Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 26 Ağu 2015

Hallâc-ı Mansûr’un Öldürülme Hadisesi.

Posted by Site - Yönetici Ağustos 26, 2015

20,Hallâc-ı Mansûr'un Öldürülme Hadisesi.,H.z. Muhammed (s.a.v)’in Çocukları,Süleyman (a.s)`ın Hayatı ve Peygamberliği

Hallâc-ı Mansûr’un Öldürülme Hadisesi.

(Tarih, tabakat ve tasavvuf âlimleri) buyurdular:
(Abbasî halifelerinden Müktedir’in veziri Hâmid bin Abbâs’ın meclisinde ve Kâdî Ebû Amr’ın huzurunda, Hallac-ı Mansûr (k.s.)’dan cereyan eden söz cereyan ve kendisinden bir kelâm sadır oldu. Kâdî Efendi, (şeriatın zahirine göre) Hallac-ı Mansûr’un kanının helâl olduğunu (öldürülmesi gerekli olduğuna) dair fetva verdi. Ve bu fetvasını kaleme aldı. (Resmiyet kazandırdı
O an mecliste hazır olan diğer alimler de, kadi’nın fetvasını imzaladılar. Hallaç ona;
-“Benim sırtım korunmuş ve kanım haramdır.
(Öldürülmem caiz değildir. Söylemiş olduğum bir sözü yanlış) tevil ederek, kanımı mubah saymanı (ve bu şekilde fetva vermeniz) size helal değildir. Zira muhakkak ki;
Benim itikadım (dinim) islâm,
Mezhebim ehl-i sünnet ve’l-cemaat,
Dört büyük hülefâ-i râşidîni üstün tutarım.
Onlardan sonra cennetle müjdelenin on zâtı (aşere-i mübeşşereyi r.a. hazretlerini) faziletli kabul ederim.
Benim sünnet-i seniyye hakkında yazmış olduğum bir çok kitabım var sahaflarda… (Siz bunları biliyorsunuz).
Kanım hakkında Allah’tan kork! Allah’tan kork!…”

Hallâc-ı Mansûr sürekli bu sözleri tekrarladı.
(Zahiri âlimler) Hallâc’ın ölümü hakkında yazılarını yazıyorlardı. (Kimse onun sesine kulak vermedi…) Onlar, Hallâc’ın öldürülmesi için muhtaç oldukları delilleri mükemmel edip, tamamlıyorlardı. Meclis dağıldığında Hallaç tutuklandı; hapse atıldı.
Bunun üzerine Vezir, Halife Muktedir’e bir yazı yazarak cereyan eden hadiseyi kendisine bildirdi.
Muktedir, kendisine;
-“Eğer kadılar, Hallâc’ın öldürülmesi hakkında fetva verdilerse; onu polise teslim et. Kendisine bin kamçı vurulsun; eğer ölürse, ne a’lâ… Ölmezse, bin kamçı daha vurulsun… Sonra da boynu vurulsun...” diye cevap yazdı.
Bunun üzerine vezîr, Hallacı polise teslim etti. Ve ona (polis müdürüne) Halifenin kendisine yazdığını söyledi. Ve sonra da ona;
-“Eğer bu dayakların altında telef olmazsa, elleri kesilsin, sonra ayaklan sonra da başı kesilsin. Sonra da cesedini yak! Eğer o hile yaparak sana;
-“Ben senin için Fırat ve Dicle nehirlerini altın ve gümüş olarak akıtacağım!” dese bile bunu ondan kabul etme. Ve ondan cezayı kaldırma!” diye emir verdi.

Hallâc-ı Mansûr’u geceleyin polise teslim etti. Hicrî üç yüz dokuz, Zilhiccenin yirmi yedinci gününe rastlayan bir Salı günü {Zilhicce 27. 309, M. 28.04. 922) sabahında onu “Bâbü’t-Tâk” mevkiine götürmek için zindandan çıkarttılar. Kendisi kayd (el ve ayaklarının bağlandığı zincirler) içinde sallanıyordu. Sayılmayacak kadar halk toplanmıştı. Herkes onu seyrediyordu.
Cellât Hallâc (k.s.)’ya tam bin kamçı vurdu. Hallaç, inlemedi bile…
Cellat, ona bin kamçı atmayı bitirdiğinde, bu kez dört tarafını (iki el ve iki ayağını) kesmeye başladı.
Sonra da başını kesti. Sonra da onun cesedini ateşe verip yaktı.
Hallaç (k.s.) tamamen kül olduktan sonra cellat onun külünü Dicle nehrine attı. Onun başını da Bağdat’ta köprünün üzerine dikti….

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi (k. S.) Ruhu’l –Beyan Tefsiri: 7/494-496.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: