Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 14 Haz 2014

Çocuklarımıza Kuran-ı kerim eğitimi ve yaz Kuran Kursları

Posted by Site - Yönetici Haziran 14, 2014

mminlervehususiyyetleri

Çocuklarımıza Kuran-ı kerim eğitimi ve yaz Kuran Kursları

Kur’an’ın önsözü durumundaki Fâtiha’işerifeden sonra, Kitab’ı ilk açan okuyucu için;

ذَلِكَ الْكِتَابُ لاَ رَيْبَ فِيهِ هُدًى لِلْمُتَّقِينَ

“Bu Kitap kendisinde şek ve şüphe bulunmayan bir Kitaptır. Muttakiler için rehber-kılavuz (huden)dur.” (2/Bakara, 2) açıklaması yapılarak okuyucunun Kitap hakkında endişe etmemesi gerektiği âdeta teyid edilmiştir. Lâ raybe fih denilerek Kitabın varlığı; Huden denilerek de kitabın ne amaçla gönderildiği anlatılmaktadır. Böylece Kitabı eline alan mü’min,haz. Allah’tan olduğu kesin olan Bu Kitab’ı rehber-kılavuz edinerek yolunu bulabilecektir.

O, hak ile batılı ayırt eden bir söz, haz.Allah’ın sımsıkı sarınılması lazım gelen sağlam ipidir. Allah Teâlâ, onu dertler için deva, kalplerin pasını silmek için cila, ders almak isteyenler için öğüt, hak dava için hidayet rehberi, abidler için feyz kaynağı kılmıştır. Kalplerin hayırlısı, onu hıfzeden dillerin hayırlısı onu okuyan evlerin hayırlısı ona mekan olandır. O, haz.Allah’ın inzal buyurduğu kitapların en büyüğü, benzeri bulunmayan bir nur, nefslerin şifa, kalblerin inşirak buyurduğu açık bir bürhandır.

Müslüman Kur’an’ı kerime bağlı olarak yaşar. Gönlü, kişiliği onun ikliminden neşvü nemâ bulur. Kur’anı kerim bizlere Rabbimizden uzanan bir iptir. O’na sarılan kurtuluşu bulur. Kur’anı kerim sırat-ı müstakimin işaret çizgilerini belirler.

Kur’anı kerim gönül evimizin ışığıdır. Kalbimizin mimarıdır. Kalb onunla imar olur. Zira Resulullah . إنَّ الَّذِى لَيْسَ في جَوْفِهِ شَىْءٌ مِنْ القُرآنِ كَالْبَيْتَ الخَرِبِ

“Hâfızasında Kur’ân’ı kerimden hiçbir ezber bulunmayan kişi harab olmuş bir ev gibidir”

Mü’minlerin yuvası, onunla nurlanmıştır. Evlerimizin kandilidir, ruhudur, direğidir. Kur’anı kerim bizlerin vazgeçilmez hayat iksiridir.

Kur’an’ı kerimle tanışan gönüller huzur bulur. Kur’an’ı kerimin Kılavuzluğuna mahkûm olanlar yollarını hiçbir zaman şaşırmazlar.

Bir mü’minin Kur’an’ı kerimden ayrı düşünülmesi imkânsızdır. Bir mü’minin Kur’an’ı kerimden ayrı kalması Rabbi ile olan iletişimini kaybetmesi anlamına gelir. Kur’an-ı Kerim’in devre dışı bırakılması demek; insanın kendi var oluş sebebini iptal etmek anlamına gelir ki, bu insan için muhaldir. İnsanın Rabbi ile olan hukukunu bitirmeye kalkışması akıl alır bir davranış değildir.

Eğer insan var olacaksa Rabbi ile, yani O’nun gönderdiği mesaj ile -Kur’anı kerim ile- Onun insanın önüne koyduğu önder, Hz. Muhammed (s.a.v.) ile var olacaktır.

İlk Müslümanlar Mekke günlerinde gönüllerini Kur’anı kerim suyuyla yıkadılar. Evlerini Kur’an’ı kerimle dirilttiler. Mekke’nin o zulmet kokan karanlığını Kur’an’ı kerimin nuruyla aştılar. haz.Ömer b. Hattab Allah Resûlünü öldürmeye giderken Kur’anı kerimle dirildi, eniştesinin evinde.

Mekke’nin puta tapıcıları “Onu dinlemeyin” derlerdi yandaşlarına ve kalplerine ama kendilerini Kur’anı kerim dinlemekten alıkoyamazlardı. Çünkü Kur’an’ı kerime direnmek zordu. Mekke’nin mazlum evlerinde okunan Kur’anı kerim daha sonra bütün çağların diline ulaştı. Çağları ve kavimleri kendi ölçüleriyle eğitti.

Afrika’nın ekmek bulamayan, çarık bulamayan çocukları Kur’an-ı Kerim’le buluştular. Azerbaycan’da, Kırım’da, Bulgaristan’da, Arnavutluk’ta, Kazakistan’da, Dağıstan’da, Sovyet hakimiyeti altındaki tüm kurslarda çocuklar Kur’anı kerim açlığı ile sarıldılar haz.Allah’ın kitabına. Şu an çok geniş bir coğrafyada yeniden Kur’anı kerim insan buluşması yaşanıyor.

ÜSTAZIM SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN HAZRETLERİ zor zamanlarda dahi çocukları Kur’an’ı kerimsiz bırakmamak için her türlü zorluğa katlandılar. Samanlıklarda dağlarda çifliklerde tren vagonlarında Kur’anı kerim öğrettilerinsanlığa. Dayağı, hapsi göze alarak. Çocuklarımız Kur’an’ı kerrimsiz büyümesin diye çırpındılar. Kimde Kur’an’ı kerimden bir ışık parçası gördülerse onun dizinin dibine oturtup ona Kur’anı kerimi yudumlatmaya başladılar. Allah Rasulü buyurmuyor muydu:?

خَيْرُكُمْ مَنْ تَعَلّمَ الْقُرآنَ وَعَلَّمَهُ

“Sizin en hayırlınız Kur’an-ı öğrenen ve öğreteninizdir.”

Onlar “En hayırlılar” olmak için her türlü fedakarlığı göze aldılar. Bin bir güçlükle hazırlayabildikleri Kur’anı kereim öğrenme ortamını zaman zaman yapılan baskınlarla, hocalarının gözlerinin önünden alınıp götürülmesiyle kaybetseler dahi. Kur’anı kerimi öğrenme sevdası onlarda hiçbir zaman azalmadı. Unuttular Elif-Ba’yı sonra yine başladılar okumaya.

Hem kendi kişiliğimiz hem de eğitimden sorumlu olduğumuz şahısların kişiliği açısından Kur’an’ı kerimle bağlantıyı diri tutmak her birimizin en temel hassasiyet konumuz olmalıdır.

Onun için Kur’an’ı kerimi gör, onunla ilişkini diri tut, ona sahip ol, onu çocuklarında geleceğe taşı, yaşat, çoğalt, hem kendi hayatını, hem aileni Kur’an’ı kerimle buluştur…

İşte bunun için yaz tatilleri çocuklarımız için büyük bir fırsattır. Kısaca “Yaz Eğitimi” diye isimlendirebileceğimiz bu çalışmalarla yavrularımıza sadece Kur’anı kerim eğitimini değil, bunun yanında temel İslamî bilgileri, İslam tarihini, ahlak, siyer, tefsir, hadis v.b. konularda da pek çok bilgiyi çocuklarımıza kazandırabiliriz.

Kurslarımızda yaz aylarında başlatılan Kur’an-ı Kerim okuma seferberli bu açıdan çok önemlidir. Çocuğunun İslamî bir kimlikle yetişmesini arzu eden her veli, bu konuda en yakın kuran kursu hocalarıyla ile diyaloga geçmeli ve kurslarımızı çocuklarımızın coşkusuyla koştukları bir eğitim yuvası haline getirilmesi için gerekli yardımları ve çalışmalarıyla hocalarımıza yardımcı olmalıdır.

İnsanlar için Kur’anı kerim eğitimi, ne zamana kadardır?

Bizce bu eğitim, ölünceye kadar olmalıdır. Kur’anı kerim eğitimi sadece okul tatilinde bir kaç çocuğun kurslara giderek, eğitim yapmaları iyi olmakla beraber yeterli değildir.

Tüm bunlardan dolayıdır ki bir insanın müslümanım dedikten sonra müslümanca düşünüp, yaşayabilmesi için haz.Allah’ın emir ve nehiylerini, O’nun Kitabı Kur’an’ı kerimden öğrenmesi gerekmektedir. Kur’ anı kerim öğrenilmeli ve bu öğrenim kısa zamanda da yaşantıya geçirilmelidir. Öğrenmek ve yaşamak bir düzendir ve bir eğitim metodudur.
Özellikle Kur’anı kerim eğitimi; çocuklarda, çocukların yaş dönemleri dikkate alınarak ve sevdirilerek başlatılmalıdır. Zihinlerinin dünyevi mantıklarla kirletilerek haz.Allah’a kul olmanın önüne geçmesi engellenmeye çalışılmalıdır. Bu çalışmaya, istisnasız her Müslüman anne ve babanın zaman geçirmeden, geç kaldık diye düşünmeden, doğru ve anlaşılabilir bir yöntemle çocuklarına Kur’an’ı kerimi anlatmaya, öğretmeye, sevdirmeye başlaması gerekmektedir.
Neslimizi, Kur’an’ı kerimle tanıştırmak, konuşturmak, buluşturmak ve kaynaştırmak hepimizin temel görevidir. Kur’an’ı kerimi öğrenmek, bilmek, okumak ve sevmek her Müslüman çocuğun ve gencin vazgeçilmez hakkıdır.
Kur’ an’ı Kerim, çocuklara öncelikli olarak verilmesi gereken temel eğitim prensiplerini Lokman (a.s.)’ın zatında şöyle açıklamaktadır.:

وَاِذْ قَالَ لُقْمَنُ لاِبْنِهِ وَهُوَ يَعِظُهُ يَابُنَىَّ لاَ تُشْرِكْ بِاللهِ اِنَّ الشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظِيمٌ

“Lokman, oğluna öğüt vererek; yavrucuğum Allah’a ortak koşma! Doğrusu şirk büyük bir zulümdür, demişti”(31 lokman s./13).

Bu ayeti kerimeye göre çocuğa ilk verilmesi ve öğretilmesi gereken terbiye, haz.Allah’ın varlığını, birliğini ve ortağı olmadığını öğretmektir..

Kur’an’ı kerimi Çocuklara Öğretmede Ortaya Çıkan Engeller

Kur’an’ı kerrimin amacı, Yüce olan Allah’ın insanı kendi istekleri doğrultusunda şekillendirmek, yönlendirmektir. Yani Kur’anı kerim bir inşa düşüncesinin adıdır.
Kur’an’ı kerimnin hedefi, gönderildiği zamandaki toplumdan bu güne, bugünden geleceğe, tüm insanlık için hayatı tanımlayacak, inşa edecek olan, Kur’anı kerim insanını oluşturmaktır. Bu ise insanı öğrenme ve yaşamada sorumlu kılar. Yani niçin yaratıldığını bilen ve bu bilmeye göre yaşayan insanı hayatı oluşturmaktır bu sorumluluğun merkezi. Bu sorumluluğu yerine getirmek çok da zor değildir. Çünkü insanın fıtratı Yüce Allah tarafından bu sorumluluğa uygun bir şekilde hazırlanmıştır. İnsana düşen ise, dünyada düşünüp, akledip, sağlam, karakterli, kişilikli bir şekilde haz.Allah’a kul olarak hayat sürmektir.

Kur’an,ı kerimi peygamberi vasıtasıyla oluşturduğu ilk öncü nesilde kendisinin gönderiliş amacına uygun bir yaşam modeli oluşturmuştur. Bugün ise hayatı şekillendiren düşünce Kur’an’î değildir. Daha çok bidat ve hurafelerle dolu geleneksel bir İslam anlayışı ya da hayatım tüm zerrelerine kadar sızmış dünyevileşme, batılılaşma Kur’an’î yaşamın yerini almıştır.
Genel olarak Kur’an’ı kerimin indiriliş amacı kavranılamadığından, Kur’ an’ı kerime yaklaşımlarda çok anlamsız ve tehlikeli haller içeriyor.

لِيُنْذِرَ مَنْ كَانَ حَيًّا وَيَحِقَّ الْقَوْلُ عَلَى الْكَافِرِينَ

“Bu Kur’ânı erimi ancak aklı, fikri, duygusu, diri; kalbinde hayat ışığı olanları u-yarmak ve Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edenlerin üzerine de azapla ilgili sözün hak olduğunu bildirmek üzere indirilmiştir”

Kur’anı kerim insan için, insanın inanma ve yaşama ilkeleri için diri olan insanlara (yasin 36/70) gönderilmiş bir kitabtır.
Bu gün, geleneksel anlayışta, yüzünden okuyarak sevap kazanılan, ölüm anlarında kullanılan ve belli zaman ve zeminlere hapsedilmiş bir kitaptır Kur’anı kerim. Kur’an’ı kerime saygı gösterirken saygısızlığa itilir insanlar. Onunla korunmakهُدًى لِلْمُتَّقِينَ (Bakara 2/2), onunla aydınlığa çıkma

يَهْدِى بِهِ اللهُ مَنِ اتَّبَعَ رِضْوَانَهُ سُبُلَ السَّلاَمِ وَيُخْرِجُهُمْ مِنَ الظُّلُمَاتِ اِلَى

النُّورِ بِاِذْنِهِ وَيَهْدِيهِمْ اِلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ

“Ki onunla, Allah kendi rızasını arayan herkese kurtuluşa götüren yollarını gösterir, rahmetiyle onları karanlığın derinliklerinden aydınlığa çıkarır ve dos-doğru bir yola yöneltir”

(Maide 5/16), hakkı batıldan ayırmak

تَبَارَكَ الَّذِى نَزَّلَ الْفُرْقَانَ عَلَى عَبْدِهِ لِيَكُونَ لِلْعَالَمِينَ نَذِيرًا

“Bütün insanlığa bir uyarı olsun diye, kuluna hakkı batıldan ayırt edici ve fark ettirici bir ölçü olarak Kur’ân’ı kerimi indiren haz.Allah yücelerin yücesidir” (Furkan 25/1),

İnsanlara öğüt vermekوَلَقَدْ ضَرَبْنَا لِلنَّاسِ فِى هَذَا الْقُرْاَنِ مِنْ كُلِّ مَثَلٍ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ “İşte biz bu Kur’ân’ı kerimde üzerinde düşünsünler diye, insanların önüne her çeşit örnek getirmekteyiz” (Zümer 39/27) yerine onu duvarların, rafların üst kısımlarına koyup ondan uzaklaşmak temel şiar olmuştur.

İnsan, her hâlükârda hayatını garantiye almak, huzurlu bir şekilde yaşamak yolunda plânlar yapar. Ancak zaman zaman yanlış tespitlerle tedbir yerine tehlikeye sarılır da farkında olmaz. Bu sebeple yüce Allah, insanoğlunu îkaz eder:

وَلاَ تُلْقُوا بِاَيْدِيكُمْ اِلَى التَّهْلُكَةِ وَاَحْسِنُوا اِنَّ اللهَ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ

“(Dünyaya dalıp da âhireti bir tarafa bırakarak) kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın!”

Bakara 2/195)

Bu ilâhî îkazı, zamanımızda bir de Kur’ân-ı Kerîm öğretim ve eğitimi hakkında bilhassa değerlendirmek lâzım. Çünkü bazıları, Kur’ânı kerim eğitmine ayrılacak bir yıllık zamanı, sudan bahanelerle kayıp bir zaman parçası olarak değerlendirebiliyor. Ya da geçiştirici tutarsız yaklaşımlarla başka şeyleri daha değerli olarak görüyor. Hayatî meseleler, sadece maddî ve sadece dünyaya ait olarak düşünülüyor. Oysa bu, bir sonsuzluk yolcusu olan insan için en büyük tehlikedir. Bütün hazırlıkları mola yerine göre yapmak, son gidilecek yere eli dolu gidememek, ne kadar doğru bir davranıştır? Bilhassa yüce yaratıcının bizlere iki dünyayı da kazandıracak olan yüce kitabını tam ve doğru olarak gönlümüze ve dimağlarımıza yerleştirememek, bir ömürlük değil, sonsuz bir kayıp demektir.

Unutmamalıdır ki Kur’ânı kerim, bizi sonsuzluğa ve haz.Allâh’a bahtiyar olarak kavuşturacak olan en temel adımdır. Kur’ân’ı kerimi öğrenmek ve kavramakla geçen aylar ve yıllar, hayatımızın en verimli ve en kârlı anlarıdır. Çünkü bu anlar, insan hayatının bütün bir ömrüne ve hatta ölüm sonrasına da her yönüyle tesir eder. Elimizdeki bütün yılların olumlu veya olumsuz olarak şekillenmesinde son derece önemli rol oynar. İnsan ömrünün aslâ bitmeyen yegâne sermayesi budur. Bu sermayeden mahrumiyet ise, bütün bir nesli çorak ve güçsüz hâle dönüştürür. Bu hususta, yüzyıllardır bizi Anadolu topraklarından atmak isteyip de başarılı olamayan düşmanlarımızın: “Türklerin elinden Kur’ân’ı almadıkça başarılı olamayız!” demelerinin sebebini derinden düşünmek lâzım…

Gelin, bu yıl; neslimize, hem vatanımıza hem bayrağımıza ve dinimize sahip çıkacak güç, hem de sonsuzluk yolunda ömürler ve cennetler kazandıracak bir Kur’ânı kerim eğitimi seferberliği başlatalım! Bize bin bir yıl verecek olan bir yılı Kur’ân’ı kerime ayıralım.

Şerife Şevval Kardelen Hocamıza Bu Güzel Yazı İçin Teşekkür Eder Sizlerinde Dualarını Bekleriz.

.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: