Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 15 Eyl 2013

SİGARA HARAM MI MEKRUH MU?

Posted by Site - Yönetici Eylül 15, 2013

SİGARA HARAM MI MEKRUH MU? 

SUAL: Sigara hakkında bazı kimseler mübah derken, bazı kimseler ise mekruh demekte ve bu hükmü harama kadar götürmektedir. Doğrusu nedir?

Cevap: Peygamber (sav) Efendimiz’in şereflendirdiği asırda ve müctehidlerin devrinde sigara yoktu. Bu sebeple, sigara içmenin hükmünde farklılıklar göze çarpmaktadır. İslam âlimlerinin görüşlerinde ortaya çıkan değişik hükümler, meselenin tetkikinde seçilen nokta-i hareketin birbirinden farklı olmasından ileri gelmektedir.

İlim sahiplerinden bir kısmı, “Eşyada aslolan ibâhadır” yani mübah olmasıdır. Fıkıh kaidesi ile tütün kullanmakta bir mahzur bulunmadığı görüşünü müdafaa etmiş ve bu istikamette fetva vermişlerdir. Bir kısım din âlimleri de bu nebatı, hoşa gitmeyen kokusu yönünden tetkike koyulmuş, sarımsak, soğan ile tütünün kerih kokuları arasında bir benzeyiş yönü olduğu iddiası ile, onlar hakkında verilmiş bulunan “kerahat-i tenzihiye” hükmünü tütüne de teşmil etmişlerdir.

Bazı ilim adamları ise bu hususu biraz daha geniş olarak tahlil etmiş, çeşitli zararlara yol açmasını dikkate alarak, tütün içmenin harama yakın mekruh olduğu neticesine varmışlardır.

Dini meseleleri incelemekte mahareti bulunan ilim erbabı, tütünün insan sağlığında yaptığı tahribatı dikkate alarak, meseleyi üç buu’dlu (boyutlu) ve mukayeseli olarak ele almışlar; tütünün insan sağlığındaki menfi tesirine dair tabip raporlarını nazar -ı dikkate alıp haram olduğu neticesine varmışlardır.

Sigara içmenin haram olduğu fikrini müdafaa eden ilim sahipleri, Şehr bin Havşeb’in Ümmü Seleme validemizden naklettiği “Resulullah (sav) müskir ve müftir her şeyi yasakladı” Hadis-i Şerifini, verdikleri hükmün delili olarak göstermişlerdir.

Hadis-i Şerifin metnindeki “Müftir” kelimesini, İbni Esir, “İçildiği zaman vücuda hararet veren; uzuvlarda kırıklık, güç azalması, göz kapaklarında mahmurluk ve zayıflama meydana getiren şey” diye açıklamaktadır.

Bilhassa tiryakisi olmayanların üzerinde tütünün tesiri incelendiği zaman, vücutta bir gerginlik, göz kapaklarında ağırlık ve mahmurluk hali, gerilen uzuvlarda bir gevşeme olduğu açıkça anlaşılmaktadır.

Şafii mezhebi âlimlerinden Kalyubi, bir din alimi olduğu kadar tabip idi. Bahsi geçen muhterem zat, her iki ilimdeki dirayeti ile tütün içmenin haramlılığına hükmetmiş bulunmaktadır.

Doktorların ifade ve beyanları ile zararları ve insan vücudundaki tahribatı gün ışığına çıkmış bulunan tütünü, birbirine ikram etmenin zararı daha yaygın bulunduğundan haram olduğu sarahatle ifade edilmektedir.

Bu alışkanlığın zararını yakinen anlamış birçok sigara müptelası, tütünü terk etmeyi devamlı olarak temenni etmektedirler. Bu hal, onların tütünden gördükleri zararın acı itirafı olmaktadır.

Son devrin ilim adamlarından Muhammed el-Hamid,HAZ “Hiç şüphe yok ki tütün, habis bir şeydir. Onu içmeye devam, eliyle kendini tehlikeye atmaktır. Bu sebeple kendimi onu haram olması hükmüne meyletmiş görüyorum” demiştir.

Bu zat, Muhaddis Şeyh Bedreddin el-Haseni ed-Dimeşki’HAZ nin, Şeyh Haşim el-Hatib’HAZ in ve Şeyh Ali DarkHAZ ‘ın, halka yapmış oldukları derslerde tütünün haram olduğu fıkrini açıkça ifade ettiklerini eserlerinde nakletmektedir.

Hiç tereddüt etmeden ifade edebiliriz ki, tütün ne besleyici ne de onarıcı bir vitamini ihtiva etmektedir. Keçi ve benzeri canlıların, çalı yapraklarını tütüne tercih etmeleri, onda besleyici bir değer bulunmadığına işaret edici ve dikkat çekici bir husustur.

Nikotin, bazı haşarâtın itlafında koruyucu ilaç imal etmekte kullanılmakta ise de, ağrıları dindiren, yaraları tedavi eden, tek kelime ile şifa verici bir hassayı içinde bulunduran ilaç imalatında kullanılmamaktadır.

Sigara, gıda değilse, şifa vermiyorsa ve hiçbir derde devâ olamıyorsa ona verilecek para elbette israftır. Peygamber (sav) Efendimiz, boş yere para harcamayı ve malını zarara uğratmayı yasaklamıştır. Karnı doyduktan sonra yemeğe devam etmekte kerahet bulunduğu ve zararlı olacak derecede fazla bir şey yemenin haram olduğu bir gerçektir. Bu hakikat karşısında çocuklarının ekmek parasını sigaraya vermek israf değil ise ya nedir?

İslam dini, ağız kokularını gidermek için misvak kullanmanın sünnet olduğunu hükme bağlamıştır. Ayrıca, çok olarak sarımsak, soğan ve pırasa yiyenlerin cemaate eza vermemek için, camiye gelmelerine müsaade edilmemektedir. Sarımsak ve soğan kokusuna rahmet okutacak kadar fena bir kokusu bulunan tütünü içmek, misvak sünnetinin teşriindeki hikmete tamamen aykırıdır. Efendimiz (sav)’in ve ashabının yoluna aykırı bulunduğu için bid’attır.

Sigara müptelası bulunan bir şahıs ile camide aynı safta, yan yana durma bahtsızlığına uğramış bir mü’mine sorunuz! Onun yanında geçirdiği sıkıntılı dakikalar ne kadar uzun ve çektiği işkence ne derece büyüktür?

İnsanların eza duydukları şeylerden, meleklerin de eza duyacağı bir Hadis-i Şerifte ifade edilmektedir. Peygamber (sav) Efendimiz’in bu beyanı karşısında tütün kokusundan meleklerin rahatsız kalacağında kimsenin şüphesi olmamalıdır.

Bir mesele hakkında helal ve haramlık hükümleri toplanacak olursa, haramlık hükmünden galip olacağına dair kaide-i külliye dikkate alındığı zaman, sigara içmekle ilgili olan değişik hükümler arasından haramlığı tercih, ihtiyata muvafık bir davranış olur.

Bu ihtilafların ortaya çıkardığı bir durum vardır: Şüphe… Zira kimi mubah, kimi tenzihen mekruh, kimi de tahrimen mekruh veya haram demektir. Bu çekişmeler karşısında, istemeyerek insanda bir şek ve şüphe doğmaktadır. Hadis-i Şerifte, “Kim şüpheye düşecek olursa harama da düşer” buyurulmuştur. Bunun gibi, haramlıkla mübahlık hükmü bir meselede içtima ederse, haramlık yönü tercih edilmeli ve müteverri (takvâ) alimin sözü öne alınmalıdır.

Kendisi fakir, nüfusu kesir, yatağı hasır bulunan kimselerin, çocuğu ateşler içinde kıvranırken ona alacağı ilaca para bulamayan, kışın ortasında efradı ailesi soğukta titreşirken, sobada tüttüreceği dumanı ağzındaki sigara ile tüttüren kimsenin irtikap ettiği bu hal haramın katmerlisidir.

Sigaranın savunulacak hiç bir yönü yoktur, hatta bunu Doktorların, Hacıların, hocaların içmesi de bunun haramlığını mübah kılmaz.

Sigara bir kaç yönden haramdır: 

1- Sağlığa zararlıdır.

2- İsraftır

3- İçmeyen insanları ve melekleri rahatsız edicidir.

Büyük din âlimi Süleyman Efendi Hazretleri Sigara hakkında şu sözleri söylemiştir.

Duhân’a tütün diye isim verdiler ona

Çıksın diye tütsü verir imana

İmamlar onu içerler

İçip içip mihraba geçerler

Melekler ondan kaçarlar

Şikâyet ederler rahmâna,

Altıparmak Peygamberler tarihinin yazarı sigaraya mübah demiş, buna cevap veren bir zâtın şiiri de şöyledir.

Soru: Niçin haram olsun bir yeşil yaprak

Hakkında fetvâ verdi mısırlı Altıparmak

Cevap: Niçin haram olmasın bir yeşil yaprak

Mâl-u serveti göz önünde yakmak

Ahmaklık değilmidir behey dangalak

“Ne diyelim içenlerin zehiri bol olsun mu diyelim, Ya da Allah içenleri bu illetten kurtarsın mı diyelim”

Tütün içen nefsâni ve şeytanidir!”

Büyük âlim ve velilerden İsmail Hakkı Bursevî (k.s.) hazretleri, Rûhu’l-Beyan Tefsiri’nin 1. cildin sonunda terâcim-i ahvâlini/biyoğrafisini verirken Türkçe olarak tütün hakkında da bazı bilgiler veriyor. Faydalı olacağını mülahaza ederek biraz sadeleştirip nakletmek istiyorum. Şöyle diyor o büyük zat:

“Şam’da iken, Şeyh-i Ekber Muhyiddin ibni Arabi (k.s.) birkaç kere temessül (belli bir şekil ve surete girerek gözükme, cisimleşme, tecessüm etme) edip şöyle buyurdu:

‘Şol şey ki, halk ona yaprak (tütün) der. O bizim yanımızda/nezdimizde (bize göre) pis ve haramdır’.

“Ve, şeyhimden dahi duydum ki; ‘Tütün içen nefsâni ve şeytanidir!’ buyurdular.”

Yine İsmail Hakkı hazretleri, hazırladığı Hadis-i Erbaiyn’in (40 Hadis) 8 no.lu hadîs-i şerifinin şerhinde şöyle buyurur:

“Bir şeyin zararı, asli fıtrata (yaratılışa) dokunuyorsa, diğer zararlılardan daha çirkindir. Mesela tütün gibi ki, bunu zararı doğrudan fıtrat-ı aslîyedir. İbâdetlere karşı bir ağırlık ve isteksizlik meydana getirir…”

Keza Ruhu’l-Beyan’da Vakıa sûresinin 43. âyet-i kerimesinin tefsirinde de şöyle buyururlar:

“Fehüve harâmün kemâ urrife fi’t-tefâsîr: Bu tütün, diğer tefsirlerde de tarif edildiği, inceden inceye anlatıldığı üzere haramdır”.

Son devrin büyük âlim ve fâzıllarından Mehmed Zihni Efendi merhum da, Nimet-i İslam isimli muhallet eserlerinde özetle şöyle söyler:

“Öyle şeyler vardır ki, vücûda faydalı olmak şöyle dursun, netice itibariyle bedeni harap ettiği halde onlara, fazlaca iştah ve istek duyulur. Bundan dolayıdır ki, (bu gibi şeyler oruçlu iken kullanılırsa, hem kaza hem de) keffâret lâzım gelir. Meselâ tütün gibi… Esrar içmek ve afyon yutmak da bu nevidendir ve hepsi de haramdır”.

Müslümana yakışan ise; haram ve mekruhlardan, hatta şüphelilerden dahi kaçınmaktır. Zira  dinimizde;

Yasaklardan kaçınmak, emirleri yerine getirmekten önce gelir.

.

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Etiketler: | 1 Comment »

Ahnef (r.h.) Kimdir ?

Posted by Site - Yönetici Eylül 15, 2013

ahnefimamislamgulkim-kimdir

Ahnef (r.h.) Kimdir ?

Ahnef (r.h.); Asıl adı, Dahhak bin Kays’tır. Künyesi Ebû Bahr, lakabı ise Ahneftir. Hilmi ve yumuşaklılığı ile darb-ı mesel idi. Ayağı eğik veya ayakları arkası üzerine basa­rak yürüdüğü için kendisine “Ahnef’, denilmiştir.

Basra’da doğdu. Doğum tarihi kesin olarak bilinmiyor. “Muhadramûn“dandır. Usûl-u hadis ilmine göre, Muhadramûn, hem câhiliyet çağını yani Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin peygamberlik çağından evvelki zamanı idrâk eden ve Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin peygamberlik zamanında yaşa­yan ve Efendimiz (s.a.v.) hazretlerini görmeksizin iman eden kişilere denilir. Bunlar, Efendimiz (s.a.v.) hazretlerini görmek ve sohbet etmek şerefine nail olmadıkları için sahabe olma mertebesinden mahrumdurlar. Muhadramûn, tâbiîndendir. Meselâ Zeyd bin Vehb (r.h.) Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin hayatında iman ettiği halde gelip Efen­dimiz (s.a.v.) hazretlerini görme şerefine nail olamadı. Cübeyr bin Nefir ise Efendimiz (s.a.v.) hazretlerinin vefatından sonra iman ettiler. Muhadramunun sayısı İmam Müslime göre yirmidir. İmam Nevevî hazretleri ise muhadramunların sayılarının daha çok olduğunu beyan ederler. Bu konuda daha geniş bilgi için bakınız: Usûl-u Hadis, s. 19. Mahmud Esad Seydişehrî, Cemal Efendi matbaası, 1316- İstanbul.

Efendimiz (s.a.v.) hazretleri. Ahnef (r.h.)’ın kabilesine İslâm’ı anlatmak için sahabeler, gönderdi. Gelenlere İslâm’ı anlattılar. Ahnef (r.h.). onlara: “Siz güzel şeyler anlatıyorsunuz, halkı güzel şeylere çağırıyorsunuz,” deyip Müslümanlığı kabul etti. Onun Müslüman olmasıy­la kabilesi Müslüman oldu. Sahabî mürşidler, gelip bu durumu Efendimiz (s.a.v.)hazretlerine anlattıklarında Efendimiz (s.a.v.) hazretleri, “Allâhım! Ahnefı bağış­la!” diye dua etti.

Ahnef (r.h.) Hazret-i Ömer (r.a.), Hazret-i Ati, Hazret-i Osman ve diğer büyük sahabelerle görüştü. Onlardan az sayı da da olsa hadis-i şerif rivayet etti. Horasan fetihlerinde bulundu. Şöyle buyurdular: “Şu üç şeye dikkat ederim. Birincisi: Beni aralarında görmek istemeyenlerin yanma varmam. İkincisi: Çağırılmadıkça ma­kam ve mevki sahiplerinin kapısına gitmek, üçüncüsü: İnsanların kendilerinin muhtaç oldukları şeyleri bana vermelerini asla kabul etmem ve arzulamam.” Yine buyurdular: “Bizim bulunduğumuz yerde, kadınlardan yiyecek ve içeceklerden bahsetmeyin. En çok kızdığım kimse, avret yerinden, karnı ve midesinden sözeden kişidir.” Ahnef (r.h.) 67 (m. 686) yılında Küfe’de vefat etti.

Kaynak :  İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 4/185-186.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kim Kimdir ?, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: