Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for Mayıs 2013

RESÛLULLÂH’IN CİĞERPÂRESİ: HAZRET-İ FÂTIMA

Posted by Site - Yönetici Mayıs 31, 2013

cennet,cennet,jannah

RESÛLULLÂH’IN CİĞERPÂRESİ: HAZRET-İ FÂTIMA

“(Kızım) Fâtıma, iffet ve namusunu muhafaza etmiştir. Allâhü Teâlâ iffet ve namusunu muhafaza etmesi sebebiyle kendisini ve zürriyetini cennete koyar.” (Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr)

Peygamber Efendimiz’in  (s.a.v.) kızlarının en küçüğü ve en sevgilileri olup annesi Hz. Hadîce (r.anhâ) validemizdir.

Hz. Fâtıma, nûrânî yüzlü olup mübarek yüzü ay gibi parladığından kendisine “Zehrâ”  denilmiştir.

Hz. Âişe (r.anhâ), “Ben karanlık gecede Hz. Fâtımanın yüzünün aydınlığı ile iğneye iplik geçirirdim.” demişlerdir.

Bir rivâyete göre hayız ve nifas görmediği için kendisine Zehrâ lakabı verilmiştir. Bir vakit namazını bile geçirmemiştir.

Lakaplarından biri de Betül’dür. Kesilmek manâsında olan bu kelime, onun dünyadan kesilip daima hakka yöneldiğine işarettir.

Hazret-i Fâtıma’ya, torunu ve Hazret-i Hüseyin’in kızı Fâtıma’dan ayırmak için Fâtımatü’l-Kübrâ da denilir.

Hazret-i Ali (k.v.) ile hicretin ikinci senesinde Zilhicce ayında evlendiler.

Hz. Ali’den beş çocuğu oldu. Bunlardan üçü erkek, ikisi kızdır.

Kızları Ümmü Gülsüm ve Zeyneb’tir.

Erkek olanlar ise Hz. Hasan, Hz. Hüseyin ve Muhsin’dir. Muhsin henüz çocuk yaşta vefat etmiştir. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) nesli Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin ile devam etmiştir.

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) vefatından sonra Hz. Fâtıma’nın güldüğü görülmemiştir.

Hz. Ümmü Seleme anlattı: Hz. Fâtıma ölüm hastalığına tutulduğu bir gün gusledip yeni elbiselerini giyindi, sağ elini yanağı altına koyup kıbleye dönerek sağ yanı üzerine yattı. Sonra Hakk’ın rahmetine kavuştular. Radıyallâhu Teâlâ anhâ.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Gündem, Genel, H.z Fatıma, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

DİLENMEK HARAMDIR.

Posted by Site - Yönetici Mayıs 30, 2013

israfk

DİLENMEK  HARAMDIR.

Müslümanlarca dilenme esasen bir kazanç yolu değildir. Az çok kazanmağa gücü yeten her müslüman için istemek, dilenmek haramdır. Şu kadar var ki kazanmaktan tamamen âciz olan bir kimse için dilenmek lâzım gelir. Böyle âciz bir kimse, dilenmeyi bırakıp da açlıktan ölecek olsa günaha girmiş olur. Bir hadîs-i şerîfte:

Dilenmek, kulun en son kazancıdır.” buyurulmuştur.

Bir fakir, istemekten de âciz bir halde bulunursa onun halini bilen herhangi bir müslüman için ona bizzat kendisi veya başka bir kimse vasıtası ile yemek yedirmesi, onun hayatını kurtarması îcabeder. Bu yapılmazsa bunu bilen müslümanlar günahta ortak olurlar.

Bir kimse yalandan fakir ve muhtaç olduğunu söyleyerek, sâlih, âlim veya şerîf görünerek insanlardan bir şeyler istese, aldığı şeyler kendisine haram olur.

Kapıya gelen dilenci azarlanıp kovulmamalı, bir şey verilmeyecekse “Allah seni de bizi de rızıklandırsın” deyip yumuşaklıkla gönderilmelidir.

Sadaka verilenden duâ, teşekkür ve övgü gibi bir karşılık beklememeli, mükâfâtı Allâh’dan ummalıdır. Bizzat kendi eliyle vermelidir. Sadakayı helâlinden vermelidir.

Zengin olduğu bilinmedikçe yahut eline geçeni günaha harcamadıkça insanlardan ısrarla sadaka isteyen ve eline geçeni israf eden kimseye sadaka vermekte bir beis yoktur. İhtiyâcını gidersin niyetiyle verildiğinden ecir kazanılır.

Sokaklarda Kur’ân okuyarak yahut tesbih ile dilenene vermek mekruhdur. Bu fiilini terk ettirmek için ona vermemelidir.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Namazla Dirilmek…

Posted by Site - Yönetici Mayıs 29, 2013

namaz,muslim prayer,islam,

Namazla Dirilmek… 

Kıldıkları namazın önemini kavramadan namaz kılanların vay haline” Mâun/4-5 

Bir Müslüman olarak, namaza bakışınızı ve namazla ilişkinizi hiç sorguladınız mı? Namazlarınızı dosdoğru, devamlı ve huşu içinde yani bilinçli olarak kılabiliyor musunuz? Yoksa namazlarınızı savsaklayıp ihmal ediyor ya da adet yerini bulsun diye, sadece üzerinize bir borç olduğu için mi kılıyorsunuz? Niçin namaz kıldığınızın, namazdâ neler söylediğirmizin, ha. Allah’a hangi konularda söz verdiğinizin farkında mısınız? 

İmandan sonra en büyük ve en mühim mesele olan namazın vakti geçince hiçbir şey olmamış gibi normal mi karşılıyorsunuz? 

Sabaha kadar maç ve film  izlemek mantıklı, ama haz.Kuran’da en fazla emredilen ibadet olan namazı düşünmek gereksiz mi? 

Oysa sabah uyanamadığı için üniversite sınavını kaçıran bir gencin üzüntüsünü düşüne biliyor musunuz? Peki Peygamberimiz (s.a.v.) ` Dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır. `dediği sabah namazı maç veya sınav kadar önemsiz mi? 

Namaz en faziletli en kapsamlı ibadettir. ALLAH (c.c.) ı tesbih ve tekbir etme Ona hamd , şükür, tövbe ve istiğfar, Ondan yardım dileme, dua, niyaz ve zikirdir. Peygamberimizin “Dinin direği” `Müminin miracı’ cennetin anahtarı, gözümüzün nuru olarak tanımladığı namaz, İslam in olmazsa olmazıdır. Onu terk eden cehenneme sürüklenir. `

Sizi cehenneme sevk eden nedir?,Derler ki Namaz kılanlardan değildik. (müdessir 142-143) 

Namaz beş vakit farzdır. Hayatın hızlı koşusu içinde ALLAH (c.c.) ı ahireti ölûmü görev ve sorumluluklarını unutan insan günde beş kez namazla kulluğunu hatırlar ve yeniden dirilir. Her namaz bir diriliştir. Kul onunla şirk bataklığından tevhit atmosferine geçici dünya zevklerinden ebedi ahiret lezzetlerine, şeytanın etki alanından ilahi iklime geçer. 

Bu sorulardan sonra kendi kendimize bir düşünüp soralım ve samimi olarak cevap verelim; bir Müslüman olarak namaz kılmayı seviyor muyuz?

`Sabrederek.ve namaz kılarak Allah’tan yardım isteyiniz. Sabır ve namaz, yalnız Allah’tan korkan müminlerde~ başkalarına zor gelir.'(Bakara 45)

Peygamberimizin namaz kılmayanlarla ilgili uyarıları; Hazret-i Ebû Bekr-i Sıddîk ” buyuruyor ki, namaz vakitleri gelince, melekler der ki:Ey Adem oğulları, kalkınız! İnsanları yakmak için hazırlanmış olan ateşi namaz kılarak söndürünüz. 

Bir hadîs-i şerîfte Resûlullah, Mü’min ile kâfiri ayıran fark, namazdır. Buyurdu. Yanî mü’min namaz kilar, kâfir kılmaz. Münâfıklar ise, bazen kilar, bazen kılmaz. Münâfıklar, Cehennemde çok aci azap görecektir.

Abdullah ibni Abbas diyor ki, Resûlullah dan işittim. Buyurdu ki: Namaz kılmayanlar, kıyâmet gûnü, ALLAH (c.c.) ü teâlâyı kızgın olarak bulacaklardır. İman ile küfür arasındaki fark, Namazi kılıp kılmamaktır. (Tirmizi) 

Mazeretsiz ve kasten namaz kılmayanın adını ALLAH (c.c.) (c.c.) cehenneme gireceklerden biri olarak cehennemin kapisina yazar. (Ebû Nuaym) 

Şu halde nefis ve şeytan seni namazdan alıkoymak istediklerinde derhal emrin nerden geldigini düşünecek ve O’nun sevgisiyle derhal yerinden firlayarak, O’na karşı olan şükür ve minnet borcunun ancak namaz kılmakla ödenmesinin mümkün olacağını göreceksin. Namazlarimiz şuurlu ve gereği gibi kılınmazsa hz.Allah’a olan itaatimizde bir zayiflama, bir gevşeme olur. Her an hz.Allah’in emirlerine hazir olma duygusu kaybolur..ALLAH (c.c.) sevgisi ve ALLAH (c.c.) korkusu tesirini gösteremez. Dolayisiyla hz.Allah’in emirlerine, O’nun kanunlanna karşı vurdumduymaz ve kayitsiz kalinir. Kaldi ki namaz kılmamak bir kötülük degil bin kötülüktür . Namaz kılmayan, en büyük kötülüğü once kendine yapıyor. Çünkü hz.Allah’in hakkını vermiyor. Allah’ın hakkını vermeyen, başka haklara dikkat edemez.

Namaz kılanın meşru her işi ibadet olur,ona sevap kazandirir. Ama namazda neler okuduğumuzun,hz.Allah’ın bizden neler istediginin farkinda olursak ve namazi hayatımıza sokarsak namaz tıpkı damardan yapilan bir iğne gibi hayatımıza hemen etki etmeye başlayacak ve hayatimizdaki kötülüklerden ve gülnahlardan bizi arındıracaktır. Çünkü namaz insanlari kötülükten alikoyar böylece namazı gereği gibi kilmadaki esas maksat gerçekleşmiş olur.”

Onlar ki, namazi gereği gibi kilarlar...”( ENFAL3)

Namaziar dosdogru kılınmadığı zaman, namazla dirilme söz konusu olamaz. Adet yerini bulsun diye ne ALLAH (c.c.) bize namazi emretmiş,nede Rasulullah (s.a.v.) bize böyle öğretmiştir.

Bu uyarilarin yaninda kullarına karşı merhametli olan rabbimiz biz kullarina tövbe yolunu açmış ve bizlere namazlarımızı hakkıyla eda etmemiz karşısında cenneti vaat etmiştir.Kıyamette kulun ilk sorguya çekileceği ibadet, namazdir. Namazi düzgün ise, diğer amelleri kabul. Namazı düzgün degilse, hiçbir ameli kabul edilmez. (Taberani)”

İman eden kullarima söyle: Namazlarini dosdogru kilsinlar, kendisinde ne alışveriş, ne de dostluk bulunan bir gûn gelmeden önce, kendilerine verdigimiz rızıklardan (ALLAH (c.c.) için) gizli-açik harcasinlar “(İbrahim 32) 

Bizlerde cennete talibiz diyorsak ve rabbimizi razi etmek istiyorsak bundan sonra cennetin anahtarı olan namazlarımıza dikkat edelim inşALLAH (c.c.) 
Rabbim Cümlemize namaz ile dirilmeyi nasib etsin. Amin

Şerife Şevval Kardelen Kardeşimize Bu Güzel Yazı İçin Teşekkür Eder Sizlerdende Dua Bekleriz.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Namaz, Tavsiyeler, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

Namaz Kılıyor Desinler Diye Yapıyordum.

Posted by Site - Yönetici Mayıs 28, 2013

Namaz, Namazda Huşu Ve Tadili Erkan Hakkında

Namaz Kılıyor Desinler Diye Yapıyordum.

Mansûr bin Ammâr (r.h.) buyurdular:

Benim Allah rızâsında birlikte olduğum bir kardeşim vardı. Bana itikâd ediyordu. Şiddet ve genişlik, iyilik ve kötü günlerimde beni ziyaret ederdi.

Çok ibâdet ederdi. Teheccüd namazını kılardı. Çok ağlardı.

Onu kaybettim. Uzun süre bana gelmedi. Onun için bana:

-“O zayıf ve hastadır,” dediler.

Ben onun evine gittim. Kapısını çaldım. Kızı çıktı. Bana kayıpı açtı. Evine girdim. Onu evin ortasında, yatağının üzerinde yatmış gördüm. Yüzleri kapkara olmuştu. Gözleri masmavi idi. Dudakları kabarmıştı. Ben ona:

Kardeşim, (Lâ ilahe illallah) söyle,” dedim.

0 gözlerini açtı, kızgın bir şekilde göz ucuyla bana baktı.

Sonra ve sonra yine kendisine söyledim. Korktum ve kendi­sine:

-“Eğer tevhîd kelimesini söyleyemezsen seni yıkayamam, kefenleyemem ve cenaze namazını da kılamam,” dedim. Bunun üzerin o bana:

-“Kardeşim Mansûr, benimle o kelimenin arasında bir engel var,” dedi. Ben:

Deyip lâ havle çektim. Ve ona:

-“Nerede o namazların, orucun, teheccüdün, kıyamın, göz yaşların ve takvan?” dedim. O:

-“Bütün bunların hepsi Allah’ın rızâsı için değildi. Desinler diye yapıyordum. Beni o şekilde ansınlar diye ibâdet ediyordum. Kendi başıma ve yalnız kaldığım zaman, perdeleri indirir, kapıları kapatır ve rahatıma bakar ve isyan ile ilerlerdim.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri: 4/24-25

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Manto-Pardesü giymek caiz midir?

Posted by Site - Yönetici Mayıs 27, 2013

Manto-Pardesü giymek caiz midir?

Manto ve pardesüyü giymek, dinimizin aradığı vasıfları haiz ise, tesettür için elbette kafidir. Fakat şurasını açıkça ve üzerine basarak ifade edelim ki, bu elbiseler, güzel görünmek, dikkatleri çekmek, kadının tabii zinetlerini ortaya dökmek için değil, örtünmek, kadının ancak helaline göstermesine izin veri­len tabii güzelliklerini gizlemek ve kaybetmek için giyilir. Bu da ancak kalın kumaştan, uzunca, bolca ve koyu renklerden yapılmış mantolarla mümkündür. Dikkati çeken renklerden yapılmış, cazibeliliği yine cazip olan bir eşarp ile ziyadeleştirilmiş, modeli garip olan ve bizzat kendisi, rengiyle mo­deli ile zinet haline gelen manto ve pardesülere gelince, firaset sahibi müslümanların bunları giymesi ve giydirmesi dini nok­tadan münasip olmaz.

Biz bu hususta müslüman hanımlara, pardesü ve eşarplarını giyerken vücutlarının endamını tamamlayan bir aksesuar olarak giyenleri değil de İslami iffet ve hayanın tim­sali olan islam büyüklerini, sultanlarımızı taklit etmelerini tavsiye ederiz.

Müslüman kadınlar kafire ve müşrike olan kadınlara zinetlerini gösteremezler. Başlarını onların yanında açamazlar.

Çünkü bu kadınlar müslüman kadınların zinetlerini erkeklere anlatırlar. Bunun içindir ki Hz. Ömer (ra) vali olan Ebu Ubeyde hazretlerine mektup yazarak, müslüman olmayan kadınların müslüman kadınlarla beraber hamamlara girmelerine mani olmasını emretmiştir.

Araplar İslamiyetten evvel de başlarını örterler, fakat eşarplarının uçlarını arkalarına, boyunlarına bağlayarak, ger­danlarını ve boyunlarındaki zinetlerini gösterirlerdi. Hz. Allah (c.c.) bu şekilde bir kapanmayı kafi görmeyip, çene altlarının, gerdanlarının, boyun ve boğazlarının da sıkıca kapatılmasını emir buyurmuşlardır. Kanaatimizce geniş ve kalın bir eşarbı çene altına iğnelemek veya sıkıca bağlanmış eşarbın uçlarını mantonun altına sokmak en muteber örtme şeklidir. Bu tak­dirde boyun ve boğazın tamamı ile omuzlardan bir kısmı ör­tülmüş olacak, sağa ve sola dönüldüğü zaman boyun ve boğazlar açılmayıp görülmeyecektir.

Şunu da ilave etmek lazımdır ki CİLBAB’ı bazı müfessirler, kadının başını ve vücudunun bir kısmı (omuzları ve göğüsleri)ni örten örtü diye tarif etmişlerdir. Buna göre, bazı müslüman hanımların başlarına örttükleri küçük ve ince eşarpların, bu manada CİLBAB vazifesi gördüğü düşünülemez. Çünkü Cilbab, başörtüsünün üzerine örtülen dış örtüdür ve bü­yüktür. Başörtünün bu manada Cilbab yerine geçmesi için başı iki örtüyle örtmek icab etmektedir. Birincisi ince ve küçük olan ve sıkıca bağlanan başörtüsü, ikincisi de onun üzerine örtülen büyük ve kalın olan, kadının başını, omuzlarını ve bedeninin yu­karısından bir kısmını örten dış örtü (Cilbab, poşu, şal vb.) dir.

Manto ve pardesü giyen hanımlar bunları Cilbab (dış örtü) diye giyiyorlarsa (ki öyledir) bunlar başı örtmediklerine, ancak boyundan aşağısını örttüklerine göre başlarını, boyun, boğaz, yaka ve gerdanlarını sıkıca örtebilecek şekilde olan büyük ve kalın bir eşarbı başlarına örtüp bağlamaları, gevşeyip çözül­memesini temin için de iğnelemeleri icap etmektedir. Halbuki kadınlarımızın bazısının kullanmakta oldukları eşarplar, ince, küçük, bağlandıktan kısa bir zaman sonra gevşeyiveren, kü­çüklüğünden dolayı da saçlarının uçlarını zaman zaman gösteren, asri hanımların canları istediği zaman canları istediği şekilde bir nevi aksesuar olarak kullandıkları ve tesettür nok­tasından, basit eşarplardır. Bu nevi eşarpların müslüman kadınların tesettürü için kafi geldiğini söylemek ve iddia etmek, aklı selim sahiplerini güldürür. Abdurrahman Bin Avf Hazretleri’nin kızı Hafsa (r.a.), Aişe Validemiz’in (r.a.) yanına ince bir eşarpla gittiğinde, Aişe Validemiz (r.a.) onun eşarbını ikiye katlayarak kalınlaştırmıştır.

İlerdeki sahifelerde görüleceği gibi, Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) hadis-i şeriflerinde, Aişe Validemizin kız kardeşi Hz. Esma’ya (baldızına) hitaben, Kadın baliğa olduktan sonra şurası ve şurasından başka yerlerinin görülmesi caiz değildir” buyurarak mübarek ellerini ve yüzünü işaret buyurmuşlardır.

Başka bir hadis-i şeriflerinde de ALLAH’a (c.c.) ve ahi­ret gününe iman eden hiç bir kadın, elleri ve yüzü ha­riç bir yerini mahremi olmayan erkeklere gösterme­sin” buyurmuşlardır.

Netice olarak Hz. ALLAH (c. c.) erkek ve kadınların, avret olan yerlerini göstermemelerini emretmiş, kimlere hangi zinet­lerini gösterebileceklerini de ifade buyurmuşlardır.

Kaynak : Ali Eren – İzdivaç ve Mahremiyetleri
.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Fetvalar, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Hakikî Haya

Posted by Site - Yönetici Mayıs 26, 2013

Hakikî Haya

“Efendimiz (s.a.v.) hazretleri bir gün ashabına buyurdular:

-“Hakikî bir haya ile Allah’tan utanın!

Ashâb-ı kiram (r.a.) hazerâtı:

-“Yâ Rasûlellâh! Biz Allâh’dan haya ediyoruz: elhamdülillah!” dediler. Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:

-“Böyle değil!… Lakin hakikî olarak Allâhü Teâlâ’dan haya etmek isteyen kişi:

1 Başını muhafaza etsin.

2  Başta olan (göz, dil, kulak ve düşünce gibi) bütün azaları haramdan korusun,

3 Batninı (karnını) ve yediklerini muhafaza etsin.

4 Ölümü zikretsin.

5 Mezarda çürümeyi hatırlasın.

6 Âhireti isteyerek dünyanın ziynetini terk etsin.

İşte bunları yapan kişi, hakikî bir haya ile Allâhü Teâlâ haz­retlerinden utanmıştır.

Kaynak : Müsned-i Ahmed: 3489, Tirmizi: 2383

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Hadis-i Şerifler, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Mürşid-i Kâmile Tabi Olmak

Posted by Site - Yönetici Mayıs 25, 2013

Mürşid-i Kâmile Tabi Olmak

Ey zelil kul!

Kâmil peygamberlere tabi olmak ve onlara muvafık ameller işlemek yolunda, gayret et.

Yakına vasıl olan şeyh’in eteğine yapış!

Allâhü Teâiâ hazret­leri, karışıklıktan sonra senin dağınıklığını toplar. Seni vuslata er­dirir. Ve senin halini değiştirir.

Yol meçhuldür.

Bu meçhul yolda elbette bir mürşid-i kâmil lazımdır. Yoksa insan helâkolur…

Allâhü Teâlâ hazretleri, ayrılıktan ve muhalefet etmekten korusun.

Bizleri selef-i sâlihinden en hayırlıların yoluna koysun! 0 yolda Allah bizleri ecelimizin sonuna kadar sebat ve daim etsin.

Bizleri fazilet ve kemâl ehliyle beraber hasretsin! Âmin!

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Ruhu’l-Beyan Tefsiri: 3/689

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

ÖLÜ VE DİRİ, BAŞKASININ AMELİNDEN FAYDALANIR

Posted by Site - Yönetici Mayıs 24, 2013

kabir,mezar,Ölülerde Selâm Alırlar - Mezar Ziyareti,

ÖLÜ VE DİRİ, BAŞKASININ AMELİNDEN FAYDALANIR

Kabirdeki ölü, denizde boğulmak üzere iken yardım isteyen biri gibidir. Babasından, anasından, kardeşinden veya arkadaşından kendisine gelecek duâyı bekler. Duâlar kendine ulaşınca, dünyâ ve içindekilerin kendisinin olmasından daha çok sevinir.(Hadîs-i Şerîf, Kenzü’l-Ummâl)

Müslüman, başkasının bağışladığı amellerden, hayırlardan faydalanır. Bu sünnet ve icma ile sabittir. Sadece kendi yaptıklarının kendisine faydası olur diyen kimse icmâ’a ve sünnete muhalefet etmiş olur. Bu ise batıldır.

Çünkü;

• İnsan, başkasının yaptığı duanın faydasını görür. İşte bu, başkasının yaptığı amelin faydası demektir.
• Peygamber Efendimiz (s.a.v.) mahşerde hesabın kolay olması, cennete girmeleri ve cehennemden kurtulmaları için Müslümanlara şefaat edecektir.
• Peygamberler ve sâlih müminler şefaat ederler.
• Melekler yeryüzündekilere dua ve istiğfar ederler.
• Allâhü Teâlâ, dilerse hiç hayır işlemeyen bir mümini, sırf rahmetiyle cehennemden azad eder.
• Mü’minlerin çocukları, babalarının işlediği amellerle cennete girerler.
• Ölünün, verilen sadakalardan fayda gördüğü Hadîs-i şerîf ile sabittir, bunda icma vardır.
• Ölmüş bir kimse adına, velisi hac yapsa ölüden farz hac düşer.
• Herhangi bir borçlu kişinin borcunu başka bir kimse öderse o kimse borcundan kurtulur.
• Birine borçlu olan veya haksızlık eden kimse, malın sahibi alacağını ve hakkını helâl etmekle mes’ûliyetten kurtulur.
• Sâlih komşu, hayatta iken de komşularına faydalı olduğu gibi ölünce de kabir komşularına faydalı olur.
• Bir kişi zikir meclisine başka bir maksatla gelse -zikir halkasına oturmasa bile- rahmete kavuşur, zikirden istifade eder.
•  Ölü için kılınan cenaze namazı ve yapılan dua ölüye fayda verir.

Bütün bunlar başkasının amelleri ile fayda elde etmektir. Bunun sayılamayacak kadar misalleri vardır.

Kaynak : Fazilet Takvimi 23.05.2013

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Kabir Hakkında Herşey, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Şeriat – Din – Tarih – Osmanlı – Ecdat – Namus ve ahlâk – Gençlik – Ne ilgisi var?..

Posted by Site - Yönetici Mayıs 23, 2013

Şeriat – Din – Tarih – Osmanlı – Ecdat – Namus ve ahlâk – Gençlik – Ne ilgisi var?..

Şeriat” diyorsunuz, karşılığı şöyle geliyor: “Ay bunlar dört kadın almak istiyor, elimizi kesecekler, cebren başımızı örtecekler, özel hayatımıza müdahale edecekler, içkiyi yasaklayacaklar!”Ne ilgisi var?..

Din” diyorsunuz, “Ay kalbim çok temiz” diye başlıyor, “dedem hafızdı” diye bitiriyorlar…

Beş İslâm şartı ile altı iman şartını doğru dürüst sayabilen mumla aranıyor. Rol icabı “lahavle” çekemeyen oyuncu, din konusunda ahkâm kesiyor.

Tarih” diyorsunuz, “Bizim tarihimiz cumhuriyetle başlar” diye gevelemeye koyuluyorlar…

Öncesi yok! Cumhuriyet tarihine bile doğru düzgün vakıf olan yok! Bir sürü mehdiye, yüceltme sonrasında “uzanan elleri kıracağız” edebiyatı geliyor…

Osmanlı” diyorsunuz, bilgisizliklerini kusuyorlar: “Padişahların anneleri yabancı… Padişahlar kardeşlerini katlettiler… Hacca bile gitmediler… Haremde zevk u safa sürdüler…”

Tek tek cevaplandırıyorsunuz, o zaman da başka telden çalmaya başlıyorlar:

“Siz Atatürk düşmanısınız, cumhuriyet düşmanısınız, laiklik düşmanısınız!”

Ne ilgisi var?..

Ecdat” diyorsunuz, “Yahu heykelleri yok, sanatları yok, resimleri yok” diye sıralıyorlar… Ne mezartaşı sanatını biliyorlar, ne ebruyu, ne minyatürü…

Namus ve ahlâk” konusunu açıyorsunuz, “Ahlâk beyindedir, belden aşağıda değil” diye tekerliyorlar…

Fal” diyorsunuz, “fala inanma, falsız da kalma” diyerek güya ki vecize yumurtluyorlar:“İnanılmayan bir şeye nasıl bel bağlanır?” suali cevapsız kalıyor.

Demokrasi” diyorsunuz, “Sayısal üstünlük değil, siyasal üstünlük” diye meydan okuyorlar…

Kalkınma” diyorsunuz, “950 öncesinde her şey yolundaydı, sonradan Demokrat Parti çıktı ve her şeyi mahvetti” diyerek gerçeği tersine çeviriorlar…

Gelişme” diyorsunuz, ideolojik nutuklar atıyorlar…

Aile” diyorsunuz, “Bir imza ile insanları bağlamak çağ dışılıktır” diyerek karşı çıkıyorlar…

Gençlik” diyorsunuz, “imam hatipli olmasın” şartını dayatıyorlar…

Ben bu bilgisizlikten ve ilgisizlikten bıktım!..

Slogancılıktan gına getirdim!..

Yüzeysellikten yoruldum!..

Tekerleme dinlemekten usandım!

Topyekün gelin, ama biraz bir şeyler öğrendikten sonra gelin…

En iyisi cahillikle ilgili birkaç “özlü söz”ü alt alta yazmak…

Basma cahilin izine, gitme şeytanın sözüne (Ruhsati).

Bilgisiz kimse, savaş davuluna benzer, içi boş olduğu için sesi çok çıkar (Sadi).

Bilgisizlik kolay ve rahat elde edildiği için, çoğunluk bilgisizdir (La Bruyere).

Cahil insan kendi kendinin bile düşmanıdır; başkasına dost olması nasıl beklenir (Sokrates).

Cahil kimsenin yanında kitap gibi sessiz ol (Mevlana).

Cehalet öyle binektir ki, üzerine binen zelil olur, arkadaşlık yapan yolunu kaybeder (Hz.Osman).

Hareket halindeki cehaletten daha korkunç hiçbir güç yoktur (Bernard Shaw).

Öğrenmek pahalıdır, ama cehalet ondan da pahalıdır (Henry Clausen).

.

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Şüphelilerden Sakınmak.

Posted by Site - Yönetici Mayıs 22, 2013

Şüphelilerden Sakınmak.haram helal,halal,haram,

Şüphelilerden Sakınmak.

Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:

“Halâl açık ve bellidir, haram da açık ve bellidir. İkisinin ara­sında şüpheli bir takım şeyler ve işler vardır. Her kim şüphelerden sakınırsa, dinini ve ırzını korumuş olur. Kim şüpheli şeylere dalar­sa, o kişi harama düşebilir. O kişi, korunmuş (içine girmesi yasak olan bir ekin tarlası, bağ ve bahçenin) çevresinde davarlarını otla­tan ve hayvan güden bir çoban gibidir. Hayvanları o yasak ve ko­rumalı yere düşebilir.”[1]

Hadis-i şerifte, harama düşme korkusuyla, şüpheli şeylerden sakındırılmıştır. Bu bir sedd-i zeria’dır. (Avam için günâha düş­mekten men’dir. Avamı harama götüren vasıta ve sebebleri orta­dan kaldırmaktır.)


Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Ruhu’l-Beyan Tefsiri: 3/711.

[1] Buhâri: 50, Bu hadis-i şerifin tamamı şöyledir:

“Halâl açık ve bellidir haram da açık ve bellidir. İkisinin arasında şüpheli bir takım şeyler ve işler vardır. İnsanların çoğu bunu bilmiyor. Her kim şüphelerden sakınırsa, dinini ve ırzını korumuş olur. Kim şüpheli şeylere dalarsa, o kişi harama düşebilir. 0 kişi, korunmuş (içine girmesi yasak olan bir ekin tarlası, bağ ve bahçenin) çevresinde davarlarını otlatan ve hayvan güden bir çoban gibidir. Hayvanları o yasak ve korumalı yere düşebilir. (Ey ümmet ve ashabım!) iyi biliniz ki, her melik’in bir takım kanun ve hududlan vardır. Allâh’ü Teâlâ hazretlerinin yeryüzündeki koruduğu hudutlar ise Allah­’ın haramlarıdır. İyi biliniz ki. cesette bir et parçası vardır. O düzeldiği zaman bütün cesed düzelir. O fasid olup bozulduğu zaman bütün ceset bozulur. İyi biliniz o kalb’tir. ” Buhârî Şerif: 50. Müttefekkun aleyh.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Hadis-i Şerifler, Haramlar - Helaller, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: