Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for Şubat 2017

NEDÂMET ( PİŞMANLIK ) TEVBEDİR

Posted by Site - Yönetici Şubat 28, 2017

nedamet-pimanlk-tevbedirhadis

NEDÂMET ( PİŞMANLIK ) TEVBEDİR

Nedâmet, yapılan bir şeyden dolayı pişman olup kalbin müteessir olmasıdır. Kalp, bir şeyden pişman olunca vücudun diğer âzâları da pişman olur. Artık o şeyi bir daha işlemek istemez. Bu hal ise tevbenin büyük bir esası demektir. O halde insan, bir günah işleyince ondan dolayı kalbi sızlamalıdır, pişman olmalıdır, o işi bir daha yapmamaya azmet-melidir. Cenab-ı Hak’tan da af ve mağfirete mazhar olmak için niyazda bulunmalıdır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Pişmanlık tevbedir” buyurmuşlardır. Fakat pişmanlık yalnız dil ile değil kalp ile beraber olmalıdır.

İnsanın pişmanlığı devam etmiş olsa onun için büyük terbiye ve hâlinin düzelmesine sebep olurdu. Ne fayda ki pişmanlıktan bir hayli zaman geçince o unutulur da alınan ibret, izlerini kaybeder ve aynı hata bir başka biçimde kişinin karşısına dikilir.

Dinî hatalarda pişmanlık, tevbe ve istiğfar ederek Allah’tan af taleb etmektir. Bu hataların affolunması Allâh’ın lütfundan umulur. Ama dünya işlerimizde elden çıkan ve fırsatı kaçan bir iş için pişmanlıkta fayda yoktur. Böyle bir zamanda boş yere pişmanlıktan vazgeçip içinde bulunduğu şartları ve geleceği düşünerek gayret göstermek daha hayırlı bir davranıştır.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Tevbe, Yorumlar | Leave a Comment »

Vatikan’ın Diyalog ile varmak istediği son nokta

Posted by Site - Yönetici Şubat 27, 2017

vatikanin-diyalog-ile-varmak-istedigi-son-noktadinler-arasi-diyalog-tuzagi

Vatikan’ın Diyalog ile varmak istediği son nokta

Diyalog ve hoşgörü, Vatikan’ın bir tuzağıdır. Diyalog vasıtasıyla, önce, Müslümanların imanları bozulacak, islami şuurdan, yaşayıştan uzaklaştırılacaklar. Hz. Peygamber ve âlimler devre dışı bırakılarak İslamiyet, emir ve yasağı olmayan, felsefi bir sistem haline getirilecek.

Müslümanlar arasında, Müslüman olsun Hıristiyan olsun fark etmez. Nasıl olsa, iki din mensubu da Cennete gidecek, inancı hakim kılınacak. Bu hale getirilen Müslümanların, Hıristiyanlığa kaymaları kolaylaşmış olacaktır. Çünkü, insan, nefsinin hoşuna giden, kendine kolay gelen şeyleri tercih eder. Hâl böyle olunca, haftada bir gün Kiliseye gitmekten başka hiçbir kuralı olmayan Hıristiyanlığa kayması daha kolay olacaktır. Böylece, nihai birleşme Hıristiyanlıkta olmuş olacak. Çeşitli vesilelerle yaptıkları konuşmalarda bunu zaten açıkça dile getiriyorlar. Onlara göre gerçek din sadece Hıristiyanlıktır:
“Biz her ne kadar Hıristiyan olmayan dinlerin manevi ve ahlaki değerlerini tanıyor, saygı gösteriyor, onlarla diyaloğa hazırlanıyor ve din hüviyetini savunmak, insanlık kardeşliğini tesis etmek, kültür, sosyal refah ve sivil iradeyi oluşturmak gibi hususlarda diyaloğa girmek istiyorsak da dürüstlük bizi gerçek kanaatimizi açıkça ilan etmeye mecbur etmektedir; yegane gerçek din vardır. O da Hıristiyanlıktır.” ( Leibhard, Wilmington 1978, s. 13 vd.)
Papa II. Jean Paul’un 20 yıllık dostu ve “Papa’nın Düşüncesi” kitabının yazarı Buttiglione bu düşünceleri şöyle açıyor: “Hıristiyanlar İsa’nın Mesih olduğuna ve insanın onun sayesinde kurtulduğuna inanır. Tanrı’ya götüren başka bir yol yoktur..” ( NPQ; Cilt: 1, Yaz 1991.)

Nihai birleşmenin Hıristiyanlık çatısı altında olacağını, Dinlerarası Diyaloğun mimarlarından M.Watt, “dinleri birleştirme” projesi ile bakınız nasıl dile getiriyor: “Uzun vadede bütün dünya için tek bir dinin olacağı ümid edilebilir. Bu din Hıristiyanlığın çatısı altında, Sünni İslam’da dört fıkhi mezhebe müsaade eden anlayışa benzer bir şekilde kendi içinde bazı görüş ayrılıklarına yer verebilir.” (Modern Dünyada İslam Vahyi s.171)
Papa II. Jean Paul da, Sen Pietro Kilisesi’nde, 25.6.2000 günü pazar ayininde, “Kilise ile diğer dinler arasındaki diyaloga evet. Ama aynı zamanda tek kurtarıcının İsa olduğunu ilan etmek gerekiyor’’ diyerek diyalog sonunda nerede birleşeceğinin açık adresini de vermiştir.

Kaynak : Dinler Arası Diyalog Tuzagı – Mehmet Oruç

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Dinler Arası Diyalog Tuzagı, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

İKİ MÜSLÜMAN ARASINI BOZMAK AMELLERİ YOK EDER

Posted by Site - Yönetici Şubat 26, 2017

iki-musluman-arasini-bozmak-amelleri-yok-eder

İKİ MÜSLÜMAN ARASINI BOZMAK AMELLERİ YOK EDER

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:

“Dikkat edin! Size (nafile) oruç tutmaktan, namaz kılmaktan, sadaka vermekten daha faziletli bir şeyi haber vereyim mi?” Ashâb,

‘Evet, yâ Resûlallâh’ dediler. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

“Dargın olan iki müslümanı barıştırmaktır. İki müslümanın arasını bozmak ise muhakkak o tıraş eder. Saçı tıraş eder demiyorum. Muhakkak ki dîni tıraş eder (sâlih amellerin ve yapılan hayırların sevaplarını yok eder).”

(S. Tirmizi)

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Hadis-i Şerifler, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

HELÂL KAZANMAK FARZDIR

Posted by Site - Yönetici Şubat 25, 2017

helal-kazanchalaldede

HELÂL KAZANMAK FARZDIR

İmâm Râgıb Isfehânî, Zerîa isimli kitabında der ki: Dünyada çalışıp helâl kazanmak bir cihetten mübah sayılsa da diğer cihetten farzdır. Zira insanın kendisini tamamıyla ibadete verebilmesi, ancak zarûrî ihtiyaçlarını giderdikten sonra mümkün olabilir. Bir vâcibin yerine getirilmesi kendisine bağlı olan şey de vaciptir.

İnsan, bütün ihtiyaçlarını kendi başına tedârik edemez, diğer insanlara da muhtaçtır. Öyle ise insanların kendisi için yorulmalarına karşılık kendisi de cemiyete faydalı bir iş ve sanat ile meşgul olmalıdır. Kim insanlardan istifâde eder de onlara faydalı olmaz ise Allâhü Teâlâ’nın (meâlen) “Allâh’ın rızasına uygun hayırlı amel ve takvâ üzerine yardımlaşınız…” (Mâide sûresi, âyet 2) emrine uymamış olur.

Bu sebeple tembellik ederek meşrû kazanç yollarını terk eden, insanlara faydalı bir ilim öğretmeyen ve sâlih amelleri işlemeyenler zemmolunmuştur.

Cüneyd-i Bağdâdî (k.s.) hazretleri buyurmuştur ki: “Allâhü Teâlâ tembel adamı sevmez. Zira tembellik edip hayırlı işlerden geri kalanlar insanlıktan sıyrılarak hayvanlar seviyesine düşmüş ve ölüler gibi olmuş demektir.”

Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) tembellikten Allâhü Teâlâ’ya sığınır ve: “Allâhü Teâlâ, anlayışlı, uyanık ve gayretli kimseye rahmet eylesin” buyururlardı.

Bazı âlimler: “Rızık Allâhü Teâlâ’dandır, bir sebebe yapışarak onu elde etmek de kulun vazifesidir” demişlerdir. Nitekim Allâhü Teâlâ, büyük bir mucize olarak Hazret-i Meryem’e yaş hurmalardan yetecek kadarını vermiş, bununla birlikte ağacı sallamasını emredip: “Hurma dalını kendine doğru silkele, üzerine taze hurmalar dökülsün.” (Meryem Sûresi, âyet 25) buyurmuştur. Cenâb-ı Hak dileseydi sallatmadan da hurmaları dökerdi. Lâkin her şeyi bir sebebe bağlamıştır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), tevekkülün tembellik olmadığına ve sebeplere yapışmanın icab ettiğine işâret ederek: “Eğer siz Allâhü Teâlâ’ya hakkıyla tevekkül etmiş olsaydınız, kuşların rızıklandırıldığı gibi rızıklandırılırdınız -ki onlar kursakları boş olarak sabahlar, akşama doymuş olurlar.” buyurmuşlardır. Nitekim kuşlar dahi çalışma ve gayretleri ile rızıklandırılmaktadırlar.

(Medhu’s-sa‘yi ve zemmü’l-betâleti, İbn-i Kemal Paşa)

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Haramlar - Helaller, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Bunlardan daha hayırlı söz var mıdır?

Posted by Site - Yönetici Şubat 24, 2017

32-farz-otuz-iki-farzsnnetenegerekvardyenler

Bunlardan daha hayırlı söz var mıdır?

İmâm-ı Âzam (rah.), bir sabah namazından sonra birçok dînî meseleye cevap vermekle meşgul oldular.

“Bu vakit Cenâb-ı Hakk’ı zikir ve hayırlı söz ile meşgul olma vakti değil midir?” denilince:

“Bu helâldir ve şu haramdır, diye dînin hükümlerini beyan etmekten daha hayırlı söz var mıdır? İnsanlara (Ehl-i Sünnet) îtikâdını öğretiyor, günah ve haramlardan uzak durmalarını söylüyoruz. Bu da Allâhü Teâlâ’yı zikir değil midir? Azığı kalmayan yolcu yaşayamadığı gibi ilimsiz ibâdet edenler de ibâdetlerinin meyvesini, faydasını göremezler.”

İmâm-ı Âzam (rah.) bir gün bilmeden bir çocuğun ayağına bastı. Çocuk:

“Yâ İmam, hakların alınacağı kıyâmet gününden korkmaz mısın?” deyince İmâm-ı Âzam (rah.) hemen bayılıp düştü. Ayılınca: “Bir çocuğun sözü kalbinize niçin bu kadar tesir etti?” diye soruldu:

“Bu çocuğa bu söz Allah tarafından telkin edildiğinden korktum.” buyurdu.

Kaynak : Mevâhibü’r-Rahman

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İmam-ı Azam | Leave a Comment »

İlahi – Bülbüller Sazda Güller Niyazda – Eren Bayhan

Posted by Site - Yönetici Şubat 23, 2017

İlahi – Bülbüller Sazda Güller Niyazda – Eren Bayhan

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Video, Yorumlar, İlahi Ve Kasideler | Leave a Comment »

İNSANLAR HAKTAN NASIL UZAKLAŞIR?

Posted by Site - Yönetici Şubat 23, 2017

allahin-dinine-yardimci-olunuz

İNSANLAR HAKTAN NASIL UZAKLAŞIR?

İnsanların sahîh akîdeden yani Ehl-i Sünnet itikâdından saparak Allâhü Teâlâ’dan uzak kalmalarının sebepleri; bid‘at ehlinin îtikâdını terketmemek, nefsin hevâsının (gayr-i meşrû ve nihâyetsiz arzularının) kalbe gâlip gelmesi yani nefsin, kalbi kendi arzuları istikâmetine çevirmesidir.

Bazı imamlar dediler ki:

Az amellerine rağmen nice insanları sahîh îtikâdları kurtarır. Ve çok amellerine rağmen bozuk îtikâdları nice insanları helâk eder, cehenneme götürür.

Makam, mal ve dünya sevgisi nefsin hevâsındandır ve öldürücü bir zehirdir. Riyâset (baş olma) sevdâsı ve şöhret arzusu, kibire götürür ve dünyaya daldırır, dîni ifsâd eder. Tûl-i emel (sonu gelmez dünya arzusu) ise, güzel amel işlemeye mâni olarak Hak Teâlâ’nın yolundan alıkoyar. İyi bil ki insanlara ‘Yarın tevbe ederim’ dedirtmek için uğraşan şeytanın büyük bir ordusu vardır. Aşırı cimrilik ve kişinin kendini beğenmesi insanı helâk eden şeylerdendir.

Haram veya şüpheli gıdaları yemek kalbe zulmet doldurur, kalbi katılaştırır ve Allâhü Teâlâ’dan uzaklaştırır. İnsanın yeyip içtiklerinin helâl ve temiz olması ise, kalbi nurlandırır ve rikkatine (incelmesine) sebep olur ve Allâh’a yaklaştırır. Bu, tasavvuf yolunda pek büyük bir asıldır.

Âyet-i celîlede -meâlen-: “Ey iman edenler! Size kısmet ettiğimiz rızıkların temiz olanlarından yeyin ve Allâh’a şükreyleyin” (Bakara s., âyet 172) buyurulmuştur. Buradaki “rızkın temizi” helâl olanıdır. Kişi midesine girene dikkat etmedikçe ibâdetinden lezzet alamaz, gündüz ve gece kıldığı namazların faydasını göremez.

Kıyâmet gününde sırâtı en sür‘atli geçecek kimse, takvâlı olan, dünyâda haramları ve haram şüphesi bulunan şeyleri terkedendir. Allâhü Teâlâ bir Hadîs-i Kudsî’de buyuruyor ki: “Verâya riâyet eden (şüphelilerden sakınanlara) azâb etmekten haya ederim…

Kişi kalbini mâsivâdan (Allah’tan başka şeylerden) temizlemedikçe ibâdetinin lezzetini alamaz. Hazret-i Osman (r.a.): “Eğer kişinin kalbi -nefsin ahlâk-ı zemîmesinden- temizlenmiş olsa Kur’ân-ı Kerîm okumaya asla doymaz” buyurmuşlardır. Zîrâ o kalb temiz olursa Allâhü Teâlâ’yı müşâhede makâmına yükselir.

(Ravzatü’t-Tâlibîn ve Umdetü’s-Sâlikîn, İmâm Gazâlî)

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

DİN İLMİ ANCAK ALLAH RIZASI İÇİN ÖĞRENİLİR

Posted by Site - Yönetici Şubat 22, 2017

duakuran

DİN İLMİ ANCAK ALLAH RIZASI İÇİN ÖĞRENİLİR

Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular:

İlim talebesi, ilim öğrenirken ölürse şehit olarak ölür.

(Hadîs-i Şerîf, Kenzü’l-Ummâl)

İmam Gazâlî (rh.) buyurdu ki:

Ey oğul! Nice ilim müzâkere ederek ve kitap okuyarak ihyâ ettiğin, uykudan mahrûm kaldığın geceler vardır. Eğer bunda niyetin dünya menfaati, makam ve mevki elde etmek, akranlarına üstün gelmek ise dünya ve âhirette vay hâline! Âhirette çok büyük felâket ve pişmanlıklar çekeceksin.

Eğer ilim öğrenmekten maksadın Peygamber Efendimizin dînini ihyâ etmek, nefsinin ahlâkını güzelleştirip, emmâreliğini (yaratılışındaki kötülüğü emrediciliğini) kırmak olursa, sana dünya ve âhirette müjdeler olsun. Hem dîni ihyâ etmiş, hem nefsinin ahlâkını güzelleştirmiş olursun. Bu amelin, seni hesabsız cennete ve Allâh’ın cemâline kavuşturur. Hem nefsini, hem başkalarını cehennemden kurtarırsın. Zira ilmiyle amel eden âlimlere kıyâmet gününde büyük şefâat hakkı verilecektir.

Allâhü Teâlâ’nın rızâsı için tahsîl edilmeyen ilme harcanan vakit boşa geçmiştir. Bu yolda çekilen zahmetlerin hiçbir faydası görülmez. Böyle ilim, sâhibini “Fenâ âlimler yüzünden ümmetimin vay haline” hadîs-i şerifinde bildirilen kötü âlimlerden yapar.

Hadîs-i şerîfte “Câhile bir defa veyl (yazık), âlime iki defa” buyuruldu. ‘Veyl‘ aynı zamanda cehennemde bir vadidir.

Resûlullâh Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular:

Kim ilmi, âlimlere üstünlük taslamak yahut sefîhlerle (akılsızlarla) münâkaşa etmek veya insanların kendisine alâkasını çekmek için tahsîl ederse Allâhü Teâlâ onu cehenneme atar.”

Câhillerin cehâletlerini artırdıkları ve mü’minlerin kalplerini katılaştırdıklarından dolayı kötü âlimlerin azâbları kat kat olur.

Kaynak : Hâdimî, Eyyühe’l-Veled Şerhi
.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Cennetteki İncir Ağacı ?

Posted by Site - Yönetici Şubat 21, 2017

cennetteki-incir-agaci

Cennetteki İncir Ağacı ?

Denildi ki: Bu yaprak,( Hz Adem ile Hz Havva validemiz`in cennette yasak olan agactan yiyince üzerlerindeki cennet elbisesi düştü ve avret yerlerini rivayete gøre yaprak ile örttüler o yaprak ) incir yaprağıydı…

İncir Ağacı

Âdem Aleyhisselâm’ı İncir ağacından başka hiçbir ağaç örtmedi.

Allâhü Teâlâ hazretleri buyurdu:
Sen Âdem Aleyhisselâm’i tesettür edip örttüğün gibi; Ben de senden manâyı (meyveyi), davadan (çiçekten) önce çıkaracağım…”
Halbuki diğer ağaçların davaları, manâlarından önce çıkar.
İşte bu hikmetten dolayı, (incirden başka) diğer bütün ağaçların meyveleri önce çiçek kapçığından çıkar. Sonra meyvesi ikinci olarak o çiçek kapçığından ortaya çıkar. incir ağacında ise, ondan ilk önce beliren ve ortaya çıkan onun meyvesidir. İncirin meyvesi çiçek kapçığı olmaksızın ortaya çıkar

Kur’ân-ı kerimde İncir’e ve esrarına yemin edilmiştir, incirin bir çok hususiyetleri vardır.

Dipnot:
Özetle; İncir meyvelerinde şeker, organik asitler, sabit yağ ve vitaminler (A,B,C) vardır. Meyveleri gerek yaş olarak gerek kuru olarak yenmektedir. Kuru meyveler balgam söktürücü olarak, yumuşatıcı olarak kullanılır.
Halk arasında sütle kaynatılan incir ses kısıklığına karşı kullanılır. İncir, kalbe ferahlık verir. Kuluncu ve sindirim organı sancılarını giderir. Ayrıca, yaş dalları kırıldığında akan sütümsü beyaz sıvı. nasır ve siğillere sürülürse tedavi eder.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/407-408.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Hz. Adem`e İlk Öğretilen Meslekler

Posted by Site - Yönetici Şubat 20, 2017

hz-ademe-ilk-ogretilen-meslekler

Hz. Adem`e İlk Öğretilen Meslekler

Allâhü Teâlâ derhal Âdem Aleyhisselâm’ı yeryüzüne indirdi.
1- Ona demir sanatını (ve demiri işleme işini) öğretti.
2- Ona toprak sürmesini ve ekmesini emretti. Bunun üzerine Âdem Aleyhisselâm da;
3- Toprağı sürdü,
4- Ekin ekti,
5- Tarlayı suladı,
6- Hasat zamanı biçti,
7- Harman etti,
8- Harmanı ezdi.
9- Harmanı savurdu,
10-Değirmende öğüttü
11-Hamur yoğurdu,
12-Ekmek yaptı
13-Ve pişirdi.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/410.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Adem, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: