Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 23 Nis 2015

Kur’ân-ı Kerîm’den Sonra En Faziletli Zikir

Posted by Site - Yönetici Nisan 23, 2015

Sübhânellâhi ve’l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhü ekber

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Hadis-i Şerifler, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

HÂCETLER VE MUSÎBETLER İÇİN TESBÎH NAMAZI

Posted by Site - Yönetici Nisan 23, 2015

Allah'tan Başkasının Adına Yemin

HÂCETLER VE MUSÎBETLER İÇİN TESBÎH NAMAZI

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.)’in amcası Hz. Abbâs, gelmesi mutâd olmayan bir saatte Resûlullâh Efendimiz’in yanına geldi.

Yâ Resûlallah, amcanız Abbas kapıdadır” denildi.

Ona müsaade ediniz, mühim bir iş için gelmiştir” buyurdular. Yanına girdiğinde:

“Ey amca, bu vakitte seni getiren nedir” buyurdular.

“Ey kardeşimin oğlu, cahiliye devrini ve cehaletini hatırladım. Genişliğine rağmen dünya bana dar geldi. Kendi kendime ‘Bu sıkıntıdan beni kim kurtarır’ dedim. Bildim ki bundan beni Allâhü Teâlâ, sonra da senden başkası kurtaramaz.”

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.):

Bunu senin kalbine düşüren Allâh’a hamdolsun.

Sana ikrâm edeyim mi?

Evet

Seni bundan kurtaracak şeyi vereyim mi?

Evet

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.), kerâhet vakitleri hâricinde, adab ve erkânına riayetle abdest aldıktan sonra tesbîh namazı kılmasını tavsiye ve nasıl kılınacağını ta‘rîf edip buyurdular ki:

“Günahların gökteki yıldızlar, kum tepelerinin kumları ve denizlerin köpüğü kadar olsa da Allâhü Teâlâ onları affeder.

Gücün yeterse hergün kıl. Ona gücün yetmezse her Cuma (haftada) bir kere kıl. Buna da gücün yetmezse her ay bir kere kıl. Buna da gücün yetmezse senede bir kere kıl. Buna da gücün yetmezse ömründe bir kere kıl.” (el-Mu‘cemü’l-kebîr, Taberânî)

EN BÜYÜK İSTİĞFAR: TESBİH NAMAZI

Tesbih namazı tevbenin, istiğfârın en büyüğü ve bütün vücutla yapılanıdır.

Resûl-i Ekrem (s.a.v.), amcaları Hz. Abbâs’a (r.a.) hitâben tesbih namazı ile alâkalı şöyle buyurmuşlardır:

“Ey amca! Sana on (çeşit günahını silecek) şey(i) haber vererek ikrâm etmiş olayım ki, onu işlediğin vakit günâhının evveli ve âhiri, yenisi ve eskisi, hatâ ile ve kasden yapılanı, küçüğü ve büyüğü, gizlisi ve âşikâr olanı mağfiret edilmiş olsun. Dört rek’at namazı kılarsın… Gücün yeterse bu namazı her gün kıl. Her gün kılamazsan ayda bir kere kıl. Onu da yapamazsan senede bir, onu da yapamazsan ömründe bir kere kıl.”

Tesbih Namazı Nasıl Kılınır ?

Tesbîh namazı 4 rek’attir. Bu namazda 300 defa şu tesbih okunur:

“Sübhânellâhi velhamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber velâ havle velâ kuvvete illâ billâhil aliyyil-azîm.”

Bu tesbih, namaz içinde şu kadar okunur:

15 kere, Sübhâneke’den sonra (Fâtiha’dan önce),

10 kere, zamm-ı sûreden sonra,

10 kere, rükûda, (tesbihlerden sonra)

10 kere, rükûdan kalkınca ayakta (kavmede),

10 kere, birinci secdede, (tesbihlerden sonra)

10 kere, iki secde arasındaki oturuşta (celsede),

10 kere, ikinci secdede. (tesbihlerden sonra)

Birinci rek’atte okunan tesbihlerin adedi 75’tir.

İkinci rek’atte aynı sıra ile yine 75 defa okunur.

Üçüncü ve dördüncü rek’atler de böyle kılınır. Birinci kâdede (oturuşta) tahiyyattan sonra Salli ve Bârik, üçüncü rek’ate kalkınca önce Sübhâneke okunur.

Tesbih namazı, kılınması teşvik edilmiş bir namazdır. Bunu alışkanlık hâline getirmek müstehaptır. Kılmasını bilmeyenlerin istifâde etmesi maksadıyla cemaatle de kılınabilir.
.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Namaz, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

YÜCE ALLAH’IN ACAİP İŞLERİNİ DÜŞÜNMEK

Posted by Site - Yönetici Nisan 23, 2015

11Bişr-i Hafi (k.s.) (4)

YÜCE ALLAH’IN ACAİP İŞLERİNİ DÜŞÜNMEK

Var olan her şeyi Yüce Allah yaratmıştır. Hepsinde de şaşılacak haller, bilinmeyen özellikler ve düzenlilik vardır. Gökte ve yerde var olan en ufak zerrecik bile Yüce Allah ‘ı kendi diliyle tesbih eder, yüceltir, ” İşte eksiksiz güç ve sonsuz ilim” der. Bunların hepsini anlatmak imkansızdır. Belki bütün denizler mürekkep, bütün ağaçlar kalem ve bütün yaratıklar yazıcı olsa ve uzun yıllar oturup yazsalar, yazacakları, söylenmesi gerekenin yanında pek az kalır. Nitekim,Yüce Allah buyuruyor ki:
Habibim de ki: Rabbinin sözleri için deniz mürekkep olsa, Rabbimin sözleri bitmeden deniz biter. İkinci bir deniz getirsek yine biter.” (Kehf suresi, ayet : 109)

Kısaca söz etmek gerekirse, varlıkları iki kısma ayırabiliriz. Bir kısmından hiç haberimiz yoktur. Onları düşünmeyiz. Nitekim,
Yüce Allah buyuruyor ki:
Cinsleri yerden biten şeylerden, insanlardan ve bilmedikleri şeylerden yaratan Allah her şeyden münezzehtir.
(Yasin suresi, ayet : 36)

Bir kısmını da biliriz. Bu bildiğimiz şeyler de iki kısımdır:
a) Gözler görülmeyenler: Arş , kürsi, melekler, cinler, şeytanlar vs . Bunları düşünmek kısa ve zordur.
b) Gözle görülenler: Gökyüzü, güneş , ay, yıldızlar, yeryüzü, yeryüzünde bulunan dağ, çöl, deniz, bitki, hayvanlar, toprak altındaki madenler, denizdeki canlılar ve hepsinin üstünde insan .

Gök ile yer arasında bulunan bulut , yağmur, kar, dolu, gök gürültüsü, gök kuşağı ve hava ile ilgili diğer olaylar. Bütün bunlar tefekkür konusudur.
Zira bunlar Yüce Allah’ın anlamlı sanatlarıdır. O halde bunlardan bazısını kısaca açıklayalım. Bütün bunlar Yüce Allah’ın işaretleri olup, Yüce Allah onlara bakıp düşünmemizi emretmiştir. Nitekim Yüce Allah buyuruyor ki:
Göklerde ve yerde, üzerinden geçip de bakmadıkları nice deliller vardır.” YUSUF SURESİ, Ayet : 105

Yüce Allah buyuruyor ki:
Göklerin ve yerin melekûtundaki Allah’ın yaratıklarına niçin bakmazlar?” A’RAF SURESİ, Ayet : 185

Yüce Allah buyuruyor ki:
Göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün ard arda gelmesinde elbette ki akıl sahipleri için deliller vardır.

Bunlara benzer ayetler çoktur. O halde bu ayetlere bakıp kainatta var olan alametleri düşünmek gerekir. İnsanın ilk düşüneceği şey, insanın kendisidir. Yüce Allah ‘ın ululuk ve yüceliğini düşünmek için insan önce kendine bakmalıdır. Yüce Allah:
Sizin içinizdedir, niçin görmüyorsunuz?” buyurmaktadır.

Yüce Allah insanı bir damla sudan yaratır. O suyu babanın beline ve annenin göğsüne yerleştirmiştir. Tohumun yumurtayı bulabilmesi için kadınla erkeğe şehvet vermiş , ana rahmini gelişme yeri olarak tayin etmiş . Döllenen yumurta rahimde önce kan pıhtısı halini alır. Sonra gelişir, su ve kandan et , deri, sinir ve kemik gibi şeyler ortaya çıkar. Sonra da organların şekil
kazanmasına sıra gelir. Yuvarlak bir baş , uzun iki el, her elin ucunda beş parmak. içerde mide, ciğer, öd, rahim ve bağırsaklar. Her birinde de yine birçok bölümler: Örneğin; her parmakta üç boğum, üç kemik, bu kemikleri birleştiren sinirler. Diğer organlarda da buna benzer kemik, sinir ve etler.
Bir ceviz büyüklüğünde olan göz, yedi tabakadan meydana gelmiş tir. Her tabakanın ayrı bir özelliği var. Yalnız göz anlatılmakla nice sayfalar doldurulabilir. Bir damla sudan meydana gelen sert ve sağlam kemikler. Her birinin ayrı bir şekli ve görevi var. Bazısı uzun, bazısı kısa, bazısının içi boş , bazısının içi dolu. Birbirleriyle uygun bir şekilde birleştirilmiş . Her birinin miktarında, görünüşünde ve yaptığı vazifede birçok hikmetler var.
Kemikler vücuda direk yapılmış ve vücut onun üzerine kurulmuş . Kemikler bir parça değil. Zira o zaman eğilip bükülmeleri mümkün olmazdı. Eğer dağınık ve birbirinden ayrı yaratsaydı, ayakta durmak mümkün olmazdı.
Ayakta durmanın mümkün olabilmesi için sinirlerle birbirine sağlamca bağlanmış . Birinin ucu yuvarlak, diğerinin oyuktur. Bu yuvarlak oyuk içine girip sinirlerle sağlamca bağlanmıştır. Öyle ki hem ayakta durabilme imkanı sağlanmış hem de rahatça hareket edebilme olanağı var.
İnsanın başında birbiriyle ince bağlarla bağlanmış elli beş parça kemik var.
Böylece başın bir tarafına bir darbe gelirse yalnız o kısım kırılır ve diğer taraflar zarar görmez. Dişlerin bir kısmı sivri, parçalayıcı görevini yapıyor, bir kısmı da yassı, ezme görevini yerine getiriyor. Boyun birbirine sağlamca sinirlerle bağlanmış üstüste yedi omurdan meydana gelmiş .
Üzerinde kocaman kafa oturtulduğu halde rahatlıkla dik durabilmektedir.
Vücudun her parçası böyle akıl durdurucu bir şekilde yaratılmış ve bir görevle görevlendirilmiştir. Biyoloji okuyan herkes organları ve yaptığı görevleri öğrenebilir. Onun için burada bu bilgileri uzatmaya lüzum görmedik. Bizim anlatmak istediğimiz, insanların bu organlardaki yaradılışı, muntazamlığı ile ilgili olarak Yüce Allah ‘ın büyüklüğünü, gücünü ve ululuğunu düşünmesidir.

İnsanoğlu güzel yapılmış bir resmi gördüğü zaman hayretler içinde kalıp, ressamı övgülere boğduğu halde, Yüce Allah ‘ın bir damla sudan yarattığı bunca acaiplikleri, bunca uyumluluğu, bunca akıl almaz intizamı düşünmez,Yüce Allah’ın üstün gücünden ve ilminden dehşete düşmez, insana verdiği nimetlerin çokluğuna hayret etmez.

İnsanoğlunun ana rahmine düşmesi, orada büyüyüp dünyaya gelmesi, ilk gıda alma şekli, büyümesi, büyüdükçe uğradığı
değişiklikler, hayatını devam ettirebilmesi için yapması gereken şeyler, bunların tümü Yüce Allah ‘ın gücünü ve büyüklüğünü
gösteren delillerdir. Bu deliller karşısında dehşete düşmeyen, O’nun lütuf ve şefkatine hayret etmeyen, O’nun cemal ve celaline aşık olmayan basiretsiz ve kördür. Bütün bunları düşünmeyi kendine iş edinmeyen gafil, hayvanlara benzer ve kendine verilmiş olan aklı harcamış olur.

Akıllı bir insan için bu yazdıklarımız kafidir. Acaiplikleri anlatmanın sonu gelmez.

Kaynak : Kimya-i Saadet – İmam Gazali

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kimya-i Saadet - İmam Gazali, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: