Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 10 Nis 2015

İBRET ALINACAK BAZI İŞARETLER

Posted by Site - Yönetici Nisan 10, 2015

İBRET ALINACAK BAZI İŞARETLER

İBRET ALINACAK BAZI İŞARETLER

1- Yeryüzü ve onda bulunan her şeyden ibret alınabilir. Kendi vücudundaki acaipliklerden başka acaiplikler görmek isteyen kimse yeryüzüne ve onda bulunan şeylere baksın. Yüce Allah yeryüzünü yaymış gitmekle tükenmeyecek kadar genişletmiş , dengesini koruması için belirli yerlerine dağlar yerleştirmiştir. Sert taşlar arasından berrak sular fışkırtmakta, böylece tedrici olarak akıp durmaktadır. Suları böyle zapteden taşlar olmasaydı, onu zaptetmeseydi, sular birden çıkıp her tarafı kaplardı, toprağı sular basardı.
Kışın sert olan yeryüzü ilkbaharda yağmurların yağması ile yumuşamakta, hayat bulmakta, yedi renge bürünmektedir. Çeşit çeşit renklerde birbirinden güzel çiçekler; çeşitli ağaçlar ve her ağaçta tadı, kokusu, şekli değişik nice nefis meyveler; acı, tatlı, tatsız, faydalı, zehirli çeşit çeşit otlar her tarafı kaplamaktadır.
Bu meyvelerin ve bitkilerin vücut üzerinde çeşitli etkileri var. Biri gıda olur, biri vücudu uyuşturur, biri uyku getirir, biri uyandırır, biri neşelendirir, biri üzüntüye boğar, bazıları belirli organlar üzerinde değişik etkiler yaparlar. Bu bitkilerden hayvanlar ve kuşlar beslenirler.
Düşünen kimse bunların her birinde nice acaiplikler görür. Bütün bunlarda, Yüce Allah ‘ın akıllara durgunluk veren büyüklük ve gücünün farkına varır.

2- İbret alınacak başka bir şey de dağlar ve yerin altındaki değerli madenler, kıymetli emanetlerdir. Bu madenlerin bir kısmı süs için; Altın, gümüş , elmas ve değerli taşlar gibi, bir kısmı alet ve gereçler için: Demir, bakır, pirinç, tunç, kalay vs . gibi. Bir kısmı insan vücudu için: Tuz gibi. Bir kısmı da insanın çeşitli ihtiyaçları içindir: Kükürt gibi.
Bu madenlerin en basitlerinden biri tuzdur. Oysa tuz olmasa yemekler tatsızlaşır, bozulur, insanlar sağlıklarını yitirirler. Gıdayı ve ona tad vermek için tuzu yaratan Yüce Allah ‘ın lütuf ve rahmeti hiçbir zaman unutulmamalıdır. Bütün âlem böyle ibretli şeylerle kaplıdır.

3- Yeryüzünde çeşit çeşit hayvanlar var. Bunların bir kısmı yürür, bir kısmı uçar, bir kısmı sürünür. Kimi iki, kimi dört ayaklıdır.
Uçuşan kuş ve böceklerin her biri ayrı bir şekildedir. Her birisi diğerinden güzeldir.
Hepsine ne gerekiyorsa verilmiştir. Yiyeceğini nasıl elde edeceği, yavrusunu nasıl büyüteceği öğretilmiştir.
Karıncayı ele alalım. Vakt inde gıdasını toplayıp biriktirir. Toplarken eğer götüreceği şey ağırsa ikiye böler, öyle taşır.
Örümcek ağını geometrik kurallara göre yapar. Önce ağız tükrüğünden ip büker ve iki duvara yapıştırıp düzgün bir şekilde örmeye başlar. Ördüğü şeyde oransızlık yoktur. Hepsi birbirine uygundur. Sonra kendisi bir köşesine saklanır ve kurduğu ağa bir sineğin takılmasını veya oralardan geçmesini bekler. Sinek geçince üzerine atlayıp onu yakalar. Yapmış olduğu ağ, sineğin ayak ve kanatlarına dolanıp onun uçmasına engel olur.
Örümcek yakaladığı sineği yiyince bir başkasını beklemeye koyulur.
Arı kovanını tam altı köşeli yapar. Zira balın içinde durması için bu şekil en uygun olanıdır. Yüce Allah bu gerçeği küçücük hayvana ilham etmiştir.
Sivrisinek besinin insan kanında olduğunu bilir. Deri üzerine konup hortumunu damarlara saplayarak kan içer. İnsan onu kovmak için elini hareket ettirince kendisini yakalayacağını hisseder, hemen kaçar. Yüce Allah bu hayvancığa kanat vermiş , uçmasını ve böylece yiyeceğini bulmasını sağlamıştır. Eğer aklı ve dili olsaydı, Allah’a o kadar şükrederdi ki, bütün insanlar hayrette kalırdı. Fakat gene de kendi diliyle devamlı olarak şükürle meşguldür. Ayet -i Kerime’de de:
Fakat siz onların tesbihini anlayamazsınız.” buyurulmaktadır.
Yüce Allah ‘ın böyle acaip işleri sonsuzdur. Bunların hepsini anlatmayı, insan gözüne kestiremez. Ancak bu hayvanların yaradılışları, şekilleri, yaşamaları insanı düşündürmeli, kendi yaşantılarına uygun olarak yaradılışları gözlerden kaçmamalıdır. Bunların tümünün Allah’ın acaip işleri olduğunu insan unutmamalıdır.

4- Denizlerin her biri, okyanusların bir parçasıdır. Bütün karalar deniz ortasında birer odadır. Denizler karalardan daha büyüktür. Buna bağlı olarakda denizdeki acaiplikler daha çoktur. Zira karadaki her hayvanın bir benzeri denizde bulunduğu halde, denizdeki her yaratığın benzeri karada yoktur. Bu hayvanların her birinin şekli, yaşayışı, büyüklüğü değişiktir.
Kimisi gözle görülemeyecek kadar küçük, kimisi de gemilerin ada sanıp yaklaşabilecekleri kadar büyüktür. Bu hayvanlardan midyenin, kabukları arasına giren bir kum taneciğini zararsız hale getirmek için etrafını örerek inci yapması en dikkat çekici durumlardan birisidir. Denizdeki hayvanların ve denizde oluşan başka şeylerin her birinin durumu akıllara durgunluk
veren acaiplikleri vardır. En şaşırtıcı şeylerden birisi: Suyun şekli ve berrak görünüşüdür. Bütün canlıların yaşaması ona bağlıdır. İns an ihtiyaç duyduğu zaman bir yudum su için bütün dünya malını verebilir.

5- Hava da dalgalı bir denizdir. Onu dalgalandıran rüzgardır. Hava gözle görülmeyen, başka şeyleri görmeyi de engellemeyen, hayatın temel gıdası olan enfes bir cisimdir. İnsan yemek ve suya günde bir – iki defa ihtiyaç duyar. Fakat her an havaya ihtiyacı vardır. Zira kısa bir an havasız kalırsa ölür. Havanın özelliklerinden biri, cisimlerin uçmasını sağlamasıdır. Ayrıca bütün gökyüzü olayları, bulut, yağmur, kar, yıldırım, şimşek vs . gibi şeyler havanın değişik oluşumlarıdır. Bu oluşumlardan bulutun meydana gelişi ve geçirdiği değişiklikler akıl durdurucudur. Önce sıcağın etkisi ile su buharlaşır. Bu buhar rüzgarların etkisiyle sürüklenir, kurak yerlere su olarak iner. Yağmur yağarken milyonlarca su damlası aynı anda yere düşerken hiçbiri diğerine değmez ve karışmaz. Hepsinin arasında belirli bir uzaklık vardır. Her damların kendine çizmiş olduğu bir yol vardır.
Toprağa düşen yağmur ve suyun bitkiler tarafından emilmesi, yapraklara kadar gönderilmesi de düşündürücü incelik taşır. Eğer yağmur tedrici olarak değilde hep birden aniden yağsaydı, o zaman bitkiler ondan yararlanamazdı.
Bulutun soğuk havalarda yumuşacık şeffaf kar taneleri halinde yeryüzüne inmesinde de birçok düşündürücü yönler vardır. Bütün bunları düşünen kimse, gök ve yerin en ufak zerresinde bile Yüce Allah ‘ın rahmet ve yardımını görür. Hepsi hak üzere adaletle ve hikmetle yaratılmıştır. Bunun için Yüce Allah buyuruyor ki:
Göklerin ve yerin içindekileri oyun olsun diye değil, hak üzere ve (gereği gibi) yarattım.” (Duhan suresi, ayet : 38)

6- Gökler âlemi ve yıldızlardaki acaiplikler, yeryüzündekilerden daha çoktur. Kur’an-ı Kerim’in birçok yerinde gök âlemini ve
yıldızları düşünmek emrediliyor.

Yüce Allah buyuruyor ki:
Gökleri korunmuş bir çatı gibi yarattık. Onlar ise ayetlerimizden yüz çeviriyorlar.” (Enbiya suresi, ayet : 32)

Yüce Allah buyuruyor ki:
Göklerin, yerin yaratılmasında, gece ve gündüzün ardı ardına gelip geçmesinde, akıllı insanlar için Allah’ın varlığını ispat eden milyonlarca delil vardır.” (Bakara suresi, ayet : 164)

Demekki insanlara göklerdeki acaiplikleri düşünmesi emredilmiştir. Ancak bu, göğün maviliğini, yıldızların parlaklığını seyretmek demek değildir. Zira bu kadarını hayvanlar da görür.
İnsan kendisine çok yakın olan ve göğe göre daha basit bulunan kendi varlığını anlayamazsa, göğü hiç anlayamaz. O halde tedrici olarak önce kendini, sonra bitki ve hayvanları, sonra yeryüzünü, sonra havayı ve yıldızları, en sonunda da arş ‘ı düşünmelidir. Bütün bunlar düşünüldükten sonra cisimler âleminden çıkıp ruhlar âlemi düşünülmelidir.
Yıldızların varlığı, şekilleri, sayıları ve büyüklükleri gerçekten akıl durdurucudur. Bütün yıldızlar âlemi hareket halindedir. Her biri değişik sürelerde tur atarlar. Bu turların süresi bazı yıldızda bir yıl, bazısında oniki yıl, en uzununda ise akılları durduracak uzunluktadır. Güneşten kat kat büyük olan yıldızlar vardır. Fakat çok uzak oldukları için biz onları ancak geceleyin, o da küçük birer cisim olarak görebiliyoruz.
Güneş , etrafındaki gezegenler ve bu gezegenlerden biri olan dünyanın durumu düşünülünce, Yüce Allah ‘ın büyüklüğü ve gücü kendiliğinden ortaya çıkar. Güneş merkez olmak üzere bütün gezegenler onun etrafında dönüp durmaktadırlar. Yanıcı gazlardan olu şan ve devamlı infial halinde bulunan güneş , yakınlıklarına göre bu gezegenleri ısıtır ve soğutur. Bu gezegenlerden biri olan dünyanın durumu ve çok ince hesaplanmış intizamı gerçekten akıl durdurucudur.
Yörünge elips şeklindedir. Bu şekilde olmasaydı mevsimler meydana gelmezdi. Güneşin etrafında devamlı olarak dönen dünya, ayrıca kendi ekseni etrafında da dönüyor. Bu dönmeden de gece ve gündüz meydana geliyor. Yüce Allah gece ve gündüzü insanların dinlenip çalışması için yaratmıştır.
Bütün bunlar, çok ince hesaplanmış bir düzen içinde olup durmaktadır.

Sayın okuyucu!
Bu hususta anlatılacak o kadar çok şey var ki hepsini yazmamıza imkan yok. Biz sadece gafleti anlatmak için bunları örnek mahiyet inde sıraladık.
Bir kez hükümdarın sarayına giden kimse, gördüğü ihtişamı uzun süre anlatmakla bitiremez. Oysa devamlı olarak Yüce Allah ‘ın
sarayında duruyorsun ve hayrete düşmüyorsun. Zira bütün âlem Allah’ın sarayıdır.
Tabanı yeryüzü, tavanı da gökyüzüdür. Tavanın sütun ve direkleri yoktur.
Bundan daha çok şaşkınlık verecek bir şey olabilir mi? Dağlar ve denizler anbarı, hayvan ve bitkiler eşyası, güneş ve yıldızlar lambalarıdır. Bu lambaları melekler tutmaktadırlar. İnsan ise bütün bunlardan habersizdir.
Zira bu saray çok büyük, göz ise küçük ve basittir. Bu sarayın acaiplikleri ona sığmaz.
İnsanoğlu padişahın sarayında yuva yapmış , kendi yuvasından, arkadaşlarından ve gıdasından başka bir şeyden haberi olmayan , ne padişahın padişahlığı ile ne onun tahtı ile ve ne de oradaki acaipliklerle ilgilenmeyen bir karınca gibidir. Böyle küçük bir karınca derecesiyle yetinmeyen için Yüce Allah ‘ın bahçesinde gezinme yolu açıktır.

O halde dışarı çıkıp bahçede gezin. Her şeye ibret gözü ile bak. Yüce Allah ‘ın acaip işlerini görüp hayret ve dehşet içinde kalırsın .

Kaynak : Kimya-i Saadet – İmam Gazali

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kimya-i Saadet - İmam Gazali, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: