Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Guslün Hikmeti

Posted by Site - Yönetici Ağustos 2, 2014

Guslün Hikmeti,gusul abdesti,abdest,taharet

Guslün Hikmeti

Sa’lebî (r.h.) [1] hazretlerinden rivayetle:
Hazret-i Ali (r.a. )  buyurdular:
Yahudilerden on ahbâr (din âlimi) Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine gelip sordular:
-“Ya Muhammedi Allâhü Teâlâ hazretleri, cenabetten dolayı neden gusletmeyi emretti? Bevil ve dışkı (büyük abdestten) dolayi emretmedi? Halbuki bevil ve dışkı nutfe (meniden) daha pis (ve necistirler)?”
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdu:
-“Muhakkak ki Adem Aleyhisselâm, o (yasak) ağaçtan yiyince, o yediği (gıdaya) dönüştü. Damarlarında ve tüylerine kadar işledi. (Bütün insanların yediği gıdalar da böyledir…) insan cima edince, o yediği şey her tüyün dibinden nüzul edip iner. Bundan dolayı Allâhü Teâlâ hazretleri benim üzerime ve ümmetimin üze¬rine gusletmeyi farz kıldı. Bu,
1- Bir temizlik,
2- Bir kefaret,
3- Ve Allâhü Teâlâ hazretlerinin verdiği nimetlere şükür,
4- Cimada kendisine gelen lezzete şükürdür…”

“Bedâyiu’s-Sanâî fi Ahkâmı”ş-Şerâî” isimli meşhur fıkıh kitabında buyuruldu:
Menî’nin çıkmasıyla bütün bedeni yıkamak farz kılındı; bevl ve gâit (dışkının) çıkmasıyla bütün bedeni yıkamak farz kılınmadı. Bu ikisinden dolayı sadece onlara mahsus olan uzuvların yıkanması farz kılındı; diğer yerlerin yıkanması emredilmedi. Menîde ise bedenin hepsinin yıkanmasının emredilmesinde birkaç vecih vardır:

Birincisi: Menînin inzali ile şehvetleri teskin etmek; eseri bütün bedende zahir olan bir nimetten lezzetlenmekle olur. O da lezzettir. Bu (cima) lezzetine şükür olması için Allâhü Teâlâ hazretleri bütün bedeni yıkamayı emretti. Bu lezzet, bevl ve gâıt’te takdir olunmaz.

İkincisi: Cenabet, bedenin zahirî ve Bâtınî (içi ve dışı) her tarafını kaplar. Çünkü (menînin inzali ve yıkanmanın) sebebi olan vatiy (cinsel ilişki), bedende bulunan bütün kuvvetin kullanılmasıyla meydana gelmektedir. Hatta çok vatıy yapmakla insan zayıflar ve vatı’den kaçınmakla kişi kuvvet bulur.
Hades (abdest bozmak) böyle değildir. O ancak bedenin bazı taraflarının zahiriyle meydana gelmektedir. Çünkü onun sebebi, yenilen ve içilen şeylerin bazı taraflarının sebebiyle meydana gelmektedir. Onların dışarıya çıkarılması için bütün bedeni kullanmak gerekmez. Onun için hadeste ilgili bedeni yıkamak vacib oldu; bütün bedeni yıkamak lazım değildir….

Üçüncüsü: Bedenin hepsini yıkamak ve bazısını yıkamak; Allah sübhânellahû ve Teâlâ hazretlerine hizmet olan namaza vesiledir. AHâhü Teâlâ hazretlerinin Önünde kıyam ve ona tazîmin yoludur. Hizmette en mükemmel ve tazimde kemâl derecesi ancak bütün bedeni yıkamak ve tam bir temizlikle’ hâsıl olmaktadır. Bu (durum) ise hadeste azîmettir.
Ve ancak şu kadar var ki, hades (tuvalete çıkma işi), çok meydana gelen bir ihtiyaçtır. Onun için sadece kirlenen yerin temizlenmesiyle iktifa olundu. O da o işin meydana geldiği yerin ve kirlenen çevrenin yıkanmasıdır. 0 da açılandır. Ebedî olarak gözlerin üzerinde vaki olduğudur. O yerin yıkanması bütün bedenin yıkanması yerine geçti. Müslümanlardan zorluğu defetmek ve onlara kolaylık olsun diye Allahü Teâlâ hazretlerinin bir fazl-u keremi ve rahmeti olarak; hadeste sadece kirlenen yerlerin yıkanması emredildi.
Cenabette ise zorluk yoktur. Çünkü bu (cima, hades gibi) çok meydana gelmez. Emir onunla birlikte azîmet olarak kaldı.

İşte bu tür yıkanma diri (canlı) insanların yıkanmasıdır.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/290-292.

[1] Sa’lebî (r.h.) hazretleri: Ahmed bin Muhammed bin İsmail es-Sa’lebî’dir.
Künyesi Ebû Ishâktır.
Sa’lebî lakabıyla meşhur oldu.
Nişâbûr’da doğdu.
Doğum tarihi kesin olarak bilinmiyor.
Tefsir, kıraat, hadis, tarih, sarf, nahiv, lügat, belagat ilimlerinde büyük bir âlim ve konuşmaları tesirli bir vaiz idi.
Kitabü’l-Arais isimli tarih kitabı çok meşhurdur.
Sa’lebî (r.h.) Şafiî mezhebindeydi.
Sa’lebî tilkici demektir, imam Sa’lebî gençliğinde tilki avı ile uğraştığı ve ilerlemiş yaşında tevbe edip kendisini ilme verdiği ve ilim tahsil ettiği rivayet edilir.
Sa’lebî hazretleri, 1035 (m. 427) tarihinde Nişâbûr’da vefat etti.
.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: