Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 20 Ağu 2014

Kuşluk (Duha) namazı

Posted by Site - Yönetici Ağustos 20, 2014

Kuşluk (Duha) namazı

Kuşluk (Duha) namazı

Kuşluk vaktinde en az iki rekat namaz kılmak çok sevaptır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Günde iki rekat kuşluk namazı kılanın günahları denizlerin köpüğü kadar olsa, affedilir.) [İbni Mace, Tirmizi, Ebu Davud]

(Herkesin eklem yeri kadar sadaka vermesi gerekir. Sübhanallah, Elhamdülillah, La ilahe illallah veya Allahü ekber demek birer sadakadır. İyiliği tavsiye etmek, kötülüğe mani olmaya çalışmak birer sadakadır. İki rekat kuşluk namazı kılmak ise bütün bunları karşılar.) [Müslim]

(Günde 2 rekat kuşluk namazı kılan, doğduğu günkü gibi günahsız olur.) [Ebu Ya’la]

(İki rekat kuşluk namazı kılan gafillerden olmaz. Dört rekat kılan, abidlerden olur. Altı rekat kılarsa, bu namaz o gün ona kâfi gelir. Sekiz rekat kılan, masivayı terk edip itaat eden kullardan yazılır. On iki rekat kılan da Cennette özel bir köşke kavuşur.) [Taberani]

(Cennetin bir Duha kapısı vardır. Bu kapıdan ancak kuşluk namazı kılanlar girer.) [Taberani]

(İki rekat kuşluk namazı, kabul olunmuş bir hac ve umreye bedeldir.) [Ebuşşeyh]

Peygamber efendimizin, düşman üstüne gönderdiği askerler, kısa zamanda zafer kazanıp bol ganimet ile evlerine döndüler. Bu askerlere gıpta edenleri görünce buyurdu ki:
(Size bunlardan daha kısa süren, daha çok ganimet getiren ve daha tez eve döndüren cihad yolunu göstereyim. Kuşluk namazı için camiye giden, daha az savaşmış, daha çok ganimet almış ve daha tez evine dönmüş olur.) [İ. Ahmed]

(İki rekat kuşluk namazı kılmak bana farzdır.) [İ. Ahmed]

(İki rekat kuşluk namazı kılan vücudunun zekatını ödemiş olur.) [İ. Asâkir]

Redd-ül-muhtar’da, (Kuşluk namazına devam eden şehid olarak ölür) buyuruluyor.

İmam-ı Şarani hazretleri, (Kuşluk namazına devam edenlere cin musallat olamaz) buyurdu.

Kuşluk namazı nafile namazdır. Kazası olan, kazasını ödemedikçe nafile namaz kılarsa kabul olmaz. Önce kazasını ödemelidir. Kaza namazı borcu olan, kuşluk vakti kuşluk namazı kılmak isterse, (İlk kazaya kalmış sabah [veya öğle, ikindi, akşam, yatsı] namazının farzını ve kuşluk namazı kılmaya) diye niyet ederse, hem kazası ödenmiş, hem de kuşluk namazı kılmış olur.) [Redd-ül-muhtar]

Duha, kuşluk demektir. Âlimlerin çoğu işrak namazının da kuşluk namazı olduğunu bildirmektedir. Tam İlmihal’de diyor ki:
Duha vakti olunca, iki rekat (İşrak namazı) kılmak sünnettir. Bu namaza (Kuşluk namazı) da denir.

İşrak vakti, bayram namazı kılınan vakitte başlar. Öğleye 20 dakika kalıncaya kadar kılınır. Kaza namazı kılan kuşluğa da niyet ederek kılar. Böylece hem kaza namazı ödenmiş olur, hem de kuşluk namazı kılınmış olur.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Teheccüd namazı – Gece Namazı Faziletleri.

Posted by Site - Yönetici Ağustos 20, 2014

Teheccüd namazı - Gece Namazı Faziletleri.

Teheccüd namazı – Gece Namazı Faziletleri.

Teheccüd namazı, gündüz kılınan bin rekâttan daha faziletlidir. Bir saat ilim öğrenmek, [mesela ilmihal okumak] geceyi ibadetle geçirmekten daha çok sevabdır. (Dürr-ül-muhtar)

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Gece seherde kılınan iki rekât namaz, dünyadan ve içindekilerden daha kıymetlidir. Eğer zor gelmeyeceğini bilseydim, gece namazını ümmetime farz kılardım.) [Müslim]

(Farzlardan sonra en faziletli namaz, gece namazıdır.) [Müslim]

(Gündüz kaylule yaparak teheccüde, sahura kalkarak da oruca yardım edin!) [İbni Mace]

(Cennette öyle muazzam köşkler vardır ki, bunlar, tatlı dilli olan, selamı yayan, yemek yediren, çok oruç tutan ve gece namazı kılanlara verilir.) [İbni Nasr]

(Gecenin sonunda kılınan iki rekât namaz, dünyadan ve dünyadakilerden hayırlıdır. Ümmetime zor gelmeyeceğini bilseydim, onlara teheccüdü mecburi kılardım.) [Müslim]

(Cemaatle namazlarını kılan kimse, gece namazına kalkmış gibi sevab alır.) [Tirmizî]

(Yatsı veya sabah namazını cemaatle kılan gece namazı kılmış gibi sevaba kavuşur.) [Hatîb]

(Gece namazına devam edin! Bu, sizden önceki salihlerin âdetidir. Gece namazı, Allah’a yakınlaştırıcı, günahlardan uzaklaştırıcı ve onlara kefarettir. Bedene de sağlıktır.) [Hâkim]

(Cebrail aleyhisselam gece namazını o kadar çok tavsiye etti ki, pek az uyuyanların ümmetimin hayırlıları olduğunu anladım.) [Deylemî]

(Ramazanda inanarak ve sevabını umarak gece namazı kılanın günahları affolur.) [Buhârî] (Teravih kılan da gece namazı kılmış olur.)

(Deve veya koyun sağımı kadar da olsa, gece namazı kılmalı. Yatsıdan sonra yatmadan önce kılınan namaz gece namazı sayılır.) [Ebu Nuaym]

(Teheccüd kılma âdeti olup da, uyuya kalana, Allahü teâlâ kılmış gibi sevab verir; uykusu da, kendisi için bir sadaka olur.) [Nesai]

(Selamı yayar, açları doyurur, sıla-i rahimde bulunur, geceleri herkes uyurken namaz kılarsanız, selametle Cennete girersiniz.) [Tirmizi]

(Müminin şerefi gece namazı kılmasındadır.) [Hatîb]

(Teheccüd, günahları affettirir ve hastalıklara şifa verir.) [Tirmizî]

(Gece namaz kılanların yüzü güzel olur.) [Rıyad-un Nasıhîn]

(Kış, müminin baharıdır. Gündüzleri kısadır, oruç tutar; geceleri uzundur, ibadet eder.) [Beyheki]

(Gecenin sonunda uyanamayacağından korkan, gecenin evvelinde vitri eda etsin! Sonra yatsın! Gece sonunda uyanacağını ümit eden, vitri o zaman kılsın! Çünkü gecenin sonundaki kalkmakta rahmet melekleri hazır olur.) [Müslim]

(Gece seher vaktinde ve namazlardan sonra yapılan dua kabul olur.) [Tirmizi]

(Seher vakti Allahü teâlâ buyurur ki: İstiğfar eden yok mu, onu mağfiret edeyim! İsteyen yok mu, istediğini vereyim, duasını kabul edeyim!) [Müslim]

Allahü teâlâ iyileri överken, (Onlar seher vaktinde istiğfar eder) buyuruyor. (Zariyat 18)

Hazreti Yakub oğullarına, (Sizin için seher vakti Rabbime istiğfar edeceğim) dedi. (Yusuf 98)

Âl-i İmran suresinin 17. âyetinde, sabredenler, sadıklar [söz, iş ve niyetlerinde doğru olanlar], namaz kılanlar, zekât verenler ve seherde istiğfar edenler övülmektedir. Beş vakit namazı, tadil-i erkan ile ve cemaat ile eda etmeli! Teheccüd namazı kılmalı, seher vakitlerini istiğfarsız geçirmemeli, gaflete dalmamalı, ölümü ve âhireti düşünmeli, haramları bırakıp, âhirete yönelmeli. (Mek. Masumiyye)

Allahü teâlâ, Musa aleyhisselama, (Benim için ibadet et!) buyurunca, Hazret-i Musa, (Yâ Rabbî, sana ne zaman ibadet edeyim ki makbul olsun?) diye sordu. Cenab-ı Hak (Gece namaz kıl!) buyurdu. (Ey Oğul İlmihali)

Teheccüd namazı çok faziletli olmasına rağmen nafile bir namazdır. Ömründe hiç Teheccüd kılmayana, âhirette hiçbir ceza verilmez, çünkü nafiledir, ama farzın kazasını kılmayan büyük cezalara maruz kalır. İmam-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki: Farzın yanında nâfilenin ve sünnetin hiç kıymeti yoktur. Deniz yanında, damla bile değildir. (1/29)

Hanefi âlimlerinden Abdülhak-ı Dehlevi hazretleri buyurdu ki:
Fütuh-ul-gayb kitabındaki (Farz namaz borcu olanın nafile namazlarını, Allahü teâlâ kabul etmez) hadis-i şerifi gösteriyor ki, farz borcu olanın, sünnetleri de kabul olmaz. Çünkü sünnetler de nafiledir.

Gece kaza kılan hem kazasını öder, hem de teheccüd sevabına kavuşur. (Nevadir-i Fıkhıyye)

Kazası olan, gece kaza kılarsa, Teheccüd de kılmış olur. Eğer Teheccüde de niyet ederse, niyet sevabı da alır. Kazası olmayanın da, kaza namazı kılmasının hiç mahzuru olmaz.

Teheccüd namazı diğer nafilelerden daha üstündür. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Farzlardan sonra en faziletli namaz, gece kılınan teheccüd namazıdır.) [Müslim]

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

NASIL BİR GENÇLİK?

Posted by Site - Yönetici Ağustos 20, 2014

namaz

NASIL BİR GENÇLİK?

Bizim davamız çok büyük. Biz dünyayı değiştirip geliştirmeye talibiz.
Bu fani âleme yemeye içmeye gelmedik. Hele hele gününü gün etmeye hiç gelmedik. Biz, insanlığın kurtuluşu için, gece gündüz var gücümüzle çalışmak ve hz.Allah’a iyi bir “kul” olmak için geldik.
Rabbimiz Araf suresi 105. ayeti celilesinde “gafillerden olma”buyuruyor.
Hareketli, çalışkan olmamızı gafletten uzak bir hayat ve O’nu çokça zikretmemizi emrediyor. O halde bizler var gücümüzle din için, mukaddesat için ve insanlığın kurtuluşu için çalışmalıyız. İnsanlığın hidayete ermesi için çaba sarf ederken hiçbir ayrım gözetmeden; gerek Mü’min olsun ve gerekse olmasın sadece olsun ve gerekse olmasın sadece “Yaratandan ötürü yaratılmışı sevmeliyiz” ve onları İslam’ın müşfik kanatları altına almak için gayret etmeliyiz.
Bu çalışmalar, Türkiye de olur, Almanya da olur ya da dünyanın öteki ucunda olur hiç fark etmez. Yeter ki içimizdeki İslam’a hizmet aşkı samimi ve inandırıcı olsun. Asrısaadeti anlatmaya gerek yok sanırım, çünkü hepinizin malumu. Seksen küsur yaşındaki Eyyüb el- Ensari hazretleri hiç bir zaman kendilerini yaşlı hissetmemişler ve İstanbul surlarına kadar gelip ruhlarını Allah yolunda orada teslim etmişlerdir. Bu misallerden sadece biri, buna benzer İslam adına, hz.Allah davasının bir adım ileriye götürülümesi adına daha nice destanlar yazılmıştır. Bu örnek insanlardan çok çok ders alıp bizler ne yapabiliriz düşünmeliyiz.

Yeryüzünde İslam’a hizmetkârlık yapmak, yapılacak işlerin en değerlisi ve en üstünü olduğuna candan inanıyorum. Bu fedakârlıkların karşılığını hiçbir gölgenin bulunmayacağı ve herkesin nefsi derdine düşeceği günde Rabbimin karşılıksız bırakmayacağına inanıyorum. Canla başla çalıştığımız ve bu yolda ömrümüzü eskittiğimiz zaman kazanan biz olacağız inşallah. Hem bu dünyada, hem de ukbada…

Efendimiz –aleyhisselatü vesselam- bir hadislerinde Hz. Ali (r.a)’ye “bir insanın kurtuluşuna vesile olman, senin dünyada yaptığın ve yapacağın tüm amellerinden daha hayırlıdır” buyurmaktadır.
Her şeyden önce insan bu fani âleme kul olarak gelmiştir. Öyleyse kulluğunun gereğini yerine getirmelidir. Kısa bir yolculuktan sonra asıl ve kalıcı menzile varacağını unutmamalı, yaşantısını, dünyadaki kısa yolculuğunu iyi değerlendirmelidir. Mahkeme-i Kübra’da Rabbiyle baş başa kaldığında, insanlığından pişman olup başını öne eğmemelidir. “Başıboş bırakılmadığını” şerefli insan olarak gayesinin Rabbine kul olarak yaşayıp, “ölüm gelinceye kadar” O’na ibadet ve itaatten uzak duramayacağı ve bu minval üzere devam edeceği idraki içinde olmalıdır. Sayılı nefesin hesabını bir bir vereceğini aklından hiçbir zaman çıkartmamalıdır.

Hz.Allah yeryüzünde kendi kanunlarının tatbik edilmesi için ona halifelik görevini yüklemiştir. Dünya üzerinde, insanın, hz.Allah’ın istediği güzel ahlakı yaşamasına engel olabilecek hiçbir haklı gerekçesi olamaz. Eğer insan böyle bir gerekçe ortaya sürebiliyorsa, bu, tamamen kendi samimiyetsizliği veya iradesizliğinin göstergesidir. Kendi yaptığı kötülükleri haklı çıkarabilme gayretinden başka bir şey değildir.
Hz. Mus’ab şehit olarak yerde yatarken, günün sonlarına doğru, Hz. Peygamber (s.a.s) hz.Mus’ab’ı elinde sancakla gördü ve “ileriye git ey Mus’ab!“ diye emretti. Fakat o kişi geri dönerek “Ben Mus’ab değilim“deyince Hz. Peygamber onun hz.Mus’ab kılığında savaşan hz.Allah’ın meleklerinden biri olduğunu anladı (Ibn Sa’d, II, 121).
Uhud savaşında Ashabı kiramın ileri gelenlerinden birçok kimse şehit oldu. Hz. Mus’ab b. Umeyr de şehitler arasındaydı. Hz. Peygamber (s.a.s)’in ne kadar üzüntülü oldugu yüzünden okunuyordu. hz.Mus’ab’ın mübarek naşının başucunda oturarak, Uhud şehitleri hakkında nazil olduğu bildirilen su ayeti kerimeyi okudu:“Müminlerden öyle er kişiler vardır ki, Allah’a verdikleri sözde sadakat ettiler. Kimi adağını ödedi şehit oldu. Kimi de (şehit olmayı) bekliyor. Onlar verdikleri sözü asla değiştirmediler“ (el-Ahzab 33/23). Sonra Hz. Peygamber diğer sahabelere, şehitlere yaklaşıp selam vermelerini söyledi ve verilen selamların şehitler tarafından alınacağını ifade etti (Ibn Sa’d, III, 121).
Hz. Mus’ab şehit edildiğinde kırk yaşlarında idi. Bir zamanlar zenginlik ve refah içinde yasayan bu değerli insani kefenleyecek bir örtü dahi bulunamamıştı. Hz. Peygamber, yanına geldiğinde hz.Mus’ab b. Umeyr eski bir hırkanın içinde saçları dağılmış, vücudu ise kılıç ve mızrak darbeleriyle parçalanmış bir durumda yatıyordu. Hz. Peygamber üzüntülü bir halde şunları söyledi: “Seni Mekke’de gördüğümde, senden daha güzel giyinen, senden daha yakışıklı kimse yoktu. Şimdi ise, kefen olarak sarılmış hırkadan başın dışarıda kalıyor.” Sonra onun için de bir kabir açtılar ve o mübarek sahabeyi de Uhud şehitleri arasına defnettiler. Mus’ab (ra) gibi dâva sahibi olup, ölünceye kadar dâvaya olan bağlılığını sürdürenler, ölseler de hadîsi şerifin ifadesiyle, geride bıraktıklarının mücahedelerinden hissedâr olacaklardır. Birbirimizi Allah rızası için sevelim ve gelin hepimiz, gencimiz orta yaşlımız ve ihtiyarımız şu kutlu yolun delisi olalım. Devamlı istikamette olmamız için de birbirimize çok çok dua edelim değerli kardeşlerim. Zaman bir ve beraber olma zamanı. Gönlümüzü, yüreğimizi samimi bir şekilde açarsak, gençlerimize iyi örnek olur onlara gayret kuşağını kuşatırsak inanın bu samimiyetimizden, bu beraberliklerimizden ebedi dostluklar oluşur biiznilillah. Gençlerimizin samimi çabalarını yürekten desteklememiz lazım diye düşünüyorum. Bu hususta üzerimize düşen her türlü desteği vermek zorundayız.

Gençler sizin için bakın şair şöyle diyor:
İslam davasını şiar edinen,
Bir adım ileri candan didinen,
Onca güzelliği Allah adıynan,
Örünce sevindim can-gönülden.

Davaya canların can katışını,
Küfrün gemisinin ters batışını,
Din için gençlerin kalp atışını
Duyunca sevindim can-ı gönülden…

Şu fani âlemde yaşayan tüm Müslümanların olduğu gibi siz genç kardeşlerimizin de üzerinde çok ağır yükler vardır. Bulunduğunuz yerleri birer gülistana çevirmek zorundasınız. Eğer bundan kaçarsanız, inanın hepiniz vebaldesiniz. Tüm Peygamberler, onların yolunu takip eden salihler ve ulema ömürlerinin sonuna kadar bu mücadelenin yılmaz savunucuları olmuşlardır. Bizlerde devamlı hz.Allah’a giden yolda çaba ve gayret sarf etmek zorundayız. Çünkü bundan başka yol yok kardeşler.

Bitirirken Toplumda önemli bir yeri olan ve Peygamber lisanı ile övülen gençlerimizin maddi ve manevi yönlerini ihmal etmeden eğitelim, onların iyi bir insan ve iyi bir Müslüman olmalarına çalışalım. Onların dinine ve mukaddesatına bağlı, vatanını ve milletini seven ve bu uğurda fedakârlıktan kaçınmayan, sağlam inançlı, temiz karakterli olarak yetişmelerine dikkat edelim..

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: