Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for the ‘Cennet & Cehennem’ Category

Tevhit Ehli ve Cehennem

Posted by Site - Yönetici Mart 9, 2014

lailaheillallah-muhammeden-resulullah-6

Tevhit Ehli ve Cehennem

Rivayet olundu:
Bütün ümmetlerin (Âdem Aleyhisselâm’dan Efendimiz s.a.v. hazretlerine kadar gelen bütün peygamberlerin ümmetlerinden) muvahhid (Tevhit ehli ve mümin) olan büyük günah sahipleri, büyük günahlarından tövbe eden ve günahlarından pişman ol-madan ölen müminlerden cehenneme girenlerin kimi birinci kapısından cehenneme girerler.

(Birinci kapısından cehenneme giren bu günahkâr müminler) hatta;
1- Gözleri rengi gök olmaz
2- Yüzleri simsiyah olmaz,
3- Şeytanlarla beraber yakınlaşmazlar.
4- Zincirlere bağlanmayacaklar,
5- Hamım (kaynar su)dan içmeyecekler,
6- Cehennemin içinde katrandan elbiseler giymeyecekler,
7- Allâhü Teâlâ hazretleri onların secde yerlerini ateşe haram kıldı,
8- Allâhü Teâlâ hazretleri onların yüzlerini cehennem ateşine haram kıldı.
Bütün bunlar, secde etmelerinin (namaz kılmalarının) bere-ketiyledir.

İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 5/251.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Cennet & Cehennem, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Cehennem Ehli

Posted by Site - Yönetici Mart 3, 2014

Cehennem Ehli

Rivayet olundu:

Muhakkak ki kâfirin derisi kırk zira, dişleri uhud dağı misli, üst dudağı ta göbeğine değecek, etiyle derisinin arasında vahşi merkepler büyüklüğünde kurtlar (böcekler) olup derisiyle etinin arasında koşup tepişir. Derisiyle etinin arasında bulunan yılanlar. uzun boylu develerin boyunları gibi, akrepler de katır gibidirler…”
Bu ma’siyetsiz olarak ziyâdeden yaratılıp azap görmek değildir.
Lakin bu ziyâde kılındığı zaman, kulun üzerine ağırlıktır. Ağır olan nefis, cehennemin diğer azapları gibi kendisinin üzerine azap olur. Zincirler, tomruklar, akrep ve yılanlar gibi…

Bu konuda sahih hadis-i şerifte şöyle buyuruldu:
Ibni Ömer (r.a.)’dan rivayet olundu: Efendimiz {s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“Cehennem ehli cehennemde o büyütülür; hatta onlardan (her) birinin kulak yumuşağı ile omuzunun arası yedi yüz yıllık mesafe kadar olur. Cehennem ehlinin derilerinin kalınlığı yetmiş zira ve muhakkak ki azı dişleri de Uhud dağı kadar olur.” Müsned-i Ahmed: 4569,

-“Muhakkak ki kâfirin derisi cehennemde yetmiş iki zira kadar olur. Muhakkak ki kâfirin azı dişleri Uhud dağı kadar büyük olur. Kâfirin cehennemde oturacağı yer (oturak yeri) Mekke ile Medine arası kadar geniş bir yeri kaplar.” Kenz ül-Ummâi: 39519, Tuhfetü’l-Ahvezi: 2636.

Ed-Dürrül-Mensûr: c.2. s. 569; Cehennem ateşi secde yerlerini yakmayaca ğını Efendimiz (s.a.v.) hazretleri bize haber vermektedir:
Ateş Adem oğlunu (yakıp) yer; secde yerleri hariç. Allâh’ü Teâlâ hazretleri, secde yerlerini yemeği cehennem ateşi üzerine haram kıldı.” Kenz ül-Ummâl: 18911,

İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 5/249-250.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Cennet & Cehennem, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Günahkar Müminler Cehenmemde Nekadar Kalacaklar.

Posted by Site - Yönetici Şubat 21, 2014

cehennemin-yakitigunahkar-muminler-cehenmemde-nekadar-kalacaklar-cehennem-kafirlerislam-dininden-irtidad-etti-donen-murted-olanzina-nedir

Günahkar Müminler  Cehenmemde Nekadar Kalacaklar.

Onlardan (Tevhit ehli olan müminlerden) kimini ateş ayaklarına kadar içine alacak.
Kimini de dizlerine kadar,
Onlardan kimini de boynuna kadar alır…
Müminler, günahları ve amelleri kadar cehennem ateşinde yanarlar..
Sonra onlardan (günahkâr olan Tevhit ehlinden) cehenneme girenlerin kimi bir ay kadar cehennemde kalır.
Onlardan kimi de bir sene kadar kalır,Sonra cehennemden çıkarlar.
Müminlerden en uzun cehennemde kalacak olanlar, dünyada kaldıkları zaman kadar cehennemde kalırlar.
Yaratıldığı andan öldüğü zaman kadar (bir süre) cehennemde kalırlar.

İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 5/252

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Cennet & Cehennem, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Cehennemde Kalacakar Kimlerdir ?

Posted by Site - Yönetici Aralık 19, 2013

Cehennemde Kalacakar Kimlerdir ?

Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri buyurdular:
Ümmetimden üç zümre, dünyanın ömrünün yedi katı kadar cehennem azabının içinde kalacaklardır. (Onlar:)
1 – Zayıf şişmanlar,
2- Giyinmiş çıplaklar,
3- Câhil âlimler….
Denildi:
-“Ya Resûlallah (s.a.v.) ” Bunlar kimlerdir?” Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri buyurdular:

Zayıf şişmanlar, et bakımından semiz (şişman, sağlıklı fakat) din işlerinde zayıf olan kadınlardır.

Giyinmiş çıplaklara gelince, onlar, elbiseyle giyinmiş fakat haya yönünden çıplak (utanma duygusundan mahrum olan) kadınlardır.

Câhil âlimler ise, dünya ehlidirler, kazanan tüccarlardır. Dünya hayatının zahirini bilirler; ve onlar âhiretten ise çok gafildirler.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 4/483-484

download Bu linklere TIKLAMAYINIZ, Bizim istemimiz disinda yayinliyorlar.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Cennet & Cehennem, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Hadis-i Şerifler, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Cehennem ki Cehennem……

Posted by Site - Yönetici Kasım 5, 2013

Cehennem ki Cehennem,hell

Cehennem ki Cehennem……

Ömer bin Hattab (r.a.) hazretlerinden rivayet olundu. Buyurdular:
-“Cebrail Aleyhisselâm (her zaman olduğundan daha farklı ve) rengi değişmiş bir halde Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine geldi. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri Cebrail Aleyhisselâm’a renginin değişmesini sordu ve buyurdu:
-“Ey Cebrail! Bana ne oluyor senin rengini değişmiş görüyorum?” Cebrail Aleyhisselâm, buyurdular:
-“Ben sana gelirken, Allâhü Teâlâ hazretleri, cehennem ateşinin (açılmasını ve) üflenmesini emretti.”
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“Ey Cebrail! Bana cehennem ateşini anlat?” Cebrail Aleyhisselâm buyurdular:
-“Allâhü Teâlâ hazretleri cehennemi yarattığında onu tutuşturup yaktı.
(Cehennem, bin sene yandı; ancak beyaz oldu )
Sonra cehennem bin sene daha tutuşturuldu. Cehennem bin sene yandıktan sonra ancak kırmızı oldu.
Sonra cehennem bin sene daha tutuşturuldu. Cehennem bin sene yandıktan sonra ancak sarı oldu.
Sonra cehennem bin sene daha tutuşturuldu. Cehennem bin sene yandıktan sonra ancak; siyah oldu.
Seni hak peygamber olarak gönderen Allah’a yemin olsun ki, eğer cehennem ateşinden koz parçası dünyaya düşecek olsa dünya ehlini elbette yakardı.
(Seni hak peygamber olarak gönderen Allah’a yemin olsun ki. eğer cehennem ateşinden bir iğne ucu kadar açılacak olsa; yeryüzünde bulunan bütün canlılar elbette onun sıcaklığından ölürlerdi.)
Seni hak peygamber olarak gönderen Allah’a yemin olsun ki, cehennem ateşinde yanmakta olan kâfirlerin elbiselerinden bir elbise eğer yerle gök arasında asılmış olsaydı, yeryüzünde bulunan bütün varlıklar onun sıcaklığından oluverirlerdi,
(Seni hak peygamber olarak gönderen Allah’a yemin olsun ki, eğer cehennem ateşinin hazenelerinden (bekçilerinden) biri eğer yeryüzüne görünüverseydi; ve (insanlar ve diğer) varlıklar da onun yüzüne baksalardı elbette hepsi onun yüzünün çirkinliği (korkunçluğu) ve kokusunun kötülüğünden hemen oluverirlerdi.
Seni hak peygamber olarak gönderen Allah’a yemin olsun ki, eğer cehennem ateşinin halkalarından bir halka, Allâhü Teâlâ hazretlerinin kitabında beyan ettiği zincirlerin halkalarından biri eğer yeryüzünün dağlarından birinin üzerine düşecek olsaydı elbette o dağı yerin tam altına kadar eritip delerdi. Yerin en alçak yerine varmadan durmazdı….)
Cehennemin yedi kapısı vardır. Bâzıları bazılarından daha düşüktür.
(Cehennemin kapılarının isimleri, yukarıdan aşağı sıralama¬sına göre:
1-Nâr,
2- Saîr,
3- Hutame,
4- Lezzâ,
5- Sakar,
6- Cahîm,
7- Hâviye.)
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri sordular:
-“Cehennemin bu yedi kapısının sakinleri kimlerdir?” Cebrail Aleyhisselâm buyurdu:
Birinci kapı: (Cehennemin en alt kapsıdır.) Orada münafıklar kalır. Hâviyedir.
ikinci kapı: Kendisinde müşrikler kalırlar. Adı Cehîm’dir.
Üçüncü kapı: Kendisinde Sâbiûn (yıldızlara tapanlar) kalırlar. Adı da, Sakar’dır.
Dördüncü kapı: Şeytan ve ona tâbi olanlar kalırlar. Adı,
Lezzâ’dır.
Beşinci kapı: Kendisinde Yahudiler kalırlar. Adı, Hutame’dir.
Altıncı kapı: Kendisinde Hıristiyanlar kalırlar. Adı, Saîrdir.
Yedinci kapı: Muvahhidlerin âsîlerinin kaldığı yerdir. Adı, nâr (ateş)tir Üç gün oraya girerler.

(Bu sıralama, cehennemin yedi katlı bir bina olarak düşündüğümüz zaman, en alt kattan üste doğru yedinci kata doğru çıkarak yapılan sıralamadır. Münafıkların kaldığı yer. cehennemin üstten birinci kat değil en alttan birinci katıdır…. Daha geniş bilgi için İmam Birgivi hazretlerinin Vasiyetnamesine bakınız.)

Selmân-i Farisî (r.a.) hazretleri (gidip), Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin hallerini Fâtıma (r.a.)’a haber verdi.
Hazret-i Fâtıma (r.a.) (geldi.) Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine sordu. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri (de Cebrail Aleyhisselâm’ın anlattıklarını) ona haber verdi. Bunun üzerine Hazret-i Fâtıma (r.a.) sordular:
-“Cehennem ateşine nasıl (sürüklenip) girerler?” Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“Erkekler, sakallarından tutulup cehenneme atılır: kadınlar da saç örüklerinden tutulup cehenneme atılırlar!”
Sonra tevhid ehli olan mü’minler, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin şefaati ile cehennem ateşinden çıkarılırlar. Zîrâ,
“O vakit, kim ateşten uzaklaştırılır da cennete konulursa, işte o, murada erdi.
Âyet-i kerimesi bu gerçeği beyan eder.”

Kenzûl-Ummâl: 39784, Eddürrül-Mensûr: c. 1. s. 300.
{Değişik lafızlarla)
Bu hadis-i şerifin sonunda mevcut olup, İsmail Hakkı Bursevî hazretlerinin Ruhu’l-Beyân’a almadığı şu cümleler vardır:
-“(Cebrail Aleyhisselâm cehennem ateşi hakkında Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine ge¬reken bilgiyi verdikten sonra.)
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, Cebrail Aleyhisselâm’ın yüzüne baktı, ağlıyordu. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri sordular:
-“Sen ağlıyor musun? Ey Cebrail! Sen Allâhü Teâlâ hazretleri, katında yüksek derecelere sahip iken ağlıyor musun?” dedi. Cebrail Aleyhisselâm buyurdular:
-“Bana ne oluyor ki ben ağlamiyayıml Ağlamaya en müstehak olan kişi benim! (Bil¬miyorum!) Belki ben. Allâh’ü Teâlâ hazretlerinin ilminde şu anda olduğum halden başka bir hal üzereyim?
Bilmiyorum, belki Allâh’ü Teâlâ hazretleri, İblisi mübtelâ kıldığı şeylere beni de mübtelâ kılar. İblis meleklerin içindeydi!
Bilmiyorum, belki Allâh’ü Teâlâ hazretleri beni. Harut ile Mârutu mübtelâ kıldığı gibi mübtelâ kılar.
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri ağlamaya başladı. Cebrail Aleyhisselâm. ağlamaya başadı. İkisi beraberce ağladılar, ağlamaya devam ettiler, tâ ki bir nida geldi:
Ey Cebrail! Ey Muhammed (s.a.v.)l Allâh’ü Teâlâ hazretleri, ikinizide kendisine asî olmaktan korudu, emin kıldı. (Sızın ismet sıfatınız var!)! buyurdu.

Kenzûl-Ummâl: 39784, Eddürrül-Mensûr: c.1, s. 300,

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 4/308-312.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Cennet & Cehennem, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye | Leave a Comment »

Sırat Köprüsünden Bahseden Bazı Âyet-i Kerime Ve Hadis-i Şerifler

Posted by Site - Yönetici Kasım 23, 2011

Sırat Köprüsünden Bahseden Bazı Âyet-i Kerime Ve Hadis-i Şerifler,hellfire

Sırat Köprüsünden Bahseden Bazı Âyet-i Kerime Ve Hadis-i Şerifler

İnsanlar haşir (toplanma) yerinden ayrıldıktan sonra, sırat köprüsünün berisindeki karanlık bölgye gelirler. Nitekim önceki sayfalarda geçen ve Hz. Aişe’den rivayet olunan bir hadiste anlatıldığına göre göklerin başka gökler­le, yerin de başka bir yerle değiştirileceği günde insanların nerede buluna­cakları sorulduğunda Rasûlullah (s.a.v.) şöyle cevap vermiştir: ”Onlar köp­rünün berisindeki karanlıkta bulunacaklardır.” İşte o karanlık bölgede müna­fıklar müminlerden ayrılıp onların gerisinde kalır; müminler onları geçerler.

Aralarına bir sûr girer ve müminlere ulaşmalarına engel olur. Nitekim yüce Allah buyurmuş ki:

İnanmış erkek ve kadınları, defterleri sağdan verilmiş ve ışıkları önle­rinde olarak giderken gördüğün gün onlara şöyle denecektir:Müjde; bugün altlarından ırmaklar akan, içinde temelli kalacağınız cennetler sizindir.” İşte bu büyük kurtuluştur. İki yüzlü erkek ve kadınlar müminlere: “Bizi de göze­tin; ışığımızdan faydalanalım” dedikleri gün, onlara: “Ardınıza dönün de ışık arayın” denir. İnananlarla iki yüzlüler arasına, kapısının içinde rahmet ve dı­şında azâb olan bir sûr çekilir. İki yüzlüler, inananlara: “Biz sizinle beraber değümiydik” diye seslenirler. Onlar: “Evet öyle; fakat sizler kendinizi aldat­tınız, bize pusu kurdunuz. Allah’ın buyruğu gelene kadar dinde şüpheye düş­tünüz. Sizi kuruntular aldattı. Sizi şeytanlar Allah’a karşı da ayarttı. Bugün sizden ve inkâr edenlerden fidye kabul edilmez. Varacağınız yer ateştir. Lâ­yığınız orasıdır. Ne kötü bir dönüştür!

Allah’ın, peygamberini ve onunla beraber olan müminler utandırmaya­cağı o gün, ışıkları önlerinde ve defterleri sağlarından verilmiş olarak yürür­ler veRabbimiz ışığımızı tamamla, bizi bağışla, doğrusu sen her şeye kadir­sin” derler.” [504]

Beyhakî… Mesruk’tan rivayet etti ki; Abdullah şöyle demiştir:

Cenab-ı Allah kıyâmt gününde insanları toplar. Ve şöyle ses­lenir: “Ey insanlar! Sizi yaratıp rızıklandıran ve şekillendiren Rabbinizin, dünyada dost edindiklerinize sizleri bu gündede dost kılmasına razı olmaz mısınız?” Böyle denildikten sonra Uzeyr (a.s.)’a dünyada iken tapanların karşısına Uzeyr’in şeytanı dikilir. Artık, dünyadayken taptıkları ağaçlar, dal­lar ve taşlar, insanların karşısına dikilir. Müslümanlar diz üstü çömelmiş ola­rak orada kalırlar. Kendilerine şöyle denilir:

— Neyiniz var sizin? Neden siz de diğer insanlarla birlikte gitmediniz?

— Bizim bir Rabbimiz var. Ama O’nu henüz görmedik.

— O’nu görürseniz tanır mısınız?

— Bizimle O’nun arasında bir alâmet vardır. Görürsek, o alâmetle tanırız kendisini.

:— Neymiş o alâmet?

— Baldırın açılmasıdır.

İşte o esnada baldır açılır. Dünyadayken kendisine ibadet etmiş olan­lar, Allah’ın huzurunda secdeye kapanırlar. Bazı kimselerin sırtları ise öküz boynuzu gibi kaskatı kesilir. Secde etmek isterler ama edemezler. Secde halinde duranlara, kalkmaları için emir verilir. Başlarını kaldırırlar; kendileri­ne amelleri miktarınca ışıkları verilir. Kimin bir hurma ağacı kadar, kimine daha az miktarda ışık verilir. En sondakine ise ayağının baş parmağı mikta­rınca ışık verilir. Öyleki bu ışık bazan söner, bazan aydınlık saçar. Aydınlık saçtığında adamın ayağı ilerler. Söndüğünde ayakta durup bekler. Evet, kı­lıçtan keskince ve kaygan olan sırat köprüsünün üzerinden geçerler. Onlara: “Işığınız miktarınca ilerleyin” denir. Kimi, yıldız gibi kayarak; kimi rüzgar gibi eserek; kimi göz açıp kapatincaya dek kısa bir sürede; kimi binek hay­vanım andırırcasına koşarak, kimi de koşar adımlarla o köprüden geçip gi­der. Herkes ameline göre oradan geçer. Işığı, ayağının baş parmağında olan kişi de geçer. Geçiş anında bir el iner, bir el kalkar, kimi adam düşer, kimi adam üste çıkar, yan taraflarına ateş isabet eder, neticede kurtulurlar. Kurtul­duklarında da şöyle derler: “(Ey Cehennem!) Seni gördükten sonra bizi sen­den kurtaran Allah’a hamdolsun. Doğrusu Allah, hiç kimseye vermedğini bi­ze verdi.

Beyhakî… Enes b. Mâlik’ten rivayet etti ki; Peygamber (s.a.v) şöyle bu­yurmuştur: “Sırat köprüsü kıldan ince, kılıçtan keskincedir. Melekler (oradan aşağıya düşmesinler diye) mümin erkeklerle kadınları korurlar. Cebrail (a.s) de beni korur. Ben:Yarab! Selâmet ver, selâmet ver” derim. O günde aya­ğı kayanlar ve ayak kaymaları çok olur.

Sevrî… Mücahid’den rivayet etti ki; Cünade b. Ebi Ümeyye şöyle de­miştir: “Allah katında sizin adlarınız, simanız, eşkâliniz, fısıldaşmalarınız ve oturduğnuz meclisler yazılıdır. Kıyamet günü olduğundaEy falan! Bu senin nurundur. Ey falan sana ise nur yoktur” denilir.” Böyle dedikten sonra Cüna­de şu âyeti okudu: “İnanmış erkek ve kadınları, defterleri sağdan verilmiş ve ışıkları önlerinde olarak giderken gördüğün gün .…”

Dahhâk dedi ki: Kıyamet gününde kendisine ışık verilmeyen kimse kal­maz. Sırat köprüsüne vardıklarında münafıkların ışıkları söner. Müminler bu durumu görünce, kendi ışıklarının da sönmesinden korkarak: “Rabbimiz! Işı­ğımızı tamamla” derler.” [507]

İshak b. Beşîr Ebû Huzeyfe… İbn Abbas’tan rivayet etti ki: Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

Kıyamet gününde Cenab-ı Allah (rahmetiyle) kullarını Örtmek için on­ları adlarıyla çağırır. Sırat köprüsünün yanına gelindiğinde mümin-münafık herkese ışık verir. Köprünün üzerine çıktıklarında, Cenab-ı Allah münafık erkeklerle kadınların ışıklarını ellerinden alır. Onlar da inanmışlara:Bizi de gözetin; ışığınızdan faydalanalım” derler. Müminlerse: “Rabbimiz ışığımızı tamamla” derler. Orada kimse hatırlanmaz.”

İbn Ebi Hatim.,. Ebû Derdâ ve Ebû Zerr’den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

Kıyamet gününde secde etmesi için kendisine izin verilecek ilk kişi be­nim. Secdeden başını kaldırması için kendisine izin verilen ilk kişi de ben olacağım. (Secdeden kalktıktan sonra) önüme, arkama, sağıma, soluma ba­kacak ve diğer ümmetler arasında, kendi ümmetimi tanıyacağım.”

Adamın biri: “Ey Allah’ın Rasûlü! Nuh Peygamberden senin zamanına kadar geçen zamanlarda yaşamış olan onca ümmet arasından kendi ümmeti­ni nasıl tanıyabileceksin?” diye sorunca, Rasûlullah (s.a.v) ona şu cevabı ver­di: “Onları abdestin izi olarak alınlarında, el ve ayaklarmdaki parlaklıktan ta­nırım. Bu (ayırıcı özellik) başka ümmetlerde yoktur. Ayrıca amel defterleri sağ ellerine verilecektir. Onları simalarından ve yüzlerinden tanırım. Onları kendilerinin ve zürriyetlerinin önünde giden ışıklarından tanırım.” [509]

İbn Ebi Hatim… Safvan b. Amr’dan rivayet etti ki; Süleym b. Amir şöy­le demiştir: Bir cenaze töreni için Dımaşk kapısından dışarı çıktık. Ebû Üma-me el-Bahilî de bizimleydi. Cenazenin namazı kılınıpta gömülmesine başlan­dığında Ebû Ümame dedi ki: “Ey insanlar! Siz, iyilikler ve kötülükleri pay­laştığınız bir menzilde sabahlayıp akşamladınız. Yakında başka bir menzile göçeceksiniz. (Mezarı göstererek) o menzil de şurasıdır. Şurası yalnızlık evi­dir, karanlık evidir, kurtçukların evidir, darlık evidir, meğer ki Allah geniş­letsin sonra kıyamet gününde buradan başka yerlere göçeceksiniz. O yerler­de insanları Allah’ın emirlerinden bir emir bürür de bazı yüzler ağınır, bazı yüzlerse kararır. Oradan da başka bir menzile intikal edersiniz. İnsanları şid­detli bir karanlık bürür. Sonra insanlara ışık dağıtılır. Mümine ışık verilir ama kâfire ve münafıka verilmez. Onlar hakkında Cenab-ı Allah kendi kita­bında şu örneği vermektedir:Allah’ın nûr vermediği kimsenin nûr olmaz.” (Nûr, 22/40) Kör adamın, gören adamın gözü ile kendi çevresini görmesi nasıl mümkün değilse, aynı şekilde kâfir ve münafık ta müminin nûr ve ışığından yararlanamaz. Münafıkların, inanmışlara “Bizi de gözetin; ışığınızdan fayda­lanalım.” dedikleri gün, onlara: “Ardınıza dönün de ışık arayın” denir.”

Bu, Cenab-ı Allah’ın münafıklara yaptığı bir aldatmacadır. Zira yüce Allah buyurmuş ki: Yazının devamını oku »

Posted in Ölüm Ve Ötesi - İbni Kesir, Cennet & Cehennem, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Yorumlar | 1 Comment »

Ölüm’ün ölmesi.

Posted by Site - Yönetici Temmuz 25, 2010

olumun-olmesi-cennetcehennemparadice-and-hell-sirat-koprusumizan-nedircennetcehennemhellparadice

Ölüm’ün ölmesi.

Günahkârlar cehennemden çıkarılıp da orada kâfirlerden başka kimse kalmadığında, kâfirler orada ne ölür ne de dirilirler. Nitekim yüce Allah bu­yurmuş ki: “O gün oradan çıkarılmazlar.” (Câsiye, 45/24)

Oradan çıkıp sapacakları başka bir yer yoktur. Aksine orada temelli ka­lıcıdırlar onlar. Kur’ân’ın cehennemde hapsettiği kimselerdir onlar. Orada te­melli kalmalarına hükmettiği kimselerdir onlar.

Nitekim Yüce Allah buyurmuş ki: “Allah’a ve peygamberine kim karşı gelirse ona, içinde sonsuz ve temelli kalınacak cehennem ateşi vardır. Sonun­da, kendilerine söz verileni gördükleri zaman, kimin yardımcısının daha güç­süz ve sayısının daha az olduğunu bileceklerdir.” (Cin, 72/23-24)

Allah şüphesiz, inkarcılara lanet etmiş ve onlaraiçinde sonsuz olarak temelli kalacaklarıçılgın alevli cehennemi hazırlamışızdır. Onlar bir dost ve yardımcı bulamazlar.” (Ahzâb, 33/64-65)

İnkâr edenleri ve zâlimleri Allah şüphesiz bağışlamaz. Onları içinde te­melli ve ebediyyen kalacakları cehennem yolundan başka bir yola eriştirmez. Bu, Allah’a kolaydır.” (Nisa, 4/168-169)

Bu üç ayetle, kâfirlerin cehennemde temelli kalacaklarına dâir hüküm vardır. Ama Kur’ân-ı Kerîm’de şu âyetler de vardır. Bunlara ne diyeceksiniz:

Cehennem, Allah’ın dilemesine bağlı olarak, temelli kalacağınız durağınızdır” der.” (En’âm, 6/128)

Bedbaht olanlar cehennemdedirler. Onlar orada âh edip inlerler. Rabbinin dilemesi bir yana, gökler ve yer durdukça, orada temelli kalacaklardır. Rabbin, şüphesiz, her istediğini yapar.” (Hûd, il/106-107)

İbn Cerir ve diğer tefsirciler bu âyet üzerinde uzun uzadıya açıklamalar­da bulunmuşlardır. Bu hususta sahabilerden garip eserler ve tuhaf haberler de nakledimiştir. Burası bu hususta açıklama yapmanın yeri değildir. Başka bir yerde buna değineceğiz. Allah çok daha bilen ve hikmet sahibi olandır.

İmam Ahmed b. Hanbel… İbn Ömer’den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Cennetikler cennete, cehennemlikler de cehenneme girdiklerinde ölüm getirilip cennetle cehennem arasındaki bir yerde durdurulur; sonra da boğaz­lanır. Ardı sıra bir ünleyici: Ey Cennetlikler! Ebedîlik var, ölüm yok. Ey ce­hennemlikler! Ebedîlik var, ölüm yok.” diye seslenir. Bunun üzerine cennet­liklerin sevincine sevinç; cehennemliklerin üzüntüsüne de üzüntü eklenir.

Buharı… Ebû Hüreyre’den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle bu­yurmuştur:

Ölüm, alaca bir koç suretinde getirilip cennetle cehennem arası bir yerde durdurulur.Ey Cennetlikler!..” denilir. Cennettekiler, boyunlarını uzatıp bakarlar. SonraEy Cehennemlikler!..denilir. Onlar da boyunlarını uzatıp bakarlar ve düzlüğe kavuşma vaktinin geldiğini görürler. (Koç suretine bü­rünmüş olan) ölüm boğazlanır veEbedilik var, ölüm yokdenir...”

İmam Ahmed b. Hanbel… Ebû Hüreyre’den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Ölüm kıyamet gününde getirilip sırat köprüsünün üzerinde durdurulur veEy Cennet halkı!..” diye seslenilir. Onlar da içinde bulundukları mekân­dan çıkarılacakları endişesiye korkarak boyunlarını uzatıp bakarlar. Onlara: Şunu tanıyor musunuz?denilir. Onlarda: “Evet ey Rabbimiz. Bu ölümdürderler. SonraEy Cehennem halkı!..diye seslenilir. Onlar da içinde bulun­dukları mekândan çıkarılacakları ümidiyle sevinerek boyunlarını uzatıp ba­karlar. Onlara:Şunu tanıyor musunuz?denilir. Onlar da:Evet, bu ölüm­dürderler. Sonra emir? verilir ve ölüm, sırat köprüsü üzerinde boğazlanır. Sonra da her iki fırkaya:İçinde bulunduğunuz yerde temelli kalacaksınız. Artık size ebediyyen ölüm yoktur.denilir. Bu hadisin senedi kuvvetli olup Sahihin sıhhat şartına uygundur.

Hafız Ebubekir el-Bezzar… Enes’ten rivayet etti ki; Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Ölüm, kıyamet gününde getirilip cennetle cehennem arası bir yerde durdurularak boğazlanır. Ardı sıra, “Ey Cennet halkı! Size ebedilik var, ölüm yok. Ey Cehennem halkı! Size de ebedilik var, ölüm yok” denir.

Kaynak : Ölüm ve Ötesi – İbni Kesir

..

Posted in Ölüm - Ecel, Ölüm Ve Ötesi - İbni Kesir, Cennet & Cehennem, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Yorumlar | 1 Comment »

Cennete Girecek İlk Üç Kişi İle Cehenneme Girecek İlk Üç Kiş

Posted by Site - Yönetici Haziran 21, 2010

Cennete Girecek İlk Üç Kişi İle Cehenneme Girecek İlk Üç Kiş

Cennete Girecek İlk Üç Kişi İle Cehenneme Girecek İlk Üç Kiş

Cennete Girecek İlk Üç Kişi İle Cehenneme Girecek İlk Üç Kişi:

İmam Ahmed b. Hanbel… Ebû Hüreyre’den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Cennete girecek ilk üç kişi ile cehenneme girecek ilk üç kişi bana arze-dildi. Cennete girecek ilk üç kişi şunlardır: Şehid. Dünya köleliği kendisini Rabbine taatte bulunmaktan alıkoymayan köle. Çoluk çocuk sahibi olan (di­lenmekten utanan) iffetli fakir. Cehenneme girecek ilk üç kişi de şunlardır: (Halkına) musallat olan emir. Malındaki Allah hakkını ödemeyen servet sa­hibi. Böbürlenen fakir.

Sahih-i Müslim’de İyaz b. Muharhmed el-Mücaşiî’den rivayet olundu­ğuna göre Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Cennet ehli şu üç kişidir: Sadaka veren, adaletli, başarılı sultan. Tüm yakınlarına karşı kalbi merhametli olan adam. Çoluk çocuk sahibi, dilenme­yen, iffetli müslüman. Cehennem ehli de şu beş kişidir: Her hususta size uyan, mal ve aile talebinde bulunmayan, yakışıksız işlerde bulunmasını en­gel olucu aklı olmayan zayıf (iradeli) kimse. Tamahkârlığı gizli olmayan, az bir şey için dahi hıyanette bulunan hâin kimse. (Geceleyin) sabaha varma­dan, (gündüzleyin de) akşama ermeden ailende veya malında sana mutlaka tuzak kuran adam. Cimri (ya da yalancı) adam. Hayadan uzak olan çok utan­maz adam.

Buharı ve Müslim’in sahihlerinde… Harise b. Vehb’den rivayet olundu ki; Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Size cennetlikleri haber vereyim mi? (Onlar, şu kimselerdir): Horlanan her zayıf kimse ki, Allah’a yemin verse, Allah onun yemininin gereğini mut­laka yerine getirir. Cehennemlikleri size haber vereyim mi? (Onlar da şu kimselerdir): Her kaba tabiatlı, büyüklük taslayan mütekebbir kimse.

İmam Ahmed b. Hanbel… Abdullah b. Amr’dan rivayet etti ki; Rasûlul-lah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Cehennemlikler; kötü huylu, kaba tabiatlı, büyüklük taslayan, mal top­layan, iyiliği meneden kimselerdir. Cennetliklerse zayıf ve mağluplardır.

Taberanî… İbn Abbas’tan rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyur­muştur:

Cennetlik kişi o kimsedir ki; Allah, kulağım hakkında halkın hayırlı övgüleriyle doldurmuştur. Kendisi de hayırla yâd edildiğini işitir. Cehen­nemlik olan da, kendi kulakları, halkın hakkındaki kötü anmalarıyla duyan ve bunu bizzat işiten kimsedir.

Kadı Ebû Ubeyd Ali b. Hüseyin… İbn Abbas’tan rivayet etti ki; Peygam­ber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Cennete girecek adamlarınızı size haber vereyim: Peygamber cennette­dir. Sıddık cennettedir. Şehid cennettedir. Şehrin en uç noktasındaki kardeşi­ni sırf Allah rızası için ziyaret eden adam cennettedir. Cennetlik kadınlarınız da şunlardır: Şefkati doğurgan, kocası kendisine darıldığında gelip elini ko­casının üzerine koyan. Sonra da: ‘Sen benden hoşnud olmadıkça Allah’a ye­min ederim ki, uykuyu tadmayacağım’ diyen kadındır.

Önceki kısımlarda geçen sahih hadislerden birinde Rasûlullah (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu görmüştük:

Cennete baktım. Oradakilerin çoğunun fakirler olduğunu gördüm. Ce­henneme baktım. Oradakilerin çoğunun zenginler olduğunu gördüm.”

Kaynak – Ölüm ve Ötesi – İbni Kesir

..

Posted in Ölüm Ve Ötesi - İbni Kesir, Cennet & Cehennem, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

Cehennemden Çıkıp Cennete Girecek İlk Kimseler

Posted by Site - Yönetici Haziran 1, 2010

Cehennemden Çıkıp Cennete Girecek İlk Kimseler

Cehennemden Çıkıp Cennete Girecek İlk Kimseler

Cehennemden Çıkıp Cennete Girecek İlk Kimseler:

Sahih-i Müslim’de… Ebû Hüreyre’den rivayet olundu ki; bazı kimseler Rasûlullah (s.a.v.)’e şöyle demişlerdir:

Ey Allahın Rasülü! Kıyamet gününde Rabbimizi görür müyüz?

-— Dolunay olduğu gecede ayı görürken bir sıkışıklığa düşer misiniz?

Hayır ya Rasulallah.

— Berisinde bir bulut olmadığında güneşi görmekte bir sıkışıklığa dü­şer misiniz?

— Hayır.

— Şüphesiz siz Allah’ı işte böyle göreceksiniz. Allah, kıyamet gününde insanları toplayacak ve: “Kim neye tapiyorduysa şimdi de ona tabi olsun” der. Bunun üzerine, güneşe tapanlar güneşe; aya tapanlar aya; tağutlara ta­panlar tağutlara tabi olurlar. Aralarında münafıkları da olmak üzere bu üm­met (haşir yerinde) kalır. Derken Cenab-ı Allah onlara, daha önceden tanı­madıkları bir surette gelir. “Ben sizin Rabbinizim” der. Onlar da: “Senden Allah’a sığınırız. Rabbimiz yanımıza gelinceye dek biz buradan ayrılmaya­cağız. Rabbimiz gelince biz O’nu tanırız.” derler. Cenab-ı Allah, tanıdıkları bir surette onlara gelir  ve “Ben Rabbinizim“der. Onlar da: “Evet, sen Rabbimizsin” der ve O’na tabi olurlar. Sırat köprüsü, cehennemin iki yaka­sının üzerine kurulur. Oradan ilk olarak ben ve ümmetim geçeriz. O gün pey-gamberlerden başkası konuşmaz. O gün peygamberler: “Allahım! Selâmet ver, selâmet ver.” diye duâ ederler. Cehennemde deve dikenini andıran kan­calar vardır. Siz deve dikenini gördünüz mü hiç?” Sahabiler: Evet, ya Rasu­lallah, diye cevap verince Rasûlullah (s.a.v.), sözünü şöyle sürdürdü: “İşte o kancalar deve dikeni gibidir. Yalnız ne kadar büyük olduklarını ancak Allah bilir. Amelleri sebebiyle insanlar kapılıp götürülürler. Kimi ameli sebebiyle heiâk olur; kimi ceza görür. Cenab-ı Allah kullar arasında yargılama işini tamamlayıpta cehennemliklerden bazılarını kendi rahmetiyle ateşten çıkarmak istediğinde; cehennemliklerden lâilahe diyenlerden, rahmetine mazhar kıl­mak istediklerinden ve Allah’a hiç bir şeyi ortak koşmayanlardan bazı kim­seleri ateşten çıkarmaları için meleklere emir verir. Melekler cehennemde onları secde izlerinden tanırlar. Ateş, Âdemoğlunun her tarafını yakar, secde yaparken yere gelen organlarını yakmaz. Melekler onları yanmış vaziyette cehennemden çıkarırlar. Üzerlerine hayat suyu dökülür. Bu nedenle onlar sel artığı köpüklerde yeşeren bitkiler gibi bitip yeşerirler.

Cenab-ı Allah, kullar arasında yargılama işini tamamlar. Bir adam, yü­zü cehenneme yönelik olarak kalır. O, cehennemliklerin cennete en son gire­ni olacaktır. “Ya Rab! Yüzümü ateşten başka tarafa çevir. Kokusu beni ra­hatsız etti. Alevi beni yaktı.” der. Allah’ın dilediği şekilde Allah’a duâ eder. Sonra Allah ona: “Bu isteğini yerine getirirsem, benden başka bir istekte bu­lunmayacağından emin misin?” sorar. O da: “Senden başka bir istekte bulun­mayacağım.” der ve Rabbine, dilediği söz ve teminatları verir. Rabbi de onun yüzünü cehennemden başka tarafa çevirir. Cennet tarafına dönüp cenneti gö­rünce, Allahın dilediği kadar bir süre susar. Sonra “Ya Rab! Beni cennetin kapısına götür” der. Allah’ta ona şu karşılığı verir: “Sana verdiğimden başka bir şeyi benden istemeyeceğine dair bana söz ve teminatlar vermemiş miy­din? Yazıklar olsun sana ey Âdemoğlu! Sen ne kadar dönekmişsin!” Yine “Ey Rabbim! ” deyip duaya başlar. Nihayet Cenab-ı Allah ona: “Bunu sana verdiğim takdirde benden başka bir istekte bulunmayacağından emin misin?” diye sorar. O da: “Senin onur ve üstünlüğüne yemin ederim ki artık senden başka bir istekte bulunmayacağım.” der. Rabbine, dilediği söz ve teminatları verir. Rabbi de onu cennetin kapısına getirir. Cennetin kapısında durup ta cennet açılıp genişeyerek ona görünür ve o da cennetteki hayırları ve sevin­dirici şeyleri görünce, Allah’ın dilediği kadar bir süre susar. Sonra: “Ya Rab! Beni cennete koy.” der. Cenab-ı Allah ona: “Sana verdiğimden başka bir şe­yi benden istemeyeceğine dâir bana söz ve teminatlar vermemiş miydin?” di­ye sorar. O da: “Ey Rabbim! Senin en bahtsız kulun ben olmıyayım.” der ve Allah’a duâ etmeye devam eder. Nihayet Allah güler ve ona: “Cennete gir” der. O da cennete girer. Sonra Allah ona: “Dilekte bulun.“der. O da bazı di­lek ve isteklerde bulunur. Öyleki Allah ona “Şunu da, şunu da iste” der. Ar­tık dileyeceği bir şey kalmayınca Allah ona şöyle der: “Dileğin bir kat fazla­sıyla sana verildi.” Bu hadisin râvilerinden Ata b. Yezid dedi ki: Ebû Saîd el-Hudrî, bu hadisi bize nakletmekte olduğu esnada Ebû Hüreyre’nin yanında duruyordu. Ebû Hüreyre’nin söylediklerine itiraz etmiyordu. Ebû Hüreyre: “Allah o adama: ‘Dileğin bir kat fazlasıyla sana verildi’ der” deyince, Ebû Saîd: “Ey Ebû Hüreyre! O adama dileği on kat fazlasıyla verildi” dedi. Ebû Hüreyre ise: Ben “Dileğin bir kat fazlasıyla sana verildi” şeklinde ezberle­miştim bu hadisi, dedi. Ebû Saîd de: “Tanıklık ederim ki ben bu hadisi, Ra­sûlullah (s.a.v.)’den şu şekilde ezberlemişim:Dileğin on kat fazlasıyla sana verildi.” Sözün sonunu Ebû Hüreyre şöyle bağladı: “İşte o adam, cennetlik­lerin, cennete en son girecek olanıdır.

Bu hadisin bazı varyantlarında şu ifadelere rastlanmaktadır: “O adam cehennemden cennetin kapısına ancak üç aşamada ulaşabilir. Her aşamada bir ağacın altında oturur. O ağaçlardan her bir öncekinden daha güzeldir.”

Buharî… Abdullah b. Mes’ud’dan rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöy­le buyurmuştur:

Doğrusu ben cehennemliklerin ateşten en son çıkacak olanını, cennetliklerin de cennete en son girecek olanını çok iyi biliyorum. Adamın biri sü­rünerek cehennemden çıkar, Cenab-ı Allah ona:Git, cennete girder. Adam cennete gelir; oranın dolu olduğu hayalen kendisine görünür ve geri dönüp:Ya Rab! Cennetin dolu olduğunu gördüm” der. Cenab-ı Allah ona: “Git, cennete gir. Sana dünya ve on kat fazlası kadar yer verildi.” der. Adam da şöyle der: “Sen bir hükümdar olduğun halde benimle alay mı ediyorsun (ve­ya bana gülüyor musun?!.” Ravi diyor ki: Böyle dediği esnada Rasûlullah (s.a.v.)’in, azı dişleri görünecek kadar güldüğünü gördüm.” İşte o adam, cen­netliklerin en düşük derecelisidir, deniyordu.”

Müslim… Ebû Zer’den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyur­muştur:

Doğrusu ben, cennetliklerin cennete en son girecek olanını ve cehen­nemliklerin de cehennemden en son çıkacak olanım çok iyi biliyorum. Kıya­met gününde bir adam (hesap yerine) getirilir. Kendisine:Falan günde fa­lan ve falanca işi yaptım. Falan günde şöyle ve şöyle bir şey yaptın mı?” di­ye sorulur. O da inkâr edemeyip “Evet…” der. O, büyük günahlarının kendi­sine gösterilmesinden korkar. Kendisine: “Her kötülüğünün yerine sana bir iyilik yazılmıştır” denir. O da: “Ya Rab! İşlediğim bazı fiilleri şurada (amel defterinde) göremiyorum! “der.” Râvi diyor ki: Böyle dediği esnada Rasûlul­lah (s.a.v.)’in, azı dişleri görününceye kadar güldüğünü gördüm.”

Taberanî… Ebû Ümame’den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle bu­yurmuştur:

Cennete en son girecek olan adam, sırat köprüsü üzerinde babasından dayak yiyen çocuk gibi debelenen ve kaçmak isteyen ama kaçmasına ameli engel olan kimsedir. Ya Rab! Beni cennete kavuştur ve cehennemden kur­tar” der. Cenab-ı Allah da ona şöyle der: “Ey kulum! Seni cehennemden kur­tarıp cennete koyarsam suçlarım ve günahlarını bana itiraf eder misin?” Kul: “Evet ey Rabbim. Senin izzetine yemin ederim ki; eğer beni cehennemden kurtarırsan, suçlarımı ve günahlarımı sana mutlaka itiraf ederim.” der. Köp­rüyü geçer. Kendi kendine: “Eğer suçlarımı ve günahlarımı itiraf edersem Allah beni mutlaka cehenneme geri gönderir” der. Allah’ta ona: “Suçlarını ve günahlarım itiraf etki senin için onları affedeyim ve seni cennete koya­yım” diye vahyeder. Kul: “Hayır, izzet ve üstünlüğüne yemin ederim ki; ben asla suç işlemedim ve hiç mi hiç günaha girmedim” der. Cenab-ı Allah, ona:Ey kulum! Sana karşı benim ispatlayıcı kanıtım vardır.” diye vahyeder. Kul: “Ya Rab! Kanıtını bana göster” der. Cenab-ı Allah da cildini konuşturarak günahlarını itiraf ettirir. Kul bu durumu görünce: “Ya Rab! Senin onuruna yemin ederim ki; benim büyük günaharım vardır.” der. Cenab-ı Allah ona: “Ben bunu senden daha iyi biliyorum. Bu günahlarını itiraf et de seni affede­yim ve cennete koyayım.” diye vahyeder. Kul, günahlarını itiraf eder, Al­lah’ta onu cennete koyar.”

Böyle derken Rasûlullah (s.a.v.), azı dişleri görününceye kadar güldü ve şöyle buyurdu: “Bu adam, cennetliklerin en küçük mertebelisidir. Ondan üst dereceli olanların durumu nasıldır? (Varın siz düşünün).”

İmam Ahmed b. Hanbel. Enes b. Mâlik’ten rivayet etti ki; Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Doğrusu cehennemde bir kul bin yıl müddetle Ya Hannân, ya Men-nan!‘ (Ey şefkati bol, ey lutfu ve nimeti bol Allahım!..) diye seslenir, Yüce Allah, Cibril’e: “Git, şu kulumu bana getir” der. Cibril gider, cehennemlik­lerin yüzü üstü yere kapanıp ağlamakta olduklarını görür; Rabbine dönüp du­rumu O’na haber verir. Cenab-ı Allah: “Onu bana getir. O, şöyle ve şöyle bir yerdedir.” der. Cibril onu getirir. Rabbinin durdurmasını emrettiği yerde dur­durur. Cenab-ı Allah ona: “Ey kulum! Mekânını ve istirahatgâhmı nasıl bul­dun?” diye sorar. Kul da: “Mekânım çok fena bir mekân; istirahatgahım da çok kötü bir istirahatgahtır” der. Cenab-ı Allah: “Onu geri (cehenneme) gö­türün!” deyince kul: “Beni cehennemden çıkardığında tekrar cehenneme göndereceğini senden ummamıştım” der. Bunun üzerine Cenab-ı Allah: “Kulumu rahat bırakındiye emir verir.”

İmam Ahmed b. Hanbel… Enes b. Mâlik’ten rivayet etti ki; Rasûlullah (s.av.) şöyle buyurmuştur:

Dört kişi (Sabit’in ifadesine göre iki kişi) cehennemden çıkarılıp Al­lah’ın huzuruna götürülürler. Sonra tekrar cehenneme gönderilmeleri emre­dilince onlardan biri dönüp:Ya Rab! Beni cehennemden çıkardığında tek­rar geri göndereceğini ummamıştım” der. Böyle demesi üzerine Cenab-ı Al­lah onu cehennemden kurtarır.”

Abdullah b. Mübarek… Ebû Hüreyre’den rivayet etti ki; Rasûlulah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Cehenneme girenlerden iki kişinin çığlıkları şiddetlenir. Şanı yüce Rab: “Bunları cehennemden çıkarın” diye emreder. Çıkarılırar. Sânı yüce Rab, onlara: “Çığlığınız neden şiddetlendi?” diye sorar. Onlar: “Bize merha­met edesin diye böyle yaptık” deyince Aziz ve Celil olan Allah: “Rahmetim size şu şekilde tecelli edecektir: Cehenneme gideceksiniz!” der. Cehenneme gidince onlardan biri kendini cehenneme atar. Ama Cenab-ı Allah ateşi ona serin ve selâmet kılar. Diğeri ise kendini cehenneme atmaz. Cenab-ı Allah ona: “Seninde kendini arkadaşın gibi ateşe atmana engel olan nedir?” diye sorar. O da şu cevabı verir: “Ey Rabbim! Beni cehennemden çıkardıktan son­ra tekrar oraya göndermeyeceğini ummuştum.” Yüce Rab: “Umduğun sana verilecektir” der ve her ikisi de Aziz ve Celil olan Allah’ın rahmetiye cenne­te girerler.”

Bilâl b. Sa’d, hutbesinde bunun devamını şöyle getirir;

“… Doğrusu Cenab-ı Allah onlara, cehenneme geri dönmelerini emretti­ğinde onlardan biri, zincir ve prangalarına gidip onları açar. Diğeri duraksar. Cenab-ı Allah, ilkine: “Neden böyle yaptın?” diye sorunca şu cevabı verir: “Sana isyan edişimizin vebalinden korkarak kendimi acıklı azaba attım ki, senin gazabına ikinci maruz kalmıyayım.” Diğeri de şu cevâbı verir: “Beni cehennemden çıkardığında oraya tekrar göndermeyeceğine dair hüsnü zan-nım beni böyle davranmaya sevketti.Cenab-ı Allah onlara merhamet eder ve ikisini de cennete koyar.”

Kaynak : Ölüm ve Ötesi – İbni Kesir

..

Posted in Ölüm Ve Ötesi - İbni Kesir, Cennet & Cehennem, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Yorumlar | 1 Comment »

Cehennemliklerin Ağlaması.

Posted by Site - Yönetici Mayıs 22, 2010

Cehennemliklerin Ağlaması.

Cehennemliklerin Ağlaması.

Cehennemliklerin Ağlaması:

Allah Azze ve Celle bizi ondan kurtarsın.

Ebû Ya’lâ el-MavsıIî… Enes b. Mâlik’ten (r.a.) rivayet ettiğine göre Re-sûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

Ey insanlar! Ağlayınız; ağlayamazsanız ağlar gibi görününüz. Çünkü cehennemlikler, cehennemde, gözyaşları yanaklarından iplikler gibi akıncaya kadar ağlarlar; nihayet gözyaşları kesilir, gözleri gemilerin yüzebileceği büyüklükte oyuklara dönüşür.

İbn Mâce… Zeyd b. Refî’den merfu olarak, şöyle dediğini rivayet edi­yor:

Cehennemlikler ateşe girdiklerinde bir zaman göz yaşı akıtarak ağlar­lar. Ondan sonra bir zamanda gözlerinden irin akıtarak ağlarlar. Cehennem nöbetçileri onlara:Ey bahtsızlar topluluğu! Sakinlerine merhamet edilen bir diyarda, yani dünyada ağlamadınız. Şimdi medet dileyecek birini bulabilecek misiniz bakalım?” derler. Onlar da yüksek sesle şöyle derler: “Ey cennetlik­ler! Ey babalar, analar ve evlat topluluğu! Mezarlardan susamış olarak çıktık. Mahşerde uzun süre susuz bekledik. Bu günde susamış haldeyiz. Bize bi­raz su ya da Allah’ın size rızık olarak bahşettiği şeylerden birazını gönderin.” Kırk sene müddetle kendi hallerine bırakılırlar. Onlara hiç kimse cevap ver­mez. Sonra onlara: “Siz bekleyeceksiniz” denilir ve onlar her hayırdan ümit keserler.” Nitekim yüce Allah buyurmuş ki:Ateş onların yüzlerini yalar. Dişleri sırıtıp kalır.

İmamı Ahmed b. Hanbel… Ebû Saîd’den rivayet etti ki; Peygamber (s.a.v.), “Dişleri sırıtıp kalır.” mealindeki âyeti okuduktan sonra şöyle buyur­du:

Adamın yüzünü ateş yakar, üst dudağı büzülür, başının tepesine kadar ekilir; alt dudağı da sarkıp göbeğine kadar uzanır.

Tirmizî de bu hadisi… Mübarek’ten rivayet etmiştir. Hasen ise bunun sa­hih ve garib olduğunu söylemiştir.

İbn Merdeveyh… Ebû Derdâ’dan rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.), “Ateş onların yüzlerini yalar” âyetiyle ilgili olarak şöyle buyurmuştur:

Ateş onların yüzlerini öyle bir yalar ki, (vücutlarının) etleri topukları­na akar!

Kaynak : Ölüm ve Ötesi – İbni Kesir

..

Posted in Ölüm Ve Ötesi - İbni Kesir, Bunları Biliyormuydunuz, Cennet & Cehennem, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Yorumlar | 1 Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: