Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Seyyid ve Şerif Kimlere Denir ? Ehli Beyt Kimlerdir ?

Posted by Site - Yönetici Aralık 18, 2013

Seyyid ve Şerif Kimlere Denir ? Ehli Beyt Kimlerdir ?

Seyyid ve Şerif Kimlere Denir ? Ehli Beyt Kimlerdir ?

Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin torunlarından Hazret-i Hüseyin (r.a.)’in neslinden gelenlere “seyyid“; Hazret-i Hasan’ın soyundan gelenlere ise, “şerif ” denir.
Efendimiz (s.a.v)’in ehl-i beytini sevmek her Müslüman üzerine vâcibtir. Islâmın ilk devirlerinde “Ehl-i beyt’ten onların hepsine şerif denilirdi.
İslâm dünyasında seyyid ve şeriflerin geçirdikleri merhaleleri şöyle özetlemek mümkündür:
Sahabe döneminde, ehl-i beytin büyük bir saygınlığı vardı. Ve o dönemde kimlerin Efendimiz (s.a.v.)’in neslinden olduğu biliniyordu.
Kerbelâ hadisesiyle efendimiz (s.a.v.)’in soyundan gelenler büyük bir zulme uğradılar. Emevîler döneminde ehl-i beyt fertlerinin bir çoğu İslâm ülkelerinin değişik yerlerine yerleşip kendilerini gizlediler. Cuma hutbelerinde bile bir çok kendini bilmez Hatibler, Hazret-i Ali ve ehl-i beyte karşı uygun olmayan sözler sarf ediyordu.
Emevî Halifelerinden Ömer bin Abdülaziz Hazretleri döneminde ehl-i beyt rahat bir nefes aldı. Ömer bin Abdülaziz Hazretleri, Hazret-i Ali ve ehl-i beyte karşı çok saygılıydı. Adalet ayetini hutbelerin sonunda okuyarak, insanları ehl-i beyte karşı âdil davranmaya çağırdı.

Mısır’daki Abbasî halifeleri zamanında Hazret-i Hasan (r.a.)’in evladına şerif denilerek beyaz sarık ile gezmelerine ve Hazret-i Hüseyin (r.a.)’in evladına “seyyid” denilerek yeşil sarık sarmalan uygun görüldü.
Seyyid ve şeriflere gereken maddî yardımlar yapıldı. Bu tarihten itibaren seyyid ve şerifler, hükümdar ve valilerden tahsisat ve yardım aldıkları için sahte seyyid ve şerifler türedi. 11. asırdan sonra seyyid ve şerifleri sıhhatli bir şekilde tayin etmek mümkün değildi…

Sahte seyyid ve şeriflerin türemesi…
XI. asırdan sonra İslâm dünyasını sahte seyyid ve şerifler kapladı. Zamanla İslâm dünyasında her on kişiden biri seyyid veya şerif oldu. Bazıları yalancı şahitler sayesinde seyyid ve şerif oldular, bazıları da âlimleri zorlayarak sahte şecereler tertip ettiler.
Hazret-i Fatıma (r.a.)’nin adını taşımalarına rağmen Fatımîlerin nesebleri sahih olmadığı ve Hazret-i Fatıma annemizin soyundan gelmedikleri gibi Seyyid olduklarını söyleyip, manevî bir karizma toplayan Safevîlerin Efendimiz (s.a.v.)’in soyu ile uzaktan ve yakından hiç bir ilişkileri yoktur.

Hindistan. Fas, Iran, Irak bölgelerinde sahte seyyid ve şerifler türediği gibi, Anadolu’da da bir çok sahte seyyid ve şerif türedi. Şu mütevâzi Konya Ereğlisi kasabasında. 2000 (ikibin) saf Oğuz Türkü Celâli eşkıyası, seyyid olduklarını iddia edince, Veziri âzam Köprülü Mehmed Paşa’nın tepesi attı. Vezir Nakkaş İsmail Paşayı, Anadolu müfettişi tayin etti. İsmail Paşa Ereğli’ye geldi. Ancak 20 (yirmi) kişi. baba ve dededen seyyidler defterinde kayıtları olduğunu gösterebildiler. Geri kalanların seyyidlik iddiaları, kendileri ile başlıyordu. Bu davranış Anadolu’nun her tarafına yayılmıştı.

Osmanlı döneminde’ seyyid ve şeriflere büyük bir saygı ve önem verilirdi. Seyyid ve şeriflerin işlerine, seyyid veya şerif olduğuna inanılan emekli kazaskerler arasından seçilen “Nakîbü’l-Eşrâf“, bakardı. Osmanlı devletinde ilk “Nakîbü’l-Eşrâf. Yıldırım Bayezid döneminde tayin edilmiştir. Fatih’in döneminde bir ara lağvedilmiş ise de oğlu Bayezid’in döneminde tekrar ihdas edilmiştir. “Nakîbü’l-Eşrâr, Ehl-i beyt olduklarına inanılan kişilerin kendilerine yakışmayan işlerde çalışmamalarını ve kızlarının ancak denkleriyle evlenmelerini ve diğer dünyevî işlerini görürdü. Onlara fey ve ganimetten kendilerine ait hisselerini dağıtırdı.
Seyyidlerden tayin edilen Nakîbü’l-Eşrâf, merasimlerde. devlet adamlarından önde gelirdi. Padişahların kılıç kuşatma merasimlerinde bulunur. Padişahlara kılıç kuşatır ve dua ederlerdi. Nakîbü’l-Eşrâf, seyyid ve şeriflerin ölüm ve doğumlarını kaydederdi. Seyyid ve şerif olanlar iki şahitle mahkemede hâkim huzurunda deftere kaydedilerek kendilerine beraat verilirdi. Seyyid ve şeriflere rahat ve huzur içerisinde yaşayabilmeleri için lazım gelen hizmetleri görülürdü. Osmanlı devletinde seyyid ve şerifler, her çeşit vergilerden muaftılar. Seyyidlik ve şeriflik taslayanlar, ne kadar ağır suç işlemiş olursa olsunlar, bizzat Padişah, idam cezası vermekten korkardı; zira milyonda bir ihtimal ile olsun Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in torunu olabileceğini düşünür, bu manevî yükü üzerine almak istemezdi…

Osmanlılar zamanında Haleb’te seyyid ve şeriflere mahsus bir mahkeme vardı. Seyyid ve şeriflerin bütün ölüm ve doğumları oraya kayıtlıydı. Yalancılar seyyidlik iddia edemezdi. Sultan Abdulmecid Han’ın döneminde Mason Reşid Paşa, İngilizlerin emriyle bu mahkemeleri kaldırdı. Bu tarihten sonra başına yeşil sarık saran herkes “ben seyyidim” diye ortaya çıktı.. İslâm dünyası birden seyyidlerle doldu…. Ve ne olduğu belli olmayan seyyidler türedi… (Bu konuda geniş bilgi için bakınız: Yılmaz Öztüna, Büyük Türkiye Tarihi c.10. s. 184; Osmanlı Tarih Deyimler ve Terimler Sözlüğü c. 2. s. 647, M.E. B. yayınları. Mehmed Zeki Pakalm;

Seyyid ve şerif olduklarını söyleyen ve ellerinde beraatleri olduğunu iddia eden ailelerin siyadet ve şerâfetleri tartışmalı olduğu gibi gerçekten seyyid ve şerif oldukları hâlde bu durumlarını bilmeyen Müslüman aileler de az değildir… Bu bilgiler ışığında şu gerçek ortaya çıkmaktadır: Elinde şeceresi olan hiçbir ailenin kesinlikle seyyid veya şerif olduğu söylenemeyeceği gibi herhangi Müslüman bir aileye de bunlar seyyid veya şerif değildir, diyemeyiz…
Seyyid veya şerif olduğunu iddia edenlerin seyyid ve şerif olma ihtimali, rast gele bir Müslümanın seyyid veya şerifliği kadar kuvvetlidir. Herhangi bir Müslümanın seyyid veya şerif olması da bu seyyid ve şerif olduğunu söyleyenlerin, seyyid ve şerif olma ihtimallerinden daha zayıf değildir…
Her Müslüman seyyid veya şerif olabiliri Olmaya da bilir! Önemli olan Resûlüllah’ın ahlâkı üzere olmaktır. Sünneti ile amel etmektir… Ehl-i beyti sevmek vacip olduğu için: bütün Müslümanları candan ve gönülden sevmeliyiz. Ehl-i beyte gereken sevgi ve saygıyı gösterebilmek için bütün Müslümanları kardeş bilip sevmeliyiz.. Zira sokakta gördüğümüz, her Müslüman seyyid veya şerif olabilir. Neden olmasın? Cenab-ı Allah bizleri ehl-i beyt’in sevgisi ve şefaatinden mahrum etmesin. Âmin.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 4/564

Bir Yanıt to “Seyyid ve Şerif Kimlere Denir ? Ehli Beyt Kimlerdir ?”

  1. Necmettin Balcı said

    Bir de Hz. Ali’nin oğlu Muhammed’in soyundan gelenler vardır ki, Hâce diye
    bilinir. Hâce Ahmed Yesevî Hazretleri gibi.

    Günümüzde seyyitliğin tesbiti çok kolaydır. Sakal-ı Şerif’ten (Peygamberimizin
    sakalı) bir kıl alınır. Seyyitlik iddia edenin saçı DNA kıyaslaması yapılır.
    Gerçek seyyitle sahtesi böyle ayrılır.
    Ortalık sahte seyyit, dededen geçilmiyor!

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: