Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for Mart 2013

1 Nisanın tarihçesi – Kutlayabilirseniz Kutlayın….

Posted by Site - Yönetici Mart 31, 2013

1 Nisanın tarihçesi,endulus_muslumanlari_ve_1_nisan_sakasi_h11900

1 Nisanın tarihçesi – Kutlayabilirseniz Kutlayın….

15. yüzyılın sonlarında, Haçlı ordusu Endülüs Müslümanlarının son kalesini 
kuşatır. Uzun süren bir kuşatma olmasına rağmen, kış aylarının da etkisi ile, kale korunabilmektedir. Durumun zorluğunu anlayan Haçlı ordusunun komutanı değişik taktikler düşünmektedir.

En sonunda 31 Mart gecesi Kalenin önüne giderek bir elinde Kur’an bir elinde İncil Şu iki kitap üzerine yemin ederim ki, teslim olursanız bu akşam size bir şey yapmayacağımder. Gerekli görüşmelerden sonra canlarının kurtarılması karşılığında Müslümanlar kaleyi teslim ederler.

Ertesi sabah, yani 1 Nisan sabahı, Haçlı ordusu komutanı bütün Müslümanların 
öldürülmesi için emir verir. Bunun üzerine Müslümanlar ‘Yemin etmiştiniz, bize söz vermiştiniz dediklerinde Haçlı ordusu komutanı ‘Benim sözüm size dün akşam içindi, bugün için size bir sözüm yoktur’ diye cevap verir ve bütün Müslümanlar orada Şehit edilir.

İşte o gün bugündür 1 Nisan hıristiyanlar arasında ‘Hile Günü’ olarak kutlanmaktadır. 
Maalesef hıristiyanları taklit etmeyi modernleşme sanan gafil Müslümanlar arasında da yaygınlaşmış, yüzlerce, binlerce müslümanın katliam günü olan 1 Nisan’lar, bir şaka günü olarak kutlanmaktadır.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Havas Ve Fazilet

Posted by Site - Yönetici Mart 31, 2013

dua,,.

Havas Ve Fazilet

Hazret-i Ali (r.a.)’dan rivayet olundu:
Buyurdular: Efendimiz (s.a.v.) hazretleri buyurdular:
-“Muhakkak ki Fatiha sûresi,
Âyetü’l-kürsi (Bakara sûresi ayet: 255)
ÂI-i Imrân sûresinden iki âyet (18-19):
(Yine Âl-i Imrân sûresi 26-27 ayetleri:) inzal olundukları zaman, bu âyetler, kendileriyle Allâh-ü Teâlâ Hazretleri’nin arasında hicâb olan perdelere sarıldılar. Ve:
-“Ya Rabbi! Sen bizi arzına ve sana âsî olanlara mı indiriyorsun?” dediler. Allâh-ü Teâlâ hazretleri:
-“Ben yemin ettim ki, herhangi bir kişi, her namazın ardında sizleri okursa, onun beraberinde bulunan her şeye rağmen muhakkak ki yerini ve makamını cennet yapacağım, onuhaziretü’l-kudüse iskân edip yerleştireceğim. Ona (rahmet) gözümle günde yetmiş kere bakacağım! Onun yetmiş ihtiyacını karşılayacağım. O ihtiyaçların en düşüğü mağfirettir. Ve onu her türlü düşman ve hasetçiden koruyup muhafaza edeceğim! Düşmanlarına karşı ona nusret edip yardımda bulunacağım!

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Ruhu’l-Beyan Tefsiri: 3/380-381.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Hadis-i Şerifler, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | Leave a Comment »

Kuzu Göbeği Mantarı ve Bunun mucize faydaları

Posted by Site - Yönetici Mart 30, 2013

Kuzu Göbegi Mantari ve Bunun mucize faydalari,kudrethelvasikuzugobegi

Kuzu Göbeği Mantarı ve Bunun mucize faydaları

Gök gürlemesi ve şimşeklerin çakması sonrasında ortaya çıkar. Kuzu Göbeği adında yumurta şeklinde bir mantar olup son derece lezzetli olur Ayrıca suyunu göze çekerler gözü parlatır. Mantarların besin maddesi olarak kullanılmasının yanında tedavi maksatlı kullanılması yeni bir keşif sayılmaz. Çünkü Hz. Muhammed (s.a.v): ‘Mantar kudret helvası cinsindendir. Küme mantarının suyu göze şifadır.’ buyurarak bu besine dikkat çekmiştir. Yine Tirmizi’de yer alan bir rivayete göre halk: ‘Mantar toprağın çiçek hastalığıdır.’ deyince Resulullah Efendimiz (s.a.v): ‘Mantar menn’dendir (yani; Allah’ın İsrail oğullarına nimet olarak lütfettiği kudret helvası). Suyu göz için şifadır…’ buyurmuştur. Ebu Hüreyre konuya şöyle bir ilâvede bulunur: ‘Ben üç veya yedi mantar aldım. Onları sıkıp suyunu bir şişeye koydum. Gözünde rahatsızlığı olan bir hizmetçime tatbik ettim. İyileşti.’ Sonraki dönemlerde Peygamber Efendimizin (s.a.v) tavsiye ve uygulamalarını kendilerine rehber edinen her alanda olduğu gibi sağlık alanında da birçok çalışma yapan İslâm âlimleri çeşitli icraatlarda bulunmuşlardır. Mantarla ilgili rivayetlerden mülhem İbn-i Baytar daha 1200′lü yıllarda mantar suyunun mikrobik göz hastalıklarını tedavi ettiğini belirtmiştir.

Ülkemiz doğa mantarları yönünden hem tür hem de çeşit zenginliğine sahiptir. Doğadan toplanarak yenen bu mantarlar kendilerine has koku lezzet ve hoş kokusuyla Halkımız tarafından rağbet görmekte ve büyük bir beğeniyle tüketilmektedir. Doğal olarak yetişen mantarlar; ormanlık bölgelerde ağaç altlarında ve ağaç Kütükleri üzerinde çayır alanlarda yılın belirli mevsimlerinde görülmektedir. Yetişme Devreleri çevreyle ilgili koşullarına bağlı olarak genellikle ilkbahar ve sonbahar aylarıdır. Bazı Serin bölgelerde yaz aylarında görülen türler de mevcuttur. Doğa mantarları yüksek Pazar değerine sahip olmaları nedeniyle yılın belirli zamanlarında –ağırlıklı olarak ilkbahar Ve sonbahar aylarında- bilinçsizce toplatılarak dış ülkelere satılmaktadır. Bu şekilde dışsatımı yapılan birçok doğa mantarı bilinçsiz toplamalar nedeniyle tehdit altında olup Bazı türler yakın bir gelecekte tükenme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Örneğin özellikle Kuzugöbeği olarak bilinen ve ihracatı yapılan Türleri birçok yöremizde artık Bulunmamaktadır. Bazı yörelerimizde ise zor bulunur hale gelmiştir. Bu durum toplama Yapan kişiler tarafından da bilinmesine rağmen maddi getirisi nedeniyle toplama işlemi Doğayı sömürecek şekilde sürdürülmektedir. Toplayıcılar mantarları çok küçük ve kökleri ile topraklı bir şekilde sökmektedir. Böyle bir toplama işlemi özellikle kuzugöbeği türleri için son derece tehlikelidir. Çünkü Bu türler Sınıfından olup sporları diğer şapkalı mantar türleri gibi Olmayıp İçerisinde bulunmaktadır. Sporların doğaya Yayılması; mantarın büyüyüp gelişmesi yaşlanıp çatlaması ve İçinden sporların Kolayca çıkabilmesiyle mümkün olmaktadır. İşte bun edenle yeni oluşmakta olan çok küçük Mantarların koparılması son derece hatalıdır. Mantarların büyümesine fırsat Verilmediğinde kuzugöbeği gibi mantar türlerinin çoğalabilmesi toprakta kök Bölgesindeki misellerle mümkün olmaktadır. Kökler topraklı bir şekilde alındığında bu Yolla çoğalma imkânı da ortadan kalkmış olacaktır. Bu tür bilinçsiz toplamalarla doğa Mantarları giderek azalmakta ve neredeyse yok olma sınırına gelmiştir… Öyle ki artık rüyalarıma bile girmez oldular

Türkiye her yıl ilkbahar aylarında tonlarca (400-500 ton) kuzu göbeği mantarını özellikle Avrupa ülkelerine ihraç etmekte ve bunun sonucunda önemli miktarda döviz girdisi sağlamaktadır. Köylüler bu mantarı toplamak için sabahın erken saatlerinden akşam saatlerine kadar ormana gidip mantar aramaktadırlar. Bu sürede toplanan mantarlar akşamüstü köye gelen aracılar tarafından peşin olarak satın alınmakta ve kısa sürede ihracatçı firmaya teslim edilmektedir. Mantarlar bu firmalarda boyutlarına göre tasnif edilir sapın topraklı kısmı kesilir daha sonra üçer kiloluk kasalar halinde paketlenip taze olarak Fransa Isviçre Almanya Ingiltere Belçika Hollanda Lüksemburg Avusturya Ispanya Amerika Isveç ve Norveç gibi ülkelere gönderilir. Talep fazlası ise dondurularak veya kurutularak daha sonra satılmak üzere depolanmaktadır. Dünyada Italya Ispanya ve Yunanistan gibi Akdeniz ülkelerinde yetişen kuzu göbeği hem çeşit hem de miktar olarak ülkemizde oldukça zengin durumdadır.

Kuzu Göbeğinin Künyesi
Morchella cinsine ait olan kuzu göbeği mantarları ortalama 5-15 cm boyunda kremden koyu kahverengiye kadar değişen renklerde bal peteğini andıran şapkası ile kolayca tanınabilecek bir yapıdadır. Üremelerini sağlayan sporlar askus adı verilen bir kese içinde bulunur. Bu keseden atılan sporlar uygun sıcaklık ve nemde toprakta çimlenerek mantarı meydana getirirler. Kuzu göbeği mantarının dünyada yaklaşık olarak 30 civarında türü bilinmektedir. Türkiye’de ise en yaygın olarak rastlanan türleri Morchella crassipes M. conica M. deliciosa M. esculenta M. elata M. distans ve M. rotunda’dır.

Kuzu Göbeği Mantarı ve Bunun mucize faydaları,erkel_mc_doga

Nerelerde Yetişir?
Yurdumuzda çam ormanlarında bazen meşe dişbudak gürgen ve elma ağaçlarının çevresinde ilkbaharda özellikle Nisan ve Mayıs aylarında yağmurlardan sonra kuzu göbeğini bol miktarda bulmak mümkündür. Genellikle Ege Akdeniz ve Karadeniz bölgelerinde yetişen bu mantarlar Konya – Beyşehir – Göynem,Derebucak,Izmir-Bergama Muğla Kastamonu Aydın Denizli Çanakkale Uşak Balıkesir Sinop illeri ve çevresinde yaygın olarak tanınmakta ve toplanmaktadır.

Dikkat!
Ekonomik yönden orman köylüsüne büyük katkı sağlayan bu mantarların çeşit ve miktarında son yıllarda bir azalmanın olduğu gözlenmektedir. Azalma sebebi olarak yağmurların yeterince yağmaması yanında mantarların aşırı ve bilinçsizce toplanması görülmektedir. Bu mantardan gelecekte de aynı şekilde faydalanmak istiyorsak dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıralayabiliriz;
Yapılan orman kesimleri ve şehirleşme nedeniyle türün yayılış alanı sürekli daralmakta olduğundan yayılış alanlarını genişletmeye yönelik koruma alanları oluşturulmalıdır.
Türün aşırı toplanması engellenmeli bu konuda toplamanın yapıldığı orman köylerine gelir getirici alternatif üretimler sağlanmalı ve toplama konusunda halkın bilinçlendirilmesine yönelik çalışmalar artırılmalıdır.
Mantar çoğunlukla daha eşeysel olgunluğa ulaşmadan yani sporlarını oluşturmadan gençken toplanmakta bu da türün yok olmasına neden olmaktadır. Diğer taraftan mantarın toprağıyla birlikte bulunduğu ortamdan çıkarılması oluşum evresinde çok önemli bir yapı olan sklerosiyumu (Morchella’nın yaşam döngüsünde olumsuz koşullara dayanıklı önemli bir evre) ortadan kaldırmaktadır. Bu nedenle hem genç mantarların toplanmaması hem de sklerosiyumun korunması için gerekli bilgi aktarımı yapılmalıdır.
Görüldüğü gibi yapılan ihracatla elde edilen dövizle ekonomik yönden önemli miktarda gelir getiren bu mantar gerekli önlemler alınmazsa yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır. Bunun için özellikle ilkbahar aylarında orman köylüsüne toplama ile ilgili bilgiler aktarılarak bu konuda bilinçlenmeleri sağlanmalıdır.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | 12 Comments »

İsa ( a.s.) `in Göğe Yükseltilmesi

Posted by Site - Yönetici Mart 30, 2013

İsa ( a.s.) `in Göğe Yükseltilmesi,Kadın ve Dua,gul,cicek,

İsa ( a.s.) `in Göğe Yükseltilmesi

Rivayet olundu:

Yahudilerin Kralı, İsa Aleyhisselâm’ı öldürmeyi kasdetti. Kral, Isa Aîeyhisselâm’a küçük bir penceresi olan bir eve girmesini (nin sağlanmasını) emretti.

Cebrail Aleyhisselâm o küçük pencereden İsa Aleyhisselâm’ı göğe yükseltti.

Allâh-ü Teâlâ hazretleri. Isa Aîeyhisselâm’a nurdan elbise ve tüy giydirdi.

Isa Aleyhisselâm’dan yeme ve içme lezzetini kesti.

İsa Aleyhisselâm Arş’ın etrafında meleklerle beraber uçmak­tadır.

İsa Aleyhisselâm, insan, melek, gök ehli ve yerli oldu.

Yahudiler Kendi Adamlarını Öldürdü

(İsa Aleyhisselâm’ın göğe yükseltildiğini bilmeyen Yahudi kralı), kötü adam ve katile;

-“içeriye gir! Onu öldürî” diye emretti.

Adam evin içine girdi. Allâh-ü Teâlâ Hazretleri, İsa Aleyhisselâm’m benzerliğini o adama verdi. (Adam evin içinde İsa Aleyhisselâm’ı bulamayınca) onlara İsa Aleyhisselâm’ı bulama­dığını haber vermek için dışarıya çıktı.

Yahudiler, krallarının adamını öldürdüler ve astılar.

Sonra Yahudiler, kendi içlerinde ihtilâfa düştüler.

-“Yüzü İsa’nın yüzüne benziyor, bedeni ise bizim adamımızın bedeninin aynısı… Eğer bu İsa ise bizim arkadaşımız nerede? Yok eğer bu bizim arkadaşımız ise İsa nerede?” dediler.

Bu hadise üzerine Yahudilerin arasında büyük sözler ve tar­tışmalar oldu.

Hazret-i Meryem

Asılan Yahudî çarmıha gerildikten sonra, Hazret-i Meryem yanında İsa Aleyhisselâm’ın duası ile Allâh-ü Teâlâ’nın delilikten kendisine şifâ verdiği bir kadınla beraber geldi.

İkisi, o kişinin İsa Aleyhisselâm olduğunu zannederek ağla­yacaklardı ki Allâh-ü Teâlâ İsa Aleyhisselâm’ı indirdi.

İsa Aleyhisselâm onlara geldi. İsa Aleyhisselâm onlara sordu:

-“Kim için ağlayacaksınız?” Onlar:

-“Senin için!” dediler.

İsa Aleyhisselâm:

-“Allâh-ü Teâlâ, beni göğe kaldırdı. Bana ancak hayır isabet etti. Bu kişi onlar için bana benzetildi,” dedi.

İsa Aleyhisselâm’ın 7 Gün Sonra Tekrar Yeryüzüne İnmesi

İsa Aleyhisselâm’ın göğe yükseltilmesinden yedi gün sonra, Aİlâh-ü Teâlâ Hazretleri, İsa Aleyhisselâm’a: (2/40)

-“Mecdâlâniyye dağındaki bir yere in! Zira onun ağlaması kadar kimse sana şiddetli bir şekilde ağlamadı. Onun üzüntüsü kadar kimse senin için mahzun olup üzülmedi. Sonra havarilerine toplanmalarını iste. Ve onları (etrafa) gönder!” Onları insanları Allah’a davet etmeleri için değişik yerlere gönder, demektir.

Allâh-ü Teâiâ hazretleri İsa Aleyhisselâm’i Mecdâlâniyye’de dağında bir yere indirdi.

İsa Aleyhisselâm, dağa indiği zaman bütün dağ nur ile ay­dınlandı. Aynı gece Allâh-ü Teâlâ hazretleri, İsa Aleyhisselâm’ı yine kendisine yükseltti.

Bu gece Hıristiyanların ateş yaktıkları gecedir.

(İsa Aleyhisselâm, havarileri topladı, her birini bir ülke ve memlekete gönderdi.) Sabah olduğunda havarilerin her biri, İsa Aleyhisselâm tarafından gönderildikleri milletin diliyle konuşmaya başladılar.

İşte bu mekrullâh’ttr. Ve:

“Bununla beraber mekrettiler, Allah da mekirlerine mekretti. Öyle ya, Allah hayru’l-mâkirîndir.[1] Kavl-i şerifinin ma­nâsı budur.

Kaynak : İsmail Hakkı Bursevi, Ruhu’l-Beyan Tefsiri: 3/492-493.


[1] Al-Ümrân: 3/154,

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, H.z İsa, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

İsa ( a.s.)`ın Mal Varlığı..

Posted by Site - Yönetici Mart 29, 2013

İsa ( a.s.)`ın Mal Varlığı..,bogazina-dikis-ignesi-saplanan-kadin-tedavi-altina-alindi

İsa ( a.s.)`ın Mal Varlığı..

İsa Aleyhisselâm, semâ’ya yükseltildiğinde (mal varlığı ve dünyalık olarak) yanında kendisiyle söküklerini diktiği bir iğne bulundu.

Bu iğneden dolayı ilâhî hikmet, İsa Aleyhisselâm’ın dördüncü kat semâ’ya inmesine hükmetti….

Bunda şuna işaret vardır: Sâlik. mâsivâ (Allâh’dan başka) her şeyden ilgisini kesmelidir. Sâlik, bütün geçitlerden ve engel¬lerden tecrid etmelidir. Hatta mele-i a’Iâ ile beraber yürümeli ve kaabe kavseyn evednâ makamına uçabilmelidir…

İsmail Hakkı Bursevi, Ruhu’l-Beyan Tefsiri: 3/471-472.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, H.z İsa, Ruhu`l Beyan Tefsirinden Kıssalar, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Şeyh Şâzelî Kimdir ?

Posted by Site - Yönetici Mart 29, 2013

Şeyh Şâzelî Kimdir

Şeyh Şâzelî Kimdir ?

Şeyh Şâzelî, asıl adı: Nûreddin Ali bin Abdullah’tır. Lakabı Ebu’I-Hasan Şazelî’dir.

Hazret-i Hasan’in (r.a.) soyundan geldiği rivayet edilir.

Tunus’un Şâzeiî kasabasında 592 (m. 1196) yılında doğdu. İyi yetişti. Güzel bir tahsil gördü. Mâlikî mezhebinde fıkıh âlimiydi.

Tefsir, hadis, fıkıh, usûl, sarf, nahiv, lügat ve bunlara benzer, maddî ve ma­nevî ilimlerinde büyük bir alim idi. Tasavvufî silsilesi Sırrı Sekâtî Hazretlerine dayan maktadır. Büyük bir evliya idi.

Hızır Aleyhisselâm, kendisine, “Ey Ebû’l-Hasan! Ailâh-ü Teâlâ hazretleri seni kendisine dost edinmiştir” demişti. Şâzelî tarikatının kurucusu­dur. Birçok kitab yazdı. “Hızbü’l-Bahr” isimli kitabı büyük bir havas kitabıdır.

Yıllarca talebe okuttu. İslâm dininin yayılması için çok çalıştı.

Şeyh hazretleri, 654 {m. 1256) yılında vefat etti.

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Kim Kimdir ?, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

FİTNE VE KARIŞIKLIK ZAMANINDA İBADET

Posted by Site - Yönetici Mart 29, 2013

fitne zamaninda ibadet imami rabbani

FİTNE VE KARIŞIKLIK ZAMANINDA İBADET

İmam-ı Rabbanî Hazretleri buyurdular:

“…Hadîs-i şerîfte, küfür yeryüzünü kaplayıp hükümleri açıkça icra olunmadıkça Mehdî’nin zuhur etmeyeceği buyrulmuştur. Bu vakit de, küfrün her tarafı kapladığı ve kuvvetli olduğu; İslâm’ın ve Müslümanların zayıf ve kuvvetsiz olduğu vakittir.

Bu vakit, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) ‘Garip Müslümanlara müjdeler olsun’ buyurduğu vakittir.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.);

Fitne ve karışıklığın olduğu zamanda ibadet etmek, bana hicret etmek gibidir.’ buyurmuştur. Malumunuzdur ki, fitne ve fesadın ortalığı kapladığı bir vakitte askerlerin az bir cesaret ve küçük hareketleri onlara çok büyük bir itibar kazandırır.

Hâlbuki fitnenin azaldığı, ortadan kalktığı bir vakitte onun hiçbir kıymeti yoktur. Onlar çok büyük bir harekette bulunsalar bile bir kıymeti yoktur. Amel edilecek ve amellerin kabule şayan olacağı vakit fitnenin (kötülüklerin)yayıldığı vakittir.

Onun için -eğer makbul olmuşlar zümresinde haşredilmek, diriltilmek istiyorsanız- Allâhü Teâlâ’nın razı olacağı şeylerde var gücünüzle gayret göstermeli ve sünnet-i seniyyeye -alâ sâhibihe’s-salâtü vesselâmü vettehiyyetü- uymaktan başka hiçbir şeyi tercih etmemelisiniz.

Görmüyor musunuz ki, Ashab-ı Kehf, fitne zamanında bir hicret ile yüksek derecelere ulaştılar. Siz ümmetlerin en hayırlısı olan ümmet-i Muhammed zümresindensiniz. Binaenaleyh vaktinizi, oyun ve eğlence ile zayi etmeyiniz, çocuklar gibi boş şeylere aldanmayınız…

(Mektubât-ı İmâm-ı Rabbâni, 2/6)

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

ÂYETÜ’L-KÜRSÎ’NİN FAZİLETİ

Posted by Site - Yönetici Mart 28, 2013

ayetelkursi

ÂYETÜ’L-KÜRSÎ’NİN FAZİLETİ

Resûlullah Efendimiz (s.a.v) buyurdular:

“Allâhü Teâlâ, Âyetü’l-Kürsî, Fâtiha ve Âl-i İmran sûresinde geçen iki âyeti (18. ve 26. âyetlerini) inzal etmek isteyince, bunlar, arşa tutunarak: “Bizi, yeryüzüne, sana isyan edenlere mi indiriyorsun?” dediler. Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu: “İzzetime ve celâlime yemin olsun ki kullarımdan her kim sizi her namazdan sonra okursa onun mekânını cennet yaparım. Ona, günde yetmiş kez (rahmetimle) bakarım ve yetmiş ihtiyacını gideririm. Bu giderdiğim ihtiyaçların en küçüğü, onu bağışlamak olacaktır.”

“Kim sıkıntı anında Âyetü’l-Kürsî ve Bakara Sûresi’nin son iki âyetini (Âmene’r-rasûlü…) okursa Allâhü Teâlâ ona sıkıntısında yardım eder.”

“Kim evinden çıkarken Âyetü’l-Kürsî okursa Allâhü Teâlâ ona yetmiş bin melek gönderir. Bu melekler onun için istiğfar ve duâ ederler…”

“Kim farz namazların sonunda Âyetü’l-Kürsî’yi okursa (eceli gelince) onun ruhunu Allâhü zulcelâl ve’l-ikram kabzeder. O şehit oluncaya kadar peygamberlerle omuz omuza çarpışan kimse gibidir.”

“Kim her farz namazdan sonra Âyetü’l-Kürsî’yi okursa onunla cennet arasında yalnız ölüm vardır.

Kişi yatağına geldiğinde Âyetü’l-Kürsî’yi okursa Allâhü Teâlâ onun kendisini, komşusunu ve çevresindeki hayvanları korur.”

Câbir b. Abdullah (r.a.) şöyle demiştir: “Kim evinden çıkarken Âyetü’l-Kürsî okursa Allâhü Teâlâ ona yetmiş melek tayin eder. Bu melekler, onu önünden, arkasından, sağından ve solundan korurlar. Eve dönmeden ölürse Allâhü Teâlâ ona yetmiş şehit sevabı yazar.”

Câfer-i Sâdık (r.a.) şöyle demiştir: “Kim Âyetü’l-Kürsî’yi bir kez okursa Allâhü Teâlâ dünyada ondan bin kötülüğü giderir ve onu fakirlikten kurtarır. Âhirette de bin kötülüğü ondan savar. Bunlardan en hafifi kabir azabıdır.”

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Etiketler: | 1 Comment »

LÂNET ETMEMEK

Posted by Site - Yönetici Mart 28, 2013

Lokman Aleyhisselâmin Oğluna Nasihati

LÂNET ETMEMEK

“Bir kimseye lanet etmek meselesi çok mühim ve tehlikelidir. Zira Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) ehl-i kıbleye lânete izin vermediler. Ancak kâfir olarak öldüğü bilinene lânet edilebilir.

Bir Müslüman bir takım günahları işlemekle kâfir olmaz. Ehl-i sünnetin mezhebi budur. Şu halde, husûsî bir sûrette lânete müstehak olan bir kimseye bile lânet etmeye cüret ve cesâret etmek bir Müslümana yakışmaz. Çünkü faydasızdır. Tehlikeli şeylerle ağzını kirletmektense kalbini ve ağzını Allâhü Teâlâ’yı zikir ile tesbîh ve tevhîd ile Kur’ân-ı Kerîm okumak, salât ve selâm getirmekle nurlandırmak daha hayırlı, faydalı ve akıllıca olacağı şüphesizdir.”

.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

Yeşil Kubbe.

Posted by Site - Yönetici Mart 28, 2013

ravda,yesil kubbe,rawda, al madinah,munawwarah,medine,medinei munevvere,

Yeşil Kubbe.

Yeşil Kubbe?
Peygamber Efendimiz s.a.s. Efendimizin kabr-i saadetlerinin bulunduğu kısmın üzerine ilk kubbeyi Memlük Sultanı Kalavun yaptırmıştır.

Emir büyük yerden gelince kubbe inşâsı için vira bismillah denilmiş.

Lakin ferasetli ecdadımız, Nebiler Nebisi’nin kabr-i şerifinin üzerinde bu kubbeyi nasıl inşâ edeceklerini günlerce düşünmüşler. “Biz nasıl olur da Efendimiz s.a.s.’in üzerinde çalışabiliriz; bu çalışmamız Ona s.a.s. ve halifelerine karşı saygısızlık olur” diyerek, düşünmüş, düşünmüşlerdir.

Nihayet aralarında anlaşarak, “madem bu kubbe illa ki inşâ edilecek, o zaman her bir inşaat malzemesinin adını değiştirerek kubbeyi inşâ edene dek, tek bir dünya kelamı konuşmamaya yemin edelim demişlerdir. Çivinin adı: Allah-u Ekber, çekicin adı: Sübhanallah, tahtanın adı: Sallallahu ala seyyidina Muhammed, çamurun, liflerin her birinin adını Allah’a ve Peygamberine ait övgü sözleri ile eşleştirmişlerdir.
Bu ne güzel bir incelik, zarifliktir; Ya Rabbim!.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: