Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 31 Ağu 2015

ZAHİD, DÜNYADA NE İLE YETİNMELİDİR?

Posted by Site - Yönetici Ağustos 31, 2015

imam gazali,kimyayi saadet,zuhd,takva,dini sorular,ilmihal,takva,

ZAHİD, DÜNYADA NE İLE YETİNMELİDİR?

İnsanlar dünyaya sarılmışlar. Oysa dünya sevgisinin sonu yoktur. Ancak önemli olan altı şey vardır:
1-Yemek, içmek,
2-Giyinmek,
3-Ev edinmek,
4-Ev eşyası,
5-Evlilik,
6-Mal ve mevki.

1- Yemek; Cinsine ve miktarına göre ayırıma tabi tutulabilir. Cins bakımından en aşağı gıda kepektir. Arpa ve çavdar ekmeği orta hallidir.
Elenmemiş buğday, zahid yemeklerinin en iyisidir. Elenmiş undan ekmek yiyen zühdün dışına çıkar.
Miktar bakımından en az ölçü yaklaşık 600-700 gramdır. Normali yarım men, en üst miktarı bundan fazlasıdır. Şeriatın fakirlik takdiri budur. Bundan fazlası mide için zühd olmaz. Gelecek zamanda lazım olan azığın en yüksek derecesi, açlığı giderecek miktardan fazlasını saklamamaktır. Zira zühdün esası kısa emelli olmaktır. (Fazla yaşamayı ummamaktır.) Hırsın esası da uzun emeldir. Orta derecesi bir aylık veya kırk günlük yiyeceği saklamaktır.
En aşağı derecesi bir yıllık yiyeceği saklamaktır. Bundan fazlasını bulunduran zühdden mahrum olur.

Katık hususuna gelince, en aşağı derecesi yeşillik ve sirkedir. Orta derecesi yağ ve yağlı şeylerdir. En yüksek derecesi ise ettir. Ete devam edenin zühdü kalmaz. Haftada bir – iki defa et yiyen tamamıyla zühdden dışarı çıkmaz.

Yemek vakitlerine gelince, günde bir defadan fazla yememek gerekir. İki günde bir defa yemek yemek daha iyidir. Ama bir günde iki defa yemek zühd olmaz.

2- Elbise; Zahidin birden fazla elbisesi olmamalıdır. Yıkandığı zaman elbisesiz durmalıdır. İki elbisesi olan zahid olmaz. Elbisenin en az derecesi bir gömlek, bir külah ve ayakkabıdır. Bundan fazlası tülbend ve dondur.

Orta derecesi yünden olanıdır. İyisi ise pamuklu olanıdır. Eğer pamuk ince ve yumuşak olursa zühd olmaz. Peygamberimiz (S.A.S.) vefat ettiği zaman Aişe (R.A.) bir kilim ve eski bir tülbend getirdi ve: “İşte Resulullah’ın elbisesi bunlardandı” dedi.

Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
Allah’ın dostu da olsa, şehvet elbisesini ( zevk için giyilen elbiseyi ) giyen herkes , onu sırtından çıkarıncaya kadar, Allah ondan yüz çevirir.

Bir defasında Resulullah’a nakışlı bir kaftan hediye ettiler. Giydi ve hemen çıkarıp: “Bunu satın, parasını fakirlere dağıtın, bana da o kıldan yapılan kaftanı getirin. Bu kaftanın nakışları beni meşgul etti.

Birgün Peygamberin (S.A.S.) nalınlarının kayışını yenilediler. “Eskisini getirin. Namazda bunlara gözüm takıldı.” buyurdu .

Peygamberimiz (S.A.S.) Aişe’ye şöyle buyurdu:
Kıyamet günü beni bulmak istersen, dünyadan bir yolcu azığı kadarıyla yetin ve sırtındaki elbiseyi yamalamadan çıkarıp atma.”

Hz. Ömer’in elbisesinde on dört yama vardı.

Hz. Ali diyor ki:
Yüce Allah doğru yol üzere olan halefilere, en düşük insanlar gibi giyinmelerini emretmiş ki, zenginler de onlara bakıp öyle giyinsinler ve böylece fakirlerin kalbi kırılmasın.

Mısır Valisi Fedale’nin bir gün yalın ayak ve sırtında adi bir elbise ile gezdiğini görenler dediler ki: “Sen valisin, şehrin efendisisin. Niçin böyle geziyorsun?” şu cevabı verdi: “Resulullah bana zevki yasakladı ve “Arasıra yalın ayak gez” buyurdu.”

Selman’a “Niçin güzel elbise giymiyorsun?” dediler. Şu cevabı verdi:
Kölenin güzel elbise ile ne işi var? Bağışlandığım zaman güzel elbise giyerim.”

3- Ev edinmek: en aşağı derecesi kendine ait bir eve sahip olmamak, mescid ve misafirhanelerde kalmakla yet inmektir. En fazla derecesi, kendi evinde veya kirada oturmaktır. Ev kendine yetecek kadar olmalı, yüksek ve süslü olmamalıdır. Eğer tavanı altı arşından yüksek olur ve kireçle sıvanmışsa zühdden çıkmış olur. Evden gaye, soğuktan, sıcaktan ve yağmurdan koruyan bir yer demektir. Bunlara cevap vereninden fazlası istenmemelidir.

Hz. Abbas yüksek bir bina yaptırmıştı. Resulullah yıktırmasını emretti. O da yıktırdı. Bir defa yüksek bir çatının yanından geçti: “Bu kimindir?” dedi. “Filan kimsenindir” dediler. Sonra o şahıs Resulullah’ın yanına geldi. Ona bakmadı. Adam sebebini sorunca, yüksek çatıyı yıkmasını buyurdu. O da yıktı. Sonra Resulullah onun gönlünü aldı.

Hasan (R.A.) diyor ki:
Resulullah (S.A.S.) bütün ömründe kerpiç üzerine kerpiç, tahta üzerine tahta koymadı.”

Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
Yüce Allah kime kötülük isterse onun malını su ve toprağa harcatır.

Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
İhtiyacından fazla bina yapana kıyamet gününde bunu yüklen denir.”

Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
Soğuktan ve sıcaktan korunmak için yapılan bina hariç kulun yaptığı her bina kıyamet gününde ona vebaldir.

Hz. Ömer Şam’a giderken yolda tuğladan yapılmış bir saray gördü. “Bu ümmetten olan kimsenin bunu yapacağını ummam. Zira böyle binayı Haman Firavun için yapmıştı.” dedi.

4- Ev eşyası: Bu husustan en yüksek derece İsa’n ın (A.S.) derecesidir.
Bir tarak ile bir ibrikten başka bir şeyi yoktu. Birinin sakalını eliyle taradığını görünce, “tarak lazım değilmiş ” diyerek tarağını attı. Birisinin de eliyle su içtiğini görünce “ibrik de lazım değilmiş ” diyerek onu da attı.

Orta derece ağaç veya topraktan olan çok gerekli eşyadan birer tane bulundurmaktır. Eşya bakır ve pirinçten olursa zühd olmaz. Geçmiş büyüklerimiz bir şeyi birçok yerde birden kullanmaya gayret etmişlerdir.
Peygamberimizin (S.A.S.) yastığı deriden, yastığının içi hurma lifindendi. Döşeği iki kat kilim idi.
Hz. Ömer (R.A.) birgün Resulullah’ın mübarek vücudunda hurma hasırının izlerini görünce ağladı. Resulullah “Ey Ömer niçin ağlıyorsun?” dedi. Ömer “Nasıl ağlamayayım. Kayser (Bizans imparatoru) ve Kisra (İran imparatoru) Allah’ın düşmanı oldukları halde zevk ve refah içindeydiler. Allah’ın Resulü ise Allah’ın sevgilisi ve dostu olduğu halde bu kadar sıkıntıdadır.” dedi. Resulullah şöyle buyurdu: “Ey Ömer, dünyada onlara, ahirette ise bize olmasına razı değilmisin?” Ömer: “Razıyım” dedi. Resulullah buyurdu: “O halde bil ki gerçek budur.

Birisi Ebu Zer’in evine geldi: Evde eşya olarak birşey görmedi. “Bu evin eşyası yok mudur?” dedi. Ebu Zer şu cevabı verdi: “Bizim bir evimiz var. Elimize geçeni oraya gönderiyoruz.” Ahirete gönderiyoruz demek istedi.

Has an-ı Basri diyor ki:
Yetmiş sahabe ile görüştüm. Hiçbirinin sırtındaki elbiseden başka elbisesi yoktu ve hiçbirisi toprak ile arasına bir örtü yaymazdı. Toprağın üzerine uzanır ve üzerlerindeki elbise ile örtünürlerdi.

5- Evlenmek. Bir kısım zahidler evlilik hususunda zühd yoktur demişler.
Zira insanların en büyük zahidi Resulullah idi. O ise kadınları severdi.
Dokuz hanımı vardı. Hz. Ali tam bir zahiddi. Yine dört hanımı ve on iki cariyesi vardı.

Evlenmekte zühd, güzel ve şehveti tahrik edici bir kadınla değil, teskin edici bir kadınla evlenmektir. Evlenmek bir kimseyi Allah’ın emirlerinden alıkoyabilecekse, evlenmemek daha iyidir. Ama şehvetine hakim olamayanın evlenmesi gerekir ki normal yol budur.

6- Mal ve mevki: Mal ve mevkinin ikisi de öldürücüdür. Mühlikat bölümünde bunu genişçe anlatmıştık. Azı ve ihtiyaç miktarı ilaçtır, dünyadan sayılmaz. Zira dine lazım olan her şey dindendir. İbrahim Halil bir dostundan borç istedi. Vahiy geldi: “Ey Halil, niçin gerçek dostundan istemedin?” İbrahim Halil: “Ya Rabbi, dünyayı sevmediğini biliyorum. Senden dünyalık istemeye korktum.” dedi. Yüce Allah buyurdu ki: ” İhtiyaç olan bir şey dünyadan sayılmaz.

Dünya arzuları gerekenden fazlasını terkedip mal ve mevkiden gerekli kadariyle yetinen kimsenin kalbi dünyadan kesilir. Dünyayı dinlenme ve rahat etme yeri olarak gören kimse dünyadan kopamaz.
Ama ihtiyaç miktarı ile yetinen kimselere göre dünya hela gibidir. Onu ihtiyaç anından başka aramaz. Böyle kimseler ölünce ihtiyaçtan kurtulur.

Kaynak – Kimya-i Saadet – İmam Gazali

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kimya-i Saadet - İmam Gazali, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: