Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 27 Tem 2013

İtikâf nedir? Kadınlar evde itikâfa girebilir mi?

Posted by Site - Yönetici Temmuz 27, 2013

itikaf,Unutulmuş Bir Sünnet İtikâf

İtikâf nedir? Kadınlar evde itikâfa girebilir mi?

Ramazan ayının son on gününde, gece gündüz bir camide kapanıp ibadet etmeye, itikâf denir. Ramazan-ı şerifte itikâf, müekked sünnettir. Ancak itikâf, sünnet-i kifâye olduğu için bir mahallede birkaç kişi itikâfa girerse, diğerlerinin bu sünneti yapması gerekmez. İmkânı olanlar itikâfa girmeli. İtikâf eden, camide yiyip içer, yatar. Abdest için dışarı çıkabilir. Birkaç hadis-i şerif:
(İtikâfta olan, günahlardan uzaklaşır, her iyiliği işlemiş gibi sevaba kavuşur.) [İbni Mace]

(Bir devenin iki sağımı kadar itikâf eden, bir köle azat etmiş gibi sevab kazanır.) [Tenvir]

(Ramazanda on gün itikâf eden, iki defa [nafile] hac yapmış gibi sevab kazanır.) [Beyhekî]

(Allah rızası için bir gün itikâf, insanı Cehennemden çok uzaklaştırır.) [Taberanî]

Sünnet iki türlüdür: Sünnet-i hüda ve sünnet-i zevaid. Camide itikâf etmek, ezan okumak, ikamet getirmek ve cemaatle namaz kılmak sünnet-i hüdadır. Bunlar, İslam dininin şiarıdır. Bu ümmete mahsustur. (Hadikat-ün-nediyye)

Resulullah efendimiz, (Mirac gecesi, beşinci gökte, Osman’ın suretini gördüm. Bu mertebeye neyle eriştin, dedim. Mescitte itikâf etmekle diye cevap verdi) buyurdu. (M. Cihar Yâri Güzin)

İtikâf gibi başlı başına ibadet olan bir şeyi nezredenin, bunu yerine getirmesi gerekir. (Dürer)

Kadınlar camide itikâf yapmaz. Evdeyse şarta bağlıdır. Eğer mescid olarak kullandığı bir oda varsa, o odada itikâfa girebilir. Yemek yapmak, temizlik gibi ev işlerinin hiçbiri yapılmaz. Sadece ibadetle uğraşılır. Abdest gibi zaruri işleri yapmanın mahzuru olmaz.

Ramazanın son on gününde olanı sünnet-i kifâyedir. Az itikâf da yapılabilir. Bir gün veya birkaç saat gibi… İtikâfa girenin oruçlu olması şarttır. Sadece Şâfiî’de oruçlu olma şartı yoktur. Diğer üç mezhepte oruçlu olmak şarttır. İmkânı olan kadınların evde itikâfa girmesi, unutulmuş bu sünneti ihya etmesi ve sünneti ihya etme sevabına kavuşmaları çok iyi olur.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Hârût ve Mârût

Posted by Site - Yönetici Temmuz 27, 2013

Harut ve marut,goynem,Hârût ve Mârût

Hârût ve Mârût

Yeryüzünde işlenen kötülükleri, zulumleri, günahları ve dökülen kanları gören, mânevî şarhoşluk içerisindeki Hârut ve Mârut isimli iki melek şöyle sızlandılar. ”Yazıklar olsun insanoğluna. Bizlere fırsat verilseydi, dünyaya adaleti, sevgiyi, merhameti ve ibadeti öğretirdik.” Allah onlara,
İnsanlardaki nefsânî duygular ve şehvet sizde olsaydı daha kötü olurdunuz. Daha çok günah işlerdiniz” buyurdu. Hârût ve Mârût kendilerine çok güvendiklerinden temiz kalacaklarına söz verdiler.

Bunun üzerine rabbü’l-âlemîn, onlara şehvet duygusunu vererek gökten yeryüzüne indirdi. Bâbil şehrinde hâkimlik yapmaya başladılar. Fakat, hak yolunda öyle tuzaklar, öyle imtihanlar vardı ki dağları bile saman çöpü gibi savurur.

Bir gün, çok güzel bir kadın bir iş için yanlarına geldi. Melekler, bu mükemmel güzelliğe hayran oldular. Akılları başlarından gitti. Hakk’a verdikleri sözü unuttular. Fakat, kadın onların arzularını yerine getirmek için, bazı şartlar ileri sürdü. Ya kocasını öldürüp katil olacaklardı ya puta tapacaklardı ya da şarap içeceklerdi. Şehvet şarhoşluğu içerisinde, şarap içmeyi uygun buldular. Şarap içip sarhoş olan meleklere kadın, ”Bir şartım daha var.Siz her gece ism-i azamı okuyarak göğe çıkıyorsunuz. Onu bana da öğretin” dedi. Melekler arzularına ulaşmak için bu son şartı da kabul ettiler.
İsm-i azamı öğrenen kadın, onu okuyarak göğe çıktı. Tekrar yeryüzüne dönüp kirlenmek istemedi. Hatta, Hak Teâlâ’nın o kadını bir yıldıza çıkardığı, bu yıldızın da Zühre yıldızı olduğu söylenir. Hak Teâlâ meleklere, dünya veya âhiret azabından birini kabul etmeleri konusunda serbest bıraktı. Hârût ve Mârût dünya azabını tercih ettiler.
Allah’ın izniyle onlar, Bâbil kapısında baş aşağı asıldılar. Orada kıyamete kadar azap çekecekler.

Kaynak : Mesnevide Geçen Hikayeler.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Mesnevi’de Geçen Hikayeler - Mevlana, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

SADAKA-İ FITIR (FİTRE)

Posted by Site - Yönetici Temmuz 27, 2013

SADAKA-İ FITIR (FİTRE)

Sadaka-i fıtır, oruç tutan kimse için boş, faydasız ve çirkin sözlerden dolayı bir temizliktir.” (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Ebû Dâvûd)

Sadaka-i fıtır, Ramazan-ı Şerîf’in sonuna yetişen ve aslî ihtiyaçlarından başka en az nisâp miktârı (80.18 gr. altın veya ona denk miktarda) bir mala mâlik bulunan her Müslümanın vermesi vâcip olan bir sadakadır.

Zekâtın farz olmasından önce, orucun farz kılındığı sene vâcip olmuştur. Sadaka-i fıtır, orucun kabulüne, ölüm ânının sıkıntılarından ve kabir azâbından kurtuluşa vesîledir. Yoksulların ihtiyaçlarını gidermeye, bayram neşesinden onların da istifâde etmelerine bir yardımdır. Bu cihetle sadaka-i fıtır, insânî bir vazifedir.

Her Müslümanın kendisi ve fakir olan küçük çocuğu için Sadaka-i fıtır; fitre vâciptir.

Büyük çocuğunun ve zengin olan çocuğunun fitresi babasına vâcip değildir.

Sadaka-i fıtır, Ramazan Bayramı’nın birinci günü fecr-i sâdıkın doğuşundan (sabah namazı vaktinin girmesinden) itibâren vâcip olur. Fakat fakirler, bununla bayram namazından evvel noksanlarını tedârik edebilsinler diye önce de verilebilir.

Sadaka-i fıtır (fitre), Ramazan Bayramı’nın birinci günü fecrin doğuşuyla vâcip olduğundan fecirden önce çocuk dünyaya gelse onun için de sadaka-i fıtır vâcip olur. Şâyet fecirden sonra doğarsa bir şey lâzım gelmez.

Bir kimse, büyük evlâdının fitrelerini onların izinleriyle verebilir. Kendi âilesi, idâresinde bulunduğu takdirde -âdeten izin bulunduğundan- izinleri olmaksızın vermesi de kâfidir.

Bir kimse kendi fitresini, fakir olan eşine, babasına veya oğluna veremez.

Fitreyi bayram namazından sonraya bırakmak mekruhtur. Müstehap olan, namazdan evvel verilmesidir. Çünkü Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) “Bayram namazından sonra verilen fıtra, diğer (nâfile) sadakalardan bir sadakadır. Lâkin bayram namazından evvel verilen fıtra, Allâhü Teâlâ’nın indinde makbûl olan bir sadakadır.”  buyurmuşlardır.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: