakımın­dan birbirine benzer yetmiş çeşit meyve daha çıkacaktır. Dünyadayken de güzel meyveler veren elma, hurma ve üzüm ağaçlarının cennette ne kadar lezzetli meyveler vereceklerini artık siz düşünün. Ya güzel kokular saçan bit­ki ve çiçeklere ne dersiniz?!. Hülâsa cennette gözlerin görmediği, kulakların duymadığı ve insanın kalbinden geçmemiş güzel şeyler ve nimetler vardır. Bizi o nimetlere kavuşturmasını yüce Allah’ın lutfundan diliyoruz.

Buharî ve Müslim’in sahihlerinde… Güneş tutulması namazıyla ilgili ha­diste İbn Abbas’ın şöyle dediği rivayet olunmuştur: Sahabiler: Ey Allah’ın Rasûlü! Şuracıkta elini bir şeye uzattığını ama sonra da (o göremediğimiz şeyden) geri çektiğini gördük. (Bu ne demek oluyor?) Rasûlullah (s.a.v.) bu­yurdu ki:

Cenneti gördüm. Elimi oradaki bir üzüm salkımına uzattım. Eğer onu almış olsaydım ve siz de yeseydiniz dünya yerinde durmazdı!”

Müsned’de, Abdullah b. Muhammed b. Akil’in naklettiği hadiste, Câ-bir’in şöyle dediği rivayet edilmiştir:

Cennet, ondaki çiçekler ve parlaklık bana arzedildi. Getirip size ver­mek niyetiyle oradan bir salkım üzüm koparmak için elimi uzattığımda be­nimle o salkımın arasına bir engel girdi (koparamadım). Şayet onu size ge­tirmiş olsaydım ve gökle yer arasındakilerin tümü ondan yeseydi yine de on­dan bir şey eksiltemezlerdi.

Sahih-i Müslim’de yine Câbir’den nakledilen bir rivayet bunu teyid et­mektedir.

Önceki sayfalarda da nakedildiği gibi İmam Ahmed b. Hanbel’in Müs~ nedinde… Abdullah b. Utbe es-Sülemî’den rivayet olundu ki; bedevinin biri Rasûlullah (s.a.v.)’e sormuş:

Cennette üzüm var mıdır?

— Evet, vardır.

Salkımı ne kadar büyüktür?

Dazlak karganın ara vermeksizin bir ay müddetle uçarak katedeceği mesafe kadar büyüktür.

Kasım et-Taberanî… Sevbân’dan rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöy­le buyurmuştur:

Adam cennetten bir meyve kopardığında yerinde bir başkası biter.”

Hafız’ın ifadesine göre bu hadisin râvilerinden Abbad, bazı âlimler tara­fından eleştirilmiştir.

Taberanî… Ebû Musa’dan rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyur­muştur:

Âdem (a.s.) cennetten yeryüzüne indirildiğinde Cenab-ı Allah ona her işi yapmayı öğretti. Azık olarak ona cennet meyvelerini verdi. Şu yedikleri­niz cennet meyvelerindendir. Şu farkla ki bunlar değişirler ama, cennetteki meyveler değişikliğe uğramazlar.

Kaynak : Ölüm ve Ötesi – İbn-i Kesir

..

Posted in Ölüm Ve Ötesi - İbni Kesir, Cennet, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | 1 Comment »

Cennetin Çarşısı

Posted by Site - Yönetici Haziran 24, 2010

Cennetin Çarşısı

Cennetin Çarşısı:

Hafız Ebubekir b. Ebi Asım… Ebû Hüreyre’nin kendisiyle karşılaşan Saîd b. Müseyyeb’e şöyle dediğini rivayet etmişti: “Allah’tan dilerim ki; se­ninle beni cennet çarşısında bir araya getirsin.” Saîd: “Orada çarşı var mı ki?” diye sorunca, Ebû Hüreyre dedi ki: “Evet vardır. Çünkü Rasûlullah (s.a.v.) bana şu haberi vermişti:

Cennetlikler, amellerinin üstünlüğü sayesinde cennete girdiklerinde, dünyâ günlerinden cuma günü kadar olan bir zaman süresince kendilerine izin verilir. Cennet bahçelerinden birinde Cenab-ı Allah’ı ziyaret ederler. Onlar için nurdan, inciden, zebercedden, yakuttan, altundan, gümüşten, min­berler kurulur. Onların en aşağı mertebelisi – gerçi onların aşağı mertebelisi yoktur- misk ve kâfur tepeleri üzerinde oturur. Kürsülerde oturanların yerle­rinin kendilerinkinden üstün olmadığını görürler.

Ebû Hüreyre dedi ki:

Ya Rasûlallah (cennette) Rabbimizi görür müyüz?

Evet göreceksiniz. Güneşi ve dolunay gecesinde ay’ı görme hususun­dan birbirinizle hiç tartışır mısınız?

Hayır.

Aynı şekilde Rabbinizi görme hususunda da tartışmazsınız. O mec­liste hazır bulunan herkesle, Rabbi muhakkak konuşur. Dünyadayken onun yapmış olduğu bazı haksızlıkları hatırlatarak der ki:

— Ey falan oğlu falan! Şöyle ve şöyle yaptığın günü hatırlıyor musun?

— Evet, ama beni affetmedin mi?

— Affettiğin için bu mertebeye ulaştın.

Onlar bu haldeyken üzerlerini bir bulut kaplar, üzerlerine bir koku yağ­dırır. Onun kadar güzel bir kokuyu asla görmemişlerdir. Sonra Aziz ve Celil olan Rabbimiz: “Sizin için hazırladığım ikramların başına gelin ve arzuladık­larınızı alın” der. Bir çarşı görürler ki, orada bulunan eşyaları melekler koru­ma altına alıp çevrelemişlerdir. O eşyaların benzerini daha önce gözler gör­memiş, kulaklar duymamış ve onlar hiç bir beşer kalbinden de geçmemiştir. Arzuladığımız eşyalar bize getirilir. O çarşı da alış veriş olmaz. Orada cen­netlikler birbirleriyle karşılaşırlar. Üzerinde kıymetli elbiseler bulunan biri gelir. Kendisinden aşağı derecede olan -gerçi orada aşağı dereceli kimse yoktur- biri onun karşısına çıkar. Üzerindeki kıymetli elbiseler onu çok etkiler. Karşısındaki adam sözünü daha tamamlamadan, diğerini kendisininkin­den daha güzel bir elbiseye karşısına dikilmiş olarak görür. Çünkü cennette hiç bir kimsenin hüzünlenmemesi gerekir.

Sonra konaklarımıza döneriz. Zevcelerimiz bizi karşılar, bize: “Hoşgeldiniz, safâlar getirdiniz. Sizi seviyoruz. Gidişinden daha güzel kokulu ve alımlı bir halde yanımıza döndün” derler. Biz de onlara deriz ki: “Her dile­diğini yaptıran, Aziz ve Celil olan rabbimizle oturduk. Elbette ki böyle güzel bir halde yanınıza dönmemiz gerekir. Bu, tabiîdir.

İbn Mâce bunu böyle rivayet etmiş ve bunun garib olduğunu söylemiştir.

Müslim… Enes b. Mâlik’ten rivayet etti ki; RasûluIIah (s.a.v.) şöyle bu­yurmuştur:

Cennette bir çarşı vardır. Cennetlikler her cuma oraya gelirler. Şimal rüzgarı eser, yüzlerine ve elbiselerine savurulur. Daha bir güzelleşip hoş olurlar. Sonra ailelerinin yanına dönerler. Aileleri onlara:Vallahi bizim ya­nımızdan gittikten sonra daha bir güzelleşip hoş olmuşsunuz” derler. Onlar da kendilerine: “Yanınızdan ayrıldıktan sonra Vallahi siz de daha bir güzel ve hoş olmuşsunuz.” cevabını verirler.”

Bu hadisin İmam Ahmed b. Hanbel tarafından nakledilen varyantında ise şöyle denilmektedir:

Doğrusu cennette -içinde misk tepeleri bulunan- bir çarşı vardır. Cen­netlikler o çarşıya vardıklarında rüzgâr eser (ve o kokular üzerlerine savrulur).”

Kaynak – Ölüm ve Ötesi – İbni Kesir

..

Posted in Ölüm Ve Ötesi - İbni Kesir, Bunları Biliyormuydunuz, Cennet, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Cennet Ehlinin Aziz Ve Celil Olan Rablerini görmeleri

Posted by Site - Yönetici Haziran 14, 2010

Cennet Ehlinin Aziz Ve Celil Olan Rablerini görmeleri

Cennet Ehlinin Aziz Ve Celil Olan Rablerini , Cuma Günleri Gibi Bu İş İçin Hazırlanan Bir Toplantı Yerinde Görmeleri

Yüce Allah buyurdu ki:

O gün bir takım yüzler, Rablerine bakıp parlayacaktır.” (Kıyamet, 75/22-23)

İyiler, şüphesiz, nimet içinde ve tahtlar üzerinde etrafı seyrederler. On­ları, yüzlerindeki nimet pırıltısından tanırsın.” (Mutaffifm, 83/22-24)

Önceki kısımlarda geçen ve Ebû Musa el-Eş’arî tarafından rivayet edi­len bir hadiste Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur;

İki cennetin bitkileri ve içindeki her şey altındandır. İki cennet daha var ki; bunların bitkileri ve içindeki her şey gümüştendir. Oradakilerin Rablerini görmelerini engelleyen şey, sadece O’nun mübarek yüzündeki ululuk örtüşü­dür. Onlar adn cennetlerindendirler.

Bu hadisin bir varyantında şöyle denmektedir:

Onların en üstünleri, günde iki kez Allah’a bakar.”

Buharî ve Müslim’in sahihlerinde, müminlerin kıyamet gününde Aziz ve “Celil olan Rablerini görmeleri bahsinde Cerir’den merfu olarak gelen bir rivayette bunu doğrulamaktadır:

Güneşi ve Ay’ı gördükleri gibi müminler, Rablerini de görürler. Eğer güneşin doğuşundan ve batışından önce namazdan gafil kalmayabiliyorsanız, bunu yapın.” Böyle dedikten sonra Rasûlullah (s.a.v.) şu âyeti okudu:

Rabbini, güneşin doğmasından önce ve batışından önce Överek teşbih et.” (Raf.” 50/39)

Sahih-i Buharî’de de şöyle bir hadis vardır: “Doğrusu siz, Rabbinizi apaçık göreceksiniz.”

Bu ifadelerden anlaşılıyor ki; müminler cennette Cenab-ı Allah’ı, ibadet vakitleri gibi vakitlerde göreceklerdir. Bunu dileyen seçkin müminler, Aziz ve Celil olan Allah’ı gündüzün iki ucunda, sabahleyin ve akşamleyin göre­ceklerdir ki bu, yüksek bir makamdır. Hatta onlar koltuklarında ve kanepele­rinde oturmaktayken -dünyada bu gibi hallerde ay’ı gördükleri gibi- Cenab-ı Allah’ı da daha genel ve daha kapsamlı bir toplantıda göreceklerdir. Cuma gününün toplantısını andıran toplantılar düzenlenir. Cennet ehli, beyaz misk akan geniş bir vadide toplanırlar. Herkes orada menziline göre oturur. Kimi nurdan, kimi altından, kimi cevherden, kimi de başka madenlerden mamul minberler üzerinde oturur. Sonra üzerlerine hilaller giydirilir. Önlerine gözle­rin görmediği, kulakların işitmediği, hiç bir insanın kalbinden geçmemiş yi­yecek ve içeceklerle dolu safralar konulur. Sonra aynı şekilde onlara çeşitli kokular sürülür. Daha önce hiç kimsenin aklından dahi geçmemiş olan çeşit­li ikramlara mazhar olurlar. Sonra sânı yüce, noksanlıklardan münezzeh olan Hak Teâla onlara birer birer hitab eder. Nitekim hadisler de bunun böyle ola­cağına delâlet etmektedirler. Bu husus, inşaallah yakında da anlatılacaktır.

Bazı âlimler, kadınlar hususunda ihtilafa düşmüşlerdir. Şöyle ki: Erkek­ler gibi kadınlar da Allah’ı cennette görebilecekler mi? Kimi, onların çadır­larda kapalı kalmaları nedeniyle Allah’ı göremeyeceklerini söylerken; kimi çadırlardayken dahi Allah’ın görülmesine engel bulunmadığı gerekçesiyle kadınların da cennette Allah’ı görebileceklerini söylemişlerdir. Zira yüce Al­lah buyurmuş ki:

İyiler, şüphesiz, nimet içinde ve tahtlar üzerinde etrafı seyrederler.” (MutaffiJîn, 22-23)

Onlar ve eşleri gölgeliklerde, tahtlar üzerine yaslanmışlardır.” (Yasin;36/56)

Rasûlullah (s.a.v) buyurdu ki:

Doğrusu sizler, Aziz ve Celil olan Rabbinizi, şu ay’r gördüğünüz gibi göreceksiniz. Ö’nu görebilmek için birbirinizle tartışmazsınız (yani rahatça görebilir, itişip kalkışmazsınız). Eğer yapabiliyorsanız güneşin doğuşundan önce, batışından önce namaz kılmaya devam edin.”

Bu hüküm genel olup kadınları da erkekleri de içine alır. Doğrusunu Al­lah bilir.

Bazı âlimler üçüncü bir görüş daha iler sürmüşlerdir. Şöyle ki: ‘Mümin­ler Cenab-ı Allah’ı bayram gibi günlerde görürler. Yüce Allah bayram gibi günlerde cennet ehline genel bir tecellide bulunur. O’nu başka değil, ancak bu gibi hallerde görürler. Ancak bu görüşü doğru kabul etmek için özel bir delile ihtiyaç vardır. Doğrusunu Allah bilir. Nitekim şöyle buyurmuştur:

İyi davrananlara, daima daha iyisi ve fazlası verilir.” (Yunus, 10/26)

Bu âyette geçen “fazlası” kelimesini bir sahabe topluluğu, Aziz ve Celil olan Allah’ın mübarek yüzünü görmek şeklinde tefsir etmişlerdir. Bu sahabe cemaati arasında Ebubekir es-Sıddîk, Übey b. Kâ’b, Kâ’b b. Ucre, Huzeyfe b. Yeman, Ebû Mûsâ el-Eş’arî, Abdullah b. Abbas, Saîd b. Müseyyeb, Mü-cahid, İkrime, Abdurrahman b. Ebi Leylâ, Abdurrahman b. İshak da vardır. Ayrıca halef ve seleften bazı âlimler de bu kelimeyi böyle tefsir etmişlerdir. Allah onlara rahmet etsin. Hepsinin makamını da âlî kılsın.

Müminlerin âhiret yurdunda Aziz ve Celil olan Rablerini göreceklerini bildiren hadis, aralarında Ebubekir es-Sıddîk’ın da bulunduğu bir sahabe ce­maatından rivayet edilmiştir. Ebubekir es-Sıddîk’ın rivayet etmiş olduğu uzun hadis, önceki kısımlarda geçti.

Allah’ın görüleceğini bildiren /hadisi rivayet edenlerden biri de Hz. Ali’dir.

Onun bu hadisini Yakub b. Süfyân, şu senedle rivayet etmiştir: Muhammed b. Musaffa… Ali b. Ebi Talib’den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Cennet ehli yüce Rabbi her cuma görür.” Yakub, hadisin tamamını nakletmiş olup o hadiste şu ifadeler de vardır: “Perde açıl(ip yüce Rab tekrar göründüğünde) daha önce sanki hiç gö­rülmemiş gibi olur.

Yüce Allah buyurmuş ki: “Katımızda fazlası da vardır.” (Kaf, 50/35)

Rüyetullah hadisini rivayet eden sahabe topluluğu arasında şu zâtlar da vardır: Übey b. Kâ’b, Enes b. Mâlik, Büreyde b. Hasîb, Câbir b. Abdullah, Huzeyfe, Zeyd b. Sabit, Selmân-ı Farisî, Ebû Saîd Sa’d b. Mâlik b. Sinan el-Hudrî, Ebû Umame Südâ b. Aclân el-Bahilî, Suheyb b. Sinan er-Rûmî, Uba-de b. Sâmit, Abdullah b. Abbas, İbn Ömer, Abdullah b. Amr, Ebû Mûsâ Ab­dullah b, Kays, Abdullah b. Mes’ud, Adiyy b. Hatim, Ammar b. Yasir, Am-mare b. Rüveybe, Ebû Rezîn el-Ukaylî, Ebû Hüreyre, Sahabilerden (adı ha­tırlanmayan) bir adam ve müminlerin annesi Âişe. Allah hepsinden razı ol­sun.

Konuyla ilgili rivayetlerin çoğu önceki kısımlarda geçti. Bu makama uy­gun bazı rivayetler de inşaallah müteakip kısımlarda gelecektir. Güvencimiz ve dayanağımız Allah’tır.

Kaynak – Ölüm ve Ötesi – İbni Kesir

..

Posted in Ölüm Ve Ötesi - İbni Kesir, Cennet, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Yorumlar | Leave a Comment »

Cennet Ehlinin Kendi Kadınlarıyla Cinsel İlişki Kurmaları.

Posted by Site - Yönetici Haziran 10, 2010

Cennet Ehlinin Kendi Kadınlarıyla Cinsel İlişki Kurmaları

Cennet Ehlinin Kendi Kadınlarıyla Cinsel İlişki Kurmaları.

Yüce Allah buyurdu ki:

Doğrusu bugün cennetlikler eğlenceyle meşguldürler. Onlar ve eşleri gölgeliklerde, tahtlar üzerine yaslanmışlardır. Orada meyveler ve her istedik­leri onlarındır. Merhametli olan Rab katından onlara selâm vardır.” (Yasin. 36/55-58)

İbn Mes’ud, İbn Abbas ve diğer bazı tefsirciler, ayette geçen meşguli­yetle, hurilerin bekâret zarını parçalama meşguliyetinin kastedilmiş olduğu­nu söylemişlerdir.

Yüce Allah buyurdu ki:

Allah’a karşı gelmekten sakınmış olanlar ise, güvenli bir yerde, bahçe­lerde ve pınar başlarındadırlar. İnce ipekten ve parlak atlastan giyinerek kar­şılıklı otururlar. Bu böyledir. Onları iri siyah gözlülerle evlendiririz. Orada, güven içinde olarak her yemişi isteyebilirler. Orada ilk ölümden başka bir ölüm tadmazlar. Rabbin lutfuyla onları cehennem azabından korumuştur. İş­te büyük kurtuluş budur.” (Duhân, 44/51-57)

Ebû Davud et-Tayalisî… Enes’ten rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöy­le buyurmuştur:

Cennette mümin kişiye şu kadar ve şu kadar erkeğin kuvveti verilir.” Ben, “Ya Rasulallah, bu kadar gücü olur mu?” diye sorduğumda buyurdu ki: “Ona yüz kişinin kuvveti verilir.

Taberanî… Muhammed b. Sîrin’den rivayet etti ki; Ebû Hüreyre şöyle demiştir:

Denildi ki: ‘Ey Allah’ın Rasûlü! Adam cennette cinsel ilişkide bulunur mu?” (Başka bir rivayete göre ise şu soru soruldu: ‘Cennette kadınlarımızla cinsel ilişkide bulunur muyuz?‘)

Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki:

Canım kudret elinde bulunan zâta yemin ederim ki; adam sadece bir sa­bahta, yüz bakireyle cinsel ilişkide bulunur!

Hafız Ziya: Benim görüşüme göre bu hadis sıhhat şartlarını taşımakta­dır, demiştir.

Harmele… Abdurrahman b. Humeyre’den rivayet etti ki; Ebû Hüreyre şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)’e: “Cennette cinsel ilişkide bulunur mu­yuz?” diye sorulduğunda Rasûlullah (s.a.v.) şöyle cevap verdi: “Evet… Ca­nım kudret elinde bulunan zâta yemin ederim ki; hem de bastıra bastıra ya­parsınız. Adam, cinsel temasta bulunduktan sonra karısı tekrar temiz ve bakire olur.

Taberanî… Ebû Saîd’den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyur­muştur:

Cennet ehli kimseler kadınlarıyla cinsel ilişkide bulunduktan sonra ka­dınları tekrar bakire olurlar.”

Taberanî… Ebû Ümame’den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.)’e: “Cen­netlikler cinsel ilişkide bulunurlar mı?” diye sorulduğunda şu cevabı verdi: “Hem de bastıra bastıra. Ama meni (dölsuyu) ve ölüm yoktur orada.

Kaynak – Ölüm ve Ötesi – İbni Kesir

..

Posted in Ölüm Ve Ötesi - İbni Kesir, Bunları Biliyormuydunuz, Cennet, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 2 Comments »

Cennet Kapılarının Adları

Posted by Site - Yönetici Haziran 4, 2010

Cennet Kapılarının Adları

Cennet Kapılarının Adları:

Halimi dedi ki: “Cennetin kapılarından biri Muhammed (s.a.v.)’in kapı­sıdır ki, bu, tevbe kapısıdır. Ondan başka şu kapılar da vardır: Namaz kapı­sı, oruç kapısı, zekât kapısı, sadaka kapısı, Hac kapısı, Umre kapısı, Cihâd kapısı ve sıla kapısı.

Başkaları şu ilâveyi yapmışlardır: “Öfkelerini yutanların kapısı, razı olanların kapısı ve eymen (sağ) kapısı ki, üzerinde hesap bulunmayan kim­seler bu kapıdan cennete girerler.”

Tirmizî tarafından da rivayet edildiği gibi Kurtubî, “İki kanadı arasında­ki genişliğin rahvan ata binmiş bir süvari tarafından üç günde katedilebilen yol kadar olduğu kapı ön üçüncü kapıdır” demiştir. Doğrusunu Allah bilir.

Cennetin Anahtarı Kelime-i Şehadettir. Salih Ameller De Bu Anahtarın Dişleridir:

Hasan b. Arefe… Muaz b. Cebel’den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) ona şöyle demiştir:

Cennetin anahtarı,Allah’tan başka ilâh yoktur’ diye şehadet getirmek­tir.”

Sahih-i Buharî’de şöyle denmektedir: Vehb b. Münebbih’e: “Allah’tan başka ilâh yoktur” şeklindeki şehadet, Cennetin anahtarı değil midir? diye sorulduğunda Vehb şu cevabı verdi: “Evet, öyledir. Ama dişleri olan bir anahtar getirirsen, kapı sana açılır; Yoksa açılmaz. Yani tevhidin yanı sıra ki­şiye, haramları terketmek, taatlerde bulunmak gibi salih ameller de gerekli­dir.

Kaynak : Ölüm ve Ötesi – İbni Kesir

..

Posted in Ölüm Ve Ötesi - İbni Kesir, Cennet, Diger Konular, Dini Konular, Gündem, Genel, Yorumlar | Leave a Comment »

Cennetlerin isimlerini ve sıfatlarını ve onlarda olan nehirleri, ağaçları ve meyvelerini, yüksek şatoları ve gözalıcı elbiseleri bildirir.

Posted by Site - Yönetici Haziran 2, 2010

jannahparadicecennetmarifetnamegoynemnorvecderebucakkonyamevlanaguzel-sozleraksemseddinislamkurankabemekkekitaplarislamicwww-yukarikayalar-wordpress-com

Cennetlerin isimlerini ve sıfatlarını ve onlarda olan nehirleri, ağaçları ve meyvelerini, yüksek şatoları ve gözalıcı elbiseleri bildirir.

Ey aziz, malum olun ki, müfessirler ve muhaddisler ittifak etmişlerdir ki: Hak Taala, arş ve kürsün altında, yedi göğün üstünde, arşın nuru ile sudan sekiz cennet yaratmıştır. Bunlar, biribirinden yüksektir. En yükseği Adn cennetidir ki, Mevla’nın görülme yeridir.

Birinci cennetin ismi, darülcelaldir ki, beyaz incidendir.

İkinci cennetin ismi, darüsselamdır ki, kırmızı yakuttandır.

Üçüncü cennetin ismi, cennetülme’vadır ki, yeşil zebercettendir.

Dördüncü cennetin ismi cennetülhulddur ki, sarı mercandandır.

Beşinci cennetin ismi, cennetünnaimdir ki, beyaz gümüştendir.

Altıncı cennetin ismi, cennetülfirdevsdir ki, kırmızı altındandır.

Yedinci cennetin ismi, cennetülkarardır ki, misktendir.

Sekizinci cennetin ismi, cennetüladndir ki, terleyen incidendir.

Bu adn cenneti, surlarla çevrili bir şehrin ortasındaki yüksek dağın üzerinde bulunan iç kale gibidir. Bütün cennetlerin içinde ve ortasında olduğundan, hepsine komşu, şereflendirilmiş bir mekandır; cennetlerin nehirlerinin çoğunun kaynağıdır. Burası sıddıkların, hâfızların makamıdır. Rahman’ın tecelli mahallidir.

Her cennetin bir kapısı vardır ki, uzunluğu ve genişliği yüz yıllık yoldur. Her kapı iki kanatlıdır ve tek parça sarı altındandır. Çeşitli renklerde cevherle işlenmiş ve nice bin nakış ile süslenmiştir. Birinci cennetin kapısı üzerinde: “La ilahe illallah Muhammedün resulüllah” yazılmıştır. Öteki kapıları üzerinde: “La ilahe illallah diyene azap etmem” yazılmıştır. Bütün cennetlerin toprağı misk, taşları cevher, bitkileri, zaferan çiçeklerinin renginde, kıpkırmızıdır. Binalarının bir cephesi altın, bir cephesi gümüş ve sıvası anberdendir. Sarayları terleyen incidir, köşkleri sarı yakuttur. Sarayların ve binaların kapıları hep mücevherdir. Her sarayın önünde dört nehir akar. Nehirlerden biri abıhayat, biri halis süt, biri tertemiz şarap, biri saf baldır. Nehirlerin etrafı meyveli ağaçlarla baştan aşağı bezenmiştir. Cennet ağaçlarının dalları kurumaz, yaprakları dökülüp çürümez, Meyveleri sürekli tazedir.

Yedi cennetin en âlâsı olan sekizinci cennette nice akan ırmaklar daha vardır. Bunlardan biri rahmet nehridir ki, bütün cennetleri dolaşır. Suyu, hepsinden saf ve baldan tatlıdır. Rengi kardan beyazdır. Kum inciden üstündür. Cennet nehirlerinin biri dahi kevser nehridir. Hak Taala, onu, sevgili Habibi Muhammed sallallahu aleyli vesellem hazretlerine vermiştir. Nitekim ona hitap edip: “Biz sana kevseri verdik,”  buyurmuştur. O nehrin genişliği üçyüz fersah mesafedir. Onun kaynağı arşın altı olup, oradan sidreye gelir, oradan cennet-i firdevse dökülür. Öyle süratli akar ki, yaydan fırlayan ok gibi firdevs-i âlayı ve altında olan cennetleri geçerek dolaşır. Rengi sütte beyaz, tadı şekerden şirin, kokusu anberden hoştur. ondan bi kere içen bir daha susamaz. asla bir illet ve hastalık görmez. Lezzeti ebedi damağından gitmez. İlk cennetin kapısı yanında, kevser nehrinin kenarında, renkli cevherlerden kâseler vardır, sayıları yıldızlardan çoktur. Ümmetlerin haşrinden sonra, cehennem köprüsünden geçenler, Habib-i Ekrem sallallahü taala aleyhi vesellem cennete girmeden önce ümmetiyle ondan içseler gerektir.

Kevser nehrinin kenarlarında, terleyen inciden ve kırmızı yakuttan daha saf yüksek ağaçlar vardır ki, dalları çeşitli sadalarla nağme ederler. Dallar üzerinde cins cins kuşlar değişik seslerle tesbih ederler. Cennet nehirlerinin biri, kâfur nehridir. Biri tesnim nehri, biri selsebil nehri, biri mühürlü rahik nehridir. Bu nehirlerden başka yüksek cennetler içinde nice bin akan nehir vardır ki, etraflarında nice yüzbin meyveli ağaçlar vardı. cennetlikler için nice ipek döşekler gibi, nice bin gözalıcı elbise vardır. Nice çeşit lezzetli yiyecekler ve tertemiz içecekler vardır ki, hesabını ancak Hak Taala bilir.

Cennetlerin genişliği, yani sekiz sûrundan her iki sûrun arası, yer ve gök arası kadar farz olunup, cennetlerin uzunluğu hudutsuz ve sınırsız sayılmıştır. Fakat cennetlerin derecelerinin tümü, altıbin altı yüz altmışyedi derece bilinmiştir; Kur’an âyetleri sayısınca hesaplanmıştır. Her iki derecenin arası, beşyüz yıllık mesafe bulunmuştur. Çünkü cennetlikler, ezberledikleri Kur’an ayetleri adedince derecelere nail olmuşlardır. O halde Kur’an hâfızları, cennetlerin en üstününü bulmuşlardır ve adın cennetinin ortasına ulaşmışlardır.

Kaynak : Marifetname – Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri

..

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Cennet, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Marifetname, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Fakirler, Zenginlerden Önce Cennete Girerler

Posted by Site - Yönetici Mayıs 15, 2010

Fakirler, Zenginlerden Önce Cennete Girerler

Fakirler, Zenginlerden Önce Cennete Girerler

Fakirler, Zenginlerden Önce Cennete Girerler:

İmam Ahmed b. Hanbel… Ebû Hüreyre’den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Müslümanların fakirleri, zenginlerinden yarım gün Önceki o da beşyüz senedir, cennete girerler.

Bu hadisin bir varyantında.ise Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz, müminlerin fakirleri, zenginlerinden yarım gün önce ki o da beşyüz senedir, cennete girerler.

İmam Ahmed b. Hanbel… Ebû Abdirrahman el-Hanbelî’den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Doğrusu muhacirlerin fakirleri kıyamet gününde zenginlerden kırk ba­har (yıl) önce cennete girerler.”

imam Ahmed b. Hanbel… İbn Abbas’tan rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Dünyadayken biri zengin diğeri de fakir olan iki mümin, cennetin ka­pısında karşılaşırlar. Fakir olan cennete konulur. Zengin olansa, Allah’ın di­lediği bir süre alıkonulur. Sonra cennete konulur. Fakir olan cennette onunla karşılaşır ve ona:Ey kardeşim! Seni alıkoyan sebep neydi? Vallahi o kadar bekletildin ki, doğrusu senin adına korktum.der. O da şöyle cevap verir:Ey kardeşim, senden sonra çok feci ve rahatsız edici bir yerde hapsedildim. Üzerimden su gibi ter aktıktan sonra ancak sana ulaşabildim. Üzerimden akan terleri bin deve içmeye gelseydi ve onların hepsi de hims yeyicisi  ol­saydı yine de kanıp giderlerdi.

Kaynak : Ölüm ve Ötesi – İbni Kesir

..

Posted in Ölüm Ve Ötesi - İbni Kesir, Bunları Biliyormuydunuz, Cennet, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Yorumlar | Leave a Comment »

Cennet Ehlinin Kadınları

Posted by Site - Yönetici Mayıs 8, 2010

Cennet Ehlinin Kadınları

Cennet Ehlinin Kadınları

Cennet Ehlinin Kadınları Hakkında Ümmü Seleme’nin Sorduğu Sorulara Rasûlullâh (s.a.v.)’in Verdiği Cevaplar:

Taberânî… Ümmü Seleme’nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: Ben de­dim ki:

Ya Rasûlallah, âyette geçen ‘Hûr-ı în’ ne demektir? Bana anlatır mı­sın?

Hûr-ı în, iri özlü demektir. Onların kiprikleri, kartal kanadı gibidir.

— “Sedefteki inciler gibi” sözünü biraz açıklar mısın?, .

Henüz sedeflerinden çıkarılmamış ve el değmemiş inciler gibi saf ve temizdirler.

— “Oralarda iyi huylu güzel kadınlar vardır” ne demek?

Yani cennette huyu iyi, yüzü güzel kadınlar vardır. ,

—  “Onlar (huriler) Örtülü yumurta gibidirler” âyetini bana açıklar mı sın?

—- Derileri yumurta akının üzerindeki zar kadar incedir.

— “Onları eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır” âyetini açık­lar mısın?

—  Yani onlar dünyada gözü çapaklı acuzeler olduktan sonra cennette kocalarına düşkün ve aynı yaşta (genç) kadınlar olurlar.

— Ya Rasûlallah! Dünya kadınları mı yoksa huriler mi daha üstündürler?

Elbisenin yüzünün astarından üstün oluşu gibi dünya kadınları da hu­rilerden üstündürler.

— Neden ya Rasûlallah?

Namaz kılmalarından, oruç tutmalarından ve Allah’a ibadet etmele­rinden dolayı… Cenab-ı Allah onların yüzlerine nûr, bedenlerine ipek giydirmiştir. Tenleri beyaz, elbiseleri yeşil, zinetleri san, buhurdanlıkları inci, ta­rakları altındır, Şöyle derler: “Biz ebedi yaşayacaklarız; ölmeyiz. Nimete gark olmuşlarız; asla yoksul düşmeyiz. Biz mukim kimseleriz; göçmeyiz. Razı olanlarız; asla darılmayız. Bize koca olarak verilenlere, zevce olarak kendilerine verildiğimiz kimselere ne mutlu!”

—  Ya Rasulallah! Bir kadın bu dünyada (bir), iki, üç veya dört evlilik yapar, sonra ölür, cennete girer. Kocaları da kendisiyle birlikte cennete girer­ler. Orada kocası hangisi olur?”

Ey Ümmü Seleme! O kadın seçim yapar. Onları en güze ahlâklısını seçer ve: “Ya Rab! Bu, dünyadayken de benimle en iyi geçinen kocamdı. Bu­rada da ona eş olarak beni ver” der. Ey Ümmü Seleme! Güzel ahlak(lı kim­se) dünyanın da ahiretin de iyiliklerini elde eder.

Ebubekir b. Ebi Şeybe… Saîd b. Müseyyeb’den rivayet etti ki; Âişe (r.a.) şöyle demiştir: Ensarilerden bir kocakarı Hz. Peygambere gelip: “Ya Rasu­lallah! Allaha duâ et de beni cennete koysun” dedi. Hz. Peygamber (s.a.v.) ona: “Cennete kocakarı girmez” diye cevap verdi. Ve gidip namaz kıldı. Sonra Âişe (r.a.)’nin yanına döndü. Âişe (r.a.) ona: ‘”Kadıncağız senin sözünden çok rahatsız oldu” deyince Hz. Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki:

Evet tıpkı dediğim gibidir. Cenab-ı Allah yaşlı kadınları cennete koyar­ken onu bakirelere dönüştürür.”

Önceki sayfalarda geçen sûr hadisinde müminlerin cennete girişinin ni­teliği anlatılırken şöyle buyurulmuştu:

Erkek, Allah’ın yarattığı (hurilerden) yetmiş iki zevceyle cinsel ilişki­de bulunur. Âdem neslinden gelen iki kadınla da temas kurar. Ancak bunlar dünyadayken ibadet ettiklerinden dolayı, Allah’ın dilediği kimselerden üstün olurlar. Yakuttan bir odada, inciyle taçlanmış altın karyola üzerinde bu ka­dınlardan biriyle yatar. O odada atlas ve ibrişim giysilerle dolu yetmiş dolap vardır. Adam elini o kadının omuzlan arasına koyar, sonra dönüp göğsünden bakınca kendi elini o kadının etinin, cildinin ve elbisesinin içinden görür (çünkü o kadının her tarafı saydamdır). Kadının bacaklarına bakar. Kemiklerindeki iliği görür. Tıpkı yakuta geçirilen gümüş tel bacaklarındaki iliği gö­rür. O bu haldeyken kendisine şöyle seslenilir: Senin bıkmayacağını ve bıktırmayacağını anladık. Ancak senin bundan başka zevcelerin de vardır.” Adam o karısının yanından çıkar. Diğer eşleriyle de birer birer ilişkide bulu­nur. Onlardan her birine uğradığında şöyle der: “Vallahi cennette senden da­ha güzel bir şey yoktur. Cennette senden daha çok sevdiğim bir şey yoktur.

Önceki sayfalarda da nakledildiği gibi İmam Ahmed b. Hanbel… Ebû Hüreyre’den rivayet etti ki; Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Kişinin dünyadaki zevcelerinden ayrı olarak hurilerden de yetmiş iki eşi olacaktır. Onlardan birinin makadının kapladığı yer, bir mil kadardır. “

Harmele… Ebû Saîd’den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyur­muştur:

Cennetliklerin mertebece en düşük olanının seksen bin hizmetçisi ve yetmiş iki zevcesi olacaktır. Onun için Câbiye ile San’a arasındaki mesafe büyüklüğünce inci, zeberced ve yakuttan bir kubbe kurulur.”

İmam Ahmed b. Hanbel, Tirmizî ve İbn Mâce… Mikdam b. Madike-rib’den rivayet ettiler ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Doğrusu Allah katında şehid için altı şey vardır: Kanının ilk damlası yere düştüğünde Allah onu bağışlar. O da cennetteki yerini görür. Kendisine imân elbisesi giydirilir. Kabir azabından emin kılınır. (Kıyametteki) büyük korkudan emin olur. Başına vakar tacı konulur. O tâcdaki bir yakut parçası, dünyâdan ve içindeki her şeyden daha iyidir. Şehid yetmişiki tane ceylan gözlü huri ile evlenir. Akrabalarından da yetmiş kişiye şefaatçi olur.

Sahih adlı eserinde Müslim… İbn Aliyye’den rivayet etti ki; Eyyub b. Muhammed şöyle demiştir: “Cennette erkeklerin mi, yoksa kadınların mı çok olduğu konusunu niye övünerek müzakere etmiyorsunuz?” Eyyub’un bu sözü üzerine söze giren Ebû Hüreyre dedi ki: Ebü’l-Kasım (s.a.v.) şöyle buyurmadı mı:

Cennete giren ilk zümre, dolunay gecesindeki ay suretindedirler. Bun­ların ardından gelen zümrenin suretleri, semadaki en parlak yıldız gibi ışık saçar. Onlardan her birinin yetmiş iki eşi vardır. Eşlerinin bacaklarındaki (kemiklerin) ilikleri, etlerinin dışından görünür. Cennette bekâr kimse olma­yacaktır.” Bu eşlerden ikisi, dünya kadınlarındandır. Beraberlerinde Aziz ve Celil olan Allahın dilediği sayıda ceylan gözlü huriler vardır. Nitekim bununla il­gili açıklama, az önce geçti. Doğrusunu Allah bilir.

İmam Ahmed b. Hanbel… Ebû Hüreyre’den rivayet etti ki; Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Cennet ehlinden (her) bir adamın ceylan gözlü hurilerden iki zevcesi olur. Bu hurilerden her birinin üzerinde yetmiş güzel elbise olur. Bacakların­daki (kemiklerin) ilikleri, elbiselerinin üstünden görünür.”

(Ahmed b. Hanbel, Bu hadisler, Buharı ve Müslim’in sahihlerinde yer alan şu hadisle çeliş­memektedir:

Cehenneme baktım; oradakilerin çoğunun kadınlar olduğunu gördüm.

Cennet ehlinin, cehennem ehlinin veya sadece cehennem ehlinin çoğun­luğunu kadınlar teşkil edebilirler. Ama bu kadınların bir kısmı şefaat saye­sinde cehennemden çıkıp cennete gider ve oranın sâkinlerinin sayısını artırır. Doğrusunu Allah bilir.

Derâc… merfu olarak Ebû Saîd’den şöyle bir rivayette bulunmuştur:

Adam cennette yetmiş sene müddetle hiç bir tarafa dönmeden (yastığa) dayanıp oturur. Sonra bir kadın gelip omuzlarına vurur. Kadının yüzüne, ya­nağına bakar. Yüzünün aynadan daha saf olduğunu görür. Kadının üzerinde­ki en basit inci bile doğuyla batı (ufkunun) arasını aydınlatır. Kadın ona se­lâm verir. Selâmını alır ve kadına: “Sen kimsin?” diye sorar. Kadın da: “Ben, yüce Allah’ın bol lutfundan ve ihsanındanım.diye cevap verir. Üzerinde de yetmiş elbise vardır. O elbiselerin en basiti, kan kırmızısı rengindedir. Ada­mın gözü, kadının iç kısımlarını görebilir. Öyle ki onun bacak (kemik)lerin-deki iliği  elbisesinin dışından görür.

İmam Ahmed b. Hanbel… Enes’ten rivayet etti ki; Rasûİullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Öğleden Önce veya sonra Allah yolunda yola çıkış, dünyadan ve için­deki şeylerden daha hayırlıdır. Sizden birinin yayı ve kamçısı kadar cennet­te bir yer, dünyadan ve içindeki şeylerden daha hayırlıdır. Cennet ehlinin ka­dınlarından biri arza görünecek olsa gök ile yerin arasını güzel kokuyla dol­durur. İkisinin arası hoş kokar. O kadının baş örtüsü, dünyadan ve içindeki şeylerden daha hayırlıdır.

Buharî… Enes’den bu hadisin bir benzerini rivayet etmektedir. Bunun tamamını sifatu’l-cennet babının başında nakletmiştir:

Cennet ehlinin kadınlarından biri arza görünecek olsa gök ile yerin ara­sını güzel kokuyla doldurur. İkisinin arası hoş kokar. O kadının baş örtüsü, dünyadan ve içindeki şeylerden daha hayırlıdır.

Ebubekir b. Ebi’d-Dtinyâ… Saîd b. Cübeyr’den rivayet etti ki; İbn Ab-bas şöyle demiştir:

Hurilerden biri elini semâ ile arzın arasında çıkaracak olsaydı onun gü­zelliği nedeniyle halkın tümü fitneye düşerdi. Baş Örtüsünü çıkarıp göstere­cek olsaydı, onun güzelliğinin yanında güneş, ışıksız bir fitil gibi kalırdı. Yü­zünü gösterecek olsaydı, güzelliği yerle göğün arasını aydınlatırdı.”

İbn Vehb, Muhammed b. Kâ’b el-Kurazî’nin şöyle dediğini rivayet et­miştir:

Kendisinden başka ilâh bulunmayan Allah’a yemin ederim ki; ceylân gözlü hurilerden biri, Arf’ın yanından bileziğini gösterecek olsaydı, bileziği­nin ışıltısı, ay ile güneşin ışığını söndürürdü. Ya yüzünü gösterseydi acaba nasıl olurdu? Giyenlerin giydiği Allah yaratığı elbiseler, hurilerin giydikleri elbise ve zinetli giysilerden daha iyi ve daha güzel değildir.

Ebû Hüreyre dedi ki: “Cennette kendisine ‘Ceylan gözlü’ denen bir hu­ri vardır ki; yürürken etrafında yetmiş bin hizmetçi de yürür ve kendisi:İyi­liği emredip kötülüğü yasaklayanlar nerede?” der.”

Kurtubî… Mücahid b. Ebi Üsâme’den rivayet etti ki; Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Huriler zaferandan yaratılmışlardır.” Bu hadis, garip bir hadistir.

İkrime’nin mürsel rivayetlerinden biri şudur:

Ceylan gözlü huriler, henüz dünyada bulunan eşleri için şöyle dua ederler: ‘Allahım! Ona, senin dinine bağlı kalması hususunda yardım et. Kal­bini, sana itaate yönelt. Kendi gücünle onu bize ulaştır ey merhametlilerin en merhametlisi!”

İmam Ahmed b. Hanbel*in Müsned’inde Kesir b. Mürre, merfu olarak Muaz’dan şöyle bir rivayette bulunmuştur:

Dünyadayken bir kadın, kocasına eziyet ederse, o kocanın huri eşi mut­laka o kadına şöyle beddua eder: ‘Allah seni kahretsin! O misafirdir. Yakın­da senden ayrılıp yanımıza gelecektir!

Kaynak – Ölüm ve Ötesi – İbni Kesir

..

Posted in Ölüm Ve Ötesi - İbni Kesir, Cennet, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Yorumlar | Leave a Comment »

Cennetin Esintisi, Kokusu Ve Kokusunun Etrafa Yayılması

Posted by Site - Yönetici Nisan 28, 2010

Cennetin Esintisi, Kokusu Ve Kokusunun Etrafa Yayılması

Cennetin Esintisi, Kokusu Ve Kokusunun Etrafa Yayılması

Cennetin Esintisi, Kokusu Ve Kokusunun Etrafa Yayılması:

Cennetin güzel kokusu bir kaç senelik yoldan ve çok uzak mesafelerden dahi hissedilir.

Bununla ilgili olarak yüce Allah şöyle buyurmuştur:

Allah, kendi yolunda öldürülenlerin işlerini boşa çıkarmaz. Onları doğ­ru yola eriştirir, durumlarını düzeltir. Onları, kendileri için kokulandırdığı cennete koyar.” (Muhammed, 47/4-6)

Ebû Davud et-Tayalisî… Abdullah b. Amr b. As’tan rivayet etti ki; Ra­sûluIIah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Bir kimse gerçek babasından başka bir adamın oğlu olduğu iddiasında bulunursa. Cennetin kokusunu alamaz. Oysa cennetin kokusu, elli senelik -başka bir rivayete göre ise yetmiş senelik- yoldan hissedilir.”

İmam Ahmed b. Hanbel… Abdullah b. Amr’dan rivayet etti ki; RasûluI­Iah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Bir kimse gerçek babasından başka bir adamın oğlu olduğu iddiasında bulunursa, cennetin kokusunu alamaz. Oysa cennetin kokusu yetmiş senelik yoıdan hissedilir. Kasıtlı olarak bana yalan isnadında bulunan kimse, ateşte­ki yerini hazırlasın.

Buharî… Abdullah b. Amr’dan rivayet etti ki; Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Bir zİmmîyi öldüren kimse, cennetin kokusunu alamaz. Oysa cennetin kokusu kırk senelik yoldan hissedilir.”

İmam Ahmed b. Hanbel… Abdullah b. Amr’dan rivayet etti ki; Rasûlul-lah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Zimmilerden bir maktulü öldürmüş olan kimse, cennetin kokusunu ala­maz. Oysa cennetin kokusu bir senelik yoldan hissedilir.”

Ebû Davud ile Tirmizî’nin… merfb olarak Ebû Hüreyre’den yaptıkları rivayette ise şöyle denilmektedir:

“(Oysa cennetin kokusu) yetmiş güzlük (senelik) yoldan hissedilir.” Abdürrezzak… Ebû Bekre’nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: Rasûlullah (s.a-v.)’in şöyle buyurduğunu işittim:

Cennetin kokusu, yüz senelik yoldan hissedilir.”

Saîd b. Arube’nin, Katâde’den yaptığı rivâyetteyse şöyle denilmektedir:

“…Cennetin kokusu beşyüz senelik yoldan hissedilir.

Hafız Ebû Nuaym Isfahanî’nin, Sifatu’l-Cennet kitabında Ebû Hüreyre’den yaptığı merfu rivayet ise şöyledir:

Cennetin kokusu beşyüz senelik yoldan hissedilir.”

Mâlik… Ebû Hüreyre’den şöyle bir rivayette bulunmuştur:

Giyinik -çıplak (yani yari çıplak), erkeklere meyleden, erkekleri de kendilerine meylettiren kadınlar cennete girmezler ve cennetin kokusunu da almazlar. Oysa cennetin kokusu beşyüz senelik yoldan hissedilir.”

Taberanî… Câbir’den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Cennetin kokusu bin senelik yoldan hissedilir. Ana babasına ezâ ve ce­fâ eden, akrabalık bağlarını koparan kimse -Allah’a yemin ederim ki- Cen­netin kokusunu alamaz.

Buharî ve Müslim  sahihlerinde şöyle anlatılır:

Sa’d b. Muaz, Uhud savaşında şehid edilen Enes b. Nadr’m cesedinin yanı başına gitti. Vücudundaki yaraların çokluğu nedeniyle onu tanıyamadı. Kız kardeşi Rebi binti Nadr de onu ancak parmak uçlarından tanıyabildi. Vu’cudunda seksen küsur kılıç, mızrak ve ok darbesi gördü. Allah ondan razı ol­sun. Sa’d dedi ki: “Enes, Cennetin kokusunu aldı.” 

Kaynak – Ölüm ve Ötesi

..

Posted in Ölüm Ve Ötesi - İbni Kesir, Bunları Biliyormuydunuz, Cennet, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Yorumlar | 1 Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: