Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Zalim Padişahla Fitneci Vezir

Posted by Site - Yönetici Ekim 14, 2016

mesnevide-gecen-hikayelerzalim-padisahla-fitneci-vezir

Zalim Padişahla Fitneci Vezir

Eski zamanlarda yahudilerin zalim bir padişahı vardı. Hz. İsâ düşmanıydı. Hristiyanları çeşitli eziyetlerle yakar, yandırır ve öldürürdü.

Şaşkın padişah, Musa (a.s.) ile İsâ’nın (a.s) ikisinin de Allah yolunda yürüyen peygamberler olduğunu bir türlü kabullenemiyordu.
Bu padişahın kendisinden de kötü, düzenbaz, hilekâr ve fitneci bir veziri vardı. Hile yaparak akan suyu bile durdururdu.

Bir gün padişaha, ”Padişahım, hıristayanlar canlarını kurtarmak için dinlerini gizliyorlar. Hem öldürmekle de bunlarla başa çıkılmaz” dedi. Padişah, ”Söyle bakalım, bu Hıristiyanlığın yayılmasını ve hıristiyanların çoğalmasını nasıl engelleyeceğiz? Gizli ve açık dünyada hıristiyan kalmaması için gerekli tedbiri alalım” dedi.
Vezir bunun üzerine hile dolu planını anlattı. ”Padişahım! Güya bana kızarak, kulağımın ve elimin kesilmesini, burnumun ve dudağımın yarılmasını emredin. Sonra da beni idam etmek için dörtyol ağzında bir idam sehpası kurdurun. Tellâllar çıkartarak halkı toplayın. Son anda sizin kıramayacağınız biri benim affımı sizden istesin. Bunun üzerine siz de beni uzak bir yere sürgüne gönderin.
Böyle yaparsan hıristiyanlar benden şüphelenmez. Ben de rahatlıkla aralarında fitne ve fesadımı yayarım. Gittiğim yerde onlara derim ki: ‘Ben gizlice hıristiyan olmuştum.
Padişah bu sırrımı öğrendi. Bana bu zulmü yaptı. Eğer İsâ aleyhisselâmın mânevî yardımı yetişmeseydi Yahudiliğinden dolayı beni öldürecekti. Ben Hz. İsâ’nın uğruna canımı, başımı vermeyi canıma minnet sayarım. Onun dininin bütün bilgilerine sahibim. Hıristiyanlığın cahillerin elinde kalmış olması, bana büyük ıstırap veriyor. Üzülüyorum. Belimize Hıristiyanlığın kemerini bağladığımızdan beri, Yahudilik’ten kurtuldum.
Allah’a ve İsâ’ya şükürler olsun. Bu hak dinin yol göstericisiyim. Ey insanlar, devir İsâ’nın devridir. Onun dininin emirlerini candan ve gönülden dinleyiniz diyerek vaazlarıma başlarım.”
Padişah vezirin bu düzenini akıllıca buldu. Çok hoşuna gitti.
Derhal istediklerini yerine getirdi. Veziri hıristiyanların çok olduğu bir bölgeye sürdü. Halk vezirin başına gelenlerden dolayı çok şaşırdı. Vezir sürüldüğü yerde halkı dine davete başladı.

Hıristiyanlar azar azar onun çevresine toplandılar. Vezir onlara gizlice İncil’in, namazın sırlarını anlatıyordu.
Görünüşte Hıristiyanlığın emirlerini anlatsa da anlattıkları hıristiyanları tuzağa çekmek için bir yemdi. İmansız vezir badem ezmesinin içinde sarımsak saklar gibi, din nasihatçiliği yapıyordu. Sözleri, içine zehir katılmış şeker şerbeti gibiydi. Gerçek hıristiyanlar, o sözlerin ardındaki acılığı hissediyorlar ama tam çözemiyorlardı.
Cahil ve anlayışı az olan hıristiyanlar, gönüllerini hilekâr vezire tamamıyla kaptırmışlardı. Vezir Hz. İsâ’nın yeryüzündeki vekili, sözleri de boyunlarında birer halkaydı artık. Vezir, kısa zamanda bir emriyle ölüme gidecek kadar kendisine bağlı, yüz binlerce hıristiyanı etrafına topladı.
Aradan tam altı sene geçti. Yapılan plan adım adım uygulanırken, padişahla vezir arasında gizlice haberleşmeler yapılıyordu. Padişah bu işi bir an önce bitirmesini isterken, vezir padişahtan biraz daha sabretmesini diliyordu.O dönemde, Hz. İsâ’nın kavminin başında yöneticilik yapan on iki emîr vardı. Bu emîrlerin hepsi de vezirin tuzağına düştü.
Ona inanıyor ve güveniyorlardı. Onun için ölmeye bile hazırdılar. Samimiyetinden hiç şüphe etmiyorlardı.
Vezir bu arada her emîr için Hıristiyanlığın ilkelerini anlatan on iki kitapçık hazırladı. Her kitapçık birbirinden ayrı hükümlerle doluydu. Dinin emir ve yasakları birbirini tutmuyordu.
Kitapçığın birinde riyâzet ve açlığın tövbenin esası, Allah’a dönüşün şartı olarak bildirilirken, diğerinde açlığın insana bir fayda getirmeyeceği yazılıydı. O kitaba göre cömertlik Allah’ı bulmak için yeterliydi.
Bir diğer kitapta aç kalmanın da cömertliğin de Allah’a şirk koşmak olduğu ifade ediliyordu. O kitaba göre de her şeyin başı Allah’a tevekkül ve teslimiyetti.
Bir başka kitapçıkta da diğer kitapçıktaki belirtilen düşüncenin tamamen zıddına, kulun yapması gereken şeyin hizmet ve ibadet olduğu, ibadetsiz ve hizmetsiz bir tevekkülün suç olduğu belirtiliyordu.
Hilekâr vezirin hazırladığı, bu kitapçıkların hiçbiri birbirine uymuyordu. Birinde yapılması tavsiye edilen şeyler diğerinde yasaklanıyor, suç kabul ediliyordu.
Vezir bir müddet sonra hilesinin gereği olarak vaaz ve nasihati bırakarak yalnızlığa çekildi. Kırk-elli gün halvette kaldı. Kendine inananları ayrılık ateşiyle yaktı. Halk, onun insana huzur veren halinden, güzel konuşmalarından, sohbetinin zevkinden uzak düşmekten, deli divane oldu. Yanına vardılar ve yalvarıp yakardılar, sızlayıp dövündüler. Gözleri görmeyen bir âmâ gibi yolun ortasında rehbersiz kaldıklarını bildirdiler. Vezir onlara, ”Ruhum dostlarımla beraber fakat halvetten çıkmama izin yoktur’‘ dedi. Kendisine inananlar, ”Ey kerem sahibi! Senden ayrı düşünce, biz her şeyimizi kaybettik, gönülden de dinden de yetim kaldık. Bir kusurumuz varsa affedin. Bize cefa çektirmeyin” dediler. Vezir, ”Bana inanıyor ve güveniyorsanız, kemâlâtımı kabul ediyorsanız neden ısrarcı oluyorsunuz? Ben gönlümün halleriyle meşgul olmak istiyorum” dedi. İnananları, ”Ey vezir! Senin kemâlâtını inkâr etmiyoruz. Senden ayrı düşmenin ıstırabıyla, gözlerimizden yaşlar akıtarak yalvarıyoruz” dediler. Vezir onlara halvete girdiği yerden şöyle seslendi:
Hz. İsâ’dan bana emir geldi ve, ”Bütün dostlarından, yakınlarından ayrıl ve yalnız kal” dendi. Vezir sevenlerinin yalvarıp yakarmalarına, ah edip inlemelerine aldırmadı. Halvetine devam etti. Bir müddet sonra da emîrleri yanına çağırttı. Her biriyle ayrı ayrı görüştü ve her birine, ”Benden sonra yerime sen geçeceksin. Hıristiyanlığı insanlara sen anlatacaksın. Hak dinin senden başka temsilcisi yoktur. Yalnız ben hayatta olduğum sürece bu sırrı kimseye açıklamayacaksın” diyerek ellerine yazmış olduğu kitapçıklardan birer tane verdi. Kitapçıklar hususunda da şu tembihte bulundu: ”İsâ aleyhisselâmın insanlığa getirdiği gerçek hıristiyanlık bu kitapçıkta yazılıdır. Sana verdiğim bu kitabın dışındakiler yanlıştır.
Daha sonra vezir kırk gün kapısını kapadı. Kırkıncı gün de kendisini öldürdü.

Halk onun ölümünü duyunca, mezarının başı kıyamet yeri gibi oldu. Kabrinin başında bir ay oturdular, ağlayıp inlediler, matemini tuttular. Matem acısı hafifleyince halk dedi ki:
”Ey emîrler! Vezirin yerine sizlerden kim geçecek? Bize bildirin ki, ona uyalım. Elimizi, eteğimizi ona teslim edelim.
Batan güneşimizin yerine bir mum olsun.” On iki grubun liderlerinden bir emîr ileri atıldı ve, ”O büyük insan, yerine vekil ve halife olarak beni bıraktı. İşte elimdeki bu kitapcık sözlerimin delilidir” dedi. Bir başka emîr, ”Hayır, gerçek halife benim” diye ortaya çıktı. On iki emîr de gerçek halife ve vekilin kendisi olduğunu iddia ediyordu. Her emîrin bir elinde kılıç, diğerinde kitapçık vardı. Sarhoş filler gibi birbirlerine saldırdılar. Her emîr peşindekilerle birlikte halifelik mücadelesine girişti. Savaştılar, vuruştular yüz binlerce hıristiyan öldü. Kesik başlardan kuleler oluştu. Böylece vezirin ektiği fitne tohumları yeşerdi. Hz. İsâ’nın dinine inananlar arasında ayrılıklar meydana geldi. Vezir de canı pahasına muradına ermiş oldu.

***
Bu hikâyede şu âyet-i kerimelere işaret vardır: ”Onlar dinlerini parçaladılar, bölük bölük oldular. Her grup kendi inancı ile sevinmekte ve ferahlamaktadır’‘ (Rûm 30/32).
De ki! Ey kitap ehli! Geliniz, aranızda eşit olan tek söze, ancak Allah’a kulluk edelim. Ona hiçbir şeyi eş ve ortak koşmayalım. Allah’ı bırakıp birbirimizi rab edinmeyelim” (Âl-i İmrân 3/64).

Kaynak : Mesnevide Geçen Hikayeler

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: