Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Hikâye (Nasihat)

Posted by Site - Yönetici Aralık 7, 2013

Hikâye (Nasihat)

Hikâye (Nasihat)

Ebû Amr el-Vâiz (r.h.) buyurdular:
-“Resûlüllah (s.a.v.) hazretlerinin mescidinde oturuyordum. Baktım bir genç yanıma geldi. Bana bir kağıt parçası verdi. Bak¬tım, onda (şöyle yazılıydı:)
-“Ey kardeşim! Allâhü Teâlâ hazretleri, seni mutlu kılsın! Kardeşim Ebu Amr! Senin (Medine-i münevvereye) geldiğin (ha¬beri) bana ulaştı. Seni görme iştiyakındayız…”
Ebû Amr el-Vâiz (r.h.) buyuruyor:
-“Ben kalktım, o gençle beraber, gittim! Issız bir yerde harâb bir eve vardım. Evin kapısı hurma lifindendi. Evden içeriye girdiğimde içerde yaşlı bir şeyh, kıbleye karşı oturmuştu. Haşyet¬ten (ve ilâhî korkudan) mahzun bir haldeydi.
İki gözü ağlamaktan gitmişti.
Ona selâm verdim. O selâmımı aldı. Bana:
-“Ey Ebû Amr! Ne zamandır, kalbim senin vaazını dinlemeye müştak olup hasret duymaktadır. Bende bir hastalık var. Bu vaaz ve hatibler onun ilacını bulmaktan âciz kaldılar!” dedi. Ben ona:
“Ey şeyh! Basîret ve kalbinin gözleriyle göklerin mefekûtuna bak! imanın hakikati ile me’vâ cennetine intikâl et, geç! Allâhü Teâlâ hazretlerinin me’vâ cennetinde evliya kulları için hazırladık¬larını gör! Sonra alevli cehennem ateşine bak! Allâhü Teâlâ hazretlerinin eşkiyâ için hazırlamış olduğu azabı gör! İki darın (cennet ve cehennemin) arasındaki farka bak! Bu iki fırka müsavi değildir…”
O yaşlı adam, sözlerimi işittiğinde, inledi. Büyük bir haykırış¬la sayha çekti. Sonra buyurdu:
-“Vallahi! İlâcın hastalığıma tam iyi geldi. Ziyâde et (daha fazla öğüt ver), Allâhü Teâlâ sana rahmet etsin!” dedi. Ben: “Allâhü Teâlâ hazretleri, senin sırlarını (içinde gizlemiş ol¬duğun niyetini) en iyi bilendir. Seninle karşılaşıp, seni hesaba çek¬tiği zaman, senin niyetini sana bildirecektir!” dedim.
O yaşlı şeyh, sözlerimi işitince, birincisinden daha büyük bir sayha attı. Yere düşüp öldü.
Bu anda genç bir kız çıka geldi. Kızın üzerinde yünden ya¬pılmış bir baş örtüsü ve yünden bir elbise vardı. Alnıyla secdeye vardı. Ve o kız, bana:
-“Ey ariflerin kalblerini tedâvî eden (ulu kişi) gerçekten iyi ettin! Bu şeyh babamdı. O yirmi seneden bu yanadır, hastalığa mübtelâ olmuştu. Allâhü Teâlâ hazretlerinden hep seni temenni ediyordu. Ve şöyle diyordu:
-“Bir kere Ebû Amr (r.h.) hazretlerinin vaaz meclisinde bu¬lundum, kalbimi ihya etti. Benden gafletimi giderdi. Beni uyan¬dırdı. Eğer onu ikinci defa dinleyecek olursam, herhalde (onun vaazı) beni öldürür!” derdi. (Genç kız devam etti:)
-“Allâhü Teâlâ hazretleri, seni hayırla mükâfatlandırsın!” de¬di. Sonra kız, ağlayıp, babasının üzerine düştü. Babasının iki göz¬lerinin arasını öptü. Ben ona:
-“Ey ağlayan genç kız! Muhakkak ki biz senin babanı seviyo¬ruz! Baban dünyadan geçti. Darü’l-cezâ (ceza evi olan âhiret âle¬mine gitti) Eğer baban ihsan sahibi ve iyi bir kişi ise, onun için Allâhü Teâlâ hazretlerine yaklaşmak ve rahmetine gark olmak gibi güzel bir mükâfat vardır! Yok eğer baban kötü ise kötülük yapanların yurdu olan cehenneme girecektir!” dedim.
Genç kız, bir sayha attı. Sonra babasının üzerine düşüp öl¬dü. (2/148)
Orada ben, iki ölünün yanında hazîn (ve çok üzgün) bir hal¬de kaldım….
(Sonra) ikisini rüyâm’da gördüm. En güzel makamlarda idi¬ler. İkisinin üzerinde yeşil ipekten (ve atlastan) birer hülle vardı. Onların hallerini sordum. Şeyh bana:
-“Sen benim ortağımsın!
Benim nail olduklarımdan…
Ayağa kalk! Müşahede et! Ev Ebâ Amir!
Gaflet sahibini uyandıran her kese;
Gafletten uyanıp tevbe eden kişinin nail olduğu
Sevabların yansı ona emredene verilir…
Sonra buyurdu:
-“Ben, bana karşı gadab etmeyen Kerim Rabbime takdim olunup. Rahmanın huzuruna vardım! Allahü Teâlâ hazretleri, beni cennetlerinde iskân etti. Beni çok güzel olan hurilerle evlendirdi!” (Sonra bana tavsiyede bulunup devam etti:)
“Ey Ebû Âmir! Çok dua etmeye haris ol! Gaffar Melik olan Allâhü Teâlâ hazretlerine çok istiğfarda bulun! Gecenin ortasında ve gündüzün etrafında (sabah ve akşam) mağfiretini talep et¬mek, ahyâr (seçkin) ve ebrâr (ermiş iyi insanların) güzel ahlak ve huylanndandir…”
Bil ki, kim bir kelime ile nasihat alır ve Allah’ın kulu, Habibi Edîbi Muhammed Mustafa (s.a.v.) hazretlerinin dili üzere hakkın nidasına iman eden kişi; Allahü Teâlâ’nın ateşinden kurtulup; cennetinden Allah’ın mağfiret ve rahmetine vâsıl olur

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 4/368-370.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: