Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for Ekim 2017

Evliya Çelebi Nasreddin Hoca Türbesi`nde Yaşadığı Olay Neydi ?

Posted by Site - Yönetici Ekim 31, 2017

Evliya Çelebi Nasreddin Hoca Türbesi`nde Yaşadığı Olay Neydi ?

Evliya Çelebi, Nasreddin Hoca’nın türbesini ziyaretini Seyahatnamesinde şöyle anlatır:

Nasreddin Hoca, Akşehir’de dört tarafı parmaklıklı ve üzeri kubbeli türbesinde medfundur.

Gece yarısı göç boruları çalınıp bütün yükler giderken ben de hizmetçilerimi gönderdim. Bir kölemle gece yarısı şehirden dışarı çıktım.

“Her kim Hoca Nasreddin’i ziyâret ederse bazı latifelerini hatırlayıp elbette güler.” diye düşündüm.

“Anayolun sol tarafında mezarlığa doğru mübarek kabrine at ile vardım ve:

– Esselâmü aleyküm ey kabir ehli! dedim.

Hemen Hoca Nasreddin Türbesinden:

– Ve aleykümselam ey himmetli can, diye ses geldi.

Atım ürktü, iki ayak üzere kalkıp fırlayarak mezarlık içinde şahlandı. Bir ayağı bir kabre girdi, güçlükle zaptettim. Hemen yine Hoca Türbesi’nden:

– Ağa sadakanızı verin de güle güle gidin, diye seslenildi.

Meğer türbedar imiş.

– Bire adam, ben kabir ehline selâm verdim. Sen dünya ehli iken niçin selâm aldın, dedim. Birkaç akçe sadaka verdim. O da:

– Var yardımcın Allah ola! diye duâ etti.

Bazan bunu hatırlar ve gülerim.

Kaynak : Yedikıta Tarih ve Kültür Dergisi

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Mizah, Nasreddin Hoca, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , | Leave a Comment »

Musâfaha Ve Tebessüm Günahları Döker…

Posted by Site - Yönetici Ekim 30, 2017

Musâfaha Ve Tebessüm Günahları Döker…

Ebû Dâvud (r.a.) anlatıyor: Berâ bin Âzib (radıyallâhü anh) ile karşılaştım. Elimden tutup benimle musafaha yaptı ve bana tebessüm etti. Sonra da:

“Senin elini niçin tuttum, biliyor musun?” dedi.

“Hayır, bilmiyorum. Fakat bu yaptığında bir hayır olduğunu düşünüyorum.” dedim. Dedi ki:

Bir gün Peygamber Efendimizle (s.a.v.) karşılaştım. Benim sana yaptığım gibi musafaha yapıp tebessüm etti. Sonra da “Niçin böyle yaptım biliyor musun?” diye sordu. Ben “Bilmiyorum” deyince Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdular:

İki Müslüman birbiriyle karşılaşıp, sadece Allâhü Teâlâ’nın rızası için musâfaha yaptıkları ve birbirine tebessüm ettikleri zaman günahları bağışlanmış olarak birbirinden ayrılırlar.”

(Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr)
.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Hadis-i Şerifler, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Hayattakilerin Hediyeleri Ölülere Ulaşır..

Posted by Site - Yönetici Ekim 29, 2017

Hayattakilerin Hediyeleri Ölülere Ulaşır..

Resûlullah Efendimiz Muhammed Mustafa (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Muhakkak Allâhü Teâlâ, yeryüzündekilerin duâsından dolayı kabirdekilere dağlar kadar rahmet verir. Dirilerin ölülere hediyeleri, onlar için istiğfar ve sadakadır.”
(Hadîs-i Şerîf, Kenzü’l-Ummâl)

Bir mü’minin, namaz, oruç, hac, sadaka ve Kur’ân-ı Kerîm okumak gibi hayırlı amellerin sevâbını başkasına bağışlaması câizdir. Nitekim Sahîh-i Buhârî ve Sahîh-i Müslim’de rivâyet olunduğuna göre: “Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) biri kendisi, diğeri de ümmeti nâmına olmak üzere büyük boynuzlu ve çok güzel iki koç kurban etmişlerdir” Yani bir kurbanın sevâbını ümmetine bağışlamışlardır.

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: “Ölü, kabrinde boğulmakta olan kimse gibidir; oğlundan yahut kardeşinden yahut bir dostundan gelecek bir duâyı bekler durur. Kendisine bir duâ ulaştığında bu ona dünyâ ve içindekilerden daha sevgili olur.”

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: “Bir kimse kabristandan geçip de Kul hüvallâhü ehad sûresini on bir defa okur, sonra onun sevabını oradaki ölülere bağışlarsa, bu kimseye (kabristandaki) ölüler adedince sevap verilir.” (Dârekutnî)

Ebû Hüreyre (radıyallâhü anh) buyurdu: Bir adam ölür geride bir evlad bırakır. (Kabirde) onun derecesi yükseltilir Adam: Yâ Rabbi, bu neredendir, diye sorar. “Evladının senin için ettiği istiğfardandır” buyurulur. Bundan mü’minlere olan istiğfârların fâide verdiği anlaşılır.

“Muhacirler ve Ensar’dan sonra gelen müminler, derler ki: ‘Ey Rabbimiz! Bizlere ve önden îman ile bizi geçmiş olan kardeşlerimize mağfiret buyur (bağışla)” (Haşir s., 10.) âyet-i celîlesi duânın fayda verdiğine delildir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) kıyâmet gününde, mahşerde ilk şefâat edecek ve şefâati ilk kabul edilecek olandır Mü’minlerin günahkârları, Resûlullâh’ın şefâatinden fayda göreceklerdir.

Âlimlerimiz ittifâk etmişlerdir ki: Bir mü’min başına gelen hastalıklar ve sıkıntılar sebebiyle sevap kazanır. Hatta ayağına batan bir dikenden dolayı makâmı bir derece yükseltilir, bir günahı silinir.

Hâsılı, işlediği amelin (hayır yahut şerrin) karşılığını aldıktan sonra, insana kendi çalışması ve kazancından başka dünyada ve âhirette nice rahmet ve ilâhî ihsânlar verileceğinde şüphe yoktur.

(Medhu’s-Sa‘yi ve Zemmü’l-Betâleti, İbn-i Kemal Paşa)

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kabir Hakkında Herşey, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Resûlullâh’ın (s.a.v.) Çok Okuduğu Duâ ..

Posted by Site - Yönetici Ekim 28, 2017

Resûlullâh’ın (s.a.v.) Çok Okuduğu Duâ ..

Şehr bin Havşeb (r.a.), Ümmü Seleme (radıyallâhü anhâ) vâlidemize sordu:

“Ey mü’minlerin annesi, senin yanında iken Resûlullâh’ın (s.a.v.) en çok okuduğu duâ ne idi?” Şöyle buyurdu:

Yâ mukallibel-kulûb sebbit kalbî alâ dînike’ idi.”
(Tercümesi: Ey kalpleri çeviren Rabbim, kalbimi dînin ve tâatin üzerinde sâbit kıl.) Ben:

“Yâ Resûlallah bu duâ’yı ne çok okuyorsunuz?” dedim de şöyle buyurdu:

“Ey Ümmü Seleme, hiçbir insan yoktur ki kalbi Allâhü Teâlâ’nın kudreti altında olmasın. O dilediğini sabit kılar, dilediğini kaydırır.”

(Sünen-i Tirmizi)

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Dualar, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Cuma Günündeki İcabet Saati.

Posted by Site - Yönetici Ekim 27, 2017

Cuma Günündeki İcabet Saati.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir gün cuma gününün faziletini anlatıyordu da: “Onda (cuma gününde) bir saat vardır ki hiçbir Müslüman kul, namazda bulunur ve Allâhü Teâlâ’dan o saate rast getirip bir şey dilerse muhakkak Allâhü Teâlâ ona (dilediğini) verir” buyurdu. (O saatin) kısa olduğunu anlatmak için (mübârek) eli ile işâret buyurdu.

Bu saat Kadir Gecesi ve İsm-i A‘zam gibi gizlidir. Gizlenmesindeki hikmeti de açıktır. Çünkü icâbet (duânın kabul) saatini kollayan kimse, günün hangi saatinde olduğunu bilmeyince saatine rast gelir diye bütün gün kalbini dünya vesveselerinden temiz tutmaya çalışır, huzur içinde duâ ve zikir eder.

Cuma günündeki icâbet saati gizli kalmış olmakla beraber âlimler bu hususta gelen haberler ile bir dereceye kadar vaktin tayinine çalışmışlardır. Buhârî şârihi Aynî ve İbn-i Hacer bu hususta 41 kavil rivâyet etmişlerdir. Bunların en meşhûru, imâmın iki hutbe arasında oturduğu vakit ile gün batmadan evvelki vakittir.

(Tecrîd-i Sarih Terc.)

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Safer ayı uğursuzluk getirirmi ?..

Posted by Site - Yönetici Ekim 26, 2017

Safer ayı uğursuzluk getirirmi ?..

Bir şeyin, bir günün veya bir yerin uğursuz sanılması, Yahudilikte vardır. Hristiyanlıkta da, 13 rakamının uğursuzluk getirdiğine inanılır. Dinimizde ise, bir şeyi uğursuzluğa yormak yoktur. Fakat, (Şu iş veya şu ev bana uğursuz geldi) gibi sözleri söylemekte mahzur yoktur. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Müslümanlıkta uğursuzluk [bir şeyi kötüye yorumlamak] yoktur.) [Mektubat-ı Rabbani 3/41]

(Bir şeyi uğursuzluğa yorma, hayra yor! Sizden biriniz, hoşuna gitmeyen uğursuzluk zannettiği bir şey görünce, şöyle desin: “Ya Rabbi! İyilikleri veren, kötülükleri defeden ancak sensin. Lâ havle velâ kuvvete illâ bike.”) [Beyheki]

Eskiden, Arabistan’da yolculuğa çıkarken, bir kuş uçururlardı. Kuş sağa uçarsa, uğurlu sayıp, yola devam ederler, kuş sola uçarsa, uğursuz sayıp geri dönerlerdi. Peygamber efendimiz bunu yasaklayıp buyurdu ki:
(Kuşlara dokunmayın, yuvalarında kalsın!) [İ. Maverdi]

Hazret-i İkrime anlatır:
Bir kuş ötüp geçtiğinde, oradakiler yorumda bulundular. İbni Abbas hazretleri de, (Hayra da, şerre de alamet değildir) buyurdu. Bir olayı hayra yormakta ise mahzur yoktur. Çünkü Peygamber efendimiz, gördüğü şeyleri hayra yorardı. Hiçbir şeyi uğursuz saymazdı.
(İ. Ahmed)

Safer ayı ve uğursuzluk

Sual: Safer ayının uğursuz olduğu, bu ayda bela ve musibetlerin geldiği doğru mudur? Başka hangi ay ve hangi gün uğursuzdur?

CEVAP
Safer ayı ile diğer ay ve günlerin uğursuz olduğu doğru değildir. Dinimizde uğursuz gün veya ay yoktur. Mektubat-ı Rabbanide bildiriliyor ki:

Günlerin uğursuzluğu, âlemlere rahmet olan Muhammed aleyhisselâmın gelmesi ile bitmiştir. Uğursuz günler, eski ümmetlerde vardı. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Günler, Allah’ın günleridir, kullar da, Allah’ın kullarıdır.) [1/256]

Yani, Allahü teâlâ kulu da, günleri de, ayları da uğursuz olarak yaratmadı. Kul, dinimizin emrine uymayıp uğursuz şeyler yaparsa, uğursuz kimse olur. Bazı günlerde kötü şeyler yaparsa, o günler ona uğursuz gelmiş olur.
.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Namazın dindeki yeri, başın cesetteki yeri gibidir.

Posted by Site - Yönetici Ekim 26, 2017

Bütün İbadetlerin Başı Namaz...

Allahü Teâlâ (meâlen) “O îman etmiş olan kullarıma söyle: Namazı kılsınlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz (mal vesâir) şeylerden gizli ve açık infak etsin (versin)ler. Öyle bir gün gelmeden evvel ki onda ne alım satım var, ne dostluk.” (İbrâhim sûresi, âyet 31) buyurmaktadır.

Resûlullah Efendimiz Muhammed Mustafa (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular:

Namazın dindeki yeri, başın cesetteki yeri gibidir.

(Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr)

Namaz: Ruhun, bedenin, sabır ve vakarın, ruhî ve bedenî her vazifenin, dünya ve âhirette her kemâlin esâsı, temelidir

Namaz: Ferdî ve içtimaî her fazileti hâiz olup ümmet teşkilâtının en. birinci ve en esaslı tezâhürüdür.

Namaz: İmanın en büyük alâmeti, bütün ibadet ve amelin başı, mü’minlerin mi’racıdır.

Namaz: Zikri ve şükrü içine alan bir ibadet olduğu için ilâhi yardımın en büyük ve en yakın elde edilme yoludur. Mâsivâdan (Allah’tan başka her şeyden) namazla çıkılır, elemler, kederler silinir. Bunun içindir ki Peygamber Efendimiz Aleyhissâlatü ve’sselam: “Gözümün nûru namazda kılındı” buyurmuş, en büyük zevk ve sürurunun namazda hâsıl olduğunu göstermiştir.

Namazdan gafil olan ve başka şeylere koşan çocuklar ve câhiller, namazı bir külfet sayarak ancak bir zorlama ile kılarlar ve başları dara gelmeden Allâh’a duâ ve ibâdet etmezler. Ârifler ise bunu büyük bir zevk ve mi’rac bilirler. Nitekim Peygamber Efendimiz Aleyhissâlatü ve’s-selam: “Namaz mü’minin miracıdır” buyurmuştur.

(Elmalılı, Hak Dîni Kur’ân Dili Tefsiri, Fazilet Neşriyat)

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Namaz, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Baba Hakkı`nın Ehemmiyeti…

Posted by Site - Yönetici Ekim 25, 2017

Baba Hakkı`nın Ehemmiyeti…

Hârun Reşîd devri vezirlerinden Fazl bin Yahyâ el-Ber-mekî’de baras hastalığı (alaca-vitiligo) vardı.

Nedîmlerini topladı ve ‘Zamanımızda Irak, Horasan, Şam ve İran’da en meşhûr ve tecrübeli hekim kimdir?’ diye sordu. “Şiraz’daki Caslık isminde bir hekimdir.” dediler. Hemen hediyelerle bir heyet gönderdi ve onu Bağdad’a getirtti.

Sonra onu imtihan için ‘Benim ayaklarımda bir hastalık var, tedavi ediniz’ dedi. Hekim ona bir perhiz tarif etti ve bazı şeyleri yememesini söyledi. Fazl perhize riayet etmedi. Ertesi gün hekim bevil nümunesi istedi. Tetkikten sonra “Ben nasıl sizi tedavi edeyim, ne dediysem aksini yapmışsınız” dedi.

Fazl bin Yahya, onun mahâretini görüp memnun oldu ve onu imtihan için yaptığını söyledi. Sonra asıl hastalığını söyledi. Hekim, ne türlü tedavi ettiyse günler geçti ama hastalık geçmedi. Bunun üzerine Fazl’a:

“Efendim, size her türlü ilacı yaptım, amma fayda etmedi. Öyle zannediyorum ki babanız size darılmıştır, sizden razı değildir. Onu razı etmedikçe sizden bu hastalık gitmez, tedavi mümkün değildir” dedi.

Fazl hemen o gece babası Yahyâ’nın yanına gitti. Onun ayaklarına kapanıp râzı etti. Bundan sonra hekimin tedavisi fayda verdi ve kısa zamanda iyileşti. Fazl, hekime:

“Hastalığımın pederimin bana gazablanmasından olduğunu nereden bildin?” diye sordu. Şöyle cevap verdi:

“Ben bu hastalığa iyi geleceğini bildiğim her neyi denediysem fayda vermedi. Kendi kendime ‘Bu adam bir taraftan bir mânevî darbeye uğramıştır’ dedim. Baktım, gece size öfkeli yahut sizin sebebinizle hüzünlü uyuyan kimseyi bulamadım. İnsanlara devamlı iyilik ettiğinizden sizden herkes memnun idi. Sonra pederinizle aranızda ihtilaf olduğunu öğrenince sebebin bu olduğunu anladım.”

Posted in Ana - Baba Hakkı, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Günlük, Senelik, Ömürlük, ve Ebedi Pişmanlık..

Posted by Site - Yönetici Ekim 24, 2017

Günlük, Senelik, Ömürlük, ve Ebedi Pişmanlık..

İnsanın vaktini zâyi edip varını yoğa satması, ömrünü boşa geçirmesi büyük gaflettir. Bir kimse ekilecek vakitte ekmeyip fırsatı geçirdikten sonra toprağa tohum atsa fayda etmez, mahsul yerine pişmanlık alır. Amma anbardaki mevcûd arpa ve buğdayı vaktinde toprağa atsa, eldekini telef etmemiş, belki muhafaza etmiş olur. Zira harman vaktinde mahsul kat kat olur.

Nedâmet (pişmanlık) dörttür:

Biri günlük nedâmettir: Bir kimse evinden yemek yemeden dışarı çıkar. Akşama kadar açlık çeker ve bir şey yemeden çıktığına pişman olur.

Biri de senelik nedâmettir: Ekini vesair tohumları vaktinde ekmemektir.

Biri de ömürlük nedâmettir: Meşrebine uymayan kadın ile evlenmektir.

Biri de ebedî nedâmettir: Allâhü Teâlâ’nın emrini terk etmektir. Bundan Allâh’a sığınırız.

Gerek dünya ve gerek dîni hakkında vaktini zâyi eden, boş geçirenler nedâmet fırınına düşerler ve tahassür (pişmanlık) ateşinde pişerler. Binâenaleyh tevbede acele edip elinden geldiğince âhirete hazırlanmak lazımdır.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , , , | Leave a Comment »

İyi Geçinmenin Bazı Edepleri.

Posted by Site - Yönetici Ekim 23, 2017

İyi Geçinmenin Bazı Edepleri.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Kocası kendisinden râzı olarak ölen kadın cennete girer” buyurdular. (Sünen-i Tirmizî)

Kadın, kocası içeri girdiğinde ayağa kalkmalı, güler yüzle karşılamalı, “Merhaba efendim, hoş geldiniz!” demelidir. Ceketini ve elinde bir şey varsa onu almalıdır.

Kocasının meşru emirlerine itâat etmeli, ondan izinsiz evinden bir yere gitmemeli; izinsiz (nâfile) oruç tutmamalıdır.

Malını ve güzelliğini kocasının başına kakmamalıdır.

Kocasının yemeğini hazırlamalı, elbiselerini temizlemelidir.

Sesini kocasının sesinden fazla yükseltmemeli; kocasına eziyet etmemelidir. Kocasını yüzüne karşı ve arkasından övmeli ve ona duâ etmelidir.

Kadın, kocasının ırzını ve malını korumalıdır.

(Marifetname)

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: