Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for Nisan 2014

Riyakârların Kıyamet Günü Halleri …

Posted by Site - Yönetici Nisan 19, 2014

Riyakârların Kıyamet Günü Halleri,kiyametin-buyuk-alametleri

Riyakârların Kıyamet Günü Halleri …

Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“Kıyamet günü insanlardan bir nefere cennete götürülmesi emredilir. Hatta cennete yaklaştırılır. Cennetin kokusunu duyar, köşk ve saraylarını ve Allâhü Teâlâ hazretlerinin cennet ehli için hazırlamış olduğu nimetleri görürler. Sonra nida olunur:
-“Onları cennetten uzaklaştırın! Onların cennette nasipleri yoktur!” denilir.
Onlar, evvelin ve âhirîn (evvellerinde ve sonlarında) hiçbir kimsenin benzerini duymadığı kadar büyük bir pişmanlıkla geri dönerler… Derler ki:
-Ey Rabbimiz! Keşke evliyana hazırlamış olduğun bu nimetleri ve cenneti bize göstermeden önce bizi cehenneme atsaydın ya!” Allâhü Teâlâ buyurur:
-“Bunu size murad ettim! Çünkü:
1- Sizler, benimle halvet ettiğinizde, (insanlardan uzaklaştığınız zaman), azâim (büyük kötülükleri hemen işlemekle) bana karşı gelirdiniz…
2- İnsanlarla karşılaştığınız zaman ise, “mühbit”(Allâhü Teâlâ hazretlerine karşı çok takvâlı ve Allah’tan çok korkan olarak görünüp kendinize çok dindar kişi) süsünü vererek riyakârlık yapıyordunuz. Kalbinizde bulunan duyguların aksine görünüyordunuz.
3- İnsanlardan heybet duyar (insanlar, sizin sahtekâr dindarlığınızdan heybet duyardı) ama siz benim azamet ve haşmetimden heybet duymazdınız.
4- İnsanlara saygı besler; bana karşı saygılı davranmazdınız.
5- Siz bazı şeyleri insanlar için (yani insanların korkusundan) terkediyordunuz; benim için terketmiyordunuz.
(Bütün bu sebeplerden dolayı) bu gün sizi cennetten mahrum etmekle beraber size çok şiddetli azabımı tattıracağım!”
Sonra Allâhü Teâlâ buyurdu:
“Allah’ı ve mü’minleri aldatmaya çalışırlar. Halbuki sırf kendilerini aldatırlar da farkına varmazlar.”
“Tenbîhü’l-Gafilin”de de böyledir.

İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 5/599-601.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kıyamet, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Namaz`a Elli Vakit Sevabı

Posted by Site - Yönetici Nisan 18, 2014

Namaz`a Elli Vakit Sevabı,resim-bulunan-yerde-namaz-resime-karc59fc4b1-namaz

Namaz`a Elli Vakit Sevabı

Namaz mirâc gecesi, ümmetin üzerine elli vakit olarak farz kılındı. Sonra Allâhü Teâlâ hazretleri bu ümmetten namazın vakitlerini hafifletti. Ve onlara her vakit için on vakit namaz sevabını verdi. Böylece elii vakit namazın sevabını beş vakit namazın içinde koydu….

Namazların beş vakit olmasının ilmi. sebebi, hikmeti ve sırrı Allâhü Teâlâ hazretlerinin katındadır. Araştırılması bile boşunadır. Ancak Namazın böyle beş vakit ile takdiri, akıl ile bilinebilen şeyler açısından şu şekilde de izah edilmiştir: Âlemin hayat akışında her şey beş mertebe geçirir:

Birincisi, ortaya çıkma ve varlık âlemine gelme mertebesidir. Nitekim insan da doğar, bir müddet gelişme ve büyüme devresi geçirir. Bu müddete “büyüme çağı” denir.

İkinci mertebe, duraklama devridir ki, bir süre artıp eksilmeyerek olgunluk sıfatı üzere kalır ve bu müddete “gençlik çağı” denir.

Üçüncü mertebe “olgunluk çağıdır”. Bu devrede insanda gizli bir noksanlık yüz göstermeye başlar.

Dördüncü mertebe “yaşlılık çağıdır” ki, insanda açıktan açığa bir takım noksanlıklar ortaya çıkmaya başlar ve Ölünceye kadar gider. Buna da yaşlılık ve ihtiyarlık denir.

Beşinci mertebe, insan öldükten sonra bir müddet daha izleri devam eder ve daha sonra bu izler de yok olur ve ortada adı ve izi kalmaz. İşte âlemde bu beş mertebe, gerek insanda ve gerekse diğer canlı ve bitki olaylarının hepsinde geçerlidir.

Doğuşuna ve batışına göre güneş de bu beş hal ile ilgilidir. Doğudan doğduğu sıradaki hali insanın doğduğu zamanki halini andırır. Yavaş yavaş yükselir, nuru kuvvetlenir, ısısı şiddetlenir, nihayet göğün ortasına gelir, bir duraklama anı geçirir. Sonra inmeğe başlar ve gizli eksilmelerle yavaş yavaş ikindiye kadar gider. Sonra eksiklikleri ortaya çıkar, ışığı ve ısısı zayıflar, çökmesi artar ve hızla batmaya yönelir. Battıktan sonra batı ufkunda şafak denilen bazı izleri kalır, sonra bu da kaybolur ve güneş sanki âlemde yokmuş gibi bir hale gelir.

Herkesin görebileceği bütün bu durumlar Allah’tan başka hiçbir gücün hakim olamayacağı garip işlerden olduğu için, yüce Allah bu beş halden herbirini bir ilâhî emre alamet kılarak herbirinde bir namaz farz kılmış ve bu beş vakit namazı her günkü değişmeleri belirtip gösteren bir takvim gibi, görevleri nizama koyan, vakti ve zamanı belli bir farz yapmıştır.

Bunun içindir ki, müminlerin namazları ne kadar düzenli olursa, durumları da o oranda düzenli olur. Namaz hem bir intizam sağlama yolu, hem de rahatlama amacıyla yapılan bir şükran borcudur. Korku halinde kılınırsa ümidi, emniyet halinde kılınırsa neşe ve isteği artırır. Fakat o zaman da görev sadece bundan ibaret zannedilip de kalmamalıdır.

Elmalı Tefsiri: c. 2, s. 1449-14450

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 5/571-572.
.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Namaz, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

Namazı Terkin Cezası

Posted by Site - Yönetici Nisan 17, 2014

Kaza Namazlarına Ceza

Kaza Namazlarına Ceza

Hadis-i şerifte buyuruldu:
-“Kim bir vakit namazı vakti çıkasıya kadar terk ederse; sonra kaza ederse; Cehennemde bir Hukub azap olunur. Bir Hukup seksen yıldır. Her sene üç yüz altmış gündür. (Ahiret’in) her günü, dünya günleriyle bin sene kadardır.”
Yani namazı kaza vaktine kadar terkettiği için günahkâr oldu…

Eğer Allâhü Teâlâ hazretleri, namazı kazâ’ya bırakma suçundan dolayı kendisine ceza verecek olsa, cezası bu kadar olurdu, demektir…
Lakin Allâhü Teâlâ hazretleri kerem sahibidir. Kişi, namazını kazaya bıraktığı için tevbe ettiği zaman, Allâhü Teâlâ hazretleri de kuluna ceza vermemekle ona kerem ve iyilikte bulunur.”
Mişkâtü’l-Envâr” isimli kitab’da böyledir… (2/276)

Namazı terkin Cezası

Hadis-i şerifte buyuruldu:
Beş taife vardır ki ateşleri asla sönmez, kurtları (mezarlarında kendilerini yiyen böcekleri) hiç ölmez ve kendilerinden azabı hafifletilmez. Onlar:
1 – Allah’a şirk koşan müşrik,
2- Anne ve babasına isyan eden,
3- Komşusunun hanımı ile zina eden,
4- Kardeşini (dindaşını) zalim bir sultana teslim eden,
5- Müezzinin ezan sesini işitip de özürsüz olarak icabet etmeyen erkek veya kadın…”

Yani özürsüz olarak namazını vaktinde kilmayıp geciktiren, demektir….
“Ravzatü’l-UIemâ” isimli kitab’da da böyledir.

Tevhid’ten Sonra Namaz

Hadis-i şerifte buyuruldu:
-“Allâhü Teâiâ hazretleri, tevhid ve imandan sonra, kendisine namazdan daha sevgili gelen hiçbir şeyi mahlukatının üzerine farz kılmadı.

Eğer Allâhü Teâlâ hazretlerine namazdan daha sevgili bir şey olmuş olsaydı (elbette) melekler onunla Allâhü Teâlâ hazretlerine ibâdet ederlerdi.
Meleklerin kimi rükû’da, kimi secdede ve kimi kıyamda ve kimi de ka’dede olup teşehhudte oturmaktadır...”

Bütün hususlarda ve hâsseten namazda Allâhü Teâlâ hazretlerinin keremi âhirette şöyle tecelli edecektir:
Kulun. Kıyamet günü, iik önce hesaba çekilecek ameli, namazdır. Şayet namazı iyi olursa kurtulmuş olur. Eğer bozuk olursa (kurtulmayıp) ümidsizliğe düşmüş olur. Şayet farzlarından noksan bir şey çıkarsa, Aziz ve Celîl olan Rabbi:
-Kulumun nafilesi var mı bakınız? Buyurur.
Farz eksik olanı, nafile ile tamamlanır.
Sonra diğer işleri de bu usûlde (muhasebe) olur.”
Riyâzu’s-Sâlihîn, hadis no: 1078 122

Özürsüz olarak cemaate gelmeyenler hakkında Efendimiz {s.a.v.) hazretleri şöyle buyurdu:
-“Nefsim (kudret) elinde bulunan (Allah)’a andolsun ki. Gerçekten istedim ki, birine emredeyim de odun yığılsın, sonra namaz için ezan okunmasını emredeyim, daha sonra bir kimseye halka imam olmasını emredeyim sonra da (namaza gelmeyen) adamları (n evlerinje varayım, evlerinin üstlerine (kapayıp da) yakayım.”
Rıyazü’s-Sâlihîn: hadis no: 1065 123

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 5/574

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Namaz, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Hikaye ( Hoşgörü ve Aff )

Posted by Site - Yönetici Nisan 16, 2014

201Hoşgörü ve Af

Hikaye (  Hoşgörü ve Aff  )

İbni Abbâs (r.a.) hazretleri buyurdular:
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, Benî Enmâ kabilesiyle savaştı. Allâhü Teâlâ hazretleri onları hezimete uğrattı. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri ve sahâbe-i kiram (r.a.) hazerâtı bir yere konakladılar. Hiçbir düşman görünmüyordu. Sahabeler, silâhlarını bıraktılar. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, haceti için yürüdü. Silâhını yere koydu. Hatta vadiyi geçti, kimse gömmüyordu. Gökten hafifçe yağmur serpişiyordu. Efendimiz (s.a.v.) hazretleriyle sahabelerin arasında vadi vardı. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri bir ağacın kökünde oturdu.
Gavras bin el-Hâris el- Muhâribî, (isimli kâfir) Efendimiz (s.a.v.) hazretlerini gördü. Dağdan indi. Beraberinde kılıcı vardı. Beraberindekilere;
-“Eğer ben bu gün Muhammedi öldürmezsem, Allah benim canımı alsın!” dedi.
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri onun farkında değildi. O geldi, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin başında durdu. Kılıcını kınından çıkarttı. Ve:
-“Ey Muhammedi Şu an seni elimden kurtaracak olan kim?” diye bağırdı. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri,
-“Allâhü Teâlâ Azze ve Celle,” buyurdu.
Sonra Efendimiz (s.a.v.) hazretleri dua ettiler.
-“Allâhım! Gavras bin el-Haris’ten dilediğin şeyle beni kurtar!

Sonra, Gavras bin el-Hâris, kılıcıyla Efendimiz (s.a.v.) hazretlerini vurmaya yeltendi.
Tam kılıcını indirirken, iki omuzunun arasında mızrakla dürtüklenmiş gibi yüz üstü yere tökezledi. Elinden kılıcı düştü. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri olduğu yerden ayağa kalktı. Onun kılıcını eline aldı. Sonra ona:
-“Ey Gavras, şimdi kim seni benden kurtaracak?” dedi. O; -“Hiç kimse!” dedi. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri ona:
-“Ey Gavras, Allah’tan başka ilâh olmadığına, Muhammed (s.a.v.)’ın Allâhı kulu ve rasûlü, olduğuna şehâdet et, sana kılıcını veririm” dedi. Gavras,
-“Hayır!… Lakin bundan sonra ebediyyen seninle savaş etmeyeceğime ve senin aleyhine hiçbir kimseye düşmanlık olarak yardım etmeyeceğime şehâdet ederim,” dedi. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri onun kılıcını kendisine verdi. Gavras;
-“Vallahi sen benden daha hayırlısın!” dedi. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri,
-“Bunda (hayırlı) olmada ben senden daha çok hak sahibiyim” buyurdu.
Gavras, arkadaşlarına döndü. Hadiseyi onlara anlattı. Onun beraberindeki savaşçıların çoğu Müslüman oldular. Müslümanların saffına katıldılar.
Daha sonra vadî (yağan yağmur) sakinleşince Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, ashabına döndü… Olup bitenleri ashabına haber verdi.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 5/567-568.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Ta’dili Erkân – Ta’dili Erkânın Hükmü:

Posted by Site - Yönetici Nisan 15, 2014

namaz

Ta’dili Erkân.

Ta’dili Erkân, namazın kıyam, rükû ve secde gibi her rüknünü sükunetle yerine getirmek ve bu rükünleri yaparken her uzuv yatışıp hareket halinden beri bulunmaktır.
Meselâ: Rükûdan kıyama kalkarken vücud dimdik bir hale gelmeli ve sükunet bulmalı, en az bir kere: “Sübhanellahi’l -Azîm” diyecek kadar ayakta durup ondan sonra secdeye varmalıdır. Her iki secde arasında da böylece bir teşbih mikdarı durmalıdır.

Ta’dili Erkânın Hükmü:
Namazlarda tadil-i erkana riayet etmek, İmam Ebû Yusuf a göre. bir rükün olduğundan farzdır.
Tadil-i Erkan, Imam-ı Azam ile İmam Muhammed’e göre. vacibdir.
İmam Ebû Yusuf Hazretlerine göre, tadil-i erkan yapılmaksızın kılınan bir namazı yeniden kılmak gerekir. Imam-ı A’zam (r.h.) hazretleri ve İmam Muhammed (r.h.)’ göre ise, tadil-i erkanı terkden dolayı yalnız sehiv secdesi gerekir. Fakat böyle bir namazı yeniden kılmak daha iyidir. Böylece insan ihtilaftan kurtulmuş olur. Ayrıca kerahetle kılınan namazları da yeniden kılmak vacib görülmüştür. Ta’dili Erkâna riâyet için, namazdan manevî haz alınmalıdır. Zira Namazlarından manevî haz du¬anlar, namazda tadil-i erkana riayet ederler, acele etmekten sakınırlar.
Acele etmeyi saygıya ve edebe aykırı görürler.

Hayatın en yararlı ve en kıymetli saatleri ibadetle geçen zamanlardır. Onun için namazda geçirdiğimiz vakitlerin kıymetini bilelim.
Namazlarımızı ta’dili erkân ile kılalım… Mütercim.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 5/570.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Namaz, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: , | 1 Comment »

Aldanılan İki Nimet

Posted by Site - Yönetici Nisan 14, 2014

Aldanılan İki Nimet

Aldanılan İki Nimet

Hadis-i şerifte buyuruldu:
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular: -“İki nimet vardır ki insanların çoğu o ikisi konusunda aldanmışlardır.
(Onlar:)
1-Sıhhat
2- ve Boş zamandır.” …

Bu hadis-i şerifin manâsı şöyledir:
Allâhü Teâlâ hazretleri kime bu iki nimeti verirse, bunlar:
1 – Sıhhattir. Sıhhat, cesedin afiyetle sıhhat bulmasıdır.
Sıhhat, sağlıklı kişilerin başında oturan bir taç gibidir ki, onu ancak hastalar görür.
2- Boş olmaktır. Boş olmak, dünya işlerinden fariğ olup; dünya ile ilgili bir meşgalenin olmaması ve ta’lik etmesi yani bağlamış olmasıdır.

İşte bu iki nimet kimde hâsıl olursa; hemen Allâhü Teâlâ hazretlerinin vacip (ve farzlarını) yerine getirmek için meşgul olmalıdır.
İşte bu durum, insanların çoğunun kendisi sebebiyle aldandıkları (sağlık ve boş zamanlarında yapmaları gereken şu ibâdetlerdir:)
1 – İbâdetlerdeki hazzı,
2- Allâhü Teâlâ hazretlerine itaat nasibini,
3- Nefsini hizmet yolunda harcamak,
3- Âhiretinde kendisine menfaat verecek olan şeyleri tahsil etmek,
4- Taat çeşitlerine sarılmak,
5- Allah’a yaklaştıracak ameller işlemektir…

Allâhım! Bizleri hayatından faydalanan kişilerden eylel Hastalık ve sıhhat hallerinde Sana yönelen kişilerden eylel Göz açıp kırpıncaya kadar olsa bile bizi Senden kesme! Bizleri kalben sana vasıl olmaktan meşgul etme! Sen ğafûr ve rahîm’sin!

İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri: 5/525-526

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Hadis-i Şerifler, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Dünya onların olsun,ahirette bizim.

Posted by Site - Yönetici Nisan 13, 2014

10458608_652170431527187_8464225445995061934_n-copy

Dünya onların olsun,ahirette bizim.

Hz.Ömer,sezsizce,dinlenmekte olduğu odaya girer. Bir an çevresine göz gezdirir. Tavana asılmış kuru bir deri parçası,bir torbanın içinde bir kaç kg. arpa,duvara dayalı bir kaç ağaç yaprağı ve yerde de Hz. Muhammed’in üzerinde uyumakta olduğu hurma lifinden örülmüş kaba bir hasır.

Bu durum karşısında ağlamaya başlayan Hz.Ömer’in hıçkırıkları O’nu uyandırır. Kalkınca hasırın vucüdunda iz yaptığını,kan oturduğunu gören Hz. Ömer omuzları sarsıla sarsıla ağlamaya başlar. Hz.Muhammed hayretle sorar:

-Ey Hattaboğlu! Niçin ağlıyorsun?,

-‘Ey Allah’ın elçisi! İranlılar imparotorlarını saraylarda yaşatırken ,Bizanslılar Kayserlerini lüks ve ihtişama boğmuşken sen ki Alla’ın Elçisisin…
İzin versen de,biz de seni…

Maksat anlaşılmıştır,Allah’ın Elçisi,gelecekteki halifesinin sözünü hüzünlü bir tebessüm,tatlı bir el işareti ile keser ve ‘Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir.Ahiret yurduna gelince,işte asıl hayat odur. Keşke bilmiş olsalardı‘(Ankebut,64) ayetini okuduktan sonra ekler.

-‘İstemez misin Ey Ömer! Dünya onların olsun,ahirette bizim.…’

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Ömer, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Müslümanı Öldürmek?

Posted by Site - Yönetici Nisan 12, 2014

Müslümanı Öldürmek?

Hadis-i şerifte buyuruldu:
Dünyanın zevali (tahrip ve yok edilmesi), Allâhü Teâlâ hazretlerine elbette Müslüman kişinin öldürülmesinden daha ehvendir.”
Sünen-i Ebû Davud: 2619

Öldürülmeye Sevinen

Bu konuda buyuruldu:
-“Bir adam meşrikte (doğuda) öldürülse, diğeri de tâ mağribte (batıda) o kişinin öldürülmesine râzî olsa (ve sevinse), o kişinin öldürülmesine (kati günahına) ortak olmuş olur.

Ebû Hüreyre (r.a.) hazretlerinden rivayet olundu. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdu:
-“Kim bir mü’minin öldürülmesine yarım kelime kadar da olsa katkıda bulunur ve kaatile yardımcı olursa; o kişi kıyamet günü Allâhü Teâlâ hazretlerine gözlerinin arasında:
-“Allâhü Teâlâ hazretlerinin rahmetinden mahrum,” olarak yazılmış olduğu halde Allâhü Teâlâ’ya kavuşur. (Hesap vermek için kıyamete getirilir.)”
-“Muhakkak ki bu insan, Allâhü Teâlâ hazretlerinin binâsıdır. Allâhü Teâlâ hazretlerinin binasını yıkan kişi melûndur.”
Mezâhib-i Erbaa, c, 5, s. 222,

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Hadis-i Şerifler, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

İMAM-I AZAM’DAN NASİHATLER

Posted by Site - Yönetici Nisan 11, 2014

İMAM-I AZAM’DAN NASİHATLER

İmam-ı Azam Hazretleri’nin oğlu Hammad’a -eğer tatbik edilirse- dünya ve âhiret bahtiyarlığına eriştirecek vasiyetleri:

1. Allâh’tan kork, âzâlarını günahlardan koru ve takva sahibi ol. Allâh’ın kulu olduğunubilerek onun emirlerini yerine getir.

2. Amel etmek için muhtaç olduğun ilmi daima tahsile çalış, cehaletten kurtul.

3. Dinine ve dünyana faydalı olacak kimselerle arkadaşlık yap,

4. Nefsine rıfk ve adaletle davran, zulmetme.

5. Müslüman veya zimmî; hiç kimseye düşmanlık ve eziyet etme.

6. Allâh’ın sana verdiği mal, mülk ve makama kanaat et.

7. İnsanlara muhtaç olmamak için çalış.

8. İnsanların sana hürmet nazarıyla bakmasını arzu etme.

9. İzni olmaksızın kimsenin işine karışma.

10. İnsanlarla karşılaştığında selâm ver; onlara az, güzel ve tatlı söz söyle; iyi insanları sev, kötü insanları idare et.

11. Allâh’ı çok zikret ve Resûlullah’a (s.a.v.) da çok salavat getir.

13. Her gün muhakkak Kur’ân-ı Kerîm oku, sevabını Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) bağışla.

14. Bütün sırlarını gizle.

15. Komşuna iyilik yap ve onlardan gelen eziyetlere sabret.

16. Ehl-i Sünnet vel-Cemaat mezhebine sımsıkı sarıl, ona göre amel et, cehalet ve dalalet ehlinden uzaklaş.

17. Her işte niyetin daimâ halis olsun, helal yemeye gayret et.

18. Sıhhatli iken Allâh’ın azabından korktuğun gibi onun rahmetinden de ümidini kesme ve;

19. Ölüm hastalığında Allâhü Teâlâ’nın merhametinden ümidli ol.

Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Hakîki mücâhid, nefsine karşı cihad edendir.” (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

Kaynak : Fazilet Takvimi 07.04.2014

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Nasihat, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İmam-ı Azam | Leave a Comment »

Yaşadığınız Gibi Ölürsünüz Ve Öldüğünüz Gibi De Diriltilirsiniz !

Posted by Site - Yönetici Nisan 10, 2014

Yaşadığınız Gibi Ölürsünüz Ve Öldüğünüz Gibi De Diriltilirsiniz !

İbni Abbâs (r.a.) hazretlerinden rivayet olundu: Buyurdular:
-“Cebrail Aleyhisselâm, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine geldi. Buyurdu:
-“Ey Muhammed (s.a.v.)! Rabbin sana selâm ediyor ve (işin gerçeğini bildiği halde) buyuruyor ki:
-“Niye ben onu kederli ve üzüntülü görüyorum?” Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“Ümmetim hakkında (düşündüm) kıyamet günü ümmetimin hâli ne olacak diye tefekkürüm uzadı (daldım)…” Cebrail Aleyhisselâm sordu:
-“Küfür ehli hakkında mı yoksa islâm ehli hakkında mı?” Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“Lâ ilahe illallah Muhammedür’-Rasûlüllah- Allâhtan başka ilâh yoktur. Muhammed (s.a.v.), Allah’ın rasûlüdür!” diyen hakkında…”

Cebrail Aleyhisselâm, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin ellerinden tuttu. Onu “Benî Seleme” mezarlığına götürdü. Sonra Cebrail Aleyhisselâm, sağ kanadıyla bir mezara vurdu ve:
-“Allah’ın izniyle kalk!” buyurdu. Mezarda beyaz ve nurânî yüzlü bir adam;
-“Lâ ilahe illallah Muhammedür’-Rasûlüllah- Allâhtan başka ilâh yoktur. Muhammed (s.a.v.), Allah’ın rasûlüdür!” diyerek mezarından kalktı. Sonra Cebrail Aleyhisselâm ona:
-“Mekânına dön!” buyurdu. O yine eskiden olduğu gibi mezarına döndü.
Sonra Cebrail Aleyhisseâm, sol kanadıyla bir mezarı vurdu.
Ve:
-“Allah’ın izniyle kalk!” buyurdu.
Mezardan siyah yüzlü ve gözleri gök (mavi) olan bir adam;
-“Vay! Benim hasretim! Vay benim pişmanlığım! Yazıklar olsun bana!” diyerek kalktı. Cebrail Aleyhisselân ona da;
-“Mekânına dön!” dedi. O eskiden olduğu gibi mezarına döndü….”
Bu hadise üzerine Efendimiz (s.a.v.) hazretleri:
-“Yaşadığınız gibi ölürsünüz ve öldüğünüz gibi de diriltilirsiniz!” buyurdular. (2/264) Herkes işlemiş oldugu iş üzere âkibette cân verip ölür.
Câbir (r.a.)’dan rivayet olundu. Buyurdular: -“Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinden işittim, diyorlardı: -“Her kul. öldüğü şey üzere diriltilir.” [ Sahih-i Müslim: 5126,]

İsmail Hakkı Bursevi(k.s.), Ruhu’l Beyan Tefsiri 5/501-503.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Hadis-i Şerifler, Kıyamet, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: