Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 20 Oca 2013

Dostundan gelen ihanet

Posted by Site - Yönetici Ocak 20, 2013

420949_344840938893743_1079312174_n

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Güzel Sözler, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Zekat | Etiketler: | Leave a Comment »

“RABBİNİN MAKAMINDAN KORKANA İKİ CENNET VARDIR”

Posted by Site - Yönetici Ocak 20, 2013

“RABBİNİN MAKAMINDAN KORKANA İKİ CENNET VARDIR”

Hz. Ömer’in halifeliği zamanında mescide ve ibadete devam eden bir genç vardı. Bir kız ona âşık oldu. O da ona âşık olmuştu. Tenha bir yerde kız yanına geldi, konuştular. Genç ona meylettiği sırada Allah korkusundan hıçkırıklarla bayılıverdi.

O gencin amcası geldi ve onu kucaklayıp evine götürdü. Kendine gelince amcasına, “Ey amca! Hz. Ömer’e git, benden kendisine selâm söyle ve ‘Rabbinin hesap için huzuruna çıkacağı makamından korkan kimseye mükâfat olarak ne vardır?’ diye sor.” dedi. Bunun üzerine amcası gitti ve Hz. Ömer’e olanı anlattı. Bu sırada genç tekrar bir hıçkırıkla vefat etmişti.

Hz. Ömer bu olanları öğrenince gencin yanına vardı ve: “Sana iki cennet vardır, sana iki cennet vardır.” buyurdu.

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Hikayeler, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, İbretlik | Etiketler: | Leave a Comment »

Kur’ân’ı kerimi tecvidsiz okuyan sevap kazanmaz mı?

Posted by Site - Yönetici Ocak 20, 2013

Kur’ân’ı kerimi tecvidsiz okuyan sevap kazanmaz mı

“Kur’ân’ı kerimi tecvidsiz okuyan sevap kazanmaz mı?

Kur’ân’ı  kerimi tecvidle okumanın hükmü ve faziletleri nelerdir?” 

HZ. ALLAH KALBİMİZE BAKAR

Bütün ibadetlerde olduğu gibi, Kur’ânı kerimi okumakta da bir usul ve erkân vardır. Ama Rabbimiz bizim “yönelişlerimize” ve “kalbimizin temayüllerine” değer veriyor; bizim hz.Allah’a yaklaşma kastıyla, eksik veya noksan da olsa ne biliyor isek, bilgimizi kullanmamızın, Cenab-ı Hak katında makbule şayan olmadığını söylemek doğru değildir. Böyle bir tavır, ibadet ruhuna da uygun düşmez. Allah Resulü (asm); “Kur’ân’ı kerimi zorlandığı halde kekeleyerek okuyana iki kat sevap vardır”1 buyururken; bizim, şöyle veya böyle Kur’ânı kerim okuyuşumuzu hz.Allah’ın rahmetinin dışında saymamız, kendimize yapabileceğimiz en büyük kötülük olsa gerektir.

Temel mes’elemiz, Kur’ân’ı kerimi öğrenmek ve okumaktır. Hatalarımıza bakmadan, eksik ve kusurlarımıza aldırmadan, şunları bilmiyorum, eksik okursam/yanlış okursam günahkâr olurum demeden, “İyice öğrendikten sonra bol bol okurum” bahanesine sığınmadan okumak, okumak, okumaktır.

Bahaneler bitmez çünkü. Hatalar eksik olmaz. Şunu bilelim yeter: Kur’ân’ı kerimi bilmeyerek yanlış okumakla günahkâr olmayız. Yüce Allah’ın, kullarına öyle her hatasında azap vereceğini düşünmek, Kur’ân’ı kerimi anlamamak demektir, İslâm’ı anlamamak demektir.

Önemli olan, öğrenmeye çalışmak; öğreninceye kadar da bildiğimizle amel etmektir.

Biz öğrenmeye çalıştıkça ve bildiğimizle amel ettikçe, Cenab-ı Hak bilmediğimiz vacip bilgileri de öğrenmemize inşaallah kapı açar. Kulun, bildiği ile amel etmesi, aynı zamanda bu bilgilere sahip olmasının bir şükrü; eksik bilgilere ulaşmasının da bir talebi niteliğini taşır.

Bildiği ile amel etmemek gibi bir vahamete düşmekten hz.Allah’a sığınalım.

TECVİDİ ÖĞRENMEK ZOR DEĞİLDİR

Hiç şüphesiz, Kur’ân’ı kerimi doğru okumak için, başka bir ifadeyle “vahiyle geldiği” şekliyle okumak için “tecvid”i bilmek ve uygulamak şarttır. Kur’ân’ı kerimi öğrendikten sonra ilk hedefimiz tecvidi de öğrenmek ve uygulamak olmalıdır. Günümüzde kitap, kaset ve diğer araç-gereçlerin de yardımıyla ne Kur’ân’ı, kerimi ne de tecvidi öğrenmek hiç de zor değildir. Ünlü hafız ve kurrâların hatim kasetlerini dinleyerek okuyuşumuzu düzeltmemiz de mümkündür. Önemli olan istemek ve talep etmektir.

Hz.Allah’ın Kitabını öğrenmek aslında hiç de zor olmamakla beraber; feyiz ve fazileti öyle yüksektir ki, eğer zorluk bulunsa bile, bunu göze almaya değer niteliktedir. Resulullah Efendimiz (asm): “Sizin en hayırlınız, Kur’ân’ı öğrenen ve öğretendir.”2 buyurur.

İbn-i Mes’ud’(r.a)un rivayet ettiği başka bir hadisi şerifte yine Allah Resûlü (asm): “Kim Allah’ın Kitabından bir harf okursa, onun için bir hasene vardır. Bir hasene mukabilinde on misli sevap vardır. Ben ‘elif-lâm-mim’e bir harftir demiyorum; elif bir harftir; lâm bir harftir ve mim de bir harftir.”3 buyurmaktadır.

Yine, Ebû Hüreyre (ra) rivayet etmiştir ki; Resulullah (asm) şöyle buyurmuştur: “Bir cemaat Allah’ın evlerinden bir evde toplanır, Allah’ın Kitabını okurlar ve aralarında müzakere ve ders yaparlarsa üzerlerine sekînet iner, onları Allah’ın rahmeti kaplar, çevrelerini melekler kuşatır ve Allah (cc) onları kendi katındaki razı olduğu kulları arasında zikreder.”4

KUR’ÂNı kerim  BİZİM HER ŞEYİMİZ

haz.Kur’ân bizim her şeyimiz.
allah dostlarının  ifadesiyle Kur’ânı kerim , “hem bir kitâb-ı şeriat, hem bir kitâb-ı duâ, hem bir kitâb-ı hikmet, hem bir kitâb-ı ubûdiyet, hem bir kitâb-ı emir ve dâvet, hem bir kitâb-ı zikir, hem bir kitâb-ı fikir, hem bütün insanın bütün hâcât-ı mâneviyesine mercî olacak çok kitapları tazammun eden tek, câmi’ bir kitâb-ı mukaddestir.”5

Biz; mü’minler olarak duayı, ilmi, hikmeti, zikri, fikri, tefekkürü, tezekkürü, namazı, niyazı, ibadeti, tevazuu, emri, daveti, dini, diyaneti… Kısacası ne kadar maddî ve manevî değerimiz varsa hepsini Kur’ân’ı kerimden aldık.

Şu halde, haz.Kur’ân üzerinde titremek bizim her şeyden önce imanımızın gereğidir.

TECVİD CEBRAİL’İN (AS) OKUYUŞ BİÇİMİDİR

Tecvid, Kur’ân’ı kerimi okurken harflerin hakkını vermek, harfleri mahreç ve aslına uygun olarak okumak demektir. Tecvid kuralları, Hazret-i Cebrail’in (as) Peygamber Efendimiz’e (asm) Kur’ân’ı kerimi nazil buyurduğu okuyuş ve harfleri çıkarış biçimidir.

Yani Cebrail (as) haz.Kur’ân’ı âyet âyet indirirken nasıl okumuşsa, harflerin boğazdan çıkış biçimlerini nasıl göstermişse, harfleri hangi gırtlak, hançere, boğaz ve ağız sesi ile okumuşsa, Peygamber Efendimiz’e (asm) haz.Kur’ân’ı vahy ederken nasıl kıraat etmişse, bütün bu okuyuş ve kıraat biçimleri Tecvid kuralları olarak tespit edilmiş ve bir araya toplanmıştır.

Yani “Tecvid” adı altında öğretilen okuyuş kuralları Hazret-i Cebrail (as) tarafından Peygamber Efendimiz’e (asm) öğretilen okuyuş biçimlerinden ve kurallarından başka bir şey değildir.

KUR’ÂN KERİM TECVİD KURALLARIYLA NAZİL OLDU

haz.Kur’ân’ın tecvid kuralları ile nazil olduğunu yine haz.Kur’ân’dan öğreniyoruz. Kur’ânı kerim  buyuruyor ki: “Biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle yaptık. Onu tertil üzere indirdik.”6 Bir diğer âyette Cenab-ı Hak Kur’ân’ı kerimi tecvid üzere okumayı şöyle emrediyor: “Kur’ân’ı açık açık, tâne tâne, tertil ile oku.”7

Âyetlerde geçen tertilin ne olduğu sorulduğunda Hazret-i Ali (ra) şöyle cevap vermiştir: “Tertil, harflerin tecvidini, sıfatlarını, okuyuş biçimlerini, mahreç özelliklerini ve vakıfları bilmek demektir.

ÖYLEYSE TECVİDİN HÜKMÜ NEDİR?

Tecvid ilmini derinliğine bilmek farz-ı kifayedir. Farz-ı kifayeye toplumsal farz denebilir. Bu tür farzlar bir toplumda herkes üzerine sorumluluk getirmez. Farz-ı kifaye olan bir meseleyi bir takım kimselerin bilmesi ve uygulaması toplum için yeterlidir.

Başka bir ifadeyle farz-ı kifaye, bir takım kimselerin bilip uygulaması ile toplumun sorumluluktan kurtulduğu, ama hiç kimsenin bilmemesi veya amel etmemesi halinde tüm toplumun sorumlu olduğu farzlardır.

Cenaze namazı da böyledir. Cenaze namazı kılmak farz-ı kifayedir. Cenaze namazını bir toplumda birkaç kişinin kılması toplumdan o sorumluluğun kalkması için yeterlidir. Ama hiç kimse kılmaz ve cenaze ortada kalırsa oradaki toplululuk  sorumlu olur. Tecvid ilmini derinliğine bilmek de böyledir.

KUR’ÂN’I KERİMİ HATASIZ OKUYACAK KADAR BİLMEK

Fakat tecvidi kural ve ayrıntılarıyla olmasa da, haz.Kur’ân’ı hatasız okuyacak kadar bilmek her Müslüman için farzdır. Bu bireysel farzdır.

Bir Müslüman, tecvid kurallarının ayrıntılarını bilmese de, Kur’ânı kerimin  harflerinin okunuşlarını ve harflerin çıkışlarını tecvide uygun şekilde öğretmeli ve öğrenmelidir.

BİZ BİLDİKLERİMİZLE AMEL EDELİM

Şüphesiz haz.Allah hiç kimseye güç yetiremediği bir teklif yüklememiştir. Kişi, gerek dilindeki bir konuşma arızasından dolayı, gerekse kendisine öğretecek bir kimse veya imkân bulamamasından dolayı tecvidi öğrenmemişse haz.Allah katında mazurdur, mesul değildir, affa uğrar. Bu durumda öğrendiği kadar, ya da güç yetirebildiği kadar bildikleriyle Kur’ân’ı kerimi  okumasında kendisine bir günah yoktur. Bildikleriyle amel etmesi kişiye yeterlidir. Bilmedikleriyle amel etmek hiç kimseye farz değildir.

Emin olmalıdır ki, kişi bildikleriyle amel ettikçe, hz.Allah ona bilmediklerini öğretir.

KUR’ÂNI KERİM OKUMA SEVGİSİ GÜNAHLARI ERİTİR

Elinde öğrenme ve uygulama imkânı olduğu halde sırf ihmalkârlıktan dolayı öğrenmeyen veya öğrenip unutan, ya da öğrendiği halde HZ.Kur’ân’ı tecvid üzere okumayan kimse ise mesuldür.

Kur’ân’ı kerimi okurken tecvid kurallarının bazılarını yapamamakla kişi günahkâr olmaz. Eğer kelimeyi anlamını değiştirecek kadar bir bozukluk içinde okumuyorsa mesele değildir.
Bilmeyen birisi, böyle kelime anlamını değiştirecek biçimde bir bozuk okuyuşla da okusa, ruhundaki Kur’ânı kerim aşkı hürmetine günahı affedilir.

Allah(c.c) bildiklerimizle amel etmeyi, bilmediklerimizi öğrenmeyi cümlemize nasip etsin. Âmin.

Şerife Şevval Kardelen Hocamiza bu yazi icin tesekkur ederiz

Dipnotlar:
1- Buhârî ve Müslim
2- Buhârî
3- Tirmizî
4- Müslim
5- Sözler, s. 331
6- Furkan Sûresi, 25/32
7- Müzemmil Sûresi, 73/

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: