Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Asrı Saadetten Bir Yıldız – İslâm’ın İlk Sancaktarı – Hz. Hamza ( r.a.)

Posted by Site - Yönetici Şubat 5, 2017

asri-saadetten-bir-yildiz-islamin-ilk-sancaktari-hz-hamza-r-a-tevhid-copy

Asrı Saadetten Bir Yıldız – İslâm’ın İlk Sancaktarı – Hz. Hamza ( r.a.)

Allah’ın arslanı” ve “Şehidlerin efendisi” ünvanı ile anılan Hazreti Hamza -radıyallahu anh- Sevgili Peygamberimizin amcalarıdır.

Rasûl-i ekrem (s.a) onu çok severlerdi. Çünkü o, sadece sevgili amcası değil, aynı zamanda süt kardeşiydi, çocukluk arkadaşıydı. İkisi birlikte büyümüşler, birlikte oynamışlar, kardeşlik yapmışlardı. Hayatı boyunca da Fahr-i kainat (s.a) efendimizin can dostu olmuştu.

Kureyş arasında Cesaret ve şecaatiyla meşhur olan Hz. Hamza Mekke gençlerinin en kahramanı idi. O kardeş oğlunun ahlakî yüceliğini biliyor, O’nu sevip sayıyordu. Gönlü de büyük bir hasretle ona iman edip kafilesine katılmak istiyordu. Fakat örf ve adetlerin, geleneklerin baskısı ve çevrenin dedikodu ve kınaması kararsızlığını teşkil ediyor, vaktini bekliyordu. İslâm’la şereflenmesine şu hadise vesile olmuştur:

Sevgili Peygamberimiz bir gün Safa Tepesi’nde otururlarken Ebu Cehil oradan geçer ve Rasûl-i ekrem (s.a)’e hakaret eder. Efendimiz (s.a) bir şey demeden sükût ederler. Abdullah b. Cüd’an’ın cariyesi bu sözleri işitir. O sırada Hz. Hamza da avdan dönmektedir. Her zaman yaptığı gibi eve gitmeden Kâbe-i muazzama’yı tavaf için Harem-i Şerife gelir. Abdullah’ın cariyesi onu görünce Ebu Cehil’in Peygamberimiz’e yaptıklarını anlatır.
Oradan uzaklaşır.

Hazreti Hamza henüz iman etmemiştir. Fakat kardeş oğluna yapılan hakaretleri işitince akrabalık damarları, galeyana gelir ve doğru Kureyş topluluğunun içine dalar, Ebu Cehil’in yanına varır ve: “Benim biraderzâdemin hatırını inciten sen misin?” diyerek boynundaki yayı ile başını yarar. Ebu Cehil’in adamları Hz. Hamza’nın üzerine hücum edecek olurlar. Nerde ise büyük bir arbede çıkacaktı ki, Ebu Cehil adamlarına: “Dokunmayın!… Hamza’nın hakkı vardır. Zira ben onun biraderzâdesine fena sözler söyledim” diye mani olur ve, Hz. Hamza’yı başından savar. Kendi yaranına dönerek: “Aman ona ilişmeyiniz. Bu hiddetle varıp müslüman olur. Onunla Muhammediler kuvvet bulur” diye nasihatta bulunur. Ebu Cehil, Hazreti Hamza’yı Muhammedilik gayretine düşürmemek için başı yarılmış iken dahi ondan intikam almak sevdasına düşmemiştir.

Bu hadiseden sonra doğru Fahr-i Kainat (s.a) efendimizin huzuruna varan Hz. Hamza, Ebu Cehil ile aralarında geçen macerayı anlatarak Efendimizi teselli etmek ister. Sevgililer sevgilisi Rasûl-i ekrem (s.a) efendimiz ise amcasına karşı “Ancak kendisinin iman etmesiyle teselli bulacağını, memnun olacağını” söyler. Sevgili amca Hz. Hamza (r.a) derhal kelime-i şehadeti getirip İslâm ile şereflenir.

Onun İslâm’a girmesiyle müslümanlar kuvvet bulur. Rasûlullah (s.a)’ı himaye edeceğini Kureyş’e ilan eder.

Rasûlullah (s.a)’ın eline sancak verdiği ilk müslüman Hazreti Hamza (r.a)’dır. O Bedir’de, Uhud’da nice kahramanlıklar göstermiştir. Meydana çıkınca bir hamlede hasmını öldürür ve Kureyş ordusunun içine dalardı. O zaman savaşlar karşılıklı mübareze şeklinde olurdu.

Rasûl-i ekrem (s.a) efendimiz Bedir’de “Kalk ya Ubeyde! Kalk ya Hamza! Kalk Ya Ali!” diye buyurunca; arslanlar gibi üçü birden kalkıp meydana atılırlar.

Hz. Ubeyde (r.a) Kureyş’ten Utbe’ye, Hz. Hamza (r.a) Şeybe’ye, Hz. Ali (r.a) Velid’e karşı yürürler. Bunlar Araplar’ın en bahadırlarıdır. Hz. Ubeyde ile Utbe bir-iki hamle eyleyip birbirini yaraladılar ise de biri diğerinin işini bitiremez. Hz. Hamza (r.a) ve Hz. Ali (r.a) hasımlarını bir hamlede öldürürler. Dönüp Hz. Ubeyde (r.a)’a yardım ile Utbe’nin de işini bitirirler.

Hz. Hamza (r.a) Uhud’da da büyük kahramanlıklar göstermiştir. Kureyş’in en bahadırlarından otuz kadarını tepelemiş kendisi de yirmiden fazla yara almış, ve Vahşi’nin attığı mızrak ile şehid olmuş, Uhud’a damgasını vurmuştur. O Uhud ile özdeşleşmiş, Uhud onu sevmiş, o da Uhud’u; Her ne zaman Uhud anılsa “Seyyidü’ş-Şüheda” Hz. Hamza (r.a) da anılır olmuştur.

Rasûl-i ekrem (s.a) şehidlere bakmak için Uhud vadisine iner. Ashabının yüzlerini teker teker inceler. Sevgili amcasını görünce dişlerini sıkar, gözlerini kapatır ve için için insanlığın bu derece vahşiliğe nasıl düşebileceğini düşünür. Bir ölünün organlarının parçalanmasını tasavvur edemez. O güne kadar hiç öfkelendiği görülmeyen Sevgili Peygamberimiz ashabıyla berraber çok hiddetlenmiş çok sinirlenmiş aynı zamanda çok üzülmüşlerdi. Bu olay üzerine Cenab-ı Hak, Habibini tesliye, terbiye, ve tebliğ için şu ayetleri indirir:

“Rabbinin yoluna, hikmet ve güzel öğütle çağır. Onlarla en güzel şekilde mücadele et. Doğrusu Rabbin, kendi yolundan sapanları daha iyi bilir. O doğru yolda olanları da en iyi bilir. Eğer ceza vermek isterseniz, size yapılanın aynıyla mukabele edin. Sabrederseniz andolsun ki bu sizin için daha iyidir. Sabret. Onlara üzülme. Kurdukları düzenlerden de endişe etme. Allah şüphesiz sakınanlarla ve iyilik yapanlarla beraberdirler.” (NahI, 125-128)

Bu âyetlerin böyle bir hadiseden sonra, bu yerde nazil olması Allah (c.c)

Şerife Şevval Kardelen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: