Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for Ekim 2013

Abdestin Duaları

Posted by Site - Yönetici Ekim 31, 2013

abdestin-dualari

Abdestin Duaları

Abdeste ait önceki alimlerden zamanımıza kadar gelmiş dualar vardır. Her abdest uzvu yıkanırken onunla ilgili uygun bir dua okunur. Bunlar okunmasa da, yine abdest tamam olur; fakat okunmaları iyidir. Şöyle ki:


1) Abdest alacak kimse, abdeste başlarken “Eûzü ve Besmele” çektikten sonra:


اَلحَمْدُلِلَهِ الَّذِىجَعَلَ المَاءَ طَهُورًاوَجَعَلَ اْلاِسْلاَمَ نُورًا


“Yüce Allah’a hamd olsun ki, suyu temizleyici ve İslam’ı nur yapmıştır,” der.


2) Ağzına su alırken:


اَللَّهُمَّ اَسْقِنِىمِنْ حَوْضِ نَبِيِّكَ كَاْساً


“Allah’ım! Peygamberinin Kevser Havuzundan bana öyle bir kâse içir ki, ondan sonra asla susamayayım,” der.


3) Burnuna su verirken:


اَللَّهُمَّ لاَتَحْرِمْنِىرَايِحَةَ نَعِيمِكَ وَجِنَانِكَ


“Allah’ım! Beni nimetlerinin ve cennetlerinin güzel kokularından mahrum etme,” der.


4) Yüzünü yıkarken:


اَللَّهُمَّ بَيِّضْ وَجْهِىبِنُورِكَ يَوْمَ تَبْيَضُّ وُجُوهٌ وَتَسْوَدُّ وُجُوهٌ


“Allah’ım! Bazı yüzlerin aklanacağı ve bazı yüzlerin kararacağı günde benim yüzümü ak yap,” der.


5) Sağ kolunu yıkarken:


اَللَّهُمَّ اَعْطِنِىكِتَابِىبِيَمِنِىوَحَاسِبْنِىحِسَاباًيَسِيراً


“Allah’ım! Kitabımı sağ elime ver ve benim hesabımı kolay yap,” der.


6) Sol kolunu yıkarken:


اَللَّهُمَّ لاَتُعْطِنِىكِتَابِىبِشِمَالِىوَلاَمِنْ وَراَءِ ظَهْرِىوَلاَتُحَاسِبْنِىحِسَابَاًشَدِيداً


“Allah’ım! Kitabımı soldan ve arka tarafımdan verme ve beni zor bir hesaba çekme,” der.


7) Başını meshederken:


اَللَّهُمَّ غَشِّنِىبِرَحْمَتِكَ وَاَنْزِلْ عَلَىَّمِنْ بَرَكَاتِكَ


“Allah’ım! Beni rahmetinin içine koy, üzerime de bereketlerinden indir,” der.


8) Kulaklarını meshederken:


اَللَّهُمَّ اجْعَلْنِىمِنَ الَّذِينَ يَسْتَمِعُونَ الْقَوْلَ فَيَتَّبِعُونَ اَحْسَنَهُ


“Allah’ım! Beni, hak sözü işitip de onun en güzeline uyanlardan yap,” der.


9) Boynunu meshederken:


اَللَّهُمَّ اعْتِقْ رَقَبَتِىمِنْ الناَّرِ


“Allah’ım! Bedenimi cehennem ateşinden azad et,” der.


10) Ayaklarını yıkarken:


اَللَّهُمَّ ثَبِّتْ قَدَمَىَّعَلَىالصِّرَاطِ يَوْمَ تَزِلَّ فِيهِ اْلاَقْدَامُ


“Allah’ım! Bir takım ayakların kayacağı günde, ayaklarımı Sırat Köprüsü üzerinde sabit kıl,” der.

Kaynak : Büyük İslam İlmihali – Ömer Nasuhi Bilmen

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

İstigfar Duası

Posted by Site - Yönetici Ekim 30, 2013

 İstigfar Duası

seyyidul-istigfaristigfar-duasi

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Dualar, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Dünya Sevgisi

Posted by Site - Yönetici Ekim 30, 2013

1dunya-sevgisi-5

Dünya Sevgisi

Allâhü Teâlâ hazretleri, Yarın kıyamet günü, o kıskandıkları mal, boyunlarına tomruk edilecek! Buyurarak; dünya ve mal sevgisi âfetinin yerine “tasma” ve tomruk tabiri kullanıldı.

Çünkü dünya ve mal sevgisi, kalbi ihata etmekte çepeçevre kuşatmaktadır. Büyük ve kötü sıfatlar, bundan doğmaktadır.

1 – Cimrilik,

2– Hırs,

3– Hased,

4– Kin,

5– Düşmanlık,

6– Kibir,

7– Gadab ve bunlardan başka (nefs-i emmârenin sıfatları hep) bunlardan doğmaktadır.

Bundan dolayı Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:

-“Dünya sevgisi bütün hataların başı (ve ana kayna­ğıdır.( Beyhaki: 10501, )

Zekâtı menetmek ve vermemekle nûrânî, ulvî ve şerîf olan ruh, zulmânî süflî ve hasis (düşük ve âdî) sıfatlarla çevrelenmiş olup, kıyamet gününde onun âfetleri, perdeleri ve azaplarıyla tomruklanmış ve tasmalanmış olurlar.

Ayrılıktan sonra; ölenin, gerçekten kıyameti kopmuştur.

Ne güzel buyurdular: (Fârisî beyit tercümesi)

Mala sahip olan iyi kişi en iyi kişi demek değildir.

Merkebe atlastan çul örtülse, yine merkebtir.

Hüner ve fazilet şudur: Din, takva ve kemâlâttır.

Çünkü mal ve makam bazen gelir, Bazen de gider…

Helal maldan yiyen ve bağışta bulunan kişinin görüşü beğenildi.

Cihan kendisinin ardından dönmektedir…

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 4/278-279.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

İnsanlara teşekkür etmeyen Allâhü Teâlâ’ya da şükretmez.

Posted by Site - Yönetici Ekim 29, 2013

5insanlara-tesekkur-etmeyen-allahu-tealaya-da-sukretmez-fakire-hesap-sorulmazborc-ve-sikinti-uzerine-bir-hadis

Aza şükretmeyen, çoğa da şükretmez. 

Aza şükretmeyen, çoğa da şükretmez. İnsanlara teşekkür etmeyen Allâhü Teâlâ’ya da şükretmez. Allâhü Teâlâ’nın ni’metlerini söylemek, şükür; söylememek ise nankörlüktür. Cemaatle beraber olmak rahmet, tefrikaya düşmek azabtır.” (Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed bin Hanbel)

Şükür üç kısımdır:

1- Nimetleri verenin Allâhü Teâlâ olduğuna inanmak.
2- Nimeti veren  Allâhü Teâlâ’ya, diliyle hamd ve senâ etmek.
3- Güzel ameller işleyerek, bu nimetleri veren Cenâb-ı Allâh’ın emirlerine uymak.

Birinci kısım:

Nimet veren Allâhü Teâlâ’yı, kalbiyle tasdik ederek, verdiği nimetlerin şükrünü edâ etmekten âciz olduğunu itiraf ve kavuştuğu nimet az bile olsa onu çok kabul edip kıymetini anlamaya çalışmaktır.

İkinci kısım:

Nimeti veren Cenâb-ı Allah hakkında açıkça hamd etmek, senâ etmek; her şeyin onun mülkü olduğunu bilmek; verdiği nimetlere ve ihsanlara şükretmek.

Üçüncüsü: Nimetleri veren Hak Teâlâ’ya itâat; emir ve yasaklarıyla amel ve hareket; kavuştuğu nimetlerden fakirlere ve zayıflara yardım eylemektir.

Âlimler demiştir ki:

• Nimet, şükür ile bâki kalır ve devam eder; nankörlük ile de kaybolur.
• Şükür, nimetin bağıdır.
• Şükür, bir ağaçtır ki, meyvesi nimettir ve o nimeti korur.
• Bir kimse nimetlere nankörlük ederse, o nimetlerin artmasından mahrum olur.

Hz. Ali (kerremallâhü vecheh) buyurdular:

Bir kimse ki, nimeti şükür ile taleb ediyor, yani nimetin şükrünü edâ etmeye devam ediyor, o kimse nimetin helâk ve telef olması korkusunu çekmez.

Eğer şükrederseniz, elbette size artırırım ve eğer nankörlük ederseniz haberiniz olsun ki azâbım çok şiddetlidir.” mâlindeki İbrahim sûresinin 7. ayetinin hitâbına muhatab olan İsrâiloğulları, nimete şükretmiş olsalardı, nimetleri çoğalırdı. Lâkin nimete nankörlük ettiler, onun için nimetleri yok oldu.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

Dünya sevgisi bütün hataların başı ve ana kaynağıdır.

Posted by Site - Yönetici Ekim 28, 2013

11-hayvanlara-merhamet

Dünya sevgisi bütün hataların başı ve ana kaynağıdır.

Allâhü Teâlâ hazretleri, Yarın kıyamet günü, o kıskandıkları mal, boyunlarına tomruk edilecek! Buyurarak; dünya ve mal sevgisi âfetinin yerine “tasma” ve tomruk tabiri kullanıldı.
Çünkü dünya ve mal sevgisi, kalbi ihata etmekte çepeçevre kuşatmaktadır. Büyük ve kötü sıfatlar, bundan doğmaktadır.
1 – Cimrilik,
2- Hırs,
3- Hased,
4- Kin,
5- Düşmanlık,
6- Kibir,
7- Gadab ve bunlardan başka (nefs-i emmârenin sıfatları hep) bunlardan doğmaktadır.
Bundan dolayı Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“Dünya sevgisi bütün hataların başı ve ana kaynağıdır.

Zekâtı menetmek ve vermemekle nûrânî, ulvî ve şerîf olan ruh, zulmânî süflî ve hasis (düşük ve âdî) sıfatlarla çevrelenmiş olup, kıyamet gününde onun âfetleri, perdeleri ve azaplarıyla tomruklanmış ve tasmalanmış olurlar.
Ayrılıktan sonra; ölenin, gerçekten kıyameti kopmuştur.

Ne güzel buyurdular: (Fârisî beyit tercümesi)

Mala sahip olan iyi kişi en iyi kişi demek değildir.

Merkebe atlastan çul örtülse, yine merkebtir.

Hüner ve fazilet şudur: Din, takva ve kemâlâttır.

Çünkü mal ve makam bazen gelir, Bazen de gider…

Helal maldan yiyen ve bağışta bulunan kişinin görüşü beğenildi.

Cihan kendisinin ardından dönmektedir…

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 4/278-279.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Zekâtı verilmekte cimrilik yapılan mal…..

Posted by Site - Yönetici Ekim 27, 2013

Zekâtı verilmekte cimrilik yapılan mal

Zekâtı verilmekte cimrilik yapılan mal…..

Ebû Hüreyre (r.a.)’dan rivayet olundu. Buyurdular: Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:

-“Kim, Allâhü Teâlâ hazretleri kendisine mal verir de o, ma­lın zekâtını vermezse, o malı kıyamet günü, kendisi için; gözleri önünde iki işaret olan çıngıraklı bir yılan suretine dönüşür. 0 yılan, onun boynuna dolandırılır. Sonra yılan onun çenesinin iki ta­rafından yakalar. Çenesinin iki tarafını ısırır ve sonra:

-“Ben senin malınım! Ben senin hazinenim!” der.

Sonra Efendimiz (s.a.v.) hazretleri:

Allah’ın, fazlından, kendilerine bahşettiği şeye bahillik edenler, sakın onu kendilerine hayırlı sanmasınlar. Hayır! O, onlar için bir serdir. Yarın kıyamet günü, o kıskandıkları mal, boyunlarına tomruk edilecek. Kaldı ki, göklerin ve yerin mîrâsı hep Allah’ın… Ve Allah, her ne yaparsanız haberdârdır.( Al-ilmrân: 3/180 )  âyet-i kerimesini okudu.( Buhâri: 1315, )

Başka bir rivayette ise şöyle buyurulmaktadır:

-“Zekâtı verilmekte cimrilik yapılan mal, yılan kılınır ve sahibinin boynuna dolandırılır. O yılan başından ayağına kadar onu ısırır. Ve onun başına vurarak;

-“Ben senin malınım!” der.”

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri, Fatih Yayınevi: 4/279-280.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Zekat | Leave a Comment »

Zekâtı Vermeyenlerin Hali – Zekât Bir Kaledir

Posted by Site - Yönetici Ekim 26, 2013

altin-2

Zekâtı Vermeyenlerin Hali –  Zekât Bir Kaledir

Ebû Hamîd (r.h.) [Ebû Hamîd İmam Gazâlî hazretlerinin künyesidir.] buyurdular:

Devenin zekâtını vermeyen kişi, sırtının üzerine, bağıran ve dağlar kadar ağır bir deveyi sırtlar (olduğu halde mahşere gelir),

Sığırın zekâtını vermeyenler, sırtına öküzleri (sığırları) yüklenir. Sığırlar böğürmektedirler. O, sığırların ağırlığı dağlara denk gelir.

Koyunların zekâtını vermeyenler, melemekte olan bir koyunu sırtına alır (ve öylece mahşere gelir.) O, koyunun ağırlığı dağlar kadardı.

Devenin bağırması, sığırın böğürmesi ve koyunun melemesi, gök gürlemesi ve şimşek çakması gibidirler.

Ziraatın zekâtını (öşür) vermeyenler, öşrünü vermediği malların cinsinden ister buğday, ister arpa (daha diğer ziraî şeylerden) hazırlanmış olan mallar, olduğundan daha ağır bir şekilde, doldurulmuş olan dağlar gibi çuvalların altına girer. (Bu feci halde mahşere gelirken şöyle bağırır:)

-“Vay bana! Ölüm (neredesin)?”

Malının zekâtını vermeyen, zekâtı verilmemiş mal; gözleri önünde iki işaret olan (temsili) çıngıraklı bir yılanı yüklenmiş (bir halde mahşere gelir). (2/133) Yılan kuyruğunu (zehrini) onun beyninden bırakır. Bütün hızıyla onun çevresinde döner. Onun üzerine sanki yeryüzünde bulunan bütün değirmen taşlan (bir tasma gibi) boynuna takılmış bir haldedir.

Zekâtını vermeyenlerden her biri şöyle bağırmaktadırlar:

-“Nedir bu? (Nedir bu başımıza gelenler?)”

Melekler, onlara şöyle cevâp verirler:

-“Bunlar, sizin dünyada (zekâtını vermeyip) kendisiyle cimrilik ettiğiniz mallardır! Sizin kendisine rağbet ettiğiniz ve kendisinde cimrilik ettiğiniz mallardır!” derler…

Zekât Bir Kaledir

Zekât vermemek, Ukbâda azab görmeye sebeptir; zekâtı vermek âhirette sevaba vesile olduğu gibi… Zekat dünyada malı koruyan bir kaledir.

Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:

-“Malınızı zekâtla koruyun! Hastalarınızı sadakalarla tedavi edin! Belâları dualarla uzaklaştırın.”

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 4/281-282.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Zekâtı Vermeyenler okusun

Posted by Site - Yönetici Ekim 26, 2013

altinborc-almanin-durumlari-hangi-durumlarda-borc-alinir

Zekâtı Verilmeyen ….

Ebû Hüreyre (r.a.)’dan rivayet olundu. Buyurdular: Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:

-“Kim, Allâhü Teâlâ hazretleri kendisine mal verir de o, ma­lın zekâtını vermezse, o malı kıyamet günü, kendisi için; gözleri önünde iki işaret olan çıngıraklı bir yılan suretine dönüşür. 0 yılan, onun boynuna dolandırılır. Sonra yılan onun çenesinin iki ta­rafından yakalar. Çenesinin iki tarafını ısırır ve sonra:

-“Ben senin malınım! Ben senin hazinenim!” der.

Sonra Efendimiz (s.a.v.) hazretleri:

“Allah’ın, fazlından, kendilerine bahşettiği şeye bahillik edenler, sakın onu kendilerine hayırlı sanmasınlar. Hayır! O, onlar için bir serdir. Yarın kıyamet günü, o kıskandıkları mal, boyunlarına tomruk edilecek. Kaldı ki, göklerin ve yerin mîrâsı hep Allah’ın… Ve Allah, her ne yaparsanız haberdârdır.[Al-ilmrân: 3/180] âyet-i kerimesini okudu.[Buhâri: 1315,]

Başka bir rivayette ise şöyle buyurulmaktadır:

-“Zekâtı verilmekte cimrilik yapılan mal, yılan kılınır ve sahibinin boynuna dolandırılır. O yılan başından ayağına kadar onu ısırır. Ve onun başına vurarak;

-“Ben senin malınım!” der.”

Yine Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:

-“Herhangi bir adam ki, devesi, ineği (sığın), koyun (ve keçi­si) olur da, onların hakkını edâ etmez (zekâtlarını vermezse) mu­hakkak ki bu hayvanlar, kıyamet günü (dünyada) olduğundan daha büyük ve daha semiz bir halde kendisine getirilir. O mallar, tırnaklarıyla onun üzerine çıkar ve boynuzlanyla onu toslarlar. Bu durum sıra ile devam eder. Arkadaki hayvan bitince öndeki aetirilir. Ve böyle devam eder. Tâ ki, insanlar arasında hüküm verilinceye kadar…

Kaynak :  İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 4/279-280.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Haksızlığa Uğrayan Kul Ne Yapar ?

Posted by Site - Yönetici Ekim 25, 2013

123-anne-babaya-asi-olanlar-cennet-kokusu-alamazgunahkarim-anne

Haksızlığa Uğrayan Kul Ne Yapar ? 

Allah, Haksızlığa Uğrayan Kuluna Cennetin Köşk Ve Nimetlerini Göstererek Onu, Kendisine Haksızlık Etmiş Olan Kimseyle Barıştırır:

Ebû Ya’lâ… Saîd b. Enes’ten rivayet etti ki; Enes (r.a.) şöyle demiştir: Rasûlullah(s.a.v.) oturmaktayken bir ara güldü. Ömer (r.a.) ona; “Anam ba­bam sana feda olsun. Neden güldün ey Allah’ın Rasûlü?” diye sordu. Rasû-lullah(s.a.v.) şu cevabı verdi: “Ümmetimden iki adam, onur ve üstünlük sa­hibi, kutlu ve yüce Allah’ın huzurunda diz çökmüştü. Bunlardan biri şöyle dedi:

— Ya Rab! Şu kardeşim bana haksızlık etmişti. Bundaki hakkımı al.

— Kardeşinin hakkını öde!

— Ya Rab! Ona verecek hasene (iyilik) lerim kalmadı.

— (Baksana) şunun haseneleri kalmamış!

— Ya Rab! Günahlarımın bir kısmını üstlensin!

Böyle derken Rasûlullah (s.a.v.)’in gözlerinden yaşlar boşandı, ağladı. Sonra da şöyle dedi: Doğrusu kıyamet günü çok büyük bir gündür. O günde insanlar, günahlarının bir kısmının başkaları tarafından üstlenilmesi ihtiyacı­nı duyarlar. (O mahkeme esnasında) Cenab-ı Allah hak sahibine “Başını kal­dır da cenntlere bak!” der. Adam başını kaldırıp cennetlere bakınca der ki:

— Ya Rab! İnciyle taçlanmış gümüşten şehirler altından köşkler görü­yorum. Bunlar hangi peygamberin, hangi sıddikin, hangi şehidindir?

— Bunlar, bedelini ödeyenlerindir.

— Ya Rab, buna kim sahib olabilir ki?

— Sen sahib olabilirsin!

— Neyle ya Rab?

— Kardeşini affetmekle…

— Ya Rab! Ben onu affettim.

— Öyleyse kardeşinin elinden tut ve onu cennete koy!

Böyle derken Rasûlullah (s.a.v.) şöyle bir ilavede bulundu: “Cenab-ı Al­lah kıyamet gününde müminlerin arasını bulup onları barıştırır.”

Beyhakî de Abdullah b. Ebi Bekir’den böyle bir rivayette bulunmuştur.

Sahih-i Buharî’deki şu hadis-i şerif de bunu teyid etmektedir:

“Ödemek niyetiyle insanlardan borç alan kimsenin borcunu Allah öder (yani ödemesin yardım eder.) Telef etmek niyetiyle insanlardan borç alanı da Allah telef eder.” [459]

Ebû Davud et-Tayalisî… Abbas b. Mirdas’tan rivayet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) arefe akşamı ümmetinin ilâhi rahmet ve mağfirete mazhar olması için çokça dua etti. Cenabı Allah ona, “Birbrlerine zulmedenler hariç olmak üze­re bu dileğini kabul ettim” diye cevap verince Rasûlullah (s.a.v.) şöyle dedi: “Ya Rab! Sen, mazluma, kaybettiği hakkından daha hayırlı bir mükâfat ver­meye ve o(na haksızlık eden) zalimi de affetmeye muktedirsin.” Cenab-ı Al­lah o akşam ona cevap vermedi. Müzdelife sabahında Rasûlullah (s.a.v.) duâsmı tekrarladı. Yüce Allah ta ona, “Ben onları bağışladım” diye cevap ver­di. Bu cevabı alınca Rasûlullah (s.a.v.) gülümsedi. Sahabilerinden bazıları ona: “Ey Allah’ın Rasûlü! Daha önce hiç gülümsemediğin bir saatte gülümsedin (hayrola)?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.v.) şu cevabı verdi: “Allah’ın düşmanı İblis’e güldüm. Cenab-ı Allah’ın ümmetm için yaptığım duayı ka­bul ettiğini öğrenince “Vay başıma gelenler! Ben helak oldum” demeye ve başına toprak saçmaya başladı.”

Beyhakî dedi ki: Bu mağfiretin, insanlara dokunan bir azâbdan sonra ol­ması muhtemeldr. Bazı insanlara özgü olması muhtemeldir. Herkes için umumi olması da muhtemeldir.

Ebû Davud et-Tayalisî… Abdurrahnıan b. Ebû Bekr es-Sıddık’tan riva­yet etti ki; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

— Ey Ademoğlu! İnsanların hukukunu nerede zayi ettin? Onların mal­larını nereye götürdün?

— Ya Rab! Ben fesad işlemedim. Bozgunculuk yapmadım. Aksine be­nim başıma bir musibet geldi. (O nedenle borcumu ödeyemedim).

— Öyleyse bu gün herkesin önce benm, bu borcunu ödemem gerekir, Böylece o adamın iyilikleri kötülüklerine ağır gelir ve cennete girer.” İbn Ebi’d-Dünyâ… Ebû İmrân el-Cevnî’den rivayet etti ki; Ebû Hüreyre şöyle demiştir:

“Kıyamet gününde Cenab-ı Allah kulunu yanına yaklaştırır. Onu rahmet perdesinin altına alır ve bütün yaratıklardan gizler. Bu perde altında ve giz­lilik içinde amel defterini ona verir; “Ey Ademoğlu! Oku bakalım defterini.” der. Hasene (iyilik)lerin bulunduğu kısma geldiğinde kulun kalbi ferahlar. Cenab-ı Allah ona şöyle der:

—- Ey kulum bunu biliyor musun?

—- Evet ya Rab, biliyorum.

— Ben bu iyiliklerni kabul ettim.

Bu müjdeye sevinen kul, hemen secdey kapanır. Cenab-ı Allah ona, “Başını kaldır ve okumaya devam et!” emrini verir. Kötülüklerin bulunduğu kısma geldiğinde kulun yüzü kararır, gönlü hüzünlenir, eklemleri tiril tiril tit­rer, rabbinden başkalarının bilmediği derecede utanır. Rabbi ona sorar:

— Ey kulum bunları itiraf ediyor musun?

__Evet ya Rab, itiraf ediyorum.

— Öyleyse ben de bu günahlarını bağışladım.

Kul, her bir hasenesi kabul edilince secdeye kapanır; her bir kötülüğü bağışlanınca secdeye kapanır insanlar onun habire secde etmekte olduğunu görürler, başka bir şeyi farketmezler. Öyleki bazıları bazılarına “Şu kula ne mutlu! Allah’a karşı hiç asi ve günahkâr olmamış” diye seslenirler. Ama onunla Allah arasında nelerin geçtiğini farkedipte anlayamazlar.”[460]

İbn Ebi’d-Dünyâ… Osman b. Ebi Atike veya başka birinin şöyle dediği­ni rivayet etmiştir:

“Amel defteri sağ elin verilen kimseye, içinde kötülüklerin, dışında da iyiliklerinin kayıtlı olduğu bir defter verilir. Kendisine: “Defterini oku.” de­nir: içini okuyunca üzülür. Son kısmına gelince orada şu ifadeye rastlar: “Bunlar senin kötülüklerindir. Dünyadayken bu kötülüklerini gizlemiştim. Bu gün de affettim!” Mahşerdekiler onun defterinin dış kısmındaki iyilikle­rini okudukları için ona imrenir ve “Bu mesud oldu” derler. Sonra o kula, deflerini çevirmesi ve dış kısmında yazılı olan iyiliklerini okuması emredilr. Bu arada Cenab-ı Allah, iç kısımdaki kötülükleri iyiliklere dönüştürür. O da iyiliklerini okumaya başlar. Sonuna geldğinde, Cenab-ı Allah ona: “Bunlar senin iyiliklerindir.., Kabul ettim.” der. O esnada kul, mahşerdeki diğer kul­lara şöyle der: “Alın, kitabımı okuyun. Doğrusu bir hesaplaşma ile karşılaşa­cağımı umuyordum” (Hakka, 69/19-20) Ama amel defteri kendisine arkasından verilen kimse, bu defterini sol eliyle tutar. Ona, “Defterini oku” denir; oku­maya başlar. Defterinin içinde iyilikleri, dışında da kötülükleri kayıtlıdır. Mahşerdekiler onun defterinin dış kısmını okur ve “Bu mahvoldu” derler. Adam kendi defterinin iç kısmında kayıtlı iyiliklerini okuyup sonuna geldi­ğinde şu ifadeye rastlar: “Bunlar senin iyiliklerindir. Ama sana reddediyo­rum!” Sonra da defterini çevirmesi emredilir. Çevirir, dış kısmındaki kötü­lüklerini okur. Sonuna geldiğinde, maşherdekilere şöyle der: “Kitabım keşke bana verilmeseydi. Keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim. Bu iş keşke son bulmuş olsaydı. Malum bana fayda vermedi.” [461]

Ebubekir b. Ebi Şeybe… Ebû Hüreyre’den rivayet etti ki; Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“Doğrusu Allah’ın yüz kısım rahmeti vardır. Bunlardan birini bütün ya­ratıkların arasına indirmiştir. Onlar, bununla birbirlerine merhamet ederler.

Vahşi hayvanlar, bununla kendi yavrularına şefkat gösterirler. Doksan dokuz kısım rahmet Cenab-ı Allah yanında alıkoymuş olup bununla (ahirette) kul­larına merhamet buyuracaktır,” [462]

İbn Mâce… Enes b. Mâlik’ten rivayet etti ki; Peygamber (s.a.v.) şu âyet-i kerimeyi okumuş; “Sakınılması gereken de O’dur, bağışlayacak olan da.” [463]

Sonra da şöyle demiş: “Yüce Allah buyurdu ki: ‘Ben, kendisinden sakı­nılması gerekenim. Benimle beraber başka biri ilah edinilmesin. Benimle beraber başka birini ilah edinmekten sakınan kimseyi ben bağışlarım.” [464]

Buharı… Ebû Hüreyre’den rivayet etti ki; Peygamber (s.a.v.) şöyle bu­yurmuştur:

“Kıyamet gününde ashabımdan bir gurup, su içmek için kevser havuzu­na geldiklerinde oradan uzaklaştırılırlar. Ben, “Ya Rab! Bunlar ashabımdır!” deyince Cenab-ı Allah şu cevabı verir:

“Doğrusu onların senden sonra neler vukua getirdiklerini bilmiyorsun. Onlar gerisin geri dönmüşlerdi!” [466]

İbn Ebi’d-Dünyâ… Muhammed b. Münkedir’den rivayet etti ki; Ebû Hüreyre şöyle demiştir:

“Sizin kevser havuzundan su içtikten sonra geri dönüşünüzü görür gibi oluyorum. Adam bir başkasıyla karşılaşır; ona: “Su içtin mi?” diye sorar; o da “Evet” cevabını verir. Yine adam bir başkasıyla karşılaşır; ona: “İçtin mi?” diye sorar. O da: “Hayır. Bilsen ne kadar susamışım!” diye cevap ve­rir.”

Kaynak : Ölüm Ve Ötesi – İbni Kesir

Dipnotlar :  Yazının devamını oku »

Posted in Ölüm Ve Ötesi - İbni Kesir, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Ömrü Az Olanların Okuyacakları Dua

Posted by Site - Yönetici Ekim 24, 2013

allah-ve-peygamberlerini-inkarin-sonuallahi-inkarserife-sevval-kardelen

Ömrü Az Olanların Okuyacakları Dua

Şeyh Şazelî (k.s.) hazretleri, “Tâcü’l-Arûs” isimli kitabında buyurdular:

-“Ömrü kısa olan (az yaşayacağını tahmin eden) kişi, (çok manâyı ve sevabı içinde) toplayan duaları okusun. Meselâ:

Sübhânellâhi adede halkıhî- mahlûkunun adedince Allâhü Teâlâyı teşbih ederim! Allah noksan sıfatlardan münezzehtir!” desin.

Ve buna benzer dualar, zikir ve evrat okusunlar.

Yani kısa ömürlerinde uzun ömürlü kişilerin yapmış olduklarını yapmış olurlar.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 4/293.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Dualar, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: