Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for Nisan 2015

Allahumme barik lena fi recebe ve şa’ban ve belligna ramazan

Posted by Site - Yönetici Nisan 30, 2015

Allahumme barik lena fi recebe ve şa’ban ve belligna ramazan

Allah’ım! Recep ve Şaban aylarını bizim için mübarek kıl ve bizi Ramazan ayına ulaştır”

(Ahmed bin Hanbel, Müsned, 1/259)

20120603_194237 copy.jpgfff

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Dualar | Etiketler: | Leave a Comment »

Receb Ayında Kılınacak Namaz

Posted by Site - Yönetici Nisan 30, 2015

Receb Ayında Kılınacak Namaz

Receb Ayında Kılınacak Namaz

Receb’in 1‘i ile 10‘u arasında, 11‘i ile 20‘si arasında ve 21‘i ile 30‘u arasında sadece birer defa olmak üzere kılınacak 10‘ar rek’at Hacet namazı vardır.
Hepsinin de kılınış şekli aynıdır.
Bu namazlar, akşamdan sonra da, yatsıdan sonra da kılınabilir. Fakat Cuma ve Pazartesi gecelerinde ve bilhassa teheccüd vaktinde kılınması efdâldir.

Bu namaz, mü’min ile münâfığı ayırır.
Bu 30 rek’at namazı kılanlar hidâyete ererler.
Münâfıklar bu namazı kılamazlar.
Bu namazı kılanın kalbi ölmez.

Bu 30 rek’at namaz, Resûlullah (s.a.v.) Efendimiz’in berberi Selmân-ı Pâk (r.a.) Hazretleri tarafından rivâyet edilmiştir.

Kılınış şekli: Hacet namazına şu niyetle başlanır:
Yâ Rabbî, beni dünyayi teşrifleri ile nûra gark ettiğin Efendimiz hürmetine, sevgili ayın Receb-i şerîf hürmetine, feyz-i ilâhîne, rızâ-i ilâhîne nâil eyle. Âbid, zâhid kulların arasına kaydeyle. Dünya ve âhiret sıkıntılarından halâs eyle, rızâ-i şerîfin için Allâhü Ekber.

Her rek’atte 1 Fâtiha-i şerîfe, 3 “Kul yâ eyyühel-kâfirûn…”, 3 İhlâs-ı şerîf okuyup, 2 rek’atte bir selâm verilir. Böylece 10 rek’at tamamlanır.

Namazdan sonra 11 defa:

لاَ اِلهَ اِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِى وَيُمِيتُ وَهُوَ حَىٌّ لاَ يَمُوتُ بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ

Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh. Lehül-mülkü ve lehül-hamdü yuhyî ve yümît. Ve hüve hayyün lâ yemûtü biyedihil-hayr. Ve hüve alâ külli şey’in kadîr

Receb’in 11’i ile 20‘si arasında kılınan 10 rek’attan sonra 11 defa şu duâ edilir:

اِلهًا وَاحِدًا اَحَدًا صَمَدًا فَرْدًا وِتْرًا حَيًّا قَيُّومًا دَائِمًا اَبَدًا

İlâhen vâhiden ehaden sameden ferden vitran hayyen kayyûmen dâimen ebedâ

Receb’in 21‘i ile 30‘u arasında kılınan 10 rek’atten sonra da, şu duâ 11 kere okunur:

اَللَّهُمَّ لاَ مَانِعَ لِمَا اَعْطَيْتَ وَلاَ مُعْطِيَ لِمَا مَنَعْتَ وَلاَ رَادَّ لِمَا قَضَيْتَ وَلاَ مُبَدِّلَ لِمَا حَكَمْتَ وَلاَ يَنْفَعُ ذَا الْجَدِّ مِنْكَ الْجَدُّ سُبْحَانَ رَبِّىَ الْعَلِىِّ اْلاَعْلَى الوَهَّابِ سُبْحَانَ رَبِّىَ الْعَلِىِّ اْلاَعْلَى الوَهَّابِ

سُبْحَانَ رَبِّىَ الْعَلِىِّ اْلاَعْلَى الْكَرِيمِ الوَهَّابِ يَا وَهَّابُ يَا وَهَّابُ يَا وَهَّابُ

“Allâhümme lâ mânia limâ a’tayte ve lâ mu’tıye limâ mena’te ve lâ râdde limâ kazayte ve lâ mübeddile limâ hakemte ve lâ yenfeu zel-ceddi minkel-ceddü. Sübhâne rabbiyel-aliyyil-a’lel-vehhâb. Sübhâne rabbiyel-aliyyil-a’lel-vehhâb. Sübhâne rabbiyel-aliyyil-a’lel-kerîmil-vehhâb. Yâ vehhâbü yâ vehhâbü ya vehhâb”

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Mubarek Gün Ve Geceler, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

SİGARA BELİYYESİ – ( SİGARA BELASI )

Posted by Site - Yönetici Nisan 30, 2015

sigara belası,sigara harammı,sigara mekruhmu,sigara günahmı,sigar_the_end

SİGARA BELİYYESİ – ( SİGARA BELASI )

Malûm olsun ki, şerîatda izâ’a-i mâl, kesret-i suâl haramdır. (Bilinsin ki, İslam’da malı zayi etmek ve – lüzumlu, lüzumsuz – çok sual sormak haramdır.) Bu makamda izâ’adan murâd, emvâlin dünya ve ahirete fâidesi olmayarak sarf ve istihlâkidir.(Bu durumda, malların zayiinden maksat, malların dünya ve ahirete faydası olmadan harcamak, israf ederek mahvetmektir.)Bu kabîl sarfiyât ve istihlâkât-ı umûmiye muharremdir. ( Bu kabil – dünya ve ahirete faydası olmadan yapılan- harcamalar ve israflar haram kılınmıştır) Sigara isti’mâline hurmet-i mezkûre tamâmıyle sâbit ve mütehakkakdır.(Sigara kullanılmasına dair, izah edilen haramlık tamamıyla kesin olup, doğruluğu tahkik edilmiştir) Çünkü sigara isti’mâline menfaat-i dünyeviye yoktur. Bilakis mazarrat hâkimdir. (Zira sigara kullanılmasında dünyevi bir menfaat yoktur. Tam aksine tamamen zararlıdır.) Öyle mazarrat ki andan bedene, cismâniyete hâsıl olan ilel ve emrâzın ref’ u izâlesi bir zaman sonra daha mühim mebâliğin sarf ve istihlâkini, neticede de bir fâide elde eyleyememesini mûcibdir.(Öyle bir zarar ki, ondan dahilive harici vücutta meydana gelen belirtiler ve hastalıkların kaldırıp giderilmesi, bir müddet sonra daha büyük paraların harcanıp israf edilmesini, neticede de bir fayda elde edilememesini icap ettirir.)Manevî mazarratı ise ta’dâd etmekle bitmez.(Manevi zararları ise saymakla bitmez) Mâni’-i terakkîdır.(Yükselmeye engeldir) Rayihasından ervâh-i Tayyibe muazzeb olur.(Kokusundan ruhaniyet rahatsız olur)Ve-sâit-i rahmet olan ervâh-ı mezkûrenin temâsını, yâni alâka-i rûhaniyelerini men’eder. Bu, büyük bir musibettir.(Rahmet vasıtaları olan sözkonusu ruhaniyetin ilişkisini, yani ruhani alakalarını meneder. Bu büyük bir musibettir.) Şu halde sigara içmek mânen ve maddeten muzırdır, haramdır.(Şu halde sigara içmek mânevi ve maddi olarak zarar vericidir ve haramdır). Haram, Allah’ın nehyettiği emirdir. Ana musır olanlar emrine isyân ve muhalefet edenlerdir. (Haram, Allah’ın yasakladığı emirdir. Ona ısrarla devam edenler, emrine isyan ve muhalefet edenlerdir) İş, bu netîceye müncer olur (götürür). Yevmiye(günde)25-30 sigara içenler, günde bu sebeple Allâhü Teâlâ’ya 25-30 defa muhâlefet ediyor, haram irtikâb eyliyor(işliyor) demektir.

.Bu umûru, teemmül etsinler.(Bu işleri iyice düşünsünler) Sigarayı azm-i kavî ile terk etsinler. (Sigarayı büyük bir gayret ve kararlılıkla terk etsinler) Mizâcda hâsıl olan muvakkat teşettütten dolayı korkmasınlar. Bu hal az bir zaman sonra sıhhati müstelzim olur. (Davranışlarda meydana gelen geçici olumsuzluklardan dolayı korkmasınlar. Bu hal, kısa bir zaman sonra sağlığa dönüşür.)

Rızâ-i Mevlâ da inzimâm eder.(Allah’ın rızası da gelir). Azim ve irâdenin musırran isti’mâli lâzımdır.(Gayret ve iradenin ısrarla kullanılması lazımdır)

Şehr-i Ramazan kesîru’l-berekâttır (Ramazan ayı bereket çokluğudur.) Bu terkin, bu ayda başlamış olması kat’î muvaffakiyetle tetevvüc etmesini mûcibdir. Fırsatı ganîmet bilsinler.(Bu bırakmanın bu ayda başlamış olması, kesin muvaffakiyetle sonuçlanmasını sağlar. Fırsatı ganimet bilsinler.)Ben de Mevlâ’dan bu beliyyeden kat’î sûrette kurtulmalarını niyâz ediyorum (Ben de Allah’tan, bu beladan kesin surette kurtulmalarınıniyaz ediyorum.) Ba’de-mâ, – velev bir sigara olsun – ellerine almasınlar ve ağızlarına koymasınlar.(Bundan sonra -velev ki bir sigara olsun- ellerine almasınlar ve ağızlarına koymasınlar. Mevlâ’dan Tevfik ve medet istesinler, mutlaka muvaffak olurlar. (Allah’tan muvaffakıyet ve yardım istesinler, mutlaka başarırlar.)

Kaynak : Ebu’l Faruk (k.s.)  (mektuplar ve bazı meseili mühimme S. 113 )

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Haramlar - Helaller, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Etiketler: , | Leave a Comment »

Yarın henüz doğmadı, doğmayacak belki de…

Posted by Site - Yönetici Nisan 29, 2015

Dün öldü,
Bugün ise sanki can çekişmede,
Yarın henüz doğmadı, doğmayacak belki de…

Bişr-i Hafi

Güzel sözler

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Güzel Sözler, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

“Duvardan Dökülen İnciler” Takvim Yaprakları

Posted by Site - Yönetici Nisan 29, 2015

Fazilet takvimi,fazilet nesriyat,camlica yayinlari,camlica kitap,suleyman efendi cemeati.Duvardan Dökülen İnciler Takvim Yaprakları

Duvardan Dökülen İnciler” Takvim Yaprakları

Takvim Okuma Usûlü

1- “Besmeleyle başlayacağız,

2- Evvela Günün Tarihini okuyacağız,

3- Sonra Hicrî ve Rûmî Tarihi okuyacağız,

4- Sonra dipnotunu okuyacağız,

5- Sonra en baştaki Âyet-i Kerime veya Hadis-i Şerif mealini okuyacağız. Hadis-i Şerif ise “Peygamber Efendimiz buyuruyor ki” diyerek; Âyet-i Kerime ise “Allahü Teâlâ buyuruyor ki” diyerek başlayacağız. Ehemmiyetine binaen metni üç kere tekrarlayabiliriz.

6- Sonra kaynağını okuyacağız,

7- Daha sonra döndürüp arka yüzünü okuyacağız.

8- Bu vazifeyi kurslarımızda ve evimizde yaparak; her gün sohbet yapmış oluyoruz.

Sohbet-i Şerif ne kadar çok ve sık yapılırsa o kadar iyidir. Arabanın deposunu dolduruyorsun bir miktar gidiyor. Sonra benzin azalıyor, çekiyorsun istasyona bir daha dolduruyorsun; biraz daha gidiyor. Gene benzin azalıyor; bir daha dolduruyorsun. İstanbul’a kadar birçok ikmal yaparak gidiyorsun. Sohbetlerde böyle sık sık manevi ikmal yapılır; zevki ve şevki azalmadan artar devam eder, gider. Cenab-ı Allah buna muvaffak etsin

Şerife Şevval Kardelen
.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Etiketler: , | Leave a Comment »

Modern Takva Diye Bir Şeymi Olur Ya‏

Posted by Site - Yönetici Nisan 28, 2015

Modern Takva Diye Bir Şeymi Olur Ya‏

Modern Takva Diye Bir Şeymi Olur Ya‏

Ayy, kapalılık sana çok yakışıyor. Bence kapanmalısın

Bu cümle problemli. Hemde öyle böyle değil. Tesettürün amacını tamamiyle ortadan kaldırabilecek kadar güçlü bir cümle.

İsterseniz tesettür ayetlerini tekrar bi hatırlayalım:

Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar.Zinet yerlerini açmasınlar. Bunlardan kendiliğinden görünen kısmı müstesnadır. Baş örtülerini yakalarının üstüne koysunlar” (Nur Suresi:31)

Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına dış elbiselerinden üstlerine giymelerini söyle. Bu onların tanınıp, kendilerine sarkıntılık edilmemesi için daha uygundur. Allah çok bağışlayıcı ve çok merhamet edicidir” (Ahzab Suresi:59)

Şimdi şöyle bir bakalım. “Zinet yerlerini açmasınlar” diye buyurulandan maksat “Zinet yerlerini açmadan zinetlerini takınsınlar” anlamına gelmiyor. Ama ne yazık ki sürekli çevremizde bunu görmekteyiz.

İslamiyeti ortadan kaldırma amacında olan zihniyet “Tesettür giyim“, “Tesettürde moda“, “Modern kapalılık” adı altında islami tesettürün değerlerini gidermeyi çok iyi başardı. Önce amaç tesettürü kökünden kaldırmaktı.

Bunu başaramadılar. Sistematik çalışmaya başladılar. Ve bu çalışmalarında gerçekten başarıyı elde ettiler görünüre bakılırsa. Yavaş yavaş, kaleyi içten fethetme taktiği ile. Önce başörtüler kısaltıldı, küçültüldü, sonra iğneler atıldı, boğazlar açıldı, ardından etekler kısaltıldı. Pardesüler kalıplaştı.

Tesettür niyetiyle kullanılan pardesüler oturtmalı model hallerine getirildi. İç kıyafeti olan elbiselerden hiç bir farkları almadı. Tesettürün gerçek manasını bilenler sonunda bol kıyafet diye çareyiferacede buldu. Ve onada el attılar. Feraceler bile üslendi, pullandı, daraltıldı. Adıda “Moda” koyuldu. Modernliği göz ardı etmeden takva yaşanmaya başlandı güya. Bir başörtülüde, bir tesettürlüde modern olabilir fikri aşılandı. Sonuçta zinet yerleri yapışan bir kumaşla bile olsa örtülüydü.

Hadis-i Şerifte şöyle buyruluyor:

Cehennemliklerden kendilerini dünyada henüz görmediğim iki grup vardır: Biri, sığır kuyrukları gibi kırbaçlarla insanları döven bir topluluk. Diğeri, giyinmiş oldukları halde çıplak görünen ve öteki kadınları kendileri gibi giyinmeye zorlayan ve başları deve hörgücüne benzeyen kadınlardır. İşte bu kadınlar cennete giremedikleri gibi, şu kadar uzak mesafeden hissedilen kokusunu bile alamazlar.

Giyinmiş oldukları halde çıplak görünenler” kim, bir düşünelim. Aklımıza ilk olarak dap dar kıyafet içindeki kızlar gelmiyor mu?

Sokakta gördüğümüz kapalı bir kız ile açık bir kız arasındaki tek fark başındaki kumaş parçası. Evet kumaş parçası diyip küçümsüyorum çünkü ayette kastedilen örtü o kumaş parçası değil. Saygı hakedecek bir kumaş parçası değil. Tamamen bütün ilgileri üzerine çeken renkler ile, mendil kadar küçük, saçtan başka hiçbir şeyi örtmeyen bir örtü tesettür örtüsü değildir! Ancak “yakıştığı için takılan” bir örtüdür.

Başörtü takma amacımız yakıştığı için değil, Cenabı Allah ayetinde emrettiği için olmalıdır. Ayet-i Kerimede bahsedildiği gibi kızlarımızın “tanınıp, kendilerine sarkıntılık edilmesini” engelleyemiyorsa örtüleri, işte ozaman örtülerinin hakkını eremiyorlardır.

Tabii ki bazen sarkıntılıkları engellemenin mümkün olmadığının bilincindeyiz. Ama kendi nefsimize bir sormamız gerekiyor: “Benim bu şekilde giyinme nedenim beğenilmek mi, yoksa Allahın rızası mı?

Eğer cevap Allahın rısazı ise şüphesiz ki giyimimizi ayete göre ayarlamımız gerektiğinin ve “modern takva” diye birşey olmadığının farkındayız dır.

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kadın - Bayanlar İçin, Takva, Tavsiyeler, Türkiye, Tesettür, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | 1 Comment »

“Muhasebe-i Nefis” – Hesaba Çekilmeden, Kendimizi Hesaba Çekelim.

Posted by Site - Yönetici Nisan 27, 2015

muhasebe-i-nefis-hesaba-c3a7ekilmeden-kendimizi-hesaba-c3a7ekelim-tefekkur_by_mxdonence-d2t5fz3-copy copy

Muhasebe-i Nefis” – Hesaba Çekilmeden, Kendimizi Hesaba Çekelim.

KENDİ KENDİMİZE SORALIM BAKALIM BU İŞİN NERESİNDEYİM DİYE

1- Kuran-ı Kerim okuyabiliyor muyum, bu hususta kendimi geliştirebiliyor muyum, senede kaç Hatm-i Şerif yapıyorum?
2- Asgari olarak namazlıkları bir bilende tecvid ve talim üzere okuyup tashih ettirdim mi?
3- Tecvid kaidelerini bilip tatbik edebiliyor muyum?
4- Sabah ve akşam namazlarının ardından “HüvAllahüllezi” yi aksatmadan okuyor muyum?
5- Yatsı namazının ardından “Amenerrasülü” yü okumaya devam ediyor muyum?
6- Misvak sünnetini işliyor muyum?
7- Muhtasar ilmihali baştan sona kadar senede en az bir kere gözden geçiriyor muyum?
8- Günlük takvim yaprağını okuyarak senenin tüm hususi zamanlarını hususi ibadetlerle ihya ediyor muyum?
9- Kuran-ı Kerim’in günlük hakkı olan 200 âyeti (en azından 50 İhlâs-ı Şerifi okuyarak) ödüyor muyum?
10- Sabah namazının sünneti ile farzı arasında üç kere okumaya devam edildiği zaman imanla ölmeye yardımcı olan “Yâa hayyu yâa kayyûmü yâa zelcelâali ve’l-ikraam. Es’elüke en tuhyiye kalbii binuuri ma’rifetike ebeden yâa Allâhü yâa Allâhü yâa Allâhü yâa bedîassemâavâati vel’ardı.” ile Sabah ve Akşam namazlarından sonra üçer kere “Sübhânallâhi mil’el mîzân. Ve müntehel-ılmi ve mebleğar-rızâ ve zinetel-arş” duâsını okumaya devam ediyor muyum?
11- Evden çıkarken çarşılarda manevi zarara uğramamak için “Lâa ilâahe illellâahü vahdehüü lâa şeriyke leh lehü’lmülkü ve lehü’l-hamdü yuhyii ve yümiytü ve hüve hayyün lâa yemüütü biyedihi’l-hayr ve hüve alâ külli şey’in kadiyr.” duâsını 11 kere okuyor muyum?
12- Farz namazları müstehap vakitlerde kılmakla beraber haftada en az birer kere tesbih, teheccüd, duha ve evvabin namazlarıyla manevi takviye alıyor muyum?
13- Günlük manevi vazifelerimi sabah namazından önce veya sonra yaparak istifâza(feyizlenme) ve istiâne(yardım isteme) ediyor muyum?
14- Vitir namazında zammı süre olarak sırasıyla “Elemneşrahleke, Tebbet ve İhlas-ı Şerif” okuma tavsiyesine uyuyor muyum?
15- Belaların defi ve hayırların celbi için zaman zaman sadaka verip kurban kesiyor muyum?
16- Çocuklarım için akika kurbanı kestim mi? Onlara islama uygun isimler verdim mi?
17- Evde ıyalimle haftada en az bir kere dini-ahlaki ders ve muhasebe yapıyor muyum?
18- Hatmi Şeriflere hakkıyla müdavemet(devamlılık) gösteriyor muyum?
19- Cuma namazına ve Cuma gecesine-gününe özel önem verebiliyor muyum?
20- Televizyon vb.nin zararlarından kendimi ve ıyalimi uzak tutabiliyor muyum?
21- Kazaya kalan namaz, oruç ile ödenmemiş zekat, fitre ve kesilmemiş kurbanlarımla meşgul oluyor muyum?
22- Yıllık zekat, öşür, fitre vb. mali ibadet ve mükellefiyetlerimi hesaplayarak mutlaka ödüyor muyum?
23- Kul hakkına azami derecede riayetle helalleşmeye gereken hassasiyeti gösterebiliyor muyum?
24- Dilin afetlerinden (yalan-gıybet-iftira-sövmek gibi) kendimi ve ıyalimi koruyabiliyor muyum?
25- Namazlarımı evde ve dışarıda mümkün mertebe cemaatle eda edebiliyor muyum?
26- Dini hizmetlerde üzerime düşen görevi yapabiliyor muyum?
27- Ezan-ı Muhammediyeyi hürmetle dinleyip sonunda ezan duâsını okumaya devam ediyor muyum?
28- Günde en az bir kula iyilik ederek hayır duâ alabiliyor muyum?
29- Daimi abdestli olmaya önem verebiliyor muyum?
30- Arasıra ağaç dikerek bu haseneyi işleyebiliyor muyum?
31- Yatarken-kalkarken, helaya girerken-çıkarken, yemekten önce ve sonra, eve girerken ve evden çıkarken, vasıtaya binince velhasıl günlük hayatımın tüm safhalarında duâ ve istiazeye azami derecede riayet edebiliyor muyum?
32- Selam verip almada titiz davranarak islami kurallara riayet ediyor muyum?
33- Bol bol Kelime-i Şehadet, Kelime-i Tevhid, İstiğfar, Selavât, Euzû-besmele ile meşgul olabiliyor muyum?
34- 32 ve 54 farzı ezbere bilip tatbik ederek çevreme sık sık hatırlatabiliyor muyum?
35- Asgari olarak Cuma geceleri ev halkıyla beraber Yasin-i Şerif’i ve bazı süreleri tilavet ediyor muyum?
36- Hastaları ve kabirleri zaman zaman ziyaret ederek ibret alıyor muyum?
37- Kabr-i Şerifleri düzenli olarak adabına uygun ziyaret ederek istimdad ve talebi şefaatta bulunuyor muyum?
38- Receb, Şaban, Şevval, Muharrem, Zilhicce vb. aylarda tavsiye edilen usullere uygun nafile oruç tutuyor muyum?
39- Aşure günündeki görevleri hakkıyla yapabiliyor muyum?
40- Senenin beş kandiline layıkıyla ehemmiyet vererek ibadetlerimi tam yapabiliyor muyum?
41- Mabede ve ibadete, camiye ve cemaate, hizmete ve mukaddesata ciddiyetle önem veriyor muyum?
42- Ahlak ve mahremiyet kurallarına hakkıyla riayet edebiliyor muyum?
43- Helal kazanç ve helal lokmaya gereken islami titizliği gösterebiliyor muyum? Özellikle et ve et ürünlerinde (mesela :tavuk) helal kesim ve islami usullere uygun olup olmadığını tetkik edebiliyor muyum?
44- Asri felaketlerden ve İslam dışı tarzlardan uzak durabiliyor muyum?
45- Sünneti seniyye üzere duâyı her ortamda iftiharla yapabiliyor muyum?
46- Namazların sonunda kısa kesmeden Ayet’ül-Kürsi, İhlas, Felak ve Nas sürelerinin okuyarak parmak usulü ile tesbihatı tam ve düzgün olarak okuyor muyum?
47- Rukûlarda en az beş, secdelerde en az yedi tesbih okuyor muyum?
48- Sıla-ı Rahim ve yardıma koşmak gibi vecibelere titiz miyim?
49- Sefere çıkarken gerekli duâyı alıyor muyum?
50- Haccın edasında emir ve tavsiyeleri uyguluyor muyum?
51- Ramazan-ı Şerif’te en az bir Kuran-ı Kerim hatmi yapabiliyor muyum?
52- Sözümde ve vaadimde duruyor muyum?
53- Borçlarımı vadesinde ödeme hususunda hassas mıyım? Emanete riayet ediyor muyum?
54- Emir-ana-baba-kardeş-evlat-komşu ve zevceyn hukukuna riayet ediyor muyum?
56- Zahiri ve Batıni temizliğe dikkat ediyor muyum?
57- Kılık-kıyafet, saç-sakal-bıyık tıraşı gibi hususlarda usulleri uyguluyor muyum?
58- Kötülüklerden, kötü ortamlardan ve kötü arkadaşlardan uzak durabiliyor muyum?
59- Hizmetleri kendime dert edip itaatte ve sadakatte kusursuz bir ihvan olabiliyor muyum?
60- İslam kardeşliğine riayet ederek meşru davetlere icabet edebiliyor muyum?
61- Her ahvalde israftan kaçınıyor muyum?
62- İtikatta ehli sünnet ve amelde Hanefi mezhebinin kurallarını bilerek tatbik ediyor muyum?
63- Peygamberimiz hakkında yeterli malumat sahibi miyim?
64- Fani hayatımı ebedi hayatımı kazanacak şekilde İslam hududu dahilinde yaşayarak ölümü hep hatırlayabiliyor muyum?
65- Kaplama meshe ehemmiyet veriyor muyum?
66- Sigaranın zararına ve haramlığına inanarak gereğini yapabiliyor muyum?
67- Abdest alırken “Amentü” yü, abdestten sonra “İnna enzelnahü” yü okuyor muyum?
68- Veraset ve miras hususunda feraiz ilmiyle bildirilen ilahi hükümlere tabi ve razı olabiliyor muyum?
69- Kiraladığım ev ve diğer metaı emanete riayet ederek kullanıp aldığım gibi iade edebiliyor muyum?
70- Trafik kurallarına ve mevzuattaki diğer yasalara uyarak vatandaşlık görevine ve bilincine sahip miyim?
71- Her alanda maddi ve manevi tedbirleri zamanında ve kafi derecede alabiliyor muyum?
72- Alışverişte birbirlerimizi tercih edebiliyor muyum?
73- Evde köpek, put, resim vb. gibi bulunmaması gereken şeylere hassas mıyım?
74- Sünnet ve düğün gibi merasimleri İslam adabına göre icra edebiliyor muyum?
75- Ölülerimin arkasından Iskat-ı Salat ve Devir yapmaya, Kelime-i Tevhid Hatmi okutmaya ciddiyetle riayetim var mı?
76- Mühim işlerimi ehliyle istişare ediyor muyum?
77- Okuma çağı gelen evlad ve ahfadımı emin ellere teslim edebiliyor muyum?
78- Küçüklere merhamet ve şefkat, büyüklere saygı ve hürmette kusur ediyor muyum?
79- Mezhepsizlik cereyanlarına karşı dikkat ve tedbirli miyim?
80- Rızık ve nimetlerin sahibini unutmayarak ona olan hamd ve şükrümü tam eda edebiliyor muyum?
81- Fakirlerin, gariplerin, yetimlerin, dertlilerin ve hastaların halinden anlayabiliyor muyum?
82- Sıhhatin korunması ve sağlık kurallarına azami derecede riayet ediyor muyum?
83- Ayakta su içmemeye, araçlarda 90-120 km. hız sınırını aşmamaya, gıda ve temizlik ürünlerinde zararlı maddelerden (domuz yağı-alkol gibi) korunmaya çok titiz davranabiliyor muyum?
84- Mushaf’ı Şerife ve Kıble cihetine ayak uzatmamaya, helaya çıplak girmemeye, çıplak olarak yatmamaya dikkat edebiliyor muyum?
85- İstibra ve taharetlenmeyi fıkhi ölçülerde yapıyor muyum?
86- Hela adabına, kapalı terlik kullanmaya, ayakta bevletmemeye ve temiz bırakmaya dikkatli miyim?
87- Kurbanda ortaklıklara, sahih niyetli olmalarına ve tasadduklara dikkat ediyor muyum?
88- Ekmek kırıntısına, tabakları sünnetlemeye, yemeğe tuzla başlayıp tuzla bitirmeye, önce ve sonra elleri yıkamaya, besmele, hamd ve yemek duâsına ehemmiyet verebiliyor muyum?
89- Güneş doğarken ve ikindi ile akşam arası uyumamaya riayet ediyor muyum?
90- İmanı zayıflatan ve imansız gitmeye (küfre) sebep olan hallerden ve sözlerden uzak duruyor muyum?
91- Maneviyatımı artıracak sebeplere sarılarak maneviyatıma zarar verecek unsurlardan uzak durabiliyor muyum?
92- Rızkımın bereketlenmesi için her gün bir kere Vakıa süresi gibi, güneş doğarken 1 euzü 300 besmele ve 100 salavat okumak gibi zahiri-batıni tüm sebeplere sarılmaya devam edebiliyor muyum?
93- Mensubu olduğum dine layıkıyla temsil edebiliyor muyum?
94- Bu dünyada kiminin sabır, kiminin de şükür imtihanından geçtiğini, varlığında-darlığında bir imtihan olduğunu ve Allahü Tealanın adalet sahibi olduğunu, asla zulmetmeyeceğini, amelleri zayi etmeyeceğini hakkıyla tefekkür edebiliyor muyum?
95- İmkan ve yetkilerimi kötüye kullanıyor muyum?
96- İman ve ahlak bakımından büyük darbeler alan neslimizin kurtuluşunuyeterince önemseyebiliyor muyum?
97- Namazlarda temkin vakitlerine dikkat edebiliyor muyum?
98- Hakiki din alimlerine kulak verebiliyor muyum? Hakk ile batılı tefrik edebiliyor muyum?
99- Peygamber Efendimizin “Günde 70 veya 100 defa” tevbe-istiğfar etmesinden nasıl bir ders alıyorum?
100- İslam tarihini, ecdadımızın fedakarlıklarını ve bize bıraktıkları kutsal emanetleri idrak edebiliyor muyum?

Vel-hâsıl:

* Hastalık ve sıkıntıların defi için muskacılardan mı medet bekliyorum yoksa piranımızın tatbik ve tavsiye ettiği kurban ve sadaka ile mi?
* Erkek elemanla yürütülmesi mümkün olan bir işi bayan eleman çalıştırarak mı yaptırıyorum?
* Misafirliklerde vb. Kadın-erkek karmakarışık mı oturuyoruz?
* TV’de dizi ve filmleri seyrederek hatta ezberleyerek maneviyatımı öldürüyor muyum?
* Uygunsuz kıyafet, saç jölesi, parfüm vb. şeyler kullanıyor muyum?
* Dünya ve ahirete yaramayan futbol gibi şeylere kendimi kaptırmış mıyım?
* Düğün ve merasimlerimi İslam usulünü bırakarak ecnebi yöntemlerle yapmaya mı başlamışım?
* Üç öğün yemeğin sonunda büyüklerimizin öğrettiği yemek ve rızık duâsını okumayı ve zaman zaman Yasin-i Şerif ve Vakîa gibi sûreleri okumayı (Tilavet-i Kuran’ı) ihmal mi ediyorum?

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

TECVİD – Kur’ân-ı Kerîm’i tecvîde riâyetle okumak vâcibtir

Posted by Site - Yönetici Nisan 26, 2015

karabaş tecvidi,karabas-tecvidi20140811193820

TECVİD – Kur’ân-ı Kerîm’i tecvîde riâyetle okumak vâcibtir

Tecvîd lügatte; bir şeyi güzel yapmak, süslemek, hoşça yapmak demektir. Istılahta ise: “Kur’ân-ı Kerîm’in tilâvetini, okumasını, harfleri mahreçleri ile sıfatları yönünden güzelleştirmekten ve her harfe âit vasi, vakf, medd, kasr gibi hususlarda hakkını vermek suretiyle Kur’ân-ı Kerîm’in tertilinden bahseden bir ilimdir.”

Her müslümanın namazı caiz olacak kadar Kur’ân-ı Kerîm’den sûre veya âyet ezberlemesi farz-ı ayın olduğu gibi namazını fesâddan korumak için Tecvîd ilmini öğrenmesinin ve Kurân-ı Kerîm’i tecvîdli okumasının farz olduğu kitab, sünnet, icmâ ve kıyâs ile sabittir.
Kur’ân-ı Kerîm, tecvîd ile inzal olunmuş ve onun ile okunmuştur. Nitekim âyet-i celîlede meâlen-: “...Onu gönlüne İyi tesbît edelim diye böyle İndirdik ve ağır ağır, güzel bir okuyuş okuduk.” (Furkân Sûresi, âyet 32) buyurulmuştur.

Hz. Alî (r.a.): “Tertîl, harfleri tecvîdli okumak ve vakflan bilmektir” buyurdular.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Kur’ân-ı Kerîm’i tecvîd üzere okumayı emretmiş ve “Nice Kur’ân okuyanlar vardır ki, Kur’ân onlara lanet eder.” buyurmuşlar, tecvîde riâyet etmeden okumayı da yasaklamışlardır.

Abdullah bin Mes’ûd (r.a.): “Kur’ân’ı kerimi tecvîd ile okuyun, güzel sesle onu süsleyin ve onu Arapçanın kaidelerine uygun olarak okuyun. Çünkü Kur’ân Arapça’dır. Muhakkak Allâhü Teâlâ Kurân-ı Kerîm’i Arapça’ya uygun olarak okuyanları sever.” buyurmuşlardır.

İbnü’l-Cezerî şöyle buyurmuştur: “Kur’ân-ı Kerîm’i tecvîde riâyetle okumak vâcibtir, lâzımdır. Kur’ân-ı Kerîm’i doğru bir şekilde okumayan kimse günahkârdır. Çünkü Allâhü Teâlâ, onu tecvîdle indirdi ve bize kadar da böylece (tecvîdle) geldi. Tecvîd tilâvetin süsü, edâ ve kıraatin de zînetidir.

Öğrenmeye imkânı olduğu hâlde, böyle bir mes’uliyeti kibirlenerek küçük gören kimse günahkâr olur. Ancak dilindeki bir arızadan yahut tecvîd HOCASIi bulamayan kimse mâzûr sayılır. Allâhü Teâlâ -meâlen-: “Allah hiç kimseye gücünün yetmeyeceğini yüklemez...” (Bakara Sûresi, âyet 286) buyurmuştur.

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Tecvid Dersleri, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

Fakihlerin (ض) Dad Harfi Hakkında ve diğer bazı harflerle alakalı görüşlreri

Posted by Site - Yönetici Nisan 25, 2015

Dad harfi,Dat harfi, dad harfinin anlami nedir.Fakihlerin (ض) Dad Harfi Hakkında ve diğer bazı harflerle alakalı görüşlreri

Fakihlerin (ض) Dad Harfi Hakkında ve diğer bazı harflerle alakalı görüşlreri

Hanefi Mezhebinin Bu Konudaki Görüşleri

Fetâvâ-ı Hindiyye’nin birinci cild, okuyucu hataları hakkında olan beşinci fasl’ında (şöyle) dedi:

Namaz kılan bir harf yerine başka bir harf okusa ve (bu okuyuş) manayı değiştirmese, (ان المسلمين) yerine (ان المسلمون) ve (إن الظالمين) yerine (الظالمون إن) gibi okusa, bu onun namazını bozmaz.
Eğer manayı değiştirirse ve (ط) ile (ص) harfleri gibi iki harfin arasını meşakkatsiz ayırmak da mümkin ise ve (الصالحات) yerine (الطالحات) okusa, namazı herkese göre bozulur.
Lâkin (ض) ile (ظ), (ص) ile (س) ve (ط) ile (ت) gibi iki harfin arasını ayırmak ancak meşakkatle mümkin ise, (bu hususta) âlimler ihtilaf ettiler: Onların çoğu ‘onun namazı bozulmaz’ dediler. Fetavâ-ı Kâdıhân’da böyle söylenmiştir. Meşâyıhın çoğu da böyle fetva verdiler.

Kadı İmam Ebu’l-Hasen ve Kadı İmam Ebû Âsım, eğer ‘kasden böyle yaparsa namazı bozulur; diline böyle geldi veya ayırmayı bilmiyorsa, namazı bozulmaz’ dediler. Sözlerin âdl/doğru olanı ve seçilen görüş de budur. Kerderî’nin el-Vecîz’inde böyle yazılmıştır. Kim de bazı harfleri güzel yapamıyorsa, mazur sayılmaz; çalışması gerekir.

Kemâl İbnü’l-Humâm, Fethu’l-Kadîr’in birinci cildinin kıraat babında (şöyle) dedi:

(ص) ile (ط) gibi İki harfin arasını ayırmak meşakkatsiz ise, namaz kılan, (الصالحات) yerine (الطالحات) okusa namazı bozulur.
Eğer bu ayırmak, (ظ) ile (ض), (ص) ile (س) ve (ط) ile (ت) aralarını ayırmak gibi zorlukla oluyor ise, denilmiştir ki bozulur. Âlimlerin çoğu da bozulmaz dediler.

İbnü Abidin de ‘okuyanın yanlışlıkları’ bahsinde bunun gibisini fazlasıyla nakletti. İstersen oraya muracaât et.

Mar’aşî şöyle dedi:

(ض) yerine (ط) okuyanın da namazı bozulur. Çünki aralarında benzerlik olmadığı için ayırmakta zorluk yoktur. Nitekim bunu Molla Aliyyül Karî’den naklettik.

Rûhu’l-Beyan Tefsiri’nde (وما هو علي الغيب بضنين) ayeti celilesinin tefsirinde şöyle denilmiştir:

Kurân okuyanın (ض) ile (ظ) harflerinin çıkış yerlerini mutlaka bilmesi lazımdır. Çünki, (ض)’ın mahreci dil kökünün yan tarafından ve sağdan veya soldan onu (dilin yan tarafından) takib eden azı dişleri(nin arasından)dır.(ظ)’nın mahreci ise dil ucuyla üst ön dişlerin dipleridir.

Şayet, Namaz kılan iki harften (ض) ile (ظ) birini diğerinin yerine koysa (ne olur?) dense,

Biz şöyle deriz:

‘El-Muhîtu’l-Burhânî’de şöyle denilmiştir:

(ض) yerine (ظ) okusa, veya aksine olsa (“ظ” yerine “ض” okusa) kıyas namazının bozulmuş olmasıdır. Âlimlerin çoğunun görüşü budur.
Âlimlerimiz, insanların çoğu, husûsan Arab olmayanlar hakkındaki zarûrettten dolayı ‘namazın bozmayacağı’na hükmettiler. Çünki Arab olmayanların çoğu, iki harfin arasını, ayıramazlar; ayırsalar bile, yanlış ayırırlar.

TEKRAR SÖYLEYELİMKİ BU FETVA HANEFİ MEZHEBİNE GÖREDİR DİĞER HAK MEZHEPLERE GÖRE DEĞİŞİK FETVALAR MEVCUTTUR

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

Dünya Allah’a Hizmet Edene Hizmet Eder

Posted by Site - Yönetici Nisan 25, 2015

Dünyâ ve Âhiret

Dünya Allah’a Hizmet Edene Hizmet Eder

Dünyâ ve Âhiret

Dünyâya “dünyâ” adı verildi.
1- Dünyanın âhiretten önce gelmesi, dünyânın alçaklığından dolayıdır…
2-Âhiret’e de, “Âhiret” ismi verildi…
Ahiretin, yaratılışının dünyanın yaratılışından sonra olmasıdır. (Yani ahiretin gerçekleşmesi, insanların dünyada yaşamaları ve kıyametin kopmasından sonra olmasıdır….)

Ahiretin Gizlenmesi

Allâhü Teâlâ hazretleri, âhireti insanların gözlerinin önünde gizledi. Zira eğer âhiret (Cennet, Cehennem) görülselerdi; o zaman insanlar, onu inkâr edemezlerdi. (Onu gözle gördüklerinden dolayı ister istemez herkes iman edecekti… Kimse akıl ve irâdesini kullanamayacaktı…) O takdirde teklifler, mihnetler ve .imtihan kalkardı.

Dünyâ Nedir?

(Halbuki Allâhü Teâlâ hazretleri) yeryüzünde olan şeyleri ibtilâ ve imtihan için ziynet ve süs kıldı.
Dünyanın hakikati seni Rabbinden meşgul eden şeydir….

Dünyânın Hududu

Hakikat ehli buyurdular:
Gökler, yerler ve ikisinin arasında olan her şey, kâinat ve fesat âlemidirler.
Dünyanın hududuna girerler…

Ahiretin Hududu?

Amma;
1- Arş,
2- Kürsî
3- Ve ikisine taalluk eden sâlih ameller,
4- Temiz ruhlar
5- Cennet,
6- Ve cennette olan şeyler ise, ahiretin hududuna (sınırına) girerler…

Dünya Allah’a Hizmet Edene Hizmet Eder

Hadis-i kudsî’de şöyle buyuruldu:
Allâhü Teâlâ hazretleri, dünyayı yarattığında ona şu kavl-i şerifiyle hitabetti:
-“Ey dünya, bana hizmet edene hizmet et! Sana hizmet edeni de yor (kendi hizmetinde çalıştırarak ona yorgunluk ver).”
Bundan dolayı dünya Allah’ın bazı veli kullarına gelir.
Bazı evliyaya da acuze (yaşlı bir kadın) suretinde gelerek evlerini süpürür.
Bazı evliyaya da her gün bir kuru ekmek olarak gelir..
.
Dünya Malına İltifat

Sual: Eğer dersen ki; “Allâhü Teâlâ hazretleri bu dünyayı mü’minler için yarattığı halde; neden ondan zahit olmayı emretti?

Cevâp: Derim ki: “(Düğünlerde damat ve gelinin başına serpilen) şekerler, damadın başına serpildiği halde; damat himmet ve arzusunun büyüklüğünden dolayı o şekerlere iltifat etmez! Eğer damat efendi kendi başında (çocuklar için) serpilen şekerlere iltifat edip toplayacak olursa çok büyük bir ayıp işlemiş olur.

Hadis-i şerifte Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
Firdevs (cennetindeki) ziyafet için nefsinizi aç bırakın!
Zira hakîm (hikmet ve akıl sahibi) bir misafir, yemekten sonra tatlı geleceğini ümit ediyorsa, karnını tıka basa (doyuncaya) kadar yemek yemez.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 7//342 – 343.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: