Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 04 Ara 2016

Davud Aleyhisselâm Mizanı Gördü

Posted by Site - Yönetici Aralık 4, 2016

zikr-i-cehrizikirdhikrwoduuabdestallah-lafzirabita

Davud Aleyhisselâm Mizanı Gördü

Rivayet olundu:
Davud Aleyhisselâm, Rabbinden kıyamet günü kurulup, amellerin tartıldığı “mizanı” (teraziyi) kendisine göstermesini diledi. (Allâhü Teâlâ hazretlerinin göstermesiyle) o da mizanı gördü. Mizanın her bir kefesi doğuyla batı gibiydi. Davud Aleyhisselâm (mizanın büyüklüğü karşısında) bayıldı. Kendisine geldiğinde sordu:
Ey Allâhım! Bu mizanın kefesinin içini haseneyle (sevap ve iyiliklerle) doldurmaya kimin gücü yeter? (Kim buna kaadir olabilir?)” Allâhü Teâlâ hazretleri buyurdu:
Ey Davud! Ben kulumdan râzî olduğum zaman, bu mizanın içini sadaka olarak verilen küçük bir hurma ile doldururum!.

Terazinin Uzunluğu ve Yapısı

Fârisî Tefsirde buyuruldu:
Tibyân’da İbni Abbas (r.a.) hazretlerinden rivayet edildi ki, mizanın direğinin uzunluğu beşyüz (500) bin senelik uzunluktadır. Mizanın kefelerinin biri nur diğeri de zulmettir. Haseneler, nur olan kefeye konulur; kötülükler de zulmet olan kefeye konulur…

Hikâye (mizan)

(Âlim ve evliyanın) bazılarından hikâye olunur. Buyurdular: -“(Vefat eden tanıdıklardan) bazılarını rüyâm’da gördüm ve sordum,”
Allâhü Teâlâ hazretleri sana ne etti (sana nasıl muamele etti?)” zat buyurdu:
Benim hasenelerim tartıldı. Günahlarım sevaplarımdan daha ağır geldi. O anda semâ’dan bir kese geldi. Hasenelerin kefesine düştü. Ve böylece hasenelerim (sevap ve iyiliklerim, günahlarıma) ağır geldi. Sonra ben, o keseyi açtım. Bir de baktım ki o kesenin içinde benim bir Müslümanın mezarının üzerine atmış olduğum bir avuç toprak var…”

Hikâye (ilim)

Bir adamın amelleri getirilir. Mizanının kefesine konulur. Haseneleri (iyilik ve sevapları) hafif gelir. Bulut’a benzer bir şey getirilir. Onun mizanının kefesine konulur. Sevapları ağır basar. Ona denilir ki:
Bunun ne olduğunu biliyor musun?” O kişi;
Hayır!” der. Denilir ki:
Bu senin insanlara öğretmiş olduğun ilmin faziletidir!”

Hikâye (Anne ve Baba hakkı)

Bir adamın terazisinin her iki kefesi birbirine eşit gelir. (Sevap ve günahları aynı ağırlıkta olur). Allâhü Teâlâ hazretleri ona;
Sen ne cennet ehlisin ve nede cehennem ehlisin!” buyurur.
Melekler bir sahife getirirler. Onu mizanın bir kefesine koyarlar. İçinde “üffl” yazılıdır. Bunun üzerine günahları hasenat ve sevaplarından ağır olur. Çünkü “üffî” kelimesi gerçekten anne ve babaya karşı gelme kelimelerindendir. Bu kelimesi, dünyadaki dağlardan daha ağırdır. O kişiye cehenneme atılması emredilir.
(Cehenneme götürülürken) adam, Allâhü Teâlâ hazretlerine dönmek ister. Allâhü Teâlâ buyurur:
Onu çevirin!”
Allâhü Teâlâ hazretleri buyurur:
Ey anne ve babasına âsî olan kul! Bana dönmeyi hangi şeyden dolayı istiyorsun?” O kul der ki:
Ey Allâhım! Görüyorsun ben cehenneme götürülüyorum! Elbette götürüleceğim (Bundan kaçınmam mümkün değil). Ben babama âsî olduğum için cehenneme götürülüyorum. Fakat babam da benim gibi cehenneme götürülüyor. Ya Rabbi babamın azabını benim azabımın üzerine kat ve babamı cehennem azabına düşmekten kurtar!”
Allâhü Teâlâ hazretleri, (bizim keyfiyetini idrâk etmediğimiz bir şekilde) güler. Ve buyurur:
Dünyada ona âsî oldun! Âhirette ise ona iyilik yaptın! Babanın elinden tut! Beraberce gidin cennete….”

Hesapsız Cennete girenler

Bil ki:
Yetmiş binlerce kişi, o cennete hesapsız olarak girer ve onlar için mizan kurulmaz.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/356-357.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Davud, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: