Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Câhiliyet ehli, Arab kabileleri, Beytüllâhı çıplak olarak tavaf ediyorlardı.

Posted by Site - Yönetici Mayıs 21, 2017

Câhiliyet ehli, Arab kabileleri, Beytüllâhı çıplak olarak tavaf ediyorlardı.

A’raf suresi- 26. ayeti kerimesinin sebebi nuzulu [ inmesinin sebebi ]

Câhiliyet ehli, Arab kabileleri, Beytüllâhı çıplak olarak tavaf ediyorlardı. Onlar;
Bizim kendisiyle günah işlediğimiz ve günah kiriyle kirlettiğimiz elbiseler içinde Kabe’yi tavaf edemeyiz!” diyorlardı.

Erkekleri gündüz ( çıplak bir halde ) Kabe’yi tavaf ediyordu.
Kadınlar da geceleri (çıplak bir şekilde) Kabe’yi tavaf ediyorlardı…

Bunun üzerine Allâhü Teâlâ hazretleri onlara elbiselerini giymelerini hiç bir mescidin yanında soyunmamayı emretti…

Mescide ister tavaf için girmiş olsunlar ve isterse namaz için girmiş olsunlar, fark etmez.

Arablar daha önce (câhiliyet döneminde) tavaf niyetiyle Kabe’ye geldiklerinde ta mescidin ötesinde elbiselerini soyuyorlardı….

Giyinik Hâlde Tavaf…

Haddâdî tefsir’inde buyurdu:
(Eskiden câhiliyet döneminde Arablar hac için, Arafat’a çıkıp, Müzdelifeye ve oradan da Minâ’ya gelir. Buradan da şeytan taşlama ve kurban kesme işlerinden sonra Kabe’ye (tavaf için) Minâ’dan ayrılırken, elbisesini soyar, yükünün içine koyarlardı.

Birisi eğer elbisesi üzerinde olduğu halde tavaf ederse, dövülür ve elbisesi (zorla) üzerinden çıkarılırdı.

Kadınlar ise, geceleyin çıplak bir halde Kabe’yi tavaf ederlerdi. Ancak kadınlar, seyrek şekilde kesilmiş olan püskülleri kalçalarının üzerine bağlarlardı. Püsküller kadınların en mahrem yerlerini bile tam olarak örtmezdi…

Setr-i Avret

Bu âyet-i kerime, namazda setr-i avret (avret mahallinin örtünmesinin) farz olduğuna asıl delildir. Manâsı şudur: [ Gerek namaz için olsun ve gerekse tavaf için olsun her mescidin yanında avret yerlerinizi örtmek için elbiselerinizi giyin – A’raf suresi- 26. ayeti.] demektir.

Bunun için setr-i avret (avret yerlerini örtmek) insana her zaman farz olduğu gibi, özellikle namazda ve tavafta da farzdır.

Ve bir müslümanın namazda mümkün olan en güzel durum ve şekilde bulunması sünnettir ki, cemaat ile namazda safların intizamı ve camiye giriş çıkış ve oturuş duruşta edep ve haya, vakar ve ağırbaşlılık da bu zinet ve güzel suret anlayışının işaretinde dahil olur. Elmalı tefsiri, c. 3, s.2153,

Setr-i Avret, avret yerlerini örtmek, demektir.
Namazda avret yerini örtmek bir şarttır.

Şöyle ki: Namazda örtülmesi farz olan ve başkalarının bakmaları caiz bulunmayan organlara “Avret yeri” denir.

Erkeklerin avret sayılan yerleri, göbekleri altından dizleri altına kadar olan yerdir. Diz kapakları da bu avret sayılan yere girer.

Kadınlara gelince: Hür olan kadınların yüzleri ile ellerinden başka, bütün bedenleri avrettir. Yüzleri ile elleri, namazda ve namaz dışında, fitne korkusu olmadıkça avret değildir. Ayaklarının avret olup olmaması ihtilaflıdır.

Sahih kabul edilen görüşe göre, kadınların ayakları da avret değildir. Çünkü bunlarla yolda yürümek ihtiyacı vardır. Bu bakımdan bunları örtmek, hele fakirler için, zordur.
Diğer bir görüşe göre, hür olan bir kadının namazı, ayağının dörtte biri açık bulunması ile bozulur.
Diğer bir görüşe göre de, namazda kadının ayaklan avret sayılmazsa da, namaz dışında avret yeri sayılır. Bu İhtilaftan kurtulmak için ayaklarını örtmeleri iyi olur. Sahih olan görüşe göre. hür kadınların kolları, kulakları ve salıverilmiş saçları da avrettir.

Güzel Giyinmek

(Avret mahallini örtmek farzdır.)
Elbise edinmek vâcibtir.
Güzel giyinmek sünnettir.

İmâm-ı Âzam’ın Elbisesi

İmam-i Azam Ebû Hanife (k.s.) hazretleri, gece namazları için bir elbise edindi. O elbisesi,
1- Gömlek,
2- Sarık,
3- Cübbe,
4- Ve Şalvar idi.
Bu elbiselerinin değeri binbeşyüz (1500) dirhem idi. tmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe hazretleri, her gece bu elbisesini giyerdi. Ve şöyle buyururdu:
Allâhü Teâlâ hazretleri için (güzel elbiseler giyerek) süslenmek; insanlar için süslenmekten daha evlâdır…”

Kaynak ; Büyük İslâm ilmihali, Ömer Nasûhî Bilmen,
İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/458.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: