Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 10 Tem 2013

KUR’ÂN-I KERÎM HATMİ

Posted by Site - Yönetici Temmuz 10, 2013

19511582_1614219601935004_2468772445291104562_n

KUR’ÂN-I KERÎM HATMİ

Kim Allâhü Teâlâ’nın kitabından bir âyet dinlerse onun için kat kat sevab yazılır. Kim de onu okursa kıyâmet günü onun için nûr olur.” (Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)

Allâhü Teâlâ tarafından Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) bir mucize olarak indirilen Kur’ân-ı Kerîm’i başından sonuna kadar okumaya hatim denir. Kur’ân-ı Kerîm’i hatmetmek sünnettir.

Cebrâil (a.s.) her yıl Ramazan ayında, her gece gelir, Ramazan ayının sonuna kadar Kur’ân-ı Kerîm’i Peygamber Efendimiz’le (s.a.v.) mukabele eder; yani Cebrail (a.s.) okur, Peygamberimiz dinler; Peygamberimiz okur, Cebrail (a.s.) dinlerdi. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) dünyadan âhirete irtihal buyurdukları sene, bu mukabele iki kere yapılmıştı.

İmâm-ı Âzam (rh.) “Bir kimse senede iki defa Kur’ân-ı Kerîm’i hatmederse hakkını vermiş olur.” buyurdular.

Kur’ân-ı Kerîm’i hatmederken, Vedduhâ Sûresi’nin sonunda “Allâhü Ekber, Lâ ilâhe illâllâhü vallâhü ekber” diyerek tekbîr getirmeye başlamak ve sonuna kadar her sûrenin sonunda da tekbîri tekrarlamak sünnettir.

İhlâs Sûresi üç kere tekrarlandıktan sonra Felâk ve Nas Sûreleri okunur.

Hatimden sonra hemen diğer hatme başlamak da sünnettir. Übey bin Ka’b (r.a.) “Peygamberimiz Kul eûzü bi Rabbinnâs sûresini okuyunca, Fâtiha’dan başlar ve Bakara Sûresi’nin ‘Ve ülâike hümü’l-müflihûn’ âyetine kadar ilk beş âyetini okuduktan sonra hatim duâsını yapardı.” buyurmuştur.

Bir kimse “Yâ Resûlallâh! Hangi amel Allâh’a daha sevimlidir?” diye sormuştu. Peygamberimiz “Konup göçenin ameli!” buyurdu. “Konup göçen ne demektir?” diye sordu. Peygamberimiz “Kur’ân’ı Kerîm-i hatmedip bitirdikten sonra tekrar başlayandır.” buyurdu.

Hatimden sonra duâ etmek de sünnettir. Peygamber Efendimiz “Kur’ân’ı hatmeden kimsenin duâsı kabul olunur.” buyurmuştur.

Enes b. Mâlik (r.a.) Kur’ân’ı hatmettiği zaman ailesini (ve dostlarını) toplar, ziyâfet verir ve duâ ederdi.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kur`anı Kerim, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

İbâdette Cimrilik

Posted by Site - Yönetici Temmuz 10, 2013

rose-flower-hwallpvbaper copy

İbâdette Cimrilik

Rivayet olundu:

Allâhü Teâlâ Mûsâ Aleyhisselâm’a şöyle vahyetti.

-“Ey Mûsâ! Amel yapmadan cennetimi isteyenin hayası (utanması) ne kadar azdır!

Ey Mûsâ! Bana itaat ve ibâdet etmekte cimrilik eden kimse­ye karşı ben nasıl cömert olayım?” 

Amelsiz Cennet

Şehr ibni Havşeb (r.h.)[1] buyurdular:

-“Amelsiz cennet istemek günahlardan bir günahtır.

Sebebsiz şefaati beklemek bir çeşit aldanmaktır.

İtaat edilme­yenden, rahmet dilemek ise cehalet ve ahmaklıktır.”

Gemi Karada Yürümez

Râbiatü’l-Basriyye (r.h.)   [2]  buyurdular:

Kurtuıluş umarsın.

Ama onun yolunda yürümezsin.

Muhakkak ki gemi kuru yerde yürümez.

Karada gemi hareket etmez.

Zâlimlerin Farkı

Kuşeyrî (k.s.) buyurdular:

Allâhü Teâlâ hazretleri, Mûsâ Aleyhisselâm’a şöyle vahyetti:

-“Ey Mûsâ! Zâlimlere beni zikretmemelerini söyle!

Zîrâ ben azîmü’ş-şân  beni  zikredene  zikretmeyi  üzerime vâcib  kıldım.

Benim zâlimlere zikrim lanettir.[3]

İman Esastır

Bilki muhakkak umde (işlerin esâsı ve temeli) imândır.

İman ise şirke zıt olan tevhîd ile hâsıl olur.

Bu da kişiyi tevbe ve istiğfara götürür.

İman esâs olduğu için muvahhid olan bir mü’min müttekîlerden   sayıldı.

Bu imanı, onun cennete girmesine sebebtir.

Bundan dolayı mü’min kişiye gereken, ihtiyarını (istek ve ar­zusunu) Allâhü Teâlâ hazretlerinin emirlerine bağlanma cihetine doğru sarfetmesi ve Allâhü Teâlâ’nın yasakladığı şeylerden ka­çınmasıdır. Allah onun (ve seçtiği şeyin) yaratıcısıdır. Eğer tevfîk amel tarafına olursa, inayeti ilâhî de o cihette olur…

Allâhü Teâlâ hazretleri bizleri ve sizleri, sevdiği ve razı oldu­ğu şeylere muvaffak kılsın!

Kendisinden razı olduğu bu kalbleri kendi lutfu ve keremiyle tedâvî etsin. Amin.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 4/90.


Dipnotlar :

[1] Şehr bin Havşeb {r.h.) : Tabiînden fıkıh ve kıraat âlimi. Aslen Şam’lıdır. 20 (m. 641) doğdu. Birçok sahabelerle görüştü. Sikâ’dan olup rivayet etmiş olduğu hadis-i şerifleri “hasen” derecesindedir. Takva, tevekkül ve ihlâs sahibiydi. Şehr bin Havşeb (r.h.) hazretleri, 100 (m. 718) vefat etti.

 

[2] Râbiatü’l-Basriyye (r.a.) Râbiatü’l-Adviyyedir. Hanım evliyalardandır. Doğum tari­hi kesin olarak belli değildir. Fakir ve takvalı bir babanın dördüncü kızı olarak doğdu. İyi bir terbiye aldı. Bütün zamanlarını ibâdet ve taat ile geçirdi. Çok acıklı ve örnek bir hayatı vardı. Her hanımın mutlaka Râbiatü’l-Adviyyenin hayatını okuması ve kendisine örnek alması lâzımdır. Râbiatü’l-Adviyye hazretleri, 135 (m. 752) tarihinde Kudüs-ü Şerifte vefat etti.

 

[6] Letâifü’l-tşârât: c.1. s. 266, İmam Kuşeyri hazretleri bu rivayetin devamında şöyle buyurmaktadır: Allâhü Teâlâ hazretleri bu ümmetin zâlimleri için ise şöyle buyurdu:

Ve onlar ki, bir kabahat yaptıkları veya nefislerine bir zulmettikleri vakit, Allah’ı anarlar da, derhal günahlarına istiğfar ederler. Günahları da, Allah’tan başka kim mağfiret eder? Hem, yaptıklarına, bile bile ısrar etmezler.” Al-i imrân: 135; Letâifü’l-lşârât: c.l, s. 266,

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: