Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

İsa Aleyhisselâm Bazen Bir Günde Elli Bin Hasta Tedavi Ederdi.

Posted by Site - Yönetici Nisan 3, 2013

İsa Aleyhisselâm Bazen Bir Günde Elli Bin Hasta Tedavi Ederdi.,Yeryüzünde Bulunan En Faziletli mekânlar,Gökler mi Faziletli Yer yüzü mü

İsa Aleyhisselâm Bazen Bir Günde Elli Bin Hasta Tedavi Ederdi.

Rivayet olundu:

Isa Aleyhisselâm bazen bir günde elli bin kişiyi tedavi ettiği olurdu. İsa Aleyhisselâm’a gelebilen ona gelirdi. Kendisine gele­meyen hastalara da İsa Aleyhisselâm giderdi.

Isa Aleyhisselâm hastalan sâdece dua ile tedavi ederdi. Du­ada iman etmelerini şart koşardı.

Ölüleri Diriltmesi

Sonra isa Aleyhisselâm buyurdu:

“Ve ölüleri diriltirim, Allah’ın izniyle”

(Isa Aleyhisselâm’ın doğuştan körleri ve alaca hastalığına yakalanan insanların şifa bulmalarına vesile olması üzerine halk) İsa Aleyhisselâm’ın bu halini Calinus’a sordular. Calinus:

“Ölüler, ilaçla dirilmezler. Eğer o ölüleri diriltirse, o pey­gamberdir; doktor değildir.” dedi,

İsa Aleyhisselâm’dan ölüleri diriltmesini istediler.

İsa Aleyhisselâm’ın Dirilttiği Kişiler

İsa Aleyhisselâm dört kişiyi diriltti.

1–  Azer,

2–  Tabutun içindeki ölüyü diriltmesi

3–  Âşir’in kızı,

4  Sam bin Nuh Aleyhisselâm, [1]

Azerî Diriltmesi

İsa Aleyhisselâm, Âzer’i diriltti. Âzer, İsa Aleyhisselâm’ın ar­kadaşıydı. Âzer ölmek üzereyken kız kardeşini, İsa Aleyhisselâm’a gönderdi. Ona:

-“Kardeşin Azer ölmek üzeredir, ona gel,” dedi.

İsa Aleyhisselâm ile Azer’in bulunduğu yerin arasında tam üç günlük yol vardı. Isa Aleyhisselâm ve ashabı üç günlük yolu teptiler, Azerin olduğu yere geldiler.

Üç günden beri Azer ölmüştü.

Isa Aieyhisselâm, Azer’in kız kardeşine:

-“Bizleri, Azer’in kabrine götürl” dedi. Azer’in kız kardeşi on­larla beraber, Azerin kabrine gitti. Kabir yüksek bir sahradaydı.

İsa Aleyhisselâm, dua etti:

“Allâhım! Ey yedi kat göğün ve yedi kat yerin Rabbi! Sen be­ni israil oğullarına gönderdin. Ben onları senin dinine davet ediyo­rum. Onlara ölüleri dirilttiğimi haber verdim! Azer’i dirilt!” dedi.

Azer ayağa kalktı. Üzerinde ki tozları silkeleyerek kabrinden çıktı. Azer bundan sonra hayatta kaldı, bir çocuğu da doğdu… [2]

Bir Kadının Oğlunu Diriltmesi

Yaşlı bir kadının oğlu öldü. Tabutun içinde (mezarlığa gö­türmek için taşıyorlardı) İsa Aleyhisselâm onlara uğradı. İsa Aleyhisselâm onun dirilmesi için Allah’a dua etti. Çocuk ayağa kalktı, tabutun içinde oturdu. Adamların omuzlarından indi. Elbi­sesini giydi.

Kendisi tabutu boynunda taşıyıp ailesine döndü. Hayatta kaldı. Hatta bir çocuğu bile doğdu. [3]

Âşir’in Kızını Diriltmesi

İsa Aleyhisselâm Âşirin kızını diriltti. Âşir, halkın Öşürlerini toplayan bir kişiydi. İsa Aleyhisselâma:

-“Bu kız dün öldü onu dirilt!” dedi.

İsa Aleyhisselâm Allah’a dua etti. Kız dirildi. Uzun bir süre yaşadı. Çocuğu bile doğdu. [4]

Nuh A. ‘İn Oğlu Samı Diriltmesi

(İsa Aleyhisselâm ölüleri diriltmesine rağmen yine inanmadı­lar. İsa Aleyhisselâm için):

“O hep, yakın bir zamanda ölmüş olan insanları diriltmek­tedir. Belki de bu şahıslar ölmemişlerdir, bir kalb krizi geçirmiş­lerdir. Sen bize Sâm bin Nuhu dirilt!” dediler.

İsa Aleyhisselâm Yahudilere:

-“Bana Sam bin Nuh’un kabrini gösterin!” dedi.

Onlar, Isa Aleyhisselâm’ı Hazret-i Nuh’un oğlu Şam’ın kabri­nin başına götürdüler.

Bütün Kavim İsa Aleyhisselâm ile beraber, Sam bin Nuh’un mezarının başına geldiler. İsa Aleyhisselâm ism-i azam duası ile Allâh-ü Teâlâ Hazretleri’ne dua etti.

Sam bin Nuh, başı (saçları) beyazlamış bir halde kabrinden çıktı, tsa Aleyhisselâm ona sordu:

-“Saçlarına neden ak düştü? Senin zamanında saçların be­yazlanması yoktu!” dedi. 0:

-“Ya Ruhullâh! Sen beni çağırdığın zaman, bir ses işittim bana ‘Ruhullah’a icâtiet et,” diyordu. Bu ses üzerine ben kıyame­tin koptuğunu sandım. İşte bu korkudan dolayı saçlarıma ak düş­tü!” dedi.

İsa Aleyhisselâm, Sam bin Nuh’a, nezi’ (can verme) halini sordu. 0:

-“Ölüm acısı hala boğazımdan geçmiş değildir!” dedi. Halbu ki Sam bin Nuh’un ölümü üzerine dört binden çok fazla zaman geçmişti…

Sam bin Nuh, kavme (Yahudiler topluluğuna döndü):

-“İsa Aleyhisselâm’ı tasdik edin, o peygamberdir!” dedi.

Bu hadise üzerine bazıları iman ettiler. Diğerleri de tekzib edip, İsa Aleyhisselâm’ı yalanladılar.

Sonra Isa Aleyhisselâm ona: dedi. 0:

-“Sekerâtü’İ-mevt acısını tatmamak şartı ile ölürüm!” dedi. İsa Aleyhisselâm Allah’a dua etti. Öyle oldu.[1]

Sonra Yahudiler, İsa Aleyhisselâm’dan peygamberliğine de­lâlet eden başka bir âyet ve mucize istediler…


[1] Isa Aieyhisseiâm’ın Allâh’ü Teâlâ Hazretleri’nin izniyle dirilttiği sadece bu dört kişi değildir. Uzeyr Aleyhisselâm ve daha bir çok kişiyi dirilttiği tarih ve tefsir kitablannda beyan edilmektedir. Bunlardan Uzeyr Aleyhisselâm’ı diriltmesi de çok manidardır. Yahudîler, Isa Aieyhisseiâm’ın ölüleri diriltmesini bir türlü kabullenmediler. -“Bu bir oyundur,” dediler. Yahudiler, büyükçe bir ateş yaktılar. Alevleri göklere yükseli­yordu. Orada toplanan halkın gözünün önünde İsa Aleyhisselâm’a seslendiler: -“Ey İsa! Eğer, Uzeyir Aleyhisselâm’ı diriltemezsen, seni bu ateşte yakarız,” dediler. Yahudîler, Uzeyr Aieyhisseiâm’ın mezarını kazıdılar. Taştan olan mezarın taputunun kapağını kaldıramadılar. Gelip, hadise’yi !sa Aleyhisselâm’a anlattılar: -“Ey İsa! Biz Uzeyr Aieyhisseiâm’ın kabrinin taşını kaldıramıyoruz. Bize yardım et,” dediler. Isa Aleyhisselâm: -“Bana bir kâse su getirin,”dedi

Yahudîler, Isa Aleyhisselâm’a bir kâse su getirdiler. Isa Aleyhisselâm, o suya okudu. Okuduğu suyu Yahudîler verdi:

-“Bunu tabuta saçın,” dedi. Yahudîler, o suyu götürüp, Uzeyr Aleyhisselâm’ın mübarek tabutuna saçtılar. Tabutunun kapağı açıldı. Uzeyr Aieyhisseiâm’ın mübarek cesedi olduğu gibi duruyordu. Çünkü peygamberler çürümez. Toprak, peygamberlerin mübâ rek vücutlarını yemez. Onlara haramdır. Isa Aleyhisselâm, kâsedeki sudan biraz Uzeyr Aleyhisselâm’m üzerine serpti. Bütün Yahudîler toplanmışlardı. Isa Aieyhisseiâm’ın onu nasıl dirilteceğini merak ediyorlardı. Yahudîler, meraklı bir gözle, şaşkın şaşkın Isa Aleyhisseiâm’a ve Uzeyr Aleyhisselâm’a bakıyorlardı. Yahudîler, yaktıkları ateşin için hâbire odun atıyorlardı. Meşe odunları yandıkça alevleri göklere doğru yükseliyordu. Yahudi’nin biri seslendi. -“Ey Isa! Bu ateşi görüyor musun?”

Isa Aleyhisselâm, yüzünü Hazret-i Uzeyr’den ayırmadı. Dönüp ateşe bakmadı. -“Evet!” dedi. Yahudî böbürlenerek:

-“Eğer Uzeyr Aleyhisselâm’ı diriltemezsen seni bu ateşte yakarız. Bizden af dileme. Bunu sen istedin. Seni bugün asla bağışlamayız.” Yahudîler, bir ağızdan bağırdılar. -“Bizden merhamet dileme. Eğer Uzeyr Aleyhisselâm’ı diriltemezsen seni bu ateşte yakarız.” Isa Aleyhisselâm:

-“Merhametsiz olduğunuzu biliyorum. Daha önce bir çok peygamber ve Salih insanı öldürdünüz… Eğer Uzeyr Aleyhisselâm’ı Allah’ın izniyle diriltirsem iman’a gelir misi­niz?”

Hepsi bir ağızdan bağırdılar:

-“Evet, Allah’ın varlığını, birliğini ve senin O’nun kulu ve peygamberi olduğunu tasdik ederiz.” Isa Aleyhisselâm, Uzeyr Aleyhisseiâm’a seslendi. -“Ey Uzeyr! Allah’ın izniyle diril,”

Yahudîlerin şaşkın bakışları içerisinde Uzeyr Aleyhisselâm, dirildi. Kalktı, oturdu. İsa Aleyhisselâm’a selâm verdi, iki yüce insan konuştular. Yahudîler. Uzeyr Aleyhisselâm’a sordular:

-“Ey Uzeyr, bu kişi (Isa Aleyhisselâm) hakkında ne dersin?” Uzeyr Aleyhisselâm: -“Ben şehâdet ederim ki, Isa Aieyhisselâm, Allah’ın kulu ve resulüdür,” dedi. Yahudîler. yine İman etmediler.

-“Ey Isa! Sen, Uzeyr Aleyhisselâm’ı da büyüledin. Bu ne büyük bir sihir!” dediler. Sihirbazlıkla itham ettikleri Isa Aleyhisselâm’a: -“Ey Isa! Müsaade et, Uzeyr Aleyhisselâm. aramızda yaşasın,” dediler. Uzeyr Aleyhisselâm, Yahudîlerin, Isa Aleyhisselâm’a yaptıkları eziyeti görmek istemediği içinde olsa, yaşamak istemediğini bir an evvel, kabrine varmak istediğini belirtti. İsa Aleyhisselâm:

-“Hayır onu hemen kabrine iletin” buyurdu. Uzeyr Aleyhisselâm çoktan vefat etmişti. Bu mucizeyi gören, Yahudîler, daha da azdılar. Çok azları iman etti. Mecâlis-ü’1-Arâis s. 233, Ebu Ishâk es-Sa’lebî, Mısır-1312,


[1] İsmail Hakkı Bursevi, Ruhu’l-Beyan Tefsiri, Fatih Yayınevi: 3/478.

[2] İsmail Hakkı Bursevi, Ruhu’l-Beyan Tefsiri, Fatih Yayınevi: 3/478-479.

[3] İsmail Hakkı Bursevi, Ruhu’l-Beyan Tefsiri, Fatih Yayınevi: 3/479.

[4] İsmail Hakkı Bursevi, Ruhu’l-Beyan Tefsiri, Fatih Yayınevi: 3/479.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: