Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

KÜÇÜK GÜNAH NASIL BÜYÜR

Posted by Site - Yönetici Ocak 14, 2016

Küçük günahların affedilmesi,KÜÇÜK GÜNAH NASIL BÜYÜR

KÜÇÜK GÜNAH NASIL BÜYÜR

Küçük günahların affedilme ümidi daha çoktur. Fakat şu altı sebeple küçük günahlar büyük günah olur:

1- Küçük günahı sürekli işlemek. Daima dedikodu yapmak, sürekli ipekli elbise giymek veya devamlı oyun-eğlence ile ilgili şeyler dinlemek gibi. Küçük te olsa devamlı günah işlemek kalbi karartır. Bunun tersine devamlı itaat de kalbi aydınlatır. Onun için, Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki: “Amellerin hayırlısı, az da olsa devamlı olanıdır.” Küçük günaha tutkun olan kimse, daima istiğfar edip pişman olmalı, bir daha yapmamayı azmetmelidir. “Büyük günah istiğfar ile küçük günah olur, küçük günah ise devamlı işlenirse büyük günah olur” diye bir söz vardır.

2- İşlenen günahı küçük görüp önemsiz gözüyle bakmakla günah büyük olur. Günahı küçük görmek gafletten ve günaha alışkın olmaktan ileri gelir. Aynı zamanda imanın kuvvetli olmadığını ve kalbin kararmış olduğunu gösterir. Kalp zamanla büyük günahları da küçük görmeğe başlar. Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki: “Mü’min günahını, tepesine dikilmiş bir dağ gibi görüp üzerine düşeceğinden korkar. Münafık ise günahını burnuna konup beklemeden hemen uçup gidecek sinek gibi görür.” Bir peygambere şöyle vahiy geldi: “Günahın küçük olmasına bakma. O günahı işlemenin Allah’ın emirlerine karşı gelmek olduğuna bak.

3- Günahı ganimet ve fırsat bilmek ve onunla övünüp sevinmek. Falan kimseye şöyle dedim, onu konuşmada rezil ettim gibi şeyler söylemek.

4- Günahının gizli kalmasını kendisi için yardım telakki edip bunun kendisini oyalama ve aldatma olduğundan, tamamıyla felaketine sebep olmasından korkmamak.

5- Yüce Allah’ın örttüğü günahın perdesini açmak. Böyle bir durumda başkasının da onun günahına rağbet etmeleri tehlikesi vardır. Böylece hem kendi günahının vebalini, hem de başkasının buna rağbet etmesinin vebalini yüklenmiş olur.

6- Günah işleyenin âlim ya da önder olması ve bu halini gören başkalarının, “caiz olmasaydı o yapmazdı” diyerek o günahı işlemeye cesaret bulmaları. Âlim ve önderlerin bu husustaki mesuliyetleri çok büyüktür.

DOĞRU TEVBENİN ŞARTI ve BELİRTİSİ

Tevbenin aslı pişmanlık, sonucu ise bir daha günah işlemeyeceğine dair meydana gelen iradedir.

Pişmanlığın belirtileri, devamlı kaygı duymak, üzülmek, hasret çekmek, keşke yapmasaydım demek, ağlayıp yalvarmaktır. Günahtan dolayı bir pişmanlık ve korku duymayanın imanı henüz günah afetlerinden kurtulmamış demektir. Bu korku ve üzüntü ne kadar kuvvetli olursa günaha kefaret olması da o kadar büyük etkisi olur. Zira kalpte günahın meydana getirdiği pası, hasret ve pişmanlık ateşinden başka bir şey eritip silemez.

Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki: “Tevbekar olanların kalbi ince olur. Bunlarla arkadaşlık yapanların kalbi de az bir zamanda doğruluk ve saflığa yönelir.” Günah her ne kadar tabiat icabı kalbin arzusu ise de, tevbe eden kimseler için zehirle karışık bal gibidir. Bu balı bir kes tadan sonsuz acı ve sıkıntı çeker. Bir daha önüne geldiğinde nefretten tüyleri ürperir ve onda lezzet görmez.

Tevbe edenin kalbinde meydana gelen irade ise üç şeyle ilgilidir.
Şimdiki zaman,
Geçmiş zaman,
Gelecek zaman.

1- Şimdiki zaman bütün günahları bırakıp farz olan şeylerle meşgul olmasıdır.

2- Gelecek zaman ömrünün sonuna kadar günah işlemeyeceğine söz vermek ve farzlarda eksiklik yapmamaktır.

3- Geçmiş zaman. Daha önce yaptığı günahları bir daha yapmamaktır. Bunun için Allah ve kul haklarında ne kusurlar iş lediğine bakmalıdır.

Allah’ın hakkı iki kısımdır:
a) Farzları yapmak,
b) Günahları terketmek.

Farzlarda namaz, oruç, zekat ve hac’ta ne eksiği varsa kaza etmelidir. Şüphe ettiği şeylerde kuvvetli zanna göre hareket etmelidir. Diğer günahlarda, gözle, kulakla, mideyle ve diğer organlarla ilgili günahlarda, tevbe etmelidir. Eğer had gerektiren günahlar işlemişse hakime çıkıp günahını söylemesi gerekmez.

Günahlarını örtüp çok tevbe ve ibadet etmelidir. Küçük günahlar için kefaret vermelidir. Kefaret genellikle o günahların tam tersini yapmaktır.

Mesela saz dinlemenin kefareti Kur’an ve va’z dinlemektir.
Mescitlere cünup girmenin kefareti itikaf ve ibadettir.
Kur’ana abdestsiz dokunmanın kefareti Kur’ana saygı göstermek ve onu çok okumaktır.
İçki içmenin kefareti, helal meşrubatı sadaka vermektir. Böylece günahtan dolayı meydana gelen karanlık, yeniden oluşan nurla giderilmiş olsun. Kul hakkına gelince, insanlarla aralarında geçenleri düşünmeli, başkasının hakkı geçmişse ödemeye çalışmalı, geri verebilecekse vermeli, veremeyecekse helallik istemelidir. Sahibini bulamazsa varislerine teslim etmelidir. Bu memur ve esnaflar için çok zor bir şeydir. Zira onların muameleleri çok olur.

Gıybet ise herkes için zordur. Zira gıybeti yapılan herkesi bulmak zordur.
Gıybeti yapılandan helallik istemek mümkün olmayınca çokça taat ve ibadet yapmaktan başka yol yoktur. Böylece o kadar çok taat birikmeli ki, kıyamet gününde başkasının hakkını ödedikten sonra kendisine de gereği kadar kalsın.

Kaynak : Kimyay-ı Saadet – İmam Gazali

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: