Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for Nisan 2016

Yediğin Lokmaya Dikkat Et!

Posted by Site - Yönetici Nisan 30, 2016

1,yedigin lokmaya dikkat et,haram ve helaller,cay,serife sevval kardelen,goynem,beysehir, copy

Yediğin Lokmaya Dikkat Et!

Şâh-ı Nakşibend (k.s.) hazretleri, tasavvufdaki hallerinni kaybolduğunu söyleyen bir talebesine; “yediğin lokmaların helâlden olup olmadığını araştır” buyurmuştur. Talebesi araştırdığında, yemeğini pişirirken ocakta helâl olup olmadığı şüpheli bir odun yakmış olduğunu tesbit ederek tevbe etmiştir.
Namazda hudû ve huşû nasıl elde edilir?” diye sorulunca da cevaben buyurdu ki:
“- Huzurlu bir halde hâlal lokma yiyeceksiniz. Huzur ile abdest alacaksınız ve namaza başlarken iftitah tekbirini kimin huzuruna durduğunuzu bilerek, düşünerek söyleyeceksiniz.
Hâce Hazretleri, kendisine karşı edepsizlik yapan bir kimseye kızmayıp, tebessümle karşıladı. Fakat edepsizlik yapan kimse büyük bir derde düşüp, helâk olacak hâle geldi. Hatasını anlayıp tevbe etti. Şâh-ı Nakşibend hazretleri bir ara o adamın evinin önünden geçerken, içeri girip hâlini sordu:
“- Allah Teâlâ şifâ vericidir., korkma iyileşirsin” dedi. O kimse bu söz üzerine kalkıp:
” – Efendim size karşı edepsizlik ettim, hatırınızı incilttim, beni affediniz.” dedi. Şâh-ı Nakişbend hazretleri buyurdu ki:
“- Kalbimiz o zaman incindi. Fakat şu anda gönül aynası tertemiz. İyi bil ki, mürşidlerin kılıcı kınından çıkmış yalın bir kılıçtır. Ama mürşid merhamet sâhibidir. Kimseye kılıç vurmaz. İnsanlar (belâsını arayanlar) gelip kendilerini o kılıca vururlar..

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

Bir Annenin Evladını Hocaya Emanet Ederken…

Posted by Site - Yönetici Nisan 29, 2016

8 Mart Dünya Kadınlar GünüCENNETE İLK GİRECEK KADIN !

Bir Annenin Evladını Hocaya Emanet Ederken…

Ana kuzuları eline teslim
Üstüne leş kuşu konmasın hocam
Elinden tutup da götür cennete
Cehennem nârında yanmasın hocam

Müslüman yazılsın alın çatına
Seninle atlasın ilim atına
Kanatlanıp uçsun arşın katına
Sefil çukurlara inmesin hocam

Çocuk sana bakar sen bir aynasın
Topla değil, kitaplarla oynasın
Cihad rûhu ile kanı kaynasın
Kâfir karşısında donmasın hocam

Deryâca birikip ırmakça aksın
Bilgi kemerini beline taksın
İslâm’a yaslanıp dünyâya baksın
Yabanın sözüne kanmasın hocam

Âkil olup tilki sokmasın bağa
Yokuştan ürkmesin tırmansın dağa
Bir heyecan ver ki kalksın ayağa
Bir küçük tehditten sinmesin hocam

Görsün ki dünyanın bulunmaz dibi
Gönlü yansın Yûnus, Mevlânâ gibi
Tek haram lokmadan ürpersin kalbi
Her çorbaya ekmek banmasın hocam

İlimle ibâdet yan yana gitsin
Sen böyle yaparsan gerçek yiğitsin
De ki ona “Sen Allah’a âitsin!”
Beton putu Allah sanmasın hocam

Merhamet timsâli görsün hep seni
Bir emniyet yurdu bilsin gölgeni
Îmanla dopdolu yaşasın beyni
Öyle ki küfürle yunmasın hocam

Oruçla kırılır nefsin hevesi
Öylece tadılır sabrın meyvesi
Şu körpe çağında günah heybesi
Cılız omuzuna binmesin hocam

Odun bol ama bağrında köz yok
Kabukta kavga çok içinde öz yok
Kitap ve sünnetin üstüne söz yok
Girdiği Hak yoldan dönmesin hocam

Bir yola koyulsun uzun ve ince
Milleti gark etsin büyük sevince
Bir top ateş olsun “Dâvâ!” deyince
Bir yığın kül gibi sönmesin hocam

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen, Şiir | 1 Comment »

İslamî Siteler ve İtikadî Tehlike

Posted by Site - Yönetici Nisan 28, 2016

İslamî Siteler ve İtikadî Tehlike

İslamî Siteler ve İtikadî Tehlike

İslâm dünyasında, kardeşler arasına nifak sokma gayreti, yeni gelişen bir şey olmayıp bilakis evvelden beri bilfiil devam ede gelen bir mefhumdur. Oldukça ciddi ve sinsi planlar çerçevesinde mü’minlerin arasında olması gereken ülfet-ünsiyet ve muhabbetler, kimi zaman “tecavüzkâr” kimi zamanda “tecdîd” veya “reform” kisvesi ve bu kisvenin gereklerinin bir sonucu olarak yok edilmeye çalışılmıştır.
Maalesef bu “reform” politikasının cahil kesim üzerindeki tecellisi, politikanın yaverlerinin ekmeğine bal sürmüş ve peşinden giden gürûhla birlikte telafisi zor hatalara kapı aralamıştır. Ehl-i Sünnete ters düşen sapık görüşleriyle bilinen İbn-i Teymiyye ve onun meddahları ve daha buna benzer kişilerce iş içinden çıkılmaz bir hale bürünmüş görünmektedir.
Tarih boyunca ne yazık ki dinimiz adına derin yaralar açılmaya çalışılmış, dahası bu fikir ayrıcalıklarının sonucu Müslümanlar birbirine düşürülüp kanlar dökülmüştür… Denebilir ki bu gürûhun fikir temelinin ciddi bir kısmını taasupkârlık oluşturmaktadır.
Peki günümüzde bu fırtına dindi mi?
Elbette hayır!
İnternet dünyası ilmi cihetten ne kadar büyük bir fırsat ise, beyinleri zehirlemek bakımından o denli de tehlikelidir. Değerli ilimlerin yayılması-öğrenilmesi bakımından bir nimet, hatalara düçâr olmak bakımından bir tehlikedir. Adeta bir bıçak… Nasıl kullanacağını bilmez isen, o seni dilediğince kullanır.
Ne hikmettir bilinmez, internet dünyasında bu sapık fikirlerin meddahlığını yapmak marifetten sayılmaya başlanır oldu. Forumlara başlıklar atılmakta ki, “Falanca alim ve müdafâsı – Filanca alim ve tenkitlere cevaplar” vesaire… Gûya gizli kalmış veya yanlış anlaşılmış âlim yaftasıyla bulanık beyinlere bozuk fikirler şırınga edilmektedir. İtikadî açıdan tehlike oluşturan bu tür site ve yazılarla gereğinden fazla hemhâl olmak ve sonrasında “Efendim ben okurum ama etkilenmem” demek yalnızca kendini avutmak ve kandırmak olur.

Bu tür yazıları neşreden kesimlerin ağına takılmaktaki ana sebeplere gelince,
1- Yazan ve savunan kişilerin edebî olarak güzel bir dil kullanması ve ikna kabiliyetinin yüksek oluşu.
2- “Araştıma” mefhumumuzun kısır olması ve ilk okunan kaynağın şartsız sualsiz kabul edilmesi… Sonrasında bunu sökmek ise, paslı çiviyi sökmek gibidir…
Benim müşahede edebildiğim bu iki temel sebebe farklı versiyonlar ziyade edilebilir.
Bazı İslamî geçinen siteler vardır ki, açtıkları “Fıkıh – Hadis” vesaire bölümlerde in-cin top oynarken, “Tartışma Platformları” bölümüne hergün bir yenisi eklenir. Bu tartışmalarda ya bir cemaat ya bir alim karalanmakta ya da kendilerine vaz’ ettikleri “Bid’at temizleme ilacı” sıfatının icrası(!) gereği, kandil geceleri vesaire gibi bir takım ibadet ve mükaddesât eleştirilerek, durgun beyinler bulandırılmaktadır.
Peygamberi Zîşân Efendimizin “Bu din ilmi, dinin ta kendisidir, öyle ise onu kimden öğrendiğinize dikkat edin.” (1) şeklindeki buyruğu herhalde sebepsiz olmasa gerektir.
Hasılı kelam, bu nevî yayın organlarından dini bilgi edinen ve gereğinden fazla ilgilenen kişilerin i‘tikadî-amelî ve ahlâkî bakımdan kendileri ve çevreleri için fevkalâde zararlı olacağına dair âcizane kanaatimi belirtmeyi bir vazife telakkî ediyorum.

(1) Dârimî, Mukaddime 38

ŞERİFE ŞEVVAL KARDELEN

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

Suleyman Hilmi Tunahan (K.S)

Posted by Site - Yönetici Nisan 28, 2016

Suleyman Hilmi Tunahan (K.S),Suleyman Hilmi Tunahan (K.S) copy

Suleyman Hilmi Tunahan (K.S)

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Abdulhalık Gucduvani Hazretlerinden Nasihatler

Posted by Site - Yönetici Nisan 27, 2016

Abdulhalık Gucduvani Hazretlerinden Nasihatler,serife sevval kardelen,

Abdulhalık Gucduvani Hazretlerinden Nasihatler

*Vasiyet ederim ki sana ey oğul;

*Bütün hâllerinde ilim, edep ve takvâ üzerinde olasın!..

*Geçmişlerin eserlerini oku, ehl-i beyt ve ehl-i sünnet vel-cemaat yolundan git!

*Fıkıh ve hadîs öğren ve câhil sofîlerden bucak bucak kaç!

*Namazlarını, mutlaka cemaatle kıl!

*Kalbinde şöhrete meyil varsa imam ve müezzin olma!

*Şöhretten gücünün yettiği kadar uzaklaş! Şöhrette âfet vardır. Makamlarda da gözün olmasın; dâima kendini aşağılarda tut!

*Tâkat getiremeyeceğin işe kefil olma!

*Halkın seni alâkadâr etmeyen işlerine karışma!

*Fâsık idarecilerle düşüp kalkma!

*Her hususta dengeyi muhâfaza et!

*Ölçüyü kaçırıp güzel ses dinlemeğe fazla kapılma ki, ruhu karartır ve sonunda nifak doğurur. Böyleyken güzel sesi de inkâr etme ki, onunla ezân ve Kur’ân, ruhları ihyâ eder.

*Az ye, az konuş, az uyu; ve gâfillerden ve ahmaklardan arslandan kaçar gibi kaç!

*Fitne zamanları yalnızlığı tercih et, menfaati icâbı fetvâ vererek dînin hafife alınmasına sebep olanlardan, mağrur zenginlerden ve câhillerden uzak dur!

*Helâl ye, şüpheli işlerden sakın ve evlenmede takvâya dikkat et. Aksi hâlde dünyaya bağlanır ve o uğurda dînini zedelersin…

*Çok gülme; hele kahkahayla gülmemeye dikkat et! Çok gülmek kalbi öldürür. Fakat tebessümü de elden bırakma. Zîrâ tebessüm sadakadır.

Herkese şefkat gözüyle bak ve kimseyi hakîr görme!

*Kendi dışını aşırı bezeyip süsleme; zarif ve sade giyin. Zîrâ sırf dışa aşırı itina, iç haraplığından gelir.

*Münâkaşa etme, kimseden bir şey isteme, müstağnî kal, kanaatle zengin ol, vakarını koru!

*Sende emeği olanlara ve seni terbiye edenlere karşı vefâkar ol, malınla ve canınla onlara hizmet et ve onların hâli ile hâllen! Onları kınayan gâfiller felâh bulmaz. Dünyaya ve dünya ehli olan gâfillere meyletme!

*Gönlün dâima mahzûn, bedenin kulluğa güçlü, gözün yaşlı ve kalbin rakik (ince) olmalı. İşin hâlis, duân ilticâ ve libâsın (elbisen) mütevâzî, yoldaşın sâlihler, sermayen zahirî ve batınî (dış ve iç) din ilimleri, evin mescid ve yakının Allâh dostları olsun!..”.

RABBİM ŞEFAATLERİNE NAİL EYLESİN.

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Etiketler: | 4 Comments »

BİZ HIRİSTAYAN OLDUK HABERİNİZ OLSUN!

Posted by Site - Yönetici Nisan 26, 2016

Biz Hıristyan olduk haberiniz olsun

BİZ HIRİSTAYAN OLDUK HABERİNİZ OLSUN!

Almanya’dan yaşlı bir teyze aramıştı. Ağlamaktan konuşamıyordu. Kendine gelmesi için telefonda bekledim. Biraz rahatladıktan sonra anlatmaya başladı. Evladım yirmi senedir, Almanya’dayız. Karı-koca gece gündüz çalışarak çocuklarımızın iyi bir öğrenim görmesini sağladık. Oğlum 27, kızım 25 yaşında okullarını bitirdiler. İşe başladılar. Keyfimize diyecek yoktu artık. Yirmi sene çok sıkıntı çekmiştik fakat sonunda çocuklarımızın geleceğini sağlama almıştık. Mutluyduk.

Fakat bu mutluluğumuz uzun sürmedi, ancak bir sene sürdü. Bir haftadır gözümü kırpmadım, iki gözüm iki çeşme, durmadan ağlıyorum. Çünkü, geçen hafta işten dönen çocuklarım, “Biz Hıristyan olduk” haberiniz olsun dediler. Biz şiddetli tepki gösterince de evi terk ettiler. Şimdi misyonerlerin kaldığı bir evde kalıyorlar. Bu olay bizi yıktı. Ne olur bize yardımcı ol, çocuklarımı nasıl dinimize döndürebilirim?”

Bir kaç ay sonra Türkiye’ye geldiklerinde ziyaretime de geldiler. Uzun uzun konuştuk. Kendilerine sordum, “Bu güne kadar çocuklarınıza, dinimizi hiç anlattınız mı ve dinimizi anlatan kitap okuttunuz mu?” Şöyle cevap verdiler: “ Biz kafaları karışmasın diye, hiç dinden bahsetmedik, dersleri aksamasın bir an önce okullarını bitirip iyi bir işleri olsun düşündük!

Bu olay zannetmeyin ki tek, başka yok. Almanya’da yaşayan Türkler arasında buna benzer yüzlerle olay var. Şu cehalete bakın. Neymiş efendim, kafaları karışırmış, şimdiye kadar İslamiyet kimin kafasını karıştırmış, İslamiyeti yaşadığı için kim okuyamamış. Aksine bu yaşlarda, Kur’an-ı kerimi ve din bilgilerini öğretmek çocuğun zihnini açar, hafızasını kuvvetlendirir. Üstelik bu çocukların babaları öğretmen. Eğitim psikolojisi okumuş bir kimse. Çocuğumuza bu yaşlarda, kendi kültürümüzü, dinimizi öğretmediğimiz zaman bir daha öğretemeyeceğimizi nasıl bilmez! Akılları karışmasın diye diye gençleri bu hale getirdik.

Kendilerine dedim, çocuklarınız müslüman iken Hıristiyan olmuş değiller. Zaten onlar Müslüman değillerdi. Çünkü, akıl baliğ olmuş bir gençler, dinimizin bildirdiği zaruri temel iman, itikat bilgilerini bilmezlerse, bu şekilde inanmazlarsa Müslüman olamazlar, mürted olurlar.

Zaten İslamiyeti bilen kimse din değiştirmez. Bugüne kadar, Müslüman iken Hıristiyan olan görülmemiştir. Dinsiz iken Hıristiyan olan olmuştur fakat, Müslüman iken Hıristiyan olana İslam tarihinde hiç rastlanmamıştır.

Almanya’dan söz açılınca aklıma geldi. Bir gazetemiz çok güzel bir bayram ilavesi verdi Almanya’da. Bu konulara onlar da değinmişler. Almanya’daki üçüncü kuşak gençlerimizin hali şöyle anlatılıyordu bu ilavede:

“Hem de Ramazan ayında özellikle hafta sonlarında erkek ve kızlardan oluşan beş bin Türk genci, Almanya’da Türklerin yoğun olarak yaşadığı bir şehir kulübünde kucak kucağa yarıçıplak vaziyette sabahlara kadar dans edip eğleniyorlar. İçkinin su gibi tüketildiği, çılgınca dans edilen diskotek sadece Türk gençlerinin devam ettiği bir yer.. Bunu öğrenince “başkalarının bizi asimile etmesine lüzum yok ki. Biz kendi kendimizi eritiyoruz. Hem de ‘bira kültürü’ içinde. Bazıları da, sahurda eğlencelerini keserek oruca niyet ediyorlar.

Bazıları bunda ne var, bak oruç tutan da var diyebilir. Kazın ayağı öyle değil. Bu zamanla anlaşılacak ama, artık iş işten geçmiş, atı alan Üsküdar’ı geçmiş olacak. Belki bu durumu, genelleştirmek yanlış olabilir. Ancak gözle görülemeyen virüs vücuda girdiğinde milyarlarca hatta trilyonlarca sağlam hücre ona karşı koyamıyor. Bir ay, bir sene veya on senede kocaman vücudu eritip tüketiyor. Tıpkı sepetteki çürük bir elmanın diğerlerini de çürüttüğü gibi.”

Almanya böyle de, Türkiye sütten çıkmış ak kaşık mı ?
.
Kaynak : Dinler Arası Diyalog Tuzagı – Mehmet Oruç
.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Dinler Arası Diyalog Tuzagı, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Siz en iyisi bunun üzerindeki derviş elbisesini çıkartın

Posted by Site - Yönetici Nisan 25, 2016

Siz en iyisi bunun üzerindeki derviş elbisesini çıkartın

Siz en iyisi bunun üzerindeki derviş elbisesini çıkartın

Bir gün yaralı bir kuş Hz. Süleyman’a gelerek kanadını bir dervişin kırdığını söyler. Hz. Süleyman dervişi hemen huzuruna çağırtır.
Ve ona sorar;
Bu kuş senden şikâyetçi, neden kanadını kırdın?
Derviş kendini şöyle savunur:
Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim. Önce kaçmadı, yanına kadar gittim, yine kaçmadı. Ben de bana teslim olacağını düşünerek üzerine atladım. Tam yakalayacağım sırada kaçmaya çalıştı, o esnada kanadı kırıldı

Bunun üzerine Hz. Süleyman kuşa döner ve şöyle der:
Bak, bu adam da haklı. Sen niye kaçmadın? O sana sinsice yaklaşmamış. Sen hakkını savunabilirdin. Şimdi kolum kanadım kırıldı diye şikâyet ediyorsun

Kuş’un kendini savunması Hz. Süleyman’ı da şaşırtır:
Efendim ben onu derviş kıyafetinde gördüğüm için kaçmadım. Avcı olsaydı hemen kaçardım. Derviş olmuş birinden bana zarar gelmez, bunlar Allah’tan korkarlar diye düşündüm ve kaçmadım.”

Hz. Süleyman bu savunmayı doğru bulur ve kısasın yerine getirilmesini ister.
Kuş haklı, hemen dervişin kolunu kırın” diye emreder.
Ancak bu emre Kuş itiraz eder:
Efendim, sakın böyle bir şey yaptırmayın” diyerek öne atılır.
Neden” diye sorar Hz. Süleyman.

Kuş nedenini şöyle açıklar
Efendim, dervişin kolunu kırarsanız, kolu iyileşince yine aynı şeyi yapar. Siz en iyisi bunun üzerindeki derviş elbisesini çıkartın. Çıkartın ki, benim gibi kuşlar bundan sonra aldanmasın...

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Süleyman, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

İctihad Nedir ?

Posted by Site - Yönetici Nisan 24, 2016

1,İctihad Nedir copy

İctihad Nedir ?

İctihad: İnsan gücünün yettiği kadar zahmet çekerek, çalışma. Kur’ân-i kerîmde ve hadîs-i şerîflerde açıkça bildirilmemiş olan işlerin hükümlerini açıkça bildirilenlere benzeterek meydana çıkarmadır.

İctihad’ın dayanağı çok meşhur olan şu hadis-i şeriftir.
Efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem, hazret-i Muâz bin Cebel’i, Yemen’e hâkim olarak gönderirken;
Orada nasıl hüküm edeceksin?” buyurunca; o da;
Allahü Teâlâ’nın kitabı ile” dedi. ”
Allah’ın kitabında bulamazsan?” buyurdu.
Allah’ın Resulünün sünneti ile” dedi.
Resûlullah’ın sünnetinde de bulamazsan?” buyurunca;
İctihâd ederek, anladığımla” dedi. Resûlullah efendimiz, mübarek elini Muâz’m göğsüne koyup;
Elhamdülillah! Allahü Tcâlâ, Resulünün resulünü, Resûlullah’ın rızâsına uygun eyledi” buyurdu.”

İsabet etmiyen, yâni doğruyu bulamamış olan müctehide (Kur’ân-ı kerîm ve hadîs-i şeriflerden hüküm çıkaran kimseye) bir sevâb, doğruyu bulana iki veya on sevâb vardır. İki sevâbdan birincisi, ictihâd etmek sevabıdır. İkincisi, doğruyu bulmak sevabıdır.

Kaynak : Dipnot : İsmail Hakkı Bursevi (k.s), Rûhu’l-Beyan Tefsîri,:8/250-251.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Bizim Davamız İslam Davasıdır…

Posted by Site - Yönetici Nisan 23, 2016

Bizim Davamız İslam Davasıdır...muhammed s.a.v.Hac Yolcusunda Bulunması Geren Üç Hususiyet,

Bizim Davamız İslam Davasıdır…

Dava Bilal gibi kızgın kumlara ve taşlara rağmen Allah diyerek ölmektir…

Dava Yusuf gibi imtihana göğüs germek…

Köle olarak girdiği zindandan Peygamber olarak çıkmaktır..

Hamza gibi binlerce can feda etmektir…

Dava Halit bin Ziyat gibi şehitlere karışmak….

Dava Ebu Bekir gibi sadakat ister…

Cenneti değil yalnız Allahın rızasını diler…

Dava sahabe açken karnına iki taş bağlayan peygamberin davasıdır….

Dava atılan taşları tutup güller sunmaktır….

Dava düşman olarak girilen kapıdan dost çıkmaktır…

Dava bırakılan emaneti canı gibi korumaktır…

Dava Sümeyyenin örtüsü için canını vermesi Allaha canlarla gitmesidir…

Dava adaletin sevginin aşkın dostluğun sadakatin annesidir..

Dava seksen yaşında bile olsa Allahtan şehadeti dileyen Ebu Eyübel Ensarinin mücadelesidir…

Dava ezanlarda tek yürek olmak secdelerde Allaha varmaktır…

Ebu Cehillere dur deme…

Zalimlere göğüs germe…

Zülme direnme haklının yanında haksızın
karşısında olmaktır…

Dava bir yetim görüldü mü koruma ve okşama Rasulün bile bir yetim olduğunu unutmama davasıdır…

Bu dava gönül ister çokluk değil,birlik ister bu dava yüreğiyle Sevgiyle devleşerek iman ister…

Dava safını belirlemek imanını güçlendirmek senin rızan için bende buradayım Ya Rabbi diyebilmektir..

Dava çakıl taşları kadar denizler kadar çok günahı bile olsa onu affederek bir Allaha sahip olduğunu bilme
davasıdır….

Allah sabrımızı daim, azmimizi baki, Davamızı mübarek kılsın

###paylaşmak sünnettir

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

Allah’ın Salih Bir Kulu Olma Yolunda

Posted by Site - Yönetici Nisan 22, 2016

Allah’ın Salih Bir Kulu Olma Yolunda

Allah’ın Salih Bir Kulu Olma Yolunda

İman, bir dileme veya -mış gibi yapma değil, kalbe yerleşmiş olan ve amellerle ispatlanmış olandır.

Samimi bir müminin kalbi yanan bir kor gibidir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur:

Birinizin içinde iman, elbisenin eskimesi gibi eskir. Allah’tan kalplerinizdeki imanı yenilemesini dileyin.” (Hakim- Mustedrik; Taberani- Mu’cem)

Mümin kalbi bazen günah bulutları altında ona ezilmiş hissedebilir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bu durumu şöyle ifade eder:

Kalblerde ayın bulutu gibi bulut vardır. Bulut kalkınca ay nasıl parlarsa ve bulut galib gelince ay nasıl kararırsa, kalb de öyledir.” (Ramuz 382/10. Ravi: Hz. Ali (r.a.))

Demek ki müminin kalbi bazen nurunu gizleyen bulutlarla kaplanabilir ve karanlıklar ve yalnızlıklar içinde kalabilir. Fakat kişi imanını artırmaya gayret eder ve Allah’ın yardımını ararsa, o bulut onu terk eder ve gönlündeki nur yeniden parıldamaya başlar.

Selef-i salihînden bir zat der ki:
İmanını gözden geçirmesi ve ona tesir eden etkenlerden haberdar olması, kişinin zekasındandır.

Yine insanın zekasındandır ki, “Şeytanın ona fısıltısını fark eder.”

Size, imanın yerinde olup olmadığını anlamanızı sağlayacak temel bir prensipten bahsetmek isteriz. İmam el-Cevzi’nin sözlerinden hareketle diyoruz ki, kişi şayet Allah katındaki durumunu ve Allah’ın emir ve yasaklarıyla olan ilişkisini bilmek istiyorsa, kendisine baksın ve nelerle meşgul olduğuna dikkat etsin. Eğer davetle, insanları ateşten kurtarmak, cennete nail olmaya çalışmakla, güçsüz ve muhtaçlara yardımla, anne-babasina iyilikle meşgul ise, o zaman sevinsin ki hükümdarların Hükümdarı’na yakındır. Zira Allah, sevdiklerinden başkasının hayır işlemesine yardım etmez.

Fakat hakikate davette gözü yok, davet edenleri de sevmiyor ve hayırlı işlerde bulunmuyorsa, salt meşguliyeti bu dünya ve dünyalık çıkarları, dedikodu ve olur olmaz sorular sormaksa, keyfinin ve arzularının peşinden sürükleniyorsa, bilmelidir ki o Allah’tan uzaktır ve ona cenneti kazandıracak amellerden de mahrumdur. Çünkü Allah mübarek Kitab’ında mealen buyuruyor ki, “Kim bu çarçabuk geçen (dünyayı) dilerse biz de burada ona, kimi dilersek ona, dileyeceğimiz şeyi çarçabuk veririz. Sonra da onu cehenneme sokarız. O, buraya kınanmış ve (rahmetimizden) kovulmuş olarak ulaşır. Kim de mü’min olarak ahireti diler, onun için (ona gereken) bir çaba ile çalışırsa, işte onların (bu) çalışmaları makbul olur.” (İsra – 18, 19)

Hayırlı işlerin her türlüsünden pay alma, Allah’ın salih bir kulu olma, anne-babamızı memnun etme, ve nihayet cennete ulaşma amacı güdüyorsak yapmamız gerekenleri şu şekilde sıralayabiliriz:

1- Kalbimizde imanı diri tutmalıyız.

Bu dünyada ve ahirette aradığımız her şeyin sırrı imandadır. İman, iyilik kapılarını açıp kötülük kapılarını kilitleyen bir anahtar gibidir. Kalpte imanı diri tutmanın ve sağlamlaştırmanın çok ve çeşitli yolları olup, ibadet ve hayırlı işler yapmak da bunlardandır.

2- Samimiyetle Rabbimize yönelmeliyiz.

İmanımız ve amellerimizle Allah’a döndüğümüzde, Allah teala başka kullarının kalplerini de bize karşı sevgi ve merhametle doldurur. Nihayet Allah, O’na kulluk etmeyi insan olmanın en temel amacı olarak ifade etmiştir: “Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zariyat – 56)

3- Hedefimizi her daim yüksek tutmalıyız.

Bu dünyadaki amacımızı Allah’ın rızasını kazanmak, cennete layık olmak, en yüksek makam olan Firdevs’e erişmek diye belirleyerek bu uğurda çaba göstermeliyiz.

4 – Sahabe, tabiin ve onları takip eden kadim Müslüman büyüklerini kendimize örnek bilmeliyiz.

5 – Her dakikamızı, her anımızı iyi değerlendirmeli, kalbimizin attığı her saniyeyi imanımızı artıracak şekilde kullanmalıyız.

6- Oturup kalktığımız kimselerin güzel ahlaklı olmalarına dikkat etmeliyiz.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyururlar ki: “Kişi dostunun dini üzeredir. Öyleyse her biriniz, kiminle dostluk kuracağına dikkat etsin.” [Ebu Davud, Edeb 19, (4833)] Doğru arkadaş çevresi, günahtan uzaklaşıp Allah’a itaat etmeyi kolaylaştırmakta en temel unsurdur.

7 – Bizi hem bu dünya hem ahiret mutluluğuna eriştirecek pek çok salih amel yapmalıyız.

8- Gece namazı kılmalı, şafaktan (günün ağarmasından) hemen önceki vakitte dua etmeliyiz.

Peygamber Efendimiz’in sallallahu aleyhi ve sellem, Allah Teala onu tüm günahlardan arındırmışken ‘şükreden bir kul olma’ arzusuyla ayakları şişinceye kadar namaz kıldığını hatırlayalım.

Fudayl bin Iyaz hazretleri buyurur ki: “Dünyalık zevklerden yüz çevirmediğiniz müddetçe kalplerinizin imanın tadını alması mümkün değildir.”

9- Kur’an’dan her gün bir kısım okumalı, Kur’an’ın manası üzerine tefekkür etmemizi kolaylaştıracak başka zikir/tesbihlere de devam etmeliyiz.

10 – Allah’ın mesajının yaygınlaşması için gayret etmeli, Allah rızası için iyiliği emredip kötülükten sakındırmaya çalışmalıyız.

Olmayı arzu ettiğimiz gibi sadık, salih bir kul mertebesine ulaşmak için, Allah’ın Rasulune sallallahu aleyhi ve sellem emrettiği gibi olmamız gerekir:

De ki: Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir.” (Enam – 162)

İşte, Allah’a salih bir kul olmak demek, Rabbimize aidiyetimizi, gönülden boyun eğmişliğimizi açıkça beyan etmemiz demek. Bu ise –ayette belirtildiği gibi- her bakımdan Allah için yaşamayı gerektirir. Konuştuğumuzda Allah’ın razı olacağı sözleri söyler, işlerimizde O’nun rızasına göre hareket eder, niyetlerimizi O’na göre belirleriz.

Haliyle bizi salih kul seviyesine ulaştıran, hayatımızın akışı içerisinde bambaşka şekiller alan sayısız tavır ve davranış olabilir. Bu da Allah’ın bize ve tüm insanlara bir lütfudur. Yapmamız gereken, nerede olursak olalım, her durumda Allah’ı memnun edecek davranışın ne olduğuna bakmamız ve O’nun bizi görmeyi isteyeceği şekilde davranmamızdır.

Allah cümlemizin salih amellerini kabul buyursun; bizleri en güzel yârenler olan Nebiler, sıddıklar, şehitler ve salihlerle beraber rahmetiyle buluştursun. (Âmin)

Paylaşmak Sünnettir:

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: