Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 28 Mar 2015

TEVEKKÜLÜN ASLI

Posted by Site - Yönetici Mart 28, 2015

123 copy

TEVEKKÜLÜN ASLI

Tevekkül kalpte meydana gelen bir haldir. Tevhide ve Yüce Allah’ın lütuf ve ihsanının pek çok olduğuna inanmakla meydana gelir. Tevekkülün Asıl anlamı; kalbin vekile güvenmesi, onu doğru ve güvenilir bilip, onunla rahat bulmasıdır. Tevekkül sahibi, dünya malına gönül bağlamaz, dünya işlerinin bozulmasına üzülmez. Yüce Allah ‘ın rızık göndereceğine güvenir. Bunu şöyle bir örnekle açıklayalım: İftiraya uğrayıp mahkemeye verilen kimse kendine bir avukat tutar. Eğer şu üç şeyde avukata güvenirse kalbi rahat olur.

a) Avukatın iftira ve hileyi iyi tanıması.
b) Doğruya inanması ve bildiğini iyi açıklaması.
c) Avukatın müvekkiline inanıp hakkını almak için candan uğraşması.

Avukatı tutan bu üç şeye inanırsa, vekiline güvendiği için kendi yapacağı hilelerden vazgeçer.
Bunun gibi “Allah bize yetişir. O ne güzel vekildi.” (Ali İmran suresi, ayet :173) ayet -i celilesinin anlamını kavrayan ve dünyadaki bütün varlıkların Yüce Allah’ın olduğuna, bütün işlerin O’nun tarafından yapıldığına, ilim ve gücünde noksanlık bulunmadığına, rahmet ve iyiliğinin sonsuzluğuna inanan kimse, Allah’ın fazlına güvenir, tedbire ve sebeplere başvurmaz.
Rızık takdir edilmiş , ayrılmıştır. Vakti gelince de bana ulaşır. Yüce Allah bana, kendi büyüklük ve merhametine yakışacak işler yapar” der. Bazı kimseler buna inanır ama, içlerinden korku ve ümitsizliği yok edemezler.
Zira insan bazen kesin olarak doğru olduğunu bildiği şeye uyamaz da, yanlış olduğunu bildiği şeyi yapar.

Mesela; tatlı yiyen birisinin önündeki tatlıyı birisi pisliğe benzetse, adam bunun yalan olduğunu bildiği halde bu sözden etkilenip tatlıyı yiyemez. Ve yine birçok kimse ölünün cansız olduğunu, hiçbir harekette bulunamayacağını bildiği halde, onunla yalnız başına bir yerde yatmaya cesaret edemez.
O halde tevekkül sahibinin hem kesin inanca, hem de kalp kuvvetine sahip olması gerekir. Böylece kararsızlık yok olup rahatlama ve güven meydana gelir. Kalpte kararsızlık olup, güven olmadıkça tevekkül sahibi olunamaz.
Zira tevekkül, kalbin her işte Allah’a güvenmesidir.

Hz. İbrahim’in imanı tam ve kesin olduğu halde: “Allahım, ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster.” dedi. Yüce Allah: “İnanmıyor musun?” diye buyurdu. Hz. İbrahim: “İnanıyorum. Fakat kalbimin rahat etmesi için istedim” dedi. Zira başlangıçta kalbin rahatı his ve hayale bağlı olur. Hayal ve his son bulunca kalp de yakıne bağlı olur ve artık açıkça görmeğe ihtiyaç hissetmez.

Kaynak : Kimya-i Saadet – İmam Gazali

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kimya-i Saadet - İmam Gazali, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: