Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Hikâye – Lisân-ı Hâl ile nasihat

Posted by Site - Yönetici Ekim 17, 2015

Ramazan, Eğlence Değil İbâdet Ayıdır,Oruç Üç Çeşittir

Hikâye – Lisân-ı Hâl ile nasihat

Abdullah Ahnef (r.h.) hazretlerinden rivayet olundu. Buyurdular:
Mısır’dan çıktım: Rûd el-Bâdî (k.s.) hazretlerini ziyaret etmek için, Remle’ye gitmek istiyordum.
Yolda beni İsa bin Yunus el-Mısrî gördü. Bana:
-“Sana delâlet edeyim mi?” dedi. Ben
-“Evet” dedim. 0 buyurdu:
-“Sana “Savr”a gitmeyi tavsiye ederim. Orada bir şeyh ve bir genç var. Murakabe halinde toplandılar. Eğer sen bir kere onlara bakacak olursan; bu bakışın bütün ömrün boyunca sana yeter…” Bunun üzerine Abdullah bin Ahnef buyurdular:
-“Ben onların ikisinin bulunduğu yere girdim. Aç ve susuzdum. Beni güneşten örtüp koruyacak bir şey de yoktu üzerimde. İkisini kıbleye dönmüş bir halde otururken gördüm. Onlara selâm verdim ve konuştum. Ama onların ikisi de benimle konuşmadılar… Bunun üzerine ben;
-“Allah adına size yemin veriyorum; mutlaka benimle konuşmalısınız!” dedim. Bunun üzerine şeyh başını kaldırdı. Ve buyurdu:
Ey İbni Ahnef! Senin çalışman ne azdır! Hatta bize gelmeye boş vakit buldun! Sonra yine başını eğdi…
Ben onların ikisinin önünde durdum. Tâ ki öğlen ve ikindi namazlarını kıldık. Benden açlık ve susuzluk gitti. Gence dedim ki.
-“Kendisiyle menfaat göreceğim bir şeyle bana vaaz et!” O genç:
-“Bizler musibet ehliyiz! Bizim vaaz edecek dilimiz yoktur!”
Ben onların yanında tam üç gün ve üç gece ikâmet ettim.’Bu üç gün içerisinde ne bir şey yedik ve ne de içtik… {Tabi ne acıktık ve ne de susadık…)
Üçüncü günün akşamında ben kendi kendime;
-“Bunlardan bir şeyler sormalı; bir vasiyet ve öğüt almalı ömrümün kalan kısmında ondan faydalanmalıyım!” dedim. (Ben daha bir şey sormadan) genç başını kaldırdı:
-“Nazarıyla sana Allâhü Teâlâ hazretlerini hatırlatan kişinin sohbetini dinlemeyi; dil ve sözlerle nasihat eden değil; iş ve hâl lisânı ile vaaz verenlerin; sohbetini dinlemeyi, tavsiye ederim….”
Sonra dönüp baktığımda ikisini de göremedim. (Yerlerinde yoklardı…) Lisân hâlim şöyle diyordu:
-“Yüklerini bağladılar; sabahın birazcık öncesinden…
Göçtüler…
Beni harabelerin üzerinde geride bıraktılar. Bu hâle ağlar halde…”

Sohbeti Kabul

Sonra gerçekten nasihat etmek çok kolay; ama kabulü müşkül ve çok zordur. Allâhü Teâlâ hazretleri, kimin hidâyetini dilerse; Allâhü Teâlâ hazretlerinden o kişi için inayet cezbeleri sebkat eder ve daha önce geçerse hiç şüphesiz o kişi zahiri ve bâtını hakkında kendisine nasihat edecek bir nasihatçiye muhtaçtır. Vaaz, tezkîr ve hatırlatmanın nuruyla, habîr olan Allâhü Teâlâ hazretlerine ulaşmanın yolunda hidâyet bulur. Ve böylece çocuklar gibi oynayan o nefsin hevâ-ü heves çukurundan (çıkıp) vakar, imtihan ve yüce şan sahibi olan ruhun hidâyetinin burcuna yükselir…
Bu âyet-i kerimeler, nefsin hastalığını, deva ve ilacını ilân etmektedirler. Nefsin İslahında yardım Allâhü Teâlâ hazretlerindendir…

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k. s.) Ruhu’l –Beyan Tefsiri : 7/511-512.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

 
%d blogcu bunu beğendi: