Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 21 May 2014

İmam Rabbani’hazretleinin Dilinden Nakşîlik

Posted by Site - Yönetici Mayıs 21, 2014

İmam Rabbani’hazretleinin Dilinden Nakşîlik,Şerife Şevval Kardelen

İmam Rabbani’hazretleinin Dilinden Nakşîlik

Bütün ehli sünnet mezhepleri ve tarikatları ilhamlarını ve metotlarını Kur’an’ı kerimden, Sünnetten ve ashabın yaşantısından alır. İmam Rabbanî Nakşîliği tanıtırken bu üç noktayı sık sık vurgular. Ona göre tasavvufi uygulamaların temeli, Kur’an’ı kerimi ve sünneti hayatlarında en iyi şekilde mecz etmiş altın neslin hayatında aranmalıdır. Daha sonra gelen müslümanların hayat tarzları da sahabe ile örtüştüğü oranda makbuldür. Sahabenin önemini şu sözleri net şekilde ortaya koyar:

Bu yol, – sahabe-i kiram yoludur. Çünkü onlar, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) sohbetinin, daha birinci gününde, öyle manevi hallere ulaştılar ki, sonra gelen en büyük evliya bile sülukunun ancak sonlarında, bundan bir nebzesine kavuşabilmiştir. Bu sebepledir ki Hz. Hamza’nın katili olan Vahşi (r.a) dahi Tâbiînin en hayırlısı olan Veysel Karani’den daha üstündür.
Bu meziyet İslamiyeti kabul ettikten sonra bir kere de olsa öncekilerin ve sonrakilerin Efendisi olan Peygamber Efendimizle (s.a.v.) beraber olma şerefine eriştiği içindir. Bu sebeple nesillerin en hayırlısı sahabe nesli olmuştur. (66. Mektup)

Nakşî büyükleri seyr u süluk esnasında Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) sahabeyi eğittiği sohbet yolunu kullanırlar. Riyazet, çile gibi metotlara fazlaca yer vermezler. Bu sebeple Hakk yolunda ilerlemek isteyen salik, sohbetlerden en iyi şekilde istifade etmelidir:

Hak dostlarının ve ihlâs sahibi kimselerin nasihati, Allah Teâla’nın Cenâb-ı Kudsîsine tam bir yöneliş ile yönelmek ve onun gayrisinden yüz çevirmektir. Asıl mesele budur, gerisi nafile. Bu zamanda bu büyük bahtiyarlığı elde etmek Nakşî yolunun büyüklerine ihlâs ile yönelmeye bağlıdır. Onların bir sohbetinde elde edilen manevi hallere, uzun süre devam edilen ağır riyazetlerle dahi ulaşılamaz. Çünkü bu büyüklerin yolunda, indiracü’n nihaye fil bidaye yani (işin sonunu başından görme) özelliği vardır. Şöyle ki salike ilk sohbetlerinde, seyr u sülukün sonuna ulaşanların yaşadığı haller bahşedilir. (90. mektup)

Nakşîliğin diğer bir özelliği de tasavvufun getirdiği cezbe ve sekr halinden çok, temkin ve sahv halini tercih etmesidir. İmam’a göre seyr u sülukun insana verdiği geçici zevkler tasavvufun gerçek amacı değildir. Salik telvîn denilen bu gelip-gidici hallerle oyalanmayıp, temkin halini bulmak, böylece Hakk’a vasıl olmak için gayret etmelidir:

Hallerin telvînine, gidip gelmesine, fazla itibar edilmez. Çünkü maksat bunların dışında bir şeydir. . Akıllı kişinin âli himmet sahibi olması gerekir… Nakşibendî tarikatında uyku halinde olan vakıalara itibar edilmez. Bunların hepsi rüya ve hayaldir. Rüyada kendisinin sultan olduğunu gören kişi gerçekte sultan değildir. Ancak bu rüya, sahibine ümit ve azim aşılar. (130. Mektup)

Cezbe ve sekr gibi manevi haller İmam’a göre insana ümit verme açısından iyidir ama salik bunlara takılıp kalırsa esas hedefini kaybeder. Zira şeytan insanın amelini süsleyerek onu yüce makamlar dururken, daha basit işlerle meşgul eder. Veya Kur’anı kerim ve sünnetin apaçık hükümleri dururken, onu anlaşılması zor konulara ve felsefelere sevk eder. Bu tür iğvalardan korunmak için salik vakıa ve rüyalarını şeriat terazisi ile tartmalı, bu ölçünün dışında kalanlara itibar etmemelidir.

Hal ve vecdler şer’i hükümlere göre değerlendirilir. Zevk ve marifet şer’i ilimlerin hizmetçisi mesabesindedir. (Gerçek sufiler) Çocuklar gibi davranıp da şeriatın değerli cevherlerini bir takım basit vecd ve haller ile değiştirmezler. Cahil sufilerin saçmalıklarına kanmaz ve onların batıl iddialarına inanmazlar. Nüsûs’u bırakıp Fusûs’a, Fütühât-ı Medeniyye’yi bırakıp ta Fütühât-ı Mekkiyye’ye iltifat etmezler.

İmam’ın cahil sufilerden kastı kendi seviyelerinin çok üstünde yazılmış olan Fütühât-ı Mekkiyye gibi eserlerle meşgul olurken şeriatın açık hükümlerine uygunsuz iş yapanlardır. Yoksa İmam eserlerinin pek çok yerinde İbn Arabî’den saygı ile bahsetmektedir. Zira İmam’a göre tasavvuf büyüklerinin varmış olduğu kemâlâta ermeden onları anlamak imkansızdır. Bu sebeple Hz. Peygamber (s.a.v.)’in apaçık sünneti ortada iken salikin bunları bırakıp, künhüne vakıf olamadığı, yoruma açık bilgilerle uğraşması büyük vebaldir. (131. Mektup)

İmam’a göre Nakşîlik, bu prensipleri ile salikleri muhtemel hatalardan korumaya çalışır. Seyr u süluk için faydalı görülse bile şeriatın şüpheli gördüğü metotları kullanmaz. Böylelikle onların halleri daha kalıcı olmuştur:

Bütün bu meziyetler, bu yüce tarikatta sünnet-i seniyyeye sımsıkı sarılma ve çirkin bidatlerden imkân mertebesinde kaçınmakla elde edilmektedir. Nakşî büyükleri zahiren, bâtıni hayat için faydalı görünse de ruhsatlar ile amel etmeyi tecviz etmezler. Her ne kadar tasavvufi terbiye açısından meşakkatli görünse de zahire uygun olan azimet ile amel etmekten çekinmezler. (131. mektup) …

Bunun içindir ki, bu yüksek yolun büyükleri, cehri zikirden bile sakınmışlardır. Kalp ile sessiz zikir etmeği emr buyurmuşlardır. Sema, raks, vecd ve tevâcüd gibi Resûlullah (s.a.v) Efendimiz ve dört halifesi (r.anhum) zamanlarında olmayan şeyleri menetmişlerdir. İslam’ın başlangıcında olmadığı için kırk gün halvet – çile çıkarmak yerine, insanlar arasında bulunurken kalben haz.Allah ile beraber olmanın (halvet der encümen) saadetini tercih etmişlerdir… (168. mektup)

Bunlara binaen İmam, Nakşîliğin saliki farkına vardırmadan kemalata ulaştırdığını söyler. Nakşîlikte salik zahiren diğer Müslümanlar gibi yaşar, kendini başkalarından farklı görmeden derecesi yükselir. (168. mektup)

Netice olarak İmam Rabbanî, Nakşiliği Kur’an-ı Kerim, sünnet-i seniyye ve sahabe-i kiram yaşantısı üzerine oturtmuş, böylece maneviyat yolcularını her tür yanlışlıklardan korumak istemiştir. Bu prensipler tasavvufun yozlaştırılmaya çalışıldığı günümüzde daha da önemli hale gelmiştir. Ne mutlu Kur’an kerim ve sünneti seniyye çerçevesinde tasavvufi hayat yaşayanlara…

Şerife Şevval Kardelen Hocamıza Bu Güzel Yazı İçin Teşekkür Eder Sizlerinde Dualarını Bekleriz.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: