Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Archive for 20 Kas 2012

Diyanet’te Militan Feministlerin Yeri Yoktur!

Posted by Site - Yönetici Kasım 20, 2012

1 rabita ft5

Diyanet’te Militan Feministlerin Yeri Yoktur!

Feminizm İslama, bilime, Kur’ana, Sünnete, gerçeklere aykırı sapık ve bozuk bir ideolojidir.

Gizli, derin, sinsi güçler Diyanet İşleri Başkanlığına militan feminist elemanlar sokarak dinimizi bozmaya çalışıyor.

İnsanlar erkek veya kadın hukuk önünde eşittir ama mutlak eşitlik yoktur.

Kadınların erkeklerden üstün tarafları vardır.

Erkeklerin kadınlardan üstün olduğu taraflar.

Soruyorum:

1. Niçin futbol takımları kadın erkek karışık değildir?

2. Niçin atletizm yarışmalarında kadınlar ve erkekler ayrı takımlarda yarışır?

3. Niçin ordularda kadınlarla erkeklerin sayısı eşit değildir?

4. Niçin millet meclislerinde kadın vekillerle erkek vekillerin sayısı eşit değildir?

Çünkü erkeklerle kadınlar her konuda eşit değildir.

Son yıllarda Diyanet kadrolarına binlerce müftü yardımcısı, vâize ve diğer kadın eleman doldurulmuştur.

İslam tarihinin hangi devrinde müftülerin kadın yardımcıları olmuştur? Hiçbir devirde…

Bir ara çok büyük bir vilayetimizin müftülüğü, imamlara açık bir hanımı müzik ve şan dersi hocası olarak tayin etmişti. Bu da İslam tarihinde görülmemiş bir bid’attir. İmamlara müzik ve şan dersi verilecekse bu iş ehliyetli erkek bir öğretmene verilemez miydi?

Büyük vilayetlerimizden birinin kadın müftü yardımcısı bundan birkaç yıl önce ilmî bir seminerde Sahih-i Buharî’de geçen bir hadis için “Peygambere söyletmişler” tabirini saygısızca kullanmıştı. Sahih-i Buharî Ehl-i Sünnet Müslümanlarının katında ve gözünde “Kur’andan sonra kitapların en doğrusudur”, feminist bir Diyanetçi böyle bir sözü söyleme cesaretini nereden almıştır? Diyanet bu kadın müftü yardımcısı hakkında ne gibi muamele yapmıştır?

Kadın müftü yardımcısı olamaz.

Sadece kadınlara vaaz edecek kadın vaizeler olabilir.

Kız çocuklarını ve kadınları eğitecek kadın Kur’an hocaları olabilir.

Onların da mutlaka Ehl-i Sünnet ve Cemaat itikat ve mezhebinde olmaları gerekir.

Hiçbir din görevlisi ve Diyanet mensubu militan feminist olamaz. Çünkü feminizm İslam’a aykırı bozuk bir ideolojidir. Bir Diyanet mensubu nasıl Marksist, Nazi, rasist olamazsa feminist de olamaz.

İmamlara, açık genç bir kadın müzik ve şan hocalığı yapamaz. Erkek öğretmenlerin kökü mü kurudu ki, Diyanet böyle açık bir kadın hoca bulmuş?

İslam dini erkek Müslümanların, farz namazlarını cemaatle kılmalarını emr eder. Kadınlar isterlerse camilere gelebilir ve kendilerine ayrılan yerlerde namaz kılabilirler ama onlar için cemaat sünnet-i müekkede-i ‘ayn değildir, namazları evlerinde kılmaları daha hayırlıdır.

Bir yatsı ve teravih namazında büyük camiye erkek cemaati sokmamak, mâbedin içini otobüs ve minibüslerle taşınmış kadınlarla doldurmak, on dört asırlık İslam tarihinde görülmemiş bid’at ve rezalettir.

Genç kadınlardan bir koro kurup erkeklere konser verdirmek, işte bunun İslamda ve Şeriatta yeri yoktur.

Feministler Kur’andaki muhkem hükümlerin bir kısmını reddediyor.

Miras konusundaki Kur’anî hükümleri reddeden dinden çıkar.

İslam dinine göre ailenin reisi erkektir.

Bir kısım militan ve aşırı feministler Ehl-i Sünnet İslamlığını yıkmak, onun yerine bozuk Fazlurrahmancılık mezhebini getirmek istiyor.

Bu feministler dinde reform, yenilik, değişiklik yapmak istiyor. Onlar dinimizi tahrif etmek istiyor.

M. Kemal bile bu kadarını yapmamıştı, Diyanet kadrolarına kadın elemanlar almamıştı.

Ülkemizde oldukça hürriyet vardır, militan ve reformcu feministler de hürdür ama onların Diyanet kadrolarında yeri yoktur.

Müslüman kadınların vazifesi Hz. Hatice, Hz. Fâtimatü’z-Zehra, Hz. Âişe, diğer Ezvac-ı mutahharat, Râbiatü’l-Adeviyye, Ehl-i Beyt’e mensup saliha hanımlar, veliyye hanımlar gibi taqvalı bir hayat sürmek, kadınlar alemine güzel bir örnek ve model olmaktır.

Buyursunlar Hz. Aişe gibi ilimde, fıkıhta, edebiyatta, en yüksek dereceye çıksınlar, buna kim itiraz edebilir?

Erkeklerle ihtilât etmemek şartıyla öğretmenlik yapsınlar, insanî hizmetler yapsınlar, hayır işlerinde yarışsınlar. Bunlara kim itiraz edebilir?

Feminist kadınlar, samimî iseler, devletin TC başlıklı vesikalarla niçin KDV’li seks köleliğine izin verdiğini sorgulasın ve protesto etsinler.

Esahhü’l-kitab bâde Kitabillah olan Buharî’deki sahih bir hadîs için “Peygambere söyletmişler” diyen zihniyeti protesto ediyor, bir Ehl-i Sünnet Müslümanı olarak hakkımı helal etmiyorum.

Laik bir düzende çarşaflı bir İslam kadını cumhurbaşkanı da olabilir, başbakan da… Feminist Müslüman kadınlar bid’at fantezilerini bir kenara koysunlar, laik rejimin başına çarşaflı güçlü kadınlar geçirmek için çalışsınlar.

İndira Gandi, Şansölye Merkel, Madam Thatcher gibi…

Bu dediğim, açık ve genç bir kadın öğretmene, imamlara müzik ve şan dersi verdirtmek kadar kolay olmasa gerek!

Kaynak : Mehmet Şevket Eygi

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

HZ. ÖMERU’L-FÂRUK’UN (R.A.) ŞEHİT EDİLMESİ

Posted by Site - Yönetici Kasım 20, 2012

Hz. Ömer,

HZ. ÖMERU’L-FÂRUK’UN (R.A.) ŞEHİT EDİLMESİ

Mecûsî Ebû Lü’lü, Hz. Ömer’e (r.a), efendisinden şikâyet edip “Mugîre benden günde iki dirhem haraç istiyor, bunu biraz hafifletin.” dedi. Hz. Ömer (r.a.) onun sanatını sordu. Köle “Tüccâr, nakkâş(nakışcı), demirci.” dedi. Hz. Ömer “Bu sanatlara göre haracını çok görmüyorum. Hem, ‘Yel değirmeni bile yaparım.’ demişsin.” buyurdu. Köle “Evet” deyince. Hz. Ömer “Öyle ise bana bir yel değirmeni yap.” dedi. Köle “Sana öyle bir değirmen yapacağım ki, doğudan batıya kadar bütün dillere destan olacak.” dedi. Hz. Ömer (r.a), “Bu kâfir beni öldürmek istiyor.” dedi. Etrafındakiler: “Emir buyurun, hemen onu öldürelim.” deyince de “Öldürmeden evvel kısas yapılmaz.” buyurdular.

Zilhicce ayının 23. günü sabah namazını kılmak üzere cemaat saf olurken, Ebû Lü’lü içeri daldı ve iki taraflı bir hançerle altı yerinden Hz. Ömer’i ve daha on kişiyi yaralayıp kaçtı. Yaralı sahabîlerden dokuzu şehîd oldular.

Asıl ismi Firûz olan Ebû Lü’lü yakalanıp öldürüldü.

Hz. Ömer (r.a.): Abdurrahmân İbni Avf (r.a)’a namaz kıldırmasını emredip, Ashâb-ı kirâmı topladı ve “Allâhü Teâlâ’ya hamd olsun ki bu ümmetin katlettiği kimse olmadım, bir Mecûsi’nin elinde şehid oldum. Hem diri, hem ölü iken halîfeliğin benim üzerimde olmasını istemem. Aşere-i Mübeşşere’den altı kişi söylüyorum. Bunlar halife olmağa lâyık kimselerdir. Aralarında müşâvere etsin, birini halife seçsinler. Ben onların hiçbirini kat’i olarak seçemedim. Bu altı kişi

Osman bin Affan, Ali bin Ebi Tâlib, Talha, Zübeyr, Sa’d bin Ebî Vakkas ve Abdurrahman ibni Avf’dır.” buyurdu. (Radıyallâhü anhüm)

Hicretin 23. senesi Zilhicce’nin son günü irtihâl-i dâr-ı bekâ eylediler. Hilâfeti on sene altı aydır. Cenâzesi Peygamber Efendimizin (s.a.v.) türbesinde Hz. Sıddîk’in yanına götürüldü. Birisi ilerleyip: “Esselâmü aleyke yâ Rasûlallâh! Ömer’i getirdik. Eğer izniniz olursa Ravza içine defnedeceğiz.” dedi. Oradaki Ashab-ı Kirâm, Rasûlullâh’ın (s.a.v) mübârek sesini duydular: “Benim yârimi bana getirin.” Hücre-i Saâdetin kapısı açıldı. Hz. Ebû Bekir’in sol yanında hazırlanan kabrine defnedildi. (Radıyallâhu anhüm.)

Kaynak : Fazilet takvimi 04.11.2012

Posted in Bunları Biliyormuydunuz, Diger Konular, Dini Konular, Güncel, Gündem, Genel, H.z Ömer, Tavsiyeler, Türkiye, Yorumlar | 1 Comment »

 
%d blogcu bunu beğendi: