Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 18 Ağu 2015

ZARARLI OLAN ve OLMAYAN KURUNTULAR

Posted by Site - Yönetici Ağustos 18, 2015

20120603_194237 copy (6)

ZARARLI OLAN ve OLMAYAN KURUNTULAR

Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
Benim ümmetim akla gelen şeylerden affedilmiştir.
Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
Günah işlemeye niyet edip de işlemeyen için Yüce Allah meleklere, ona günah yazmayın buyurur. Eğer o günahı işlerse, ona bir günah yazarlar.Ama sevap işlemeye niyet edip de yapmazsa ona bir sevap, yaparsa ona on sevap yazın diye emreder.”

Bazı kimseler bu hadislere bakarak kalbe gelen her çeşit niyet ve düşünceden sorumlu tutulmayacaklarını sanırlar. Fakat bu yanlıştır. Daha önceki konularımızda kalbin esas olduğunu, vücudun ona bağlı olduğunu açıklamıştık.
Yüce Allah buyuruyor ki:
Kalbinizdekileri açığa vursanız da, gizleseniz de sizden (hesabı) sorulacaktır.” [Bakara Suresi, Ayet: 284]
Şüphesiz ki insan küfür, münafıklık, kibir, kendini beğenmişlik, ikiyüzlülük ve kıskançlıktan dolayı hesaba çekilecektir. Bütün bunlarda kalbin halleridir. Bu hususta gerçek şudur. Kalbe gelen şeyler dört derecedir.
İkisi istemeden olur; insan bundan sorumlu değildir.
İkiside isteyerek olur; insan bundan sorumludur.

Şimdi bu dört hali inceleyelim:
1. Akla gelen şey, yolda yürürken bir kadınla karşılaşınca ona bakabilecek şekilde yürümeye benzer. Buna hadis -i nefs denir.
2. Kalpte geri dönüp ona bakma isteği doğar. Buna tabii meyil denir. Şehvetin harekete geçmesinden meydana gelir.
3. Kalp, buna bakılmalıdır, diye hüküm verir. Böyle kalbin kimseden korku ve pervası yoktur. Zira şehveti kamçılayan herşeyi kalp emretmez. Tersine bazen yapmamaya hüküm verir. Buna kalp hükmü denir.
4.Geri bakmaya karar verir ve eğer kalp o hükmü Yüce Allah’tan veya insanlardan korkup reddetmezse, bu karar gerçekleşir.
İlk iki halden, yani hadis -i nefs ve tabii meyilden dolayı mesuliyet yoktur.
Zira onlar kulun elinde değildir.
Yüce Allah buyuruyor ki:
Allah hiç kimseye dayanamayacağı yükü yüklemez.” [Bakara Suresi, Ayet: 286]

Osman bin Marun Resulullah’a: “Nefsim bana, kendini hadım et , şehvet belasından kurtulursun diyor” dedi. Resulullah:
Öyle yapma. Zira benim ümmetimin hadım olması oruç tutmakladır.” buyurdu. Osman:
Nefsim bana diyor ki, hanımını boşa, evlenmek bağından kurtul” dedi.
Resulullah:
Yavaş ol, nikah benim sünnetimdir.” buyurdu. Osman:
Nefsim bana diyor ki: Git rahiplerle dağda yaşa” dedi. Resulullah:
Öyle yapma. Benim ümmetimin rahipliği hacca gitmek ve Allah yolunda savaşmaktır.” buyurdu. Osman:
Nefsim diyor ki: et yeme“dedi. Resulullah:
Öyle yapma. Ben eti severim. Bulursam yerim. Bulamazsam Rabbimden isterim, bana verir.” buyurdu.
Demek ki Osman bin Marun’un kalbine gelen bu düşünceler hadis -i nefs idi. Bunların tümü affın kapsamına girer. Zira kalp henüz bunları yapmaya karar vermemiştir.

Diğer iki hal, yani kalbin karar vermesi ve bu kararı yerine getirmeye koyulması sorumluluk gerektirir. Eğer onları Allah korkusundan değil de, başkasından utandığından veya korktuğundan yahut başkası engel olduğundan dolayı yapmasa yine sorumlu olur.
Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
Birbirine kılıç çekip hamle yapan iki kişiden biri ölürse, ölen de, öldüren de cehenneme girerler.
Ya Resulallah, ölen niçin cehenneme gider?” diye soranlara şöyle buyurdu: “O da öldürmeye kasdetmiştir. Eğer elinden gelse öldürür.
Peygambe rimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
Malını dine aykırı şekilde harcayan kimse ile onu görüp de mâlim olsaydı, bende böyle yapardım diyen kimse, aynı günahı kazanırlar.” Zira ikisininde ister malı harcasın, ister harcamasınlar, kalpleri kasdetmiştir.
Kendi yatağında bir kadın bulan birisi, yabancı bir kadın zannederek onunla yatsa, kendi hanımı olsa bile günaha girer. Ama abdestli olduğunu zannederek abdestsiz, namaz kılsa, sevap kazanır. Abdestsiz olduğunu zannederek namaz kılsa, abdestli olsa bile günahkar olur.

Kaynak – Kimya-i Saadet – İmam Gazali

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kimya-i Saadet - İmam Gazali, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: