Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 17 Eyl 2014

MAHŞER GÜNÜ – HESAP GÜNÜ

Posted by Site - Yönetici Eylül 17, 2014

Mahşer Günü

Mahşer Günü

Sûr’a ikinci üfürülüşte tüm canlılar dirilip kabirlerinden kalkacaklardır.
İnsanlar kabirlerinden kalktıkları zaman çıplak, yalınayak ve sünnetsiz olarak mahşer alanına sevkedileceklerdir. Yeri bembeyaz, hiçbir eğri-büğrülüğü, girintisi-çıkıntısı, insanoğlunun saklanacağı hiçbir perdesi olmayan mahşer alanı dümdüz, bir ova gibidir.
Sonsuz düzlükte bir alan…Tüm sınıf ayrılıklarına rağmen gelmiş -geçmiş tüm insanları bir araya toplayan Hz. Allah’ın noksan sıfatlardan tenzih ederim.
O dehşetli günde,gönüllerin O’ndan korkmaları, gözlerin O’nun önünde korku ile dikilip bir noktaya bakmaları haklarıdır.

Sevgili Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
İnsanlar, kıyamet günü beyazımsı tozdan temizlenmiş kul rengi toprak gibi, kimse
sığınılacak bir yer bulunmayan alanda (mahşerde) haş rolunurlar.”

Mahşer alanını, bugünkü dünya gibi sanmayın.
Benzerlik sadece isimdedir.
Nitekim Kur’an-ı Kerim’de:
O günkü yer, başka yere; göklerde başka göklere değiştirilecektir.
(İbrahim Sûres i, ayet : 48)

İbni Abbas (R.A.) diyor ki:
Yeryüzü değişir, ağaçları, dağları, vadileri ve ovaları yok olur. Ukaz ovası gibi uzayıp gider. O, gümüş gibi parlak, üzerine kan dökülmemiş , günah işlememiş , göklerinin, güneş , ay ve yıldızların gitmiş olduğu bir yerdir.

Ve siz ey aciz insanlar! O günün dehşet ve şiddetini bir tasavvur edin!
Geçmiş ve gelecek tüm yaratıkların bir araya geleceği, yıldızların, ay ve güneşin kararıp yok olacağı, tüm âlemlerin bir olup her yerin kapkaranlık kesileceği, meleklerin bile dikilip kalacağı, Sûr’un çıkaracağı o korkunç sesi, tüm göklerin parçalanacağı o dehşetli günü bir düşünün!
O gün gökler eriyen bakır gibi eriyip akarken, dağlar hallaç elinde atılan pamuk gibi savrulup dağılırken, insanlarda yalınayak, yaya, korku ve dehşet içinde yollara dökülecek. Bölük bölük Mahşer alanına sevkedilecek.

Sevgili Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
İnsanlar, yalınayak, çıplak ve sünnetsiz olarak haşrolunurlar. (Korku ve dehşetten) döktükleri terler, onları kulaklarına kadar gömer.
Hadis -i şerifi rivayet eden Resulullah Efendimizin hanımı Sevde (R.A.):
Ey Allah ‘ın Resulü! O gün, kadın erkek karışık, çıplak olacak. Herkes birbirine bakmaz mı? Bu nasıl olur?” diye sordu.
Sevgili Peygamberimiz:
O gün, senin bildiğin gibi değil… O günün verdiği korku ve dehşetten kimse kimseye bakmaz. Herkesin telaşı kendine yeter.” diye buyurdular.

Sevgili Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
Kıyamet günü insanlar üç sınıf olarak haşrolurlar. Bir kısmı binek üzerinde olduğu halde, bir kısmı yaya olarak, bir kısmı ise sürünerekten giderler.
(Resulullah Efendimiz, kendis ine: “Yüzüstü nasıl gidilir?” diye soranlara şöyle cevap buyurdular.) Ayakları üstünde yürütmeye gücü olan (Hz. Allah), yüzüstü sürünerek de yürütmeye kadirdir.

Ne yazık ki; görmediği, bilmediği, tanışık olmadığı her şeyi inkar etmek, insanoğlunun tabiatındandır. Eğer yılanı yüzüstü sürünerek, şimşek gibi yürür görmese, muhakkak kendi bildiği ayaklarından başkası üzerinde yürümeyi kabul etmezdi. Hatta ayak üzerinde yürümeyi görmeyenlere göre, vücudun iki ayak üzerinde yürümesini bile imkansız görürler.
Dünyadaki şeylerle karıştırma yapıp, kıyametin acaib, şayan-ı hayret durumları inkara kalkışılmamalıdır. Bir an için, kendinizi mahşer yerinde şaşkın, perişan, çırılçıplak olarak bulunduğunuzu ve hakkınızda cennetlik veya cehennemlik olarak hüküm verileceğini beklemekte olduğunuzu düşünün. Bunun ne denli dehşet verici olduğunu hatırlayıp, kendinize gelin.
Sonrada tüm yer ve gök ehlinin mahşer yerindeki bir araya gelişlerini düşünün. Melekler, insanlar, cinler ve şeytanlar, vahşi ve evcil hayvanlar, kuşlar hep bir arada toplanmış ; güneş tüm sıcaklığıyla tepelerine yaklaşmış . Arş ‘ın gölgesinden başka gölge yok. Orada ise ancak Allah’ın yakın kulları gölgelenir. Hiç Arş ‘ın gölgesi altında gölgelenenler ile güneşin hararetli sıcaklığı altında terler dökenler bir olur mu?
Ve sonra, insanların şaşkınlık ve korku içinde birbirlerine girip karışmalarını, gizli işlerinin açığa çıkması ile meydana gelen utanç ve rezilliklerini, Allah-ü Teâlâ’nın huzuruna çıkmaktaki perişanlıklarını düşününüz. Bu sıradaki sıkışık durumlarını, utanç ve korku içindeki gönüllerini saran ateşlerini ve her birinin isyanlarına göre içine gömüldükleri terlerinin mahşer alanına akışlarını, kimisinin dizine, kimisinin göğsüne, kimisinin boğazına, kimisininse ter suları içinde kaybolacak duruma geldiklerini düşünün
.
Sevgili Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
İnsanlar mahşer alanında toplanıp da Allah’ın huzuruna çıkarıldıkları zaman, bazıları kulaklarının yarısına kadar terlere batacaktır.”

Sevgili Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
“Kıyamet günü, insanlar öyle bir terlerki, bu terleri yerin yetmiş kulaç derinliğine indikten sonra yukarı çıkıp insanların kulakları hizasına kadar yükselir.”

Sevgili Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
Öyle bir duruşla ayakta dururlar ki, kırk yıl gözlerini semaya dikerler, dehşetli
sıkıntıdan dolayı terlere gömülürler.

Sevgili Peygamberimiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
Kıyamet günü güneş yere doğru alçalır. Bunun tesiriyle insanlar terlerler.
Öyle ki, bu terleri kimisinin topuklarına, kimisinin dizlerinin yarısına, kimisinin koltuklarına, kimisinin ise ağzına kadar yükselir. Bazılarını ise terleri tamamen kaplar.
Mahşer alanında bitmek tükenmek bilmeyen o dehşetli sıkıntıdan dolayı öylesine bir can bıkkınlığı gelecek ki, sırf bu uzun bekleyişten, sıkıntıdan kurtulmak için, “Ya Rabbi! Cehenneme göndermekle de olsa, beni bu sıkıntıdan kurtar.” diyecek hale gelirler. Bütün bunlar, henüz hesap – defter işlerine başlamadan önceki durumlardır.

Allah rızası için yapılan hac, cihad, oruç, namaz ve halkın hizmetinde bulunmak, Allah’ın emirlerini yerine getirmek, yasaklarından kaçınmak gibi işlerin ağırlığına kat lanarak dökülmeyen ve bedenden çıkarılmayan terlerde , kıyamet günü mahşer yerinin rüsvaylık ve korkusundan dökülecektir.
Sıkıntıları orada artacaktır.

Eğer insanoğlu, cehalet ve aldanma hastalığından kurtulsaydı, dünyada taat ve ibadet uğrunda dökülen terlerin, o günün terlerinden çok daha kolay olduğunu bilirdi. O gün, çok uzun ve azabı çok şiddetli olan bir gündür.
Mahşer halkı o gün, gözleri göklere çevrilmiş , kalpleri parçalanmış halde, kimse ile konuşmadan ve kimsenin işine bakılmadan, yemeden içmede ve soluk bile almadan tam üçyüz yıl korku ve dehşet içinde bekleşeceklerdir.

Kaynak : Kimya-i Saadet – İmam-ı Gazali

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kimya-i Saadet - İmam Gazali, Kıyamet, Mahşer, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: