Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Hikâye – Biz Efendimiz s.a.v. Hazretlerine İman Eden Cinlerdeniz…

Posted by Site - Yönetici Ekim 26, 2016

hikaye-biz-efendimiz-s-a-v-hazretlerine-iman-eden-cinlerdeniz-kabekabaarafatminahajjarabicarabianmadinahsunnatcincinler-hakkinda-mekke

Hikâye – Biz Efendimiz s.a.v. hazretlerini görüp, onunla görüşen ve ona iman eden Cinlerdeniz…

İbrahim Havas (k.s.) hazretlerinden hikâye olundu.
Buyurdular:
Senelerden birinde haccettim. Ben arkadaşlarımla yürürken arkadaşlarımdan ayrılmam, halvete çekilmem ve cadde (büyük) yoldan ayrılmamı gerektiren gizli bir hâl arız oldu. Bunun üzerine ben, insanların üzerinde bulunmuş oldukları yoldan sapıp başka bir yola girdim. Üç gün üç gece yürüdüm. Bu üç gün üç gece boyunca gizliden de olsa, herhangi bir yemek (yiyecek) içecek ve ihtiyaç hatırıma gelmedi…
Yeşil bir ova’ya ulaştım, içinde her türlü meyveler ve güzel kokulu reyhanlar vardı. Ovanın ortasında bir denizcik (büyükçe bir göl) vardı. Ben (kendi kendime);
Burası sanki cennet!” dedim.
Taaccub ettim,
Şaştım kaldım.
Ben bunu düşünürken, bir de bir nefer (dokuz- on kişi kadar bir topluluk) gördüm. Bana doğru yöneldiler.
Simaları, Adem oğlunun simâ’sıydı. Üzerlerinde güzel değerli elbiseler vardı. Etrafımı çevrelediler. Bana selam verdiler. Ben;
Allah’ın selâmı rahmeti ve bereketi sizin de üzerinize olsun!” dedim.
Hatırıma bunların cinlerden oldukları geldi. Onlardan bir tanesi;
Biz bir meselede ihtilâfa düştük! Bizler cinlerden bir neferiz! “Cin gecesi” nde, Efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.) hazretlerinden Kur’ân-ı kerim dinleyip işittik (yani biz Efendimiz s.a.v. hazretlerini görüp, onunla görüşen ve ona iman eden ashâb-ı kirâmdanız)….
Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin okumuş olduğu Kur’ân-ı kerimin nağmeleri bizi bütün dünyevî işlerimizden sıyırdı ve soyup aldı. Allâhü Teâlâ hazretleri, bu çölde (gördüğün bu gölün pınarlarını) bize yarattı….” dedi.
Ben ona;
Bizimle benim ashabımı (arkadaşlarımı) terk ettiğim yerin arası ne kadardır?” dedim.
Cinlerin bazıları tebessüm ettiler. Ve dedi:
Ey Ebû İshâk! Allâhü Teâlâ hazretlerinin bir çok acâib ve esrarı vardır. Senin bulunmuş olduğun yerde senden başka hiçbir Âdem oğlu asla gelip bulunmadı. Ancak ashablarından bir genç bulundu. Burada vefat etti. tşte bu da onun kabridir….”
Gölün kenarında bulunan bir mezar’a işaret etti. Mezarın çevresinde bahçe, güller ve güzel kokan reyhan çiçekleri vardır. Daha önce o mezar kadar güzel bir mezar görmemiştim.
Daha sonra cin konuşmaya devam etti:
Seninle kendilerinden ayrıldığın arkadaşların bulunmuş olduğu yer arasında şu şu kadar aylık mesafedir!… Veya seninle onların arasında şu şu kadar senelik uzaklıktır…” dedi.
Ben onlara;
O gençten bana haber verin?” dedim.
O cinlerden biri;
Biz gölün kenarında oturup muhabbeti müzâkere ederken, bir de baktık ki bir şahıs çıka geldi. Bize yöneldi. Yanımıza geldi. Bize selâm verdi. Biz onun selâmını aldık. Ve ona sorduk:
Nereden?” Genç bize döndü:
Nisâbûr şehrinden…” dedi. Biz ona sorduk:
Ne zaman şehirden çıktın?” O:
Yedi gün kadar bir zamandan beri…” dedi. Biz ona;
Seni vatanından ayrılmaya zorlayan şey nedir? Neden vatanından ayrıldın?” diye sorduk. O:
Onun için ümidi kesmeyin de başınıza azap gelmeden evvel tevbe ile rabbinize dehalet edin ve O’na hâlis Müslümanlık yapın, sonra kurtulamazsınız..
Âyet-i kerimesini işittim….” dedi. Biz ona:
İnâbe” nedir?” “İslâm’ın manâsı nedir?” “Azabın manâsı nedir?” diye sorduk. O genç;
İnâbe, senin, senden senin sebebiyle tam varlığıyla O’na yönelmendir…
İslâm; senin nefsini O’na teslim etmen ve O’nun senden sana daha evlâ olduğunu kesin olarak bilmendir.
Azab, fikrat ve ayrılıktır,” dedi.
Sonra genç büyük bir sayha vurdu/ses çıkardı. Hemen düşüp vefat etti. Biz de onu göndük. İşte bu da onun kabridir. Allâhü Teâlâ hazretleri ondan râzî olsun.
İbrahim Havas (r.h.) buyurdular:
Onların vasfettiklerinden taaccub edip şaştım, kaldım. Sonra onun kabrine yaklaştım. Mezarının başında, bir Nergis çiçeği vardı. Sanki büyük bir şekilde kokuyordu. Ve mezarının başında şöyle bir yazı vardı:
Bu Allah’ın sevgili kuludur!”…
Reyhanın dallan değişmişti. Ve yapraklarının üzerinde de “inâbef’in sıfatı yazılıydı. Nergis’in üzerinde yazılı olanları okudum. Onlar bu yazıların tefsir edilmesini benden istediler. Ben de onları okuyup, kendilerine tefsir ettim. Onların içine heyecan ve depreşme girdi. (Cezbeye tutuldular.) Kendilerine geldiklerinde sükûnete kavuştular. Ve:
Biz meselelerimizin cevâbıyla iktifa ettik! (Senden yeterli cevaplar aldık)”
îbrâhim Havas (r.h.) buyurdular:
Bana bir uyku geldi. Ağırlık bastı. Uyudum. Uyandığımda kendimi “Hazret-i Aişe (r.a.) Mescidi”ne yakın bir yerde gördüm.
Baktım ki, kaplarımın (ve eşyamın) içinde reyhân’ın demetleri vardı. O reyhan çiçeği tam bir sene benimle kaldı. Hiç bozulmadı. Daha sonra onu kaybettim…
Allâhü Teâlâ hazretleri,kendisinden,onlardan ve bütün sâlihlerden râzî olsun….

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/36-39.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: