Göynem – Beyşehir

İlahi – Kur`an -İslam – Din -Tasavvuf – Belgesel – Dua – Hadis – Tarih – Şiir – Vs… – بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

Süleyman Aleyhisselam’a Büyücü Diyen Kâfirdir

Posted by Site - Yönetici Kasım 3, 2012

9

Süleyman Aleyhisselam’a Büyücü Diyen Kâfirdir

Süddî şöyle buyurdu: Şeytanlar, (birinci kat) semâ’ya (göğe) çıkıyorlardı. Orada melekler, konuşurlarken onları dinliyorlardı. Yeryüzünde olacak ölüm ve diğer şeyleri öğreniyorlardı. Sonra onları gelip, işittikleri her kelimeye yetmiş yalan kelime katarak onları kâhinlere aktanyorladı. Cinlerin, yetmiş kat yalan katarak, kahinlere haber verdiği bilgileri, kâhinler, insanlara hemen yazıp kitab haline getiriyorlardı. Bu durum Isrâiloğulları arasına yayıldı. Cinlerin gaybi bildikleri inancı Isrâiloğulları arasına yayıldı. Bunun üzerine Süleyman Aleyhisselâm, insanların arasına haber ve adamlarını gönderdi. 0 kitapları topladı. Hepsini bir sandığa koydu. Onları, alıp oturmakta olduğu kürsî’nin altına gömdü. Ve şöyle buyurdu:

-“Bundan sonra bir kimsenin “cin ve şeytanlar gaybı biliyor” dediğini işitirsem boynunu vururum.” Sonra Süleyman Aleyhis­selâm vefat etti. Zamanla Süleyman Aleyhisselâm’ın kâhinlerin kitablarını toplayıp, tahtının altına gömdüğünü bilenler kalmadı. Isrâiloğullarında ihtilaflar çıktı. Şeytanlar bir insan suretinde Isrâiloğullarından bir nefere geldi:

-“Sizin ebediyyen yiyemeyeceğiniz ve sahib olamayacağınız bir hazineden size haber vereyim mi?” dedi. Onlar:

-“Evet!” dediler. Şeytan onlara:

-“Süleyman Aleyhisselâm’ın, oturmakta olduğu kürsî’nin altını kazın,” dedi. Şeytanlar, onlarla beraber gitti. Onların kazacakları yerleri gösterdi. Şeytan bir köşede durdu. Isrâiloğulları ona:

-“Yaklaş ‘ dediler. O:

-“Hayır! Ben burada durayım. Eğer orada hazineyi bulamazsanız, beni öldürün,” dedi. Zîrâ şeytanlardan biri o kürsî’ye yaklaşsaydı hemen yanardı. Isrâiloğulları şeytanın istediği yeri kazdılar. O kitabları çıkarttılar. Şeytan onlara:

-“Muhakkak ki Süleyman! (Aieyhisselâm), cinleri, insanları, şeytanları ve kuşları, bu kitablar ile emrine almıştı” dedi. Yahûdî-lerin şaşkınlıkları arasında Şeytan uçup kaçtı. Bunun üzerine Isrâiloğullannın arasına, Süleyman Aleyhisselâm’ın sihirbaz olduğu yayıldı. İsrailoğulları, bu kitabları aldılar. Bundan dolayı, Yahudi­lerin, arasına büyü ve sihirbazlık yaygın bir halde bulunmaktadır. Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri geldiği zaman (1/190) Allahü teâlâ Hazretleri, Süleyman Aleyhisselâm’ı bunlardan (Yahudilerin, sihir iftiralarından) beri (uzak olduğunu) bildirip temize çıkarttı. Süleyman Aleyhisselâm’ın sihir ve büyüden uzak olduğunu bildirdi.

Tuttular da Süleyman mülküne dair şeytanların uydurup izledikleri şeyin ardına düştüler,” buyurdu.

“Halbuki Süleyman küfretmedi.” Sihir ve ilmiyle kâfir olmadı. Yani, Süleyman Aleyhisselâm, sihirbaz değildi. Sihirbaz kişi, kâfirdir. Sihrin, küfür olduğuna tariz de, Süleyman Aleyhisselâm’ın böyle çirkinliklerden uzak olduğunu mübalağa ile beyan etmek içindir. Onların yalanlarını başlarına vurdu. “lakin o şeytanlar küfrettiler.” Sihri, kullanmak, öğretmek ve onu düzenlemekle kâfir oldular.

 “insanlara sihir öğretiyorlar,”

Yani kâfir oldular. Halbuki on|ar sihri, insanları sapıtmak ve dalâlete düşürmek için öğretiyorlardı. Rivayet olundu ki, sihir, şeytanların güçlerinin cevherinden ve ağızlarının inceliğinden çıkartmış oldukları şeylerdir.

“Ve o şey ki,” yani insanlara o şeyi öğretiyorlardı ki, “O   iki   meleğe  indirilen   (şeyleri öğretiyorlardı.” Ona ilham edilen ve öğretilen şeyleri. O da sihir ilmidir.

Onlar, Allah tarafından insanları imtihan etmek için, sihir ilmini öğretmek gayesiyle indiler. İnsanlardan, sihir ilmini Öğre­nen ve onunla amel eden kişi kâfir oldu. Sihir ilminden kendini koruyan veya amel etmek için değil de, sihirden kendisini koru­mak için öğrenen ve öğrendiğiyle amel etmeyen kişiler ise, mü’mindiler. Kâfir olmadılar. Şöyle ki: Ben şerri, şer için değil; ondan korunmak için öğrendim” denildiği gibi.

Bu, bir “arrâf’a yani sihirci veya geleceği bildiğini söyleyen kişi veya cindâra) geldiği zaman, ona bir şey sormak, onun halini imtihan etmek, işinin iç yüzünü öğrenmek, onun yalan ve doğrularını ortaya koyacak bilgilere sahip olmak caizdir.

Rûhu’l-Beyan Tefsiri Tercümesi- İsmail Hakkı Bursevi Hazretleri

.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

 
%d blogcu bunu beğendi: