Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for Kasım 2013

Günahsız Ağızla Dua

Posted by Site - Yönetici Kasım 30, 2013

duaafrikamuslim194237-copy

Günahsız Ağızla Dua

Cenâb-ı Hak, Hz. Musa’ya (a.s), ”Yâ Musa! Bana günahsız bir ağızla dua et” diye buyurdu.
Musa aleyhisselâm, ”Yâ rabbi! Ben de böyle bir ağız yok” dedi. Allah Teâlâ buyurdu: ”Başkasının ağzıyla Allah’a dua et. Çünkü sen başkalarının
ağzıyla günah işleyemezsin. Öyle hareket et ki başkaları senin için gece gündüz dua etsin. Senin günah işlemediğin ağız, başka birinin senin için özür dileyip, dua ettiği ağızdır.
Yahut kendi ağzını temizle. Allah’ın adını zikreden ağız temizlenir. Allah’ın ismi bütün pislikleri temizler ve sıkıntıyı giderir.

***
Kişinin yanında bulunmayan mümin kardeşine dua etmesi, Allah’ın hoşuna gider.Kişi kardeşi için dua edince, başucundaki melek ”âmin” der. Sana da, ”Dua ettiğin gibi olsun” der. Peygamberimiz (s.a.v), ”Kardeşin kardeşe gıyabında duası reddedilmez” buyurmuştur.

Kaynak : Mesnevide Geçen Hikayeler.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Mesnevi’de Geçen Hikayeler - Mevlana, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

Kulların Allah’a Arz Edilmeleri, Amel Sayfalarının Uçuşması, Yüce Rabbin Kullarını Hesaba Çekmesi

Posted by Site - Yönetici Kasım 29, 2013

Kulların Allah'a Arz Edilmeleri, Amel Sayfalarının Uçuşması, Yüce Rabbin Kullarını Hesaba Çekmesi

Kulların Allah’a Arz Edilmeleri, Amel Sayfalarının Uçuşması, Yüce Rabbin Kullarını Hesaba Çekmesi:

Yüce Rab buyurdu ki: “Bir gün dağlan yürütünüz de yeri dümdüz gö­rürsün. Hiç birini bırakmaksızın diriltip bir araya toplarız. Dizi dizi Rabbine sunulduklarında onlara: “And olsunki, sizi ilk defa yarattığımız gibi bize gel­diniz. Sizi bir toplamak için söz vermediğimizi iddia etmiştiniz değl mi?” de­nir. Amel defteri ortaya konunca, suçluların, onda yazılı olanlardan korktuk­larını görürsün. “Vah bize, eyvah bize! Bu defter nasıl olmuş da küçük bü­yük bir şey bırakmadan hepsini saymış!” derler. İşediklerini hazır bulurlar. Rabbin kimseye haksızlık etmez.” (Kehf, 18/47-49)

“Ey Muhammed! De ki: “Şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde toplanacaklardır.” (Vakıa, 56/49-50)

“Yeryüzü Rabbinin nuruyla aydınlanır, kitâb açılır, peygamberler ve şâ-hidler getirilir ve onlara haksızlık yapılmadan, aralarında adaletle hüküm ve­rilir. Her kişiye, işlediği ödenir. Esasen Allah onların yaptıklarım en iyi bi­lendir.” (Zümer, 39/69-70)

“Onlara: “Andolsun ki, sizi ilk defa yarattığımız gibi -size verdiklerimi­zi ardınızda bırakarak- bize birer birer geldiniz. İçinizde Allah’ın ortakları olduğunu sandığınız şefaatçılarınızı beraber görmüyoruz. Andolsun ki ara-mzdak bağlar kopmuş, ortak sandıklarınız sizden ayrılmışlardır” denecek.” (En’âm, 6/94)

“Onların hepsini bir gün toplarız. Sonra puta tapanlara, “Siz ve putları­nız yerlerinize!” deyip onları birbirlerinden ayırırız. Putları ise: “Bize tapmı­yordunuz ki; Allah, sizinle bizim aramızda şâhid olarak yeter. Sizin tapınma­nızdan bizim haberimiz yoktu.” derler. İşte orada herkes dünyada yapmış ol­duğuyla imtihan verir ve gerçek Mevlâlan olan Alllah’a döndürülür. Uydur­dukları putlar da ortadan kaybolmuştur.” (En’am, 6/22-24)

“Allah hepsini toplayacağı gün, “Ey Cin topluluğu! İnsanların çoğunu yoldan çıkardınız.” der. İnsanlardan onlara uymuş olanlar, “Rabbimiz! Bir kısmımız bir kısmımızdan faydalandık ve bize tayin ettğin sürenin sonuna ulaş tık “derler. “Cehennem, Allah’ın dilemesine bağlı olarak, temelli kalaca­ğınız durağımzdır” der. Doğrusu rabbin hakimdr, bilendir. Zâlimlerin bir kıs­mını, kazandıklarından ötürü diğer bir kısmına böylece musallat ederiz. “Ey cin ve insan topluluğu! Size âyetlerimi anlatan, bu günle karşılaşmanızdan size uyaran peygamberler gelmedi mi?” “Kendi hakkımızda şahidiz” derler. Dünya hayatı onları aldattı da inkarcı olduklarına, kendi aleyhlerinde şâhid-lik ettiler. Bu, haberleri yokken kasabalar halkını Allah’ın haksız yere yok et-meyeceğnden dolayıdır. İşlediklerne karşılık her birinin dereceleri vardır. Rabbin, onların işlediklerinden habersiz değildir.” (En’am, 6/128-132)

Bu konuda ki ayetler cidden çoktur. İlerideki kısımlarında hepsinde bu­nunla ilgili Kur’ân ayetleri sunulacaktır. Önceki bölümlerden birinde de nak­ledildiği gibi Sahih-i Buharî’de… İbn Abbas’tan rivayet olundu ki; Rasûlul-lah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz sizler, yalınayak, çıplak ve sünnet-siz olarak Allah’ın huzuruna varacaksınız. “Yaratmaya ilk başladığımız gibi onu tekrar var edeceğiz”.” [400]

Ebubekir b. Ebi’d-Dünyâ… Ebû Mûsâ el-Eş’arî’den rivayet etti ki; Ra-sûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “İnsanlar (kıyamet gününde Allah’a) üç kez sunulurlar. Birincisinde ve ikincisinde tartışma ve mazeretler vardır. İkincisinde sayfalar uçuşur. Kiminin amel defteri sağ eline verilir. Öyleleri kolay bir hesaba çekilir ve cennete girer. Kiminin de amel defteri sol eline verilir ve o da cehenneme girer.” [401]

İmam Ahmed b. Hanbel… Ebû Musa el-Eş’ari’den rivayet etti ki; Rasû-lullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kıyamet gününde insanlar (Allah’a) üç kez surulurlar. Bu sunuşların ikisinde tartışma ve mazeretler vardır. Üçüncü-sündeyse amel sayfalan ellere uçar. Kimi bunları sağ eliyle, kimi de sol eliy­le alır.” [402]

Abdullah b. Mübarek bu konuda şöyle bir şiir yazmıştır:

“Sayfalar açılıp ellere uçtular.

Onlarda sırlar var; gözler farkeder o sırları.

Gaflete nasıl dalarsın? Oysa yakında gerçekleşecektir haberler.

Ama neler olup bittiğini bilmiyorsun!

Cennete mi gideceksin? Orada kesintisiz nur vardır.

Yoksa cehennemem gideceksin? O hiçkimseyi bırakmaz içindekileri kaldırıp indirir.

Onlar oradan çıkacaklarını umduklarında,

Kafalarına demir tokmaklar vurulur

Uzun süre ağlarlar ama yakarışlarına acınmaz.

Orada fayda veren bir sabırsızlanma, sızlanma ve de merhamete yer yoktur asla.

İlim, ölmeden önce sahibine fayda vermeli

Ama onlar dünyaya geri gönderilmediler.”

Yüce Allah, kutsal kitabında şöyle buyuruyor:

“Ey insanoğlu! Sen Rabbine kavuşuncaya kadar çalışıp çabalarsın. So­nunda O’na kavuşacaksın. Amel defteri kendisine sağından verilen kimse, kolay geçireceği bir hesaba çekilir ve arkadaşlarının yanına sevinçle döner. Ama amel defteri kendisine arkasından verilen kimse: “Mahvoldum” diye bağırır ve çılgın alevli cehenneme girer. Çünkü o, dünyada, adamlarının ya­nında iken zevk içindeydi. Zira o, bir daha dirilip dönmiyeceğini sanmıştı. Bilin ki, Rabbi onu şüphesiz [403] görmekteydi.”

Kaynak : Ölüm ve Ötesi – İbni Kesir

Dipnotlar : 

[400] Müslim, 3/2194

[401] ibn Mâce, Zuhd 33/2

[402] Ahmed b. Hanbel, 4/414

[403] inşikak, 84/6-15

[404] İbn Kesîr, Ölüm Ötesi Tarihi, Çağrı Yayınları, İstanbul, 2001: 277-279.

Posted in Ölüm Ve Ötesi - İbni Kesir, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Dünya – Razı olmaz mısın ki? Dünya onların olsun; âhiret de bizim!

Posted by Site - Yönetici Kasım 28, 2013

1610070_682800355113992_7518331347374100524_n-copy

Dünya – Razı olmaz mısın ki? Dünya onların olsun; âhiret de bizim! 

“Ömer bin Hattab (r.a.) hazretlerinden rivayet olundu. Buyurdular:
-“Geldim, birde ne göreyim ki, Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, odada bir hasır üzerinde yatıyor. Hasırla arasında (döşek, minder ve sergi adına) hiçbir şey yok.
Mübarek başının altında, içi lif ile dolu deriden bir yastık vardı.
Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin ayaklarının yanında, dökülmüş biraz karaz (selem posası) vardı.
Başının yanında da tabaklanmış bir deri parçası asılı idi.
Hasırın, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin yan tarafına iz yaptığını görünce ağladım. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri:
-“Seni ağlatan nedir?” diye sordular. Ben:
-“Ey Allah’ın Resulü! Kisrâ ve Kayser, oldukları (küfürle beraber), oldukları (refah bir hayat) içindeler. Sen ise Allâhü Teâiâ’nın peygamberisin!” dedim. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“Razı olmaz mısın ki? Dünya onların olsun; âhiret de bizim!

Ne güzel buyurmuşlar:

Hakkın zikrinden ve şevkinden sonra bize.

Her iki cihanda bir gönül ve dil yeter.

Cihan ehlinin yemek ve elbiselerinden…

Eski bir elbise ve yanm helal ekmek yeter…

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 4/400-402.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Ömer, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Zülkarneyn Aleyhisselâm`dan Öğütler..

Posted by Site - Yönetici Kasım 27, 2013

11907188_480935348754855_842191437614908627_n-copy

Öğüt – Zülkarneyn Aleyhisselâm`dan

İskender (Zülkarneyn Aleyhisselâmın) hazinelerinde kırmızı altın ile yazılmış bir halde (şu öğütler) bulundu:
-Teleklerin hareketleri, hiç kimsenin üzerine nimetle kalmaz! Bir kula,
1-Mal,
2- Makam
3- Yücelik (maddi ve manevî yüksek mevki) verildiği zaman; onun bütün gayreti;
1– Fırsatları yakalamak,
2– Minnet ve ihsanını kişilerin boyunlarına takmak (halka iyilik etmek) olmalıdır.
Çünkü, dünya, makam ve yücelik bir çeşit müsâfirdirler (gelip geçicidirler.)
1 – Ya uzun bir pişmanlıktırlar.
2- Ya güzel bir medihtirler.
Öyleyse, ikram edin. (Sahip olduğunuz maddî ve manevî nimet ve değerleri insanlarla paylaşın!)
Ey aslında hasebi olanî Veya mürüvvette ve insanlıkta nasîbi olanlar!Zamanın ehline dönmesi ve gezip dolaşması sizi aldatmasın! Muhakkak ki zaman, ayak kaymalarıdır. (Kırılan ayağı) sarar, kırdığı gibi ve kırar sardığı gibi… Sonuçta emir, Allâhadır.”

Celâledin Rumî (k.s.) buyurdular:
Ne kadar söylüyorsun,
Ben alemi alayım,
O cihanı ben kendimden doldurayım.
Gerçi cihan dolu gitti.
Sen kendinle baş başa kaldın.
0 bir nazardan dolayı, seni çevirdi,
Seni ve seni çocuğa çevirdi

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 4/402-403.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Zülkarneyn, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

Nasıl Yaşarsanız Öyle Ölürsünüz Ve Nasıl Ölürseniz Öyle Diriltilirsiniz.

Posted by Site - Yönetici Kasım 26, 2013

15085719_1363555570334743_2959736919477268778_n

Nasıl Yaşarsanız Öyle Ölürsünüz Ve Nasıl Ölürseniz Öyle Diriltilirsiniz.

Ölmek ve Dirilmek

Cibril Aleyhisselâm, bir defasında Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine geldi. Ve:
-“Ya Muhammed (s.a.v.)! Rabbin sana selâm ediyor! Ve buyuruyor:
-“Seni neden kederli ve mahzun görüyorum!” Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“Ya Cebrail! Ümmetim hakkında tefekkür ettim, düşüncelerim uzadı…!” Cebrail Aleyhissefâm sordu:
-“İslâm ehli hakkında mı yoksa küfür ehli hakkında mı?” E-fendimiz {s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“Lâ ilahe illallah Muhammedü’r-Resûlüllâh! Allâhtan başka ilâh yoktur. Muhammed (s.a.v.) Allah’ın Resulüdür!, diyen tevhid ehli hakkında!

Cebrail Aleyhisselâm, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin mübarek ellerinden tuttular. Seleme oğullarının kabristanlığına götürdüler.
Cebrail Aleyhisselâm sağ kanadıyla bir ölünün mezarına vurdu. Ve ona:
-“Allah’ın izniyle kalk!” buyurdu.
Beyaz (ve nurânî) yüzlü bir adam mezardan çıktı. Mezarından çıkarken;
-“Lâ ilahe illallah Muhammedü’r-Resûlüllâh! Allâhtan başka ilâh yoktur. Muhammed (s.a.v.) Allah’ın Resulüdür!, diyordu.
Cebrail Aleyhisselâm ona:
-“Dön (yerine)” buyurdu.
O hemen daha önce olduğu gibi yerine döndü.
Sonra Cebrail Aleyhisselâm sol kanadıyla başka bir mezara vurdu ve ona da:
-“Allah’ın izniyle kalk!” buyurdu.
0 mezardan, yüzü simsiyah, gözleri mavi, bir adam çıktı. Adam mezarından çıkarken şöyle diyordu.
-“Yazıklar oisun bana! Vay benim hasretim! Vay benim pişmanlığım!“…
Sonra Cebrail Aleyhisselâm ona:
-“Dön (yerine)” buyurdu. O da daha önce olduğu gibi ölü olarak mezarına girdi. Sonra Cebrail Aleyhisselâm:
-“Ya Muhammed (s.a.v.)! İşte kıyamet günü böyle dirileceklerdir!” dedi. Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“Yaşadığınız gibi ölürsünüz ve öldüğünüz gibi de diriltileceksiniz!

Allâhü Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri bu’d (uzaklık) ve seîr (cehenneminin) azabından korusun!
Allâhü Teâlâ hazretleri bizleri, vuslat nimeti nur cemâlini görmekle şereflendirsin! Âmin

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 4/415-417.

Posted in Ölüm - Ecel, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kabir Hakkında Herşey, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 4 Comments »

Kıyamet Gününde Kula Beş Şey Sorulmadan Mahşer Yerinden Adım Atmasına İzin Verilmez.

Posted by Site - Yönetici Kasım 25, 2013

kiyamet

Kıyamet Gününde Kula Beş Şey Sorulmadan Mahşer Yerinden Adım Atmasına İzin Verilmez.

Ebû Ya’lâ… İbn Ömer’den rivayet etti ki; İbn Mes’ud şöyle demştr: “Adem oğluna beş şeyin hesabı sorulmadan kıyamet gününde ayak­larını ileri atmasına izin verilmez. (O beş şey şunlardır:)

1-Ömrünü nerede tükettin?

2-Gençliğini nerede çürüttün?

3-Malını nereden kazandın?

4-Nereye sarf ettin?

5-Öğrendiklerinle ne kadar amel ettin?” [428]

Beyhakî… Abdullah b. Alîm’in şöyle dediğini nakletmiştir: Abdullah b. Mes’ud, yukarıda geçen hadis okuduğunda şöyle derdi: Her biriniz mehtaplı gecede ay ile başbaşa kaldığı gibi Cenab-ı Allah da (kıyamet gününde) onun­la başbaşa kalacak ve ona şunları soracaktır: “Ey kulum! Bana karşı seni al­datan nedir? Öğrendiklerinle ne kadar amel ettin? Elçilerime ne cevap ver­din?” [429]

Hafız el-Beyhakî… Adiyy b. Hatîm’den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Biriniz, arada kendisini örten bir perde ve ken­disine tercüme yapacak »bir tercüman olmaksızın Allah’ın huzurunda dura­cak, Allah ona şöyle soracaktır:

— Sana mal vermedim mi?

— Evet, verdin.

— Sana elçi göndermedim mi?

— Evet gönderdin.

O adam sağına bakar, ateşten başka bir şey görmez. Soluna bakar, ateş­ten başka bir şey görmez. Bir hurma tanesinin yarısını vererek te olsa, bunu bulamadığı takdirde güzel bir söz söyleyerek de olsa, biriniz ateşten sakın­sın.” Buharî de bunu Sahih’inde rivayet etmiştir.

İmam Ahmed b. Hanbel… Katâde’den rivayet etti ki; Safvan b. Muhriz şöyle demiştir: İbn Ömer’in elinden tutmuştum. Bir adam yanma gelip ona şöyle bir soru sordu:

— Kıyamet gününde ki gizli konuşma hakkında Rasûlullah (s.a.v.)’den ne duydun?

— Rasûlullah (s.a.v.)’in bu hususta şöyle buyurduğunu duydum: “Doğrusu Allah (kıyamet gününde) mümini yanına yaklaştırır. Rahmetiyle onu örter ve insanlardan gizler onu. Suçlarını itiraf ettrir. Ona: “Falan suçunu ikrar edip te artık mahv olduğunu anlayınca Cenab-ı Allah, ona: “Dünyada ben senin o günahını örtmüştüm. Bu gün ise bağışlıyorum” der; sonra onun hasenat defterini sağ eline verir. Kâfirlere ve dalkavuklara gelin­ce onların şahidleri derler ki: “Rablerine yalan söyleyenler bunlardır. “Bilin ki, Allah’ın laneti haksızlık yapanlaradır.” [430]

İmam Ahmed b. Hanbel… Ebû Hüreyre’den rivayet etti ki; Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kıyamet gününde Cenab-ı Allah şöyle buyura­caktır: “Ey Ademoğlu! Seni ata ve deveye bindirdim. Seni kadınlarla evlen­dirdim. Seni lider yaptım, hayatın nimetlerinden yararlandırdım. Hani bunların şükrü nerede?” [431]

Müslim ile Beyhakî… Âmir eş-Şa’bî’den rivayet ettiler ki; Enes b. Mâ­lik şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)’le beraberdik. Güldü ve bize sordu:

— Neden güldüğümü biliyor musunuz?

— Sebebini Allah ve Rasûlü daha iyi bilirler.

— Kıyamet gününde Allah’ın, kutuyla yapacağı karşılıklı konuşma (yi düşündüm de onun) için güldüm. Kul, şöyle diyecek:

— Ya Rab! Beni zulümden korumayacak ve bana âmân vermeyecek mi­sin?

— Olur, bunu yaparım.

— Ama ben şahsıma karşı ancak yine kendimden bir parçayı şâhid ka­bul ederim.

— Bu gün sana karşı şâhid olarak sen ve kirâmen katibin melekleri şâ­hid olarak yeter.

Böyle dedikten sonra Cenab-ı Allah onun ağzını mühürler; onun vücut organlarına: “Konuşun!” der. Organları, onun yaptığı işleri anlatırlar. Sonra o, bu konuşmalarla başbaşa bırakılır. Ve kul: “Siz çekilin bir tarafa. Sizin ye­rinize ben savunma yapacağım”der.” [432]

Ebû Ya’lâ… Ebû Saîd’den rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyur­muştur: “Kıyamet günü olduğunda kâfire, dünyada işledikleri gösterilir, iti­rafı istenir; inkâr eder ve tartışır. Bunlar senin komşuların! Senin aleyhind şâhidlik ediyorlar, denir. O, “Yalan söylüyorlar” der. Bunlar senin ailen ve aşi­retin! Aleyhinde şâhidlik yapıyorlar, denir. O, “Yalan söylüyorlar” der. Şâ-hidlere: “Yemin edin” denir. Yemin ederler. Sonra Allah o kâfirleri sorumlu tutar. Dilleri kendi aleyhlerinde şâhidlik yapar ve Allah onarı cehenneme ko­yar.” [433]

İmam Ahmed b. Hanbel ile Beyhakî… Muaviye’den rivayet ettiler ki; Peygambere (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kıyamet gününde ağızlarınızın üzerinde (konuşmanıza engel olacak) bağlar bulunduğu halde diriltileceksi­niz. O zaman âdemoğlunun ilk konuşan yeri, baldırı ve avucu olacaktır.”[434]

Ebubekir b. Ebi’d-Dünyâ… Ebû Eyyub (r.a.)’den rivayet etti ki; Rasûlul-lah(s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kıyamet gününde ilk olarak erkekle karısı da-vâlaşacaktır. Vallahi kadının dili konuşmayacak ama, el ve ayaklan kocasına karşı yaptığı fesat ve bozgunculuk hususunda aleyhinde şâhidlik yapacaklar­dır. Kocanın da elleri ve ayaklan, karısına yaptıkları hususunda onun aley­hinde şâhidlik yapacaklardır. Sonra adamla hizmetçileri aynı şekilde çağırı­lır. Sonra çarşı-pazar halkı çağırılır. (Muhakeme olunurlar. Haksızlık yaptık­ları tespit edilenlerden) Danik ve kıratlarla [435] (mal) alınmaz. Aksine onların iyilikleri alınarak, haksızlık yapmış oldukları kimselere verilir. Mağdurlann da günahları alınarak, kendilerine haksızlık yapmış olanların defterlrin kay-dediler. Sonra zorlarlar, demir tokmaklarla dövülerek getirilir ve “Bunları ce­henneme sevk edin!” denir.”

Kaynak : Ölüm ve Ötesi – İbni Kesir

Dipnotlar : 

[428] Ebû Ya’lâ, Müsterdek, 9/5271. Bk. Heysemî, Mecma’uz-Zevâid, 10/396. Taberanî.

[429] Bk. Hcysemî, Mecma’uz-Zevâid, 347. Taberanî.

[430] Hûd, 11/18) (Buharı, Mezalim 2/3

[431] Ahmed b. Hanbel, 2/492

[432] Müslim, Zühd ve Rikak, 3/17

[433] Bk. Heysemî, Mecma’uz-Zevâid, 10/351. Ebû Saîd el-Hudrî’den.

[434] O zaman insanlar, ağızlan kapalı olduğu çin konuşamayacaklardır. Nitekim Yüce Allah bu­yurmuştur: “İşte o gün ağızlarını mühürleriz. Bizimle elleri konuşur, ayaklan da yaptıklarına şâhidlik eder.” (Yasin, 36/65)

Posted in Ölüm Ve Ötesi - İbni Kesir, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

Kıyamet Günü Ameller Ve Ehli Beyte Dünya

Posted by Site - Yönetici Kasım 24, 2013

20120603_1xg94237-copy

Kıyamet Günü Ameller Ve Ehli Beyte Dünya

Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“Bâzı kavimler haşr olunurlar. Amelleri Tihâme (kızıl deniz sahilinde basık bir çöl) gibidir. Onlara cehennem ateşine atılmaları emredilir. Sordular:
-“Ya Resûlallah (s.a.v.)î Onlar namaz kılıyorlar mıydı?” Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“Evet! Onlar namaz kılıyor, oruç tutuyor ve gece sünnetini (teheccud namazını) eda ediyorlardı! (Onların cehenneme atılmalarına sebeb:) Dünyalıktan bir şey kendilerine arzedilse, onu kapmak için (hırslarından dolayı) hemen üzerine sıçrarlardı.”

Ehli Beyte Dünya

Hazret-i Âişe (r.a.) annemiz buyurdular:
-“Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine sen Rabbinden seni yedirmeni (sana bol rızk vermesini) istesen de Rabbin de sana bol rızk verse!” dedim. (Sonra) buyurdular:
-“Efendimiz (s.a.v.) hazretlerini açlıktan bitkin bir halde karnına taş bağlamış bir durumda görünce ağladım. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“Ey Âişe! Nefsim yed-i kudretinde olan (Allah)a yemin ederim ki, eğer ben Allâhtan istesem, dünyadaki bütün dağlan altın yapar ve onları yeryüzünde istediğim tarafa çekerim. Fakat ben, dünyanın açlığını tokluğuna, fakirliğini zenginliğine ve hüzün ve üzüntüsünü de neşesine tercih ettim!
Ey Âişe! Ne Muhammed’e ve ne de onun ehline dünya gerekmez!” buyurdu.

Kaynak : lhyâ-u Ulumiddin c. 4. s. 66.
İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 4/406-407.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 2 Comments »

Necaşi Kimdir ? Necâşinin Cenaze Namazı..

Posted by Site - Yönetici Kasım 23, 2013

necasi-kimdirnecasinin-cenaze-namaziadil-emir-resim14gq1v-copy

Necaşi Kimdir ?

Necâşî, Habeş hükümdarı. Habeş krallarına verilen isim. Rum krallarına “Kayser“, Iran şahlarına “Kisrâ“. denildiği gibi… Peygamber efendimiz zamanındaki Necâşfnin adı “Eshame” idi. Eshâb-ı kiram, Necâşî’nin memleketi Habeşistan’a hicret ettiklerinde, Necâşî onlara bir takım suâller sorduktan ve Peygamber efendimiz hakkında bilgi aldık­tan sonra şöyle dedi:

Sizi ve yanından geldiğiniz zâtı tebrik ederim. Ben şuna inandım ki, O. Allah’ın resu­lüdür. Zâten biz O’nun ismini, geleceğini İncil’de görmüştük. O resulü (peygamberi), Meryem oğlu îsâ aleyhisselâm da haber verdi. Vallahi eğer Muhammed aleyhisselâm buralarda, Habeşistan’da olsaydı gidip O’nun eşyalarını taşır, mübarek ayaklarını yıkar­dım. Şimdi siz ülkemde İstediğiniz gibi emniyet ve huzur içinde yaşayınız. Bana dağ kadar altın verseler, sizlerden birini üzüntüye sokmaya razı olmam!” Necâşî’nin müslüman olması ve alâkası, Eshâb-ı kiramı ziyadesiyle sevindirip, memnun etti. Nas-rânî yani hıristiyan iken müslüman oldu. Cenaze namazını Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem Medine’de kıldırdı.

Necâşinin Cenaze namazı hakkında degişik hadis-i şeriflerinde şövle buvuruldu:

“Ebü Hüreyre (r.a.)’dan rivayet olundu. Necâşînin ölüm günü, Necâşinin vefatı, haberini bildirdi. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri. “Musalla” (Cenaze namazı) kılman yere çıktı. Sahabeleri saf saf yaptı. Ve dört tekbir ile Necâşinin cenaze namazını kıldı.” Sahih-i Buhârî: 1168,

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 4/411.

Necâşinin Cenaze Namazı

“Eshame Nâcâşî vefat ettiği zaman, Cebrail Aleyhisselâm gelip Efendimiz (s.a.v.) hazretlerine Necâşînin vefat ettiğini bildirdi.
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri de ashabına:
-“Çıkın kardeşinizin üzerine namaz kılın. Kardeşiniz sizin toprağınızın gayrisinde vefat etti!” Sordular:
-“Kimdir o?” Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“Necâşfdir.
Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, ashabı ile birlikte Bakî’a çıktılar. Kendisine Habeş topağına kadar göründü. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, Necâşînin cenazesinin üzerinde olduğu divânı gördü. Dört tekbir aldı. Ve Necâşi için istiğfâr’da bulundu.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri 4/411-413.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kim Kimdir ?, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 3 Comments »

İlim Adamları…..

Posted by Site - Yönetici Kasım 22, 2013

duakuran_ramadan3

İlim Adamları…..

Fudayl (r.h.) buyurdular “ilim adamları;

1 – Kendi nefislerine değer verseler,
2- Dinlerine düşkün olsalar,
3- Zühd ve takva ehli olsalar,
4- İlmi üstün tutsalar,
5- ilmi korusalar,
6- Allâhü Teâlâ’nın istediği yere koysalar,
7- Allâhü Teâlâ’nin ilme (ve ilim adamlarına) verdiği değeri (kendilerine ve) ilme verselerdi; elbette ki:

Ceberut olan zâlimler, ilim adamlarına boyun eğerler,
1 – İnsanlar onlara teslim olurlar,
2- İnsanlar, ilim ehline tâbi olurlar.
3- Herkes âlimlerin sözlerini dinler.
Bu durumda da, İslâm ve Müslümanlar aziz ve yüce olurlar.

Lâkin ilim adamları;
1 – Eğer kendilerini zelil kılar,
2- Kendilerini horlar,
3- Dinlerinde noksan olan ilmi araştırıp istemez ve elde etmeye çalışmazlar,
4- Kendilerine dünyalık teslim edildiği zaman ilimlerini, (sâdece) dünya’nın çocuklarına (dünya ehline öğretip) yayarlar,
5- İnsanların elindeki dünyalıkları’elde etmek için ilimlerini harcarlarsa…

İşte o zaman;
1 – Âlimler (gerçekten) zelil olurlar.
2- İlim adamları insanların nazarında düşük olurlar.
3- İnsanlar ilim adamlarına değer vermez ve sözlerini dinlemez olurlar.
4- Bu durumda da din zayıflar.

Fudayl (r.h.) hazretleri yine buyurdular: Bana ulaşan habere göre, muhakkak ki;
1 – Âlimlerden fâsıklar,
2- Ve Hamele-i Kur’ân (Kur’ân-ı kerimin hafizlanndan) fâsık olanlar;
Kıyamet günü, puta tapanlardan önce ateşe atılacaklardır. Onlar:
-“Ey Rabbimizl Hâlimiz nedir?” diye sorarlar.

Allâhü Teâlâ buyurur:
-“Bilen kişi, bilmeyen gibi değildir!” Dini dünya karşılığında satanlar, apaçık bir hüsran ve zararın içine düşmüşlerdir!
Bütün bunların medarı ve ana sebebi hep dünya sevgisidir.

Allâhü Teâlâ hazretleri bizlere ve sizlere kanaat nasip etsin! Âmin!

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 4/333-334.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

Çocuğun Dini Eğitimi evde başlamalı‏

Posted by Site - Yönetici Kasım 21, 2013

 ibrahim-aleyhisselamnemrutibrahim-aleyhisselamin-tefekkuru-ve-rabbini-arayisi

Çocuğun Dini Eğitimi evde başlamalı‏

Çocuklarımız, manevi ve kültürel mirasımızın vârisleri, aydınlık yarınlarımızın umutlarıdır. Bir toplumun ilerlemesi ve mutluluğu, aileye verdiği değere, genç kuşakların yetişmesi için gösterdiği çabaya ve öneme bağlıdır. Çocuklarımız bizim en değerli varlıklarımızdır. Aileler, bu değerin farkına vararak yaşamalı, onların eğitiminin büyük bir sorumluluk gerektirdiğinin şuurunda olarak hareket etmelidir. Peygamberimiz (sas): “Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüklerinizden sorumlusunuz. Erkek, ailesinin çobanıdır. Kadın da evinin ve çocuğunun çobanıdır. Buna göre hepiniz birer çobansınız ve hepiniz idare ettiklerinizden sorumlusunuz.”[1] buyurarak bu mevzuya dikkat çekmektedir.

Çoban kelimesiyle; sorumluluk hissettiği kişileri her türlü tehlikeye karşı koruyan, onların ihtiyaçlarını bilen ve karşılayan, onlarla birebir ilgilenen, onlara güven veren ve onların iyi hâl üzere olmasına özen gösteren manası kastedilmiş olmalıdır. “Erkek, ailesinin çobanıdır.” denilerek aile reisinin baba olduğunu, ailenin geçiminden ve terbiyesinden öncelikli olarak babanın sorumlu olduğunu anlıyoruz. Kadın da evinin ve çocuğunun çobanıdır; yani evin iç düzeniyle birlikte çocukların bakımı ve yetiştirilmesi onun sorumluluk alanına girmektedir. Şüphesiz ki çocuğun yetiştirilmesi sürecinde annenin emeği daha büyüktür. Bu durum Kur’ân-ı Kerim’de: “Annesi onu zahmetle karnında taşımış ve güçlükle doğurmuştur. Onun taşınması ve sütten kesilmesi otuz aydır.”[2] diye tasvir edilir. Hamilelik, doğum ve emzirme döneminin zahmeti anne hakkını üstün kılmaktadır.

“Bir gün bir adam: ‘Ey Allah’ın Resûlü! İnsanlar arasında iyilik yapmama, kendisine iyi davranmama en çok lâyık olan kimdir?’ diye sordu. Resûlullah (sas): ‘Annen!’ buyurdu. Adam: ‘Ondan sonra kimdir?’ diye sordu. ‘Annendir!’ Adam, yine sordu: ‘Sonra kimdir?’ yine ‘Annendir!’ buyurdu. Adam: ‘Sonra kim gelir?’ diyerek dördüncü kez sorusunu tekrarladı. Sevgili Peygamberimiz bu kez: ‘Babandır!’ diye cevap verdi.”[3]

Annenin bu şerefe lâyık olması, şefkat kanatlarını evlatlarının üzerine indirmesi, onları kendine tercih etmesi, koşulsuz sevmesi, onların dertleriyle dertlenmesi, öfkesinde bile sevgiyi barındırması sebebiyledir. Bir gün sırtına iki çocuğunu yüklenmiş yoksul bir kadın bir şeyler istemek üzere Hz. Âişe validemize gelir. Hz. Âişe validemiz kadına üç hurma verir. O da çocuklarından her birine birer hurma verir. Kalan diğer hurmayı da kendisi yemek üzere ağzına götürür; ancak çocuklar onu da isterler. Kadın yemek istediği bu hurmayı da çocukları arasında bölüştürür. Kadının bu tutumuna hayran kalan Hz. Âişe olup biteni Peygamberimize anlatır. Peygamberimiz de: “Doğrusu Allah, bu şefkati sebebiyle o kadına cennetini vermiş ve onu cehennemden kurtarmıştır.” der.[4] Gönlümüzün meyvesi olan çocuklarımıza gösterdiğimiz şefkat, bizleri haz.Allah’ın lütfuna eriştirecektir. Peygamberimiz bir sözünde Kureyş kadınlarını övmekte ve şöyle demektedir:

“Kureyş kadınları, deveye binen kadınların en hayırlılarıdır. Onlar çocuklarına daha iyi bakarlar, kocalarına karşı daha saygılıdırlar.”[5] Peygamberimiz Kureyş kadınlarının çocuklarına olan yaklaşımlarını örnek olarak sunmaktadır. Çocukların bakımını en iyi şekilde yapmak… Bu bakımla kastedilen, sadece onların yeme, içme, giyinme ve diğer maddi ihtiyaçlarını karşılamak değildir. Dünyevî hiçbir sevginin dolduramadığı gönlü, haz.Allahın sevgisiyle besleyebilmek, Kur’an ahlâkıyla bezeyebilmektir. Yani temiz bir fıtrat üzere doğan çocuğun bu sâfiyetini İslâmî terbiyeyle koruyabilmektir. Çünkü haz.Allah nezdinde hak din İslâm’dır.[6]

Kur’ân-ı Kerim’de kendimizi ve ehlimizi ateşten korumamız emredilmektedir.[7] Bu âyetle ilgili olarak Hz. Ömer, “ ‘Ya Resûlallah! Nefislerimizi koruruz, fakat ailemizi nasıl koruyabiliriz?’ diye sorduğunda, Allah’ın Resûlü : ‘Allah’ın sizi nehyettiği şeylerden onları nehyedersiniz ve Allah’ın size emrettiği şeyleri onlara emredersiniz. İşte bu onları korumak demektir.’ diyerek cevap verdi.” imamı Zemahşeri de el-Keşşaf adlı tefsirinde konuyla ilgili olarak şu hadisi şerifi nakletmiştir: “Allah, o kimseye rahmet etsin ki ‘Ey ailem! Namazınıza, orucunuza, zekâtınıza, miskinlerinize, yetim ve komşularınıza dikkat edin.’ der. Ola ki Allah Teâlâ onları onunla beraber cennette toplar.

Buradan da anlıyoruz ki çocuklara dini eğitim vermek ve hayatlarında İslâmî prensiplere bağlı kalmaları noktasında uyarma görevinde bulunmak dini bir zorunluluktur. Sevgi pınarımız, kendisini tanıdıkça haz.Allah’a olan muhabbetimizin artmasına sebep olan Peygamberimiz, şu sözleriyle bizleri uyarıyor: “‘Ahir zamanda babalarından dolayı vay o evlatların haline!’ Sahâbîler şaşkınlık ve merak içerisinde: ‘Müşrik babalarından ötürü mü?’ Şefkat Peygamberi: ‘Hayır! Mümin babaları.’ Daha da şaşıran sahâbîler: ‘Nasıl olur, ey Allah’ın Resûlü? Hayret içeren bakışlara, dikkat kesilen kulaklara, sorumluluk yükleyen cevap: ‘Babaları, onlara dinlerini öğretmeyi ihmal etti.’ olur.”[8]

Sevgimizle sarmaladığımız, gözyaşlarına dayanamadığımız, acılarına onlardan önce yandığımız, en iyi imkânlara sahip olsunlar diye çabaladığımız, gözbebeğimiz evlatlarımız, haz.Allah’ın bizlere emanetleri… Bilelim ki, iyi bir Müslüman olma gayretinde olduğumuz ve bizleri örnek alarak öğrenen çocuklarımıza iyi birer model olabilme özverisinde bulunduğumuz sürece bu emanete sahip çıkmış olacağız. Yoksa uhrevî sorumluluğumuzu yerine getirmediğimiz için hüsrana uğrayacağız.[9]

Peygamberimiz (sas): “Bir baba çocuğuna güzel ahlâktan daha üstün bir miras bırakamaz ve onun çocuğunu terbiye etme noktasındaki her bir çabası sadaka vermesinden daha hayırlıdır.” der.[10] Çocuğun, babası üzerindeki haklarından biri, güzel ahlâk üzere yetiştirilmesidir. Baba bundan mesuldür. Hiçbir şeyin fayda vermeyeceği o günde “Çocuğunu terbiye etmek için neler yaptın, ona neler öğrettin?” diye hesaba çekilecektir. Âyet-i kerimede “Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir fitnedir. Büyük mükâfat ise Allah’ın yanındadır.”[11] buyrulmaktadır. Burada fitneden maksadın, imtihan vesilesi olduğu âlimler tarafından belirtilmiştir. Bu imtihanı kazanmanın bir yolu; onlara karşı vazifelerimizi bilmek, elimizden geldiğince ahlâklarını güzelleştirebilmek ve onları sadece bu dünyaya değil âhirete de en iyi şekilde hazırlayabilmektir. Diğer bir yolu da “Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın.”[12] ilâhî ikazını unutmamaktır. Fazla mal ve evlat sahibi olmayı hayatımızın tek gayesi haline getirdiğimizde asıl yaradılış gayemiz olan haz.Allah’a kul olma şuurundan uzaklaşmış olacağız.

Çocuklarına iyi bir terbiye veren anne ve babalar, dünyada bunun meyvelerini zaten alırlar. Öldükleri zaman ise arkalarında kendilerine dua eden hayırlı bir evlat bıraktıkları için amel defterleri kapanmaz. Ebeveynler, ilâhî hikmet gereği, salih amel işleyerek hayatlarını zenginleştiren çocukları sebebiyle sevap kazanmaya devam ederler.[13] Nice yüzlerin aydınlanacağı o kıyamet gününde vahiy gereğince amel eden evlatları sebebiyle de ziyâsı güneşin ziyâsından daha güzel taçlar kendilerine giydirilir.[14]

Ey kalpleri halden hale çeviren Rabbimiz!

Kalplerimizi Senin dinin üzere sabit kıl.

Bizleri, Senin rızana uygun evlatlar yetiştirmede muvaffak eyle.

Âmin!

Bu Güzel Yazı İçin Şerife Şevval Kardelen Hocamızdan Allah razı Olsun.

Dipnotlar :

[1] Buhârî, Cuma 11; Müslim, İmâret 20.

[2] Ahkâf, 46/15.

[3] Buhârî, Edeb, 2; Müslim, Birr,1.

[4] Müslim, Birr, 148.

[5] Buhârî, Nikah12;Müslim, Fazâilu’s-Sahâbe210.

[6] Âl-i İmran 3/19.

[7] Tahrim 66/6.

[8] Salih Suruç, Peygamberimizi Nasıl Anlamalı Çocuklarımıza Nasıl Anlatmalıyız, 113.

[9] Şûrâ 42/45.

[10] Tirmizî, Birr 33.

[11] Teğâbun 64/15.

[12] Münâfikûn 63/9.

[13] Müslim, Vasiyet 14; Tirmizî, Ahkâm 36.

[14] Sünen-i Ebî Dâvûd, I,355.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Etiketler: | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: