Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 30 Eki 2014

E-471 – Haram Jelatin Nasıl Üretiliyor ?

Posted by Site - Yönetici Ekim 30, 2014

E-471 – Haram Jelatin Nasıl Üretiliyor ?

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Haramlar - Helaller, Tavsiyeler, Türkiye, Video, Yorumlar | Etiketler: , | 2 Comments »

Hacı Bayram Velî Hazretleri Kimdir ?

Posted by Site - Yönetici Ekim 30, 2014

Hacı Bayram Veli Hz. Cami ve Türbesi

Hacı Bayram Velî hazretleri Kimdir ?

Bayrâmiyye Tarikatı; Hacı Bayram Velî hazretleri tarafından XIV. asrın sonları ile XV. asnn başlarında kurulan ehli sünnet ve’l-cemaat’a mensûb bir tarikat.
Adını Hacı Bayram Velî hazretlerinden (833/1429)’den almıştır. Hacı Bayram, 753/1352 yılında Anka-ra Çubuksuyu civarında bugünkü söyleyişiyle Solfasol (Zü’l-Fadl) köyünde doğmuştur. Asıl adı Numan’dır. Şeyhi ile Kurban Bayramı’nda tanıştığı ve çok mütevazi olduğundan Bayram adını almış ve bu adla ün yapmıştır.

Babası, Koyunluca Ahmed adında bir köylüdür, Safıyüddin ve Abdal Murat isminde iki küçük kardeşi vardır. İyi bir eğitim gördü. Melike Hatun’un yaptırdığı Kara Medrese’de müderris oldu. Hacı Bayram, Kayserili Şeyh Hamîdüddin b. Musa (Somuncu Baba)’ya (815/1412) intisâb ederek ondan feyz aldı. Şeyhinin neş’e ve kemâline olan aşkının sonucu hep onunla birlikte oldu, onunla birlikte Şam ve Mekke’ye gitti. Hac görevini yerine getirerek Aksaray’a geri geldiler.

Hacı Bayram şeyhinin irtihâlinden sonra Ankara’ya döndü.
İmam Gazalî hazretlerinin Bağdat Nizamiye Külliyesi’nden ve Molla Câmî’nin vazife yaptığı medreseden ayrıldıkları gibi Hacı Bayram Velî de Kara Medrese müderrisliğinden ayrıldı. Bu sıralar Anadolu halkı üzerinde Muhyiddin İbnü’l-Arabî (k.s.). Celâleddîn-i Rûmî (k.s.) Sadreddin Konevî (r.h.) hazretleri ve şeyhi Hamideddin’in nüfuzları hissediliyordu.

Hacı Bayram’ın tasavvuf terbiyesinin yanına müderrisliği de eklenince, fikirlerini yayması çok kolay oldu. İrtihâlinden sonra da Bayramîlik adıyla ün salan bu tasavvuf ekolü (tarikatı)’nı. yetiştirdiği mürid ve halifeleri devam ettirdiler. Bayramîlik tarikatının bizim tasavvuf tarihimizde büyük bir yeri vardır.
Silsilesi: Bayramîlik, bir koldan Bayezid Bestamî’ye çıkar. Diğeri, bilhassa Halvetîler ve Melâmiler tarafından kabul edilen silsile olup Hasan Basrî’ye uzanır.
Birinci silsile, Ebu’l-Hasan Zarafânî’den Nakşibendiyye silsilesine ulaşır.

Bayramı tarikatının hem Hazret-i Ebû Bekire ve hem de Hazret-i Aliye nisbeti vardır. Sesli zikri Halvetîlikten. sessiz zikri de Nakşîlikten aldığı kabul edilir. Bayramîlik, dünya hayatında kimseye yük olmamayı, alınteriyle kazancı esas alır. Bizzat Hacı Bayram. Ankara’da geçimini ziraatle sağlamıştır. Bayramîlİk’te aynı zamanda, başkasının da geçim zorlukları karşısında yardımına koşmak prensibi vardır. Bu husus ile ilgili olarak Hacı Bayram’ın üç aylarda halktan zekât toplayıp fukarasına dağıttığı bilinmektedir.

Hacı Bayramı Veli Hazretleri, Ak Şemseddin hazretlerinin koluyla yayılmıştır. Ak Şemseddin. Mehmed ve Ahmed Bîcan. gibi büyük zatları yetiştirmiştir. Anadolu’da Islâmî varlığın korunmasında da büyük tesirler icra etmişlerdir.

Hacı Bayram Velî’ nin (k.s) kabri, önemini ve değerini yükselttiği Ankara’da kendi adıyla anılan camiin avlu-sundadır. Bayrâmiyye Tarikatı günümüzde inkıtaa uğramıştır. Mütercim.

Tarikatlar Arasında İhtilâf

Meşhur Şeyh Üftâde (k.s.) hazretleri buyurdular: Bayrâmiyye (tarikatına) mensup olanlar ile Halvetiyye (ta-rikatına mensup olanlar) arasında buğz (ve kin) süre gelmektedir.
Yine onlar (Bayrâmiyye ve Halvetiyye tarikatları) ile Seyyid Buhârî (k.s.) hazretlerine tabi olanlar arasında büyük bir buğz (ve rekabet ) vardır. Halbuki bununla beraber, buğz ve nefret hak ehline asla yakışmaz.
Görmüyor musun, Âdem Aleyhisselâm’ın zamanından Peygamberlerin sonuncusu (olan Efendimiz s.a.v.) hazretlerinin zamanına kadar gelen peygamberlerin hiçbirinin arasında buğzun hiçbir çeşidi görülmedi. Hatta bazı çağlarda üç ve dört peygamber aynı anda bulundukları halde ne peygamberlerin ve ne de onlara tabi olanlardan hiçbirisinin arasında en küçük bir ta’n (yerme, kınama veya önemsememek) asla bulunmadı.

Sa’dî buyurdu:
Benim gönlüm, hep sofuların sevgisiyle doludur.
Benim içimde asla kimseye karşı kin ve düşmanlık yoktur.

İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/612-614.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kim Kimdir ?, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: