Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 14 Oca 2014

Zeyd Bin Harise ( r.a ) Hayat Hikayesi..Ve H.z Zeynep ( r.a. ) İle Evlenmesi..

Posted by Site - Yönetici Ocak 14, 2014

Zeyd Bin Harise ( r.a ) Hayat Hikayesi..Ve H.z Zeynep ( r.a. ) İle Evlenmesi..

Zeyd bin Harise’nin annesi Su’dâ kendi kavmini ziyarete gitmişti. Zeyd bin Harise de beraberinde idi. Cahiliye devrinde Benî Kayn b. Cisir süvarileri, Benî Ma’n evlerine baskın yaptılar. Zeydi kapıp aldılar, anlayışlı bir çocuk idi, Ukaz panayırına getirdiler, satılığa çıkardılar. Hakîm b. Huzam, halası Hatice hesabına dört yüz dirheme onu satın aldı. Hz. Hatice de Resulüllah kendisi ile evlendiği zaman, onu Resulullah’a hibe etti, onu kaybetmiş olan babası Harise:
“Zeyd’e ağladım, bilmem ne yaptı.
Sağ mı, ümid olunur mu?
Yoksa ecel önüne mi geçti?” diye başlayan acıklı beytler söylemiş, sonra Harise’nin kabilesi olan Kelb kabilesinden birtakım kimseler hacca gelmişler Zeyd’i görmüşler. Zeyd bin Harise onlara kendisini tanıtmış, onlar da tanımışlar ve şu beyti aileme götürün demiş: “Kavmime özlemlerimi bildiririm. Gerçi uzağım, çünkü Meşair’in yanında beytin civarında kalanlardanım. Gitmişler babasına bildirmişler ve yerini tarif etmişler. Bunun üzrine Harise ve kardeşi Ka’b onu kurtarmak için fidyesini alıp yola çıktılar. Mekke’ye geldiler. Efendimiz (s.a.v.)’i sordular, Mescid’de olduğu söylendi. Yanına gittiler
“Ey Muttalib’in oğlu, ey kavminin efendisinin oğlu! Siz Allah’ın şerefli Harem’i-nin civarında kalan kimselersiniz. Siz sıkıntı içinde olanları kurtarır, esirleri doyurursunuz. Biz sana senin yanındaki çocuğumuz için geldik. Bize lütfet v e ihsan et. Takdim edeceğimiz fidyesini kabul eyle. Serbest kalmasına yardım buyur” dediler. Resulüliah (s.a.v.) hazretleri:
“O kim?” buyurdu. Onlar:
-“Zeyd bin Harise” dediler.
Bunun üzerine (yahut da başkası):
“Haydin çağırın onu da muhayyer bırakın, eğer sizi tercih ederse, fıdyesiz sizin olsun; yok eğer beni tercih ederse, vallahi ben, beni tercih edene karşı fidyeyi tercih etmem” buyurdu. Bunun üzerine Zeyd bin Harise’yİ çağırdılar. Resulüllah (s.a.v.)
“Bunları tanıyor musun?” buyurdu. Zeyd bin Harise:
“Evet şu babam, şu amcam” dedi. Resulüliah (s.a.v.) hazretleri:
-“Ben de bildiğinim, sana olan davranışımı ve arkadaşlığımı gördün. Şimdi ya beni tercih et, ya onları.” O zaman Zeyd bin Harise dedi ki:
“Ben sana karşı kimseyi tercih edemem. Sen benîm hem babam, hem amcam yerinesin.” Buna karşı babası ve amcası:
“Yazık sana ey Zeyd bin Harise köleliği hürriyete, babana, amcana ve ehli beytine tercih mi ediyorsun?” dediler. Zeyd bin Harise de:
“Ben bu zattan öyle şeyler gördüm ki, ona karşı hiçbir kimseyi tercih edemem.” diye cevap verdi. Resulüliah bunu görünce, onu Hıcr’e çıkardı. Ve buyurdu ki:
– “Şahid olun Zeyd bin Harise benim oğlumdur, bana varis olacak, ben de ona varis olacağım.” Bunu görünce babası ile amcasının da gönülleri hoş oldu. memnun olarak dönüp gittiler.”
Bundan böyle ta İslam’a gelene kadar “Zeyd b. Muhammed” diye çağırılırdı. Resulüliah onu böyle oğul edindiği zaman halası Ümeyme binti Abdulmutta-lib’in kızı Zeyneb binti Cahş’ı daha sonra ona nikah etmişti. Ondan Önce de azadlı cariyesi Ümmü Eymen’i onunla evlendirmiş, ondan oğlu Üsame doğmuştu. Sonra Zeyneb’i boşadığı zaman, onu, Ukbe b. Ebi Muayt’ın kızı Ümmü Gülsüm ile evlendirdi ki, bu da anası tarafından Abdulmuttalib’ih torunundan, yani Peygamberin hala çocuklarındandı. Bundan da Zeyd bin Zeyd ve Rukuyye doğmuştu, sonra Ümmü Gülsüm’ü de boşadı. Ebu Leheb’in kızı Dürey ile evlendi. Sonra onu da boşadı. Hz. Zübeyr’in kızkardeşi Hind binti Avvam ile evlendi. Buharî’de yer aldığı üzere lbn Ömer (r.anhüma):
“Onları Öz babalarına nisbet ederek çağırın. Allah katında âdil (ve doğru olan) budur” (Ahzab, 33/5) âyeti ininceye kadar Zeyd bin Harise “Zeyd b. Muhammed” derdik diye haber vermiştir. Zührî, “Biz Zeyd bin Harisden önce müslüman olan bilmiyoruz” demiştir. Zeyd bin Harise “Bedr” ve ondan sonraki savaşlarda Resulüllah (s.a.v.) ile biriikte bulunmuş ve nihayet Mute savaşında emîr, yani kumandan olarak şehit olmuştur. Resulüllah (s.a.v.) onu seferlerinin bazısında Medine’de yerine bırakmıştır. Bera b. Azib’den rivayet olunduğuna göre, Zeyd bin Harise: “Ya Resulellah Hamza ile aramızda kadeşlik sözleşmesi yaptık.” demiştir- Hz. Aişe’den rivayet olunur ki “Resulüllah (s.a.v.) Zeyd bin Harise’yi herhangi bir seriyyede (düşman üzerine gönderilen küçük süvari müfrezesi) gönderdiği zaman mutlaka onu kumandan yapardı. Ve eğer sağ kalmış olsaydı, onu halife bırakırdı.” Buharide rivayet olunduğu üzere Seleme b. Ekvâ (r.a.) demiştir ki: “Peygamberle birlikte yedi gaza ettim. Resulüllah, onu bize kumandan yapardı.” Zeyd’in katıldığı seriyyeler: Önce Karede, sonra Hamum. sonra. Iys. sonra Mutrıf. daha sonra sırasıyla. Hışma. Kurza seriyyeleri olmuş, daha sonra Mute savaşında kumandan olmuş ve bu savaşta ellibeş yaşında iken şehid olmuştur. Kur’ân’da ondan başka hiçbir sahabi ismiyle söylenmemiştir. Yine Buharîde İbn Ömer (r.anhüma)dan rivayet olunduğu üzere. Resulüllah (s.a.v) buyurmuştur ki: “O, yani Zeyd bin Harise, gerçekten kumandanlığa layıktır. Ve gerçekten en çok sevdiklerimdendir.Tirmizî ve başka mu-haddislerin rivayeti ile Hz. Aişe demiştir ki: “Bir sefer Zeyb b. Harise Medine’ye geldi. ResulÜllah benim odamdaydı, geldi kapıyı çaldı. Resulüllah kalktı, ona sarıldı ve öptü.” Bir de lbnü Ömer (r.anhüma) şöyle demiştir: Ömer, Üsâme’ye benden daha çok maaş bağladı. Kendisine sordum. O, Resulullah’a senden daha sevgili idi. babası da Resulüllah katında senin babandan daha sevgiliydi dedi. İşte Zeyd bin Harise böyle çeşitli yönlerden Allah’ın ve Resulü’nün ni-metine ermiş bir zat idi. Burada bunun bu niteliklerle nitelenmesi, nimetin değer ve şükrünü bilecek güzel niteliklere sahip olduğunu tescil ile. gönüldekini kendisine olduğu gibi söylemek için çekinecek bir taraf olmadığına bir dikkat çekmektir. Yani senin, böyle senden nimet görmüş bir kimseye karşı çekinmene hiçbir sebeb yokken diyordun ki Eşini bırakma, kendi yanında tut. Yani Zeyneb’i boşama. Burada tefsirler bu konudaki rivayetlerin arasına şöyle bir paragraf eklemişlerdir: Güya Resulüllah (s.a.v.) Zeyneb’i Zeyd’e nikahladıktan bir zaman sonra, tesadüfen gözü ona ilişmiş, birdenbire güzelliği gönlünde yer etmiş de “Gönülleri çeviren Allah’ı teşbih ederim” demiş. Zeyneb de teşbihi işitmiş Zeyd’e söylemiş. Zeyd bin Harise intikal etmiş ve bunun üzerine Zeyne-b’le beraberliği uygun görmeyerek Resulullah’a gelmiş:
– “Ben eşimden ayrılmak istiyorum” demiş, (s.a.v.)de:
“Ne var, ondan seni şüpheye düşürecek bir şey mi oldu?” buyurmuş. Zeyd bin Harise:
-“Yok. Vallahi ben ondan hayırdan başka bir şey görmedim. Fakat şerefli bir aileden gelmesi dolayısıyla kendisini benden büyük görüyor.” demiş. Ve o zaman Efendimiz (s.a.v.) hazretleri:
– “Hanımını kendine sıkı tut” buyurmuş.
Zeyneb Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin, yakın akrabası ve çocukluğundan beri gördüğü bir kızdı. Onu kendisi Zeyd Bin Harise (r.a.) hazretlerine istedi. Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin Ansızın görülen bir güzelin güzelliğini son derece temiz ve ince bir biçimde duyup takdir ederek yaratanın yaratıcılık gücünü teşbih ve tenzih ile ilan etmekte peygamberlerin ismet (günah işlememe) özelliğine aykırı bir durum yoktur… Birtakım hırıstiyan yazarların dedikodu aracı yapmak istedikleri bu hikaye. Hadis ilmi bakımından, gerçekten olmuş bir olay değildir. Bu hadise sahih değildir. Bir kere rivayet açısından sahih hadis kitaplarında, sahih bir yol ve sened ile rivayet edilmemiştir. Sonra dirayet, yani hadisin mânâsı açısından, Zeyneb’in güzelliğini Resulullah’ın henüz yeni görüp anlamış olması aklen kabul edilemez. Zira Zeyneb Resulullah’ın yakın akrabasından olmakla, ta çocukluğundan beri görüp bildiği ve özellikle tesettür edil memiş bulunduğu için vücud güzelliğini yakından tanıyageldiği bir kadın iken, bunu ilk olarak bu defa görülmüş beğenivermiş diye anlatmak kendi kendini yalanlayan bir hikayedir. Doğrusu Efendimiz (s.a.v.) hazretleri Zeyneb (r.a.)ı daha önceden biliyordu ve bildiği için onu evlat gibi sevdiği Zeyd’e nikah etmiş idi. Fakat Zeyneb onurlu bir kadındı. Zeyd’i kölelikten azad edilmiş olduğundan dolayı kendine denk sayamamış, ona varmak İstememişti. Sırf Resulullahin emrine itaatla ona varmış, fakat gereği gibi ısınamamıştı. Ara sıra Peygam-ber’e akrabalığından dolayı şerefli olması ve asaletiyle övünerek Zeyd’e karşı büyüklenmek istiyordu. Gerçekten kumandanlığa layık olarak yaradılmış olan Zeyd bin Harise, buna bir süre sabretti ise de Resulullaha varıp Zeyneb’den ayrılmak istediğini arz eyledi. Resulllah (s.a.v.)da bunu nefsinde uygun gördüğü halde, birdenbire müsade etmeyip dedi ki:
“Hanımını kendine sıkı tut.” Ve Allah’tan kork. Yani kadını boşamanın, önemsiz bir mesele olmadığını. Allah katında sorumluluk getiren bir iş olduğunu düşün, çünkü “Yani Allah katında helallerin en çirkini boşamadır.”
Taberî’de Süfyan b. Uyeyne kanalıyla Ali b. Hüseyn’den rivayet edildiğine göre. Allah, peygamberine bildirmişti, Zeyneb ilerde Resulullah’ın hanımlarından birisi olacaktı. Böyle iken Zeyneb’den şikayete geldiği zaman, ona hanımını kendinde tut demişti. Çünkü o halde halkı da sayıyordun. Zeyd’in hatırını sayıyor ve insanlar dedikodu ederler diye çekiniyordun. Oysa Allah’ı sayman daha uygundu. Eğer korkacak bir şey varsa, halkı hiç hesaba almayarak yalnız Allah saygısını duyasın. Yani sırf gizlemek sakıncalı değildir. Allah için korkacak, Allah’ın emrine aykırı olacak bir şey olsaydı, sade Allah korkusuyla gizlemek de sakıncalı değildi. Fakat Allah için korkacak bir durum yok iken sırf insanlardan korkarak gizlemek veya Allah korkusuyla birlikte bir de halk korkusu gözetmek, işte hatırlatmanın sebebi budur. Halktan hiç korkmayarak yalnız Allah korkusunu gözetmek gerekti. Çünkü Allah’ın ilahi mesajını tebliğ eden peygamberler açıklanacağı üzere Allah’tan başka kimseden korkmazlar.
“Onlar ki Allah’ın risaletlerini tebliğ ederler ve O’ndan korkarlar, Allah’tan başka kimseden korkmazlardı. Hesaba alacak da Allah yeter.” (Ahzab, 33 / 39). Deniliyor ki Peygamber’e karşı en şiddetli âyet bu:
“Hem hatırla o vakti ki o kendisine hem Allah’ın in’am ettiği, hem senin in’am ettiğin kimseye ‘Zevceni kendine sıkı tut ve Allah’tan kork’ diyordun da nefsinde Allah’ın açacağı şeyi gizliyordun, nâsı sayıyordun; halbuki Allah, kendisini saymayana daha gerekti. Sonra vaktâ ki Zeyd o kadından ilişiğini kesti, biz onu sana tezvîc eyledik; tâ ki oğullukların ilişiği kestikleri zevcelerinde mü’minlere bir darlık olmasınl Allah’ın emri de fiile çıkarılmış bulunuyor.” (Ahzâb: 3/37) âyetidir. Hz. Aişe der ki: “Resulullah (s.a.v.) Allah’ın kitabından bir şey gizleseydi bu âyeti gizlerdi.” “İçinde de Allah’ın meydana çıkaracağı bir şey gizliyordun.” “İnsanlardan çekiniyordun, oysa Allah’dan çekinmen daha uygundu.” Demek ki bu ayet bu şekilde Resulullah’ın doğruluğuna ve pek yüksek olan huşu ve takvasına da açık bir delil oluyor. Zeyd bin Harise (r.a.) hazretleri, Hazret-i Zeyneb (r.a.) tamamen ilişiğini kesince, yani senden nimet elde etmiş olan Zeyd bin Harise, sonunda o hanımı olan Zeyneb’den muradına erince, onu tutmak istemeyip boşadı ve iddeti çıktı. Ona hiçbir şekilde bir ihtiyacı kalmadı ve bu şekilde Zeyneb açıkta mahrum kaldı. O zaman biz onu seninle evlendirdik, yani senin çekinmene rağmen nihayet onunla evlenmeni sana emrettik. Demek ki Peygamber insanlara karşı söylemekten bile kaçındığı bir fiilin açıktan açığa yapılmasına emir almış bulunuyordu.
Şüphe yok ki bu onun iman ve kesin inancını ortaya çıkaran büyük bir imtihandır. Fakat bu ne için böyle oluyordu? Ne idi? Bu evlendirmede ümmet için önemli bir hüküm hikmeti vardı. Şöyle ki Oğulluklarının, hanımlarından ilişkilerini kestikleri zaman, müminler üzerine bir darlık olmaması hikmeti için. Zira sûrenin başında geçtiği üzere, siz oğulluk edinmekle yüce Allah onları gerçekten sizin oğullarınız edivermemiştir.
“Öz oğullarınızın hanımları ile evlenmeniz haram edildi.” (Nisa, 4/23) buyruğuna uygun olarak, öz oğulların hanımları ile nikahlanmak haram edilmiştir, diye oğullukların hanımlarını da gerçekten onlar gibi saymak gerekmez.
Bir kimsenin oğul edindiği evlatlığının hanımını boşayıp iddeti çıktığı zaman, o adamın onunla evlenmesi şer’an caizdir, bunda hiçbir sakınca yoktur. İşte cahiliyet devrinde kökleşmiş olan bu adetin bu darlığın İslam’da kaldırılması için, ilâhî hikmet Efendimiz (s.a.v.) hazretlerininin bizzat kendisinde tatbikini gerektirmiş ve bu hikmet için o evlenme emredilmiştir. Allah’ın buyruğu yerine getirilmiştir. Onun için bu emirde yerine getirilmiş. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri evlenmiş, Hazret-i Zeynep de Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin mübarek hanımlarından olmuştur. Bu şekilde bu evlenmenin meşru olduğu tatbikatla gösterilmiştir.
Bazı İslâm düşmanı mürted, Yahudi, Hıristiyan ve münafıkların Hazret-i Zeyneb (r.a.) ile Hazret-i Zeyd’in boşanmaları ve Allah’ın emriyle Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin Hazret-i Zeyneb ile evlenmesi hakkında hakaretvârî sözlerine inşallah “Ahzâb Sûresinin Tefsirinde” gereğince cevâb verilecektir. Oraya bakınız.

Kaynak : “El-lsabe fî Marifeti’s-Sahabe”

İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 4/679-685.

tv Bu linklere Tiklamayiniz, Bizim istemimizin disanda virus gibi giriyorlar.

 

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: