Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for Temmuz 2015

Günahlardan Çıkmak İçin Ne Yapmalı ?

Posted by Site - Yönetici Temmuz 21, 2015

Ramazan ve gunahlarimiz,Ramadan-_wallpaper_2010_1280 copy

Günahlardan Çıkmak İçin Ne Yapmalı ?

Akıllı kişiye düşen vazife, feyiz ve felah (kurtuluş) yolunda; salâh ehlinin vasıl olduğuna (yüce mertebelere) vasıl olmaktır. Tarikatın ilk işi ise Tevbe ve istiğfardır…
.
Tevbeye Sevkeden

Âlimler (r.h. hazerâtı) buyurdular;
1 – Önce günahın çirkinliğini düşün;
2- Sonra da bunda kendi zaafiyetini ve hayatının azlığını düşün…

Bir karıncanın ısırmasına ve güneşin sıcaklığına tahammül edemeyen bir kişi, cehennem ateşine ve (boğa gibi) yılanların ısırmalarına (sokmalarına) nasıl dayanabilir? (Bunları tam düşünürsen Tevbe edersin )

Günahlardan Çıkmak

Kula gereken, günahların bütün kısımlarından çıkmak gerekir.
1- Sen Allâhü Teâlâ hazretleri ile aranda olan günahlardan Tevbe ve istiğfar ile çıkmalısın.
2- Allah’ın kulları (mahlukat) arasında olan günahlardan ise,
a) Helalleşmek,
b) Ve hak sahiplerine haklarını vermekle olur.

Vacipleri Kaza

Ama terkedilen vacipler:
1- Namaz,
2- Oruç,
3- Zekat gibi ibâdetler, mümkün mertebe kaza edilir…

Haramları İşlemekten Tevbe

Seninle Allâhü Teâlâ hazretleri arasında olan günahlar;
1- İçki içmek,
2- Çalgı aletlerini çalmak,
3- Faiz yemek,
4- Ve benzeri günahlardan ise,
a) kalbinin geçmişlere pişman olması,
b) Kalbine bir daha benzeri günahlara düşmemenin tam olarak yerleşmesidir.

Tevbe-i kalbî – ( Kalb İle Tevbe )

1- Mümkün mertebe hasımları râzî ettikten sonra
2- gücün yettiği kadar kaçırdıklarını (zekat ve namazı) kaza ettikten sonra;
3- Kalbinin günahlardan kaçınması üzerine ;
4- Senin yakarma, yalvarma ve tazarru ile güzel bir şekilde Allâhü Teâlâ hazretlerine, dönmen gerekir ki, lütfü keremiyle O sana kâfi gelsin…

Tevbe Namazı

Bundan (yani Tevbenin bütün şartlarını yerine getirdikten) sonra, gider gusül abdesti alırsın. Elbiselerini yıkarsın (ya da temiz elbiseler giyersin) iki rek’at namaz kılarsın. Sahih hadis-i şerifte olduğu gibi:
-“* (abdest veya güsûl abdestini alır); ardından kalkar iki rek’at namaz kılar ve sonra istiğfar eder (Allâhü Teâlâ hazretlerinden bağışlanmasını dilerse); muhakkak ki Allâhü Teâlâ onu bağışlar.” [Sünen-lEbû Davudi 1300,]

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 7/437.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

İMAN SAHİPLERİNİN SIKINTILARI

Posted by Site - Yönetici Temmuz 20, 2015

11694313_459912687523788_434055534_n copy

İMAN SAHİPLERİNİN SIKINTILARI

İman sahiplerinin bazen mihnete düştükleri olur. Bunun bazı sebepleri vardır. Daha doğrusu buna hikmet icabı demek yerinde olur.

İman sahibinin mihneti bir nevi lütuf sayılmalıdır. Hiç olmazsa Allah’ını (CC) hatırlar, dua eder. Duası makbul olur. Belki bir an için gaflete düşmüştür. Gelen ufacık bir mihnet çok iyi nimetlere sahip olmaya sebep olur.

Sonra insan niçin duadan kaçınsın? Ve niçin Allah’ını (CC) unutsun? İşte unutunca ufacık bir uyarma ameliyesi yapılır. Haliyle iman sahibi bunun nereden geldiğini hemen anlar, dua eder. Elbette o za man dualar makbul olur. İlahi lütuf ve kerem kapılan açılır.

Allah (CC) hiçbir kulun duasını karşılıksız bırakmaz. Burada olmasa da öbür alemde karşılığını verir. Haliyle bu arada kaderin de icabı yerine gelir. Bunu da unutmamak yerinde olur.

Anlatıldığı gibi bazı ufak tefek mihnetler başa geldiği zaman edep ve terbiye dışına çıkmak yersiz olur. Bir bela gelince insan kendini kontrol etmelidir. Günahını araştırmalı ve onu gidermeye gayret etmelidir.

Bir güç işe düşüldüğü zaman günah yollarını değil, sevap işleme yollarını aramak yerinde olur. Bir günah işleyince nasıl olsa işlendi diye öbürlerini sıraya koymak yerinde olmaz. Hele kader bahsinde uygunsuz yol tutmak, hiç de bir Müslümana yakışır şey değildir.

En uygun yol, dua yoludur. Bela geldiği zaman dua etmek, Allah’a (CC) yalvarmak, günahlarına tevbe etmek hepsinden iyidir.
Doğru yola hidayet eden ve en iyisini bilen yalnız Allah’tır (CC).

Kaynak : Futuhu`l Gayb – Abdulkadir Geylani

Posted in Abdülkadir Geylani, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

RIZA YOLUNU İSTEMEK VE ORADA YOK OLMAK

Posted by Site - Yönetici Temmuz 19, 2015

2b1baa272eb92fcc05efb8a8d0a95614

RIZA YOLUNU İSTEMEK VE ORADA YOK OLMAK

Allah’tan (CC) rıza ve yoklukta var olmayı isteyin. Bütün olanlara boyun eğip bir yana durmak, en büyük rahatlıktır. İlahi emirler dahilinde işlerin yoluna girmesini beklemek en iyi şeydir. Dünyanın cenneti, gönül rahatıdır. Buna ermek isteyen
sakin ve olanlara razı olmalıdır.Olanlara razı olmak, bunların içinde kendini Hakk’a (CC) teslim olmuş bulmak en iyi yoldur. Allah’ın (CC) mana kapısı buradan açılır. Ve kulun sevilmesi böyle oldukça gerçeğe uyar. Sıkıntı denen illet en büyük dünya azabıdır. Ahiret azabı daha başkadır. Allah (CC) bir kuluna sevgi yolunu gösterirse evvela ona gönül rahatlığı verir; o da bu rahatlık sayesinde hoş bir ömür sürer. Allah’a (CC) kavuşma yolu buradan başlar. O’nun (CC) nuruna vasıl olma böyle
tahakkuk eder.

Geçici zevklerin ardına düşmeyin. Ele geçmesi mümkün olmayanın ardıda koşmayın. Eğer kısmetse gelir; değilse zaten gelmez. Kısmet olmayan bir şeyin ardına düşmek, bir ahmaklıktır. Akılsızlık ve bilgisizliktir. İşte dünyanın en büyük azabı budur. Daha evvelki sözlerimizde geçtiği gibi en büyük dert imkansız şeylerle uğraşmaktır.

Kısmetinde yazılı şeyi istemek de ayrı bir görgüsüzlüktür. Daha doğrusu hırstır. İbadet ve kulluk tarafından incelenecek olursa şirk demek de yerinde olur…
Bu kadar istek neye? Hem Allah’ı (CC) sevenin bu kadar lüzumsuz şeyleri istemesi yerinde olmaz. Yaradanını (CC) seven, O’nu (CC) ister. O’nunla (CC) beraber başka bir şey istemek, yerinde olmaz; Sevgilinin gayrini istemek, sevgide yalancılık sayılır. Sevgili için yapılan işten ücret istemek, ayıp olur. İhlasın yokluğunu açığa vurur. İhlas sahibi, kulluk hakkını ödemeye bakar; ötesini efendisine havale eder. Allah (CC), her varlığın sahibidir. Yapılan her işi ister ki kendisi için olsun. İster ki kulunun bütün işleri kendisi için olsun.

Bir kul şunu iyi bilmelidir ki kendisi ve yaptığı işler efendisine aittir; bu durumdanasıl kendine mahsus olmak üzere birçok şeyler talep edebilir.
Birçok yerlerde de anlattık. Kulun ibadet etmesi ona Allah’ın (CC) bir muvaffakiyet kudreti vermesi sonucudur. Ona kudret, kuvvet vermek Allah’ın (CC) elindedir.
Ceza veya mükafat beklemektense elinde bulunana şükretmek daha iyi olur. Sonra o kul görmüyor mu ki her kimin elinde nimet çoğalırsa neticesi iyi olmuyor. Bu, çok kere vakidir. Evvela iyidir; sonra ne olduğu görülür. Azar, Allah’a (CC)
darılır; kadere kabahat bulur, Nimeti beğenmez; derdi, gamı çoğalır. Kendinde olanı beğenmez, az görür. Başkasının malına göz diker.
Bu insanlar neden ellerindekine razı olmazlar? Öyle zaman olur ki bu huysuzlukları sonunda ellerindeki de gider. Çünkü kendilerine has olan hiçbir şeyi beğenmezler.
Bütün bu durum, onları öyle perişan eder ki çabukça yaşları büyür. İşleri dağılır.
Vücutları yorulur. Bir başkasının elindekine ermek için günlerce alınlarından ter boşanır. Netice olarak günah veya sevap kaygıları da yok olur ve böylece günah sayfaları dolar.

Bu arada en büyük suçları yapmaktan çekinmezler. Emr-i ilahi, onların hiç düşünmek istemedikleri bir şey olur. İstediklerini de bulamazlar. Dünyadan giderken elleri boş olur. Ne başkasının malı fayda vermiştir ne de kendi mallarından bir kazanç temin edebilmişlerdir.
O zavallılar, eğer Allah’a (CC) şükredip dursalardı en büyük nimete ererlerdi.
Elinde bulunana ve kısmetine razı olup şükür ve ibadet yolunu aramış olsalardı kendileri için iyi olurdu. Sanki başkasının malına göz dikmekle, ellerine kısmetten fazla bir şey mi geçti?

İstediklerini bulamadılar, aradıklarına eremediler. Yalnız ömürlerini boşa geçirdiler. Ahiretlerini de batırdılar. Onlar bu yaptıkları ile en akılsız bilgisizlerden oldular. Kısmetlerine razı olup ibadet ve taat, ile meşgul olsalardı kendilerine yetecek kadar dünyalık gelirdi. Öbür aleme geçtikleri zaman ise, umduklarından daha iyisini bulurlardı.Allah (CC), cümlemizi haline razı olanlardan kılsın… Her hususta halini bilenler zümresine dahil eylesin. Sevip doğru yola gidenlerden eylesin.

Kaynak : Futuhu`l Gayb – Abdulkadir Geylani

Posted in Abdülkadir Geylani, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

GURBETTE BAYRAM.

Posted by Site - Yönetici Temmuz 18, 2015

Gurbette bayram

GURBETTE BAYRAM.

Gurbette bayram nasıldır bilirmisin
O buruklugu yaşa desem gurbete gelirmisin

Hüzün ve keder hepsi bir arada
Memleketteki bayramlar yok burada

Anavatanda gurbetci gurbette yabancı
Üzülürsün ama dinmez içindeki sancı

Aglarsın yapayalnız tek başına
İzin alamazsın gidersin işine

El öpenin çok olur varsa oglun kızın
Aksini söyleyen varsa bana yazın

Duyan degil yaşayan bilir bunu
Bitermi acep bu hasretligin sonu

Uzaklarda, gurbet içinde gurbettesin
Hasretlik zor acep şimdi nerelerdesin

Akarda akar gözlerden yaşlar
Selam götür desem naz eder kuşlar

Bayramınız Mubarek Olsun !
Yazan : Mustafa Taşkaya

Posted in Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şiir | Etiketler: | 1 Comment »

UTANIYORUZ YA RASÜLALLAH

Posted by Site - Yönetici Temmuz 18, 2015

11391282_855934877827632_6236769433938548367_n

UTANIYORUZ YA RASÜLALLAH

Gözümün nuru!…Yaradılış sebebim!…
Gönlümün huzuru!…Sevgili Peygamberim!…

Kalemi elime aldım…Bu kez sana yazıyorum.Ama gözlerim buğulu camlar gibi,satırları göremiyorum!…Ellerim titriyor…UTANIYORUM!..Evet, utanıyorum Sana yazmaya!…Biliyorum Ya ResulAllah (s.a.v.)…Adının anıldığı her yerdesin!..Bu halimle huzurunda olmaya utanıyorum! Beni huzuruna kabul eder misin?

Ben, bir zamanlar cihanı titreten Osmanlı’nın torunuyum.Ama şimdi Senin mübarek ruhunu inciten hakaretleri yapanlara ,bir “özür” bile diletemediğim için utanıyorum…Seni o insanlara tanıtamadığım için,adını diyar diyar ötelere taşıyamadığım için utanıyorum…Sana saygısızlık edenlerin tepesine balyoz gibi inemediğim için, seni ve Rabbimin Seninle gönderdiği “Yüce İslam Dinini” lâyıkıyla temsil edemediğim için utanıyorum….

Ya ResulAllah (s.a.v.)!…Hani bir gün sahabelerinle oturmuş sohbet ediyordun.Onlara “ahir zaman”dan bahsediyordun.Ve ahir zamandaki ümmetin için “Kardeşlerim” demiştin.Sahabelerin sormuştu: “Ya ResulAllah kardeşlerin biz değil miyiz?” Demiştin ki . “Siz arkadaşlarımsınız.Kardeşlerim ahir zamanda gelecek olan ümmetimdir.”

Ya ResulAllah ( s.a.v.)!..Bizi bu gamsızlığımızla, bu vurdumduymazlığımızla ve bu dünyaya tutkun halimizle “kardeşlerin “olarak kabul eder misin?Beş vakit minarelerden okunan ilahi çağrıya sağır oluşumuzla,Kur’an-ı Kerim’i okuyamaz, okusak bile anlayamaz,anlasak bile hayatımıza uygulayamaz halimizle de bize “kardeşlerim” der misin?

Kur’an-ı Kerim’de övülen gün…Fetih günü…Ulubatlı elinde sancak surlara tırmanıyor.Yağmur gibi ok yağıyor üzerine…Ama o bir kez “Ya Allah!
Bismillah!” deyip yüklenmişti surlara!Kimse durduramazdı O’nu!..O kadar çok yara almıştı ki bir ara sendeledi…Tam düşmek üzereyken bir el tutup çekti onu yukarıya…Ve Ulubatlı sancağı dikti surlara!…Sancağımızı surda dalgalanır gören askerimiz coştu…Bu coşkuya dayanamadı surlar!…Ve İstanbul artık sonsuza kadar bizim olmuştu!…

Fatih Sultan Mehmet ,Ulubatlı’nın yanına koştu.O’nun başını dizlerine koydu ve gözyaşlarına hakim olmaya çalışarak “Hasanım! İstanbul’u almak seni kaybetmeye değer miydi?“dedi…Ama Ulubatlı’nın yüzünde güller açıyordu.Bir nur vardı simasında…Belliydi Nur’la karşılaştığı….Dedi ki:” Padişahım!
Surlara tırmanırken bir ara dengemi kaybettim.Tam düşmek üzereyken bir el tutup çıkardı beni surların tepesine…O el ResulAllah’ın (s.a.v.) eliydi!…Bakın şu anda yüzünde büyük bir mutlulukla surların üzerinde dolaşıyor…Padişahım!…Bu manzara için bir değil bin Hasan feda olsun!…”

Ya ResulAllah(s.a.v)!…Elimizde Senin sancağın,nefis surlarımızı aşmaya çalışıyoruz biz de…Dünyanın câzibedâr okları yağıyor üzerimize her yandan!…Ha bire sendeleyip duruyoruz…Kayıp düşmemiz an meselesi…Farkındayız Ulubatlı’nın imanı yok yüreğimizde…Utanıyoruz bunu söylerken ama…Ya Resulullah (s.a.v.) ,bu halimizle ,bizim de elimizden tutar mısın?Düşmek üzereyken bizi de kurtarır mısın?

Hani bir gün Hz. Ebubekir(r.a.),bir bardak soğuk su istemişti yanındakilerden…Suyu içtikten sonra ise hıçkırıklara boğulmuştu…Etrafındakiler de O’nunla birlikte ağlamaya başladılar nedenini sormadan…Hz. Ebubekir biraz sonra dedi ki:

“Neden ağladım biliyor musunuz?Bir gün Resululah (s.a.v ) ile oturuyorduk.Eliyle bir şeyleri itiyor gibiydi.Biraz sonra bunun sebebini sorduğumda dedi ki:

“Dünya bütün güzelliği ile karşımda temessül etti ve kendini bana kabul ettirmeye çalıştı.Elimle onu itiyordum. Sonra kenara çekildi ve dedi ki:”Sen beni kabul etmesen de , senden sonrakilere kendimi kabul ettireceğim.”.”

İşte şimdi bu bir bardak soğuk su ile dünya bana kendini kabul ettirdi korkusuyla ağlıyorum.”

Ya ResulAllah (s.a.v.)!…Dünyadan “bir bardak soğuk su “kadar zevk alıp da bundan pişman olan bu yüce ruh karşısında ve dünyanın bütün zevklerini elinin tersiyle itişin karşısında; dünyanın kendini bize nelerle kabul ettirdiğini görüp utanıyoruz!…Utanıyoruz ama, Senin doğduğun andan, Rabbimize kavuştuğun ana kadar “Ümmetim” diye inleyişine ümidimizi bağlayıp,yine de diliyor ve dileniyoruz…Bu halimizle de bizi “Ümmetin” olarak kabul eder misin?

Bir savaş sonu Hubeyb b.Adiyy (r.a.),kafirlerin eline esir düşmüştü ve ona sormuşlardı idam sehpasında:

Senin yerinde şu an Muhammedin olmasını ister miydin?

Hubeyb’in bu soru karşısında tüğleri ürpermiş ve: “Hayır! Allah şahidim olsun ki, bir değil bin başım olsa hepsi O’nun yolunda feda olsun.” demişti.Sonra da “Ya Rabbi! ResulAllah’a veda edemeden gelmiştim.Sen selamımı O’na ulaştır.Esselamu Aleyke Ya ResulAllah!...”diye sana selam göndermişti…

Sen o anda ashabınla oturmuş konuşurken,birden doğrulup ” Ve Aleyküm SelamYa Hubeyb!” demiştin.Yanındakiler ne olduğunu sorunca da gözyaşları içinde “Müşrikler Hubeyb’i şehid ettiler.O da son anında bana selam yolladı.” diye
cevap vermiştin…

Uzaklık bizler için Ya ResulAllah (s.a.v)!Biz senden uzağız ama sen bize yakınsın…Uzaklığımızdan utanıyoruz…Sana lâyık bir ümmet olamayışımızdan utanıyoruz…Sana utanmazca saldıranların sesini kesemeyişimizden utanıyoruz…Ve bir elimizle bir demet gülü, diğer elimizle bir avuç gözyaşını sana sunup,özür diliyoruz senden…Özrümüzü kabul buyur Ya ResulAllah (s.a.v)…

Çağlar ötesinden,kendi uzaklığımızdan sana selam yolluyoruz…Kalbimiz sevginle dopdolu…Belki de tek sermayemiz bu!…Ulaştır Ya Rabbi!…

Esselamu Aleyke Ya ResulAllah!..

Esselamu Aleyke Ya ResulAllah!..

Esselamu Aleyke Ya ResulAllah!..

Şerife Şevval Kardelen.
.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | 1 Comment »

Ramazan Bayramınız Mubarek Olsun.

Posted by Site - Yönetici Temmuz 17, 2015

Ramazan Bayramınız Mubarek Olsun.

Ramazan Bayramınız Mubarek Olsun.,bayraminiz mubarek

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Ramazan-ı Şerif, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Ey Müslüman Genç!

Posted by Site - Yönetici Temmuz 17, 2015

2012İslamcı feminist kadınlar

Ey Müslüman Genç!

Sana söylüyorum, evet evet sana, başkasına değil sana sesleniyorum. Teknolojinin makro düzeyde olduğu bu çağda, telefonun, televizyon ve internetin oluşturmuş olduğu şu sanal dünyadan sıyrıl ve kendi dünyana bir an dahi olsa dönüver. Başını iki elinin arasına koy, ne hal üzerinde olduğunu bir düşün. Giydiğin kıyafet, özendiğin kişi ve kişiler, saç modelin, dinlediğin müzik inandığın değerler ile ne kadar örtüşüyor?

Müsaden varsa, Sana bir iki sorum olacak.
Peygamber a.s`ı bir futbolcuyu tanıdığın kadar tanırmısın?
Tuttuğun takımın yenilmesine üzüldüğün kadar, kaçırdığın namazlara da üzülürmüsün? Elinde düşüremediğin ve mesaj yazmak için bir makine gibi çalışan şu ellerin, sırf senin kurtuluşun için indirilen Kuran-a dokundu mu?
Tv ve bilgisayara bakmaktan yorulan ve sahte aşklar için yaşaran şu gözlerin, kendi günahların için ağladı mı?

Biliyorum; bu tarz soruları şimdiye kadar kimse sana sormamıştı. Zaten hayatlarımız pek çok cevapsız sorular ile dolu.
Ben birkaç tane sormuşum çok mu?
İçini karartmak istemem ama ölüm denen bir gerçeğin, senin bütün hayal ve programlarını ikiye bölüp, seni bu fani dünyadan alıp götüreceğini ve amellerin ile yalnız kalacağını biliyor muydun?
Güvendiğin bu enerji dolu bedeninin, bir yaprak misali yavaş yavaş solacağından haberdarmısın?

Biraz keyfin kaçtı biliyorum, ‘bu yazıda nerden çıktı karşıma` diye kendi kendine söylendiğini duyar gibiyim.
Olsun; belki de sende bu kıvılcımı gören Rabbin, bu yazıyı karşına çıkartarak, senin bazı gerçekleri görmeni istiyordur.
Her neyse,nerde kalmıştık? Ha gençliğin enerjik oluşundan.
Evet, sana verilen bu enerji ve hareketliliğin hesabını, onu sana bahşeden Rabbime vereceksin.
Buda nerden çıktı? Diyeceksin..
Başkasına nerde harcayacağının imtihanı olarak mal veren Allah, sağlam vücut ve parlak zekâyı hangi yollarda yıpratacağımız konusunda da bizi imtihan etmekte.
Sana emanet olarak verilen bu uzuvlarının da senden şikâyetçi olup, yaptıklarına şahitlik yapacaklarını unutma.

Sana güven kaynağı olan anne, baba, eş ve kardeşlerinin seni yalnız bırakacaklarını, tek başına çaresiz kalacağını unutma.

Sende, bir zamanlar alay ettiğin bu yaşlı kimseler gibi olacağını, yani yardıma muhtaç bir hale gireceğini unutma.

Zeyd b. Sabit r.a diye bir sahabeyi duydun mu?
O da senin gibi genç, enerjik ve zekâlı biri idi.
Ama Zeyd, kendisine bir imtihan olarak verilen bu özelliklerini, Rabbi yoluna harcayarak, dünyadaki imtihanını kazananlardan sadece biri.
Daha on üçünde bedir savaşına katılmaktan mahrum olan, ama boş durmayıp Allah yolunda çalışıp çırpınan bu sahabeyi gören Rabbi, sonunda onu gökten gelen vahye şahit yaparak vahiy kâtipliğine getirecektir.
Musabı, Hanzalayı, Erkamı, , Bilal`rıdvanüllahi ecmein in genç yaşlarında nasıl bir hayat yaşadıklarını, araştır.

Çık şu yalan dünyandan.
Sirkelen.
Bir Müslüman genç olama iftiharını, yaşayarak ispat et.
Yarının, Said`i, Cafer` r.a i olacağını hedefine yerleştir.
Sadece Rabbim adına yaşa ve sadece onun adına ruhunu teslim et

Şerife Şevval Kardelen.
.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Etiketler: | Leave a Comment »

Ramazan Bayramı namazı saatleri açıklandı 2015

Posted by Site - Yönetici Temmuz 16, 2015

Ramazan Bayramı namazı saatleri açıklandı 2015

Ramazan Bayramı namazı saatleri açıklandı 2015

Diyanet İşleri Başkanlığı verilerine göre,illerdeki bayram namazı saatleri şöyle:

“Adana: 06.14,
Adıyaman: 06.01,
Afyon: 06.30,
Ağrı: 05.37,
Aksaray: 06.16,
Amasya: 06.04,
Ankara: 06.18,
Antalya: 06.33,
Ardahan: 05.35,
Artvin: 05.39,
Aydın: 06.42,
Balıkesir: 06.38,
Bartın: 06.16,
Batman: 05.49,
Bayburt: 05.47,
Bilecik: 06.29,
Bingöl: 05.49,
Bitlis: 05.44,
Bolu: 06.21,
Burdur: 06.33,
Bursa 06.32,
Çanakkale: 06.43,
Çankırı: 06.13,
Çorum: 06.08,
Denizli: 06.38,
Diyarbakır: 05.53,
Düzce: 06.22,
Edirne: 06.39,
Elazığ: 05.55,
Erzincan: 05.52,
Erzurum: 05.44,
Eskişehir: 06.27,
Gaziantep: 06.06,
Giresun: 05.53,
Gümüşhane: 05.50,
Hakkari: 05.39,
Hatay: 06.13,
Iğdır: 05.33,
Isparta: 06.32,
İstanbul: 06.31,
İzmir: 06.44,
Kahramanmaraş 06.07,
Karaman 06.22,
Kastamonu: 06.11,
Kayseri: 06.10,
Kırklareli: 06.36,
Kırşehir: 06.14,
Kocaeli: 06.27,
Konya: 06.24,
Kütahya: 06.30,
Malatya: 05.59,
Manisa: 06.42,
Mardin: 05.52,
Mersin: 06.17,
Muğla: 06.42,
Muş: 05.46,
Nevşehir: 06.13,
Niğde: 06.15,
Ordu: 05.55,
Osmaniye: 06.10,
Rize: 05.44,
Sakarya: 06.25,
Samsun: 06.01,
Siirt: 05.46,
Sinop: 06.04,
Şanlıurfa: 06.00,
Şırnak: 05.45,
Tokat: 06.02,
Trabzon: 05.48,
Tunceli: 05.53,
Uşak: 06.34,
an: 05.39,
Yalova: 06.30,
Yozgat: 06.10,
Zonguldak: 06.18”

KKTC’nin başkenti Lefkoşa’da ise bayram namazı 06.25’te kılınacak.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Hastalıkların Başı Çok Yemek

Posted by Site - Yönetici Temmuz 16, 2015

Yemek,yemek,Hastalıkların Başı Çok Yemek

Hastalıkların Başı Çok Yemek

Allahü teâlâ, insanı ve bütün varlıkları âciz, muhtaç olarak yaratmıştır. Bedenin çeşitli şeylere ihtiyâcı vardır. Hastalandığı zaman, tedâvi olmaya muhtaçtır. Hastalıkların çeşitli sebepleri mevcuttur. Bunların ekserîsi ise, çok yemekten ileri gelmektedir. Az yiyenin vücûdu sıhhatli olur.

Orucun insan sağlığına te’sîri, sayılamıyacak kadar çoktur. Bunların içinden en önemlileri olarak karaciğer ve damarlar üzerindeki etkileri olarak bildirilmiştir.
Karaciğer, vücûdun, muazzam kompüterlerle çalışan kimya laboratuarı gibidir. Karaciğer, bir taraftan sindirim için çok büyük mes’ele olan yağları sindirir, eritir, diğer taraftan da besinleri depo eder, ihtiyaca göre onları çözer. Ayrıca karaciğer, vücûda giren mikroplara karşı, faydalı zehirler üretir. Kemik iliğinde kan yapan hücreler için, temel maddeler hazırlar.

Vitamin ve hormonlar ile kandaki iyot dengesinin bütün faaliyetinden karaciğer sorumludur. Bunun için karaciğer hücreleri, yirmi dört saat durmadan çalışmak mecburiyetindedir. Çok yemek ve içmek, karaciğer hücreleri için çok zararlıdır. Aşırı derecede çalışan karaciğer hücreleri, Ramazan-ı şerîfte, oruç tutmak suretiyle dinlenmektedir. Böylece karaciğer, bir sene müddetle daha kuvvetli çalışma imkânı bulmaktadır.

Bugün yapılan tıbbî araştırmalarda, gençliğinden i’tibâren oruç tutan kimselerin karaciğer bozukluğu ile ilgili rahatsızlık çekmediği tespit edilmiştir.
Yapılan araştırmalarda, zayıf, güçsüz kimselerin oruç tuttukları zaman, daha kanlı canlı hâle geldikleri görülmüştür.

Orucun, karaciğer üzerindeki bu etkisinin yanı sıra damarlar üzerindeki etkisi de insanı hayretler içinde bırakmaktadır. Damarların en büyük düşmanı, kandaki aşırı besin maddeleri ve bilhassa bu maddelerin yakılamıyan artıklarıdır. Bu artıklar, ihtiyarlığın, yıpranmanın sebebi olarak gösterilmektedir.
Oruçlu iken, hücre arası su azaldığından, küçük tansiyon azalarak damarların üzerindeki baskı kalkar. Bunun için oruç tutanların damarları ve küçük tansiyonları daima sağlıklı olmaktadır.

Kaynak : 365 Gün dua – Mehmet Oruç

Posted in 365 Gün Dua, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Oruç, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Harmoni Mutfak & Kafe Manavgat’ta hizmete açıldı

Posted by Site - Yönetici Temmuz 15, 2015

harmoni mutfak kafe

Hemşehrilerimizin iştiraki olan ” Harmoni Mutfak & Kafe ” Manavgat’ta hizmete açıldı

Göynemli hemşehrilerimizin iştiraki olan ”Harmoni mutfak & kafe Manavgat‘ta hizmete açıldı.
Manavgat ırmağı kenarında bulunan mekanda,aynı anda üçyüz kişiye hizmet verilebilmektedir.Mekanda;açılır kapanır tavan sistemi,çocuk oyun yerleri mevcuttur.

Mekanda alkol servisi yapılmamaktadır.
Ayrıca mekanda birde mescit bulunmaktadır.

Mekanın ortakları arasında; Fazıl keser,Habib yıldız,Mehmet yıldız,Salih çicek,Yunus özkara ve Muharrem özkara bulunuyor.

Yemek menüsü:
Pizza çeşitleri
Izgara çeşitleri
Tost çeşitleri
Hamburger çeşitleri
İtalyan makarnaları
Salatalar
Dana kavurma
Et sote
Kuzu ve piliç yemekleri
Ayrıca; Kahvaltı,pasta çeşitleri ve dondurma seçeneleri mevcuttur.

Sıcak içecekler: Türk kahvesi,Nescafe,Experosso,Capiçino,Amerikano ve çay
Ayrıca,soğuk alkolsüz içeceklerde menüde bulunmaktadır.

Harmoni Mutfak Kafe manavgat 1

http://www.goynemliler.net/t846-hemsehrilerimizin-istiraki-olan-harmoni-mutfakkafe-manavgat-ta-hizmete-acld#1265

.

Posted in Diger Konular, Güncel, Gündem, Türkiye | Etiketler: | Leave a Comment »

 
<span>%d</span> blogcu bunu beğendi: