Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Ahmed Bin Hambelin Allâhü Teâlâ’yı Rüyada Görmesi

Posted by Site - Yönetici Kasım 11, 2015

Ahmed Bin Hambelin Allâhü Teâlâ'yı Rüyada Görmesi

Ahmed Bin Hambelin Allâhü Teâlâ’yı Rüyada Görmesi

İmam Ahmed bin Hambel (r.h.) buyurdular:
-“Ben izzet sahibi ve âlemlerin Rabbini rüyamda gördüm . Ve ben:
-“Ey Rabbim! Sana yaklaşmaya çalışanların sana yaklaştıkları en faziletli şey nedir?” dedim. AİIâhü Teâlâ hazretleri:
-“Benim kelâmimdır! Ey Ahmed!” buyurdu. Ben;
-“Anlayarak mı anlamayarak mı?” dedim. Allâhü Teâlâ hazretleri;
-“Anlayarak ve anlamayarak!” buyurdu.

Mushâf-ı Şerife Bakmak

Mushâf-ı şerife bakmak başlı başına bir ibâdettir. Bakmanın da ayrıca sevabı vardır. Kur’ân-i kerimi okumanın dışında bakmanın da ayrıca haddince ecri ve sevabı vardır…

Kur’an Hatminin Fazileti

Hamîd bin A’râc’dan (r.h.) rivayet olundu. Buyurdular:
-“Kim Kur’ân-ı kerim okur ve Kurân-ı kerimi hatmeder de sonra dua ederse, dört bin melek onun duasına âmin der. Sonra bu melekler, hep ona dua ederler, onun için istiğfar ederler, akşama kadar veya sabaha kadar ona satât okurlar (yani ona dua ve istiğfarda bulunurlar…)
Akıllı kişiye düşen vazife, çabalamak, ta ki Kur’ân-ı kerimi hatmetmek için çalışmalı; tâ ki yaz (mevsiminin) günlerinin ve kış gecelerinin evvelinde hatim etmelidir; meleklerin dua ve istiğfarlarından daha ziyâde almak için….

Kur’ân-ı Kerimi Öğrenen ve Öğretenler

Hadis-i şerifte varid oldu:
-“Sizin en hayırlınız Kurân-ı kerimi öğrenen ve onu öğretendir.

Kur’ân-ı Kerim Hizmeti Allah İçin Olmalıdır

(Kur’ân-ı kerimi, öğretme, öğrenme ve okumada) Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine tabi olmalı; Kur’ân-ı kerim karşılığında; herhangi
1 – Bir bedel,
2- Maddi menfaat,
3- Mükâfat
4- Ve (hatta) teşekkür bile beklememeli. (Böyle bir niyet beslememelidir…) Belki Kur’ân-ı kerimi;
1– Allâhü Teâlâ hazretlerine yaklaşmak,
2– Peygamberlere tabi olmak için öğrenmelidir.

Kurân-ı Kerimi Öğretmede Ücret

Muhakkak ki peygamberlerin hepsi (her biri) kendi davet (hak dine çağrılarında) şöyle seslendiler:
Buna karşı sizden bir ecir istemem.

Ücretle Kuran Talebesi Tutmak

“Esrârü’l-Muhammediyye” isimli kitab’da buyuruldu:
-“Kim Kur’ân-ı kerimi öğrenmek için ücret alırsa; bu kendisine helâldir Ve lâkin kim ücret almak için Kur’ân-ı kerim öğrenirse, bu ona haramdır

[Kur’an-ı kerim öğrenmek üzere ücret alabilmek için; Kur’ân-ı kerimi öğretmenin karşılığında ücret veren bir Allah dostunun olması gerekir, insanlara, gelin Kur’ân-ı kerimi öğrenin bu karşılığında size ücret vereceğim diyen olur mu?” demeyin… Allah dostları ve hayatlarını Kur’ân-ı kerimi ve İslâm dinin öğretilmesine vakfeden mürşid-i kâmiller, gerçekten insanlara ücretsiz Kur’ân-ı kerimi öğretme makamını aştıkları gibi, ücretle talebe tutup, Kur’ân-ı kerim ve islâm dinini öğrettikleri talebelerine ücret vermişlerdir. Hem de o kişi, dışarıda kendi mesleğini icra ederken alacağı ücret kadar bir ücret vermişler… Kur’ân-ı kerim, dinî (fıkıh) tahsiline ve Arabî ilimlerin eğitim ve öğretimine hiçbir kimsenin iltifat etmediği ve eğilmediği bir dönemde, Ebû’l-Faruk Süleyman Hilmi Silistrevî (k.s.) hazretleri, işçi pazarına gider. Anadolu’dan iş için İstanbul’a gelen gençlere,
-“Gelin size iş vereyim” derdi. Onlar;
-“Ne işi?” dediklerinde; O;
-“Kur’ân-ı kerim okumak ve dininizi öğrenmek” derdi. 0 zaman o işsiz insanlar,
-“Bu bize göre değildir” dercesine burun kıvırırlardı. 0 büyük zat
-“Kazma, kürek ve inşaat işinde alacağın ücret aynısını vereceğim” dedi. Fakat onlar;
-“Acaba verir mi?” diye düşünürlerken o büyük zat:
-“Gelin Kur’ân-ı kerim ve dininizi öğrenmeye başlayın; bir aylık ücretinizi peşin vereceğim.” buyurdu. Ve çıkarıp işçilerin bir aylık ücretlerini peşin verdi.
Ve Anadolu’nun kucağından kopup gelen gençleri, ücret karşılığında alıp. onlara aylık ücretlerini verip; kendilerine Kur’ân-ı kerimi, İslâm dinini (Arabî ilimleri ve fıkhı) öğretti. Hatta bazıları ücretlerini aldıktan sonra kaçıp giderlerdi… Fakat o büyük zat buna nazaran yine ücret alıp kaçanların kaçışlarına aldırış etmezdi.
İşte kendilerini Kur’ân-ı kerime vakfeden ehlullah’ın usûl ve yolu budur. Bize düşen bu kutsî yoldan yürümektir. Kur’ân talebesinden ve velilerinden ücret almak yerine onlara ücret vermeli ve onları hediyelerle donatmalıyız.]

Kur’ân-ı kerimi ücret kaynağı, geçim vasıtası ve ekmek teknesi haline getirmek ve Kur’ân-ı kerim ile ücret almak için Kutsî kitabı okuması haramdır…

Mushâf-ı Şerif Yıpranırsa?

Yine “Esrârü’l-Muhammediyye” isimli kitabda buyuruldu:
Kur’ân-ı kerimin yazıları silindiği zaman onları kitaplara kap olarak kullanmak {veya herhangi bir şeyi muhafaza etmek için değişik amaçlarla) kullanmaz. Belki Kur’ân-ı kerim yazılarını suda siler… Bizden önceleri (selef-i sâlihîn) Kur’ân-ı kerim yazılarının silindiği bu su ile şifâ umarlardı. (Bu Kur’ân-ı kerim yazılarının imha edildiği yazıları şifâ niyetiyle içerlerdi…)

[ Matbaa çıkmadan ve hatta daha yakın bir zamana kadar Kur’ân-ı kerimler hattatlar tarafından el yazısıyla yazıldığı için onların yazılarını suda imha edip içmek kolaylıkla mümkündü. Ama günümüzde matbaa ile yazıldıkları için suyun içine koymakla yazıları suya geçmez. Belki bütün kağıdı yıpranır. Günümüzde yıpranan Kur’ân-ı kerimleri temiz ve ayak basılmayacak bir yerde gömmek daha iyidir. Bu konuda daha geniş bilgi için, İmam Birgivî hazretlerinin “Tarikat-İ Muhammediyye” ve değerli kitabın şerhi olan, Muhammed Hadimi hazretlerinin “Berîka” isimli kitabına bakınız… ]

Kaynak :İsmail Hakkı Bursevi (k. S.) Ruhu’l –Beyan Tefsiri 7/612-615.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: