Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for Haziran 2013

Cennet Şu An Vardır

Posted by Site - Yönetici Haziran 30, 2013

Cennet Şu An Vardır

Rivayet olundu: Herakliyus (gönderdiği elçiler ile) Efendimiz (s.a.v.) hazretle­rine sordu:

-“Sen insanları, eni semâvât u arz genişliği olan bir cennete davet ediyorsun. Peki cehennem ateşi nerede kaldı?

Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular: “Subhanellâh! Gündüz geldiği zaman gece nerededir?” Bu hadisi şerifin manâsı şudur: Felek (dünya ve diğer geze­genler belirli bir eksende) döndükleri için gündüz bu âlemin bir tarafında olurken onun zıddı olan yerde ise gece olmaktadır. Böy­lece cennet âlemlerin yüksek tarafında, cehennem ise alt tarafın-dadır…

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri, Fatih Yayınevi: 4/77-78.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

HURMA VE KARPUZ

Posted by Site - Yönetici Haziran 29, 2013

HURMA VE KARPUZ

Resûlullah’ın (s.a.v.) en sevdiği meyve, yaş hurma ve karpuzdu.

Her kim hurmayı üç, beş gibi tek adet olarak yerse, ona zarar vermez ve onun için faydalı bir gıda olur.

Taze hurmayı kuru hurmayla, yaş üzümü kuru üzümle taze ceviz ve bademi kuruları ile yemek de sünnettir.

Karpuz yiyerek bereketlenmelidir. Zira onda Cennet suyundan bir damla vardır. Cennetteki her yiyecekte karpuz lezzeti vardır.

Hadîs-i şerîfte: “Karpuz, yiyecektir (açlığı giderir), içecektir (susuzluğu giderir), reyhandır (güzel kokar), çövendir (içi arındırır), mesaneyi ve karnı yıkar.” buyrulmuştur.

Karpuz, ağız kokusunu güzelleştirir, baş ağrısını sakinleştirir, gözün görmesini arttırır ve susuzluğu giderir. İştahı açar. Karındaki kurtları öldürür. İnsanın karnından yetmiş hastalığı çıkarır, bunların yerine şifa verir.

Midesi hassas olanlar karpuz yerken dikkatli olmalıdır.

Kaynak : (Şir’atü’l-İslam, Fazilet Neşriyat)

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Hikâye (Tevekkül)

Posted by Site - Yönetici Haziran 28, 2013

Hikâye (Tevekkül)

Hâtemü’l-Esâm (r.h.) hazretlerinden rivayet olundu. Buyur­dular:

Türk ile (savaşta) karşılaştık. Aramızda hamleler oldu. Türk bana kement attı. Atımın üzerinden beni çekip düşürdü. Kendisi de hayvanın üzerinden indi. Göğsüme oturdu. Gür olan bu saka­lımdan tuttu. Çizmesinden bıçak çıkarttı ve kesmeye kalktı.

Hâmetü’l-Esâm (r.h.) buyurdular:

Efendimin hakkı için, kalbim Onunla (Rabbimle) ve onun sekînetiyle değildi. Ben susmuştum. Hayretler içindeydim. Şöyle diyordum:

-“Efendim! (Ey Rabbim!) Ben kendimi sana teslim ettim, eğer sen bu kişinin beni kesmesini yazdıysan başım gözüm üstü­ne , çünkü ben seninim ve senin mülkünüm!”

Ben bu şekilde Efendime seslenirken o kâfir göğsümün üze­rinde oturuyordu, Müslümanlardan bazıları ok attılar. Oklardan biri, onun boğazını kesti ve üzerimden düştü. Ben ayağa kalktım. Onun elinden bıçağını aldım. Ve o bıçakla onu kesip öldürdüm.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 4/114-115.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye | Leave a Comment »

Allahü teâlâ, kullarına çok acıdığı için, ba’zı ay ve günlere kıymet vermiştir.

Posted by Site - Yönetici Haziran 27, 2013

Allahü teâlâ, kullarına çok acıdığı için, ba’zı ay ve günlere kıymet vermiştir.

Dînimizin kıymet verdiği mübârek aylardan ikincisi, Şa’bân ayıdır. Allahü teâlâ, kullarına çok acıdığı, bir annenin yavrusuna olan merhametinden daha fazla merhametli olduğu için, ba’zı ay ve günlere kıymet vermiştir.

Bu gün ve aylarda yapılan ibâdetlere, hayırlara daha çok sevap vereceğini bildirmiştir. Bunun için tevbe, istigfâr etmeli, yalvarıp af ve âfiyeti istemeli, bu ayları günleri fırsat bilmelidir.

Bizim için büyük bir fırsat olan aylardan biri de Şaban ayıdır. Allahü teâlâ, Şa’bân ayını, Resûlullah efendimize mahsûs kılmıştır. Hadîs-i şerîflerde bu ayın önemi şöyle bildirildi:

Şâ’ban-ı şerîf, benim kendime mahsûs bir aydır. Hak teâlâ hazretleri arş-ı a’lânın meleklerine azamet-i şâniyle buyurur ki: “Ey benim meleklerim, gördünüz mü, benim kullarım Habîbimin ayına nasıl ta’zîm ve hürmet ediyorlar. İzzim, celâlim hakkı için ben de kullarımı afv-ü mafiretime nâil eyledim.”

“Şa’bân benim ayım, Recep Allahü teâlânın ayı, Ramazan da benim ümmetimin ayıdır. Şa’bân günahlara keffâret ayı, Ramazan ise günahları temizleyici aydır.” 

Şa’bân-ı şerîfte imkânı olup, gücü yetenlerin oruç tutmasının çok sevap olduğu bildirilmiştir. Yalnız bu oruçları tutarken, harâmlardan, günah işlemekten de çok sakınmalıdır.

Kazancına dikkat etmeli, helâlden kazanmalıdır. Bu aylarda oruç tutmaya gücü yetmiyenlerin veya iş sahiplerinin, Ramazan-ı şerîfe kuvvetli girmek için oruç tutmamaları daha iyidir. Çünkü, Ramazan orucu farzdır. Nâfile için, farzı elden kaçırmamalıdır.

Kazâ borcu olanlar, bu ayda tutacakları oruçlara, kazâ olarak niyyet etmelidir. Böylece, hem kazâ borcu ödenmiş olur, hem de bu ayda tutulmasının sevabına kavuşulmuş olur.

Şa’bân-ı şerîfte oruç tutmanın fazîleti hadîs-i şerîflerde şöyle bildirildi:

Her kim, Şa’bân-ı şerîfte üç gün oruç tutarsa, Hak teâlâ, Cennet-i a’lâda ona bir yer hazırlar.”

“Her kim Şa’bân-ı şerîfte bir gün oruç tutsa, o kul Cehennem azâbında kurtulup, dünya ve âhıret için istediği mertebe ve dereceye vâsıl olur. Eğer iki gün tutarsa, kabirde bir melek ona arkadaş olur. Şâyet üç gün tutarsa Hak teâlâ hazretleri, o kulu kıyâmet gününde velîler kısmına ilhak edip, Cennet-i a’lada cemâlini o kula müyesser kılar.”

“Şa’bân, Recep ile Ramazan ayları arasında bir aydır. İnsanlar bundan gâfildir. Hâlbuki Şa’ban ayında kulların ameli Allahü teâlânın dergahına çıkarılır. Ben, Şa’bânda oruçlu olduğum hâlde amelimin çıkarılmasını arzû ederim.

Resulullah en çok Şaban ayında oruç tutardı

Şa’ban ayının ekserisini, hattâ tamamını oruçlu geçirmek çok iyi olur. Peygamber efendimiz, diğer aylara göre Şa’bân ayında daha çok oruç tutardı.

Hazret-i Aişe vâlidemiz buyurdu ki:

“Resûlullahın, hiçbir ayda Şa’ban ayından daha fazla oruç tuttuğunu görmedim. Hemen hemen Şa’ban ayının tamamını oruçla geçirirdi.”

Ramazandan sonra en fazîletli orucun hangisi olduğu suâl edilince Peygamber efendimiz, “Şa’bân ayında tutulan oruçtur.” buyurdu.

Allahü teâlâ günahları affetmek için böyle mübârek ayları, günleri, geceleri sebep yaratmıştır. Allahü teâlânın bu ni’metinden istifâde etmeye çalışmalıdır! Fırsatı kaçırmamalıdır.

Şa’ban-ı şerîf, hayırların çoğaldığı, bereketlerin indiği, hatâların terk edildiği, günahların örtüldüğü bir aydır.

Ba’zı âlimler de şöyle buyurdu: “Yıl ağaç gibidir. Receb ayı, ağacın yapraklı olduğu, Şa’bân meyveli, Ramazan ise, meyvesinin toplanacağı zaman gibidir. Receb Allahü teâlâdan magfiret, Şa’bân şefâ’at, Ramazan sevâbların kat kat olduğu aydır.”

Aişe Validemiz, “Yâ Resûllah, seni Şa’ban ayında oruçlu görüyorum, hikmeti nedir? diye sorduğunda, Peygamberimiz, Ey Âişe, Şa’ban öyle bir aydır ki, o senenin içinde ölecek kimselerin isimleri deftere yazılıp Melek-ül mevte, can alıcı meleğe teslîm olunur. Ben ancak oruçlu bulunduğum halde ismimin deftere geçirilmesini arzû ederim” buyurdu.

Yine Peygamberimiz, Şa’ban ayının son Pazartesi günü oruç tutanın günahları mağfiret olunurbuyurdu. Enes bin Mâlik hazretlerinin bildirdiği hadîs-i  şerîfte: “Şaban ayına, Şa’ban denmesi, ondan Ramazan için büyük hayırların geçmesi, Ramazan ayına Ramazan denmesi, bu ayda günâhların yanması sebebiyledir” buyuruldu.

Kaynak : 365 Gün Dua.

Posted in 365 Gün Dua, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Mubarek Gün Ve Geceler, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Şaban ayı seçilmiş ay

Posted by Site - Yönetici Haziran 26, 2013

Şa’ban benim ayım, Recep Allahü teâlânın ayı, Ramazan da benim ümmetimin ayıdır. Şaban günâhların kefâret ayı, Ramazan ise, günâhların temizleyici ayıdır,Şaban ayı seçilmiş ay

Şaban ayı seçilmiş ay

Allahü teâlâ Kur’ân-ı kerîmde Kasas sûresi altmışsekizinci âyetinde: Senin rabbin dilediğini yaratır ve seçer” buyurmuş ve her şeyden dört şeyi, sonra onlardan da birini seçmiştir:

Günlerden, Ramazan bayramı, Kurban bayramı, Arife günü ve Aşûre günü’nü seçmiş, olanlardan da “Arife gününü” seçmiştir. Gecelerden, Berat gecesi, Kadir gecesi, Cum’a gecesi ve bayram gecesini seçmiş, onlardan da “Kadir gecesini” seçmiştir.

Aylardan Receb, Şaban, Ramazan ve Muharremi seçmiş, onlardan da “Şabanı” seçmiştir. Onu Resûlullaha mahsûs ay kılmıştır. Resûlullah peygamberlerin en üstünü olduğu gibi, onun ayı olan Şa’ban ayı da, ayların en üstünü olmuştur.

Hadîs-i şerîfte: Şa’ban benim ayım, Recep Allahü teâlânın ayı, Ramazan da benim ümmetimin ayıdır. Şaban günâhların kefâret ayı, Ramazan ise, günâhların temizleyici ayıdırbuyuruldu.

Yine hadis-i şerîfte: Receb ayının diğer aylara olan üstünlüğü, Kur’ân-ı kerimin diğer kitaplar üzerine olan üstünlüğü gibidir. Şa’banın diğer aylardan üstünlüğü, benim diğer peygamberlerden üstünlüğüm gibidir. Ramazanın diğer aylardan üstünlüğü, Allahü teâlânın diğer insanlar üzerine üstünlüğü gibidir.” buyuruldu.

Enes bin Mâlik hazretleri anlatır: Resûlullahın eshâb-ı kirâmı, Şa’ban ayının hilâlini görünce, Mushaf-ı şerîf üzerine kapanıp, Kur’ân-ı kerîm okumağa devam ederlerdi. Müslümanlar bu ayda, mallarının zekâtını çıkarıp, Ramazân-ı Şerîfte oruç tutacaklara kuvvet ve kudret bahşetmek için, fakîr, miskin ve zaiflere verirlerdi. Hâkim ve vâliler, zindan ve hapishanede olanları huzûrlarına getirip cezalarını hafifletir veya serbest bırakırlardı. Tüccârlar, borçlarını öder, alacaklarını alırlardı. Ramazan ayını görünce de gusül edip, itikâfâ çekilirlerdi.

Kaynak : 365 Gün Dua.

Posted in 365 Gün Dua, Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Mubarek Gün Ve Geceler, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Kendisinde hem erkeklik hem de kadınlık aleti bulunan kişiler hakkında.

Posted by Site - Yönetici Haziran 25, 2013

Kendisinde hem erkeklik hem de kadınlık aleti bulunan kişiler hakkında.

HUNSA:

Kendisinde hem erkeklik hem de kadınlık aleti bulunan veya her ikisi de bulunmayan kişidir. Böyle birisi eğer idrarını erkeklik organından yaparsa erkek, kadınlık aletinden yaparsa kadın sayılır.

Şayet her ikisinden de idrar yaparsa, daha önce işemeye başladığı organa göre hüküm verilir. Ama önce işeme bakımından aralarında fark yoksa o zaman bu hunsâyı müşkildir. Bir taraftan çıkan idrarın öbüründen çıkandan fazla olmasına itibar edilmez. Sahibeyn ise, idrarın fazlalığına itibar edileceğini söyler. Bu hükümler, büluğdan önce söz konusudur. Ama büluğa erer de kendisinden sakal çıkarsa veya kadınlarla birleşebilirse, yada erkeklerin ihtilam olduğu gibi ihtilâm olursa erkek hükmündedir. Ama göğsü büyürse veya kendisinden süt gelirse yahut hayız olursa yada hamile kalırsa veyahutta kendisine cinsi temas mümkün olursa kadın sayılır.

İ Z A H

Allah (c.c.) İnsan oğlunu ya erkek yada kadın olarak yaratmıştır. Nitekim âyeti kerime de : «O ikisinden birçok kadın ve bir çok erkek üretti», başka bir âyette de: «Dilediğine kız çocuk, dilediğine erkek çocuk verir.» buyurmuştur. Bunların her birine ait ahkâmı da ayn ayrı beyan etmiş ama hem erkek hem de kadın olana ait bir hüküm bildirmemiştir. Bu hal, erkeklik ve kadınlık vasıflarının bir şahısta toplanamıyacağına delalet eder. Aralarında zıtlık bulunan iki özellik bir arada nasıl bulunabilir ki?! Kîfâye. «Yahut her ikisi de bulunmayan ..» İtkâni, bunun karışıklık yönlerinin en açığı,olduğunu, onun için İmam Muhammed’in önce bu izahı zikrettiğini söyler. Ama bana göre. «kendisinde hem erkeklik hem de kadınlık âleti bulunan..» şeklindeki tarif, hunsânın lügat bakımından yapılmış tefsiridir. Bu ise, Zeylai ve daha başka âlimlerin bildirdiklerine göre hunsa’ya mülhaktır. İmam Muhammed’in sözü de buna delalet eder. Bize göre hunsa ile hunsâyı müşkil işinde eşittirler. Muhammed bunları delâlet açısından değil de, hüküm açısından eşit tutmuştur. Kendisinde hiçbir cinsel uzuv bulunmayan kişinin her iki tarafa da benzemesi yönünden daha üstün olması, ona lûğaten hunsâ denilmesine delalet etmez. Onun için Kuhıstânî; «Bir kimsenin hiçbir aleti bulunmazsa da göbeğinden işese, kendisine hunsâ denmez» demiştir. Bu yüzden İhtiyar’da denildiğine göre Ebû Hanife ve Ebu Yûsuf «biz, iki aleti de olmayana ne denilir bilmiyoruz» demişlerdir. İmam Muhammed ise onun hunsâ hükmünde olduğunu söylemiştir. Anla. «Eğer idrarını… yaparsa ilh…» Yâni hali karışık olurda ne olduğu bilinemezse, işediği organa göre hüküm verilir. Çünkü çocuk annesinden çıkınca, cinsiyet aletinin menfaatı işemektir. Aletin esas menfaatı budur. Diğer menfaatler daha sonra meydana gelirler. Bu cahilhane bir hükümdür.Meseleyi Hz. Peygamber (s.a.v.) belirtmiştir. Tamamı mufassal kitaplarda vardır. «Daha önce işemeye başladııı alete göre hüküm verilir.» Çünkü bir aletle daha önce işemiş olmak, onun esas organ olduğuna delildir. Bir de, bir aletten idrar çıkınca onun gereği ile hükmedilir. Zira bu tam bir alâmettir. Bu hüküm, daha sonra öbür aletten idrar çıkması ile değişmez. Zeylaî. «Bir taraftan çıkan idrarın, öbüründen çıkandan fazla oluşuna itibar edîlmez.» Çünkü bu, o aletin kuvvetine delil değildir. Çıkış yerinin dar veya geniş olmasından dolayıdır. îdrarın çok çıktığı organın esas organ olmasından değildir. Üstelik idrarın çıkışı bir delildir, çokluk da aynı cinstendir. Dolayısıyla iki şahitle dört şahid meselesinde olduğu gibi, (bir davada hasımlardan birisinin dört, öbürünün iki şahidi olsa, birisinin şahidinin fazla oluşu onun beyyinesini güçlendirmez) bu, muaraza esnasında tercih sebebi olmaz. Ebû Hanife de, idrar fazla çıkan uzvu tercihi doğru bulmamış ve «sen hiç okka ile idrar ölçen bir kadı gördünmü?!» demiştir. Zeylaî. «Erkeklerin ihtilâm olduğu gibi…» Yâni menînin erkeklik organından çıkması suretiyle. «Veya kendisinden süt gelirse…» Yâni memesinden, kadın sütü gibi süt gelirse kadın hükmündedir. Ama kadın sütü gibi olmazsa bu kadınlığına delalet etmez. Çünkü bazan erkekten de süt çıkar.Cevhere’de şöyle denilmektedîr: «Eğer memelerin çıkması başlı başına bir alâmettir, öyleyse sütün anılmasına ihtiyaç yoktur, denilirse şöyle cevap verilir: Bazan, meme olmadığı halde süt gelir. Bazan da meme görünür ama erkek memesinden ayırdedilemez. Ama süt gelirse, memenin erkek memesi mi yoksa kadın memesi mi olduğu ayırdedilir.» Tatavî, Hamevî’den naklen. «Hamile kalırsa.. ilh…» Yâni erkek menîsini bir pamuk parçası ile alır ve kadınlık aletine koyar ve hamile kalırsa T. Seriyyüddin’den.

Buradaki hamile kalmasından maksat, cinsi temasla hamile kalması değildir. Çünkü hunsânın cinsi temasa uygun olması zaten onun kadınlığına müstakil bir delildir. O durumda hamile kalmasına ihtiyaç yoktur. (Mütercim)

«Kendisiyle cinsi temas mümkün olursa…» Bu, kadınların onun durumuna muttali olup da anlatmaları suretiyle bilinir. Bunu Tahtâvi söylemiştir. Başka kitapların ibaresi: «Yahut da, kadınlarla kurulan ilişki gibi ilişki kurabilirse» şeklindedir.

M E T İ N

Hunsâ da (erkek veya kadın olduğuna delâlet eden) hiçbir alâmet bulunmazsa veya her ikisine eşit seviyede delalet eden alâmetler bulunursa o zaman hunsâyı müşkül’dür. Çünkü tercihi mümkün kılacak bir şey yoktur. Hasen’den rivayet edildiğine göre; bu durumdaki kişinin kaburgaları sayılır. Çünkü erkeğin kaburgaları kadınınkinden daha fazladır.

Hunsâ’nın hunsâya müşkil olması durumunda, bütün hükümlerde, kendisine ait işlerde ihtiyatla amel edilir. Ama ben derim ki: «Biz daha önce, ondaki deliğe tenasül uzvunu sokan birisine gusül icabetmez ve onun sütü ile süt kardeşliği olmaz» demiştik. Dikkatli ol.

Hunsâ (namazda) şehvet duyulacak döneme gelmişse erkeklerin saffı ile kadınların saffı arasına durur. Onun için kendi malından bir cariye satın alınır. Ta ki onun cariyesi olsun da, bunu sünnet etsin. Çünkü bu cariye, (hunsâ erkekse) onun cariyesi, (kadınsa) kendisi gibi bir kadındır. Hunsâyı bir erkeğin veya bir kadının sünnet etmesi mekruhtur. Bu ihtiyattır. Sünnet için bakmak bir zaruret değildir. Çünkü bize göre sünnet olmak, sünnettir. Eğer Hunsânın malı yoksa, parası hazineden ödenerek bir cariye satın alınır ve sünnetten sonra bu cariye satılır.

Hunsânın sünnet edilmesinde bir de şu yol vardır: Yazının devamını oku »

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Fetvalar, Fıkıh, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Uzak Görüşlü Kuyumcu

Posted by Site - Yönetici Haziran 24, 2013

Uzak Görüşlü Kuyumcu.mesnevi,

Uzak Görüşlü Kuyumcu

Adamın biri kuyumcuya gelerek, ”Bana terazini ödünç verebilir misin? Altın tartacağım” dedi. Kuyumcu, ”Bende kalbur yok

dedi. ”Benimle alay etme, senden terazi istedim” deyince; kuyumcu bu sefer de, ”Dükkânımda süpürge yok” dedi. Adam, ”Neden benimle alay edersin? Terazi istiyorum, süpürgem yok dersin” diye sordu.

 Bunun üzerine kuyumcu, ”Terazi istediğini duydum. Fakat senin yaşlı olduğunu gördüm. Bedenin zayıf, elin ayağın titriyor. Altın tozlarını tartarken dökeceksin. Döktüğün altın tozlarını toplamak için de, benden gelip süpürge isteyeceksin. Süpürdüğün altınların tozdan ayırmak için de kalbura ihtiyacın olacak. En son isteyeceğin şeyi tahmin ederek, sana bende kalbur yok dedim” dedi.

***

Akıllı kişiler, işin sonunu düşünerek önceden tedbirini alırlar. Bilgisizler ise, işin sonunda başlarına vurup dövünürler.

İnsan da, âhirette başına gelecekleri tahmin ederek bu dünyadayken hazırlığını yapar. Kıyamet günü pişman olmaz.

Kaynak: Mesnevide Geçen Hikayeler

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Mesnevi’de Geçen Hikayeler - Mevlana, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Berâet Kandiliniz Mübarek Olsun.

Posted by Site - Yönetici Haziran 23, 2013

Berâet Kandiliniz Mübarek Olsun.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Mubarek Gün Ve Geceler, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

BERÂT GECESİ’NDE İBÂDET

Posted by Site - Yönetici Haziran 22, 2013

Berat Gecesinde Kılınacak Namaz…,

BERÂT GECESİ’NDE İBÂDET

Yarın akşam Şa’bân-ı şerîfin 15’inci gecesi yâni Berât Gecesi’dir. Bu gecede hiç olmazsa bir Tesbîh Namazı kılınır. Berât gecesinde kılınması tavsiye edilen “Hayır namazı” vardır. 100 rek’atlik bu namazı kılan kimse o sene ölürse, şehitlik mertebesine nâil olur.

Şabân ayının on beşinci gecesi olduğu zaman, gecesini ibâdetle geçirin, gündüzünde de oruç tutun.” (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

Namaza şöyle niyet edilir:

“Yâ Rabbi, niyet ettim senin rızâ-yı şerîfin için namaza. Beni afv-ı ilâhîne, feyz-i ilâhîne mazhar eyle. Kasvet-i kalbden, dünyâ ve âhiret sıkıntılarından halâs eyleyip, süedâ defterine kaydeyle.”

Her rek’atte Fâtiha’dan sonra 10 İhlâs-ı şerîf okunur. İki rek’atte bir selâm verilerek 100 rek’ate tamamlanır.

Namazdan sonra; Allâhü Teâlâ’nın “Hû” ism-i şerîfinin ebced hesabına göre değeri 11’dir. Resûlullah Efendimiz’in isimlerinden “Tâhâ”nın ebced hesâbıyla değeri de 14 olduğu için,

Aşağıdaki 11 şey 14 adet okunur. Bunlar;

1. İstiğfâr: 14 kere,

2Salevât-ı şerîfe: 14 kere,

3. Fâtiha-i şerîfe (Besmeleyle): 14 kere,

4. Âyetü’l-Kürsî (Besmeleyle): 14 kere,

5. Tevbe Sûresi’nin son 2 âyeti olan “Lekad câeküm…” (Besmeleyle): 14 kere,

6. 14 kere “Yâsin, Yâsin…” dedikten sonra 1 Yâsîn-i şerîf. (Yâsîn-i Şerîfte 7 zâhirî, 7 bâtınî “mübîn” vardır, böylece o da 14 olur.)

7. İhlâs-ı şerîf (Besmeleyle): 14 kere,

8Felak Sûresi (Besmeleyle): 14 kere,

9. Nâs Sûresi (Besmeleyle): 14 kere,

10. “Sübhânellâhi ve’l-hamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azîm”: 14 kere,

11. Salevât-ı şerîfe (Salât-ı Münciye okumak daha fazîletlidir): 14 kere okunur ve duâ edilir.

Kaynak : (Duâ ve İbâdetler, Fazilet Neşriyat)

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Mubarek Gün Ve Geceler, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

BERÂT GECESİNİN FAZİLETLERİ

Posted by Site - Yönetici Haziran 22, 2013

BERÂT GECESİNİN FAZİLETLERİ

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:

• “Her kim bu gece yüz rek’at namaz kılarsa, Allâhü Teâlâ ona yüz melek gönderir. Bunlardan otuzu ona cenneti müjdeler, otuzu cehennem azâbından emniyette olduğunu söyler, otuzu da dünyâ âfetlerini ondan geri çevirir. On melek de o kimseyi şeytanın tuzaklarından muhâfaza eder.”
• “Kim şu beş geceyi ihya ederse o kimseye cennet vacib olur: (Arefeden önceki) Terviye gecesi, arefe gecesi, Kurban Bayramı gecesi, Ramazan Bayramı gecesi, Şaban’ın on beşinci gecesi.”

Berât gecesinin husûsiyetlerinden bazıları:

• Hikmetli her iş -kulların rızıkları, ecelleri ve sair işleri- bu gecede ayırt edilir, yazılır.
• Bu gecede ibadet etmek çok faziletlidir.
• Bu gecede rahmet iner. Hadîs-i şerîfte “Şa’bân ayının yarısı olduğu gece Allâhü Teâlâ(nın rahmeti) dünya semasına iner…” buyuruldu.
• Mü’minler mağfiret olunur, günahları bağışlanır.
• Resûlullah Efendimize (s.a.v.) tam şefâat salâhiyeti verilmiştir.

Peygamber Efendimiz Şa’bân’ın on üçüncü gecesinde Allâhü Teâlâ’dan ümmeti için şefâat istedi. Allâhü Teâlâ ümmetinin üçte biri için şefâat izni verdi.

On dördüncü gecesi kalan ümmeti için şefaat istedi. Allâhü Teâlâ ümmetinin üçte ikisine şefaat izni verdi.

On beşinci gecesi kalan ümmeti için şefaat izni istedi. Allâhü Teâlâ -devenin sahibinden kaçtığı gibi Allâhü Teâlâ’dan kaçanlar hariç- ümmetinin tamamına şefâat etme izni verdi.

• Bu gecede zemzem suyunun açık bir şekilde artması Allâhü Teâlâ’nın bir sünneti, âdet-i ilâhîsidir. Burada ilâhî ilimlerin, hakîkat ehlinin kalbinde artacağına işaret vardır.

Şabanın on beşinci gecesi güneş batınca Allâhü Teâlâ muhakkak fecir (sabah namazının vakti) oluncaya kadar: ‘Benden mağfiret dileyen yok mu, onu mağfiret edeyim, benden rızık isteyen yok mu, onu rızıklandırayım, belâya uğramış (ve benden âfiyet isteyen) yok mu, ona âfiyet vereyim. Fecir doğuncaya kadar şöyle olan yok mu? Böyle olan yok mu?’ buyurur.” (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Mubarek Gün Ve Geceler, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | 1 Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: