Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 11 Haz 2014

Peygamberimiz ( s.a.v. ) Efendimiz`in Gözleri – Burnu – Dili – Eli – Parmakları – Kalbi….

Posted by Site - Yönetici Haziran 11, 2014

Peygamberimiz ( s.a.v. ) Efendimiz`in Gözleri - Burnu - Dili - Eli - Parmakları - Kalbi....

Peygamberimiz ( s.a.v. ) Efendimiz`in Gözleri – Burnu – Dili – Eli – Parmakları – Kalbi….

Gözleri.

Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin gözlerinin burhan olması hakkında şöyle buyurdular:
-“(Cemaatle namaz kılarken) rükû ve secdelerde beni geçmeyin! (İmamdan önce rükû ve secdeye varmayın). Muhakkak ki, ben sizleri önümde gördüğüm gibi (elbette) arkamda da görürüm!” (Müsned-i Ahmed: 8571)

Basar (ve Görmesi)

Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin basar (ve görmesinin) burhanını (şu âyet-i kerime beyân ediyor:)
“Göz ne şaştı, ne aştı.” (en-Necm: 53/17. )

Burnu

Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin burunlarının burhan oluşu (hakikatini şu hadis-i şerif beyân ediyor:)
Efendimiz (s.a..v) hazretleri buyurdular: -“Muhakkak ki ben. Yemen taraflarından Rahmanın nefesini görüyorum (kokluyorum)” (Müsned-i Ahmed: 10555, )

Dili

Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin mübarek dillerinin burhan (olduğunu şu âyet-i kerime beyân etmektedir:)
“O necm’e kasem ederim indiği dem ki Şaşirmadı sahibiniz, azıtmadı da 2- Ve nevadan söylemiyor; 3 – O sade bir vahiydir, ancak vahyolunur.” ( en-Necm: 53/1-4,)

Üflemesi

Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin tükürüklerinin (ve üflemesinin) burhan olması.
(Sahabelerden Cabir r.a. hazretleri, Hendek günü bir kuzu kesip biraz hamur yapıp ekmek pişirip, Efendimiz s.a.v. hazretlerini ve beraberinde onun yanında bulunan beş-on kişiyi yemeğe çağırmayı düşündü. Gidip bu arzusunu Efendimiz s.a.v. hazretlerine iletti. Efendimiz s.a.v. hazretleri, Hendek kazmakta olan bütün sahabelere seslendi:
-“Ey Hendek ehlil Muhakkak ki Cabir bir ziyafet hazırladı.
Haydi hazırlanın hep beraber (ona) gidiyoruz!” buyurdular…
Hazret-i Câbir r.a. şaşırdı, utandı, kızardı. Çünkü onun hazırladığı yemek beş-on kişilikti. En fazla yirmi kişilik olsun. Binden fazla olan Hendek ehline nasıl ziyafet verecekti?
Bunun devamını Cabir r.a.’dan dinleyelim…)
Câbir (r.a.) buyurdular:
-“Hendek günü, Efendimiz (s.a.v.) hazretleri emrettiler:
-“Hamurunuzu ekmek yapmayın ve kazanınızı da ben gelinceye kadar kesinlikle indirmeyin!”
Sonra Efendimiz (s.a.v.) hazretleri geldi. Hamura üfledi ve tükürüğünü sürdü, bereketlenmesi için dua etti. Sonra kazanın başına geldi. Üfledi, tükürüğünü sürdü ve bereketlenmesi için dua etti.
Sonra Cabir (r.a.) hazretleri Allah adına yemin ettiler. Hepsi o yemekten yediler. Kendileri bin kişiydiler. Hatta hepsi doyup sofrayı terk ettiğinde ve oradan ayrıldıklarında bile hala kazanımız fokur fokur kaynıyordu ve taşmak üzereydi. Hamurumuz ise hâlâ eskisi gibiydi.”

Tükürüğü

Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin tükürüğünün burhan oluşu: Hazret-i Ali (r.a.)’ın gözlerine tükürüğünü sürdü. Hazret-i Ali (r.a.)’ın gözleri ağrıyordu. Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin tükürü-ğüyle gözleri, Hayber günü iyileşti.

Eli

Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin mübarek ellerinin burhan oluşu. Allâhü Teâlâ hazretleri buyurdu:
“Sonra, onları siz öldürmediniz. Ve lâkin onları Allah Öldürdü. Attığın vakit de sen atmadın. Ve lâkin Allah attı… Hem de mü’minlere, tarafından, güzel bir imtihan geçirtmek için… Hakikat, Allah semîdir, alîmdir.” (El-Enfâl: 8/17,)

Taşların Teşbih Okuması

Çakıl taşlan, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin elinde teşbih Şeyh Attâr (k.s.) buyurdular: O zâti pak ve temiz olan Yüce Resul (s.a.v.) hazretleri, bütün zerrâtiyle davet ediyordu. Onun avucunda çakıl taşları, Allah’ı teşbih ediyordu. (Ebû Cehl’in avucundaki, taşların Peygamber Efendimizin işaretiyle şehâdet kelimesi getirdiklerini Mevlânâ Hazretleri şöyle dile getirmektedir: “Ebû Cehl’in elinde taş parçalan vardı. Ey Ahmed; bu nedir çabuk söyle dedi.”
“Eğer peygamber ve göklerin sırrından haberdâr isen avucumda saklı şey nedir?”
“Hazreti Peygamber buyurdu ki: Nasıl istersen? Onların ne olduğunu ben mi söyleyeyim, yoksa bizim hak ve doğru olduğumuzu onlar mı söylesin?”
“Ebû Cehil bu ikincisi daha nâdirdir dedi. Resûlüllah (s.a.v.) de evet, Allah, çok kuvvet ve kudret sahibidir buyurdu”
“Ebu Cehlin avucu içinde her taş parçası bilâ tevakkuf Kelime-i şehâdet söy¬lemeye başladı.”
“Taşların her biri. (Lâ ilahe illallah, Muhammedün resûlüllah) dedi.” Tathiru’l-Mevlevî, Şerh-i Mesnevi” c. 4, s. 1060 Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in huzuruna bir arabî geldi ve:
-“Senin peygamber olduğunu ne bilebilirim?” dedi. Resûlüllah (s.a.v.):
-“Eğer şu hurma ağacının salkımını çağırsam (o da eğilip yanıma gelse) Benim Resûlüllah olduğuma şahitlik eder misin?” diye sordu.
-“Evet, iman ederim” dedi. Peygamber efendimizin işareti ile hurma salkımı eğilmeye başladı ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.)in önüne gelip durdu. Efendimiz (s.a.v.) ona:
-” (Yerine) dön,” dedi.
Ağacın Peygamber Efendimizin emrine itaat ettiğini gören o kimse hemen Müslüman oldu. Tuhfe’ül-Ahvezi c. 10 s. 102, )

Parmakları

Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin parmaklarının burhanı; E-fendimiz (s.a.v.) hazretleri, parmaklarıyla “ay”a işaret etti. Ay ikiye bölündü. Hatta “Hıra dağı” ayın iki parçasının arasında görüldü O Ay’a işaret etti. Ay onun işaretiyle ikiye bölündü. Ayın ona muhabbeti vardı. Onun emriyle hareket etti. (Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin işaretleriyle ay ikiye bölündü. Mu’cizeyi mü’min ve müşrik bir çok insan gördü… Sahabe, Tabiîn ve Müteahhirîn (daha sonraki dönemde yaşayanlar)’den bilinen müfessirlerin hepsi bu konuda ittifak etmişlerdir. Haber meş-hurdur, sahabeden bir hayli kimse rivayet etmiştir. Bunlar arasında Hz. Ali, Ibnü Mes’ud, ibnü Abbas. Huzeyfe, Enes, Cübeyr b. Mut’im. Ibnü Ömer ve daha başkalarını sayabiliriz. Gerçi İbnü Abbas ve Enes gibi bazıları bu olaya bizzat şahid olmamışlardır. Zira Ibnü Abbas henüz dünyaya gelmemişti, Enes de Medine’de o sıralarda dört beş yaşlarında bulunuyordu. Fakat âyetin tefsirinde olayı sahih olarak rivayet etmişlerdir. İbnü Mes’ud, Cübeyr b. Mut’îm ise bizzat şahid olarak rivayet edenlerdendir. Bu konu¬da el-Kamer sûresinde geniş bilgi verilecek inşallah, )

Parmak Araları

Parmak aralarının burhan oluşu; Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin parmaklarının arasında su pınarları kaynardı. Hatta mübarek parmak aralarından akan sudan içildi. Büyük bir cemaat o sudan içti.

Sadrı (Mübarek Göğsü)

Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin mübarek sadırları (göğüslerinin) burhanı; Efendimiz (s.a.v.) hazretleri namaz kıldıkları zaman; ağlamadan dolayı, göğsünden kaynayan tencerenin sesine benzer bir ses işitilirdi.

Kalbi

Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin gözleri uyurdu; ama kalbi uyumazdı. Allâhü Teâlâ hazretleri buyurdu:
“Gözün gördüğünü kalp tekzîb etmedi. (En-Necm: 53/11, )
” Şerh etmedik mi senin için bağrını 1 Ve indirmedik mi senden o bârınız -Kİ zar etmişti bütün zahrını-3 Ve yükseltme¬dik mi senin zikrini? 4 Demek ki zorlukla beraber bir kolaylık var! s Evet, o zorlukla beraber bir kolaylık var! 6 0 halde boşal-dın mı yine kalk yorul 7 Ve ancak rabbine rağbet et, hep Ona doğru (eI-tnşirâh: 94/1-8,)
“Ve hakikat bu (Kur’an), rabbul âlemin in şüphesiz bir tenzilidir 192 Onu Ruh-ı Emîn indirdi193 Senin kalbin üzerine ki o münzîrlerden olasın 194 Açık parlak Arabî lisan ile!195 ( eş-Şuârâ:26/+194-195)

Mi’rac

Bu burhanların misâlleri, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin hayatında çoktur. Burhanların en büyüklerinden biri de Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin semâ’ya yükselmesi ve mirâc’a çıkmasıdır. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, “Kaabe kavseyn”i aştı. Baliğ oldu. Ve hatta “Ev ednâ”yi geçti.
Bu, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin bütün nefsinin külliyyen burhan olmasındandır…Kendisinden önce gönderilen peygamberlerin hiçbirine verilmeyenler, kendisine verildi.
Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine vahiy geldikten sonra Arap ve acemin (Arap olmayanların) en fasîhi oldu. Daha önce ümmî idi. Kitap nedir, imân nedir bilmezdi.
Hangi burhan bundan daha kuvvetli, daha zahir ve daha açıktır? Allâhü Teâlâ hazretleri, onun sebebiyle bu ümmete ikram etti. Ve onlara minnet (iyilik) ve ihsanda bulundu.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 6/ 145-151.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Peygamberimizin Mucizeleri, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: