Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerinin Düzelttiği Fetva

Posted by Site - Yönetici Ağustos 8, 2016

rawda,ravzai mutahhara

Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerinin Düzelttiği Fetva

Hazret-i Ali kerremallahü vechehû buyurdular:
Kim, ilimsiz olarak fetva verirse, gök ve yer melekleri ona la’net ederler. Kenzu’l-Ummâl: 29018,

Bu manada bir çok hadis-i şerif mevcuttur:

Kim ilimsiz olarak (bilmeden câhilce) fetva alırsa, onun günahı kendisine fetva verenin (müftinin) üzerinedir.

Kim doğru olanında söylediğinin gayrisinde olduğunu bildiği halde; kardeşine bir işi işaret eder (bir tavsiyede bulunursa) o kişi, kardeşine ihanet etmiştir.” Sünen-i Ebû Davud: 3173, Câmiu’s-sagîr: 8390,

Efendimiz (s.a.v.) Hazretlerinin Düzelttiği Fetva

Aliyyü’l-Belhî (r.h.)’ın kızı babasına boğaza kadar çıkan kusmadan sordu. 0 da;
Abdestin yenilenmesi gerekir!” diye fetva verdi.
Sonra Efendimiz (s.a.v.) hazretlerini rüyasında gördü. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri ona;
Hayır Ya Ali! Ağız dolusu olmadıkça (abdestin yenilenmesi gerekmez)”
Bunun üzerine Aliyyü’l-Belhî (r.h.) buyurdular: “Anladım ki, fetvalar, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine arz olunur. Bunun üzerine ben nefsime “ebediyyen bir daha fetva vermemesi” sözünü verdim…

Kime Fetva Sorulur?

Avâm’a (halka) düşen vazife, zahir işlerinde (şeriat ile ilgili konularda) mümkün mertebe, memleketinin veya (başka şehirlerde de olsa) asrının en “âlim”ine (zahiri ilimleri en iyi bilen ve en fakîh kişiye gidip) fetva sormaktır

Âlimlerin bir çokları, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerini kendisine mahsus bir âlemde görüşüp, kendisine danışmışlardır.

Tasavvuf ve ilim tarihi bu tür güzel menkibelerle doludur:
Muhammed Hâdimî Hazretleri. Efendimizin (s.a.v.) yüce ruhâniyetiyle görüşüp. kendilerinden bilgi ve irfan almışlardır.

Imam-ı Birgivî Hazretleri’nin “Tarikat- Muhammediyye” isimli kitabına şerh yazarken, ihtiyaç duyduğu zaman “tayyı mekan” kerametiyle Medine-i Münevvereye gidip, Efendimizin yüce ruhâniyetinden yardım istemişlerdir.

Osmanlı Padişahlarından Birinci Mahmud, yıllarca Medine’de Harem muhafızlığı görevinde bulunan Hacı Beşir Ağa’ya; (bu zatın kabri. Istanbulda, Eyyûb Sultan (r.a.) hazretlerinin naziresinde ve hemen caminin giriş kapısındadır} Harem-i şerifte kaldığın zaman içerisinde fevkalâde bir hadise görüp görmediğini sorar. Harem-i Şerifin eski emniyet âmiri Beşir Ağa başından geçen bir hadiseyi Padişaha, şöyle anlatır. “-Ravza-i Mutahharedeki, Cibril (Cebrail) kapısı bazı geceler seher vakti kendiliğinden açılır, fakat içeriye kimsenin girdiğini görmezdim. Bir defasında kararımı verdim, bu gece sahaba kadar uyanık kalacak ne pahasına olursa olsun gelenin kim olduğunu öğrenecektim. 0 gece kapı yine açıldı. Hemen kapıya koştum, içeriye bir zât girdi. Heyecan ile;
Kimsin? diye sordum.” 0 zât:
Konya’nın Hâdimî kazasından Muhammed Hadimî’yim,” diye cevap verdi. -“Ziyaret sebebin nedir?
İmam-i Birgivî Hazretlerinin; “Tarikât-ı Muhammediyye’ isimli kitabına bir şerh yazıyorum. Şüphe ettiğim bazı yerleri Rasûlullah’ın bizzat kendisinden öğrenmeye geldim.
Kendisini odama götürdüm. Sohbet ettik. Bir müddet yanımda kaldıktan sonra kibar bir şekilde izin istediler:
Beşir Ağa! Müsâde ederseniz gidip biraz çalışayım?” Ben de;
Hay! Hay! Gidin çalışın, dedim ve Sabah namazından sonra yine odama teşrif ediniz, diye rica ettim.” 0:
Memleketimde imamlık vazifem var! Bana izin ver… ” dedi ve ayrılıp gitti. Birinci Mahmud heyecan ile sordu: –0 zâtı bir daha gördün mü?
Evet Efendim! Bundan sonra da arada sırada gelirdi, kendisiyle çok görüştüm.” Padişah, yine hayretle sorar: -“0 zâtı görsen tanır mısın?” -“Tanırım.”
Padişah bu hadisenin doğruluğunu öğrenmek için, Muhammed Hadîmî hazretlerine benzeyen kişileri tesbit etti. Memleketin bir çok âlimleri ile beraber Muhammed Hadimi Hazretlerini de İstanbul’a davet etti. Hadimi Hazretlerine benzeyen kişiler toplandı.
Sonra Hacı Beşir’i çağırarak gelen topluluğu ona gösterdi.
Bunların içinde Hadîmî hangisidir?” diye sordu.
Hacı Beşir Ağa o kadar topluluk içinde Muhammed Hadimi Hazretlerini tanıyarak yanına gitti.
Hoşgeldiniz Hoca!” deyip Muhammed Hâdimî Hazretlerinin mübarek ellerini öptü.” Padişah ve orada bulunan bütün devlet erkânı da hâdisenin doğruluğuna inandılar. Hızır Aleyhisselâm” isimli eserime bakınız, Mütercim.

Bu konuda İmam Buhârî hazretlerinin. Askalânî hazretlerinin ve bir çok âlimin hikâyeleri vardır. Bu şekilde bir Çok evliya ve âlim Efendimiz {s.a.v.) hazretlerinin ruhâyetinden ilim ve irfan almışlardır….

Dİvân-ı Sâlihîn” de, Efendimiz (s.a.v.) hazretleriyle manevî olarak görüşürler…

İslâm’ın edep, terbiye, hayatından yoksun, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin sünnetinden uzak ve şeriat dışı yaşayan ve işin ehli olamayan bazı zındıkların, bu işi sû-i istimal ederek; “istedikleri ân Efendimiz (s.a.v.) hazretleriyle görüştüğünü ve ona fetva danıştığını…” iddia etmelerine de kulak vermemek lazım.
Bu konuda ileri ve geri konuşanlar çok… Mütercim…

İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri:8/50.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: