Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Şeyh Ebû Sâid Ebû’l-Hayr (k.s.) hazretleri Kimdir ?

Posted by Site - Yönetici Kasım 3, 2015

Oman-Muscat-Grand-Mosque-18 copy

Şeyh Ebû Sâid Ebû’l-Hayr (k.s.) hazretleri Kimdir ?

Şeyh Ebû Sâid Ebû’l-Hayr (k.s.) hazretlerinin asıl ismi, Ahmed lakabı Fadlullah’dir. Babasının ismi Ebü’l-Hayr Muhammed’dir. Ebû Saîd adı ile meşhur oldu. Babası verâ sahibi dindar bir zât idi. 967 (H.357) senesinde Horasan bölgesinde Serahs ile Ebyurd arasında yer alan Meyhene (Mihene) şehrinde doğdu. Ebû Saîd küçük yaşta babasının yanında velî zâtların sohbetlerine giderdi. Kur’ân-ı kerîm okumaya başladığı zaman babası onu Cuma namazlarına götürmeye başladı. Bir seferinde yolda zamanın büyük âlimlerinden ve tasavvuf büyüklerinden Ebü’l-Kâsım Bişr ile karşılaştılar. Ebü’l-Kâsım onları görünce, Ebü’l-Hayr Muhammed’e;
-“Bu çocuk kimindir?” diye sordu. Babası:
-“Bizimdir.” cevâbını verdi. Bunun üzerine gözleri dalan Ebü’l-Kâsım;
-“Evliyalık makamının boş kalacağını, bu dervişlerin, talebelerin bizden sonra zayi olacaklarını görürken bu dünyâdan gönül huzuru ile nasıl ayrılabilirim. Şimdi bu çocuğu görünce gönlüm rahatladı. Zîrâ velilik makamı buna nasîb olacak. Namazdan çıkınca. çocuğu bizim yanımıza getir.” dedi. Namazdan çıkınca Ebü’l-Kâsım Bişr’in yanına gittiler. 0 büyük zât Ebû Saîd’in babasına;
“Ebû Saîd’i tutuver. Şu yüksekçe yerde ekmek vardır. Onu uzanıp alsın.” dedi. Babası kaldırınca. Ebû Saîd oradan ekmeği aldı. Ekmek arpadan olup, sıcaktı. Sıcaklığını elinde hissediyordu. Ebü’l-Kâsım ekmeği alıp, yansını Ebû Saîd’e verdi ve;
“Ye” dedi. Yarısını da kendisi yedi. Bunun üzerine babası; “Efendim bu ekmekten bana vermeyişinizin hikmeti nedir?” diye sordu.Ebü’l-Kâsım Bişr;
“Ey Ebü’l-Hayr! 0 ekmeği otuz sene önce oraya koymuştum. Bize; insanların manen ihyâsı. irşadları, doğru yolu bulmaları bu ekmeğin elinde sıcak olduğu kimse ile olacaktır.” diye
bildirildi. Müjdelenen kimse senin bu çocuğundur.” buyurdu. Sonra Ebû Saîd’e dönerek:
“Bu kelimeleri hatırında tut. Dâima söyle. Sübhâneke ve bi hamdike alâ hilmike ba’de ilmike sübhâneke ve bihamdike alâ afvike ba’de kudretike.” Ebû Saîd Mîhenî bu sözleri ezberleyip devamlı söylerdi.
Ebû Saîd Mîhenî tasavvufta çok yüksek mertebeye ulaştı. Zamanındaki bütün evliyanın sultânı, baş tacı oldu. Bütün Müslümanların matlûbu, sevdiği idi. Tasavvuf yolunun bütün inceliklerine vâkıf olup, ayrıca; fıkıh, tefsîr, hadîs ve başka ilimlerde de çok yüksek âlim idi. Aklı, zekâsı, anlayışı, hafızası fevkalâde idi. Daha çocuk iken otuz bin arabî beyt okuduğu söylenmektedir. Kerametleri, hikmetli sözleri her tarafa yayılmıştır. Fakat o, meşhur
olmak, parmakla gösterilmek istemez, bütün hâllerin, İslâmiyet’in emir ve yasaklarına tam uymakla kıymetli olacağını söylerdi. Bir gün kendisine; “Filanca kimse su üstünde yürüyor. Buna ne dersiniz?” diye sorulunca: “Bunun kıymeti yoktur. Ördek ve kurbağa da yüzer.” dedi. “Filan adam havada uçuyor.” dediler. “Sinek ve çaylak da uçuyor. Sinek kadar kıymeti var.” dedi. Filan kimse, bir anda şehirden şehre gidiyor.” dediler.
“Şeytan da, bir solukta şarktan garba gidiyor. Böyle şeylerin dînimizde kıymeti yoktur,’ c Mert olan, herkesin arasında bulunur. Ahş-veriş yapar, evlenir. Fakat, bir an Rabbini unutmaz.” buyurdu.
Ebû Saîd Mihenî. bir mescidde vaaz edip, hocasını ilk gördüğü gün kendisine işaret buyurduğu şekilde;
-“İnsanlara Allahü Teâiâ’nın yolunu göstermek için nasîhat ediyordu. Huzuruna gelip tövbe edenlerin sayısı çoktu. Halk kendimi çok sever, mübarek sözlerinden, tatlı sohbetlerinden istifâde etmek için can atarlardı. Ebû Ali Dekkak’ın kızı, Ebû Saîd hazretlerinin vâzına gitmeyi arzu etti. Babası çok arzu ettiğini görünce;
-“Başına eski bir örtü al, kimse seni tanımasın.” diyerek izin verdi. O da babasının dediği gibi giyinerek kadınların bulunduğu üst kata çıkıp oturdu. Ebû Saîd hazretleri vaaz ediyordu. Bir ara;
– “Bu sözü, Ebû Ali Dekkak’tan duydum ve şimdi onun bir parçası buradadır.” buyurdu. Bu sözü duyan kız, kendisinden geçip üst kattan aşağı düştü. Ebû Saîd hazretleri; -“Yâ Rabbî! Bu hanımı tekrar eski yerine çıkar” buyurdu. 0 anda kız hava boşluğunda yukarı doğru çıkmaya başladı. İkinci katın hizasına gelince havada kaldı. Kadınlar çekip yanlarına aldılar.
Ebû Saîd’i çekemeyen, büyüklüğünü inkâr edenlerden, kendisine hakarette daha ileri gidip, çok lanet eden, Ebû Hasan Tûnî isminde biri vardı. Bu kişinin Ebû Saîd’e olan hürmetsizliği o kadar fazla idi ki. Ebû Saîd’in bulunduğu mahalleye bile girmezdi. Ebû Saîd bir gün;
“Atımı eyerleyip hazırlayınız. Ebû Hasan Tûnî’nin yanına gideceğiz.” buyurdu. Bir çokları bunun hikmetini anlayamayıp hayret ettiler. 0 gerçekten bizim yanlış yolda olduğumuzu zannediyor ve Allah rızâsı için, yanlışa lanet ediyorsa bu lanet sebebiyle Allahü teâlâ ona rahmet eder.” buyurdu. Talebelerinden bir kaç kişi ile yola çıktılar. 0 kimsenin bulunduğu yere yaklaşınca, talebelerden birini gönderip, kendisiyle görüşmek için geldiğini haber verdi. Ebû Hasan Tûnî bu hâli haber alınca;
-“Onun burada ne işi var. 0, kiliseye gitsin. Onun yeri orasıdır.” dedi. O talebe mecburen bu haberi hocasına getirince,
-“Bismillah! Madem ki öyle diyor, biz de oraya gideriz.” buyurup kiliseye gittiler. 0 sırada kilisede hıristiyanlar âyin için toplanmışlardı. Acaba niye geldi diye merak edip onun etrafında toplandılar. İçeri girdi. Duvarda, îsâ Aleyhisselâm’ın ve hazret-i Meryem’in resimleri diye çizilmiş iki büyük tablo vardı. Ebû Saîd resimlere bakıp; “Ey Meryem oğlu îsâ! Allah’ı bırakıp da beni ve annemi iki ilâh edinin diye insanlara sen mi söyledin?” (Mâide sûresi: 116) mealindeki âyet-i kerîmeyi okudu ve
-“Muhammed Aleyhisselâm’ın dîni hak ise, şu anda bu iki resim de secde etsinler. buyurdu. Allahü Teâiâ’nın izni ile o iki resim yere düştü. Yüzleri Kabe tarafında olup. secde hâlini aldılar. Orada bulunan hıristiyanlar feryâd ettiler. Kırk tanesi hemen Kelime-ı Şahadet getirip Müslüman oldu. Bu hâl, Ebû Hasan Tûnî’ye ulaşınca hatâsını anlayıp. pişman oldu, tövbe etti. Hemen Ebû Saîd hazretlerinin yanına gelip Özür diledi ve sâdık talebelerinden oldu.
Bir gün Ebû Saîd Mîhenî, talebelerinden Hasan Müeddeb’İ yanına çağırarak;
-“Dışarı çık. Sağ elini aç. Önüne kim çıkarsa, elini ona uzat ve;
-“Neyin varsa buraya koy” de” diye emretti. Hasan Müeddeb bu emir üzerine dışarı çıktı. Yolda bir mecûsî ile karşılaştı. Ona yaklaşıp, elini uzatarak, hocasının emrini yerine getirdi.
Mecûsî;
-“Önce bir Müslüman olayım. Beni hocanın huzuruna götür.” dedi.Ebû Saîd Mîhenî’nin huzuruna varınca;
-“Efendim! Bana İslâm’ı anlatınız.” dedi. Ebû Saîd Mîhenî ona islâm’ı anlattı. Mecûsî anlatılanları dinledikten sonra Müslüman oldu ve sahip olduğu her şeyi hocasının hizmetine sarf etti.
Gencin birisi, ticâret için bir kervan İle sefere çıkmıştı. Arkadaşlarından geri kaldı Issız bir yerdeydi. Çok uzaklarda bir yeşillik gördü. Oraya koştu. Çeşme vardı. Hemen abdest alıp namaz kıldı. Biraz bekledi. Öğle vakti olmuştu. Uzaklardan, birisi geldi. Uzun boylu, heybetli, gür sakallı, beyaz tenli, çok hoş biriydi, Abdest aldı. Namaz kıldı ve gitti. Genç. kendisi ile konuşmaya cesaret edemedi. İkindi vakti olunca o zât gene geldi. Namazdan sonra genç ona hâlini anlatıp, kendisinden yardım istedi. Bu esnada bir arslan geldi. O zât, arslanın kulağına eğilip bir şeyler söyledi. Sonra da genci arslanın sırtına bindirip; -“Gözlerini kapa Arslan nerede durursa, orada inersin” dedi. Genç; -“Peki.” deyip ayrıldı. Bir miktar gidince arslan durdu. Genç de indi. Gözlerini açınca arslanın gittiğini gördü. Memleketi olan Buhârâ’ya gelmişti. Birkaç gün sonra. Ebû Saîd hazretlerinin Buhârâ’ya geldiğini haber aldı. Kendisini merak edip görmek istedi. Bir de baktı ki, kendisini arslana bindiren zât idi. O gence dönerek; -“Hayatta olduğum müddetçe bu sırrı hiç kimseye söyleme.” buyurdu. 1049 (H.440) senesinde Meyhene (Minene) şehrinde vefat etti.

Kaynak Dipnot . İsmail Hakkı Bursevi (k. s.) Ruhu’l –Beyan Tefsiri: 7/608

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: