Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Yûsuf bin Esbât (r.h.) Kimdir ?

Posted by Site - Yönetici Ekim 20, 2017

Yûsuf bin Esbât (r.h.) Kimdir ?

Asıl ismi Yûsuf bin Esbât bin Vâsıl eş-Şeybânî, el-Kûfî’dir. Künyesi Ebû Muhammed’dir. Haleb ile Antakya arasında bir köyde doğdu. Antakya’da yaşadı.
İyi bir tahsil gördü.
Hadis, fıkıh ve kıraat âlimiydi.
Âmir bin Şüreyh, Süfyân-ı Sevrî, Yâsîn ez-Zeyyât gibi zâtlardan hadîs-i şerif rivayet etti. Hadîs-i şerif ilminde sika, güvenilir bir zât olup, zamanının en üstünlerindendir.

Haram ve şüphelilerden çok sakınır, çok ibâdet ederdi. Kendi hâlinde yaşar, hâlini belli etmezdi. Kalbinde dünyâ sevgisine yer yoktu. Nefsinin isteklerine hiç uymaz, her an Allahü Teâlâyı hatırlardı.

Helâlden lokma bulabilirse yer, bulamazsa sabrederdi. “Allahü teâlânın rızâsının onda dokuzu helâl rızıktadır.” buyururdu.

Dokumacılık yaparak nafakasını temin etmeye çalışırdı.
Dünyâ malına ve lezzetlerine hiç iltifat etmezdi.

Kırk sene müddetle iki gömlekle idare etti. Birini yıkar, diğerini giyerdi. Âhiretteki sonsuz nimetleri terk edip de, dünyânın geçici, yalancı ve aldatıcı zevklerini tercih edenlerin zavallılıklarını, gafletlerini ve yakalandıkları bu hastalığın tehlikesini bildirmek için, hazret-i Ali’nin; “Dünyâ çöplük gibidir. Kim ona tâlib olursa sıkıntılarına katlanmaya hazır olsun.” sözünü sık sık tekrar ederdi.

Hastalandığında kendisinin haberi olmadan, sultanın doktorlarından birini çağırdılar. Doktor muayene edip gideceği zaman, Yûsuf bin Esbât oradakilere sordu:
-“Doktor muayene ettiği hastalardan, âdet olarak ne alır?” Onlar da; Altın alır.” dediler. Bir kese çıkardı ve;
Bunu ona veriniz.” diyerek yanındakilere uzattı. Baktılar, kesenin içinde on beş altın var.
Bu çok fazladır.” dediler. Bunun üzerine, -“Olsun, ona verin. Böyle yapmaktaki maksadım, fakirlerin, sultandan daha mürüvvetli
olduğunu bildirmektir” buyurdu.

Yûsuf bin Esbât hazretlerine sordular: “Zühdün gayesi nedir?” diye soruldu. O da;
Sana ihsan olunan nîmete şımarmamak, nasîb olmayan şeye de (niye nasîb olmadı) diye üzülmemektir.” buyurdu.

Tevâzuun gayesi nedir?” diye sordular. “Evinden çıktığın zaman karşılaştığın herkesi kendinden üstün bilmendir” buyurdu.

Yusuf bin Esbât hazretleri, 810 (H. 195) de vefat etti. 811’de vefat ettiği de rivayet edilmiştir.

Musannif hazretlerinin Süfyân buyurdukları zat. Meşhur Süfyân-ı Sevrî (k.s.) hazretleridir. Zira, Yusuf bin Esbât hazretleri, Süfyân-ı Sevrî hazretlerinin talebesiydi. Ondan ders alıyordu.

Kaynak : Mütercim. İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri :8/581-582.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

 
%d blogcu bunu beğendi: