Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 14 Oca 2013

Güzel sözler

Posted by Site - Yönetici Ocak 14, 2013

Güzel sözler

418558_354763517901485_895406199_n

Posted in Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Güzel Sözler, Genel, Tavsiyeler, Türkiye | Etiketler: | Leave a Comment »

Allah bizi niçin yarattı ve niçin namaz kılmamızı istedi?

Posted by Site - Yönetici Ocak 14, 2013

namaz (2)

Allah bizi niçin yarattı ve niçin namaz kılmamızı istedi?

Cenabı Zül Celal Hazretleri Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerimde yaratılış amacımızı şöyle bildiriyor; “Ben insanları ve cinleri bana kulluk etsinler diye yarattım” Bunu müfessirler “Beni tanısınlar diye yarattım” şeklinde yorumluyorlar. Aslında Ayet-i Kerime’de mananın ikisi de var. Yani Cenabı Allah; “Beni tanıyıp Bana kulluk etsinler diye yarattım” buyuruyor. Öyleyse bize düşen Allah’ı tanımak, kulluğumuzu yapmaktır. Allah Kendisi’ne gereği gibi kulluk eden bir mümin için ne dünyada ne de ahirette hiçbir azap dilememiştir. Tam tersine her iki hayatta da güzellik onlarındır: (Allah’tan) Sakınanlara: “Rabbiniz ne indirdi?” dendiğinde, “Hayır” dediler. Bu dünyada güzel davranışlarda bulunanlara güzellik vardır; ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. Takva sahiplerinin yurdu ne güzeldir. Adn cennetleri; ona girerler, onun altından ırmaklar akar, içinde onların her diledikleri şey vardır. İşte Allah, takva sahiplerini böyle ödüllendirir. (Nahl Suresi, 30-31)

Binasının temelini, Allah korkusu ve hoşnutluğu üzerine kuran kimse mi hayırlıdır, yoksa binasının temelini göçecek bir yerın kenarına kurup onunla birlikte kendisi de cehennem ateşi içine yuvarlanan kimse mi? Allah, zulmeden bir topluluğa hidayet vermez. (Tövbe Suresi, 109)

Allah-ü Teala’nın ayeti kerimede haber verdiği gibi, Kuran’da tarif edilen şekilde bir imana sahip olmayanların yaşamları, “yıkılacak yer“ların kenarlarına kuruludur. Onların hayattaki tek amaçları “bu dünya“da mutluluğu ve rahatlığı elde etmektir ama bilmezlerki dünyada rahat arayan rahatsız olur . Bu insanların kimi, kendine “zengin olmak” gibi bir hedef belirler. Bu hedefine ulaşmak için elinden geleni yapacak, tüm fiziki ve beyinsel gücünü zengin olmak için kullanacaktır. Kimisi de hayattaki amacını “itibar sahibi ve ünlü bir insan olmak” olarak saptar. Bunu elde etmek için de elinden gelen her şeyi yapar. Her türlü zorluğa katlanır, çeşitli fedakarlıklarda bulunur. Ama bunların hepsi, ölümle birlikte yok olacak olan, yalnızca dünya hayatına hedeflerdir. Hatta birçoğu henüz hayattayken de kaybedilebilir.

Oysa mümin, haz.Allah’ın varlığının ve gücünün farkındadır. haz.Allah’ın onu niçin yarattığını ve ondan neler istediğini bilir. Bu nedenle de dünyadaki asıl amacı haz.Allah’ın razı olduğu bir kul olmak için çalışmaktır. Cenab-ı Allah bunu nasıl yapacağımızı da bildiriyor. Kur’an-ı Kerim’de buyuruyor ki: “Habibim ey Muhammed (s.a.v.) o insanlara de ki: ‘Eğer siz Allah’ı seviyorsanız, ve O’na ibadet etmek istiyorsanız, bana uyunuz” Demek ki haz.Allah’ı tanımanın ve O’nu sevmenin yolu Peygamber Efendimizden geçiyor. Peygamber Efendimiz de insanlara buyuruyor ki: “Benim Ashabım, gökteki yıldızlar gibidirler. Hangisine uyarsanız doğru yolu bulursunuz.” Burada bir emir kumanda zinciri var.

Akıllı olan bu fâni dünyaya düşkün olmaz, kulluk vazifesini hakkıyla yapar. Şu üç kimsenin haline şaşılır:

1- Ölüm kendisini yakalamak üzere olduğu halde, o dünyalık peşindedir.

2- Gaflete dalıp, kendini unuttuğu halde, unutulmamış olup, hesaba çekilecektir.

3- Rabbinin kendinden razı olup, olmadığını bilmediği halde, rahatça güler.. Ölümden şüphen varsa, yatıp uyuma. Uyumak zorunda kaldığın gibi, ölüme de mahkumsun. Dirilmekten de şüphen varsa, uyanma hiç. Uykudan uyandığın gibi öldükten sonra da dirileceksin. haz.Allah bir kuluna iman vermiş ise, ne vermedi. İman vermedi ise, ne verdi?

Her namazı “bu son namazım” diye kıl.

Yaratılışın en yüce gayesi, haz.Allah’a iman ve onu tanımaktır. Bütün noksan sıfatlardan yüce ve en üstün sıfatlarla muttasıf olan haz.Allah’ı, tanımak ve ona kulluk borcunu yerine getirmek, gönül huzurunun kaynağıdır: “Onlar inanmışlardır. Allah’ı zikretmeleri sebebiyle kalbleri huzura kavuşmuştur. Uyanık olun, kalbler ancak Allah’ı zikretmekle huzura kavuşur” (er-Ra’d, 13/28).ayeti bu hakikati apaçık ortaya çıkarmıştır.

Allah-ü Teala’nın bizim ibadetimize hiçbir ihtiyacı yoktur; ama bizler, Allah’a ve onunla ilişki vesilesi olan ibadet ve namaza muhtacız. Namaz, kul ile Yüce Allah arasında sürekli bir irtibat vesilesidir. Zayıf ve güçsüz insanın, güçlü ve kadir olan Allah Teala ile bu manevi ilişkisi, çeşitli zorluklar karşısında insana güç verir. Hayatın zorluklarında şaşkınlığa uğramış insan, sadece haz.Allah’a yönelmekle huzura kavuşabilir ve namaz insanın haz.Allah’a yönelmesini, O’na bağlanmasını sağlar. Çünkü niyet, iftitah tekbiri, fatiha ve fatihadan sonra bir surenin okunması, rüku, secde, teşehhüt, selam ve namazın diğer vacip ve şartları insanın kalbini haz.Allah’a yönlendirecek özelliğe sahiptir. Namaz kılan bir mümin, her gece ve gündüz, beş defa bütün varlığıyla haz.Allah’a yönelmektedir.

Resulullah (S.A.) şöyle buyuruyor:

Mümin namaza başladığında, Allah Teala, namazı bitirinceye kadar lütuf ve merhamet ile ona bakar ve o ilahi merhamet gölgesinde yer alır; onun etrafını göğün ufuklarına kadar melekler sarar ve Yüce Allah bir meleği onun baş ucunda durup şöyle demekle görevlendirir: Ey namaz kılan! Eğer kimin sana baktığını ve kiminle raz-u niyaz ettiğini bilseydin, asla bu yerinden ayrılmazdın ve başka bir şeye ilgi göstermezdin.” (Cami-ul Ehadis)

Başka bir hadisi şerifte

Eğer namaz kılan Allah’ın azamet ve yüceliğinin ne derecede onu sardığını bilseydi, başını secdeden kaldırmak istemezdi. (Cami-ul Ehadis)

Bizler gerçek mutluluk yolu olan namazın çeşitli semerelerinden gereğince yararlanmak için namaza daha fazla önem vermeli ve namazda kalp ve fikrimizi haz.Allah’a yönelterek namazın manevi feyizlerinden yararlanmaya çalışmalıyız. Hiçbir bahaneyle namazı terk etmeyip en zor şartlarda bile namazdan gaflet etmemeliyiz. Bu ilahi farizayı gereğince ayakta tutmaya çalışarak gönül ve kalp temizliğimizi artırmaya çalışmalı; ruhumuzu güçlendirmeli ve hayatta karşılaşılması mümkün sıkıntı ve buhranlarda bu ilahi destekten yardım almalıyız.

Şerife Şevval Kardelen

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Namaz, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar, Şerife Şevval Kardelen | Leave a Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: