Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 12 Ara 2014

KÜLTÜRÜ YAYMADA GÜCÜN ÖNEMİ

Posted by Site - Yönetici Aralık 12, 2014

20120603_194237 copy.jpge3

KÜLTÜRÜ YAYMADA GÜCÜN ÖNEMİ

Tarih boyunca, ekonomik yönden zayıf olan devletler, milletler, ekonomik yönden kuvvetli olan devletlerin oyuncağı haline gelmiştir. Kuvvetli olanlar, inançlarını, kültürlerini kolay bir şekilde yaymışlardır. Ülkemizdeki “misyonerlik” faaliyetleri de,

Osmanlının ekonomik yönden zayıf olduğu son dönemde başlamıştır. Dış etkenlerden korunmak için güçlü olmak zorundayız. Bunun için de çok çalışmalıyız.
İnsanın yaratılışında vardır: Az çalışıp çok harcamak; hatta çalışmayıp yan gelip yatarak çok harcamak. Bu ise, eşyanın tabiatına aykırı. Çünkü, dünya nizamı çalışma kazanma üzerine kurulmuştur. Bunu tersine çevirmeğe kimsenin gücü yetmez. Denemeye kalkanı, çark ezer geçer.
Hatta çalışıp kazanmak da kafi değil. Kazanılan kadar da harcamak gerekir. Zamanımızda çalışmayana yaşama hakkı tanınmadığı gibi, kazandığından fazla harcayana da yaşama hakkı verilmiyor. Çünkü, fazla harcadığı için zamanla açık büyüyor, hiç çalışmayanın durumuna düşüyor hatta, ondan daha kötü duruma düşüyor. Çalışıp kazananın kölesi haline geliyor.
Devlet olarak, şirketler olarak, aileler olarak günümüzün en büyük sıkıntısı en büyük yanlışlığı bu; kazandığımızdan fazlasını harcamak. Şunu unutmayalım; aile olarak, üç kazanıp beş harcıyorsak aile bütçesinin; çalıştığımız iş yerine üç kazandırıp beşe mal oluyorsak bu müessesenin iflas etmesi kaçınılmazdır.
Devlet olarak da gelirimiz giderimiz dengeli değilse, giderimiz devamlı artıyorsa, eninde sonunda Devletin de iflası kaçınılmazdır. Borçlu aile, borçlu şirket nasıl alacaklının kölesi haline geliyorsa, bu devletin de alacaklı devletlerin kölesi olması kaçınılmazdır. Köle, efendisinin her istediğini yerine getirmek zorundadır. Osmanlı, borçlu olduğu devletlerin her istediğini yerine getirmedi mi?
Bunun için dinimiz insana, bu zelil duruma düşmemesi için çalışmayı, kazanmayı emrediyor. Peygamberimiz, “Hiç ölmeyecek gibi dünya için; yarın ölecek gibi ahıret için çalışın!” buyurdu.
Müslümanın kendine, evlâdına, ailesine lâzım olanları elde etmek ve borçlarını ödemek için çalışması farzdır. Çalışan, dünyada rahat ettiği gibi, bir farzı yerine getirdiği için ahırette de rahat eder. Özürsüz, yani çalışma imkanı olduğu halde çalışmayana ahırette azâb yapılacaktır. Dinimizde borç ödemek farzdır. Ödeyemeden vefât edenin, ödemek niyeti varsa, günâh olmaz. İslamiyet dinin temeli olan beş vakit namazdan sonra çalışmayı emrediyor. Hadîs-i şerîfte, “Beş vakit namazı kıldıktan sonra, çalışıp helâl kazanmak, her Müslümana farzdır” buyuruldu.
Bir Müslüman için en büyük nimet, Resulullah efendimizle beraber olmak onun sohbetinde bulunmaktır. Buna rağmen, Peygamberimiz önce çalışmayı, nafaka teminini teşvik buyurmuştur.
Bir sabah, Peygamber efendimiz, Eshâbı ile konuşurken, bir genç, erkenden dükkânına doğru geçti. Bazıları,”Erkenden dünyalık kazanmaya gideceğine, buraya gelip birkaç şey öğrenseydi iyi olurdu.” dediler. Bunun üzerine Resûlullah efendimiz, “Öyle söylemeyiniz! Eğer kimseye muhtaç olmamak, ana-baba ve çoluk-çocuğunu da muhtaç etmemek için gidiyorsa, her adımı ibâdettir. Eğer, herkese övünmek, keyif sürmek niyetinde ise, şeytanla beraberdir.” buyurdu.
Başka bir zamanda da, “Ticâret yapınız! Rızkın onda dokuzu ticârettedir. Bir Müslüman, helâl kazanıp, kimseye muhtaç olmaz ve komşularına, akrabâsına yardım ederse, Kıyâmet günü, ayın ondördü gibi parlak, nûrlu olacaktır.” buyuruldu.
Borçlu olanın aklı dağınık olur, kendini tam toparlayamaz. Düzgün ibadet yapamaz. Yaptığı ibadetten zevk alamaz.
Lokman Hakîm, oğluna nasîhat verirken, “Çalış, kazan! Çalışmayıp, herkese muhtaç kalanların dîni ve aklı noksan olur, iyilik etmekten mahrûm kalır ve herkesten hakâret görür.” buyurdu.
Hz. Ömer, “Çalışınız, kazanınız, Allahü teâlâ rızkımı çalışmadan gönderir, demeyiniz! Allahü teâlâ, gökten para yağdırmaz.” buyurdu.
İmâm-ı Evzâî hazretleri, İbrâhim Edhem hazretlerini, sırtında bir yığın odun götürürken gördü. “Niçin bu kadar sıkıntı çekiyorsun? Kardeşlerin, seni hiçbir şeye muhtaç bırakmıyor” dedi.
İbrâhim Edhem hazretleri buna şöyle cevap verdi:”Öyle söyleme, hadîs-i şerîfte, “Helâl kazanmak için sıkıntı çekenlere Cennet vâcib olur” buyuruldu.”

İslam büyüklerinin nasihatlarına, yaşayışlarına uyan rahat eder. Bugün çektiğimiz sıkıntıların sebebi bunlara uymamamızdandır. Zararın neresinden dönülürse kârdır!..

Kaynak : Dinler Arası Diyalog Tuzagı – Mehmet Oruç

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Dinler Arası Diyalog Tuzagı, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: